Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Vecdi Can
12 theses · Sakarya University
Finansal başarısızlığın erken öngörüsü: BİST'te bir uygulama
Karataş, B. (2024). Finansal başarısızlığın erken öngörüsü: BİST'te bir uygulama (Yayımlanmamış doktora tezi). Sakarya Üniversitesi. Bu araştırmanın amacı; Borsa İstanbul'da (BİST) faaliyet gösteren imalat sektöründeki işletmelerin finansal başarı/başarısızlık durumlarını, istatistiksel tahmin modellerinden lojistik regresyon analizi (LRA), yapay zeka tahmin modellerinden Bulanık Mantık (Fuzzy Logic)-ANFIS modellerini kullanarak, işletmeler finansal başarısızlığa düşmeden bir yıl öncesinden öngörecek modeller geliştirmektir. Araştırmanın kapsamı; Borsa İstanbul'da (BİST) faaliyet gösteren imalat sektöründeki işletmelerin finansal başarı ve başarısızlık durumlarını öngörmek amacıyla geliştirilmiş tahmin modelleri üzerine odaklanmaktadır. Araştırma evrenini, BİST imalat sektöründe 2005-2019 döneminde faaliyet gösteren işletmeler oluşturmaktadır. Veriler BİST'te imalat sektöründe faaliyet gösteren 177 şirketten farklı dönemlerde başarısızlık kriterine uyan 103, başarılı kriterlerine uyan 103 toplamda 206 firmanın 12 aylık (yıllık) mali tablolarından veriler elde edilmiştir. Araştırmada finansal başarısızlık kriteri olarak, işletmelerin üst üste en az iki veya daha fazla yıl "Net Dönem Zararı" açıklamaları esas alınmıştır. Araştırmada 58 adet bağımsız değişken mevcuttur. SPSS 22, Matlab R2019a, Jamovi 2.3.28 ve Excel programları kullanılmıştır. Araştırma üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde; finansal başarısızlık kavramı, sebepleri, işletmelere etkileri, önleme yöntemleri işlenecektir. İkinci bölümde; finansal başarısızlığın erken öngörüsünün önemi, finansal başarısızlığın öngörüsünde kullanılan modeller ve literatür ele alınacaktır. Üçüncü bölümde finansal başarısızlığın öngörüsü üzerine BİST imalat sektörü üzerine bir uygulama bulunacaktır. Araştırmanın yöntemi; araştırmada verilerin analizi SPSS 22 programında lojistik regresyon analiz yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup, modelin; anlamlılığı, açıklayıcılığı ve uyumu gibi çeşitli istatistiksel analizler yer almıştır. Lojistik regresyon yöntemiyle ortaya konulan tahmin modelinin açıklama gücünü yüksek bulduğu dört bağımsız değişken, ANFIS yönteminin de bağımsız değişkenleri olarak kullanılmıştır. ANFIS modeli için Matbab R2019a programı kullanılmıştır. ANFIS modeli de, eğitim veri setiyle eğitilmiş, ağın hiç görmediği diğer veri setleri gösterilerek tahminler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın diğer çalışmalardan farkı; i) 2005-2019 yıllarını kapsayan (15 yıllık) uzun bir dönem aralığındaki, büyük bir veri yığınıyla çalışılması, ii) Modellerin her alt sektör için ayrı ayrı geliştirilmeyip, hepsini kapsayan sadece tek bir modelin ortaya konması, iii) Çalışmalarda yaygın olarak sadece finansal oranlar kullanılmakla birlikte, bu çalışmada hem finansal hem de finansal olmayan bağımsız değişkenlere yer verilmiştir. Bu araştırmada farklı olarak modellerin ilk oluşturulma aşamasında işletmenin halka açıklık oranı, firma faaliyet süresi, denetim raporu görüşü gibi finansal olmayan bağımsız değişkenlerin kullanılması, iv) İstatistiksel yöntemlerle elde edilen açıklama gücü yüksek bağımsız değişkenlerin yapay zekâ tahmin yöntemlerinden Bulanık Mantık-ANFIS ile işletilmesiyle hibrit bir modelin ortaya konması, v) Başarısızlık baz yılı olarak en az iki ve daha fazla yıl zarar eden işletmelerin, üst üste başarısızlıkların başladığı ilk zararlı yıl finansal başarısız dönem (t) olarak kabul edilmiştir. Finansal başarısız olarak kabul edilen firmaların başarısızlık baz yılından bir önceki yıl (t -1) verileri kullanılarak hesaplamalar yapılmıştır. Araştırmada lojistik regresyon ve ANFIS metoduyla ortaya konan modeller karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak yapılan bu araştırmada; ANFIS modelinin LRA modelinden biraz daha iyi tahmin sonuçları ortaya koyduğu, finansal başarı/başarısızlık tahmininde kullanılan en önemli bağımsız değişkenin "Esas Faaliyet K-Z (net)/KVYK" olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal Başarısızlık, Finansal Başarısızlık Öngörüsü, Mali Başarısızlık Tahmini, Bulanık Mantık-ANFIS, Lojistik Regresyon Analizi
BIST perakende sektörü şirketlerinin 2017-2021 yılları arası finansal tablo dipnotlarının TFRS 15 gereklilikleri açısından analizi
İşletmelerin finansal performansının belirlenmesindeki en önemli unsurlardan biri hasılattır. Bu nedenle işletmelerin olağan faaliyetleri sonucu elde edilen hasılatın gerçeğe uygun şekilde ölçülmesi ve zamanında finansal tablolara alınması son derece önemlidir. TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardı, Türkiye'de muhasebe ve denetim standartlarını yayımlamaya yetkili Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından 01/01/2018 tarihinden sonra başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu standardın yürürlüğe girmesiyle beraber TMS 18 Hasılat ve TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri standartları uygulamadan kaldırılmıştır. TFRS 15, hasılatın tanınmasında önemli değişiklikler getirmiştir ve bu değişikliklerin birçok sektörün finansal tablolarını etkileyecek seviyede olacağı beklenmektedir. Ürün çeşitliliği ve kendine özgü uygulamaları nedeniyle perakende sektörü bu sektörlerden biridir. Perakende sektörünün küresel ekonomide önemli bir konumda bulunması ve sürekli yenilenen bir sektör olması sebebiyle iş modellerinde ortaya çıkan değişimler, perakende sektörüne ilişkin raporlama konularında çeşitliliği arttırmaktadır. Nitekim TFRS 15, perakende sektöründe yer alan satışların özel koşullarına ve özel teşviklere de değinmektedir. Bu kapsamda standardın sektöre özgü nakit teşvikler, raflandırma ücretleri, iskonto ve para iadesi, müşteri sadakat programları, bedava veya indirimli ürün veya hizmetler, satılan ürünlere verilen garantiler, iadeler konularına ilişkin hükümleri bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; TFRS 15 ile TMS 18'in perakende sektörüne özgü konulara ilişkin muhasebeleştirme ve raporlama kurallarının karşılıklı olarak incelenerek benzerlik ve farklılıklarının ortaya konması ve BIST endeksinde işlem gören perakende sektörü işletmelerinin TFRS 15 hükümleri gereği finansal tablo dipnotlarında yapılacak açıklamalara ne ölçüde yer verildiğinin tespit edilmesidir. Çalışma kapsamında yer alan araştırmada BIST endeksinde faaliyet gösteren perakende şirketlerinin 2017-2021 yıllarında yayınlamış oldukları finansal tabloları ve bağımsız denetim raporları içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, BIST parekende sektörü şirketlerinin bağımsız denetim raporları ve finansal raporlarından hareketle TFRS 15'e ilişkin genel olarak açıklamalara yer verildiği fakat 'Dipnotlarda Açıklanması Gereken Hususlar' doğrultusunda açıklanması gereken bilgilere hiç yer verilmediği veya detaylı olarak yer verilmediği görülmüştür. Ayrıca şirketlerin hizmet aldığı bağımsız denetim şirketi değişikliklerinin de hasılat raporlamalarında önemli ölçüde değişikliğe neden olmadığı tespit edilmiştir.
XV. Yüzyıl Osmanlı Devleti muhasebe uygulamalarında yaşanan gelişmeler: Muhyeddin Muhammed'in Mecma'ü'l-Kavâ'id adlı eseri
XV. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nde önemli siyasi gelişmelerin yaşandığı bir döneme tekabül etmektedir. Yaşanan bu siyasi gelişmeler, iktisadi ve mali düzene ilişkin bir takım yapısal düzenlemelerin oluşturulmasına imkân sağlamıştır. Bu gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan kayıt ihtiyacı ise Osmanlı Devleti'ni muhasebe uygulamaları açısından gelişmiş bir seviyeye taşımıştır. O dönemden günümüze kadar ulaşan bazı muhasebe defterleri, merdiven yöntemi ile tutulan kayıt örnekleri ve gelir-gider cetvelleri Osmanlı Devleti Muhasebe uygulamalarının gelişmişlik düzeyine kaynaklık etmektedir. Hacı Atmacaoğlu Muhyeddin Muhammed'in 1494 yılında telif ettiği Mecma'ü'l-Kavâ'id adlı eser de Osmanlı Devleti Muhasebe uygulamalarının gelişimi açısından önemli bir kaynak niteliğindedir. Bununla birlikte Mecma'ü'l-Kavâ'id muhasebenin tarihsel gelişim sürecinde Türk ve İslam medeniyetlerini yok sayan varsayımların sorgulanmasını gerekli kılmıştır. Zira Osmanlı muhasebecileri için gerekli olan hesap konularına ilişkin kaideleri içeren bu eser, Türk ve İslam medeniyetleri bilim geleneğinin bir temsilcisi olarak muhasebe tarihi sahnesindeki yerini almıştır. Bu tez çalışmasında XV. yüzyıl Osmanlı Devleti muhasebe uygulamalarında yaşanan gelişmeler kapsamında Mecma'ü'l-Kavâ'id adlı eser incelenerek, Türk İslam Medeniyetlerinin, muhasebenin tarihsel gelişimindeki yeri ve öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle XV. yüzyıla kadar hüküm sürmüş Türk Devletlerinde muhasebenin gelişimi ve İlhanlı Devleti muhasebe uygulamalarının Osmanlı muhasebesi üzerindeki tesirleri ele alınmıştır. Daha sonra XV. yüzyılda Osmanlı Devleti mali yapısı ve muhasebe uygulamalarında yaşanan gelişmeler incelemiştir. Son olarak Mecma'ü'l-Kavâ'id adlı eser tanıtılarak, eserdeki muhasebe terminolojisi ele alınmış ve eserde yer alan hesaplamalar, farklı muhasebe konuları çerçevesinde sınıflandırılarak analiz edilmiştir.
Mahalle ölçekli hane başı yangın risk primlerinin belirlenmesineilişkin model önerisi: Sakarya ili örneği
Bu çalışmada Sakarya İli Adapazarı Merkez İlçede bulunan tüm konutların toplam yangın risklerinin hesaplanması, hesaplanan yangın risklerinden hareketle coğrafi bilgi sistemleri ile bölgenin yangın risk haritalarının oluşturulması, bölgedeki tüm konutların yangın risklerinin sigorta kapsamına alınması halinde ortaya çıkacak konut başına sigorta prim tutarının hesaplanması amaçlanmıştır. Risk primlerinin hesaplanmasında maliyet temelli bir yaklaşım benimsenmiş, yaklaşık hasar maliyetlerinden yararlanılarak yangın riski sigorta primlerinin tespit edilmesine çalışılmıştır. Bu noktada yapılan çalışmada sadece yangın tehlikesine ilişkin riskler prim hesaplamalarında dikkate alınmış, toplu bir şekilde yangın riskinin sigortalanması durumunda prim tutarlarının tespitine çalışılmıştır. Sigorta sektöründe Yangın Sigortası kapsamında poliçe ile teminat altına alınan klozlar ve ek klozlar çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur. Çalışma sonucunda "Bir mahallede, beldede, ilçede ya da ilde su ya da elektrik faturasına en düşük kaç TL ek ödeme yapılırsa söz konusu yerleşim birimindeki tüm konutların yangın kapsamındaki riskleri sigorta kapsamına alınabilir?" sorusunun cevabına ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmanın kapsamı Sakarya İli Adapazarı Merkez İlçesi olarak belirlenmiştir. Kapsamın belirlenmesinde Sakarya Büyükşehir Belediyesinin ihtiyaç duyulan verilerin temininde sağladığı destek, çalışmanın bütçesi ve zaman kısıtları önemli etkenler olmuştur. Çalışmanın 1. aşamasında ilk olarak yangın risk faktörleri incelenmiş literatürde yer alan yangın risk faktörlerinden, çalışmanın sınırları doğrultusunda, konutlar ve bölgesel özellikler kapsamında anlamlı olanların belirlenmesine çalışılmıştır. Uzman geri bildirimlerinden de yararlanılarak birincil verilerin teminine yönelik olarak bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan anket Adapazarı belediyesi başta olmak üzere ilgili mercilerin onay ve desteğiyle Sakarya İli Adapazarı Merkez İlçede yer alan ve toplam konut sayısının %76'sını barındıran 34 mahallede toplam 4524 katılımcıya uygulanmıştır. Çalışmanın 1. aşamasında ayrıca ihtiyaç duyulan ikincil verilerin teminine yönelik olarak Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığından bölgede gerçekleşen konut yangınlarına ilişkin yangın raporları temin edilmiş, elde edilen veriler istatistiki olarak değerlendirilmek ve hesaplamalarda kullanılmak üzere sayısallaştırılmıştır. Çalışma kapsamında çeşitli aşamalarda ihtiyaç duyulan Adapazarı ili mahalle bazında nüfus, konut, yüzölçümü gibi diğer ikincil veriler TÜİK ve Belediye kaynaklarından temin edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ayrıca derlenen birincil verilerden ve Rachel Devidson tarafından geliştirilen Deprem Afeti Risk Endeksinden (EDRI) (Davidson ve Haresh 1997; Taşkın, 2012) yararlanılarak geliştirilen bir index kullanılarak Adapazarı'nda örneklem mahalleler için konut yangın risk puanları hesaplanmıştır. Son olarak derlenen veriler ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak Adapazarı için yangın risk haritaları oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise hesaplanan yangın risk puanları çerçevesinde riskli ve az riskli konutların belirlenmesi sağlanmış, birincil ve ikincil verilerden yararlanılarak risk ve yangın riski sigorta primleri hesaplanmıştır. Çalışmanın sonuçları, değerlendirme ve kısıtlar bu bölümde sunulmuştur.
Esnek üretim sisteminde stratejik maliyet yönetiminin gelişim evreleri ve bütünleşik model önerisi
İşletme yönetimi, stratejik kararları alma ve uygulama sürecinde güvenilirliği yüksek verilerden ve analizlerden yararlanmak istemektedir. Bu verilerin işletmenin gerçek durumunu yansıtan ve profesyonelce hazırlanmış veriler olması arzu edilmektedir. Çünkü bazı kararlar işletmelerin varlığını ve geleceğini etkileyecek düzeyde önemli olabilir. İşletmelerin üst düzey yöneticilerinin doğru kararları alabilmeleri işletmenin hem geçmişini hem bugününü iyi analiz edebilmesine ve geleceğini planlamasına bağlıdır. Bu etkin analiz ve güvenilir bilginin temelinde, işletmede iyi düzeyde işletilen bir maliyet yönetimi anlayışı vardır. Çalışmanın amacı, ileri teknoloji ve esnek üretim sistemini kullanarak üretim yapan işletmelerin stratejik maliyet yönetimi sürecinde mevcut durumlarını tespit etmeleri, geliştirmeleri, planlama ve kontrol faaliyetlerini etkin bir şekilde yürütmelerini sağlayacak bütünleşik bir model ortaya koymaktır. Bu kapsamda esnek üretim sistemini kullanan bir üretim işletmesinin öncelikle üretim, yönetim ve muhasebe sistemi incelenerek maliyet yönetimi açısından mevcut durumu ortaya konulmuştur. Benzer üretim sistemine sahip mamuller aynı grupta toplanarak, üretilen mamullerin birim maliyetleri geleneksel maliyetleme ve faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemleri ile hesaplanmıştır. Planlama faaliyetleri açısından ise faaliyet tabanlı bütçelemenin kullanılması suretiyle bazı faaliyetlere ilişkin örnek bütçe tabloları hazırlanmış ve hedef maliyetleme ile maliyet analizleri uygulanmıştır. Çalışmada son olarak elde edilen verilerin stratejik kararlarda kullanımı değerlendirilmiş ve çeşitli karşılaştırmalı analizlere yer verilmiştir. Çalışma sonucunda stratejik maliyet yönetiminin ileri teknoloji kullanan bir üretim işletmesine uygulanması süreci beş evrede bütünleşik olarak incelenmiştir. Bu evreler sırasıyla; işletmelerin belirli bir maliyet sistemi kullanmadan (Evre 0) hareket etmesi, geleneksel maliyetleme yönteminin (Evre 1) uygulanması ve faaliyet tabanlı maliyetleme (Evre 2), faaliyet tabanlı bütçeleme (Evre 3) ile hedef maliyetleme (Evre 4) yöntemlerinin uygulanmasıdır. İşletmelerin hangi evrede olduklarını belirlemeleri durumunda, maliyet yönetiminde izleyecekleri yol haritası model olarak sunulmuştur. Ayrıca maliyetlerin kontrolü, performans değerleme ve planlama çalışmalarında faaliyet tabanlı yaklaşımların etkili uygulamalar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Maliyet muhasebesi, faaliyet tabanlı maliyetleme, esnek üretim, stratejik maliyet yönetimi
Maliyet yönetiminde kayıp/atık odaklı bir yaklaşım: Malzeme akış maliyet muhasebesi ve tekstil sektörü uygulaması
Sürdürülebilir kâr ve rekabet avantajı kalite, hız, maliyet, verimlilik ve çevresel kayıplar gibi unsurların doğru yönetimi ile mümkün olabilmektedir. Bu nedenle doğal kaynakların azaldığı ve değerli hale geldiği günümüzde, işletmelerin üretim maliyetlerini ve kayıplarını izlemeleri, kontrol altına almaları sürdürülebilirlikleri için önemlidir. Fakat geleneksel yöntemlerin, mamulün gerçek maliyetini ve üretim kayıplarını belirlemede yeterli olmaması, yönetici kararlarını ve işletme başarısını olumsuz etkilemektedir. Çalışmanın ana çerçevesini oluşturan Malzeme Akış Maliyet Muhasebesi (MAMM) yöntemi bu ihtiyaca cevap vererek, kaynak verimliliğini arttırmayı, sürekli iyileştirmeyi, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği, daha şeffaf raporlamayı sağlamaktadır. Çalışmanın amacı, MAMM yöntemini üretim sistemine uygulamak, çevresel bir bakış açısıyla mamul ve kayıp oluşum sürecini izlemek, mamul ve kayıp maliyetlerinin tespitini koordineli olarak gerçekleştirmektir. Ayrıca miktar merkezi girdi / çıktı dengesini sağlayarak geleneksel yöntemlerde genel üretim giderleri içerisinde kalan ve ayrı olarak raporlanmayan kayıpları hacimsel ve parasal olarak tespit etmek, üst yönetime karar alma sürecinde yardımcı olması için elde edilen sonuçları raporlamak amaçlar içerisindedir. MAMM yöntemi, bu tez çalışması kapsamında orta-ölçekli bir tekstil işletmesinde uygulanmıştır. Uygulama öncesinde öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra işletmenin üretim, yönetim ve maliyet sistemi gözlemlenmiş, uygulama dönemine ilişkin belgeler incelenmiştir. Uygulamada örnek olay çalışması yöntemi kullanılmış, yöntemin uygulama esaslarına göre malzeme akış modeli oluşturulmuş, miktar merkezleri belirlenmiş, malzeme akışları fiziksel ve parasal olarak takip edilmiş, toplam üretim maliyetlerinin çıktılara (mamul ve kayıp) dağıtımı fiziksel ölçüler temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Mamul ve kayıp maliyetleri belirlenmiş, kayıplar çeşit, miktar ve miktar merkezi bazında rapor edilmiştir. Uygulama sonucunda işletmenin mamul maliyetleri ve üretim kayıpları daha belirgin hale getirilmiş, kayıpların nedenlerinin işletme tarafından daha iyi anlaşılmasına yardımcı olunmuştur. Sonuçlar çalışmanın amaçlarıyla karşılaştırılmış, yorumlanmış ve iyileştirme önerilerinde bulunulmuştur. Bu tez çalışması ile Türkiye'de yeterince uygulanmayan ve çalışılmayan yöntemin, diğer işletmelere tanıtılması, yaygınlaştırılması ve çalışmanın literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.
Karbon emisyon sertifikalarının muhasebeleştirilmesi
Küresel ısınma ve küresel iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği karbondioksit gazlarının neden olduğu negatif dışsallıkların önlenmesi gerekliliği, yeni bir ekonomik model anlayışı olan düşük karbon ekonomisini ortaya çıkarmıştır. Karbon piyasalarında ticaret edilebilir varlık olarak hızla gelişen karbon emisyon sertifikalarının alım-satımı ise, yeni bir muhasebe anlayışı olan karbon muhasebesini gündeme getirmiştir. Bu çalışma, ticarete konu olan bu karbon emisyon sertifikalarının muhasebeleştirilmesini esas almaktadır. Çalışmanın amacı ise, karbondioksit gazı salımlarının ticari yapısını, uluslararası muhasebe standartları kapsamında muhasebeleştirilmesi ve raporlanmasını ortaya koyarak literatüre katkı sağlamak ve genel kabul görmüş bir rehberin oluşturulmasına katkı sağlamaktır. Bu bağlamda çalışmada alanyazın modeli kullanılarak, karbon emisyon sertifikalarının muhasebeleştirilmesi ile ilgili ulaşılabilen yerli ve yabancı kaynakların analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarında, karbon emisyon sertifikalarının muhasebeleştirilmesi ile ilgili olarak genel kabul görmüş bir kılavuzun olmaması ve bugüne değin herhangi bir muhasebe standardının olmayışı yapılan çalışmaların kısıtlayıcı bilgiler doğrultusunda yaklaşımlardan ibaret olduğunu göstermektedir. Bu tez çalışmasında, karbon emisyon sertifikalarının uluslararası muhasebe standartları çerçevesinde nasıl muhasebeleştirilmesi ve raporlanması gerektiği örnek bir monografi ile açıklanmıştır. Hem maliyet yöntemi hem de yeniden değerleme yöntemine göre muhasebeleştirme ve raporlama yapılmıştır. Tek bir değerleme yönteminin takip edilmesiyle, finansal tablolarda gerçek dışı kar ya da zararın ortaya çıkmasının önüne geçilmiştir.
Finansal performans tahmini ve BİST KOBİ Sanayi İndeksi'ndeki işletmelere ilişkin bir araştırma
Finans alanında işletmelerin başarısızlık tahmin çalışmaları olarak, finansal başarısızlık tahmini, finansal sıkıntı tahmini, iflas tahmin modeli gibi tanımlamalarla yapılmış pek çok araştırma bulunmaktadır. Finansal başarısızlık çalışmalarının yoğun olmasının nedeni, işletme başarısızlık sonuçlarının hem mikro hem de makro düzeyde tüm toplumu ilgilendirmesindendir. Ülkelerin gelişmişlik ve ekonomik sağlamlılığı ile finansal açıdan başarılı işletme sayıları arasında doğru orantı olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla finansal başarısızlık sürecinin sonucu olan işletmelerin iflas olgusu, erken uyarı modellerinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Araştırmanın amacı, BİST KOBİ SANAYİ İNDEKSİ kapsamında bulunan işletmelerin finansal başarısızlık yılından bir yıl öncesi için DA, LRA, YSA ve C5.0 modelleri ile güvenilir tahmin modelleri geliştirmek ve finansal başarılı işletme ile başarısız işletmelerin belirlenmesinde önemli olan finansal oran veya oranları tespit etmektir. Araştırmanın ilk bölümünde, KOBİ tanımları ve KOBİ'lerin ülke ekonomileri içerisindeki önemi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, finansal başarısızlık kavramının tanımı, çeşitleri, nedenleri ve finansal başarısızlık tahmininde kullanılan tahmin modelleri yer almaktadır. Üçüncü bölümde KOBİ SANAYİ İNDEKSİ kapsamında bulunan 38 işletmenin beş yıllık finansal verilerinden oluşturulan veri seti ile finansal başarısızlık tahmin modelleri geliştirilmiştir. İşletmelerin finansal başarısızlık yılından bir yıl öncesi dikkate alınarak geliştirilen tahmin modellerinin performansları karşılaştırılmıştır. Kullanılan tahmin modellerine göre işletmelerin finansal başarılı/başarısız olarak sınıflandırılmasında önemli olan bağımsız değişkenler tespit edilmiştir. Araştırmanın diğer çalışmalardan farkı, i) Başarısızlık çalışmalarında yaygın olarak kullanılan finansal oranlardan başka işletmelerin nakit akım tablosundan, işletme, yatırım ve finansman faaliyetlerinden sağlanan nakit akım verilerinin kategorik bağımsız değişken olarak kullanılması, ii) Ante Pulic tarafından geliştirilen Entelektüel Katma Değer Katsayısı (VAIC) ve bileşenlerinin her işletme için hesaplanarak ilave edilmesidir. Araştırmada kullanılan veri setinin %70'i eğitim, %15'i test ve %15'i doğrulama alt setine ayrılmış; eğitim seti ile geliştirilen modeller tahmin modellerinin daha önceden hiç görmediği veri seti ile test edilmiştir. Tahmin modellerinin değerlendirilmesinde sınıflandırma matrisi, işlem karakteristik eğrisi (ROC AUC) ve Press's Q testi kullanılmıştır. Ayrıca, veri setinde bulunan işletmelerin finansal oranları Edward Altman'ın imalat işletmeleri için geliştirdiği Z Skor modeli ve düzeltilmiş Z' Skor modeli ile de test edilmiştir. Yapılan araştırmada, -YSA modelinin, diğer modellere göre daha yüksek derecede tahmin yeteneği taşıdığı, -En önemli bağımsız değişkenin brüt kâr marjı olduğu, -Kullanılan sermayenin etkinliği (KSE), işletme performansını olumlu yönde etkilediği, -İşletme faaliyetlerinden elde edilen nakit akımının (İFK) başarısızlık riskini azalttığı, -Altman Z Skorlarının araştırma dönemi itibari ile anlamlı sonuçlar ürettiği, -Kaldıraç oranı ile kısa süreli borçlar oranının başarısızlık riskini yükselttiği sonuçları alınmıştır.
Muhasebe hizmetlerinde beklenti ve memnuniyetin karşılaştırmalı analizi: Sakarya'daki muhasebe meslek mensupları ile müşterileri üzerinde bir alan araştırması araştırması
Muhasebe mesleğinde genel anlamda bu hizmeti sunanlara muhasebeci, talep edenlere ise müşteri denmektedir. Muhasebeci – müşteri ilişkilerinde beklentilerin ve sorunların karşılıklı irdelenmesi, memnuniyetin verilere dayalı olarak ölçülmesi muhasebe hizmet kalitesiyle ilgili değerlendirmelerin yapılabilmesi için son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı da Sakarya'daki bağımsız muhasebecilerin müşterileriyle olan mesleki ilişkileri kapsamında ortaya çıkan sorunları tespit etmek, beklenti ve memnuniyetlerin karşılanma düzeylerini karşılıklı olarak ortaya koymaktır. Böylece hizmet kalitesini ve memnuniyet düzeylerini artırmak için neler yapılabileceğini verilere dayalı olarak tartışmak ve çözüm önerileri geliştirmek olanaklı hale gelecektir. Bu amaçla Sakarya'daki muhasebecilere ve müşterilerine iki ayrı anket uygulanmıştır. Sakarya SMMM Odası'na kayıtlı 504 bağımsız muhasebe meslek mensubundan 117'sine mail, mesaj ve yüz yüze ulaşılmış ancak 112 anket analize tabi tutulmuştur. Aynı zamanda hizmet alan taraf olan çeşitli sektörlerde ve iş dallarında 41670 müşteriden 209'una yine mail, mesaj ve yüz yüze ulaşılarak anket doldurtulmuş olup 208'i analize tabi tutulmuştur. 2021 yılı içinde tamamlanan anketlerden elde edilen veriler, SPSS 25 programı kullanılarak bazı tanımlayıcı ve ilişkisel analizlerle incelenmiştir. İlişkisel analizlerde parametrik olmayan verilerin karşılaştırılması için kullanılan Mann-Whitney, Kruskal-Wallis ve Wilcoxon işaretli sıra testleri tercih edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Sakarya'daki muhasebeciler ile müşteriler arasındaki kişisel ilişkilerin genel olarak iyi olduğu ancak bu durumun muhasebe mesleğine gösterilen saygıya aynı düzeyde yansımadığı gözlemlenmiştir. Muhasebeciler müşterileriyle olan ilişkilerinde ortalamanın altında bir memnuniyete sahip iken müşterilerin ortalamanın üzerinde bir memnuniyete sahip oldukları tespit edilmiştir. Her iki kesim de üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirdiklerini ifade etmelerine rağmen, muhasebeciler özellikle ağır iş yükünden, hizmet tarifelerinin düşüklüğünden, tahsilat sorunlarından kaynaklanan memnuniyetsizliklerini dile getirmişlerdir. Müşteriler ise muhasebecilerin şahsını ve mesleklerini değerli görmelerine rağmen, yönetsel kararlarda danışmanlık yapılması, mevzuat ile ilgili konularda vakitlice bilgilendirme yapılması, borç ve alacakların ayrıntılı bir şekilde raporlanması, kar ve zararın doğru dürüst hesaplanması gibi hususlarda beklentilerinin tam olarak karşılandığı düşüncesinde değildirler. Müşteri ihtiyaç ve istekleri, muhasebe hizmetlerinin bugün sıkıştığı vergisel alandan çıkıp artık çeşitlenmesi, iş kollarına ve sektörlere özgü kurumsal çözümler-sistemler-modeller kurgulayan uzmanlıklara evrilmesi, finansal ve yönetsel danışmanlık ve denetim alanlarına doğru genişlemesi gerektiğini göstermektedir. Muhasebecilerin sürekli eğitiminin yanı sıra müşterilerin de bilgi ve farkındalık düzeylerini arttırıcı eğitimler planlanmalı ve katılımları teşvik edilmelidir. Sonuçlar muhasebecilerin iş yükünü hafifletici, ücret tahsil ve tatminini arttırıcı çözümler bulunmasının; memnuniyet, aidiyet ve motivasyonu yükseltici önlemler alınmasının; meslekte uzmanlaşma ve şirketleşmeye gidilmesinin; KGK, TÜRMOB, muhasebe odaları başta olmak üzere iş dünyasının tüm paydaşlarının ve resmi otoritelerin mesleğin sorunlarına birlikte eğilmesinin elzem olduğunu göstermektedir.
Üst düzey yönetici özelliklerinin muhasebe kalitesine etkisi: BIST imalat sektöründe bir araştırma (2011-2020)
Muhasebe kalitesini güvence altına almak her şeyden önce işletmelerin sorumluluğundadır. İşletmelerin muhasebe kalitesini etkileyen makro ve mikro düzeyde birçok faktör olduğu bilinmektedir. Bununla beraber özellikle halka açık büyük işletmelerin muhasebe kalitesi üzerinde tepe (üst) yönetimlerin önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir. Sahip oldukları yetki ve sorumluluklar ile işletmelerin üst yönetiminde önemli bir ağırlığı ve gücü olan ve kısaca CEO olarak ifade edilen genel müdür, icra (yürütme) ve/veya yönetim kurulu başkanı pozisyonundaki insanlar işte bu açıdan tez çalışmasında inceleme konusu yapılmıştır. Zira şirketin CEO'sunun finansal bilgilerin üretim ve raporlama organizasyon ve süreçlerine müdahil olmak suretiyle işletmenin muhasebe kalitesini etkileyebileceği düşünüldüğünden burada CEO ile muhasebe kalitesi ilişkisi araştırılmıştır. Literatürde genellikle kurumsal yönetim özelliklerinin kâr yönetim uygulamaları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ancak CEO'lar ile muhasebe kalitesi ilişkisi üzerine ulusal literatürde ayrıntılı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Alandaki boşluğu doldurmak üzere 2011-2020 yılları arasında BIST İmalat sektöründe yer alan 112 şirket verisi kullanılarak yapılan bu çalışmada CEO ile muhasebe kalitesi ilişkisini araştırmak maksadıyla öncelikle CEO'lara ilişkin bazı önemli olay ve durumlar ile gözlemlenebilir demografik özellikler tespit edilmiş ardından muhasebe kalitesine ilişkin veriler toplanarak literatürdeki modeller yardımıyla analiz edilmiştir. CEO özellikleri üst yönetim etkisi teorisi (upper echelons theory) kapsamında ele alınmış, muhasebe kalitesinin ölçümünde ise tahakkuk ve işlem esaslı kâr yönetimi modellerinden yararlanılmıştır. İsteğe bağlı tahakkuklar ve anormal kalemler OLS yöntemiyle hesaplanmıştır. Tahakkuk esaslı kâr yönetim modellerinde "isteğe bağlı tahakkuklar" ve işlem esaslı kâr yönetim modelinde ise "anormal kalemler" temsilci olarak kullanılmıştır. CEO demografik özelliklerinin, muhasebe kalitesi üzerindeki etkisi sabit etkiler ve FGLS yöntemi ile analiz edilmiştir. Neticede, CEO'lara ilişkin bazı hususlar ile demografik özelliklerinin muhasebe kalitesi üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Örneğin FGLS yöntemine göre CEO'nun kadın olması ile dört muhasebe kalitesi temsilcisi arasında anlamlı pozitif bir ilişki; CEO muhasebe deneyimi ile iki muhasebe kalitesi temsilcisi arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur. Aynı şekilde CEO'nun yaşı ve cinsiyeti ile işlem esaslı kâr yönetimi arasında pozitif anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer yandan CEO muhasebe okuryazarlığı ile bir muhasebe kalitesi temsilcisi arasında sabit etkiler yönteminde anlamlı negatif bir ilişki bulunurken FGLS yönteminde de CEO muhasebe okuryazarlığı ile iki muhasebe kalitesi temsilcisi arasında da anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca sektörlere, işletmelere, yöntemlere ve modellere göre bu analiz sonuçlarının farklılaşabileceği de görülmüştür.
Maliyet dağıtım anahtarlarının bütünleşik karar verme modeli ile seçimi
Günümüzde işletmeler için doğru ve kesin, zamanında bilgi sahibi olmak çok önemlidir. Sürekli artan rekabet koşulları ile günümüz pazar şartlarında işletmeler kalite, maliyet ve pazara tepki süresi konusunda ciddi problemlerle karşılaşmaktadır. Bu nedenle üretilen mal ya da hizmetin maliyeti bilgisine doğru ve zamanında ulaşabilmek verimli ve rekabetçi olabilmek için hayati önem taşır. İşletmeler maliyetleri ürün ya da hizmetlere dağıtmak için maliyet anahtarı kullanan maliyet sistemleri kullanarak bu sorunlarına uygun çözümler aramaktadırlar. Bu çalışmada, genel imalat maliyetlerini maliyet anahtarı kullanarak ürünlere dağıtan maliyet sistemleri kullanan firmaların maliyet anahtarı seçimi işlemi sırasında doğru ve uygun maliyet anahtarını seçebilmelerine olanak sağlayan altı adet birbirini destekleyen seçim kriteri kullanan bütünleşik bir maliyet anahtarı seçim modeli önerilmektedir. Bu modelde çok kriterli karar verme tekniklerinden Analitik Hiyerarşi Süreci, TOPSIS ve MOORA birlikte kullanılmaktadır. Analitik Hiyerarşi Süreci ile TOPSIS ve MOORA yöntemleri karar matrisi için gerekli olan ağırlıklar belirlenmiş, bu ağırlıklar daha sonra TOPSIS ve MOORA ile belirlenen dört alternatif sıralanarak içlerinden birisi en uygun maliyet anahtarı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada kullanılan kriterler maliyet anahtarı seçimi ile ilgili literatürde önerilen kriterlerdir. Modelin çözümü için belirlenmiş olan altı kriterden en baskını seçilecek olan maliyet anahtarının başarılı bir performans değerleme aracı olması iken en düşük ağırlığa sahip olan kriter ise anahtarın gelecekteki ölçüm maliyetleridir. Bütünleşik maliyet anahtarı seçim modelinin uygulanması sonucunda belirlenmiş olan alternatiflerden ürünün imalatı için gerekli kesim süresi, genel imalat maliyetlerinin dağıtımı için en uygun alternatif olarak belirlenmiştir.
Yalın yönetim düşüncesinin muhasebe üzerindeki etkileri; Otomotiv sanayiinde bir uygulama
Günümüzde hızla gelişen teknoloji ve değişen müşteri istekleri, işletmelerin ellerindeki kıt kaynakları daha etkin şekilde kullanabilmesi için uygun yönetim araçlarına sahip olmalarını gerektirmektedir. İşletmeler bu araçlarla, yalnızca kaynakları etkin şekilde kullanmayı ve dağıtmayı değil, ideal bir yönetim anlayışının geliştirilmesini ve desteklenmesini de hedeflemektedir. Bu kapsamda, son yıllarda özellikle Japon şirketlerinde başlayan ve zaman içinde batılı şirketlerinin ilgisini çeken yalın (lean) kavramı, hem akademisyenlerin hem de şirket yöneticilerinin dikkatini çekmeye başlamıştır. Bu çalışmada, öncelikle yalın kavramının tanımı yapılmış felsefesi ve uygulama alanları anlatılmaya çalışılmıştır. Bu temel felsefi yaklaşım esas alınarak bölümler halinde yalın üretim, yalın muhasebe ve son olarak da yalın maliyet sistemleri detaylı bir şekilde incelenmektedir. Her konuda önce teorik anlatımlarla kavramlar ele alınmaktadır. Daha sonra konular uygulanabilir örneklerle anlatılmaya çalışılmaktadır.Bu çalışma esas itibariyle üretim işletmelerinde yalın yönetim ve üretim anlayışının bir boyutu olarak ortaya çıkan yalın muhasebe, diğer bir anlatımla muhasebedeki yalınlaşma düşüncesini incelemektedir. Yalın muhasebe, kısaca muhasebe sistemlerinin yalın yönetim ve üretim felsefesiyle bütünleşmesi, bu anlayışa katkı sağlayacak hizmet edecek şekilde tasarlanması anlamına gelmektedir. Yalın muhasebenin en önemli amacı, yönetim performansını ve etkinliğini artırmak, verimliliği ve kaliteyi yükseltmek, değer yaratmak ve memnuniyet sağlamak adına yalınlaşmaktır. Geleneksel muhasebe sistemlerinin ürettiği veri yığınları, evrak denizleri ve bilgi dağlarının aksine iş ve işlem yapmayı hızlandıran, karar vermeyi kolaylaştıran, ihmalleri ve hataları önleyen, süreleri kısaltan, süreçleri basitleştiren uygulama ve yöntemleri araştırmak ve benimsemektir. Yalın yönetim ve üretim felsefesini bu anlayışa uygun bir yapı içinde üreteceği yalın ve kaliteli bilgiler ile desteklemek gerekmektedir. Yalın ve kaliteli bilgiden kasıt doğru ve güvenilir, gerekli ve geçerli bilgilerin gereksindiği anda, en yüksek yararlılık formunda, en hızlı ancak en az maliyetli biçimde üretilmiş olmasıdır.Bu bağlamda, yalın düşüncenin incelendiği bu çalışmada verilen örnek uygulamalarla, şirketlerin sürekli ve kalıcı bir şekilde büyüyebilmesi için fikirler verilmeye çalışılmıştır. Bu sistemi kullanan şirketlerde kalitenin devamlılığının sağlandığı, mevcut iş yükünün yaklaşık %95 oranında azaldığı, zamandan ve mekândan dolayısıyla maliyetlerden tasarruf sağlandığı, yönetim ve kontrolün kolaylaştığı gözlemlenebilmektedir.Anahtar Kelimeler: Yalın Üretim, Yalın Muhasebe, Yalın Maliyet Sistemi, Yalın Düşünce