Theses supervised by Prof. Dr. Barış Özdal
13 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
İttifak parametreleri çerçevesinde Türkiye-ABD ilişkileri'nin Obama ve Trump dönemleri bağlamında karşılaştırmalı bir analizi
Soğuk Savaş'ın başlarından itibaren bir ittifak içerisinde bulunan Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerde özellikle 2009 yılından sonraki dönemde birçok sorun yaşanmıştır. Yoğunlukla Barack H. Obama ve Donald J. Trump'ın Başkan olduğu 2009 – 2017 yılları arasında yaşanan bu sorunlar, iki devlet arasındaki ittifak ilişkisinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Çalışmanın temel çıkış noktası ise Neoklasik Realist yaklaşım çerçevesinde Türkiye ile ABD arasındaki ittifak ilişkisinde Obama ve Trump Dönemleri'nde yaşanan sorunların, ilişkinin ittifak boyutuna zarar verip vermediğidir. Bu bağlamda Neoklasik Realist yaklaşım çerçevesinde Başkan Obama ve Trump Dönemleri'nde Türkiye ile ABD ilişkilerinde uluslararası sistemin yanı sıra liderlerin algıları, stratejik kültür, devlet – toplum ilişkileri ve bürokrasinin etkili olup olmadıkları, etkiliyseler bu etkinin ne derece olduğu araştırılacaktır. Çalışmada ayrıca Obama ve Trump Dönemleri'nde iki devlet ilişkilerinde öne çıkan bazı problemler de ele alınacak ve sonrasında bu hipotezin doğru olup olmadığına yönelik içerik analizlerine yer verilecektir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde Neoklasik Realist yaklaşım çerçevesinde bir şablon oluşturulacak ve sonraki bölümlerde Obama ve Trump dönemlerindeki belirleyici olaylar ele alınarak bu şablon ile ilgili dönemler irdelenecektir.
Soğuk savaş sonrası dönemde Avrupa Birliği - Türkiye ilişkilerinde göç olgusunun analizi
Soğuk Savaş Sonrası Dönem'de küreselleşen dünyada göç olgusu ve bu olgunun sebep olduğu sorunlar herhangi bir devletin tek başına etki edemediği bir karaktere bürünmüştür. Önemli göç güzergâhları arasında yer alan ve geçmişten günümüze göç olgusunun farklı boyutları ile karşılaşan Avrupa Birliği (AB) göçe yönelik politikalarını ve yaklaşımlarını zamanın koşullarına göre uyarlamak zorunda kalmıştır. AB'nin göç politikasının temellerinden biri olan üçüncü ülkelerle işbirliği kapsamında Türkiye gerek Birlik'e tam üyelik sürecinde olması gerekse de bölgeye geçişlerde sıkça kullanılan göç güzergâhlarından biri olması sebebiyle önemli bir aktör olarak görülmektedir. Bu bağlamda çalışmamızda AB ve Türkiye'nin göç politikalarının gelişimi incelenerek, düzensiz göç sorunun AB ile Türkiye ilişkilerine etkisi analiz edilmiştir. Analizler yapılırken resmi belgeler, anlaşma metinleri ve söylemler kullanılırken aynı zamanda konuyla ilgili eserlere ve görüşlere de yer verilmiştir. Hipotezimize göre AB'nin sorumluluğu üçüncü ülkelere bırakan güvenlik odaklı göç politikası iki aktör arasında halihazırda var olan güvensizliğin derinleşmesine sebep olmuştur.
Ekonomik güvenliğin dış politika oluşumu üzerindeki etkileri: BRICS'e üye devletler analizi (2001-2018)
Güvenliğin çok boyutlu olarak analiz edilmeye başlanması, uluslararası aktörlerin güvenlik politikalarının da çeşitlenmesine sebep olmuştur. Bu bağlamda artan ve karmaşıklaşan ticaret, finans ve üretim ilişkileri, aktör çeşitliliği yarattığı gibi söz konusu aktörleri risk ve tehditlere de açık hale getirmiştir. Ekonomik güvenlik ve etkilerinin analizi ise diplomasi tarihi boyunca "ikincil" ya da "yan faktör" olarak gösterilen "ekonomik güç ve ögelerine" bir nevi iade-i itibardır. Bu bakımdan ulusal, bölgesel ve küresel çıkarlar ile hareket eden ve çok çeşitli perspektiften ekonomiye odaklanan uluslararası ilişkiler aktörlerin katkısı ve etkisi, güvenlikleştirilen bu süreci anlamak için elzemdir. Zira hem ekonomik küreselleşme ile birlikte sınırları geçirgen hale gelen uluslararası sistemin homojenleşmesi hem de ulus devletlerin yaşadığı bağımsızlık / egemenlik açmazları söz konusu durumu daha da kritik hale getirmiştir. Bu kapsamda küreselleşen dünya ile birlikte ulus devletin sürdürülebilir ve dengeli bir ekonomik büyüme ile güçlenen güvenli bir ekonomiye sahip olması, gündemin ön sıralarına yükselmiştir. Bu sebeple uluslararası ilişkilerde yeni bir perspektif için ekonomi ve güvenlik terminolojisinde disiplinler arası bir etkileşim alanı olan ekonomik güvenliğin unsurları, yapısı ve etkileri ile analiz edilmesi yerinde olacaktır. Ekonomiyi iç ve dış riskler / tehditler karşısında güvende tutma ve ekonomiye duyulan güveni sürekli kılma gibi dinamizm içeren konularsa ulus devletin bekası için hayati bir gereksinim olarak karşımıza çıkmaktadır. Yükselen piyasa ekonomilerinin başarısında bu algının gizli olduğuysa hep tartışılan bir konu olagelmiştir. Tez çalışmamızda ise yükselen ekonomiler arasında ön plana çıkan ve küresel ekonomik düzen için alternatif bir ekonomik kutup olarak değerlendirilen Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın oluşturduğu BRICS'in uluslararası ilişkilerdeki ekonomik ve politik rekabetteki rolü analiz edilecektir. Bu doğrultuda ekonomik güvenlik politikaları ile dış politika açılımları arasındaki bağıntı ile uluslararası sistemin hâlihazırda içinde bulunduğu ekonomi-politik çıkmazlarının ve rekabet alanlarının doğru anlaşılması amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Ekonomik Güvenlik, Dış Politika, Ekonomik Diplomasi, Jeoekonomi, BRICS
Bir diplomat olarak Cengiz Aytmatov
Cengiz Aytmatov, edebi eserleri 170 dile çevrilmiş dünyaca ünlü bir yazar olmasının yanı sıra diplomasi tarihine etki etmiş bir siyasetçi ve diplomattır. Edebi eserlerinde yerel motifleri kullanması ile Türk Dünyası, işlediği evrensel insani değerler ile tüm dünyaca benimsenen Cengiz Aytmatov'un diplomat yönü, edebi yönünün gölgesinde kalmıştır. Cengiz Aytmatov'un diplomatlığına ilişkin literatürde çok az sayıda çalışma olmakla birlikte diplomatik hayatı, çok yönlü analizi gerektiren bir çalışma alanını teşkil etmektedir. Çünkü kendisi, faaliyetleri ile diplomasi tarihine etki eden bir kültürel diplomat olduğu gibi üç farklı devlet adına dört farklı devlette eş zamanlı büyükelçilik görevi yapmış sıra dışı kariyere sahiptir. Çalışmanın amacı, "bir diplomat olarak Cengiz Aytmatov'un" diplomasi tarihine etkilerinin analiz edilmesidir. Bu bağlamda çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Cengiz Aytmatov'un kişisel tarihi, diplomasi kariyerine etkisi odağında incelenmektedir. İkinci bölümde edebi eserleri, Uluslararası İlişkilere ve diplomasiye ilişkin görüşleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde kamu diplomasisi ve kültürel diplomasiye ilişkin faaliyetleri; son bölümde ise resmi diplomasi hayatı boyunca adına görev yaptığı devletlere ve bunun yanı sıra insani diplomasi çerçevesinde toplumlara yaptığı katkılar analiz edilmiştir.
Erken dönem İslam uygarlığında diplomasinin gelişiminin analizi
Diplomasi uluslararası ilişkilerin diyalog ve barış yoluyla yürütülmesidir. Diplomasi İlk Çağlarda Dünya'nın çeşitli bölgelerinde uygulama açısından farklılıklar gösterirken amacı genellikle haberin taşınması, evlilik akdinin yerine getirilmesi, antlaşmaların imzalanması veya savaşta ölülerin toplanması olmuştur. Ad hoc şeklinde uygulanan diplomasilerden biride Hz. Muhammed ve Dört Halife'nin uyguladığı 14 asırlık İslam kültürünün temellerini oluşturan İslam Diplomasisi'dir. Bu temeller Hz. Muhammed'in Mekke ve Medine Dönemi'nde yolladığı elçiler ve mektuplar ile atılmıştır. Arapların İslam öncesi dönemde sahip olduğu bazı diplomatik uygulamalar, Arap örf ve adetleri İslam Diplomasisi ile sentezlenerek farklı bir diplomasi ortaya çıkarılmıştır. Hz. Muhammed sonrasında İslam Diplomasisi Dört Halife Dönemi'nde pek fazla değişiklik göstermemiştir. Antlaşmalar ve karşılıklı diyalog ile temelleri Hz. Muhammed ile atılan İslam Diplomasisi bu süreçte de başarıyla sürdürülmüştür. Yukarıda kısaca değindiğimiz "Erken Dönem İslam Medeniyeti'nde Diplomasinin Gelişiminin Analizi" başlıklı tez çalışmamızda Hz. Muhammed ile temelleri atılan İslam Diplomasisi dört halife dönemi de dâhil olmak üzere diplomatik yazışmalar, antlaşmalar/anlaşmalar ve elçiler üzerinden değerlendirilecektir. Uygulanılan bu İslam Diplomasisi Dünya'nın diğer bölgelerinde aynı dönem itibariyle uygulanılan diplomasi ile karşılaştırılıp, analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: İslam Diplomasi, İslam, Diplomasi, Erken İslam Medeniyeti, İslam Medeniyeti, Eski Diplomasi
Erken dönem İslam uygarlığında diplomasinin gelişiminin analizi
Diplomasi uluslararası ilişkilerin diyalog ve barış yoluyla yürütülmesidir. Diplomasi İlk Çağlarda Dünya'nın çeşitli bölgelerinde uygulama açısından farklılıklar gösterirken amacı genellikle haberin taşınması, evlilik akdinin yerine getirilmesi, antlaşmaların imzalanması veya savaşta ölülerin toplanması olmuştur. Ad hoc şeklinde uygulanan diplomasilerden biride Hz. Muhammed ve Dört Halife'nin uyguladığı 14 asırlık İslam kültürünün temellerini oluşturan İslam Diplomasisi'dir. Bu temeller Hz. Muhammed'in Mekke ve Medine Dönemi'nde yolladığı elçiler ve mektuplar ile atılmıştır. Arapların İslam öncesi dönemde sahip olduğu bazı diplomatik uygulamalar, Arap örf ve adetleri İslam Diplomasisi ile sentezlenerek farklı bir diplomasi ortaya çıkarılmıştır. Hz. Muhammed sonrasında İslam Diplomasisi Dört Halife Dönemi'nde pek fazla değişiklik göstermemiştir. Antlaşmalar ve karşılıklı diyalog ile temelleri Hz. Muhammed ile atılan İslam Diplomasisi bu süreçte de başarıyla sürdürülmüştür. Yukarıda kısaca değindiğimiz "Erken Dönem İslam Medeniyeti'nde Diplomasinin Gelişiminin Analizi" başlıklı tez çalışmamızda Hz. Muhammed ile temelleri atılan İslam Diplomasisi dört halife dönemi de dâhil olmak üzere diplomatik yazışmalar, antlaşmalar/anlaşmalar ve elçiler üzerinden değerlendirilecektir. Uygulanılan bu İslam Diplomasisi Dünya'nın diğer bölgelerinde aynı dönem itibariyle uygulanılan diplomasi ile karşılaştırılıp, analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: İslam Diplomasi, İslam, Diplomasi, Erken İslam Medeniyeti, İslam Medeniyeti, Eski Diplomasi
Rusya Federasyonu'nun trans-Kafkasya politikasının analizi: Süreklilik mi dönüşüm mü
Trans-Kafkasya, tarih boyunca Osmanlı İmparatorluğu, Moğollar, Safeviler ve Bizans İmparatorluğu gibi pek çok önemli aktörün güç mücadelelerine sahne olmuştur. Bu aktörler arasında Rusların kurduğu siyasal birimler (Rus Çarlığı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) de yer almaktadır. Bölge ile bağı 11. yüzyıla kadar giden Rusların Trans-Kafkasya hakimiyeti 4. Ivan'ın Kazan ve Astrahan'ı fethetmesiyle başlamıştır. Rus Çarlığı'nın Trans-Kafkasya'yı tamamen ele geçirmesi ise 19. Yüzyılın ikinci çeyreğinde iki güçlü bölgesel aktörü (Osmanlı İmparatorluğu ve Kaçar İran'ını) yenmesiyle gerçeklemiştir. Rusların Trans-Kafkasya'daki söz konusu hakimiyeti 1917-1922 dönemi dışında 1991'de SSCB'nin dağılmasına kadar kesintisiz sürmüştür. SSCB'nin dağılması ve Trans-Kafkasya Cumhuriyetleri'nin bağımsızlıklarını ilan etmesiyle Bölge "Yeni Büyük Oyun" adı verilen güç mücadelesinin alanlarından biri haline dönüşmüş, RF Trans-Kafkasya'daki tarihsel hakimiyetini sağlamak için güçlü bölgesel ve bölge dışı aktörlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu bağlamda tez çalışmamızda Rusya Federasyonu'nun 1991-2018 dönemindeki Trans-Kafkasya politikası, "Beş Gün Savaşı", "Dört Gün Savaşı", Kırım'ın RF tarafından ilhakı ve dondurulmuş çatışmalar gibi olay ve olgular ışığında, hegemonya kavramı çerçevesinde analiz edilecektir.
Suriyeli mülteci krizi'nin Avrupa Birliği'nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'na etkilerinin analizi
Bu çalışmada göç konusunun Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'na etkisi son dönemde karşı karşıya kaldığı Suriyeli Mülteci Krizi örneğiyle incelenmiştir. Çalışmada AB'nin Suriyeli Mülteci Politikası incelenirken Kopenhag Okulu ve güvenlikleştirme kavramından yararlanılmıştır. Materyal olarak AB metin ve raporları, sayısal veriler ve uzman görüşleri kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde konu ile ilgili kavramsal çerçeve sunulmuştur. İkinci bölümde AB göç ve güvenlik konularının tarihsel süreçte oluşumu incelenmiştir. Son bölümde ise Avrupa Birliği'nin Ortadoğu politikası ele alındıktan sonra mülteci krizinin Birliğin bölge politikasına ve güvenlik politikasına etkileri ortaya koyulmuştur. Çalışmada AB'nin karşı karşıya kaldığı mülteci krizi karşısında konuyu salt güvenlik perspektifinden ele aldığı, yeni araçlar geliştiremediği ve krizin AB entegrasyon sürecini olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Soğuk savaş sonrası dönem'de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde "yumuşak güç"
"Soğuk Savaş Sonrası Dönem'de Türkiye Ermenistan İlişkilerinde "Yumuşak Güç" " başlıklı tez çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde konuya ilişkin teorik ve tarihsel temel oluşturulmuştur. İkinci bölümde ilgili dönemde Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin temel dinamikleri analiz edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde Türkiye Ermenistan ilişkilerinde "yumuşak güç" Soğuk Savaş Sonrası Dönemde uygulanmış mıdır? Günümüzde uygulanmakta mıdır? Gelecekte uygulana bilir mi? Uygulanabilirse hangi alanlarda, ne şekillerde uygulana bilir soruları tartışılmıştır. Hipotezimize göre Soğuk Savaş Sonrası Dönem'de Türkiye Ermenistan ilişkilerine genel hatlarıyla bakılmıştır. Türkiye bu dönemde Ermenistan'la ilişkilerinde "yumuşak güç" adına bazı girişimlerde bulunmuştur. Çalışmada komşularıyla sorunlarını "yumuşak güç" üzerinden çözmeye çalışan Türkiye'nin Ermenistan'a yönelik attığı adımların sorunların çözümünde ne kadar önemli ve etkili olup olduğu değerlendirilmiştir. Çalışmada yerli ve yabancı kitaplar, akademik makaleler ve akademik niteliği olan süreli yayınlar kullanılmış, çeşitli kütüphanelerin ve internet veritabanları taranmıştır. Anahtar Sözcükler: Yumuşak Güç, 1915 Olaylarına İlişkin Ermeni İddiaları, Dağlık Karabağ Sorunu, Komşularla Sıfır Sorun Politikası, Medya.
Dışişleri bakanı İsmail Cem Dönemi (1997-2002): Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin analizi
İsmail Cem Dışişleri Bakanı olduğu 1997-2002 arası dönemde Türk Dış Politikası'na yeni bir perspektif kazandırmıştır. Türkiye ile Yunanistan ilişkileri bu dönemde dostluk ve işbirliği yönünde gelişmiştir. Bu tez çalışmasının konusunu İsmail Cem'in Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde yaşanan değişim oluşturmaktadır. Bu bağlamda tez çalışmasında İsmail Cem'in dış politika anlayışı çerçevesinde 1997-2002 arasındaki Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinin boyutunu ortaya koymak ve ilişkilerin değişiminde İsmail Cem'in rolünü analiz etmek amaçlanmıştır. Literatür taraması, arşiv çalışması ve söylem analizi yöntemlerinin uygulandığı tez çalışması üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinin tarihi gelişimi, ikinci bölümde İsmail Cem'in özgeçmişi ve Türk Dış Politikası'na katkıları, üçüncü bölümde ise 1997-2002 arası dönemde Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde yaşanan gelişmeler yer almıştır. Ayrıca bu bölümde İsmail Cem'in dış politika söylem ve pratiklerindeki tutarlılık analiz edilerek ilişkilerin değişiminde oynadığı rol ortaya koyulmuştur. İsmail Cem'in kişisel karakteri, mesleki tecrübesi ve analiz yeteneğiyle ilişkileri değişime yönlendiren uygun stratejiler geliştirdiği tespit edilmiştir.
Bağımsızlık sonrası dönemde Azerbaycan'dan Avrupa'ya göçlerin analizi
Tarih boyunca siyasi, etnik, demografik, çevresel ve bunun gibi bir çok faktörlerin etkisiyle insanların bir mekandan diğer yerlere göçü devam etmiştir. Modern çağda da göç, dünya siyasetinin gidişatını çeşitli açılardan etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Azerbaycan'daki göç süreçlerinin ekonomik ve demografik yönlerini ortaya koyarak devletin göç politikasını iyileştirmek için öneriler geliştirmektir. Azerbaycan tarihindeki ilk göç döneminden başlayarak günümüze kadarki göç sürecinin oluşmasının ele alındığı çalışmada özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti`nin bağımsızlığını ilan etdikten sonraki yıllarda Azerbaycan`dan Avrupa ülkelerine göçün sebepleri ve bu nedenlerden ortaya çıkan sonuçlar irdelenmiştir. Azerbaycan'dan Avrupa'ya göçün analizi için örnek devlet olarak Almanya seçilmiş ve iki ülkenin devletlerarası ilişkileri ve diaspora faaliyetleri analiz edilmiştir. Sonuç olarak Azerbaycan`ın nüfus göçü ile ilgili mevcut durumu ve başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri ile göç ilişkilerinin tarihsel analizi incelenerek Azerbaycan`dan göçlerin hem ekonomik hem de politik faktörlerden dolayı oluştuğu gösterilmiş ve yeni göç politikası modelinin oluşumu için öneriler sunulmuştur.
Almanya ve Fransa'nın Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'na yaklaşımlarının karşılaştırmalı analizi
Bu çalışma ile Fransa ve Almanya'nın Avrupa Birliği (AB)'nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP)'na yaklaşımları ulusal ve kurumsal çerçevede analiz edilmeye çalışılacaktır. OGSP'nin giderek kurumsallaşan yapısı ve bahsi geçen devletlerin ulusal beklentileri göz önünde bulundurularak bu çalışma için işlevselcilik, yeni-işlevselcilik, hükümetlerarasıcılık ve yeni-kurumsalcılık teorilerinden faydalanılmıştır. Detaylı ve doğru analizler gerçekleştirebilmek için bahsi geçen iki devletin White Paper'ları, istatistiksel verileri ve AB doküman ve raporları gibi birincil kaynaklar, think tank kuruluşlarının yaptığı analizler, yayınladığı yıllık değerlendirmeler ve belgeler, ayrıca alanında uzman kişilerce yayımlanan kitaplar ve makaleler kullanılmıştır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde metodoloji ve ampirik-teorik çerçeveye yer verilmiş, ikinci bölümde Ortak Dış ve Güvenli Politikası (ODGP)'nın Maastricht Antlaşması'na kadar süreçteki tarihsel gelişimi açıklanmıştır. Üçüncü bölüm de ise günümüze kadar gelen süre içinde OGSP'nin kurumsal ve operasyonel dönüşümü analiz edilmiş ve son bölümde Fransa ve Almanya'nın OGSP'ye ulusal ve kurumsal yaklaşımları değerlendirilmiştir. Çalışmada savunulan temel görüş ise tarihsel anlamda OGSP'ye karşı oldukça farklı yaklaşımlara sahip olan bu iki devletin 2016 sonrasında daha harmonize hareket etmeye çalıştıklarıdır.
Birleşmiş Milletler barışı koruma operasyonları kapsamında Polis Barış Gücünün rolü ve etkisi: Haiti-Kosova misyonu karşılaştırması
Dünya genelinde farklı bölgelerde ortaya çıkan krizlerin yaygınlaşması, uluslararası barış ve istikrarı tehdit etmesi üzerine Birleşmiş Milletler (BM), bir takım tedbirler uygulamaya başlamıştır. BM Kurucu Antlaşması'nda açıkça yer verilmemesine rağmen özellikle 1990'lı yılların ikinci yarısından itibaren Barışı Koruma Operasyonları (BKO) sıklıkla uygulanan bir yöntem olmuştur. Tezimizde son dönemde başvurulan BKO'lardan çatışmanın kaynakları açısından birbirinden farklı Haiti ve Kosova örnekleri ele alınarak analiz edilecektir. Çalışmanın kavramsal yapısı ortaya konulduktan sonra, BM'nin yapısı, BKO'ların kurulması ve bu operasyonlar ile birlikte literatüre giren kavramlar açıklanacaktır. Ayrıca çalışmamızda BKO'ların başarısının değerlendirilmesi için kullanılacak başarı ölçütleri açıklanmıştır. BM Haiti İstikrar Misyonu (United Nations Stabilization Mission in Haiti-MINUSTAH) ve BM Kosova Geçici Yönetim Misyonu (United Nations Interim Administration Mission in Kosovo-UNMIK) detaylı olarak incelenecek, misyonların yerel polis teşkilatlarının kurulup kapasitesinin geliştirilmesi ve suçlar üzerindeki etkisi konusundaki başarıları karşılaştırılacaktır. Tezin temel amacı MINUSTAH ve UNMIK misyonları örneğinde BM Barışı Koruma Operasyonları'nın barışın inşasındaki rolünü ve etkisini tespit etmektir. Bu bağlamda MINUSTAH ve UNMIK misyonlarının temel görev ve nitelikleri karşılaştırılarak, Polis Barış Güçleri'ndeki personel seçiminin görevin başarısına etkisi irdelenecektir.