Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Yatkın
11 theses · İnönü University, Fırat University
Kurumsal iletişim birimlerinin kamusal hizmetlerin etkinliğini ve kurumsal itibarı artırmadaki önemi: İnönü Üniversitesi örneği
Kurum ve kuruluşlar kendi ürün ve hizmetlerini çeşitli iletişim araçlarını kullanarak hedef kitlelerine duyurma amacı taşımaktadırlar. Günümüz koşullarında birden çok kurum tarafından benzer ürün ve hizmetlerin sunuluyor olması tüketici tarafında bir tercih yapma zorunluluğu doğurmaktadır. Böyle bir durumda kurumlar, kurumsal iletişim çalışmalarının tek başına yeterli olmadığını; hedef kitlelerinin nezdinde diğerlerinden farklı bir yerde konumlanmak amacıyla kurumsal itibar anlamında da birtakım çalışmaların yapılmasının elzem olduğunu anlamışlardır. Birçok bilimsel çalışmaya konu olan kurumsal iletişim ve kurumsal itibar kavramları, farklı bakış açıları ve farklı başlıklar altında incelenmiştir. Yapılmış olan bu çalışmada ise bir kamu kurumu olan İnönü Üniversitesi Kurumsal İletişim Biriminin çalışmalarının kurumsal itibarı ve kamusal hizmetlerin etkinliğini artırmadaki rolü üzerinde durulmuştur. Nitekim Kurumsal İletişim Biriminin kamusal etkinliği ve kurumsal itibarı artırma hususundaki çabalarını artırması gerektiği kanısına varılmıştır.
Markalar ve sürdürülebilirlik İletişimi: Türkiye ve dünyadan örneklerle sosyal medya paylaşımlarının içerik analizi
Dünya sürekli bir değişim içindedir. İşletmelerin de bu yeniliklere uyum sağlaması gerekmektedir. Özellikle günümüzün rekabetçi ortamında, büyümek ve ayakta kalmak isteyen firmaların gerekli adımları atması zorunlu hale gelmiştir. Küreselleşme ile birlikte ekonomi ve sanayi alanındaki dönüşümler, teknolojik gelişmeler, sürdürülebilirlik kavramının daha fazla önem kazanmasına neden olmuştur. Sürdürülebilirliğin artan önemi ile toplum, şirketlerden çevreye ve topluma karşı daha duyarlı olmalarını talep etmeye başlamış; bu da sürdürülebilirliği işletmelerin başarısını etkileyen kritik bir faktör duruma getirmiştir. Markalar, rekabetçi bir ortamda rakiplerinden ayrılmak için, sosyal sorumluluk anlayışıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu bağlamda, markaların müşterilerini doğru bir şekilde incelemesi ve etkili kararlar alarak pazarlama planlarını oluşturmaları her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Bu çerçevede, iletişim gibi karmaşık bir disiplinin sürdürülebilir bir kurumsal yapıda işlevsellik kazanması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmektedir. Sürdürülebilirlik iletişimi, sürdürülebilirlik stratejisini çalışanlarla, paydaş, toplum ve müşterilerle değiştirme sürecidir. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir iletişim kavramlarını genel çerçevesini anlamak için, bu gelişmede rol oynayan aktörlerin tarihsel gelişimini ve katkısını bilmek önemlidir. Bu çalışmanın amacı, araştırma kapsamında belirlenen markaların, Capital 500,Fortune 500, BİST SÜRDÜRÜLEBİLİRİK, İSO 500, FTSE4 Good endeksi listesinde yer alan altı marka verileri baz alınarak hem Türkiye içerisinde hem de global çapta faaliyet yürüten , çeşitli sektörlerden olan markaların sosyal medya platformlarının kullanım pratiklerini, sürdürülebilirlik paylaşımları bağlamında incelemektir. Belirlenen hedef kapsamında markaların Ocak – Mayıs 2025 tarihleri arasında sosyal medya hesaplarında yaptıkları 126 paylaşım analiz birimi olarak seçilmiş ve nicel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, sürdürülebilirlik boyut olarak %71,5 oran ile çevresel alan olup, mesaj türleri açısından, içeriklerin %90,5'lik bölümü bilgilendirici olduğu görülmüştür. Markalar, kullandıkları dil ve üslup açısından %79,4'lük oran ile ciddi bir yaklaşım sergilemektedir Duygusal, mizahi ya da abartılı ifadelerin ise yer verilmediği görülmektedir. Sosyal medya platformları açısından en fazla etkileşim alan platformlar ise sırasıyla; X (%46,8) ve Instagram (%43,7) olarak belirlenmiştir. İçerik türleri, platformlara göre değişiklik göstermektedir; örneğin, Instagram'da genellikle video ve fotoğraflar tercih edilirken, X'te afişler öne çıkmaktadır. İçerik türleri arasında en çok tercih edilen format video (%49,2) olmuştur. Bunu %38,1'lik oran ile afiş, %12,7 oran ile fotoğraf izlemektedir. Araştırma bulgularından hareket ile analiz edilmiş olan sosyal medya gönderilerinden en fazla paylaşım yapılan platform Instagram olmuştur. Araştırma kapsamında markaların sürdürülebilirlik paylaşımında sosyal medya platformunu kullanma oranları; Çimsa % 24,8, Ülker % 3,1, Zorlu Holding %15,0, Microsoft %11,9, Patagonia %17,4, Unliever % 27,8 'dir. Yerel markalardan en fazla Çimsa, küresel markalardan Unilever olduğu tespit edilmiştir.
Bölgesel kalkınmada inovasyon potansiyelinin iletişim metotları uygulamaları Tunceli ili örneği
Bu çalışmada, bölgesel kalkınmada inovasyon potansiyeli çerçevesinde iletişim metotlarının rolü Tunceli ili özelinde kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Günümüzde bölgesel kalkınma süreçleri, yalnızca ekonomik büyüme odaklı değil; aynı zamanda sosyal katılım, şeffaflık ve etkili iletişim stratejileriyle desteklenen bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. Çalışmanın amacı, bu farklı veri kaynakları aracılığıyla Tunceli Belediyesi'nin ve Fırat Kalkınma Ajansı'nın bölgesel kalkınma ve inovasyon potansiyelini nasıl desteklediğini ve halkla iletişim stratejilerini nasıl yapılandırdığını değerlendirmektir. Bu çerçevede sosyal medya paylaşımları, resmî web sitesi içerikleri, faaliyet raporları ve halk toplantıları şeklindeki çeşitli veri kaynakları analiz edilerek, iletişim yöntemlerinin bölgesel kalkınmadaki rolü ve etkinliği ortaya konmuştur. 2015–2025 yılları arasında Tunceli Belediyesi ve Fırat Kalkınma Ajansı'nın resmî web siteleri, Instagram hesapları, Tunceli Belediyesi tarafından gerçekleştirilen halk toplantıları ile FKA'nın aynı döneme ait faaliyet raporlarında yer alan bilgiler, kurumların kalkınma yaklaşımını ve iletişim stratejilerini yansıtacak şekilde ele alınmıştır. Durum çalışması modeliyle desenlenen araştırmada veriler nicel ve nitel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş ve hizmet, proje ve faaliyetlerin tematik dağılımı, kullanılan söylem biçimleri ve iletişim stratejileri ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular Tunceli Belediyesi ve Fırat Kalkınma Ajansı'nın resmî web sayfası ve Instagram hesaplarını ağırlıklı olarak bilgilendirme amaçlı kullandığını; halkın etkileşimli katılımını sağlayacak yöntemlerin ise sınırlı düzeyde uygulandığını göstermektedir. Buna karşılık, faaliyet raporları ve halk toplantılarında zaman zaman katılımı teşvik eden pratiklerin yer aldığı, ancak bu uygulamaların süreklilik kazanmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, yerel yönetimlerin inovasyonu destekleyen katılımcı iletişim stratejileri geliştirmesinin bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşmada önemli bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.
Sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü: Bir sistematik derleme
Sağlık piyasasında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü ilişkisi rekabetin sosyal boyutunu teşkil etmesi nedeniyle son dönemde literatürde rastlanan sosyal sermaye ölçümü çabaları açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü arasındaki ilişki birçok yazarın yapmış olduğu çalışmalarda temel sorunsalın bir parçası olarak incelendiğinden ilişkinin mevcut varlığına aracılık eden diğer kavramlara sistematik derleme metodu ile genel bir bakış açısı sunmak ve yapılan çalışmaların literatür açısından taşıdığı değeri ortaya koyarak çalışmaların yoğunlaştığı konular açısından gelecekte söz konusu ilişkiye yönelik yapılacak meta analiz çalışmalarında çalışma konularının belirlenmesine yönelik olarak kılavuz niteliğinde bir çalışma yapmaktır. Bu çalışma sistematik derleme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sağlık kurumlarında rekabet üstünlüğü alt konusu, sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü çalışma ana konusunda 2010-2022 yılları arasında makale formunda raporlanmış çalışmaları EBSCO ve SCOPUS akademik arama motorlarında, belirlenen İngilizce arama tümceleri kullanılarak yapılan arama sonucunda listelenen 961 makalenin 39 adedinin mükerrer olduğu tespit edilmiştir. 922 makalenin başlık ve özet kısımları incelenmiş ve 130 adet makale detaylı inceleme amacıyla görüntülenmiştir. Makaleler Downs ve Black (1998) tarafından geliştirilen Downs ve Black literatür puanlama ölçeği kullanılarak literatür değeri ve çalışma konusu ile ilişikili olması açısından incelenmiştir. Yapılan değerlendirmeler tek yazar tarafından yapılmıştır. Sonuç olarak, sağlık kurumlarında rekabet konusunda 20, sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü konusunda 25 makale çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmanın örneklemini oluşturan kapsam dahilindeki makalelerin tek yazar tarafından alıntılanmış olması nedeniyle, çalışmanın sistematik hata ve seçim yanlılığı riskinin yüksek olduğu değerlendirilmiştir.. Yapılan çalışma sonucunda, sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü arasındaki ilişkiye odaklanan çalışmaların toplum refahının arttırılması açısından büyük önem taşıdığı ancak aradaki ilişkinin birçok kavram ile ilişkili olduğu; liderlik, sağlık çalışanları tükenmişlik, iş tatmini ve performans konularının literatürde yoğun olarak çalışılmış konular olması nedeniyle meta analiz çalışmalarına uyungun olduğu, yapılacak nicel çalışmalar açısından yapısal eşitlik modellemesinin faktör analizi açısından önemli bir metot olacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Rekabet, Rekabet Üstünlüğü, Sağlık Kurumları, Sosyal İlişkiler, Sosyal Ağlar.
Belediyelerde kent yoksulluğunun önlenmesinde sosyal belediyecilik ve yönetişim uygulamalarının etkisi: Elazığ Belediyesi örneği
Yoksulluk sorunu, sosyal bir varlık olan insanın tek başına giderebileceği bir sorun değildir. Bu nedenle bireylerin ihtiyaçlarına karşı çözüm üretecek kurum devlettir. Bireyler ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda devletin yetkili mercii olduğunu bildiği gibi devlette kişinin ihtiyaçlarını gidermek zorunda olduğunu bilir. Türkiye cumhuriyeti de sosyal bir hukuk devleti olarak küresel dünyanın kabul ettiği ekonomik ve sosyal hakları gerçekleştirmek zorundadır. Sosyal eşitlik ve sosyal güvenlik ilkeleri ile sosyal devlet olabilmenin gereklerini yerine getirmeye çalışan Türkiye, devlet olarak yapmak zorunda olduğu birçok görevi yerel yönetimlerden biri olan belediyelere devretmiştir. Bu araştırma ise kentsel yoksullukla mücadele konusunda sosyal belediyeciliğe yüklenen misyonun, yerel yönetişim modelini benimseyen bir yönetim anlayışıyla anlam kazanabilmesi hususuna dikkat çekmek için oluşturulmuştur. Bu bağlamda çalışma 3 ana bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. İlk bölümde çalışma hakkında ayrıntılı bilgi verilmiş olup ikinci bölümde yoksulluk, sosyal belediyecilik ve yönetişim kavramlarına yönelik bilgi verilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise Elâzığ belediyesi sosyal belediyecilik ve yerel yönetişim uygulamaları bakımından değerlendirilmiş ve bir model önerisinde bulunulmuştur. Birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan çalışmada yoksulluk söyleminde ön plana çıkan sosyal belediyecilik uygulamalarının yerel yönetişim modelinde anlamlı olacağı sonucuna varılırken; çalışmanın örneklemini oluşturan Elâzığ belediyesinin sosyal belediyecilik ve yerel yönetişim uygulamaları yönüyle yetersiz bir yapıda olduğu tespit edilmiştir.
Sağlık kurumlarında itibar yönetimi çalışmalarının gelişimi: Lisansüstü tezler üzerinden inceleme
İtibar, bir taraftan kurumlara yatırım avantajı ve rekabet avantajı gibi somut değerler katarken; diğer taraftan olumlu bir imaj algısı yaratmak ve kuruma bağlılık gibi soyut değerler de katmaktadır. Bu açıdan itibari değerin öneminin farkındalığı ile hedeflenene ulaşmaya çalışmak her kurum için olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Özelikle sağlık sektörü gibi hizmet sektörlerinin doğrudan insan odaklı çalışma zorunlulukları müşteri tatmini ve çalışan tatmini konusunda olumlu imaj algısı oluşturmayı gerektirmektedir. Çünkü bir sağlık kurumunu tercih ederken insanlar ilgili kurum hakkında olumlu ve olumsuz söylemleri değerlendirerek tercih etmektedir. Kurum iletişimi, kurum imajı, kaliteli iş gücü, kurumsal sosyal sorumluluk gibi kavramlar; müşteri tercihlerini etkileyen, müşteri tatminini sağlayan, çalışan bağlılığını artıran ve itibari değer kazandıran önemli kriterlerdendir. Bu nedenle sağlık kurumlarının eksikliklerini tespit etmek ve bu eksiklikleri gidermeye çalışmak itibar kazanımına katkı sağlamaktadır.
Küreselleşme ekseninde bölgeselleşme eğilimleri: Türkiye, İran ve Rusya örneği
Küreselleşme son yüzyıla damgasını vuran, dünyanın küresel bir köy haline gelmesine neden olan dalgalardan biridir. Dünyanın tek bir pazar haline gelmesi ve rekabetçi piyasaların oluşması, bilgi ve iletişim teknolojisinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi, sosyo-kültürel alanda kitle kültürlerinin oluşması, güç ve güvenlik kavramlarının değişmesi gibi birçok açıdan değişim ve dönüşümlerin yaşanması ile birlikte toplumsal hayatı etkileyen onlarca sorun da ortaya çıkmaya başlamıştır. Temelleri 16. yüzyılda atılan ulus devlet ise çığ gibi büyüyen sorunlar karşısında tek başına çözüm üretemez hale gelmiştir. Bu çaresizlik ve yetersizlik ulus devleti, kendisine coğrafi, sosyo-kültürel, ekonomik, tarihsel vb. açıdan yakın gördüğü diğer devletler ile işbirliğine sürüklemiştir. İlk olarak ekonomik, siyasi, enerji, sosyo-kültürel ve güvenlik açısından geliştirilen işbirliği zamanla ülkeler arasında bölgesel işbirliği, bölgesel bütünleşme ve bölgesel birlik oluşturma boyutuna kadar ulaşmaktadır. Bölgeselleşme içinde bulunan devletler küresel bir köy haline gelen dünyada ekonomik, siyasi, enerji ve askeri açıdan çok daha güçlü hale gelmiştir. Bu güç yalnızca kendi alanlarında değil; etki ve nüfuz alanlarında bulundurdukları tüm bölgelerde geçerli olmaktadır. Bu araştırmada küreselleşmenin ekseninde şekillenen bölgeselleşme eğilimlerini Türkiye, İran ve Rusya örneği ile ortaya koyarak, üç ülke arasındaki ekonomik, enerji, siyasi ve güvenlik alanındaki çok boyutlu işbirliğini gerektiren sebepleri tüm boyutlarıyla açıklamak ve bu çok boyutlu işbirliğinin zamanla bölgeselleşmeye dönüşebileceğine dair öngörüyü argümanlaştırmak ve geleceğe yönelik tahminlerde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu kapsamda çalışma dört ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde çalışma hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş olup, ikinci bölümde küreselleşme ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise küreselleşme ekseninde şekillenen bölgeselleşme hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise bölgeselleşeme eğilimleri Türkiye, Rusya ve İran örneğinde incelenmiştir. Birincil ve ikincil kaynaklar kullanılarak oluşturulan bu araştırmada küreselleşmenin getirdiği değişimlere ve sorunlara yönelik bölgeselleşmenin bir tamamlayıcı olarak ortaya çıktığı savunulmuştur. Araştırmanın sonunda Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ilişkilerin de uluslararası alanda yaşanan sorunlarla paralel bir şekilde geliştiği ve 2000'li yıllardan günümüze kadar olan süreçte Türkiye, İran ve Rusya arasında çok boyutlu bir işbirliğinin oluştuğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Bölgeselleşme, Türkiye, İran, Rusya
Mobbing ve mücadele yöntemleri sağlık çalışanlarına yönelik bir araştırma
Son yıllarda işsizlik, meslekte yükselme hırsı ve gelişen teknolojiye ayak uyduramama gibi nedenlerden dolayı oldukça sık görülen, çalışma hayatı boyunca en az bir kez yaşanan ve bireyi olumsuz yönde etkileyen mobbing kavramı; ülkemizde anlam olarak çok bilinmese de iş hayatında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Dünya ülkelerinde özellikle bu konuda öncü olan İsveç (1994) ve Finlandiya'da (2000) eskiye dayanan hukuksal yaptırımlar bulunurken, ülkemizde hukuksal boyut ancak son yıllarda kendini göstermeye başlamıştır. Ülkemizde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İletişim Merkezi ALO 170'e; 2011'den bugüne kadar 9 binin üzerinde mobbing başvurusu yapılmıştır. Bu başvuruların yüzde 69'u özel sektör çalışanlarından, yüzde 31'i ise kamu sektörü çalışanlarından oluşmaktadır. Kamu sektöründe en fazla mobbing başvurusunun hastanelerden, özel sektörde ise en fazla mobbing başvurusunun sanayi kuruluşlarından geldiği saptanmıştır. Bu durum çalışma hayatında özellikle sağlık sektöründe bu durumun ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Mobbingin uygulanmasıyla oluşan olumsuz sonuçlar bireyde sosyal ve psikolojik sıkıntılara sebep olmanın yanı sıra toplumda da iş hayatını önemli ölçüde etkileyebilecek, değiştirebilecek nitelikte olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Mobbing oluşumunun bir örgütte görülmesi ve mobbing uygulamalarının engellenmesi için hiçbir girişimde bulunulmaması; zamanla mobbingin varlığının artmasına, diğer örgütleri etkilemesine, verimsiz iş gücü, iş memnuniyetsizliği ve motivasyon eksikliği gibi sonuçlara neden olabileceği gibi ülkenin çalışma hayatını dolayısıyla ekonomisini de olumsuz yönde etkilemesine neden olacaktır. Bu araştırmada amaç; 2000-2015 yılları arasında sağlık alanında mobbing ile ilgili yapılmış olan bilimsel çalışmaların ve bu çalışmalardan elde edilen sonuçların incelemesi ve Türkiye'deki sağlık çalışanlarına yönelik mobbing davranışı hakkında bilgi sahibi olabilmektir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Sağlık Çalışanları, Rekabet, Sağlık Kurumları,Yönetici
Eğitim ve öğretimde uzaktan eğitim sistemleri ve gerekliliği: 2010-2016 dönemi lisansüstü çalışmalar analizi
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin, bilginin işlenmesinde yoğun şekilde kullanılmasının bir neticesi olarak bilgi çağı ve bilgi toplumu tanımları ortaya çıkmıştır. Bilginin akış hızı, özellikle geçen yüzyılın ortalarından itibaren bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan değişim ve gelişim hızına paralel olarak artmış, bunun sonucunda eğitim kurumları aracılığıyla kazanılan bilgi ve beceriler kişiler için ileriki dönemlerde geçerliliğini ve yararlılığını yitirmiştir. Günümüzde geleneksel eğitim sistemi bilginin akış hızını yeterince yakalayamamakta ve farklı öğrenme biçimlerine sahip olan bireylere nitelikli ve uygun maliyetle hizmet verememektedir. Geleneksel eğitim sistemindeki bu sorun, kitlelere değişim hızında eğitim hizmeti götürerek sorunu çözüme kavuşturmayı amaçlayan yeni bir yapıyla aşılabilecektir. Bu yeni yapının oluşması da ancak ileri teknolojiye sahip araçları, eğitim amaçlı kullanmakla mümkün olacaktır. Teknolojide yaşanan hızlı değişimin neticesinde geleneksel eğitim sistemine sahip olan günümüz eğitim ve öğretim sistemi, teknolojinin kullanılması suretiyle yeni bir yöntem olan uzaktan eğitim sistemini de zorunlu kılmış ve böylece eğitim sistemine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu bağlamda uzaktan eğitim sistemi; eğitim kurumlarındaki teknolojik gelişmelere, modern insanın kendini yenileme ihtiyacına cevap vermede, fırsat eşitliği sağlamada, uzaklığın eğitim almaya engel olabileceği durumlarda etkin kullanılmaktadır. Uzaktan eğitim sisteminin kullanılması, eğitim hizmetlerine ilişkin maliyetleri düşürmüş, daha fazla kişiye eğitim ve öğretim hizmeti sunma olanağını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla maliyetlerin düşürülmesi ile ülke ekonomisine katkı sağlanırken daha fazla kişiye eğitim hizmeti sunulmak suretiyle eğitimli, kalifiyeli ve vasıflı işgücü oluşturulmuştur. Ancak geleneksel eğitim sistemde olduğu gibi uzaktan eğitim sisteminde de olumlu, olumsuz ve eksik birtakım unsurlar bulunmaktadır. Bu sistemin olumlu, olumsuz ve eksik yanlarını ortaya koyabilmek için Türkiye'de yapılmış olan lisansüstü çalışmalar ele alınıp değerlendirilmiş ve çalışmanın amacına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacı, eğitim ve öğretimde uzaktan eğitim sistemleri ve gerekliliği göz önünde bulundurularak, 2010-2016 dönemi lisansüstü çalışmalarını analiz etmek ve değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de uzaktan eğitim ile ilgili 2010-2016 yılları arasında yapılmış 258 adet lisansüstü çalışma ele alınmıştır. Bu çalışmalardan 14 adet yüksek lisans ve 11 adet doktora tezi olmak üzere toplam 25 tez değerlendirilmiş ve çalışma bu doğrultuda yürütülmüştür.
Sigortacılık sektöründe kurumsal itibarın belirleyicilerinin analizi
Bu araştırmanın konusunu 'kurumsal itibar' kavramı oluşturmaktadır. Araştırmada, işletmeler için kurumsal itibar kavramının arz ettiği önem üzerinde durularak; bu konuya, kurumsal itibarın en önemli değerlerden biri olduğu, çoğunlukla itibara ve güvene dayalı olarak faaliyet gösterdiği düşünülen, fakat genel olarak güvensiz bir sektör olarak ifade edilen sigortacılık sektörü çerçevesinde yaklaşılmıştır. Araştırmanın temel amacı, sigortacılık sektöründe kurumsal itibarın önemini ortaya koymak, kurumsal itibarı oluşturan bileşenlerden hangilerinin tüketiciler nezdinde öne çıktığını belirlemek olmuştur. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden yapılandırılmış mülakat yöntemine başvurulmuştur. Bu yöntem kapsamında önceden belirlenmiş itibar temaları ve buna bağlı oluşturulan yargılar doğrultusunda, kolayda örnekleme yoluyla erişilen 18 katılımcıdan yanıtlar elde edilmiştir. Oluşturulan temalar ve yargılar çerçevesinde yanıtlayıcılardan belirli itibar temaları altında alınan yanıtlar içerisinde benzer öğeler, yanıtlayıcılar tarafından özellikle vurgulanmış olan kısımlar için betimsel analiz yöntemi kapsamında objektif değerlendirmeler yapılmaya çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar, çoğunlukla güvene ve itibara dayalı olarak kabul edilen sigortacılık sektöründe tüketicinin sigorta şirketine duyduğu güvenin ve itibar algısının, yaşanan olumsuz deneyimlerle zedelendiğini, tüketicinin hem şirkete hem de sektöre ilişkin inancını kaybettiğini göstermiştir. Deneyimler olumlu olduğunda ise itibar ve güven güçlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Sigortacılık, Betimsel Analiz, Yapılandırılmış Mülakat
Üniversitelerde kurumsal itibar oluşturmada halkla ilişkiler faaliyetleri: Kamu ve özel üniversitelerin karşılaştırılması
Varoluşu çok uzun zamanlara dayanan halkla ilişkiler, günümüz rekabet ortamında kurumlar açısından önemli bir yönetim fonksiyonu konumundadır. Pozitif yönlü tanıma ve tanıtma aracı olarak bilinen halkla ilişkiler, hem özel sektör hem de kamu sektörlerinin belirlediği hedeflere ulaşmaları noktasında vazgeçilmez bir etkileşim aracı haline gelmektedir. Günümüzde açılan üniversite sayılarının artması, eğitim seviyesinin yükselmesi, bilimsel başarıların önem kazanması, küreselleşme ve serbest piyasa ekonomisinin gelişmesiyle birlikte gerek devlet üniversiteleri gerekse vakıf üniversiteleri arasında büyük bir rekabet ortamı oluşmuştur. Bu rekabet ortamının oluşumu sonucunda üniversiteler için iç ve dış paydaşlarıyla iyi ilişkiler içerisinde olmak, olumlu bir kurumsal itibar oluşturmak, medyada daha fazla yer alarak kamuoyunda olumlu bir izlenim bırakmak zorunluluk haline gelmiştir. Hem kamu sektörü hem de özel sektör alanında hizmet veren üniversiteler, içerisinde bulunduğu toplumun gelişmesi için çaba gösterme ve bu gelişmelere yön verecek bireyleri yetiştirme gibi görevleri üstlenmektedirler. Bu görevleri başarıyla yerine getirebilmek ise halkla ilişkiler stratejik yönetim fonksiyonlarına uyum sağlama ve hedef kitlelere gereken özeni gösterme ile mümkün olmaktadır. Bu bakımdan hem vakıf üniversitelerinin hem de devlet üniversitelerinin başarılı olabilmeleri için alanında uzman kişilerce oluşturulmuş, sağlam alt yapıya sahip bir halkla ilişkiler birimine ihtiyaçları vardır. Yapılan bu araştırma ile kamu ve vakıf üniversitelerince büyük bir öneme sahip olan halkla ilişkiler faaliyetlerinin üniversiteler tarafından ne derece uygulandığı ve bu uygulama aşamasının kamu ve vakıf üniversitelerince bir farklılık gösterip göstermeme durumu araştırılmak istenmiştir. Araştırma sonucunda çalışmaya dahil olan vakıf üniversitesinin kamu üniversitesine göre daha fazla halkla ilişkiler faaliyeti uyguladığı ve yapılanma olarak daha kapsamlı bir kurumsal iletişim birimine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.