Theses supervised by Prof. Dr. Banu Yazgan İnanç

13 theses · Toros University, Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma evli ve boşanmış kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki değişken, katılımcıların eğitim durumu, evlilik süresi, çalışma durumu ve gelir düzeyleri gibi sosyoekonomik değişken biçimleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile birlikte Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır, ölçekler yüz yüze uygulanmıştır. Kartopu örneklem kullanılmıştır; katılımcıların 95'ievli ve 75'i boşanmış kadınlardan oluşmaktadır, toplam 170 katılımcı ölçeklere yanıt vermiştir. Verileri analiz etmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, bağlanma stilleri ile evli ve boşanmış kadınların yalnızlık puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Kaçınan bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Güvenli bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında da negatif bir ilişki bulunmuştur. Bulunan bir diğer olumlu ilişki ise kaygılı-kararsız bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasındadır. Sonuçlar araştırmanın amacına uygun olarak tartışılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriKadınlar+3
Balkız Çelik
Toros University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin mizah tarzları ile algılanan stres, kaygı ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin mizah tarzları ile algıladıkları stres, kaygı ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla Mizah Tarzları Ölçeği ve Mizah Yoluyla başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Olayları Listesi, Gündelik Olaylar Listesi, Algılanan Stres Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği 199'u kız 210'u erkek toplam 409 üniversite öğrencisine uygulanmıştır. Sonuçlar sağlıklı mizah tarzları olan katılımcı mizah, kendini geliştirici mizah ve mizah yoluyla başa çıkma ile algılanan stres, kaygı ve depresyon arasında negatif yönde ilişkiler olduğunu göstermiştir. Sağlıksız mizah tarzlarından saldırgan mizah; algılanan stres, kaygı ya da depresyonla ilişkili bulunmazken kendini yıkıcı mizahla algılanan stres, kaygı ve depresyon arasında düşük düzeyde de olsa anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Mizah tarzlarının stres verici yaşam olayları ve olumsuz duygudurum arasındaki ilişkide düzenleyici bir etkiye sahip olup olmadığını sınamak için gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizleri sonucunda mizah tarzlarının büyük yaşam olayları ve olumsuz duygudurum arasındaki ilişkide düzenleyici bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Gündelik sıkıntılar ve olumsuz duygudurum arasındaki ilişkide ise yalnızca saldırgan mizah tarzının düzenleyici etkisi olduğu görülmüştür. Sonuçlar mizah tarzlarının bireyin stres verici yaşam olaylarından daha az olumsuz etkilenmesine yardımcı olduğu iddiasını desteklememiştir.

DepresyonEğitim psikolojisiKaygı+6
Esef Ercüment Yerlikaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Evli öğretmenlerin yükleme tarzları ve evlilik doyum algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evli öğretmenlerin yükleme tarzları (alt boyutları olan nedensellik-sorumluluk yüklemeleri ve onların alt boyutları olan odak, istikrar, genellik, niyet, güdü, suçlama) ve evlilik doyum algılarının, cinsiyet, yaş, evlenmeden önceki tanışma süresi, evlilik yaşı, evlilik biçimi, çocuk sahibi olma durumu gibi değişkenler açısından incelenmesidir.Bu çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde bulunan okullarda görev yapan toplam 165 evli öğretmen (91 Kadın, 74 Erkek) üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (EYÖ) ve ?İlişki Yükleme Ölçeği? (İYÖ) ile toplanmıştır. Veriler SPSS-WINDOWS 11.5 paket programıyla çözümlenmiştir. Sonuçların yorumlanmasında p<0.5 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre evli öğretmenlerin eşlerinin davranışlarına yaptıkları sorumluluk ve nedensellik yüklemeleri ve evlilik doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir faklılık bulunmuştur. Yükleme tarzlarının nedensellik boyutunun alt boyutlarından istikrar ve genellik ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, odak boyutu ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Yükleme tarzlarının sorumluluk boyutunun alt boyutlarından niyet, güdü ve suçlama ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Demografik değişkenlerle evlilik doyumu ve yükleme tarzları arasındaki anlamlı farklılığa bakıldığı zaman, cinsiyet değişkeni ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, yükleme tarzlarında ise sadece sorumluluk yüklemelerinin alt boyutu olan güdü boyutunda kadınların erkeklere göre eşlerinin davranışlarını açıklarken daha fazla güdü boyutuna başvurdukları görülmüştür. Demografik değişkenlerden yaş, tanışma süresi, evlenme yaşı, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumu ile evlilik doyumu ve yükleme tarzları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Evlenme süresine bakıldığı zaman ise, evlilik doyumuyla anlamlı bir farklılık bulunamamış, yükleme tarzlarının ise sadece nedensellik boyutunda ve onun alt boyutu olan genellik boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: Öğretmenler, Evlilik Doyumu, Yükleme

Adana-SeyhanDemografik değişkenlerEvlilik+10
Melis Berk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Seviye belirleme sınavına girecek olan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin mükemmeliyetçi kişilik özellikleri ile anne-baba tutumlarının sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin sınav kaygılarının okul türüne, sınıf düzeyine, sosyo-ekonomik düzeye, anne-baba eğitim düzeyine ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 6, 7 ve 8. sınıfa devam eden 723 ilköğretim öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin veriler ?Sınav Kaygısı Envanteri? (Öner, 1990), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler ?Anne-Baba Stilleri Ölçeği? (Sümer ve Güngör, 1999), mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler ?Olumlu Ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği? (Kırdök, 2004) ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir.Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin (bağımsız değişkenler) birlikte sınav kaygısını (bağımlı değişkeni) yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir. Bunun yanı sıra bu araştırmada öğrencilerin sınav kaygılarının okul türüne (özel okul, devlet okulu) ve cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına bağımsız gruplar t testi ile, öğrencilerin sınav kaygılarının sınıf düzeylerine göre, sosyo-ekonomik düzeylerine göre ve anne-baba eğitim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığına tek yönlü varyans analizi yöntemi ile bakılmıştır.Olumlu mükemmeliyetçiliğin, olumsuz mükemmeliyetçiliğin ve anneden algılanan kabul ve ilginin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen toplam puanların anlamlı yordayıcıları oldukları görülmüştür. Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik ve anneden algılanan kabul/ilgi düzeyleri arttıkça sınav kaygısı toplam puanlarının düştüğü; olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı toplam puanlarının yükseldiği görülmektedir. Benzer şekilde, olumlu mükemmeliyetçiliğin, olumsuz mükemmeliyetçiliğin ve anneden algılanan kabul ve ilginin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen kuruntu alt boyutu puanlarının anlamlı yordayıcıları oldukları görülmüştür. Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik ve anneden algılanan kabul/ilgi düzeyleri arttıkça sınav kaygısı kuruntu alt boyutu puanlarının düştüğü; olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı kuruntu alt boyutu puanlarının yükseldiği görülmektedir. Ayrıca araştırmada olumsuz mükemmeliyetçiliğin sınav kaygısı ölçeğinden elde edilen duyuşsal alt boyut puanlarının anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Öğrencilerin olumsuz mükemmeliyetçilik puanları arttıkça sınav kaygısı duyuşsallık alt boyutu puanlarının yükseldiği görülmektedir.Sınav kaygısı toplam puanlarının, kuruntu alt boyutu puanlarının ve duyuşsal alt boyutu puanlarının öğrencilerin öğrenim gördükleri okul türüne (özel okul, devlet okulu) göre, sosyo-ekonomik düzeye göre, hem anne hem de baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Sınav kaygısı toplam puanlarının ve duyuşsal alt boyutu puanlarının sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı ancak kuruntu alt boyutundan elde edilen puanların sekizinci sınıfların lehine anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde kızların sınav kaygısı toplam, kuruntu alt boyutu ve duyuşsal alt boyutu puanlarının erkeklerin puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, olumlu mükemmeliyetçilik, olumsuz mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları

Ana-baba tutumuEğitim psikolojisiKişilik özellikleri+7
Egemen Hanımoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversiteli hentbolcuların mükemmeliyetçilik ve kaygı düzeyleri ile başarı hedefleri ve müsabaka sonuçlarına yaptıkları yükleme biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı üniversiteli hentbolcuların sahip oldukları mükemmeliyetçilik puanları ile başarı hedefleri, kaygı düzeyleri ve yükleme biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya yaşları 18 ile 28 arasında değişen 246 üniversiteli hentbolcu (103 kadın, 143 erkek) katılmıştır. Katılanlara müsabakadan önce Spora Özgü Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, 2×2 Başarı Hedefleri Envanteri ve Yarışmasal Durumluk Kaygı Envanteri, müsabakadan sonra ise Nedensel Boyutlar Ölçeği-II uygulanmıştır.Sonuçlar, mükemmeliyetçiliğin kişisel standartlar alt ölçeği ile başarı hedeflerinin tüm alt ölçekleri arasında ve bilişsel kaygı ve kendine güven pozitif yönde ve anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Mükemmeliyetçiliğin hatalarla aşırı ilgilenme ve algılanan aile baskısı alt ölçekleri ile başarı hedeflerinin uyum sağlanamayan boyutları ve bilişsel ve somatik kaygı arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Mükemmeliyetçilik ve başarı hedeflerinin müsabaka öncesi yaşanan durumluk kaygı ve kendine güveni yordama etkisini sınamak amacıyla gerçekleştirilen çoklu regresyon analizi sonuçları, bilişsel ve somatik kaygının ustalık kaçınma hedefi ile mükemmeliyetçiliğin hatalarla aşırı ilgilenme ve algılanan aile baskısı alt boyutları tarafından; müsabakaya özgü kendine güvenin ise kişisel standartlar ve ustalık kaçınma hedefi tarafından yordandığını ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları, mükemmeliyetçiliğin bütünüyle olumsuz olmadığını, uyum sağlanabilen boyutlarının da olduğu düşüncesini desteklemiştir.

AnksiyeteBaşarıHentbol oyuncuları+3
Fatma Çepikkurt
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklikleri ile algılanan stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklikleri ile algıladıkları stres arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, cinsiyet, yaş ve sosyo-ekonomik düzeylerine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır.Araştırma, Çukurova Üniversitesinin 2009?2010 eğitim - öğretim yılında, farklı bölümlerine devam eden 484 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden bilişsel esnekliği ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan, ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (Martin ve Rubin, 1995) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer bağımlı değişkeni olan algılanan strese ilişkin veriler ?Algılanan Stres Ölçeği? (Cohen, Kamarck ve Mermelstein, 1983) ile öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeylerine ilişkin veriler ?Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği? (Bacanlı, 1997) ile öğrencilerin kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Gruplar t Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H Testi kullanılmıştır.Bulgular, üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres ile bilişsel esneklikleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Algılanan stresin de bilişsel esnekliğin de öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre erkek öğrencilerin bilişsel esneklik düzeyleri kız öğrencilerden daha yüksektir. Bununla birlikte kız öğrencilerin algılanan stres düzeyi erkek öğrencilerin algılanan stres düzeyinden daha yüksektir. Bunun yanı sıra, sosyo-ekonomik düzey bilişsel esneklikle anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Ancak algılanan stres düzeyi ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş ile algılanan stres arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte öğrencilerin yaşı ile bilişsel esneklik puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, Algılanan stres

AlgıBilişsel esneklikEsneklik+6
Fatma Altunkol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin kişilerarası problem çözme becerileri ve yönelimleri ile fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, eğitim fakültesi öğrencilerinin kişilerarası problem çözme becerileri ve yönelimleri ile fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin cinsiyet, okunan bölüm, anne-baba öğrenim düzeyi ve yaşamın çoğunun geçirildiği yerleşim birimine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır.Araştırma, Çukurova Üniversitesi'nin 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, eğitim fakültesine devam eden 517 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden kişilerarası problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla ?Kişilerarası Problem Çözme Envanteri? (Çam ve Tümkaya, 2006) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer değişkeni olan fonksiyonel olmayan tutumlara ilişkin veriler ?Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği? (Weissman ve Beck, 1978) ile öğrencilerin kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Gruplar t Testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma bulguları öğrencilerin kişilerarası problem çözme yaklaşımlarından probleme olumsuz yaklaşma, kendine güvensizlik ve sorumluluk almama ile fonksiyonel olmayan tutumlar arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Kişilerarası problem çözme yaklaşımlarından ısrarcı-sebatkar yaklaşım ve yapıcı problem çözme ile fonksiyonel olmayan tutumlar arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.Araştırmada kız öğrencilerin probleme olumsuz yaklaşma ve sorumluluk almama yaklaşımını erkek öğrencilere göre daha yüksek düzeyde kullandıkları bulunmuştur. Fonksiyonel olmayan tutum düzeyi ise cinsiyetlere göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Bölümlere göre kişilerarası problem çözme becerileri arasında farklılık bulunmazken, fonksiyonel olmayan tutum düzeyi en düşük olan bölümün Psikolojik Danışma ve Rehberlik olduğu bulunmuştur. Yaşamın çoğunun geçirildiği yerleşim birimine göre fonksiyonel olmayan tutum düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak yaşamının çoğunu büyükşehirde geçiren öğrencilerin ısrarcı-sebatkar yaklaşımı köyde yaşayan öğrencilere göre daha yüksek düzeyde kullandıkları bulunmuştur. Anne-baba öğrenim düzeyi bakımından ise öğrencilerin kişilerarası problem çözme becerileri ve fonksiyonel olmayan tutum düzeylerinde anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Eğitim fakülteleriEğitim psikolojisiFonksiyonel özellikler+6
Hasret Topal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin anksiyete bozukluğuna sahip olup olmaması ile kullandıkları mizah tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı yetişkin bireylerin anksiyete bozukluğuna sahip olup olmaması ile kullandıkları mizah tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla, Mizah Tarzları Ölçeği, Hamilton Anksiyete Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu Ölçeği, Yale-Brown Obsesif-Kompulsif Bozukluk Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri 78'i kadın, 51'i erkek toplam 129 yetişkine uygulanmıştır. Verilerin analizinde, bireylerin aldıkları tanıya göre kullandıkları mizah tarzlarını belirlemek amaçlı tek yönlü varyans analizi, kullanılan mizah tarzlarının tanı ve cinsiyet etkileşimine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için iki faktörlü varyans analizi ve tanı alan ve almayan bireylerin kullandıkları mizah tarzı fark testi için ise bağımsız gruplar t-testi analizleri uygulanmıştır. Bireylerin kullandıkları mizah tarzları ile anksiyete ölçeklerinden alınan puanlar arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla ise ölçekler arasındaki korelasyon değerlerine bakılmıştır. Sonuçlar, anksiyete bozukluğu tanısı alan ve almayan bireyler arasında katılımcı, saldırgan ve kendini yıkıcı mizah tarzları bakımından anlamlı bir fark olmadığını, kendini geliştirici mizah tarzının ise, tanı almayan bireylerde, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk ve panik bozukluk tanısı alanlardan anlamlı bir şekilde farklılaştığını göstermektedir. Bireylerin kullandıkları uyumlu mizah tarzları olan katılımcı ve kendini geliştirici mizah tarzı ile anksiyete düzeyleri arasında negatif yönde ilişkiler; uyumsuz mizah tarzı olan kendini yıkıcı mizah ile anksiyete düzeyi arasında pozitif yönde ilişkiler olduğu ve saldırgan mizah tarzı ile anksiyete düzeyleri arasında bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Bireylerin anksiyete bozukluğu tanısı alması ve herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almaması ile kullandıkları mizah tarzları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise, anksiyete bozukluğu tanısı alan bireylerin katılımcı, saldırgan ve kendini yıkıcı mizah tarzı kullanımının herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almayan bireylerden anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almayan bireyler ile anksiyete bozukluğu tanısı alan bireylerin kendini geliştirici mizah tarzının kullanımı bakımından anlamlı bir şekilde farklılaştığı ve bu farklılığın herhangi bir psikiyatrik bozukluk tanısı almayan bireylerin lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar, uyumlu mizah tarzlarının daha sağlıklı baş etme tarzları olduğunu, sağlıklı bireylerde kendini geliştirici mizah tarzının anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonuçlarını kısmen desteklerken, uyumsuz mizah tarzlarından kendini yıkıcı mizah tarzı ile anksiyete düzeyi arasında pozitif yönde ilişkilerin olması literatürle uyumlu sonuçlar vermiş fakat kaygılı bireylerde kendini yıkıcı mizahın daha fazla kullanılabileceği görüşünü desteklememiştir.Anahtar Kelimeler: Mizah tarzları, Obsesif-kompulsif bozukluk, Yaygın anksiyete bozukluğu, Panik bozukluk, Kaygı bozuklukları.

Anksiyete bozukluklarıMizahMizah duygusu+4
Ahu Öner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlikte beden algısı ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişki: Sosyal görünüş kaygısının aracı etkisi

Bu araştırmanın amacı genç yetişkinlikte beden algısı ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkide sosyal görünüş kaygısının aracı etkisini incelemektedir. Araştırma Mersin ilinde özel bir üniversitede Hazırlık, 1., 2., 3. ve 4. sınıf İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi lisans öğrencilerinden oluşan toplam 325 birey ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler kişisel bilgilerin yer aldığı 'Demografik Bilgi Formu', 'Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ)', 'Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (SGKÖ)' ve 'Çevrimiçi Alışveriş Bağımlılığı Ölçeği (ÇABÖ)' ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyebilmek adına bağımsız örneklem t-testi ve pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde kadınların beden algısı ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı düzeyleri erkeklerden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Yapısal Eşitlik Modellemesi ile yapılan analiz sonuçları, beden algısının çevrimiçi alışveriş bağımlılığı üzerinde sosyal görünüş kaygısı aracılığıyla olan dolaylı etkisinin (indirect effect) pozitif ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Buna göre beden algısı ve çevrimiçi alışveriş bağımlılığı arasındaki ilişkide sosyal görünüş kaygısının aracı etkisinin olduğu söylenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Algısı, Çevrimiçi Alışveriş Bağımlılığı, Sosyal Görünüş Kaygısı

Büşra Atalay
Toros University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlaç mümessillerinde bilişsel esneklik, duygu düzenleme ve etkili iletişim becerileri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı ilaç mümessillerinde bilişsel esneklik, duygu düzenleme ve etkili iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni Adana ilinde ikamet etmekte olan ve ilaç mümessilliği mesleği yapmakta olan bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 18 yaş ve üzeri 220 katılımcıdan oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği ve Etkili İletişim Becerileri Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, bilişsel esneklik, öz yeterlilik ve kişilerarası duygu düzenleme yetileri arasında pozitif yönde anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Elde edilen veriler, bilişsel esnekliğin yükselmesiyle birlikte, kişilerarası duygu düzenleme kapasitesinin de artış gösterdiğini işaret etmektedir. İletişim becerileri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, bu iki değişken arasında da anlamlı bir bağlantı olduğu tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik seviyesinin yükselmesi, iletişim becerilerinde de iyileşme ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, kişilerarası duygu düzenleme ve iletişim becerileri arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur; bu da duygu düzenleme yeteneklerinin gelişiminin, iletişim becerilerinin gelişimiyle paralel olduğunu göstermektedir. Bilişsel esneklik ve duygu düzenleme yeteneklerinin iletişim becerileriyle ilişkili olduğu gözlemlendiğinden uygulamacılar danışanların iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapabilirler. Bu, danışanların sosyal etkileşimlerinde daha başarılı olmalarını sağlayabilir.

Mustafa Can Karakaş
Toros University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Babaların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile ilköğretim düzeyinde eğitim gören çocuklarının problem çözme becerilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada babaların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile ilköğretim düzeyinde eğitim gören çocuklarının problem çözme becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte çalışılan bu kavramlar ile bazı demografik değişkenler de karşılaştırılarakaralarındaki fark saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Mersin ili Yenişehir ilçesinde bulunan Toros Koleji'ne devam eden öğrenciler ve bu öğrencilerin babaları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, uygunluk örneklemesi (convenience) yöntemi ile belirlenmiştir. Bu çalışmanın verileri İlköğretim kademesi 4,5,6,7 ve 8. Sınıfa devam eden 161 öğrenci ve bu öğrencilerin babaları olmak üzere toplam 322 kişiden elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak babalara, kişisel bilgi formu ve 'Evli Kadınlar ve Erkekler İçin Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)', çocuklara 'İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE)' uygulanmıştır. Çalışmada değişkenler arasında anlamlı fark olup olmadığını tespit etmek amacı ile Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. Çalışmada babaların psikolojik iyi oluş alt boyut puanları ve çocuklarının problem çözme becerileri alt boyut puanları, bazı demografik değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, gelir durumu düşük olan babaların memnuniyetinin daha düşük olduğu, evlilik yılı 0-10 yıl arası olan babaların, evlilik yılı daha fazla olanlara göre daha çok negatif duyguya sahip yani daha az memnun oldukları, çalışan babaların ev dışı aktiviteleri sürdürebilme puanlarının çalışmayan babalara göre daha yüksek olduğu ve üç çocuğa sahip babaların daha az çocuğa sahip babalara göre daha memnun oldukları görülmektedir. Ayrıca çalışan babaya sahip çocukların öz denetim puanlarının çalışmayan babaya sahip olanlara göre daha yüksek olduğu ve evlilik yılı 16 yılın üzerinde olan babaların çocuklarının, evlilik yılı daha az olan babaların çocuklarına göre güven puanlarının da yüksek olduğu görülmüştür.

Baba-çocuk etkileşimiBabalarProblem çözme becerisi+3
Güzin Ayan
Toros University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite birinci sınıf öğrencilerinde bağlanma stilleri ile üniversite yaşam uyumu ve yalnızlık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma, üniversite birinci sınıf öğrencilerinde bağlanma stilleri ile üniversite yaşam uyumu ve yalnızlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesine kayıt yaptıran lisans birinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi oluşturan öğrenciler bir yıl hazırlık sınıfı okumamış aynı yıl birinci sınıfa başlamış öğrencilerden oluşturulmuştur. Araştırmada öğrencilere çocukluk döneminde kiminle yaşadıkları, 0-6 yaş dönemi ve okul çağında bakım verenlerinin kim olduğu vb. 12 sorudan oluşan Genel Bilgi Formu uygulanmıştır. Aynı zamanda 45 sorudan oluşan Üniversite Uyum Ölçeği, 20 sorudan oluşan U.C.L.A. Yalnızlık Ölçeği ve 30 sorudan oluşan Yetişkin Bağlanma Stilleri Ölçeği uygulanmıştır. Literatür incelendiğinde, lise öğreniminden üniversite öğrenimine geçen bireylerin bireysel ve çevresel birçok nedenden dolayı üniversite yaşamının özellikle birinci yılında uyum problemleri yaşadıkları gözlenmiştir. Üniversite öğreniminin devam eden yıllarında bireylerin üniversite yaşamına uyum sağlamaya başladıkları ancak bazı öğrencilerinde öğrenimlerine devam edemedikleri gözlenmiştir. Bu nedenle araştırmada sadece birinci sınıf öğrencileri ile çalışılmıştır. Öğrencilerin bağlanma stilleri alt ölçekleri ile üniversite yaşam uyumu alt ölçekleri ve yalnızlık düzeyleri arasında anlamla farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla, MANOVA testi yapılmıştır. Anlamlı farklılık tespit edilen puanlamalarda TUKEY testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda; güvenli bağlanma stili ile akademik uyum ve sosyal uyum arasında, korkulu ve saplantılı bağlanma stili ile duygusal uyum arasında, kayıtsız bağlanma stili ile akademik uyum arasında anlamlı fark bulunmuştur. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile bağlanma stilleri ve üniversite uyum ölçeği arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Akademik Uyum, Sosyal Uyum, Kişisel Uyum, Kuramsal Uyum, Yalnızlık Düzeyi.

Akademik uyumBağlanmaBağlanma stilleri+6
Şeyma Serinkaya
Toros University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avukatlarda empati, empatinin alt boyutları ve bazı değişkenlere göre ikincil travmatik stres düzeyinin incelenmesi

Empati; bilişsel empati, duygusal empati ve empatik ilgi olmak üzere üç alt boyuta ayrılmaktadır. Literatürde, acı çeken insanlara karşı gösterilen empatik tepkilerin, nihayetinde empati kuran kişide ruhsal acıya yol açabileceği ileri sürülmektedir. Konu ile ilgili teoriler bir empati paradoksu oluşturmaktadır. Belirtilen alt boyutları ile birlikte empati, avukatların müvekkilleri ile sağlıklı profesyonel iletişim kurması açısından gereklidir; ancak empati aynı zamanda ikincil travmatik stres (İTS) semptomlarının gelişimini de tetikleyebilmektedir. İTS'ye karşı koruyucu bir etmen ve aynı zamanda da bir risk faktörü olarak kabul edilen empatinin, farklı boyutlarının da incelenmesi ve buna ek olarak yaş, cinsiyet ve travmatiklik derecesi değişkenlerine bağlı empati ve İTS düzeylerinin araştırılmasının, hem bu araştırmadaki avukatlar arasında karşılaştırma yapılması, hem de farklı gruplardaki kişi profillerin incelenerek alanyazındaki çeşitli çalışmalardan sonuç ve görüşler açısından tartışılması sağlanarak literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmada, avukatlarda empati, empatinin alt boyutları (duygusal tepki, bilişsel, empatik ilgi/sempati) ile İTS düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu değişken düzeylerinin cinsiyet, yaş ve travmatiklik derecesi gruplarına göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma grubu, uygun/kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak online ve yüzyüze olarak ulaşılmış ve 197'si kadın, 210'u erkek olmak üzere toplam 407 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verileri; Empati Ölçeği (Cambridge Davranış Ölçeği), İkincil Travmatik Stres Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu ve Travmatiklik Derecelendirme Formu kullanılarak elde edilmiştir. SPSS 26.0 programı aracılığıyla yapılan Pearson korelasyon ve linear regresyon analizlerine göre avukatlarda empati ve duygusal empati ile İTS düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuş ve empati ve duygusal empati düzeylerinin İTS'yi bilişsel empatiye göre daha fazla yordadığı görülmüştür. Yapılan bağımsız t-testi ve tek yönlü ANOVA analizlerine göre ise kadınlarda empati, duygusal ve bilişsel empati ve İTS düzeylerinin erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu ve 50-59 yaş grubunun empati, duygusal ve bilişsel empati ve İTS düzeylerinin diğer yaş gruplarına göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur.

İrem Özger
Toros University · Institute of Graduate Studies
2024
00

Other supervisors