Theses supervised by Prof. Dr. Attila Özer

16 theses · Gazi University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün hukuki niteliği ve yargısal denetimi

Bu çalışmada Türk parlamento hukukunun kaynaklarından olan Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün hukuki niteliği, tarihi gelişimi, normlar hiyerarşisindeki yeri ile Meclis uygulamaları ve bunların Anayasa Mahkemesi tarafından denetimi konuları, doktrinin yaklaşımı ve kişisel görüşlerimiz bağlamında ele alınmaktadır.Parlamento hukuku sürekli olarak gelişen bir hukuk dalıdır. Parlamento hukukunun kaynakları arasında, özellikle meclislerin oluşumunu ve çalışmalarını düzenleyen içtüzükler, siyasi hayata yön veren metinler olmaları sebebiyle önemli bir yere sahiptir.Ülkemizde meclislerin çalışma usul ve esasları, içtüzüklerle birlikte Anayasa'da ve çeşitli kanunlarda düzenlenmiştir. Bu yazılı kuralların dışında Meclis uygulamamalarının zamanla teamül haline dönüşmesi, Anayasa Mahkemesi kararları ve doktrin de Türk parlamento hukukunu şekillendiren önemli birer kaynak haline gelmiştir.Anayasa Mahkemesi kararları meclislerin çalışmalarında, gerek uygulamanın gerekse yazılı hukuk kurallarının şekillenmesinde etkili bir yere sahiptir. Anayasa koyucu tarafından yargısal denetime tabi olan parlamento kararları sınırlanmış da olsa Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yı dolanarak yargısal denetimden kaçınmak için yapıldığı kanaatine vardığı parlamento kararlarını, içtüzüklerle aynı hukuki etkiye sahip oldukları gerekçesiyle yargısal denetime tabi tutmaktadır. Böylece Yüksek Mahkeme, anayasal dayanağı olmayan bir yetkiyle, eylemli içtüzük değişikliği olarak nitelendirdiği kararları denetlemektedir.Anayasa Mahkemesinin, yargısal denetim yaparken bir taraftan da siyasi hayata yön verdiği bir gerçektir. Yüksek Mahkeme özellikle benzer durumlardaki farklı kararları, bu kararların açık olmayan gerekçeleri ve yazılı hukuk kurallarını yorumlama tarzı ile zaman zaman tartışmaların odağı haline gelmektedir.Anahtar Sözcükler1. Parlamento2. Parlamento Hukuku3. İçtüzük4. Eylemli İçtüzük Değişikliği5. Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa MahkemesiParlamentoTBMM+2
Gamze Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta medeni ve siyasi haklar

Farklı uygarlıklar mensubu ve farklı coğrafya, siyasi, ekonomik ve sosyal rejim uyguluyor olmalarına rağmen, insan hakları meselesi tüm halk ve ülkelerin hayatını ve gelişimini etkilemektedir. İnsan hakları meselesi mahalli ve uluslararası çapta önemle izlenen ve ilgi odağı olman bir mesele haline gelmiştir. Bu ilgi insan haklarının nasıl tespit edilip düzenleneceği, uluslararası ve bölgesel pakt ve hukuk beyannamelerce güvence altına alınmasına vurgu yapma şekillerini almıştır. Aynı zamanda insan hakları, uyguladığı farklı siyasi rejim ve görüşüne rağmen tüm ülkelerin önemle ilgilendiği bir konu haline gelmiş ve bunu ulusal anayasalarında kararlaştırmışlardır. Anayasaların insan haklarını ele alış ve çözüme kavuşturma tarzı anayasanın koyulduğu dönemde yaşanan siyasi, iktisadi ve sosyal şartlara ve inanıyor olduğu ideoloji ve fikri görüşe göre farklılık arz eder. Medeni ve siyasi haklar dünya çapında bulunan anayasaların kararlaştırdığı temel haklardandır. Kararlaştırılan bu hakların kapsamı uygulanan siyasi rejimin demokrat veya otoriter olma oranına göre, genişler veya daralır. Bu hakların varlığının gerekliliği ve önemi bunların insanın şahsı ve özel hayatındaki yerine göre tecelli eder, aynı zamanda bu haklar insanlara siyasi hayata katılma ve halk egemenliğini belirtmeye de zemin sağlar.Ülkeler anayasalarına sadece medeni ve siyasi haklarla ilgili hükümler koymakla yetinmeyip, aynı zamanda insanların bu hakları kullanmalarını tekeffül eden güvenceler kararlaştırmış ve yapılabildiği kadar bu hakların çiğnenmesine engel olacak garantiler koymaya çalışmıştır. Bu güvence ve garantiler, ihlale uğrayan ve yasal olmayan bir şekilde selp olunan hakların hak sahiplerine geri dönmesine yardımcı olacak kurumlar ve tedbirler halini alabilir. Ancak medeni ve siyasi hakların kararlaştırılmış olması, uluslar arası antlaşmalar ve anayasalarca tekeffül ve güvence altına alınmış olması, bu hakların sınırsız ve takyitsiz olarak ıtlak edilmiş olması anlamına gelmez. Haklar düzenleyici bir otorite çerçevesinde olmadan sınırsız ve takyitsiz kullanılacağı anlamına gelmez, aksi takdirde bunun sonucu kesinlikle kaos olur. Bunun için uluslararası antlaşmalar ve anayasalar medeni ve siyasi hakların kullanılmasını (bunları takyit etmek yoluyla sınır ve kapsamlarını çizmek) düzenlemeye özen göstermiştir. Ancak bu takyitler çok dar oranda olmalı ve çok gerekli haller sınırlı olmalıdır. Takyitler uygulanırken tüm anayasal haklar ve kararlaştırılmış bulunan hukuki tedbirler göz önünde bulundurulmalıdır. Burada işaret edilmesi gereken bir nokta şudur ki, medeni ve siyasi hakları kaydetme hususundaki gelişme bilimsel alanda özellikle üçüncü dünya ülkelerinde kendisinden beklenen hissedilir derecede somut gelişme kaydedememiştir. İnsanın medeni ve siyasi haklarının ihlali ve bu haklara yapılan çok tehlikeli saldırılar ve bunun sonucu olarak meydana gelen siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel istikrarsızlık gibi olumsuz etkiler izlenmiştir.Yukarıdaki sebeplerden medeni ve siyasi hakların öneminden dolayı, söz konusu haklar siyaset ve hukuk araştırmacıların inceleme ve ilgili alanı olmuştur. Bu hakların öneminden dolayı biz de Irak'ta Medeni ve Siyasi Haklar tez konusu olarak seçmiş bulunuyoruz. Çalışmamız, anayasalarda medeni ve siyasi hakları düzenleyen hükümleri incelemeyi de kapsamıştır. Bu husus büyük önem arz eder, çünkü anayasalar ve kanunlar Irak'ta medeni ve siyasi hakların gelişme aşamalarını inceleme alanında önemli bir adımdır. Tez konumuz olan Irak'ta Medeni ve Siyasi Haklar aşağıdaki şekilde ele almayı uygun gördük:Birinci Bölüm: Bu bölümde (genel olarak medeni ve siyasi haklar) ele alınmıştır, medeni ve siyasi hakların tarihsel gelişimi, anlamları, genel olarak hak kavramı, medeni ve siyasi hakların türleri ve bu hakların sınırlanması ve kötüye kullanma yasağı konuları ve daha sonra uluslararası antlaşmalara göre bu hakların durumu incelenmiştir.İkinci Bölüm: Bu bölümde (Irak anayasalarında medeni ve siyasi haklar) ele alınmıştır. Bu bölüm üç alt bölüme ayrılmıştır. Birinci alt bölüm 1925 anayasasında medeni ve siyasi hakların durumunu incelemeye tahsis edilmiştir. Bu bölümde, medeni ve siyasi hakların türleri, güvenceleri ve takyitleri incelenmiştir. İkinci alt bölümde 1970 anayasası ele alınmıştır, bu bölümde medeni ve siyasi hakların türleri, güvenceleri ve takyitleri incelenmiştir. Üçüncü alt bölüm ise, 2005 tarihli Irak yeni anayasasına tahsis edilmiştir. Bu bölümde söz konusu anayasada medeni ve siyasi hakların türleri, bu hakların güvenceleri ve takyitleri ele alınmıştır.Çalışmamız, yapılan incelemeler sonunda elde edilen önemli neticeleri kapsayan bir sonuçla sona ermiştir.Anahtar Kelimeler:1.Anayasa2.Haklar3.Irak4.Güvence ve Sınırlama5.Demokrasi

DemokrasiKamu hukukuMedeni Kanun+4
Badraddın Dabbagh
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı

Ulusal rejim kurulduktan sonra, İngiliz işgali döneminde uygulanan yargısal sistemin aynısı Irak ulusal rejim(Irak Ulusal Hükümet) döneminde uygulanmaya devam etmiştir. Aslında söz konusu sistem veya düzen (yargısal sistem) Osmanlı döneminden uygulana gelen bir sistemdi. Ancak bu sistem 1917 tarihinde mahkemelerin oluşturulması beyannamesi ışığında tekrardan ele alınıp düzenlenmiştir. Hâkimlerin atanma koşulları ile ilgili hükümler, İngiliz işgali boyunca hiç değiştirilmeden aynen uygulanmıştır. Bu hal 1929 tarihine kadar devam etmiştir. Bu tarihte 31 sayılı Hâkimler ve Kadılar Kanunu çıkarılmıştır. Bahsedilen kanun hâkimlerin tayini, terfileri, azledilmeleri ve disiplin soruşturma ve yargılanmaları ile ilgili hükümleri içermektedir. 1925, 1968, 1970 ve 2005 Irak anayasalarında mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlerin garantileri hususundaysa, zikri geçen tüm bu anayasalarda, hâkimlerin bağımsızlığı ve kanun hükmü hariç bunların hiçbir devlet organının kontrolünde olmadıkları hükme bağlanmıştır, bunlar hiçbir vakit yasama ve yürütmenin kontrolüne tabi değiller. 2005 yılına kadar Irak'ta hâkimler adalet bakanlığı tarafından atanırlar. Adalet baklanlığı Hâkimler Enstitüsü mezunlarını hâkim olarak atar. Ancak 2005 anayasasında hâkimlerin atanmasını ve yargı organının yıllık bütçe tasarı önerisini, yüksek Yargı Kurulu'na vermiştir. Yargı organının yasama organının müdahalelerinden korumak yargısal denetim yoluyla sağlanmaktadır. 1925?2004 anayasalarında yargısal denetim sırasıyla şu şekilde sağlanmaktadır: 1925 Irak Esasi Kanunu (krallık dönemi Irak'ın anayasası) döneminde Yüksek Mahkeme, 1968 anayasasında Anayasa Mahkemesi, 2004 Irak Devleti Yönetimi yasasındaysa Yüksek Federal Mahkeme tarafından yerine getirilmektedir. Yargı organının yürütme organının müdahalelerinden korumak hâkimlere teminatlar sağlamak yoluyla yapılmaktadır. Bu teminatlar hâkimlerin yürütmeye karşı kendilerini koruyabilmeleri için yargısal dokunulmazlık bahsetmektedir. Hâkimlerin naklinin ve azil edilmelerinin mümkün olmadığı bu garantilerden biridir. Irak anayasalarına göre, kanun hükmü olmaksızın belirli süre geçmeden önce hâkimlerin nakli, azli veya emekliye ihale edilmeleri mümkün değildir. Hâkimlerin mali durumu çok yüksek olmalıdır, söyle ki hâkimler yaşamlarını sağlamak yüküyle uğraşacak durumda bırakılmamaları ve kendilerine konforlu bir hayat sağlanmalıdır ki davalara, şahsi çıkarlarını göz önünde bulundurmadan ve bunun peşinde olmadan, sırf yargısal vicdanlarına dayanarak bakabilsinler. 2005 tarihli Irak'ın anayasası hâkimlerin şahsi hak ve özgürlüklerini garanti altına almış ve kendilerine görüş belirtme özgürlüğü ve dernek kurma hakkı tanımıştır.Çalışmamız bir yüksek lisans tezi sınırları içerisinde Irak mahkeme bağımsızlığının hukuk temeli, Irak'ta mahkeme bağımsızlığı ve hâkim teminatını, Irak'ın 2005 Anayasası'ndaki mahkeme bağımsızlığını ve hâkim teminatını çalışmıştır.Anahtar kelimeler:1. Anayasa2. Irak3. Mahkeme4. Hakim5. Bağımsızlık

BağımsızlıkHakimlerHakimlik teminatı+4
Sunbul A. Ahmed
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ın anayasal yapısında Türkmenlerin hukuki pozisyunu

Birinci Dünya savaşı ile birlikte Ortadoğu da petrol yataklarının bulunduğu bölgeleri kendi kontrolünde tutmakta karalı olan İngilizler ,Türkiye'yi bölgeden uzaklaştırmak için Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgeyi Musul,Erbil ve Kerkük'ü Lozan görüşmelerinin dışında tutmayı başardı.1926 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile Musul bölgesi İngiltere mandasındaki Irak'a bırakılmıştı.Bu tarihten sonra Irak'ta Türkmenlerin siyasi varlığını İngilizler tarafından yok edilmeye çalışıyordu. 1925 ila 1970 yılları arasında kalan dönem içerisinde beş anayasa hazırlanmış ve yürürlüğü konulmuştur. Bunlar; Irak Kanun-i Esasisi (1925 Yılı Krallık Anayasası), 1958 Yılı Irak Geçici Anayasası, 1964, 1968 ve 1970 yıllarına ait anayasalardır. Bunların yanında 1990 yılında da bir anayasa projesi hazırlanmıştır. Ancak bu anayasaların hiç biri, Türkmenlerin, Irak'taki varlığına ve haklarına değinmemiştir. Sadece 1970 Anayasası, Irak toprak birliği kapsamında bütün azınlıkların meşru haklarını tanıyan bir hüküm içermiştir. Söz konusu hüküm, 1990 yılı anayasa projesinde de yer alıyordu. 1970 Anayasası ve 1990 yılına ait Anayasa projesi sadece bu hükme yer vermekle yetinip ?azınlık? ve ?meşru haklar? kavramının açıklamasını içermemiştir.Bütün bu anlatılanların yanına, Irak Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri Türkmenlere uygulanan mezalim ve haksızlıkları da ekleyebiliriz. Yıllar geçtikçe ve yöneticiler değiştikçe, bu baskıcı ve zalimce uygulamalar da artmıştır ,Türkmenlere her türlü siyasi ve askeri baskılar yapıldı. Irak Devleti'nin kurulmasından sonra Irak'ta iktidar olan Arap yönetimleri,Türkmenleri siyasi yaşamdan uzak tutmaya çalışmıştır.Türkmenlerin baskı altında tutulması,Türkmenlerin 1958 yılına kadar süren kraliyet döneminde siyasetten uzak durmaya ve içlerine kapanmasına neden olmuştur.Bu tarihten sonra Irak'ta cumhuriyetin kurulması Türkmenler açısından önemli bir gelişmedir.Bu dönemde Türkmenler ,siyasi yaşama atılmak amacıyla harekete geçmiştir.Ancak ,Arap yönetimlerinin Türkmenlere yönelik baskıcı politikaları,Türkmenlerin girişimlerini sonuçsuz bırakmıştır.Genel olarak bakıldığında ,Irak'ı yöneten Arap yönetimleri :Irak'ı bir Arap ülkesi olarak görmüş,Türkmenleri ve diğer etnikleri baskı altında tutmuş ve Araplaştırmaya çalışmıştır.1979 yılında iktidarı ele geçiren Bass rejiminin iktidar olmasıyla artmıştır.Bu dönemde Iraklı Türkmenlere karşı katilamlar ve insanlık disi suçlar işlenmiştir.Türkmenler Araplaştırılmaya çalışmış,yerlerinden göç ettirilmiş ve önde gelen liderleri idam edilmiştir.Bugün Türkmenler önemli ve tarihi günler yaşamaktadır.Türkmenlerin kaderini belirleyecek önemli siyasi gelişmelerle karşı karşıya gelmektedir.Geçmişte olduğu gibi bugün de Irak'ın siyasi yapılanmasında büyük rol oynayan ABD ve İngilizler,özel olarak Türkmenleri gündem dışı tutmaya çalışmaktadırlar.Aynı politikayı işgalçilerin işbirlikçileri Kürt grupları da izlemektedirler.Türkmenleri Irak'ın siyasi sahasından silmek ve yok etmek isteyen Kürtler,Türkmenlerin yaşadıkları Türkmeneli bölgeleri Kürtleştirmek ve ele geçirmek, Musul ve Kerkük petrollerine sahip olmak için çaba harcamaktadırlar.Bu nedenle Irak'ın kuzeyini bağımsız bir Kürt devletine dönüştürmek isteyen tüm girişimlerin dolaylı olarak bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü de hedefleyen ve olumsuz etkileyen bir tehdit olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.8 Temmuz 2004 tarihinde yayımlanan Irak Geçiş Devlet idaresi Kanunu, Türkmenlerin varlık ve haklarını tanıyan, yönetim, siyasi ve kültürel haklarını güvence altına alan ve Türkmence dilinde eğitim olanağını tanıyan ilk yerel anayasa niteliğindedir. Irak Geçiş Dönemi Yönetimi Kanunu ve Irak'ın 2005 Yılı Anayasasını incelersek Türkmenleri ilgilendiren konularısa ,Kerkük Meselsi Türkmence Eğitim Hakkı ,Resmi Dil olarak,idari,Kültürel, Siyasi ve Eğitimsel Haklar ,Türkmenler yeni Irak'ta siyasi ve kültürel haklarının tanınması amacıyla mücadele etmektedir.Türkmenlerin temel politikası,Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır.Ancak 2003 yılından sonraki döneme bakıldığında ,Türkmenlerin yeni Irak'ta önemli bir role sahip oldukları söylenemez.

AnayasaHukuki statüHukuki yapı+6
Sawash Sh. Sabrahim
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Anayasalarında yasama organı

Irak'ta ilk anayasanın hazırlanmasından beri anayasal bir istikrar yaşanmadı çünkü ard arda bir sürü askeri devrimler yapıldı sonrada Saddam rejimi döneminde de Irak savaştan savaşa sürüklendi en sonunda Amerika işgali ve güvenlik kaybıyla Irak'lıların yaşamı sonuçlandı. Bu anayasal istikrarı yaşanmamasından da yasama organı da etkilenmişti.1925 anayasasına baktığımız zaman yasama organı iki meclisten oluştuğunu görülür, onlarda millet meclisi ve ayan meclisi ve bu kuruluların yasama yetkisine kralın katılması da görülür.1925 anayasası çerçevesinde kurulan ayan meclisinin eleştirilen taraflarında biri bu meclisin üyeleri kralın tarafından atanması ve bu üyeler iki yasama döneminden fazla kralın tarafından seçilmesini anayasa kabul etmiştir. Diğer eleştiren tarafıysa yasama organını oluşturan her iki mecliste kadınlar yer almamıştı ve kadınlara genel seçimde oy kullanma hakkında tanımlamıştır.Ayrıca monarşi (krallık) döneminde olan meclisler bakanlıklara karşı Başarsız ve zayıf görülmesidir öğrenin krallık döneminde millet meclisi endişeli kaynağı oluşturup ve inandırıcı olmayan nedenle bakanlar kurulu tarafından 12 defa meclis feshedilmiştir.1925 anayasası çerçevesinde yasama organı hakkında özet konuşmasında şunu diyebiliriz ki, 1925 anayasasında yasama organına verilen yetkileri ne millet meclisi nede ayan meclisi özgürlükle görevlerini yapıyorlardı, ancak bu yetkileri kral kullanıyordu. Belirlediğimiz gibi krallık döneminde millet meclisi bakanlar kurulunun tarafından feshedildiğine göre bu dönemde kurulan yasama organı yürütme organına karşı zayıf ve başarısız olduğunu yansıtıyor.1970 anayasasına baktığımızda 1925 anayasasına göre büyük gelişimde bulunduğunu görülür. 1970 anayasasında kadınlara millet meclis seçimlerinde oy kullanma ve mecliste üye olma hakkı tanımıştır. Ayrıca Devrim Komuta Konseyi üyelerinin 4/1'i veya Ulusal Meclisinin 30 üyesine yasa tasarısı önerme hakkı verilmiştir. Ancak Irak'ın 1980 ve 1991 savaşları ve 1991 yılın savaşında sonra ekonomik ambargo nedenle Ulusal Meclisinin kurulmasına rağmen Irak'ta yasam yetkisi Devrim Komuta Konseyi'ne verilmiştir.1970 anayasası çerçevesinde kurulan yasama organını eleştiren tarafların biride yasama organı oluşturan her iki meclisin Devrim Komuta Konseyi ve Ulusal Meclisin üyeleri Baas partisinin üyesi olması gerekiyordu.1970 Anayasası'nın çerçevesinde kurulan yasama organının kuruluşu, oturumları ve yasama yetkileri 1925 anayasasındaki yasama organından daha demokratik görülüyor. Ancak Irak'ta diktatör rejimi (Saddam Hüseyin rejimi ) olduğu için anayasada yasama organına yasama döneminde verilen yetkileri teori olarak anayasada yazılmıştı, bu yetkilerin çoğu baas rejimi zamanında uygulanmadı.Amerikan tarafından Irak'ı işgal ettiğinden sonra geçici olarak Irak'ın geçici yönetim kanunu (geçici anayasa) yazıldı ve bu süreçte ABD ile birlikte Irak geçici hükümeti kuruldu.Bu geçici dönemde Irak'ın ulusal meclisini seçerek işgalden sonra Irak'ın ilk yasama organı kuruldu, bu meclisin en önemli görevlerinden biri Irak'ın kalıcı anayasasını yazmaktır. Irak'ın yeni anayasasını yazmak ulusal meclisinin arasından farklı din, mezhep, dilden milletvekili seçildi, bu komisyon bir süre içinde anayasayı yazıp ulusal meclisine sunmakta bulundu. Bazı söylentilere göre yeni anayasa Amerika hükümeti tarafından hazırlandı sonrada Arapçaya çevirtildi.Irak'ın kalıcı Anayasasına göre yasama organı iki meclisten oluşmaktadır, birincisi Millet Meclisi, ikincisi ise Federal Meclistir. Millet Meclisi'nde kadınların sayısı¼ den az olmama şartıyla kurulur. Meclis, nitelikli çoğunlukla toplanır ve salt çoğunlukla kararlarını alır. Yürütme organıysa, anayasaya göre cumhurbaşkanlığıyla bakanlar kurulundan oluşur. Cumhurbaşkanı seçimi Millet Meclisi tarafından yapılır. Yürütmenin diğer temeli Bakanlar Kuruluysa bu kurul Millet Meclisinin önünde sorumludur.Anahtar Kelimeler:1.Anayasa.2.Irak.3.İşgal.4.Yasama Organı.5.Milletvekili.

AnayasaIrakYasama organları+1
Ebrahem S. Izat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta Anayasanın yapısı ve kabul usulü

Çalıştığım tez Irak'ta Anayasanın Yapısı Ve Kabul Usulü. Bu tez çalışmamın özeti, tez Dört bölümden oluşmaktadır: birinci bölüm Genel İlkeler, ikinci bölüm Irak'ta anayasanın gelişimi, üçüncü bölüm 2004 Geçiş Dönemi İçin Irak Devleti Yönetim Yasası ve dördüncü bölüm 2005 Irak kalıcı anayasası.Birinci bölümde ele aldığım konular, genel olarak anayasanın yasıl yapılacağı, kabul usulleri genel olarak ve ayrıntılı olara anayasanın kavramı. İkinci bölümde ise Irak'ta anayasanın gelişimi, detaylı olarak Irak'ta kaç anayasa yazılmış ve nasıl yazılmış ve bu anayasalar 1925 ? 1958 ? 1963 ? 1964 ? 1968 ? 1970 ayrıca Irak'ın 2003 işgali, üçüncü bölümde ise 2004 Geçiş Dönemi İçin Yasa ele aldım ve çok detaylı bir şekilde ve bu yasanın nasıl yazıldığı ve onaylanması, dördüncü bölümde ise 2005 parlemanter seçimleri ve 2005 Irak'ın kalıcı anayasası, bu anayasanı nasıl yazıldığı, komisyonun nasıl kurulduğu, referanduma nasıl sunulduğu ve kabul usulü sonda da bu çalışmamın sonucu özet olarak çalışmamda, Irak'ta anayasanın nasıl koyulduğu ve yürürlüğe nasıl girdiğini bilimsel olarak ortaya koydum.Bu tezin de önemine baktığımızda ve bu konuyu seçmemin sebebi; Irak'ta anayasanın, yürütme, yasama ve yargı erkleri, diğer meslektaşlarım tarafından yüksek lisans tez konusu olarak ele alınmıştır. Tez konum olan ?Irak'ta anayasanın yapısı ve kabul usulü? ne Türkiye'de ne Irak'ta bir monografi çalışma konusu olarak ele alınmamıştır. Bu da tez konumun önemini ve seçmemin sebebini oluşturmaktadır.

AnayasaAnayasa hukukuHukuk+1
Hussein W. Hamad
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Anayasaları'nda yürütme organı

Son yılarda görevleri ve yetkileri giderek artan yürütme organı, monist ve düalist yürütme olmak üzere başlıca iki ana tipe ayrılmakta; yürütme yetkisin meşruti bir hükümdar veya cumhurbaşkanı ile Bakanlar Kurulu arasında bölüşüldüğü düalist yürütme, parlamenter rejimin temel özelliklerinden biri olarak görülmektedir.Bu araştırma, 1925?2005 yılları arasında çıkarılan anayasalardaki Yürütme organını ele almıştır.Birinci bölümde yürütme kavramının açıklığa kavuşturulmasından sonra, tarihsel süreci üzerinde durulmaktadır. Bu süreçte hangi sistemler içinde biçimlendiği ve nasıl görev yaptığı, kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Irak Anayasalarındaki uygulamaları ele alınmıştır.İkinci bölümde ise geçmiş Irak Anayasalarındaki yürütme organı ele alınmıştır.Irak geçmiş Anayasalarını incelediğimizde, devletin üç önemli organını tek bir kişi veya bir heyet yürütmekteydi. Bundan dolayı da milletin yönetimi, bir heyet veya tek bir kişinin eline bırakılıyordu. Üstelik bu yönetimin yanında diğer heyetler de vardı fakat bunlar aktif olmayıp ikincil görevlere sahip idiler.Önceki anayasaları inceleme sonucu, devlet başkanının devletin kurumlarını fiili kontrol etmiş olduğu ve bu kurumları hegemonyasına tabi tuttuğunu tespit etmiş bulunuyoruz. Ülkenin açıkça uyguladığı bir siyasi rejim veya sistem uygulanmamaktaydı. Devletin tüm kurumları, devlet başkanının rahmetine bırakılmıştır. Devlet başkanı yetkilerini kullanırken, devlette bulunan diğer tüm kurum ve kuruluşların rolünü pasifleştirmekle diktatörlük ilkelerini uygulamaktaydı.Üçüncü bölüm ise, işkâldan sonra 2004-2005 Irak Anayasalarındaki yürütme organı üzerinde çalışılmıştır.2004 Irak Devletin Geçici Yönetim Yasasında ise, bu anayasada bir Başkanlık Konseyi kurulmuştur. Bu konsey Başkan ve iki yardımcısından oluşur. Bu Konseye geniş yetkiler vererek Bakanlar Kurulunu üstlenmiştir.2005 Anayasası ise (Günümüzdeki Anayasa), Yürütme organının özel maddelerini ele aldığımızda, kanun koyucunun yürütme organının bazı yetkilerini sınırlamış olduğu görürüz. Yasama organına ek yetkiler vererek bakanlar kurulunun hareketini kısıtlamıştır. Bunun sonucunda millet meclisi bakanlar kurulu üzerinde hâkimiyet sağlamıştır. Millet Meclisine Bu yetkileri vererek başbakan ve bakanlar kurulunun rolünün zayıflamasına neden olmuştur.Sonuç kısmında ise Irak Anayasalarındaki Yürütme Organı ile ilgili görüşler ortaya konulmuştur.

AnayasaAnayasa hukukuIrak+2
Ayead Kh. Abbas
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Anayasaları'nda yargı organı

28 Kasım 1917 tarihinde İngiliz mandası altında Irak mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelerin kurulması ve işe başlamasında Iraklı ve İngiliz yargıçlar birlikte çalışmışlardır. Hukuk Usulleri Muhakemesi Kanunu yargıçların görevini ve mahkeme türlerini düzenlemiştir. Daha sonraları yargıçların çalışmalarını düzenleyen İ.Y.D.K. çıkarılmıştır. Söz konusu kanun o dönemlerdeki hükümetlerin doğasıyla uyumlu bir çerçevede yargı bağımsızlığı ilkesini 1925, 1958, 1963, 1964, 1968 ve 1970 yılı Irak anayasalarının dile getirdiği metinlere dayandırmaktaydı. Gerçekte Irak yargısının erki hükümet kararlarını dahi kapsamaktaydı. Fakat bu ilkeye aykırı davranılması mahkemeleri çeşitli bahanelerle hükümetin kontrolü altına sokmuştu. Bunların başında geçici dönem ile devrim dönemleri ve hükümetin dayandığı sözde daha başka dayanaklar gelmektedir. Böylece yargıçlar ve Yargı Kurulu Adalet Bakanlığı'na tabi olmuştu. 2004 yılı Devlet Yönetim Kanunu ile 2005 yılı kalıcı anayasası yargı bağımsızlığını tanımlamalarına ve Yüksek Yargı Meclisini oluşturmalarına rağmen, mahkemelerin işlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirebilmesi için hala bir takım kanun ve düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.Yargı sisteminin adaleti, sistemin bağımsızlığıyla alakalıdır. Tüm bu adalet konuları şu ya da bu şekilde yargıçların adalet anlayışına, algılarına ve kanun metnini yorumlama biçimlerine bağlıdır. Yorumlama kanunun ruhuyla bağdaşmalı ve adaleti amaçlamalıdır ki insanın günlük hayatında karşısına çıkabilecek durumlarda yetersiz kalmasın. Kanun metinlerinin içerikleri anlaşılmaya çalışılmalı, yargı süreci geliştirilmeli, yargı kararlarının bağımsızlığı sağlanmalı ve bu bağımsızlık Irak'ın yargı reform süreci adına yararlı olabilmesi için iyice derinleştirilmelidir. Nitekim Irak yargısı diktatörlük süresi boyunca büyük yaralar almış ve bünyesinde derin çatlaklar oluşmuştur. Bu sebepten ötürü Iraklı vatandaşın yargısına olan güvenini geri kazanılmalıdır. Yüksek Yargı Kurulu yargı koluna etkin ve yararlı fertleri sağlayarak, yetkin yargıçlar atayarak, etnik ayırımdan ve ayrımcılıktan uzak durarak ve temiz ve lekesiz bir yargı için sistemin diktatör rejim öncesi sahip olduğu saygınlığı geri kazandırarak artık reform sürecindeki yerini almalıdır.Çalışmamız bir yüksek lisans tezi sınırları içerisinde Irak yargı organının tarihsel gelişimini, Irak'ta yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatını, Irak'ın 2005 Anayasası'ndaki yargı bağımsızlığını ve hâkim teminatını ve Irak yargı teşkilatını anlatmaya çalışmıştır.

AnayasaIrakYargı+2
Basim Aryan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasına göre cumhurbaşkanının seçimi ve görevleri

Çalışmanın amacı; 1982 Anayasasında Cumhurbaşkanının seçimi ile ilgili düzenlemelerin değerlendirilmesidir. Bu konuyla ilgili olarak 2007 Anayasa değişikliğinin getirdiği yenilikler eski haliyle kıyaslanmış ve değişikliklerin beraberinde getirdiği tartışmalara yer verilmiştir. Bu bağlamda; Onbirinci Cumhurbaşkanı seçimi ile başlayan ve Türkiye'nin siyasal düzeninde önemli değişikliklerin yaşanmasıyla sonuçlanan süreç ve bu süreç sonrası yaşananlar; Anayasa Mahkemesinin verdiği ?367 Kararı? öncelikli olarak incelenmiştir. Ayrıca yasama, yürütme ve yargı organları arasında yaşanan gerginliklerin hukuksal boyutu ile Anayasa Hukukçularının üzerinde fikir birliğine varamadıkları noktalara, halk oylamasıyla yapılan 2007 Anayasa değişikliğinin getirdiği sistem tartışmalarına, son olarakta Cumhurbaşkanın görev ve yetkileri ile sorumluluğuna değinilmiştir.

Anayasa 1982AnayasaCumhurbaşkanı+1
Gamze Özen İrez
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta kanunların anayasaya uygunluğunun denetimi

Denetimi yapan siyasî heyet, Yargı ve Yasama kurulları kontrol altına alan partilerin ve belli kuruluşların düşünce ve amaçlarına bağlı hareket etmektedir. Siyasî denetim sadece kanunî yönleri denetmekle yetinmez, aynı zamanda denetim çevresindeki siyasî yönleri de denetir ve bu işe gerek uyum gerek anayasallık açısından çıkan etkileri değerlendirir.Kanunların anayasallığının yargısal denetimini açık bir metinle anayasalarında belirtmeyen ülkeler için ikincil verme yöntemi ile daha başarılı olabilir.Yasalar üzerine kurulan devletlerde kanunların anayasalığının denetimi iki önemli rol oynamaktadır. Bir yandan devletin oluşumu içinde esasî bir unsur olarak girmekte bir yandan da devletin kanunlarının geçerliğini ve egemenliğini korumakta aktif bir şekilde rol oynamaktadırIrak Devletinin kurulmasından bu yana 1925'te hazırlanan anayasa haricinde anayasa kanunlarının anayasallık denetimini ve bu kanunlara istinaden Uygulama ve Yasama Kurulları tarafından çıkarılan karar, talimat ve emirlerin anayasaya uygun olup olmadığını incelmek, kontrol etmek için özel ve etkin bir Yüksek Mahkeme kurulmamıştır.2005'te hazırlanan Irak Devleti Daimî Anayasası'nda Yüksek Federal Mahkemesi'nin kurulması, gerek başkan ve üyelerin seçilmesi gerek anayasallık denetiminde uygulanan yöntemler açısından 2004'te hazırlanan Irak Devleti Geçiş Dönemi Yönetim Yasası'ndakinden farklılık arz edilmektedir.Çalışmamız öncelikle bir Yüksek Lisans tezi sınırları dâhilinde Irak'ta anayasaların hukuk düzeni içindeki yeri ve üstünlüğü, kanunların anayasaya uygunluğunun denetim yöntemleri ve Irak'ta kanunların anayasaya uygunluğunun denetimini anlatılmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler1- Irak2- Anayasa3- Anayasa Denetimi4- Anayasanın Üstünlüğü5- Yüksek Federal Mahkemesi

AnayasaAnayasaya uygunlukDenetim+3
Sadek M. Azat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal ve Uluslararası Hukuk bağlamında vicdanî ret

Devletler, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel nedenleri, ulusal çıkarları, güvenlik ve tehdit algılamaları ile savunma doktrinleri kapsamında vicdanî ret hususunda farklı yaklaşımlar sergilemektedirler. Zorunlu askerlik hizmetini benimsemiş olan bazı devletler ise vicdanî ret kurumunu kabul etmiş ve vicdanî ret ileri süren kişiler hakkında zorunlu askerlik hizmeti yerine geçen alternatif hizmetler öngörmüştür.Avrupa Birliği üyesi olan devletlerin tümünde vicdanî ret kurumu bulunmaktadır. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden halihazırda 24 ülkede zorunlu askerlik sistemi bulunmakla birlikte bu ülkelerde vicdanî ret kurumu da kabul edilmiştir. Avrupa Konseyi üyesi olan ülkelerden sadece Türkiye ve Azerbaycan'da vicdanî ret kurumu bulunmamaktadır.Anayasanın 72. maddesinde, askerlik hizmeti değil vatan hizmeti herkes tarafından yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla vicdanî ret uygulamasının kabul edilebilmesi için anayasal bir engel bulunmamaktadır. Buna karşılık 1111 sayılı Askerlik Kanununda askerlik hizmeti Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek için zorunlu bir hizmet olarak öngörülmüştür. Ayrıca, Askeri Ceza Kanununun 45. maddesinde, vicdanî ret suç teşkil eden eylemler bakımından bir mazeret olarak da kabul edilmemektedir.Ülkemizde vicdanî ret, özellikle ulusal ve uluslararası mahkemelerde yargılama konusu olmaya başlaması nedeniyle kamuoyunun gündeminde yer almaya başlamıştır. Bugün itibarıyla uluslararası sözleşmeler ve uluslararası kurumların kararları ışığında, Ülkemizin, vicdanî reddi kabul ederek zorunlu askerlik hizmeti yerine alternatif hizmetleri kabul etmesi hususunda uluslararası hukuktan kaynaklanan bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak AİHM'nin Ülke başvurusunda verdiği ihlal Kararı doğrultusunda en azından vicdanî retçilere askerlik hizmetinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemelerinden dolayı tek bir ceza verilmesi ve bu cezanın infazını müteakip askerlik hizmetinden muaf tutulmalarını öngören yasal bir değişiklik yapılması zorunlu hâle gelmiştir.

Temel özgürlükler
Berrak Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasında suç ve cezalara ilişkin esaslar

2709 sayılı ve 1982 Tarihli Anayasamızın 38. maddesinde ?suç ve cezalara ilişkin esaslar? belirtilmektedir. Fıkralar halinde ilke temelli olarak tezimizde anlatmaya çalıştığımız bu esaslar çağdaş hukuk anlayışında ve vazgeçilmez insan hakları açısından artık tüm dünyaca benimsenmiş ve uygulanır hale gelmiştir.Elbetteki kişilerin yaşamlarında en son karşılaşmak isteyecekleri şey bir suçun mağduru olmaktır. Fakat şu veya bu şekilde olağan yaşamda suç işlenmekte ve birileri de bunun mağduru konumunda bulunmaktadır. Mağdurun hakkını devlet koruyacaktır. Artık kişinin kendi hakkını kendisi alması kabul görmeyen bir yaklaşımdır. Ancak bu noktada müdahale eden devlet olunca bu kez müdahale edilenin de insan olmasından kaynaklanan hakları gündeme gelmektedir.Bir suç işlemek istenmeyen, toplum tarafından yadırganan davranıştır. Hukuk kuralları dışında ahlak kuralları dini kurallar da suçu ve suçluyu hoş görmez. Ancak unutulmaması gereken suç işleyen kişinin suçu işledikten sonra tür değiştirmediğidir. Yani insan olmaya devam etmektedir. Bu nedenle de insan olmaktan kaynaklanan, insanlık onuruyla bağlantılı temel hakları olmalıdır.1982 Anayasamızın 38. maddesi de bu bakımdan suç ve suçluyla, suça ilişkin yargılamada uyulacak temel esasları belirtmektedir. Bu esasları bizde ilkeler şeklinde tezimize alarak, her bir ilke açısından insan hakları ve ceza hukuku bağlamında açıklamalarda bulunduk. Anayasamızda yer alan fakat, çoğunlukla anayasa hukuku kitaplarında açıklamalara yer verilmeyen bu ilkelere Anayasal perspektiften bakarak, neyi ifade ettiklerini tespit etmeye çalıştık. Sonuç olarak denilebilir ki; bu ilkeler suç ve ceza hukukumuzu çağdaş ülkelerin seviyesine taşıyan, vazgeçilmez esaslardır.Anahtar Sözcükler1.1982 Anayasası2.Suç3.Ceza4.Anayasa ve Ceza Hukuku5.Ceza Hukuku İlkeleri

Beytullah Özer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhurbaşkanının kanunları geri gönderme yetkisi

Kaynağını monarşilerde bulan, yasama organınca kabul edilen kanunları devlet başkanının geri gönderme yetkisi, esasen devlet başkanı ile parlamento arasındaki ilişkileri değil, devlet başkanının kurduğu hükümetle parlamento arasındaki ilişkileri konu alan parlamenter sistem açısından bir takım sakıncalar taşımaktadır. Anayasada cumhurbaşkanına kanunları geri gönderme yetkisi tanınmakla, meclisin belli konularda dikkatinin çekilmesi amaçlanmıştır. Cumhurbaşkanına geri gönderme yetkisi tanınmasındaki amaç; kanunların eksiksiz, hatasız ve Anayasaya uygun çıkması için Meclise, çıkardığı kanunu bir daha gözden geçirme olanağının tanınması, başka bir deyişle cumhurbaşkanının eksik veya hatalı gördüğü bir konuda yasama organını uyarmasıdır. Ancak bu yolla cumhurbaşkanı ile meclis arasında, münhasıran yasama organına ait olduğu anayasal güvence altındaki yasama yetkisine devlet başkanınca müdahale edildiği gerekçesiyle çatışma da doğabilir. Anılan gerekçelerle, cumhurbaşkanının kanunları geri gönderme yetkisinin kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak tespiti Türk siyasal yaşamında cumhurbaşkanının konumunu belirlemede oldukça önemlidir.Devlet başkanının siyasal sistem içindeki konumunu belirleyen yetkilerinden biri de hiç kuşkusuz, kanunları bir daha görüşülmek üzere parlamentoya geri gönderme yetkisidir. Bu yetki mutlak veto yetkisi olmayıp, parlamenter rejimde yumuşak kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği, yürütme ve yasama organlarına işbirliği imkânı veren bir yetkidir.Anılan gerekçeyle çalışmada ilk olarak, parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanının konumu, anayasada tercih edilen hükümet sistemi çerçevesinde genel hatlarıyla incelenecektir. Türkiye'nin kendine özgü parlamenter sistemi çerçevesinde cumhurbaşkanının yasamaya ilişkin yetkilerinin sistem içinde sahip oldukları etki ve önem ortaya konarak konuya bütüncül bakış açısıyla yaklaşılması amaçlanmıştır. Ardından parlamenter hükümet sistemindeki anlamı, çıkarılan kanunların yeniden gözden geçirilmesi amacıyla meclisin dikkatinin çekilmesi olan kanunları geri gönderme yetkisi incelenecektir.

CumhurbaşkanıHukukParlamenter sistem+2
Müberra Algan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Irak anayasasının getirdiği sistem

Yeni Irak anayasasını daha önceki anayasalardan farklı tutatn, onu referandumsonucuyla halkın onayını alarak uygulamaya geçmesidir. Anayasanın temelilkelerinde ilk göze çarpan konu, federal sistemin eklenmesdir. Bu yeni sisteminyanında parlementer sistem de bulunmaktadır. Parlamento halk tarafındanseçilmektedir.Yeni anayasanın temel kaynağı İslam dinidir ve bunun yanındadabaşka kaynaklar da bulunmaktadır; örneğin adalet ilkeleri ve gelenekler.Anayasada yeni diğer bir sistem de, Arapça dilinin yanında Kürtce'yi resmi dilolarak benimsemektir. Anayasa, çoğulcu siyasi parti sistemini yürürlüğe geçirmiştir;ancak ırkçılıkl ve terör fikirlerine hitab eden partileri (Baas partisi bunlara dahilsayılarak) yasakladı. Haklar ve hürriyetlere gelince, anayasa hakları çok detaylı birşekilde açıkladı. Anayasaya, vatandaşlık haklarınada, yeni bir hak ekledi; Irak'lı birbaba veya anneden gelen çocuk Irak vatandaşı sayılır. Geçmişte bu hak sadeceIrak'lı bir babadan gelen çocuğa verilirdi.Anayasa güçler ayrımı ilkesine dayandı, ancak bazı maddeler bu ilkeyle çelişkihalindedirler. Anayasanın yasama organı iki meclisten oluşmaktadır, birincisi MilletMeclisi, ikincisi ise Federal Meclistir. Millet Meclisi'nde kadınların sayısı ¼ den azolmama şartıyla kurulur. Meclis, nitelikli çoğunlukla toplanır ve salt çoğunluklakararlarını alır. Yürütme organına gelince, anayasada, cumhurbaşkanına kısıtlıyetkiler tanınmıştır. Cumhurbaşkanı seçimi Millet Meclisi tarafından yapılır.Yürütmenin diğer temeli Bakanlar Kuruludur. Bu kurul Millet Meclisinin önundesorumludur.Yargıya gelince Yüksek Yargı Kurulu ve Federal Yüksek Mahkeme yeni ikisistem olarak eklendi. Anayasa yargının bağımsız olduğu, çeşitli tür ve derecelimahkemelerden oluşumunu belirler, sonra da federal otoriterlerin yetkisindenbahseder; fakat bu yetkiler federal sistemle çelişki halindedirler; çünkü bölgelereolağanüstü haklar tanımlanır. En sonunda da sonuç ve geçiş hükümleri belirlenir vebu bölümde anayasanın nasıl değiştireceğinden bahsedilir.

Pınar Hakkı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararları çerçevesinde Türkiye`de özelleştirme

120 ÖZET Global bir köy haline gelmeye başlayan dünyamızın siyasi ve iktisadi gündemine 1970'lerden itibaren giren, kısaca kamu işletmelerinin özel sektöre devri olarak tanımlanabilecek olan özelleştirme uygulamalannın ülkemizde 1980'lerden itibaren başladığı görülmektedir. Bu çalışmada kavramın tanımı ve teorik temelleri ele alınmakta liberal ve sosyal devlet anlayışlarının kavramla ilişkisi incelenmektedir. Kamu İktisadi Teşebbüslerinin kuruluşlarından itibaren gelişimleri ve yasal çerçeveleri, bunlan özelleştirilme aşamasına getiren sürecin açıklanması maksadıyla ele alınmaktadır. Özelleştirme uygulamaları ile ilgili olarak özellikle kamuoyunda tepki ile karşılanan hususlara değinilmek suretiyle eksikliklerin giderilmesine yardımcı olunmaya çalışılmaktadır. Bir Anayasal dayanak olmaksızın özelleştirme uygulamalannın başlamasından, yargı organlarının bu uygulamalar ile ilgili kararlarından oluşturulan ilkeler paralelinde bir hukuki altyapı oluşturulmasından bahsedilmektedir. Hukuki ve iktisadi olmaktan ziyade siyasi boyutu ile algılanması neticesinde bir kesimin tamamıyla ak, bir kesimin ise tamamıyla kara olarak gördüğü kavramla ilgili yargı kararlan incelenerek bu kararlarda mevcut olan çelişkiler irdelenmeye çalışılmaktadır. Yargı kararlannın kimi zaman idarenin hukuka aykın hareketleri kimi zamansa yargı organlarının yerindelik denetimi yapmalan sonucu aldı klan şekil incelenip bu kararların etkileri ortaya konulmaktadır.

Anayasa MahkemesiYargı kararlarıÖzelleştirme+1
Gamze Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Askeri yargıda disiplin mahkemeleri ve temel hak ve hürriyetleri

ÖZET Zor ve düzenli, tertipli olmayı gerektiren görev olması ve bundan dolayı gerekli olan disiplini sağlamak amacıyla ayrı olarak bir yargılama sistemine sahip olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargı unsurlarından biri de Disiplin Mahkemeleridir. Bu mahkemeler 1961 Anayasası ile hukuk sistemimize girmiştir. 1964 yılında çıkarılan kanunla da kurulmuşlardır. Kanunda yapılan bazı değişikliklerle bu güne kadar mevcudiyetini devam ettirmiştir. Kanun, kuruluşu, yargılama usulünü ve konu olan suçları bir arada bulundurmaktadır. Kanunun son haline göre Disiplin Mahkemeleri asgari tugay seviyesinde kurulmakta ve tüm asker kişilere kanunda belirtilen sınırlar dahilinde hürriyeti bağlayıcı cezalar verebilmektedir. Kararlarına karşı net bir kanun yolunun olmaması ve teşkilatında kurulduğu komutanın hiyerarşik astı olan kıta subay veya astsubaylarından mahkeme heyetinin oluşması bu mahkemelerin bağımsızlığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygunluğu konusunda tereddütler yaşanmasına neden olmaktadır. Askeri yargının tarihinden başlamak üzere, kanunun yapım süreci içinde, mahkemelerin kuruluşu, yargılama usulü ve disiplin mahkemesi kararlarına konu olan suçlar, amirlerin görevleri ve diğer askeri suçlar da aktarılmak suretiyle anlatılmıştır. Fiiliyatta görevine devam eden bu mahkemelerin temel hak ve hürriyetler karşısındaki durumu, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre değerlendirilmiştir. Disiplin Mahkemelerinin Mahkeme teşkilatı da oluşturulmak kaydı ile askeri hakim sınıfından olan kişilerden kurulu ve tek hakimli olarak yapılandırılması bağımsızlıkları konusundaki tereddütleri ortadan kaldıracaktır.

Askeri mahkemelerAskeri yargıDisiplin+4
Ahmet Korhan Mastı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors