Theses supervised by Prof. Dr. Ali Taş
10 theses · Sakarya University, Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Güney Kore yönetim tarzında Konfüçyanizm ve piyasa kurumsal mantıklarının rekabet izleri: Güney Kore yönetim tarzının gelişimi üzerine bir inceleme
Güney Kore, yarım yüzyıldan biraz fazla bir süre içinde küresel bir üretim merkezi haline geldi ve bugün Koreli şirketler küresel piyasada dikkate değer bir rekabet gücü göstermektedir. Sonuç olarak, Koreli şirketlere ve onların yönetim özelliklerine olan ilgi artmaktadır. Bu ilgi, Kore şirketlerinin nasıl bu kadar hızlı büyüyebildiği ve bu büyümenin arka planının ne olduğu konusunda soru işaretleri uyandırıyor. Yaptığımız çalışma bu soruları cevaplama arzusuyla önce Koreli şirketlerin yönetim tarzının ne olduğunu açıklayıp sonra bu yönetim tarzında Konfüçyanizm ve piyasa mantığının etkileriyle iki kurumsal mantık arasındaki rekabet ilişkisini yakalanmaya çalışılmıştır. Bu araştırma ikincil verilerden hareketle tasarlanmış nitel bir çalışmadır. Kore yönetim tarzının oluşum sürecini ve değişimini yakalamak için kavramsal çerçeve olarak kurumsal mantık perspektifi kullanılmıştır. Kurumsal mantık perspektifi, kurumlar üzerinde toplumun ve aktörlerin karşılıklı etkileşimini kabul eden, ayrıca kurumların hem sembolik unsurlar hem de maddi unsurlarını sentetik olarak ele alan bir yaklaşımdır. Kurumsal mantık tarihsel bir sonuçtur, bu nedenle onların oluşumunu ve değişimini tarihsel bağlamdan hareketle açıklamak gerekir. Bu nedenle, yaptığımız çalışma ilk olarak Kore'nin modern tarihini inceleyerek Kore toplumunun makro düzeyinde Konfüçyanizm mantığı ile piyasa mantığı arasındaki rekabetçi akışı yakalamaya çalışmıştır. Bu süreçte iki kurumsal mantığın içerikleri gözden geçirilmiş ve ardından Kore yönetim tarzı içerikleriyle eşleştirmek için kullanılacak parametreler sunulmuştur. Daha sonra Kore'nin yönetim tarzını örgütsel değer, yönetim stratejisi, sahiplik yapısı ve yönetişim, örgütlenme özellikleri ve insan kaynakları yönetimi olarak beş boyut ve karakteristik unsurlar halinde ele alınmıştır. Son olarak iki kurumsal mantığın parametreleri Kore yönetim tarzının içerikleriyle eşleştirip analiz edilmiştir. Bu analiz, kurumsal mantığın temel bileşenleri olan sembolik anlam ve maddi uygulama açısından ele alınmıştır. Bu çalışmanın önemli bir sonucu olarak Konfüçyanizm mantığının Kore işletme yönetim tarzında önemli ölçüde yer aldığı ve bu tür Konfüçyanizm mantığının piyasa mantığıyla bir koalisyon halinde var olduğu doğrulanmıştır. Özellikle yönetim tarzının beş boyutundan sahiplik yapısı ve yönetişim boyutunun Konfüçyanizm mantığını ciddi bir şekilde yansıttığı gösterilmiştir. Kore şirketlerinin yüksek büyüme arzusunun hem Konfüçyanizm mantığı hem de piyasa mantığı tarafından desteklendiği de doğrulanmıştır. Ayrıca, tarihsel bir bakış açısıyla, Kore geleneksel toplumunda en güçlü olan Konfüçyanizm mantığının hızla etkisini kaybetmesiyle piyasa mantığının çok hızlı büyüdüğü görülmüştür. Ancak Konfüçyanizm mantığı egemen hâkimiyeti kaybetmiş olsa da Konfüçyanizm mantığının etkisinin hâlâ göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğu teyit edilmiştir.
Cameroon ve Quinn'in rekabetçi değerler modeli bağlamında örgüt kültürü ve stratejik yönetim okullarının ilişkisi
Örgütlerin faaliyetlerini yerine getirebilmeleri, bu faaliyetlerden kazançlı çıkabilmeleri için öncelikle kendi yetenek ve becerilerini bilmeleri gerekir. Bu ortak yetenek ve becerilerinin temelinde güçlü bir örgüt kültürü olduğu düşünülmektedir. Örgüt kültürü, çalışanların ortak geçmişi sebebi ile şekillenen değerleri, normları inançları ve örgütü diğer örgütlerden ayırt etmeye yarayan bir sistemdir. Değişen ve gelişen koşullarda rekabet etmenin, karlı duruma gelmenin zorlaştığı, günümüz koşullarında örgütler sürdürülebilir rekabet avantajını yakalayabilmek için çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Bu çalışmada stratejilerin geliştirilip uygulanmasını stratejik yönetim okulları çerçevesinde ele alınacaktır. Stratejiler geliştirilip uygulanırken farklı örgüt kültürüne sahip olan işletmelerin strateji, belirleme ve uygulama süreçlerini nasıl algıladıklarını ortaya konmak istenmiştir. Bu çalışmada örgüt kültürü ile ilgili bölüm Cameron ve Quinn'in rekabetçi değerler modeli baz alınarak, stratejik yönetim ile ilgili bölüm ise Mintzberg'in stratejik yönetim okulları baz alınarak incelenmiştir. Nitel analiz yöntemi ile mülakat tekniği ile veri toplanmış, bu veriler içerik analizi esas alınarak analiz edilmiştir. Otomotiv, AR-GE, tekstil, gıda, giyim, turizm, petrol rafineri, lojistik ve bankacılık sektörlerinden olmak üzere 9 farklı firmanın üst düzey yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirildi ve en az iki kez ayrı zamanlarda mülakat yapıldı. Bunun sebebi iki farklı konu hakkında ayrı ayrı görüşmek ve aynı zamanda örgüt kültürü ile ilgili daha fazla gözlem yapabilmektir. Bu görüşmeler sonucunda farklı strateji tanımlamaları ortaya çıkmıştır. Farklı sektörlerdeki yöneticilerin strateji, strateji belirleme ve strateji uygulama kavramlarını kendi uzmanlık alanlarına göre belirledikleri görülmüştür. Bunun yanı sıra benzer örgüt kültürü profiline sahip örgütlerin de birbirine yakın strateji tanımlamaları yaptıkları görülmüştür.
Değer yaratmak ve çalışma ilişkisi: Çalışmaya varoluşçu bakış
Bu çalışma, çalışmanın, varoluşçuluk felsefesindeki varoluş süreciyle insanlaşma serüvenindeki önemli bir gösterge olduğunu ortaya koymak, literatürdeki nedenlerden hareketle, toplumda egemen olan değerlere sahip olmayan kendi değerini yaratmaya çalışan insanın, iş yerindeki konumunun, ulaşmak istediği yerin ve bunu gerçekleştirmek için ne yaptığının bilinmesinin gerekliliğinin ortaya konulmasının gerektiğini açıklamaktadır. İnsanların kişisel özellikleri, dünyayı algılayış biçimleri ve yaşam şekillerinin değer yaratmaya dair yaklaşımlarını varoluşçuluğun tanımı, temel felsefesi, bu görüşe katkı veren düşünürlerin sözlerinden hareketle açıklamak, bireysel ve evrensel değerler, çalışma hayatı ve gelişiminin genel hatlarıyla açıklanması ve varoluşçuluk ile ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır ve yarı yapılandırılmış mülakat ile veriler elde edilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerini ve çalışma hayatına yönelik özellikleri öğrenmek amacıyla hazırlanan sorular ile değer algısını belirlemeye yönelik mülakat soruları yer almaktadır. Elde edilen veriler tüme varım analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Türkiye'nin çeşitli illerinde farklı sektörlerdeki çalışma ortamlarındaki çalışanlar ve yöneticiler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Evreni oluşturan çalışma ortamı içinde görüşmeye katılan 12 çalışan ve 12 yönetici araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışan bireylerin cevaplarında varoluşçu izlere sıklıkla rastlanırken yönetici bireylerin cevaplarında daha gelenekçi tutumlar gözlemlenmiştir. Çalışmanın bütününde Kierkegaard, Sartre, Heidegger ve Jaspers'ın varoluşçuluğu dair kavramlarından çeşitli sonuçlar saptanmıştır. Çalışanların kendi çalışma yaşamı üzerinde ne derece etki edebildiği konusunda bir fikri olmalıdır. Bu da en temelde her şeyde olduğu gibi çalışmanın da bir felsefesi olduğunu farketmekten geçmektedir. Bu çalışmanın çalışanlara, çalışma üzerine etkili bir şekilde düşünmeleri konusunda katkı sağlaması beklenmektedir.
Akademisyenlerin çalışma ilişkilerinin iş-aile temelli psikolojik sözleşme perspektifinden incelenmesine yönelik nitel bir çalışma
Bu çalışmada, akademisyenlerin üniversiteleri ile aralarındaki çalışma ilişkileri, iş-aile temelli psikolojik sözleşme perspektifinden incelenmiştir. Akademisyenlerin çalışma yaşamları ve aile yaşamları arasındaki etkileşime yönelik bir yazın taraması gerçekleştirilmiş olup yapılan değerlendirme neticesinde; akademisyenlerin iş-aile çatışma düzeylerini düşürmek ve iş-aile dengesine ulaşmak amacıyla kurumları/kurum temsilcileri ile iş-aile temelli psikolojik sözleşmeler geliştirecekleri varsayılmıştır. Bu bağlamda akademisyenlerin, üniversiteleri ile aralarında oluşan iş-aile temelli psikolojik sözleşmelerinin doğasının ve kapsamının anlaşılması amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşabilmek için, bir temel nitel araştırma tasarlanmıştır. Çalışmanın katılımcı grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yaklaşımı benimsenmiş, amaçlı örnekleme yaklaşımı kapsamında azami çeşitlilik örnekleme tekniği ve kartopu örnekleme tekniği birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcı grubu 12 araştırma görevlisi ve altı doktor öğretim üyesi olmak üzere toplam 18 akademisyenden oluşmuştur. Katılımcıların 12'si kadın ve altısı erkek olup Türkiye'de yedi farklı üniversiteden katılım göstermişlerdir. Katılımcılardan veriler, araştırmacının ilgili yazın rehberliğinde hazırlamış olduğu yarı-yapılandırılmış mülakatlar yolu ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler ise "Nitel Mülakatların Odaklanmış Analizi" (Rädiker ve Kuckartz, 2020) tekniği ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, akademisyenlerin kurumları ile aralarındaki bu sözleşmeyi; aile alanına duyarlı, kaliteli çalışan-örgüt ilişkileri içeren ve tarafların sübjektif yargılarına açık sözleşmeler olarak algıladıkları tespit edilmiştir. Kurum/kurum temsilcileri tarafından çalışanlara sunulan iş-aile temelli psikolojik sözleşme içerikleri bu çalışmanın katılımcı grubu için şu şekildedir; izinler konusunda esneklik sağlama, talep edilmeden sunulan destekler, ikinci öğretim derslerinde esneklik, mesai saatlerinde esneklik, sınav görevlendirmelerinde esneklik, iş yükünde esneklik, hafta sonu derslerinde/sınavlarında esneklik, iş performansı konusunda anlayış. Akademisyenler ise kendilerine sunulan bu psikolojik sözleşme içerikleri karşılığında kurumlarına/kurum temsilcilerine; elinden geleni yapmaya devam etmek, işi en iyi şekilde yapmaya çalışmak, gönüllü olmak, işleri daha kısa sürede tamamlama, mesai saatleri dışında da çalışma, kırmamaya ve geri çevirmemeye özen göstermek, kendine duyulan güveni sarsmamak karşılıklarını sundukları görülmüştür. Katılımcı ifadeleri incelendiğinde, çok az sayıda katılımcının iş-aile temelli psikolojik sözleşme ihlali deneyimledikleri ya da algıladıkları saptanmıştır.
Siyeri Nebeviye göre Hz. Muhammed'in liderlik eğitiminin incelenmesi
Bu araştırma, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) genç sahabeler ve çocuklar üzerindeki liderlik eğitimi yaklaşımlarını inceleyerek, günümüz toplumlarında etkili genç liderler yetiştirmek için bu modelin nasıl bir kaynak teşkil edebileceğini araştırmaktadır. Nitel (tarihsel) araştırma yöntemiyle yapılan çalışma, siyer kaynakları ve hadisler ışığında Peygamberimizin liderlik özelliklerini, eğitim yöntemlerini ve bu yöntemlerin sahabelerin liderlik vasıflarının gelişimine olan katkısını analiz etmektedir. Araştırma, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) liderlik anlayışını merhamet, istişare, tevazu ve örnek olma gibi temel prensipler üzerine kurduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmada, genç sahabelere kademeli sorumluluk verilerek, onların liderlik becerilerinin pratikle geliştirildiği; yetki devri ve güçlendirme stratejileriyle özgüvenlerinin artırıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, katılımlı karar alma mekanizmalarıyla sahabelerin fikirlerini özgürce ifade etmelerini teşvik etmiş ve bu sayede onları geleceğin liderleri olarak yetiştirmiştir. Araştırmada, Nebevî modelin günümüz liderlik eğitimi ile uyumlu olduğu vurgulanmıştır. Özellikle eğitim kurumlarında öğrencilere küçük yaştan itibaren sorumluluk verilmesi, model alınacak öğretmenlerin yetiştirilmesi ve müfredata ahlaki liderlik derslerinin eklenmesi gibi öneriler sunulmuştur. Ayrıca, okullarda öğrenci kulüpleri ve proje yönetimi gibi uygulamalı liderlik deneyimlerinin artırılması tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) liderlik eğitimi modeli, günümüzde gençlerin karar verme, sorumluluk alma ve topluma öncülük etme becerilerini geliştirmek için önemli bir rehberdir. Bu modelin modern eğitim sistemlerine entegre edilmesi, ahlaklı ve yetkin liderlerin yetişmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Liderlik Eğitimi, Siyer-i Nebi, Hz. Muhammed, Sahâbi.
İlkokul müdürlerinin çatışma yönetim stratejilerinin incelenmesi
Çalışma, ilkokullarda görev yapan okul müdürlerinin çatışma olgusuna ve çatışma yönetimi süreçlerine dair bakış açılarını incelemeyi hedeflemektedir. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılarak yürütülen çalışma, İstanbul ili Kağıthane ve Şişli ilçelerinde görev yapan, kolay ulaşılabilir durum örneklemesiyle seçilen 20 okul müdürü ile gerçekleştirilmiştir. 2024-2025 eğitim-öğretim yılı içerisinde uygulanan araştırmada, veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu tercih edilmiştir. Elde edilen nitel veriler içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiş; bu süreçte kodlara, kategorilere ve temalara ulaşılmıştır. Analiz sonucunda 16 kategori altında toplanan bulgular 6 ana tema çerçevesinde sunulmuştur. Bu temalar şunlardır: okul ortamında çatışma dinamikleri ve yönetimsel etkiler, çatışma tarafları, çatışmaların eğitim sürecine ve kurumsal işleyişe etkileri, çatışma yönetiminde sosyo-ekonomik faktörlerin etkisi, okul çatışmalarında uygulanan etkili yönetim stratejileri, çatışma yönetiminde karşılaşılan zorluklar. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, İstanbul'un Şişli ve Kağıthane ilçelerinde görev yapan müdürlerle yapılan görüşmeler sonucunda, çatışmaların en önemli nedenleri arasında iletişim eksiklikleri, kurumsal kültür sorunları ve sosyo-ekonomik faktörler belirlenmiştir. En sık rastlanan çatışmaların öğretmenler arası ve öğretmen-veli arasında yaşandığı tespit edilmiştir. Müdürler, çatışmaların okul iklimini olumsuz etkilediğini, ancak eksikliklerin fark edilmesi açısından fırsat da sunabileceğini ifade etmişlerdir. Sosyo-ekonomik düzeye göre müdürlerin strateji tercihleri değişmekte; yüksek düzeydeki bölgelerde durumsallık yaklaşımı, düşük düzeydeki bölgelerde ise çatışmadan kaçınma eğilimi öne çıkmaktadır. Etkili iletişim, açık diyalog, iş birliği ve demokratik liderlik, müdürlerin en çok başvurduğu stratejiler arasındadır. Okul müdürlerini çatışma yönetiminde en çok zorlayan durumların başında anlayış eksikliği geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma kapsamında, okul müdürlerinin çatışma yönetimi becerilerini geliştirmek için hizmet içi eğitimlerin artırılması, okullarda güvene dayalı bir iletişim ortamı kurulması, tüm paydaşların sürece katılımını sağlayan iş birliğine dayalı yaklaşımlar benimsenmesi önerilmektedir.
Nurettin Topçu'nun Türk Maarif Modeline ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Cumhuriyet Dönemi aydınlarından biri olan Nurettin Topçu'nun düşünce ve fikir dünyasında eğitime ilişkin anlam, eğitimden beklentileri, eğitime dair eleştirileri ve eğitimcinin vizyonuna ve misyonuna ilişkin görüşleri dönemin aydınlarına göre daha farklı yerde konumlanmaktadır. Bu araştırmada amaç Nurettin Topçu'nun fikirlerini anlamak ve açıklamak eğitim anlayışını açarak söz konusu düşüncelerini yorumlamak ve eleştirel bir okumaya tabi tutmaktır. Bu araştırmamız alanda yapılan çalışmaların genişletilmiş hali olup alanda yapılmış çalışmaları bir araya getirmektedir. Bu anlamda sonraki çalışmalar için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Bu araştırma, Nurettin Topçu'nun eğitim felsefesine ilişkin görüşlerini ortaya koyduğu eserlerin sistematik bir incelemesini amaçlamaktadır. Metodolojik çerçeve olarak eleştirel kaynak taraması ve doküman analizi benimsenecektir. Araştırma tasarımı, nitel paradigma içerisinde konumlandırılan betimleyici araştırma modeline dayanmaktadır. Çalışma aynı zamanda, belirli bir olguyu kendi doğal bağlamı içerisinde bütüncül ve derinlemesine incelemeyi hedefleyen nitel araştırma desenlerinden durum çalışması özelliklerini taşımaktadır. Bu epistemolojik ve metodolojik yaklaşım, Topçu'nun eğitim düşüncesinin kavramsal çerçevesini ve teorik temellerini kapsamlı bir şekilde analiz etmeye olanak sağlayacaktır. Nurettin Topçu'nun Türkiye'nin Maarif Davası adlı eseri başta olmak üzere, diğer eserlerinde de eğitime dair belirtmiş olduğu hususlar çalışmamızın kapsamını oluşturacaktır. Eğitime ilişkin modern dünyanın öne sürdüğü kalıplaşmış veriler ve insanı sadece maddeye indirgeyen anlayışın karşısına Nurettin Topçu, insan fıtratını tanımayı merkeze almıştır. Eğitime ilişkin düşüncelerinin ana bileşenleri devlet, millet, kültür, ahlak, birey olmuştur. Devlet kurumu ve burada yetişen çocuğun terbiye edilmesi önemli bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Okullar, modernizm ile beraber gelen her alanda etkili olan değişim ve dönüşümün sirayet ettiği devlet kurumlarının başında gelmektedir. Tek tiplilik modern dünyanın bireyin düşüncesine değin tesir etmiştir. Bu sebeple okullar, fabrikalar, kurum ve kuruluşlar ve daireler sadece mimari bakımdan değil işleyiş ve amaç yönünden de birbirine benzemektedir. Böyle bir durumda okulların en büyük görevi öğrenciye kendini bilme bilgisi verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Pratiği olmayan bir hayatın ve eğitimin; teknik eğitimi eksik okulların öğrenciyi eğitimden uzaklaştırdığı sonucuna varılmıştır.
Okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışları ve öğretmenlerin okul mutluluğu algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada, öğretimsel liderliğin öğretmenlerin psikolojik ve duygusal iyilik halleriyle olan etkileşimi ele alınmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülen bu çalışma, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili, Üsküdar ilçesinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan 324 öğretmenden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, "Öğretimsel Liderlik Ölçeği" ve "Örgütsel Mutluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı aracılığıyla analiz edilmiş; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, mesleki kıdem, okul türü ve görev yaptığı okuldaki çalışma süresi değişkenlerine göre t-testi ve ANOVA teknikleri uygulanmıştır. Öğretimsel liderlik ile örgütsel mutluluk arasındaki ilişki Pearson korelasyon analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgütsel mutluluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu; okul müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarının ise öğretmenler tarafından olumlu algılandığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre bazı alt boyutlarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Demografik özelliklerden cinsiyet, yaş, medeni durum, çalıştığı kurumdaki görev süresi ve mesleki kıdem farkı her iki değişkende de anlamlı farklılıklar oluşturmamışken, Öğretim Liderliği ve Örgütsel Mutluluğun tüm alt boyutlarında okul türüne göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Öğretimsel Liderliğin, 'Öğretmenlerin Desteklenmesi ve Geliştirilmesi' ile 'Düzenli Öğretme-Öğrenme Çevresi ve İklimi Oluşturma' alt boyutlarında, Örgütsel Mutluluğun ise 'Potansiyelin Gerçekleştirilmesi' alt boyutunda eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Öğretimsel liderlik ile örgütsel mutluluk arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Okul müdürlerinin öğretim liderliği davranışları arttıkça öğretmenlerin okul mutluluğu algısının da arttığı bulunmuştur.
Öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile özerklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı öğretmen algılarına göre öğretmenlerin psikolojik sermayeleri ile özerklik düzeyleri arasındaki ilişkinin ne seviyede olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İstanbul Çekmeköy ilçesinde bulunan 77 resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 425 öğretmen oluşturmaktadır. Katılımcılar olasılıksız yöntem türlerinden biri olan kolayda örnekleme ile seçilmiştir. Veri toplamada katılımcılara ait Bilgi Formu, Töstan ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve Çolak ve Altınkurt (2017) tarafından oluşturulmuş "Öğretmen Özerklik Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan veriler için SPSS 29.0 paket programı kullanılarak normallik testi yapılmıştır. Normallik varsayımının sağlaması üzerine regresyon testi, pearson korelasyon testi, anova testi ve t testi ile veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğretmen özerkliği ve bağımsız değişkeni öğretmen özerkliğine ilişkin veriler analiz edilirken, hem iki değişken arasındaki anlamlı farklılık hem de katılımcıların demografik (cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü, eğitim durumu, mezun olunan fakülte türü ve özel sektör deneyimi) özelliklerine göre anlamlı farklılıklar irdelenmiştir. Bağımsız değişken olan psikolojik sermaye ile herhangi bir demografik özellik arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ancak psikolojik sermayenin alt boyutlarından olan güvenin cinsiyete göre, öz yeterliğin ve dışadönüklüğün görev yapılan okul türüne göre, psikolojik dayanıklılığın ve dışadönüklüğün eğitim durumuna göre anlamlı olarak farklılık gösterdiği saptanmıştır. Demografik özelliklerden olan görev yapılan okul türünün öğretmen özerkliği üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur. Öğretmen özerliğinin alt boyutlarından olan mesleki iletişim ile öğretmenlerin mesleki kıdemleri arasında, öğretme süreci ve öğretim programı ile görev yaptıkları okul türü arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Psikolojik sermaye ve öğretmen özerkliği arasında ise pozitif yönde yüksek bir ilişkinin varlığı saptanmıştır. Öğretmen özerkliği üzerinde öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin yüksek düzeyde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki
Bu araştırma, öğretmenlerin örgütsel tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma modeli ile oluşturulan tez çalışmasında betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırma verileri "Maslach Tükenmişlik Envanteri" ve "Allen Mayer Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ile toplanmıştır. Üsküdar İlçesi'nde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde çalışan 386 öğretmene rastgele örnekleme yöntemiyle ölçekler uygulanmış, toplanan veriler SPSS 23.0 programına aktarılarak iki gruptan oluşan değişkenler için örneklem t- testi ve ikiden fazla gruptan oluşan değişkenler için tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Ayrıca tükenmişlik ölçeğinin alt boyutları ile örgütsel bağlılık ölçeğinin alt boyutları arasındaki ilişkiyi göstermek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçları ortaöğretim öğretmenlerinin cinsiyet, medeni durum, kurumdaki hizmet yılı ve mesleki kıdem gibi değişkenlerle örgütsel bağlılık boyutları arasında farklı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Duygusal bağlılık boyutuyla cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiş olup erkeklerin kadınlara göre daha düşük duygusal bağlılık eğilimine sahip oldukları saptanmıştır. Benzer şekilde, duyarsızlaşma boyutunda da erkeklerin kadınlara göre daha düşük eğilimde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, bu çalışmada belirtilen örgütsel bağlılık boyutları (duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık) arasında önemli ilişkiler gözlemlenmiştir. Duygusal bağlılık boyutu, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile negatif kişisel başarı ile pozitif bir ilişki içerisindedir. Devam bağlılığı ise duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile negatif, kişisel başarı ile pozitif bir ilişki kurmaktadır. Normatif bağlılık ise duygusal tükenme ile negatif, kişisel başarı ile pozitif bir ilişki göstermektedir. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına ait puan ortalamalarına bakıldığında yaşa göre anlamlı bir fark görülmemektedir. Normatif bağlılık; duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ile negatif yönde düşük düzeyde korelasyona; kişisel başarı ile pozitif yönde orta düzeyde korelasyona ve anlamlı ilişkiye sahiptir.