Theses supervised by Prof. Dr. Ali Rıza Abay

28 theses · Kütahya Dumlupınar University, Sakarya University, Yalova University

Master'sOpen AccessTR

Modern dünyanın özgürlük yanılsaması

Modern dünyamız büyük bir bunalımı yaşamaktadır. Kültürel, politik,ekonomik, dinsel, kimliksel olarak bu bunalım kendisini gezegenin her yanındahissettirmektedir. Modern dünyada insanlar kendilerini güvende hissedemiyorlar. Savaş,çatışma, ekonomik kriz ve salgın hastalıklar, insanlar üzerinde büyük bir korku unsuruoluşturmaktadır. Kavramların içerikleri politikalar tarafından değiştirilmekte ve çıkarpolitikaları doğrultusunda bu kavramlara (özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet vb.)anlamlar yüklenmektedir. Özgürlük adı altında savaşlar yapılmakta, onlarca insanhayatını kaybetmekte ve onlarcası da yurtlarından sürgün olmaktadır. Olanakların veuygun çözüm politikalarının olmasına rağmen, dünyamız yağmalanmakta, yoksullukartmakta ve ekolojik felaketler çoğalmaktadır. Demokrasi ise sözde olarak hepvurgulanır, öneminden sözedilir, ancak içerik olarak yaşanmaz. Demokrasi araçsal akılve politikalar doğrultusunda şekillenmekte olup, demokrasi modern dünyanın hiçbiryerinde tam olarak yaşanmamaktadır. İktidarları, yönetimleri seçimler değil, savaşlar vesilahlar belirlemektedir. İletişim olanakları ve insan ihtiyaçlarını karşılayacak ürün vegıda olanakları bol olduğu halde insanların büyük bir çoğunluğu yoksul yaşamaktadır.Açlıktan hergün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. Ayrıca iletişim çağındayaşanmasına rağmen insanlar arasındaki iletişimsizlik artmaktadır. Savaş, çatışma veküresel kapitalizm sonucunda meydana gelen küresel ısınma dünya ve canlılar üzerindebüyük yıkım ve tahribatlara yol açmaktadır. Tüm bunlar modernitede ortaya konulanhedeflerin (demokrasi, özgürlük, eşitlik, daha güzel bir dünya) gerçekleşmediğinigöstermektedir. Modern olanaklar bir azınlık tarafından daha çok kullanılırken, büyükbir çoğunluk ise bu imkanlardan yararlanamamaktadır. Tüm bunlar modern dünyanınbir özgürlük yanılsamasının içinde olduğunu bize göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Ekoloji, Kapitalizm, Modernite, Özgürlük, Teknoloji.

AdaletDemokrasiKapitalizm+3
Sebatullah Tekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kesişimsel yaklaşımla engellilik ve toplumsal cinsiyet (Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye karşılaştırması)

Bu çalışmanın amacı engelliliği şekillendiren sosyo-kültürel değerler ışığında engelli kadınların yaşadıkları kesişimsel ayrımcılık durumlarını görünür kılarak, onların toplumsal hayata aktif bir şekilde katılabilmeleri için yapıcı ve uygulanabilir öneriler sunmaktır. Çalışma Engellilik ve toplumsal cinsiyet gibi iki farklı ayrımcılık temelinin kesişiminde yer alan engelli kadınların maruz kaldığı kesişimsel ayrımcılığın onların eğitime ve istihdama katılmalarını nasıl etkilediği problemi üzerine temellendirilmiştir. Yöntem olarak tarihsel karşılaştırmalı örnek olay inceleme araştırması kullanılan bu çalışmada öncelikle engelli kadınların kesişimsel ayrımcılık durumları teorik çerçevede detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Daha sonra, ABD ve Türkiye örneklerinde tarihsel süreçte engellilik olgusunu şekillendiren sosyo-kültürel değerler, engellilik politikalarının gelişimi, kesişimsellik çalışmaları, engelli olan ve olmayan nüfusun genel ve toplumsal cinsiyete göre dağılımları, genelde engelli bireylerin özelde engelli kadınların eğitime ve istihdama katılma oranları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. ABD'de engelliliği ve politikasını "bireysellik, bağımsız yaşam, ayrımcılığa karşı olma ve yurttaş hakları" sosyo kültürel değerleri şekillendirmektedir. Türkiye'de ise engelliliği ve politikasını "muhtaç olan yardım ve güçlü aile bağları" alt sosyo-kültürel değerleri ile AB'ye uyum ve BM EHİS'in uygulanma sürecinde "insan hakları ve ayrımcılığı önleme" üst sosyo-kültürel değerleri birlikte şekillendirmektedir. ABD engelli bireyleri korumaya yönelik ayrımcılık esası üzerine temellendirilmiş yasal mevzuata sahiptir. Ancak bu mevzuatta özel olarak engelli kadınların durumları elle alınmamaktadır. Bununla birlikte kesişimsel ayrımcılığa odaklanan resmi bir kurumu (EEOC) bulunmaktadır. Türkiye'nin engelliliğe dair ayrımcılık esasını içeren yasal mevzuatı olmasına rağmen, ayrımcılığı önleme durumu uygulamada ABD'den farklı işlemektedir. Yasal mevzuatında engelli kadınların durumları ele alınmaktadır. Ancak kesişimsel ayrımcılığa odaklanan resmi bir kurumu yoktur. Diğer yandan her iki ülkede de engelli kadınlar engelli erkeklere ve engelli olmayan kadınlara oranla görünmezlerdir.

Amerika Birleşik DevletleriCinsel kimlikEngelli hakları+6
Fatma Kahraman Güloğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
11
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuğa sahip ailelerin psiko-sosyal sorunları

Zihinsel engelli çocuk sahibi olan ailelerin sosyal alanın her aşamasında yaşadıkları problemleri ortaya çıkararak bu problemlerin giderilmesi hususunda çözüm önerileri getirmek bu araştırma projesinin temel amacıdır. Bu amaç çerçevesinde örneklem, İstanbul ili Maltepe ilçesinde bulunan 5 rehabilitasyon merkezine kayıtlı zihinsel engelli çocuk sahibi olan anne ve babalardan oluşmaktadır. Çalışmanın doğrultusunda veriler anket yoluyla toplanmıştır. Çalışmanın teorik boyutunu oluşturmak için konuyla ilgili literatür taraması yapılmış olup, konunun uygulama boyutunda ise anket yoluyla elde edilen verilerin frekans değerleri yüzde oranlarıyla değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Anket formunda ise hipotezleri test edilmesini sağlayacak kadar soru bulundurulmuştur. Ayrıca zihinsel engelli çocuk sahibi olan ebeveynlerin bazı demografik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla da 6 sorudan oluşan demografik bilgiler formu hazırlanmıştır.Bu çalışmada elde edilen bilgiler sonucunda, zihinsel engelli çocuk sahibi olan ebeveynlerin karşılaştıkları sorunları giderebilecek çözüm önerileri getirilmiş ve bundan sonra yapılacak olan çalışmalara kaynak olabilecek nitelikte bir proje hazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Engellilik, Zihinsel Engelli Çocuk, Aile Psikolojisi, Din.

Aile içi ilişkilerAile sorunlarıAna-baba tutumu+5
Tuğba Yaralılar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Aileler ve özel eğitimcilerin zihinsel özürlülüğe bakışı: Sakarya Şehit Ali Borinli İlköğretim Okulu ve İş Okulu örneği

Bu çalışma, zihinsel özürlü çocuğa sahip aileler ve özel eğitimcilerin zihinsel özürlülüğe bakış açılarının karşılıklı olarak değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu noktadan hareketle, Şehit Ali Borinli İlköğretim Okulu ve İş Okulu'nda çalışan 10 özel eğitimci ile derinlemesine mülakat, 10 veli ile odak grup görüşmeleri yapılmıştır.Toplanan veriler neticesinde zihinsel özürlü çocuğa sahip aileler ve özel eğitimcilerin zihinsel özürlülüğe bakış açılarında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu açıdan ailelerin zihinsel özürlülüğü özel eğitimcilere oranla daha büyük problem ve aşılamayacak bir olgu olarak gördüğü belirlenmiştir. Ailelerin zihinsel özürlülüğe duygusal, özel eğitimcilerin ise mantıksal açılardan yaklaştığı görülmüştür. Zihinsel özürlülükte değişim ve gelişim konusu, özel eğitimcilere oranla ailelerde daha karamsar ve umutsuz bir tablo çizmiştir. Zihinsel özürlülük aileyi ekonomik, sosyolojik ve psikolojik açılardan etkileyen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Zihinsel özürlü bireylerin, özel eğitimcilerden ziyade aileleri tarafından sürekli kontrol altında tutulduğu anlaşılmıştır. Toplumda özürlülük bilinci tam olarak yerleşmemiştir. Zihinsel özürlü bireyler için eğitim kurumlarının ve özel eğitimin önemi açıklığa kavuşturulmuştur.

AileEngelli kişilerZihinsel engelli çocuklar+5
Zehra Sevim
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' de din-sekülerleşme ilişkisi

Genellikle Aydınlanma düşüncesiyle paralel bir biçimde algılanan Modernleşme olgusu, aslında Batılı toplumların tarihinde çok boyutlu ve farklı bir biçimde toplumsal değişmelerin yaşanmasına tekabül etmektedir. Daha açık bir ifadeyle ise modernleşme döneminde, her toplum, coğrafi, kültürel ve kendi içinde bulundukları şartlara göre modernleşmeyi farklı şekillerde karşılamışlardır. Türkiye'de ise modernleşme tarihinin ve kültürünün önemli bir döneminden kopma ve uzaklaşma süreci olarak algılanmıştır.Bu sebeplerden dolayı Türkiye'de İslam tarihinden gelen tasavvufun dünyevileşerek bozulmasıyla ve Osmanlı imparatorluğundan bu yana tartışmaların odağı haline gelmiş tarikat yapılarının, günümüzde de din-devlet, din-siyaset, din-toplum tartışmalarının toplum üzerinde yaptığı etkiyi anlamak önemli bir çaba olacaktır. İşte bu gerçeği çok önemli bulduğumuzdan dolayı, böyle bir çalışmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.Bu araştırmamızda yapmaya çalıştığımız şey, Türk modernleşmesinin Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde sorun teşkil etmeye başlayan tarikatların kapatılmasına yoluna gidilirken hangi nedenlerin etkili olduğu tespit etmek ve de bu nedenlerin Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki din-devlet ilişkileri ile ne derce bir paralellik taşıyıp taşımadığını belirlemektir. Burada tarihsel bir sürecin, sosyolojik analizi yapılmak istenmektedir.Son olarak ise Türk modernleşme sürecinin daha ziyade, bir sorun halinde yaşanmasının nedenleri araştırılmaktadır. Bu süreçte Türk toplumunun geçmişten miras aldığı kültürel, dini ve ahlaki değerler ile modernizmin dayattığı seküler değerlerin çatışması üzerinde durulmuştur. .Bu çalışmanın araştırma problemi, Türkiye'deki doğuştan küresel firmaların uluslararasılaşma davranışlarını ne tür faktörlerin etkilediğini belirlemek olarak ifade edilebilir. Bir firman ın uluslararasılaşma davranışını ölçerken ne tür uluslararasılaşma yöntemine başvurduğu dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın amaçlarını şu şekilde ifade etmek mümkündür:a) Doğuştan küresel firmalar ihracat-ithalat, birlikte girişim yoluyla doğrudan yabancı yatırımve tek başına doğrudan yabancı yatırım gibi farklı uluslararasılaşma yöntemlerinden birini tercih ederken hangi değişkenlerin etkisi altında kalmaktadırlar?b) Firmalar uluslararasılaşma planlarını ve işbirliği stratejilerini formule ederken ne tür kritik başarı faktörlerini dikkate almalıdırlar?Bu sorulara cevap ararken literatür taramasına ek olarak farklı uluslararasılaşma yöntemlerini kullanan dört değişik doğuştan küresel firma ?örnek olay? olarak incelenmiştir. Veri edinmede örnek olay yönteminin tercih edilmesinin iki temel gerekçesi vardır. Birincisi, Türkiye'de doğuştan küresel firma sayısı oldukça sınırlı olduğu için az sayıda firmaya odaklanarak elde edilecek geniş kapsamlı bilgiler ile genelleme yapmak metodolojik olarak mümkün gözükmektedir. İkincisi, firmaların uluslararasılaşma davranışları ?stratejik? bir karar olduğu için, firma yöneticilerini stratejilerine ilişkin bilgileri anket yoluyla cevaplamaları pek muhtemel gözükmemektedir. Bunun yerine yarı- biçimsel ve biçimsel-olmayan mülakat yöntemleriyle söz konusu firmalar hakkında daha ayrıntılı ve informel kaynaklarla da beslenen bilgiler elde etmek mümkün olacaktı.Bu çerçevede yapılan çalışma sonucunda doğuştan küresel firmaların farklı uluslararasılaşma yöntemlerinden hangisini kullandıklarını belirlerken dikkate aldıkları faktörler arasında ilgili ülkeyle olan kültürel benzeşim düzeyi, ilgili ülkenin sunduğu girdilerin ve teşviklerin firmaya sağladığı stratejik üstünlük, ilgili ülke pazarının firma açısından görece önemi ve firmanın kendi ülkesindeki rekabet konumu öne çıkmaktadır. Bu noktada hem itici hem de çekici faktörlerden bir karma oluştuğu gözlenmektedir. Doğuştan küresel firmaların uluslararasılaşma planları ve işbirliği stratejilerinin başarılısı ise bu firmaların ortak seçimi, pazar ve müşteri özellikleri, rekabet düzeyi, beşeri ve finansal kaynaklara ulaşabilirlik, coğrafi mesafe ve kültürel yakınlık gibi faktörleri değerlendirmelerindeki isabete bağlı olmaktadır. Bu yönüyle bakıldığında çalışmanın bulgularının oldukça önemli pratik imaları olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler: Modernleşme, tasavvuf , din

Yasin Şahin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları (Ümraniye Belediyesi örneği)

İnsan, yapısı itibariyle sosyal bir varlıktır. Sosyal bir varlık olarak da sosyal bir alanda yaşamak ve ihtiyaçlarını gidermek zorundadır. Fakat bu ihtiyaçlarını kendi olanakları ile tamamen karşılama imkanına bazen sahip olamamaktadır. Bireylerin bu ihtiyaçlarını giderecek olan en önemli kurum devlettir. Her birey, devletin vatandaşın sosyal ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduğunu bilir ve bunu devletinden bekler. Bir sosyal hukuk devleti olan ülkemiz de evrensel olarak kabul edilen ekonomik ve sosyal hakları gerçekleştirmek zorundadır. Sosyal devlet, sosyal güvenlik ve sosyal eşitlik ilkesi ile vatandaşlarına muamele etmekle mükelleftir. Türkiye Cumhuriyeti bu sosyal devlet ilkesinin gereğini yerine getirebilmek için devlet olarak yapmak zorunda olduğu bir çok görevini mahalli idarelerden biri olan belediyelere devretmiştir.Bu çalışma üç ana bölüm ve bir sonuçtan meydana gelmektedir. Birinci bölümde devlet, sosyal devlet, refah devleti kavramları üzerinde durulmuş ve buradan yola çıkılarak yerel yönetim birimi olan belediyeler ve Türkiye'de belediyeciliğin tarihi geçmişi günümüze kadar ele alınmıştır. Diğer taraftan belediyelerin görevleri ve sosyal belediyecilik kavramı üzerinde durularak sosyal belediyeciliğin fonksiyonları vurgulanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde çalışmada örnek olarak seçilen Ümraniye ve Ümraniye Belediyesi bir çok boyutları ile ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde de Türkiye'de bazı belediyelerde uygulanan sosyal belediyecilik hizmetlerinden bahsedildikten sonra, Ümraniye Belediyesi'nin yaptığı sosyal belediyecilik hizmetleri tablo ve grafiklerle izah edilmiştir. Sonuç bölümünde ise, Ümraniye Belediyesi tarafından yapılan hizmetler kendi içerisinde yıllara göre kıyaslamaya tabi tutulmuş, sosyal belediyecilik hizmetlerinin gerçekleşmesinde karşılaşılan sorunlar vurgulanmıştır. Ayrıca hizmetlerde eksik görülen noktalara dikkat çekilerek, önerilerle Ümraniye'de sosyal belediyeciğin dönüşümü ortaya konmuştur.Çalışmanın amacı, yerel yönetim birimlerinden biri olan belediyelerde sosyal belediyecilik hizmetlerinin uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek ve sosyal belediyecilik hizmetlerinin uygulanması suretiyle hangi fonksiyonların/disfonksiyonların icra edildiğini de ortaya koymaktır.Çalışma gerçekleştirilirken, konular birincil ve ikincil derecedeki kaynaklardan tespit edilmiş, Ümraniye Belediyesi'nin, belediye seçimlerinin olduğu 1989 yılından 2007 yılına kadarki sosyal belediyecilik anlamındaki tüm faaliyetleri Ümraniye Belediyesi'nin faaliyet raporlarından, bülten, dergi vb. çalışmalarından ve sunumlarından hareketle tespit edilmiştir.Sonuç olarak, Ümraniye Belediyesi tarafından 1994 - 2007 yılları arasında sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde yerine getirilmesi gereken birçok hizmetlerin yıllara göre artış göstermek suretiyle gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Belediye tarafından yapılan bu çalışmalar, birçok fonksiyonları icra ettiği gibi, sosyal devlet olmanın gereğini de yerine getirmiş olmaktadır.

BelediyelerSosyal devletSosyal hizmetler+2
Abdulhakim Beki
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kurum bakımı altındaki yaşlıların sosyokültürel ve manevi ihtiyaçlarının karşılanma düzeyleri: İstanbul Kayışdağı Darülaceze örneği

Yaşlılıkla birlikte bireyin fiziksel, bilişsel ve sosyal özelliklerinde bir takım değişiklikler meydana gelmekte ve bağımsız konumdan bağımlı konuma geçiş görülmektedir. Bu dönemde yaşlı bireyin ihtiyaçları sosyal, ekonomik ve demografik durumuna göre farklı şekiller alabilmektedir. Bu ihtiyaçların karşılanmasında yaşlı bireyin ailesi ve çevresindekilere önemli roller düşmektedir. Fakat sanayileşme, teknolojik değişmeler, kadının iş hayatına girmesi veya gençlerin iş bulmak amacıyla yaşadığı bölgeyi terk etmesi gibi durumlar sonucunda ortaya çıkan toplumsal değişim, yaşlı anne ve babayı yalnızlaştırmaktadır. Bu durumda yaşlı birey alternatif bakım modellerine ihtiyaç duymaktadır. Bunlardan birisi de kurumsal bakım modelidir.Yapılan çalışmada kurum bakımı ve koruması altındaki yaşlı bireylerin sosyokültürel ve manevi ihtiyaçlarının tespiti ve bunların karşılanmasında ilgili kurumlara düşen görevlerin belirlenmesi amacıyla İstanbul Kayışdağı Darülaceze'de saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda yaşlıların sosyal etkinliklere katılımları, sosyal arkadaşlık ilişkileri, ihtiyaç hissettiklerinde sosyal destek alabilmeleri gibi veriler karşılaştırılmıştır. Toplam 120 yaşlı bireyle bire bir görüşülmüştür.Araştırma sonucunda sosyal arkadaşlık ilişkileri olan ve ihtiyaç hissettiklerinde sosyal destek alabilen yaşlıların kendilerini hayata bağlı hissettikleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ayrıca, kurum bakımı ve koruması altındaki yaşlı bireylerden sosyal, kültürel ve manevi içerikli serbest zaman aktivitelerine katılanlar kendilerini mutlu, huzurlu, sağlıklı ve hayata bağlı hissetmektedirler.

Sosyal destekSosyal hizmet kurumlarıSosyal hizmetler+2
Orhan Yaman
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet perspektifinden akademik başarı ve yalnızlık düzeyi ilişkisinin incelenmesi

Toplumlar geliştikçe, ekonomik ve sosyal faaliyetlerle birlikte eğitim sistemleri ve yaklaşımları da değişmektedir. Bu değişim, eğitim sürecindeki öğrenciyi yakından etkiler. Eğitimde öğrenciden beklenen ve varlığını ortaya koymanın bir ölçütü olarak görülen akademik başarı, mutluluk ve sosyal destek sistemleri ile yakından ilgilidir. Yaşam serüveninde sürekli karşımıza çıkabilecek yalnızlık gibi duygu durumları, okul eğitimi sürecinde de karşımıza çıkabilmekte ve birçok problemin kaynağını oluşturmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, lise kademesindeki öğrencilerin akademik başarı düzeyleri ve yalnızlık düzeylerinin bazı değişkenler açısından anlamlı bir farkın olup olmadığını incelemektir. Bunun yanı sıra, akademik yönden başarısız çocuklar ile yalnızlık sorunu yaşayan öğrencilere bu değişkenler dikkate alınarak okul sosyal hizmeti olarak neler sunulabilir bunu tartışmaktır. Bu araştırma, tarama modeli ile yapılan betimsel bir alan araştırmasıdır. Araştırma, 2013-2014 eğitim öğretim yılında Bursa ili Gemlik ilçesinde bulunan M.E.B.'e bağlı 7 tane ortaöğretim (lise) kurumunda öğrenim gören, her sınıf kademesinden random yöntemi ile seçilerek oluşturulmuş toplam 665 kişilik öğrenci örneklem grubu ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, geçerlik ve güvenirlik çalışması Demir (1989) tarafından yapılmış UCLA Yalnızlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 istatistik programı kullanılmış, elde edilen bulgular için tablolar oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. Analiz sonucunda, akademik başarı düzeyi ile yalnızlık düzeyi arasındaki anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür. Ayrıca, bazı değişkenlerin yalnızlık düzeyi ile anlamlı bir farkı, akademik başarı düzeyi ile anlamlı ilişkileri olduğu tespit edilmiştir.

Akademik başarıAlgılanan sosyal destekSosyal hizmetler+3
Fikri Keleşoğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede sosyal girişimcilik: Grameen mikrokredi modeli

Yoksulluk birden fazla disiplinin ilgi alanına giren ve birden fazla sosyal sorunla ilişkili olan son derece karmaşık bir meseledir. Bu durum yoksulluk yazınında büyük bir yekün de oluşturmaktadır. Öyle ki zaman zaman yoksulluk tartışmalarının tükendiğine yönelik bir yargının yaygınlık kazandığı görülmektedir. Yoksulluk tartışmalarının tükenmesinin yanında daha önemli olan durum ise yoksulluk sorununun ortadan kaldırılmasıdır. Bu da dünya üzerinde tek yoksulun kalmamasını ifade eden ve doğrulanabilirliği mümkün olmayan son derece büyük bir iddia içermektedir. Ayrıca savaş ve göç gibi belli döngüsel nedenler yoksulluğu yeniden gündeme taşırken, sosyo-ekonomik yapıda görülen değişimler de sorunu yenileştirmenin yanında belli çözümleri de yenileştirebilmektedir. İşte bu noktada Bangladeş'li iktisat profesörü Muhammed Yunus, yeni kurulmuş olan ülkesinin yaşadığı büyük çaplı yoksulluk sorununa çözüm getirebilme amacıyla sahip olduğu akademik kimliğini kullanarak bir grup öğrencisi ile birlikte alana çıkmıştır. Çalışması adına Bangladeş'te Jobra köyünü seçen Muhammed Yunus burada, daha sonra kendi ismi ile anılacak olan "mikro kredi" uygulamasını keşfetmiştir. Mikrokredi uygulaması, bankaların ödeme konusunda güvenmedikleri için kredi vermeyi kabul etmediği yoksul kesime küçük ölçekli krediler sağlayan ve bu yolla da yoksulların girişimciliklerini artırmayı hedefleyen bir sistemi ifade etmektedir. Bu yönüyle mikrokredi sisteminin, son dönemde yoksulluğu ortadan kaldırabilme potansiyeli bağlamında sıklıkla ele alındığı ve ciddi eleştirilerin de konusu haline getirildiği görülmektedir. Söz konusu uygulamanın ün kazanmasında ise Muhammed Yunus'un 2006 Nobel Ödülü de dahil olmak üzere çeşitli platformlarda sosyal girişimcilik ödülleri alması doğrudan etkili olmuştur. Diğer taraftan çeşitli girişimcilik prensiplerini ve yenilikçi yöntemini sosyal fayda sağlama yönünde kullanarak toplumsal sorunlara çözüm üretme çabası olan sosyal girişimciliğin yoksulluk alanında önemli bir figürü olarak anılan Muhammed Yunus'un, sosyal girişimcilik bağlamında henüz ele alınmadığı görülmüştür. Kaldı ki Yunus, kendi yazılarında da ifade ettiği üzere sosyal girişimcilik olgusuyla sorunlu bir ilişkiye sahiptir ve modeli için sosyal girişim yakıştırmasını reddetmektedir. Bu sebeple de alanda sosyal girişimcilik örneği olarak görülen ama kurucusu tarafından sosyal girişimciliğin dışında tanımlanan Grameen Mi- krokredi Modeli önemli bir tartışma zemini oluşturmaktadır. Bu noktadan hareketle de çalışmamızda temel olarak yoksullukla mücadele sürecinde sosyal girişimcilik olgusunun katkısı ortaya konulacak ve örneklem olarak seçilen Grameen Mikrokredi Modelinin söz konusu bağlamda okunma imkanı ele alınacaktır.

Mikro krediSosyal girişimciYoksulluk
Enver Mengü
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Suç ve suçlulukla mücadelede sosyal hizmet uygulamalarının önleyici etkileri

Toplumlar ne kadar gelişse ve değişse de, bilgi toplumu, modernleşme ve ihtisaslaşmalara rağmen karmaşık ve paradoks bir hal almış, küçük yerleşim yerlerinden büyük kentlere olan nüfus yığılması ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan kültürel yozlaşma, toplumsal yaşayışta özelliklede büyük kentlerde birçok sorunu ortaya çıkarmıştır. İşte bu sorunların en başında suç ve suçlular ile mücadele gelmektedir. Bireyler artık daha materyalist ve bireyci bir felsefe içinde yaşama kültürünü kendilerinde görürken, çevrelerindeki sorunlara duyarsız kalmış ve yaşam döngüsü içinde bu sorunlar, bütün toplumu kapsamaya ve genel bir sorun oluşturmaya başlamıştır. İnsanın kendini güvende hissetmesinin bir gereği olarak, suç ve suçlularla mücadele etme süreci her zaman canlılığını korumuş, ancak zor ve karmaşık olan bu sorunsal ile mücadelenin bir sistematiğinin oluşması ve üretilecek yeni politikaların gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda Kamu ve STK'lar bu sorunlarla mücadele edecek ve önleyecek sosyal politikalar üretme ve bu politikaları etkin bir şekilde uygulama gereği duymuş ve alanda bu rolü sosyal hizmet üstlenmiştir. Suç ve suçlularla mücadelede sadece güvenlik önlemlerinin, kolluk faaliyetlerinin ve cezai müeyyidelerin yetersiz kaldığı günümüzde; etkin, uygulanabilir, genel ve kapsayıcılığı ile ön plana çıkan sosyal hizmet, suç ve suçlular olmak üzere toplum refahını bozan sorunlarla mücadelede önemli bir fonksiyonu yerine getirmiş ve getirmeye devam edecektir. Gelişmelere ve değişmelere orantılı olarak toplumda ve yönetim erkinde sosyal hizmet algısı da zamanla değişmiş, suç ve suçlularla mücadelede sosyal hizmet müdahalelerinin sorun oluşmadan önce etkinliğinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmada pragmatik, pratik ve uygulanabilir müdahaleleri ile sosyal hizmetin, suç ve suçlularla mücadelede sorun odaklı uygulamalarının yanında koruyucu ve önleyici uygulamalarının ne denli önemli yeri olduğu vurgulanmaya çalışılırken, ülkemizde çok fazla ilgilenilmemiş ve geri bırakılmış bu alanda; suç ve suçlularla mücadelede sosyal hizmetin önemine dair bir bakış açısı oluşturulurken, suç ve sosyal hizmet kavramsallaştırılarak bağdaştırılmaya çalışılmış ve en azından bu bağlamda okuyucuda bir algı oluşturulması amaçlanmıştır.

MücadeleSosyal hizmetlerSosyal politika+4
Özkan Sakarya
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yetim çocuklara uygulanan sosyal ve ekonomik destek bağlamında "Bayrampaşa Hami-Yet Projesi örneği"

İnsan ömrünün ilk evresi çocukluk dönemi olarak kabul edilir. Bu dönem sadece çocuğun değil aynı zamanda bir toplumun da hayatının şekillenip geleceğe dair şifrelerin kurgulandığı önemli bir zaman dilimi olmaktadır. Her çocuk güvenli bir aile içerisinde psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılandığı bir hayatı yaşama hakkına sahiptir. Çocuk için beklenmeyen kayıpların olduğu durumlarda ise bu durumun oluşturduğu dezavantajları en aza indirmek hem sosyal çevrenin hem de kamu kurumlarının üzerine düşen bir görev olarak görülmektedir. Tezin amacı; anne veya babasını kaybeden çocukların yaşadıkları psikolojik ve sosyal problemlerin çözümünde yer alan aktörlerin geçmişten günümüze uzanan bakış açısı ve konumlanışlarını belirlemek ve günümüzde farklılaşan sosyal yardım ve sosyal destek konusunu uygulanmış bir örnek üzerinden çok yönlü olarak incelemektir. Bu amaçtan hareketle konuyla ilgili kavramlar ve tarihsel arka plana yer verilerek ardından konuyla ilgili sosyal politikalar bağlamında oluşan sosyal yardımlaşma ve sosyal destek konularının günümüzde algılanış ve uygulanış şekillerine yer verilmiştir. Bu çalışmada toplum temelli çalışmaların yapısı gereği herhangi bir sosyal problemin çözümünde konunun tüm tarafları tarafından ihtiyaca ve insani değerlere göre planlanmış alternatif uygulamalara örnek teşkil edeceğini düşündüğümüz "Hamiyet Projesi" incelenerek değerlendirmeler yapılmıştır.

Ekonomik yardımlarHami-Yet ProjesiProjeler+7
Yeter Aksa Ertem
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal hizmet ve maneviyat: Sosyal çalışmacılar üzerine bir alan araştırması

Bu araştırmanın amacı; maneviyat ve sosyal hizmet ilişkisini ortaya koyarak sosyal çalışmacıların, maneviyata ve manevi konulara ilişkin kişisel ve mesleki bakış açılarını keşfetmek ve betimlemektir. Bununla beraber sosyal çalışmacıların, uygulama sürecinde maneviyat konusuna yaklaşımları, maneviyat ile ilgili yöntem ve teknikleri, maneviyatın sürece dâhil olmasıyla ilgili duygu ve düşünceleri ve maneviyat açısından sosyal hizmet eğitim programlarına yönelik görüşleri araştırılmıştır. Yapılan çalışma karma yöntem desenlerinden biri olan "açımlayıcı sıralı desene" göre tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında tarama modellerinden olan genel tarama modeli, nitel kısmında ise bir durum çalışması deseni olan bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. İlk aşamada Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ile Sosyal Hizmet Meslekte Birlik Derneği'ne ilişkin mail gruplarına kayıtlı olan sosyal çalışmacılar ile sosyal çalışmacıların aktif oldukları sosyal medya gruplarında nicel anket online olarak paylaşılmıştır. Bu kapsamda 218 sosyal çalışmacı ile anket çalışması yapılmıştır. İkinci aşamada başlangıçtaki nicel örneklemde yer alan bireylerden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile seçilen 18 sosyal çalışmacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada elde edilen bulguların birlikte analizi yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda, sosyal çalışmacıların maneviyat ve sosyal hizmet uygulaması bağlamında tam anlamıyla donanımlı olmadıkları, maneviyatla ilgili bilgi seviyelerinin düşük olduğu ancak maneviyata ilgi duydukları ve daha çok bilgilenme arzusunda oldukları tespit edilmiştir. Sosyal çalışmacıların maneviyata duyarlı sosyal hizmet ile ilgili düşüncelerini daha çok sosyal hizmetin etik ilke ve prensiplerinden hareketle ortaya koydukları ve çoğunluğunun maneviyatın sosyal hizmet uygulamasına dâhil edilmesi görüşünde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Manevi faktörlerRuhsallıkSosyal hizmet kurumları+4
Hıdır Apak
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Y kuşağındaki üniversite öğrencilerinin yaşlılığa ilişkin görüşlerinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği

Bu çalışmanın amacı, Y Kuşağındaki üniversite öğrencilerinin yaşlı ve yaşlılık hakkındaki düşüncelerinin belirlenmesidir. Araştırma amaçlarını gerçekleştirmek için, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni olarak, farkında olduğumuz ancak derinlemesine ve ayrıntılı bir anlayışa sahip olmadığımız çalışmalarda kullanılan olgubilim (fenomenoloji) seçilmiştir. Fenemolojik yaklaşım, birey ya da gruplarla bir olguya ilişkin yaşanmış deneyimleri derinlemesine inceleyerek araştırmak, tanımlamak, yorumlamak için kullanılan bir yaklaşımdır. Araştırmada görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu, verilerin çözümlenmesinde ise içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Görüşme yöntemiyle elde edilen verilerin analizi Nvivo 11 programı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların yaşlılığı olumsuz anlamlandırdıkları, genel olarak yaşlıların sorunları hakkında farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu, kuşaklar arasında iletişimin yoğun olmadığı, duygu paylaşımlarının olmadığı görülmüştür.

KuşaklarY kuşağıYaşlılar+3
Emre Birinci
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikiyatrik sosyal hizmet ve hastane – toplum ruh sağlığı merkezi uygulamaları (Manisa ili örneği)

Ruhsal hastalıklar, zihinsel, duygusal ve davranışsal bozukluklara yol açan, bireylerde uyum ve işlev bozukluklarına neden olan hastalıklardır. Özellikle ağır ruhsal bozukluk diye tabir edilen şizofreni ve benzeri psikotik bozukluklar ve duygudurum bozuklukları, bireylerin bir ya da daha fazla temel yaşam aktivitesine etki etmekte ve ciddi işlevsel bozulmalara yol açmaktadır. Ruhsal hastalıkların tedavisi biyolojik, psikolojik ve sosyal açılardan hastaların bütüncül olarak biyopsikosyal yaklaşım içerisinde değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi ile mümkün olabilmektedir. Sağlanan insani hizmetler de bu bütünlük çerçevesinde oluşturulmalı ve bütünlüğü sağlamak adına disiplinler arası bir işbirliğine girilmelidir. Bu anlamda bu çalışmanın temel amacı koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici ruh sağlığı kurumlarında gerçekleştirilen hizmetler açısından Türkiye'de psikiyatrik sosyal hizmet uygulamaları ve psikiyatri alanında hizmet veren sosyal çalışmacıların görevlerini hizmet alanlar ve hizmet verenlerle yapılan görüşmeler kapsamında analiz etmektir. Bu temel amaç doğrultusunda Manisa ilinde Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nde, Manisa ili Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM)'nde ve Celal Bayar Üniversitesi hastanesinde hizmet veren 52 psikiyatri ekibi üyesi ile; ve Manisa ili Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nden hizmet alan 22 ağır ruhsal bozukluğu olan hasta ve 10 hasta yakını ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin analizinde "MAXQDA 2018" nitel veri analizi programı kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından oluşturulan kategoriler maxqda programına aktarılmıştır. Bu kategoriler 3 ayrı grup açısından değerlendirilmiştir. Bu gruplar psikiyatri ekibi, hasta ve hasta yakınları ve sosyal çalışmacıların hastane, TRSM ve sosyal çalışmacıların görevlerine ilişkin görüşleri başlıkları altında değerlendirilmiştir. Bu başlıkların altında oluşturulan temalar temelde üç başlık altında toplanmıştır. Bu başlıklar; koruyucu ruh sağlığı hizmetleri; tedavi edici ruh sağlığı hizmetleri (medikal, ekip çalışması, sosyal çalışmacıların görevleri) ve rehabilite edici ruh sağlığı hizmetleri (sosyal model, ekip çalışması, döner kapı fenomeni ve sosyal çalışmacıların görevleri)'dir. Yapılan görüşmeler neticesinde koruyucu ruh sağlığı hizmetlerin Türkiye'de gerçekleştirilmediği, hastanelerde medikal odaklı yaklaşım hâkimken, TRSM'de sosyal odaklı yaklaşımın olduğu, ekip çalışmasının hiçbir psikiyatri ortamında tam anlamıyla gerçekleştirilmediği, TRSM'lerin tekrarlayan yatışların engellenmesinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Sosyal çalışmacıların görevleri ise, psikiyatrik tedavi kurumları olan ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinde ve hastanelerin psikiyatri kliniklerinde, sosyal İnceleme, birey ve ailesi ile çalışma, birey ve gruplara yönelik savunuculuk, vaka yöneticisi, ruh sağlığı bakımında sosyal modeli teşvik edici, psikoeğitim ve danışmanlık ve taburculuk planlaması olarak belirlenmiştir ve bu görevlerinin çoğunluğunun tam anlamıyla gerçekleştirilemediği bir kısmının ise kısmen gerçekleştirildiği gözlemlenmiştir. Sosyal çalışmacının rehabilite edici ruh sağlığı kurumları olan TRSM'ler de görevleri, birey ve gruplara yönelik savunuculuk; birey ve ailesi ile çalışma; sosyal işlevselliği güçlendirici; damgalamayı önleyici ve eğitim sağlamadır ve TRSM'de sosyal çalışmacının bulunmaması sebebiyle bu görevlerin hiç birinin sosyal çalışmacılar tarafından gerçekleştirilmediği gözlemlenmiştir. Bu rolleri TRSM'de ki hekimler ve hemşireler yerine getirmeye çalışmakta ve yardımcı olamadıkları durumlarda ise hastanede ki sosyal çalışmacıya yönlendirme yapmaktadırlar.

PsikiyatriPsikolojik sorunlarRuh sağlığı+4
Yasemin Çölgeçen
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip ailelerin temel afet bilincine yönelik bir çalışma (Yalova örneği)

Bu çalışmada Engelli Çocuğa Sahip Ailelerin Temel Afet Bilincine Yönelik Bilgi Düzeyleri konusu ele alınmış, bu çerçevede, engelli, çocuk, afet, temel afet bilinci gibi konular ve belli sorulara cevap aranmıştır. Çalışma yapılırken literatür, konuyla ilgisi olduğuna inanılan ve bu konunun araştırılmasında ve geliştirilmesinde katkı sağlayacağı düşünülen kaynaklar ışığında incelenmiş ve bulunan sonuçlar bağlamında öneriler sunulmuştur. Bu çalışma neticesinde ortaya çıkan sonuçlar; dezavantajlı gruplar olarak tanımlanan engelliler ve ailelelerinin diğer bireylere göre daha farklı bir modulde eğitime tabi tutulmaları gerekliliği, engel durumunun afet bilinci düzeyine olumsuz etkisi, öngörülen düzenli eğitimin verilmesi ile birlikte temel afet bilinci farkındalığının kazandırılabilirliğidir. Bu sonuçlar üzerinden öneriler sunularak çalışma sonlandırılmıştır.

Acil durumlarAfet yönetimiAfetler+6
Ezgi Yalçın İlhan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul sosyal hizmeti bağlamında üstün yetenekli öğrencilerin kariyer gelişimlerinde rehberlik hizmetleri (Yalova ili örneği)

Kariyer gelişimi yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Kariyer gelişim kuramları incelendiğinde kariyerin erken çocukluk dönemi deneyimlerinden etkilendiği ve zaman içerisinde şekillenmeye başladığı ifade edilmektedir. Geleceğine yön verme noktasında bu süreçte tüm öğrencilerin desteğe ihtiyaçları vardır. Üstün yetenekli bireyler belli alanlarda ilgi ve yeteneğe sahip olan ve toplumun küçük bir yüzdesini oluşturan bir gruptur. Potansiyellerini geliştirip, değerlendirerek toplumsal hayatın şekillenmesinde, ülkenin gelişimi ve kalkınmasında etkilerinin büyük olabileceği düşünülmektedir. Üstün yetenekli bireylerin gelişim dönemi problemleri, aile ve çevreleri olan ilişkileri, ilgi ve yeteneklerinin farkında olmaları, kendilerini tanımaları, karar verme becerilerinin gelişmesi, meslek seçimi vb. pek çok konuda onlara destek sunacak profesyonel bir hizmete ihtiyaçları bulunmaktadır. Okullarda bu görevi aldıkları eğitim itibari ile gerçekleştirebilecek olanlar rehber öğretmenler olarak görülmektedir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılarak Yalova'da resmi ve özel kurumlarda çalışan 84 rehber öğretmene kişisel bilgilerini ve üstün yetenekli öğrencilerle ilgili durumlarını anlamaya yönelik evet-hayır cevabı verilmesi gerekli kapalı uçlu soruların bulunduğu form ve 40 maddelik "Rehber Öğretmen Özel Eğitim Özyeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; rehber öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilere verilen eğitimi ve kariyer gelişimi ile ilgili desteği yeterli bulmadıkları, bu alandaki çalışmaların yetersiz olduğunu düşündükleri görülmüştür. Öz yeterlik ölçeği ile ilgili verilerde ise rehber öğretmenlerin genel olarak özyeterlik algıları yüksek olsa da üstün yetenekli öğrencilere sunulacak bireysel bazlı yardımlarla ilgili maddelerde çoğunlukla kararsız kalmaları ya da katılmamaları dikkat çekicidir. Ayrıca rehber öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilerinin olmaması ve konu ile ilgili eğitim almamış olmamaları da bir diğer bulgudur. Araştırmada okul sosyal hizmeti kavramı, okul sosyal hizmet uzmanlarının görevleri, rehber öğretmen ve okul sosyal hizmet uzmanlarının işbirliği, rehber öğretmenlerin görev alanları, iş yükleri üzerinde durulmuş; üstün yetenekli bireylerin özellikleri, eğitimleri, ihtiyaçları ile ilgili bilgilere yer verilmiş; kariyer gelişiminin öneminden söz edilmiştir. Günümüzde okullardaki tüm problemlerle ilgilenmeye çalışan, yıllık planları doğrultusunda faaliyetler yürüten, çevresel ve bireysel krizlere müdahale etmeye çalışan rehber öğretmenlerin iş yüklerinin fazlalığı ve okul içinde işbirliği yapabilecekleri başka bir meslek grubu bulunmamasının onların asıl görevleri içinde yer alan bireysel danışmanlık hizmetleri noktasında yetersizlik yaşamalarına sebep olduğu ifade edilmiş, üstün yeteneklilerin kariyer gelişimlerinde okul sosyal hizmet uzmanlarının etkili olabileceği ifade edilerek, okul sosyal hizmet ihtiyacının gerekliliği ortaya konulmuştur.

KariyerKariyer geliştirmeSosyal hizmet eğitimi+4
Nükhet Ünlü Baştuğ
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikososyal yaklaşımla özel eğitime gereksinimi olan çocukların annelerine yönelik bir araştırma

Bu araştırmada, özel eğitime gereksinimi olan çocukların ailelerinin ve özellikle annelerinin yaşadığı sorunların psikososyal açıdan değerlendirilmesi ve Türkiye'de özel eğitim alanında uygulanabilir çözüm modelinin sunulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, araştırmada, özel eğitime gereksinimi olan çocuğa sahip annelerin psikolojik dayanıklılık, algıladıkları sosyal destek düzeyleri, gereksinimleri ile annelerin psikolojik iyi olma, sosyal iyi olma ve yaşam doyum düzeyleri karşılaştırılmıştır; annelerinin gereksinim, algılanan sosyal destek ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik iyi olma ve sosyal iyi olma düzeyleri ile yaşam doyumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırma, İstanbul Valiliği'nin izni ile 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ve özel özel eğitim okul ve kurumlarında gerçekleştirilmiştir. Özel eğitime gereksinimi olan çocuğa sahip toplam 402 anne çalışmaya katılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Aile Gereksinimlerini Belirleme Aracı (AGBA), Aile Destek Ölçeği (ADÖ), Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Psikolojik İyi Olma Ölçekleri (PİOÖ-42), Sosyal İyi Olma Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği ile özel eğitime gereksinimi olan çocukların, annelerinin ve ailelerinin sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi edinmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Aile Bilgi Formu'dur. Verilerin analizleri SPSS 24.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan Yaşam Doyumu, Psikolojik İyi Olma, Sosyal İyi Olma, Psikolojik Dayanıklılık, Aile Desteği ve Aile Gereksinimleri Ölçeklerinden elde edilen puanların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi yapılmıştır; ölçeklerden elde edilen puanların dağılımı normal dağılım göstermediği için istatistik değerlendirme yapmak için nonparametrik testler kullanılmıştır. İki grup arasındaki fark Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. İkiden fazla grup durumunda gruplar arası karşılaştırmalarda Kruskal Wallis H testi ile analiz yapılmıştır. Kruskal Wallis H testinde istatistiksel olarak anlamlı sonuç elde edildiğinde bu bulgular arasındaki farkı saptamak için Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Yaşam Doyumu, Psikolojik İyi Olma, Sosyal İyi Olma, Psikolojik Dayanıklılık, Aile Desteği ve Aile Gereksinimleri Ölçekleri arasındaki ilişkiler Spearman Korelasyon analizi yapılarak incelenmiştir. Yordamalarla ilgili analizler ise doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca, tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile veriler değerlendirilmiştir; bu kapsamda, verilerin sayı ve yüzde dağılımları incelenmiştir. Bütün bu istatistiksel işlemler Psikolojik İyi Olma Ölçekleri (PİOÖ-42), Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Aile Destek Ölçeği (ADÖ) ve Aile Gereksinimlerini Belirleme Aracı (AGBA) Ölçeklerinin alt ölçeklerinin incelenmesinde de uygulanmıştır. Yürütülen bu araştırmada, psikolojik iyi olma düzeyleri, sosyal iyi olma düzeyleri, psikolojik dayanıklılık düzeyleri, algılanan sosyal destek düzeyleri daha yüksek ve aile gereksinim düzeyleri daha düşük olan annelerin yaşam doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyal iyi olma düzeyleri, psikolojik dayanıklılık düzeyleri, algılanan sosyal destek düzeyleri daha yüksek ve aile gereksinim düzeyleri daha düşük olan annelerin psikolojik iyi olma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, psikolojik dayanıklılık düzeyleri, algılanan sosyal destek düzeyleri daha yüksek ve aile gereksinim düzeyleri daha düşük olan annelerin sosyal iyi olma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, algılanan sosyal destek düzeyleri daha yüksek ve aile gereksinim düzeyleri daha düşük olan annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin daha yüksek olduğu ve algılanan sosyal destek düzeyleri daha yüksek olan annelerin aile gereksinim düzeylerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucu, annelerin psikolojik iyi olma düzeylerinin annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %14'ünü ve annelerin sosyal iyi olma düzeylerinin annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %13'ünü açıkladığı; psikolojik iyi olma düzeylerinin ve sosyal iyi olma düzeylerinin birlikte annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %18'ini açıkladığı belirlenmiştir. Ayrıca, annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %17'sini, annelerin algılanan sosyal destek düzeylerinin annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %26'sını ve ailenin gereksinim düzeylerinin annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %14'ünü açıkladığı; annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin, algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aile gereksinim düzeylerinin birlikte annelerin yaşam doyumu düzeylerinin %31'ini açıkladığı saptanmıştır. Ayrıca, annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin annelerin psikolojik iyi olma düzeylerinin %30'unu, annelerin algılanan sosyal destek düzeylerinin annelerin psikolojik iyi olma düzeylerinin %18'ini ve ailenin gereksinim düzeylerinin annelerin psikolojik iyi olma düzeylerinin %13'ünü açıkladığı; annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin, algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aile gereksinim düzeylerinin birlikte annelerin psikolojik iyi olma düzeylerinin %35'ini açıkladığı belirlenmiştir. Ayrıca, annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin annelerin sosyal iyi olma düzeylerinin %18'ini, annelerin algılanan sosyal destek düzeylerinin annelerin sosyal iyi olma düzeylerinin %19'unu ve ailenin gereksinim düzeylerinin annelerin sosyal iyi olma düzeylerinin %9'unu açıkladığı; annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin, algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aile gereksinim düzeylerinin birlikte annelerin sosyal iyi olma düzeylerinin %35'ini açıkladığı saptanmıştır. Ayrıca, araştırmacı tarafından hazırlanan özel eğitime gereksinimi olan çocukların, annelerinin ve ailelerinin sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi edinmeyi amaçlayan Aile Bilgi Formu analiz edilmiştir. Aile Bilgi Formu'ndan elde edilen bilgilerle annelerin yaşam doyumu, psikolojik iyi olma ve sosyal iyi olma düzeyleri, psikolojik dayanıklılık, algılanan sosyal destek, gereksinim düzeyleri ile Psikolojik İyi Olma, Psikolojik Dayanıklılık, Aile Destek Ölçeği, Aile Gereksinimlerini Belirleme Aracı Alt Ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda, annelerin yaşları, anneler ile eşlerinin eğitim düzeyleri, annelerin çalışıp çalışmadığı, evlilik süreleri, çocuk sayıları, aile gelir düzeyleri, ailenin birlikte yaşadığı babaanne, dede gibi diğer kişilerin olup olmadığı, özel eğitime gereksinimi olan çocuğa bakımda yardımcı birinin olup olmadığı, özel eğitime gereksinimi olan çocuğun doğum yılı, cinsiyeti, tanının konulduğu yaş, çocuğun engel derecesi analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucu, anneler ile eşlerinin eğitim düzeylerinin, aile gelir düzeylerinin, özel eğitime gereksinimi olan çocuğa bakımda yardımcı birinin olup olmamasının öne çıkan özellikler olduğu ve araştırma kapsamında ele alınan ölçeklerle istatistiksel olarak anlamlı ilişkili oldukları görülmüştür. Aile Gereksinimlerini Belirleme Aracı (AGBA) Ölçeğinde annelerin belirttiği önem sırasına göre aile olarak en önemli 5 gereksinimleri analiz edilmiştir; anneler aile olarak 1. gereksinimlerini en çok %14,9 ile "çok daha iyi ve daha fazla eğitim", %13,4 ile "konuşma - dil terapisi eğitiminin verilmesi" ve %9,2 ile "Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde verilen eğitim saatlerinin daha çok olması" şeklinde belirtmişlerdir. Yapılan analizde görülmüştür ki, anneler aile olarak en önemli gereksinimlerinin özel eğitime gereksinimi olan çocuklarının eğitim, sağlık, sosyal, kültürel, sportif ve benzeri ihtiyaçları olarak değerlendirmektedirler. Bununla birlikte anneler kendilerinin ve ailelerinin psikolojik, sosyal, ekonomik gereksinimlerini de belirtmişlerdir. Özel eğitime gereksinimi olan çocuğa sahip olmak psikolojik, sosyal, ekonomik ve benzeri çok yönlü ele alınması gereken bir konudur; bu bağlamda hem teorik ve bilimsel alanda hem uygulama alanında multidisipliner ve interdisipliner yaklaşımla konunun biyopsikososyal açıdan bütüncül olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada Türkiye'de özel eğitime gereksinimi olan çocuklara, ailelerine ve özellikle annelerine yönelik multidisipliner, interdisipliner yaklaşımla ve biyopsikososyal açıdan konuyu bütüncül olarak ele alan öneriler sunulmuştur; bu psikososyal yaklaşım ile güçlendirme yaklaşımı bağlamında özel eğitime gereksinimi olan çocuğu, anneyi, babayı, kardeşleri, ailedeki tüm bireyleri, geniş aile üyelerini ve bir bütün olarak aile sistemini fiziksel, psikolojik, sosyal, ekonomik ve benzeri pek çok açıdan ele alarak çok yönlü ve bir bütün olarak değerlendirmek ve desteklemek mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitime Gereksinimi Olan Çocuk ve Anneleri, Yaşam Doyumu, Psikolojik İyi Olma, Sosyal İyi Olma, Psikolojik Dayanıklılık, Aile Desteği, Sosyal Destek, Aile Gereksinimi

Anne davranışıAnnelerPsikososyal değişkenler+5
Sündüs Sema Sancakoğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
30
Master'sOpen AccessTR

Belediye meclisi ve il genel meclisi üyelerinin sosyal hizmeti algılama biçimi: Yalova ili örneği

Bu çalışmada "Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi Üyelerinin Sosyal Hizmeti Algılama Biçimi: Yalova İli Örneği" konusu ele alınmış, bu çerçevede sosyal yardım, sosyal hizmet, çocuk, engelli, kadın ve yaşlılara yönelik sosyal hizmetler hakkındaki meclis üyelerinin algısı ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Araştırma yapılırken literatür, konuyla ilgisi olduğuna inanılan ve bu konunun araştırılmasında ve geliştirilmesinde katkı sağlayacağı düşünülen kaynaklar ışığında incelenmiştir. Yapılan bu çalışma da yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve derinlemesine mülakat uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel bir araştırmadır. Yüksek lisans düzeyinde yerel yönetimler ve sosyal hizmetle ilgili ilk nitel çalışmalardan birisidir. Çocuk, engelli, kadın, yaşlılar ve diğer risk gruplarına yönelik sosyal hizmet uygulamaları merkezi yönetim tarafından gerçekleştirilmektedir. Ancak bazı sosyal hizmet uygulama alanlarının yerel yönetimlere devri zaman zaman gündeme gelmektedir. Sosyal hizmet çalışmalarının yerel yönetimlere devri halinde yerel yöneticiler ve meclis üyelerinin bu faaliyetlerle ilgili yetkili karar organlarında yer alması kaçınılmazdır. Bu durumda sosyal hizmetlerden yararlanan müracaatçıların (birey-grup ve topluluk düzeyinde) alacakları hizmet süreci bu idari mekanizmadan etkilenecektir. Bu etkinin pozitif veya negatif yönlü gelişmesinin ise yerel yöneticilerin sosyal hizmeti "ne ve nasıl" gördüğüne bağlı olarak etkileneceği düşünülmektedir. Bu araştırmada yerel yöneticilerin ve yerel meclis üyelerinin (İl genel meclisi üyeleri ve Belediye meclisi üyeleri) sosyal hizmet konusu ile ilgili nasıl bir algıya sahip oldukları ortaya konmuş ve meclis üyelerinin sosyal hizmete bakış açıları ortaya çıkartılmıştır. Sosyal hizmet kurumları, diğer kurumlarda olduğu gibi, bir idari yönetim mekanizmasına sahiptir. Bu kuruluşlar sadece bütçe, personel, gelir-gider vb. faaliyetler ile yürütülmez. Sosyal hizmet kuruluşları, öznesi insan olan incinebilir müracaatçı gruplarına hizmet sunmaktadır. Yapılan çalışma sonrası meclis üyelerinin sosyal hizmet kavramı hakkındaki düşüncelerini yardım etme eylemi ile ilişkilendirdikleri ortaya çıkmıştır. Yardım etme/alma eyleminde, yardım alacak birey ve grupların hizmetlerden yararlanmaları / yararlandırılmaları sırasında siyasal faktörlerin sosyal hizmet uygulamalarına etki edebileceği ve klientalizm öngörüsünde bulundukları görülmüştür. Ülke genelindeki hizmet standardının bütünlüğü ile ilgili kaygı taşıdıkları görülmüştür. Meclis üyelerinin bazılarının sosyal hizmetlerin yerel yönetimlere devri halinde faaliyetlerin aynı şekilde devam edebileceğini öngördükleri görülmüştür. Ancak bu devrin yalnızca işletme mantığı çerçevesinde tutumlarını şekillendirdiği anlaşılmaktadır. Bu sonuçlar üzerinden öneriler sunularak araştırma sonlandırılmıştır.

Belediye meclisiBelediyelerEngellilik+7
Mahmut Sami Köktaş
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Federal Almanya'da dini sosyal hizmet uygulamaları islâmi sosyal hizmet yaklaşımı

Araştırmanın bütün evreleri, temel yaklaşımları, Batı Avrupa ülkeleri arasında gerek ülkenin sosyal sistemi ve gerekse "demokrasi ve sosyal refah devleti" yaklaşımlarında oldukça başarılı, öncü bir ülke konumunda kabul görmüş olan Federal Almanya'nın geneli dikkate alınarak dokuz eyaletinde araştırmalar yürütülmüştür. Bu anlamda Almanya, mikro, mezzo, exo ve makro düzeyli post-pozitivist temelli sosyal yapılanması ile gerek "sosyal hizmet" ve gerekse "sosyal kurumlar" bağlamında, Avrupa Birliği üye ülkelerin birliğin sosyal yapısına entegrasyonlarının sağlanmasında ve "kurumsal kimlik"lerinin oluşturulmasında belirleyici bir motor gücü konumundadır. II. Dünya savaşı sonrasında, 19. yüzyılın pozitivist sosyal akımlarına "Eleştirel Teoriler (Kritische Theorie)" ile karşılık veren Almanya, 1923 yılında "Frankfurt Okulu (Frankfurter Schule)" üzerinden kendi değerlerine özgü yeni post-pozitivist sosyal teoriler geliştirmiştir. Bu değişim/gelişim Almanya'nın ve bazı Batı Avrupa ülkelerinin sosyal sistemlerinin güçlü ve başarılı olmalarında büyük etken olmuştur. Federal Anayasanın ilk maddesi "İnsan onuru ve haysiyetinin dokunulmazlığı"dır. Değiştirilmesinin teklifi dahi yapılamayacak olan anayasanın 20. Maddenin 1. fıkrasında "Federal Almanya Cumhuriyeti Demokratik ve Sosyal bir Federal Devlettir" (BPB, 1949) ibarelerine yer verilmiştir. Anayasanın ilgili bu maddeleri, "Evrensel İnsan Hak Sözleşmeleri" ve İslâmın "Vecibe-Hak Temelli Sözleşmeler"i dikkate alınarak inovatif bir "İslâmi Sosyal Hizmet Yaklaşımı" geliştirilmeye çalışılmıştır. Yaklaşımı geliştirilirken Federal sosyal sistemi içerisinde sosyal hizmet uygulamalarını organize eden "BAGFW-Serbest Sosyal Hizmetler Federal Çalışma Topluluğu" (BAGFW, 2019) ve bu topluluğun çatısı altında organize olmuş 3'ü seküler, 3'ü de dini sosyal hizmet kurumu olan yapılanmalar detaylı incelenmiştir. Bu bağlamda Federal Almanya'da Müslümanların BAGFW'nin çatısı altında bulunan kurum ve kuruluşlardan değer temelli hizmetlerden hangi ölçüde istifade edebildikleri araştırılmıştır. Federal sosyal sistemin "en güzel ve en değerli (Ahsen)" yaratılmış olan "İnsan"ın hangi değer temelli yaklaşımlarla kabul görebildiği uygulanmakta olan dini ve seküler sosyal hizmet yaklaşımları üzerinden ortaya konulmasına gayret edilmiştir. Araştırmada nitel yöntemli "Mülakat Görüşme Teknikleri" kullanılarak Federal Almanya'da uygulanmakta olan sosyal hizmet yaklaşımları bilimsel yöntemler üzerinden bulgulara ulaşılmış ve analizleri gerçekleştirilmiştir. Dolayısı ile önce araştırmanın kimliği ve metodolojisi oluşturulmuştur. Federal Almanya'nın sosyal refah sistemi, sosyal hizmetlerin teori ve kavramları ve bu bağlamda Müslümanlara yönelik palyatif destek/bakım hizmetlerine ilişkin bulguların yansıtılmasına özen gösterilmiştir. Müslümanların Almanya'ya göçleri konusuna kısa tarihsel bir bakış ile göç ve sosyal politikalar, buna bağımlı sosyal güvenlik ve sosyal hizmet yapılanmaları ele alınmıştır. Elde edilen nitel bulguların analizleri üzerinden "Federal Almanya'da İslâmi Sosyal Hizmet Yaklaşımı"nın nedenli gerekliliği sosyal teori ve kavramlardan hareket ederek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Henüz bu anlamda bir bilimsel çalışma yapılmamış olması gerek araştırmayı ve gerekse multidisipliner anlamda bir "AHSEN-İslami Sosyal Hizmet"i önemli kılmaktadır. Anahtar Kelimeler; İslâmi Sosyal Hizmet, Ahsen Sosyal Hizmet, Federal Almanya, Sosyal Politika, İnsan Hakları

AlmanyaDinDin hizmetleri+7
Mehmet Gedik
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Üstün yetenekli öğrencilerin okul sosyal hizmetini ilgilendiren problemleri üzerine bir araştırma

Araştırmada, okul sosyal hizmeti uygulamaları ile üstün yetenekli öğrencilerin problemleri arasındaki ilişki, Bilim ve Sanat Merkezleri örneklem alanındaderinlemesine sorgulanarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti uygulamalarının hayata geçmesinde, uygulanması planlanan eğitim politikalarına hem veri hem perspektif hem de bir yol haritası sağlamak amaçlanmıştır.Okul Sosyal Hizmeti; BİLSEM'lerde okuyan tüm üstün yetenekli öğrencileri ilgilendirdiği için makro yaklaşım perspektifi, araştırmanın temel yaklaşımı olarak işlevsel hale getirilmiştir. Makro sosyal hizmet, büyük sistemlere müdahale ederek müracaatçılara yardım etme çabasıdır. Bu çalışmada, makro yaklaşım perspektifiyleüstün yetenekliler ile ilgili eğitim politikasındaki mevcut aksaklıklar ortaya çıkarılmıştır. Çalışmada; nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, veri elde etme yöntemi olarak gömülü teori deseni kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın evreni olarak Türkiye'deki üstün yetenekli öğrenciler seçilmiş, örneklem alanı olarak BİLSEM'lerde görev yapan rehberlik öğretmenleri ve öğrenci velileri kabul edilmiştir. Çalışmada açık uçlu görüşmeler yapılması planlanmış ve bunun için yarı yapılandırılmış bir görüşme formu oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcıları Bilim ve Sanat Merkezleri'nde (BİLSEM) görev yapan rehber öğretmenler ile öğretmenlerin önerdiği BİLSEM velileri olmuştur. 7 farklı bölgede yer alan 3 şehirdeki toplam 21 BİLSEM rehber öğretmenine ilave olarak İstanbul'da 2 görüşme fazla yapılarak 23 sayısına ulaşılmıştır.23 BİLSEM velisiyle de derinlemesine görüşmeler yapılarak toplam katılımcı sayısı 46 olmuştur. Verilerin sunumu ve görselleştirilmesi için eksen kodların hangi açık kodlardan oluştuğunun sunumu noktasında MAXQDA 20 nitel analiz programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda üstün yetenekliler ve ebeveylerinin psiko sosyal sorunları olduğu bu sorunları sadece PDR servisleriyle gideremedikleri, özel eğitim öğrencilerinin ve ailelerinin psiko sosyal sorunlarının çözülmesinin bir ekip işi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Özel eğitim öğrencilerine yönelik bu ekip elemanlarının kim olduğu ve yapacak işleri yasal mevzuatta tanımlandığı halde içerisinde okul sosyal çalışmacısının da olduğu bu ekip elemanlarının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından istihdam edilmediği bulgusuna ulaşılmıştır. Üstün yetenekli çocuğa sahip ailelerin okul sosyal hizmeti tarafından çözülebilecek problemleri böyle bir hizmet alanının bilgisine sahip olunmadığı için çözümsüz kalmaktadır. Üstün yetenekliler hakkında aileler, BİLSEM öğretmenleri ve idarecilerinin müthiş bir bilgi açlığı olduğu halde akademik anlamda yardım alınmadığı, üstün yetenekliler ile ilgili eğitim verilmediği, okul öncesi ve üniversitedeki üstün yeteneklilerin sistemin dışında kaldığı araştırmanın diğer bulguları arasındadır. Gömülü teori yönteminde kuram araştırmanın en sonunda bulunmaktadır. Araştırmanın kuramı şifa teorisi olarak bulunmuştur: Üstün yetenekliler alanında uygulanacak doğru bilgiler ve yöntemler ile eğitim, şifa kaynağıdır. Bu teori temelinde oluşturulacak bir eğitim politikasının üstün yetenekliler alanındaki sorunlara çözüm olması beklenmektedir. AnahtarKelimeler: Okul Sosyal Hizmeti, BİLSEM, Üstün Yetenekli Öğrenci, Sosyal Çalışmacı, Rehberlik ve Psikolojik Danışma

Bilim ve sanat merkezleriPsikolojik danışmaRehberlik+3
Engin Güneş
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul sosyal hizmeti kapsamında film incelemesi: "Şeytana Karşı" filmi örneği

Okul sosyal hizmeti, yüzyılı aşkın bir süredir dünyada birçok ülkede uygulanmaktadır. Ancak Türkiye'de hala proje aşamasındadır. Mevcut eğitim sistemi içerisinde yer alan sorunların çözümünde okul sosyal hizmeti uygulamalarının önemli bir yeri bulunmaktadır. Okullarda görev yapan sosyal hizmet uzmanları, şiddet, akran zorbalığı, aile katılımı, bağımlılık, öğretmen ve idare tutumuna ilişkin sorunların çözümünde etkili olan profesyonellerdir. Bu çalışmanın amacı "Şeytana Karşı" adlı filmin içerik analiz yöntemi okul sosyal hizmeti kapsamında incelenmesidir. Bu hedef doğrultusunda yönetmenliğini Mikael Hafstrom'un yaptığı İsveç yapımı "Şeytana Karşı" adlı film incelenmiştir. Elde edilen veriler okul sosyal hizmeti uygulama yöntem ve tekniklerine göre tetkik edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre "Şeytana Karşı" filminde yer alan öğrenci ve okul problemlerinin çözümünde okul sosyal hizmeti müdahalesi gereklidir.

FilmOkullarSosyal hizmet uzmanları+2
Rukiye Şimşek
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yakınını kaybeden bireylerin yas deneyimlerinin güçlendirme yaklaşımı temelinde analizi: Yas danışmanlığı modeli önerisi

Yas, çok boyutlu bir fenomen olup karmaşık bir süreci ifade etmektedir. Bu çalışmada, söz konusu karmaşık sürecin nasıl deneyimlendiğini, bu süreçteki güçlendirici-güçsüzleştirici faktörleri belirlemek ve yakın kaybı yaşayan bireylerin yas desteği/danışmanlığı gereksinimlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda da yakınını kaybeden bireylerin yas deneyimleri ve bu süreçte yaşadıkları sorunlar güçlendirme yaklaşımı temelinde çok yönlü analiz edilmiştir. Çalışmada, araştırmanın amacına uygun olarak nitel yöntem kullanılmış ve yakınını kaybeden 20 kişi (9 erkek, 11 kadın) ile derinlemesine görüşmeler; bu araştırma sonucunda önerilen yas danışmanlığı modeline uygun bir zemin oluşturmak için de 9 sosyal çalışmacı, yas danışmanlığı yapan 9 profesyonel ve 6 din görevlisiyle de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Maxqda 20 paket programıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Analiz sonucunda ölüm olgusu ve metaforu, yas deneyimi, güçlendirici faktörler, güçsüzleştirici faktörler ve yas desteği alma durumu ve yas danışmanlığı düşüncesi olmak üzere beş tema ortaya çıkmıştır. Diğer gruplarla (yas danışmanları, sosyal çalışmacılar ve din görevlileri) yapılan görüşmeler neticesinde ise bireylerin yas danışmanlığı gereksinimlerine ilişkin veriler elde edilmiş ve bütün grupların verileri bütünsel olarak ele alınarak yas danışmanlığı modeline sağlam bir zemin oluşturulmuştur. Ayrıca yakınını kaybeden bireylerin dışındaki gruplardan elde edilen verilerle yas danışmanlığı biriminin kurumsal olarak nasıl bir yapı ve işleyişle hizmet sunacağı belirlenmiştir. Yas süreci gibi zorlu ve karmaşık süreçte bireysel-çevresel kaynaklara rağmen yasıyla baş etmenin bir yolunu bulamayan, kendini çaresiz ve yalnız hisseden, yası patolojik hale gelen bireylerin dışardan profesyonel bir destek alma ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeple çalışma sonucunda yas sürecini sağlıklı geçiremeyen bireylere yönelik bir yas danışmanlığı modeli önerilmiştir. İnsanı odağına alan bir meslek olarak sosyal hizmet de bireyi güçlendirerek yasıyla uzlaşmasını ve sağlıklı bir şekilde yasını tutmasını kolaylaştırabilir. Mesleğin yas konusunda böyle bir misyona sahip olması için ölenin olmadığı yeni yaşama uyum sağlamada yas tutan bireyi cesaretlendirme ve bu süreçte ona rehberlik etme/danışmanlık yapma görevini yerine getirmesi gerekmektedir. Meslekle ilgili bu gerçekliğe rağmen ölüm ve yas konusunun ulusal sosyal hizmet literatüründe yeterince ele alınmadığı görülmüş, yas olgusunu güçlendirme yaklaşımı temelinde ele alan bir çalışmaya ise rastlanmamıştır. Araştırmanın hem bu boşluğu doldurması hem de sosyal hizmetin yas danışmanlığı müdahalesiyle ruh sağlığı alanındaki varlığını daha güçlü bir şekilde hissettirmesi beklenmektedir.

DanışmanlıkSosyal hizmetlerYakının kaybı+3
Nurullah Yelboğa
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağlanma kuramı açısından Almanya'daki üçüncü kuşak Türkiye kökenli gençlerin sosyalleşme deneyimleri: Bir karma yöntem araştırması

Bu çalışma Almanya'da ikamet eden üçüncü kuşak Türkiye kökenli gençlerin sosyalleşme deneyimlerini, bağlanma kuramı kapsamında keşfetmeyi amaçlamaktadır. Göç geçmişine sahip gençlerin sosyalleşme, topluma uyum ve sosyal entegrasyon süreçlerinde hangi deneyimleri yaşadıkları, bu deneyimleri nasıl algıladıkları, yerel topluma yaklaşımları ve tüm bu sürece erken gelişim dönemlerinde geliştirdikleri bağlanma örüntülerinin etkileri çalışmanın araştırma konusudur. Araştırmanın amacına uygun olarak karma yöntem tercih edilmiş ve açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Öncelikli olarak nicel verilerin toplanmasına ve çözümlenmesine yer verilmiş ve anket kullanılarak toparlanan veriler, SPSS 22.0 ve AMOS 24.0 istatistik programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Sonraki aşamada 17 gençle oluşturulan nitel çalışma grubu ile nitel veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler MAXQDA 2022 Pro programı ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda Almanya'da ikamet eden Türkiye kökenli gençlerin sosyalleşme deneyimlerine ilişkin bağlanma kuramı perspektifinden sosyalleşme sürecine ilişkin bulgular ve uyum ve sosyal entegrasyon sürecine ilişkin bulgular olmak üzere iki ana temaya ulaşılmıştır. Bağlanma tecrübelerinin, üçüncü kuşak Türkiye kökenli gençlerin yerel topluma uyumunu etkileyen faktörler arasında yer aldığı ve yerel toplumda başarılı bir sosyalleşmenin gerçekleşmesi için temel oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın nicel ve nitel bölümünde elde edilen bulgular doğrultusunda oluşturulan ana temalar alt temaları ile birlikte detaylı olarak sunulmuştur.

Nagihan Seyis
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Koruma ve bakım altında bulunan çocukların okula uyum süreçlerinin okul sosyal hizmeti bağlamında değerlendirilmesi

KORUMA VE BAKIM ALTINDA BULUNAN ÇOCUKLARIN OKULA UYUM SÜREÇLERİNİN OKUL SOSYAL HİZMETİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZET Ülkemizde korunmaya ihtiyacı olduğu tespit edilen çocuklar koruma ve bakım altına alınarak devlet tarafından belirli kuruluşlarda bulundurulmaktadırlar. Koruma ve bakım altında bulunan çocuklar yaşadıkları çeşitli travmalar, ihmaller, yer değişiklikleri vb. sebepler dolayısıyla birtakım sorunlar yaşayabilmektedir. Okula uyum sağlamada yaşanılan sorun ise bunlardan yalnızca biridir. Çalışmanın konusu kapsamında düşünüldüğünde araştırma, koruma ve bakım altında bulunan çocukların okul içerisinde yaşadığı problemlerin tespit edilip çözüme ulaştırılması için ve okula uyum süreçlerinin olumlu bir şekilde ilerleyebilmesi için gerçekleştirilebilecek uygulamaların okul sosyal hizmeti bağlamında değerlendirilebilmesini amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma sürecinde öncelikle Kocaeli ili Gölcük ilçesi sınırları içerisinde yaşayan koruma ve bakım altında bulunan çocukların okuduğu okullardaki öğretmenlerle iletişime geçilerek toplamda 10 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen mülakatlardan elde edilen bulguların analizinde MAXQDA 2024 nitel veri analiz programı kullanılarak altı ana temaya ulaşılmıştır. Bu temalar "Okul İçerisinde Karşılaşılan Problemler", "Okula Uyum Sağlama Derecesi", "Okula Uyum İçin Uygulanan Uygulamalar", "Okula Uyum Sürecinde Yaşanan Problemlerin Çözümü", Okul Sosyal Hizmeti Tanımı" ve "Okul Sosyal Hizmet Uzmanının Okula Uyum Sürecine Katkısı" olarak isimlendirilmiş olup oluşturulan temalar kapsamında sonuç ve öneriler kısmı yazılmıştır. Koruma ve bakım altında bulunan çocukların okula uyum sürecinin olumlu yönde ilerlemesi konusunda öğretmenler tarafından verilen öneriler, çalışmanın öneriler başlığı altına eklenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar kapsamında koruma ve bakım altında bulunan çocukların, aile yanında büyüyen çocukların okul içerisinde yaşadığı problemlere ek olarak "okula uyum sorunu" ve "dışlanmaya maruz kalma" problemleriyle yüz yüze kaldıkları bilgileri edinilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler doğrultusunda koruma ve bakım altında bulunan öğrencilerin okula uyumu ve okul sosyal hizmeti ilişkisinin daha iyi anlaşıldığı, çalışmanın okul sosyal hizmeti uygulamasının ülkemizdeki gerekliliğini vurgulamasına katkıda bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Koruma ve Bakım Altında Bulunan Çocuk, Okula Uyum, Okul Sosyal Hizmeti, Nitel Araştırma

Akademik uyumKoruma altındaki çocuklar
Tuğçe Akarçay
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00

Other supervisors