Theses supervised by Prof. Dr. Binnaz Kıran

20 theses · Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Arabulucuların kişilik özelliklerine göre psikolojik iyi oluş ve etkili iletişim becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, arabulucuların kişilik özellikleri alt boyutlarına göre psikolojik iyi oluş ve etkili iletişim becerilerinin farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma kapsamında Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı resmi siciline kayıtlı 600 arabulucuya ulaşılmıştır. Ancak yapılan bu 600 ankette tespit edilen eksiklerden dolayı 525 adet anket geçerli bulunmuştur. Örneklemimiz 197 erkek ve 328 kadından oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ilgili literatür taranarak hazırlanan toplam 7 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu, katılımcıların psikolojik iyi oluşlarını tespit edebilmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, katılımcıların kişilik özelliklerini tespit edebilmek için Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu, katılımcıların etkili iletişim becerilerini ölçebilmek için Etkili İletişim Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre katılımcıların kişilik özellikleri alt boyutlarına göre psikolojik iyi oluş ve iletişim becerileri anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Söz konusu özellikler içerisinden dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk özelliği yüksek olanların, düşük olanlardan daha fazla psikolojik iyi oluşa ve iletişim becerilerine sahip olduğu bulunurken, nevrotizm özelliği yüksek olanların iletişim becerileri ve psikolojik iyi oluşlarının daha düşük olduğu bulgusu elde edilmiştir. Söz konusu bulgular arabuluculuk mesleği ve ilgili değişkenlerin özellikleri doğrultusunda tartışılmıştır.

ArabuluculukEtkili iletişimKişilik+3
Hatice Süreyya Er
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık çocukların oyuncak tercihleri - oyun becerileri ve saldırganlık yönelimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 60-72 aylık çocukların saldırganlık yönelimlerine göre oyuncak tercihleri ve oyun becerilerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Adana'nın Çukurova ilçesinde bulunan ana okullarına devam etmekte olan 60-72 aylık çocuklar ve ebeveynlerinden oluşan 307 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", çocukların oyuncak tercihlerini öğrenebilmek için araştırmacı tarafından ilgili tezler incelenerek hazırlanmış olan "Oyuncak Tercih Formu", saldırganlık yönelimini ölçmek amacı ile "Saldırganlık Yönelim Ölçeği" (Kaynak, Kan ve Kurtulmuş, 2016) ve oyun becerisini ölçmek için "Oyun Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" (Fazlıoğlu, Ilgaz ve Papatğa, 2013) kullanılmıştır. Yapılan çalışmanın bulgularına göre katılımcıların oyun becerileri puanlarının saldırganlık yönelim ölçeği alt boyutlarının tümünde saldırganlık yönelimi düzeylerine göre farklılaştığı ve aralarında negatif bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Bunun yanında saldırganlık yönelim ölçeğinin tüm alt boyutlarında saldırganlık yönelimi düzeyi yüksek olan çocuklarda en çok tercih edilen oyuncağın savaş oyuncaklarından oluştuğu da görülmektedir. Bulgular ilgili literatür taraması kapsamında tartışılmış olup saldırganlık yönelimlerinin ve oyun becerileri üzerinde etkisi olan değişkenlerin belirlenebilmesi, toplumsal açıdan yıkıcı sonuçları olabilecek saldırganlık konusu ile ilgili daha fazla bilimsel araştırma yapılması ve çocuklarla çalışan uzmanların oyun becerilerini geliştirebilmek adına girişimlerde bulunması önerilmektedir.

Okul öncesi çocuklarOyun becerileriOyun davranışı+4
Gizem Gürsoy Yılmaz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza infaz kurumunda çalışan personellerin ikincil travmatik stres düzeylerini sıkıntıya dayanma gücü, psikolojik sağlamlık ve tükenmişlik algısının yordayıcılığı

Bu çalışma, ceza infaz kurumunda çalışan personellerin sıkıntıya dayanma gücü, psikolojik sağlamlık düzeyleri ve tükenmişlik algısının ikincil travmatik stres düzeylerini yordayıp yordamadığını araştırmayı hedeflemiştir. Ayrıca, bu çalışmada katılımcıların cinsiyeti, yaşı, gelir düzeyi, haftalık çalışma saati ve mahkumlar tarafından saldırıya uğrama durumu gibi demografik özellikleri ve ikincil travmatik stres düzeyleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını, Mersin ilinin Tarsus ilçesindeki kampüs ceza infaz kurumlarında çalışan çeşitli meslek gruplarından 390 (318 erkek ve 72 kadın) personel oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında katılımcıların ikincil travmatik stres düzeylerini belirlemek amacıyla İkincil Travmatik Stres Ölçeği, sıkıntıya dayanma gücünü belirlemek amacıyla Sıkıntıya Dayanma Ölçeği, psikolojik sağlamlığı belirlemek amacıyla Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek için ise Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) uygulanmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasından Pearson korelasyon analizi, yordayıcılığı tespit etmek üzere çoklu doğrusal regresyon ve değişkenlerin yordama gücünü belirlemek amacıyla aşamalı doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak; ikincil travmatik stres puanları ile yaş ve cinsiyet değişkenleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Ancak, ikincil travmatik stres puanları ile algılanan gelir düzeyi ve haftalık çalışma saati değişkenleri arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Bu sonuçlara ek olarak, ceza infaz kurumu personellerinin ikincil travmatik stres düzeyleri ile sıkıntıya dayanma gücü ve psikolojik sağlamlık değişkenlerinin ilişkili olduğu, sıkıntıya dayanma gücü ve psikolojik sağlamlık azaldıkça; tükenmişlik algısı arttıkça ceza infaz kurumunda çalışan personellerin ikincil travmatik stres düzeylerinin arttığı bulunmuştur. Son olarak, ikincil travmatik stresi en çok yordayan değişkenlerin sıkıntıya dayanma gücü alt boyutu olan tolerans, tükenmişlik ve mahkumlar tarafından saldırıya uğrama durumu olduğu ve toplam varyansın %43'ünü açıkladığı tespit edilmiştir. Bir başka deyişle, düşük tolerans düzeyi, yüksek tükenmişlik algısı ve mahkumlar tarafından saldırıya uğrama durumu ceza infaz kurumunda çalışan personellerin ikincil travmatik stres belirtileri gösterme olasılığını arttırdığını saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda ceza infaz kurumunda çalışan personellerin ikincil travmatik stres düzeylerini sıkıntıya dayanma gücü, psikolojik sağlamlık ve tükenmişlik algısının yordayıcılığı ortaya koyulmuştur.

Ceza infaz kurumlarıPsikolojik sağlamlıkStres+7
Gülşah Güngör Uygurtaş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lisanslı sporcuların kişilik inançlarının sosyodemografik özelliklere ve spor yapmayanlara göre farklılaşmasının incelenmesi

Kişilik, bireyi başkalarından ayıran, doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı özelliklerin bütünüdür. Kişilik inançları ise kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünyayla ilgili temel inançlarını ifade eder. Bu çalışma lisanslı sporcuların kişilik inançlarının sosyodemografik özelliklere (cinsiyet, spor branşı, sporun türü gibi) ve spor yapmayanlara göre incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma gurubunu 15 yaş ve üzeri 311 katılımcı (154 lisanslı sporcu ve 157 spor yapmayan) oluşturmuştur. Çalışmaya katılan lisanslı sporcular, Isparta Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü antrenörlerinin müsabakalara hazırladığı sporculardır. Spor yapmayan katılımcılar ise yaş ve cinsiyet olarak spor yapan gruba benzer olarak seçilmiştir. Çalışmada, Taymur ve ark. (2011) tarafından Türkçe geçerlilik güvenilirlik çalışması yapılan, Kişilik İnanç Ölçeği Kısa Form kullanılmıştır. Çalışmanın veri analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Bağımsız örneklemlerin analizi için t testinden yararlanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda lisanslı sporcu grup ve spor yapmayan grup arasında şizoid ve obsesif-kompülsif kişilik inanç alt boyutları anlamlı düzeyde (p<0,05) farklı çıkmıştır. Lisanslı sporcuların obsesif-kompülsif alt ölçek puanı, spor yapmayan grubun ise şizoid alt ölçek puanı daha yüksek bulunmuştur. Kişilik inanç alt boyutları, yapılan spor branşına göre analiz edildiğinde, atletizm, voleybol, teakwondo ve goalball arasında anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir. Bireysel spor yapanlar ile takım sporu yapan sporcular arasında kişilik inançları alt ölçek boyutları anlamlı düzeyde farklı bulunmamıştır (p>0,05). Lisanslı sporcularda erkeklerin obsesif-kompülsif kişilik inanç alt ölçek puanı kadınlara göre anlamlı olarak daha yüksek çıkmıştır (p<0,05).

KişilikKişilik özellikleriSosyodemografik özellikler+2
Yunus İçer
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen kişilerin mizaç-karakter özellikleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen kişilerin mizaç karakter özellikleri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan ve haklarında TCK-191 kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanan ve bu tedbir kapsamında eğitim ve iyileştirme faaliyetleri olarak, bireysel görüşme ve grup çalışması programlarına katılan yetişkin 328 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Anket Formu, Mizaç ve Karakter Envanteri Gözden Geçirilmiş Formu (MKE-G) ve Kişilerarası İlişkilerde Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. 42 katılımcı çalışmayı yarım bıraktığı için bu veriler çalışma dışı bırakılmıştır. Ayrıca uç değer analizinde tespit edilen 6 uç değer çıkarılarak örneklem grubu 280 kişi olarak belirlendikten sonra parametrik testlerin varsayımları incelenmiş ve normal dağılım gösterdikleri görülmüştür. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler için t testi, Pearson Momentler Çarpımı korelasyon katsayısı, ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişilerin bazı mizaç / karakter özellikleri ile bağlanma stilleri arasında anlamlı ilişki olduğu, Mizaç / Karakter Envanteri'nin alt boyutlarının güvenli bağlanma ile % 15,4, kaygılı bağlanma ile % 19,3 ve kaçıngan bağlanma ile % 13,5 oranında ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca katılımcıların diğer maddelere (sigara, alkol) başlama yaşları ile uyuşturucu maddeye başlama yaşları arasında ilişki olduğu ve AMATEM'de yatarak tedavi gören katılımcıların güvenli bağlanmalarının tedavi görmeyenlerden daha düşük olduğu bulunmuştur.

Bağlanma stilleriKarakterKarakteristik özellikler+6
Ahmet Fatih Tunçay
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik düzeyi düşük yerleşim bölgelerinde yaşayan ergenlerde çocukluk çağı travmaları ve özyeterlik düzeylerinin incelenmesi

Sosyoekonomik düzeyin düşüklüğü, suça eğilimi olan ergenler özel bir gruptur. Düşük sosyoekonomik düzey, suç içeren eylemlere karışmak çocukluk çağındaki travma düzeyine ve ergenin özyeterlik düzeyine yansımaktadır. Bu araştırmada, sosyoekonomik düzeyi düşük yerleşim bölgelerinde yaşayan ergenlerin çocukluk çağı travmaları ve özyeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiye bakılmıştır.Suçlandığı için karakola çağırılma, bir işte çalışma, anne ile ilişki, baba ile ilişki değişkenlerine göre ergenlerin özyeterlik düzeyi ile çocukluk çağı travma düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2019 yılında Mersin ili Tarsus ilçesinde yaşayan, sosyoekonomik düzeyin belirleyicisi olan değişkenlere göre düşük sosyoekonomik düzeyli mahallelerde yaşayan 12-18 yaş arası 242 ergen oluşturmuştur. Araştırma kapsamında ergenlerin özyeterlik düzeylerini belirlemek amacıyla ergenlerde yetkinlik beklentisi ölçeği, çocukluk çağı travmalarını belirlemek amacıyla çocukluk çağı travmaları ölçeği, sosyodemografik özelliklerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, veriler normal dağılım koşulunu karşılamadığı içinfarklılıkların incelenmesinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri kullanılmış ve ilişkinin incelenmesi için de Spearman Sıra Farkları Korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Sonuç olarak; suçlandığı için karakola çağırılma, bir işte çalışıyor olma, anne ile ilişkiler, baba ile ilişkiler değişkenlerine göre ergenlerde yetkinlik beklentisi ve çocukluk çağı travma düzeylerinde anlamlı farklılık saptanmıştır. Araştırmanın iki bağımlı değişkeni olan ergenlerde yetkinlik beklentisi ile çocukluk çağı travmaları arasında negatif yönlü yüksek düzeyde ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuklukta yaşanan travmatik olaylar arttıkça ergenlerin özyeterlik düzeyleri azalmakta, travmatik olaylar ne kadar az ise ergenlerin özyeterlik düzeyleri o kadar yüksek olmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular literatür kapsamında tartışılmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca bu alanda çalışan kişiler ve gelecek araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Dar gelirlilerErgenlerSosyoekonomik düzey+3
Hatice Nur Sert
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının psikolojik sağlamlıkları, COVID-19 korkuları ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bütün dünya uzun vadede sonuçları bilinmeyen bir salgın sürecinden geçmek-tedir. COVID-19'un ortaya çıkmasıyla beraber dünyada endişe ve korku ortamı oluşmuştur. Salgının fizyolojik boyutta etkilerinin yanı sıra psikolojik boyutta da olumsuz etkileri görülmektedir. Sağlık çalışanlarının ise COVID-19 salgınının fiziksel ve psikolojik boyutlarından en çok etkilenen meslek gruplarından biri olduğu yadsınamaz. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının psikolojik sağlamlık, COVID-19 korkusu ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin cinsiyet ve görev türü değişkenleri de dikkate alınarak farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemi Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Seyhan Devlet Hastanesi'nde çalışan 396 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Katılımcılara kolay bulunabileni örnekleme yöntemiyle ulaşılmıştır. Katılımcıların 258'i kadın 138'i ise erkektir. Görev dağılımına bakıldığında ise katılımcıların 33'ü doktor, 133'ü hemşire ve 90'ı ise diğer kategorisinde yer alan asistan, diyetisyen, ebe ve sağlık memurlarından oluşmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formu ile birlikte Maslach Tükenmişlik Envanteri, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve COVID-19 Korkusu Ölçeği kullanılmıştır Sonuç olarak sağlık çalışanlarının psikolojik sağlamlıkları ile mesleki tükenmişlik ve Covid-19 korkuları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Sağlık çalışanlarının cinsiyet değişkenine göre mesleki tükenmişlik ve alt boyutları arasında anlamlı bir fark gözlenmezken COVID-19 korkuları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Kadınların COVID-19 korku düzeyleri erkeklere göre daha yüksektir. Sağlık çalışanlarının görev türlerine göre mesleki tükenmişlik alt boyutlarından olan duygusal tükenmişlik, doktor ve hemşirelerde diğer kategorisinde yer alan asistan, diyetisyen, ebe ve sağlık memurlarına göre daha yüksek çıkmıştır. Kişisel başarı ve duyarsızlaşma alt boyutlarında ise görev türüne göre farklılaşma olmadığı görülmektedir. Sağlık çalışanlarının görev türüne göre COVID-19 korku düzeylerinin farklılaşmadığı görülmektedir. Bu araştırmanın sonucunda sağlık çalışanlarının COVID-19 korkusu etkilerinin en aza indirilmesi için psikolojik sağlamlığı arttırmaya yönelik psikolojik danışmanlık çalışmaları yapılabilir.

COVID 19KorkuPsikolojik sağlamlık+3
Gizem Ünal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile kendini sabote etme davranışının incelenmesi

Bu çalışma, bireylerin sosyal yaşam ve akademik hayatlarını yüksek ölçüde etkilediği bilinen kendini sabote etme davranışının karşılaştırmalı olarak durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile arasındaki ilişkinin, demografik değişkenler de göz önünde bulundurularak belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır. Araştırmada yer alan katılımcı grubu; 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde Adana il merkezine bağlı sınavsız öğrenci alan okullardan randomize olarak seçilen Seyhan, Çukurova ve Yüreğir merkez ilçelerinde Anadolu ve İmam Hatip Liselerinde öğrenim gören 539 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan kendini sabote etme davranışı düzeyini ölçmek için "Kendini Sabote Etme Davranışı Ölçeği"; araştırmanın bağımsız değişkenleri olan durumluk kaygı ve sürekli kaygı düzeylerinin belirlenmesi için "Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği" , diğer demografik değişkenlerin etkisinin belirlenmesi için ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre, kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla kendini sabote etme davranışı sergilediği görülmüştür. Öğrencilerin kendini sabote etme düzeylerinin algıladıkları gelir düzeyine göre farklılaştığı fakat sınıf seviyelerine göre bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre, kendini sabote etme davranışı, hem durumluk hem de sürekli kaygı ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili bulunmuş fakat sürekli kaygı ile kendini sabote etme davranışı arasındaki ilişkinin durumluk kaygıdan daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar literatürdeki diğer çalışmalar göz önüne alınarak tartışılmış ve bazı önerilere yer verilmiştir.

Durumluk kaygıEğitim psikolojisiKaygı+5
Burcu Acun
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerine göre reddedilme duyarlılığı ve şiddet eğiliminin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerine göre reddedilme duyarlılığı ve şiddet eğilim düzeyleri arasındaki ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmanın bir diğer amacı ise cinsiyet değişkeninin bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve şiddet eğilimi ile ilişkisinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeli niteliğindeki araştırmanın örneklemini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Tarsus Üniversitesi, Toros Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi'nde okuyan toplam 342 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formu ile İlişki Ölçekleri anketi, Reddedilme Duyarlılığı ve Şiddet Eğilim ölçekleri uygulanmıştır. Araştırmada incelenen reddedilme duyarlılığı ve şiddet eğiliminin bağlanma stilleri ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla iki yönlü varyans analizinden; farklılıkların kaynağını bulmak için Tukey testinden faydalanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre bireylerin reddedilme duyarlılıklarının cinsiyete göre değişmediği ancak kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerin reddedilme duyarlılık düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Şiddet eğilimi ile ilgili bulgulara bakıldığında ise kadınların ve güvenli bağlanma stiline sahip katılımcıların şiddet eğilim puan ortalamalarının düşük olduğu saptanmıştır. Bağlanma stilleri, reddedilme duyarlılığı ve şiddet eğilimi arasında ilişki bulunmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriReddedilme duyarlılığı+3
Hazal Kandemir
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların empatik eğilim düzeyleri ile örgüt ikliminin çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesi: Akdeniz İhracatçı Birlikleri üyeleri örneği

Bu araştırmanın amacı çalışanların örgüt iklimine yönelik algıları ile empatik eğilimlerinin arasındaki ilişkiyi bulmak ve farklı demografik özelliklere göre değişip değişmediklerini incelemektir. Bu kapsamda Akdeniz İhracatçılar Birliği üyesi firmaların 175 çalışanının katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada veriler online olarak toplanmıştır. Verilerin toplanırken araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu, Dökmen tarafından geliştirilen Empatik Eğilim Ölçeği ile Litwin ve Stringer tarafından geliştirilen, Tunçay tarafından Türk Kültürü'ne uyarlanan Örgüt İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlardan faydalanılmıştır. Ölçeklerden alınan puanların gruplar arası farkları incelenirken; iki grubun karşılaştırılması durumunda bağımsız gruplar t testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması halinde ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İkiden fazla gruplarda, farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey testi kullanılmıştır. Örgüt iklimi ve empatik eğilimin ölçüldüğü veri toplama araçlarından elde edilen verilerin normallik değerleri incelenmiştir. Çalışmanın sonuçları; örgüt iklimi ile empatik eğilim arasında anlamlı bir ilişki olduğu, bu ilişkinin pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların örgüt iklimine yönelik algılarının cinsiyetlerine, yaşlarına, eğitim düzeylerine göre farklılık göstermediği ancak gelir düzeylerine ve firmada çalıştıkları süreye göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Empatik eğilim düzeyleri ise sadece gelir düzeylerine göre anlamlı farklılık göstermektedir.

Demografik değişkenlerEmpatiEmpatik eğilim+4
İdil Dilan Öğüt
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yaşlılara yönelik tutumlarının, diğerkamlık düzeyleri ve demografik değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin diğerkamlık ve yaşlılara yönelik tutum ilişkisini incelemektir. Bununla birlikte, mevcut katılımcılarda yaşlılara yönelik tutumun cinsiyet, sınıf düzeyi ve ekonomik düzeye göre anlamlı şekilde değişip değişmediğini araştırmaktır. Araştırmanın katılımcılarını Çağ Üniversitesi ve Toros Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. 2019- 2020 güz ve 2020-2021 bahar yarıyılında bahsedilen üniversitelerde öğrenim gören toplamda 399 öğrenci seçkisiz örneklem yoluyla belirlenmiş ve mail, twitter, facebook, instagram, whatsaap gibi platformlar vasıtasıyla ulaşılmış ve araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılar, ailelerinde yaşlı bir birey ile aynı evde yaşamış kişilerden oluşmaktadır. Katılımcıların 275'i kadın 124'ü ise erkektir. Araştırmada, kişisel bilgi formu ile birlikte katılımcıların diğerkamlık düzeyini ölçmek için Diğerkamlık Düzeyi Ölçeği ve yaşlılara yönelik tutumu ölçmek için ''Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Sonuç olarak, yaşlılara yönelik genel tutum, olumlu tutum, olumsuz tutum ve diğerkamlık puanlarının cinsiyete göre bir farklılık göstermediği görülmektedir. Katılımcıların gelir düzeyi, sıfır ile öğrenci burs/kredi miktarı aralığında olan öğrenciler ve gelir düzeyi öğrenci burs/kredi miktarından fazla olan öğrenciler şeklinde iki grup halinde incelenmiştir. Yaşlılara yönelik genel tutum, olumlu tutum ve olumsuz tutum puanlarının gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Fakat diğerkamlık puanlarının gelir düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı ve gelir düzeyi sıfır ile öğrenci burs/kredi miktarı arasında olan katılımcıların gelir düzeyi öğrenci burs/kredi miktarından fazla olan katılımcılardan anlamlı düzeyde yüksek diğerkamlık puanına sahip oldukları saptanmıştır. Katılımcıların sınıf düzeyleri incelendiğinde yaşlılara yönelik genel tutum, olumlu tutum, olumsuz tutum ve diğerkamlık düzeyleri arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Bunun yanı sıra, katılımcıların diğerkamlık düzeyi ile yaşlılara yönelik olumlu tutumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin yaşlı bireylerle sağlıklı etkileşimler içine girebileceği ortamlar oluşturulması, nitel araştırma yöntemleri kullanılarak farklı çalışmalar gerçekleştirilmesi, öğrencilerin diğerkamlık ve yaşlılara yönelik tutumunun farklı değişkenlerle olan ilişkisi incelenmesi, üniversitelerde diğerkamlık ve yaşlılara yönelik tutum ile ilgili seminerler verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: diğerkamlık, yaşlılara yönelik tutum, üniversite öğrencileri

AlturizmDemografik değişkenlerTutumlar+4
Nergis Ezel Baykal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde 5-6 yaş çocukların sosyal beceri ve psikolojik iyi oluşlarının incelenmesi

Pandemi sürecinde çocukların mevcut durumlarından bir anda uzaklaşmasının, yeni durum ve bu duruma bağlı olarak oluşan sınırlara uyum sağlamasının psikolojik sağılığını etkilediği düşünülmektedir. Pandemi sürecinde gelişim ve büyüme evresinde olan çocukların psikolojik iyi oluşlarının ve sosyal becerilerinin hangi değişkenlerden etkilendiğini bilmek çocukların kişisel gelişimine katkı sağlayabilmek açısından oldukça önemlidir. Bu araştırmanın genel amacı, ülkemizi de tesiri altına alan COVID 19 pandemi sürecinde 5-6 yaş arasındaki çocukların sosyal becerini ve psikolojik iyi oluşlarını incelemektir. Araştırma kapsamında Google Drive Form aracılığıyla 460 anneye ölçme araçları link olarak gönderilmiştir. Çalışmaya katılan anneler "Kişisel Bilgi Formu", "SOBECE Çocukta Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği" ve "5-6 Yaş Çocuklar için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" doldurmuşlardır. Annelerden toplam olarak 433 psikolojik ölçme aracı doldurulmuş şekilde geri gelmiştir. Araştırma sonucunda 5-6 yaşları arasındaki çocukların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile sosyal beceri düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuğun sosyal beceri düzeyleri toplam puanı; annenin eğitim durumu, annenin çocuk sayısı ve çocuğun cinsiyeti ile anlamlı bir farklılık oluştururken, annenin medeni durumu ve çocuğun COVID-19'a ilişkin bilgiyi ilk kimden öğrendikleri durumuna göre anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Çocuğun psikolojik iyi oluş toplam puanı; annenin yaşı ve annenin eğitim durumu ile anlamlı bir farklılık oluştururken, annelerin medeni durumu, çocuğun cinsiyeti ve çocuğun COVID-19'a ilişkin bilgiyi ilk kimden öğrendikleri durumuna göre anlamlı bir fark oluşturmamıştır.

COVID 19Okul öncesi çocuklarPandemiler+3
Seda Arslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve duygu düzenleme becerilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Doğdukları andan itibaren teknoloji ile iç içe olan ergenlerin sosyal medya bağımlısı olma ihtimalleri oldukça yüksektir. Bu durum sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik gelişimi henüz tamamlanmamış ergenler için büyük risk oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Osmaniye ilinde eğitim görmekte olan lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkları ile duygu düzenleme becerilerinin sosyodemografik değişkenler açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Osmaniye ilinde belirlenen okullarda eğitim görmekte olan 374 kız, 146 erkek olmak üzere toplam 520 öğrenci ile yürütülmüştür. Bireyler kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Araştırmaya Gönüllü Katılım Formu", Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada betimleyici istatistikler, değişkenler arasındaki farkların anlamlılığını test etmek amacıyla Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre; anne ve baba eğitim düzeyi düşük olan öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı puanları sıra ortalaması anne ve baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilere göre daha düşüktür. Akıllı telefonu ve interneti olan öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı sıra ortalamaları olmayanlara göre daha yüksektir. Günlük internet ve sosyal medya kullanım süresi fazla olan öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı sıra ortalaması kullanım süresi daha az olan öğrencilere göre daha yüksektir. Bu çalışmada, bulgular literatüre dayanarak tartışılmış ve bazı öneriler verilmiştir.

BağımlılıkDuygu düzenlemeErgenler+4
Zişan Esma Yıldız
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarının mesleki doyum ve örgütsel güven düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmada okul psikolojik danışmanlarının örgütsel güven ve alt boyutlarının mesleki doyumlarını ne derece yordadığını incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca katılımcıların mesleki doyumlarının demoğrafik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bu çalışmaya Mersin ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda Rehber Öğretmen/Okul Psikolojik Danışmanı unvanıyla çalışan 151 (102 kadın, 49 erkek) kişi katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Mesleki Doyum Ölçeği ve Örgütsel Güven Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizinde t Testi ve Varyans Anavi uygulanırken, Mesleki doyum ile örgütsel güven alt boyutları (yöneticiye güven, meslektaşlara güven ve paydaşlara güven) arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon korelasyon analizi ve örgütsel güvenin alt boyutlarının mesleki doyumu yordayıp yordamadığını belirlemek için çoklu doğrusal regresyon tekniği kullanılmıştır. Mesleki doyum ve örgütsel güven alt boyutları arasındaki analiz sonucunda, pozitif yönlü orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmaya katılım sağlayan okul psikolojik danışmanlarının örgütsel güven ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlar yükseldikçe mesleki doyumları da yükselmektedir. Örgütsel güvenin alt boyutları olan paydaşlara, yöneticilere ve meslektaşlara güven değişkenlerinin mesleki doyum puanlarındaki varyansın %23.6'sını açıkladığı ve paydaşlara güven ve yöneticilere güven değişkenlerinin psikolojik danışmanlarının mesleki doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Örneğin paydaşlara ve yöneticilere güvenin psikolojik danışmanlarda mesleki doyumu yordadığından hareketle paydaşlar ve yöneticiler ile psikolojik danışmanların işbirliğinin desteklenmesi önerilmektedir.

Eğitim kurumlarıEğitim psikolojisiPsikolojik danışma+3
Filiz Uguz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde öğretmenlerin yalnızlık, psikolojik sağlamlık ve duygusal öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı pandemi sürecinde öğretmenlerin yalnızlık, psikoloji sağlamlık ve duygusal öz yeterlik düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma Hatay ili Belen ve İskenderun ilçelerinde bulunan okullarda çalışan öğretmenlerle izinleri alınarak yürütülmüştür. Bu araştırmanın çalışma grubunu Hatay ilinden kolay ulaşılabilen örnekleme yöntemiyle seçilmiş 252 kadın 147 erkek olmak üzere 399 öğretmen oluşturmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Duygusal Öz Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan yalnızlık puanlarının dağılımının normal dağılıma uygun olmamasından dolayı öğretmenlerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyete ve medeni duruma göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde t testinin parametrik olmayan versiyonu olan Mann Whitney U Testi'nden faydalanılmıştır (Alpar, 2014). Katılımcıların yalnızlık düzeylerinin çalıştıkları kademeye ve yaş düzeylerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde ise tek yönlü varyans analizinin parametrik olmayan karşılığı olan Kruskal Wallis Testi'nden faydalanılmıştır (Alpar, 2014). Öğretmenlerin yalnızlık, duygusal öz yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişki spearman korelasyonu ile hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında yalnızlık ile psikolojik sağlamlık (rho=-,406, p<,001) ve duygusal öz yeterlik arasında (rho=-,368, p<,001) arasında negatif yönde, psikolojik sağlamlık ile duygusal öz yeterlik arasında (rho=,394, p<,001) pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin yalnızlık düzeyi arttıkça psikolojik sağlamlık ve duygusal öz yeterlik düzeylerinin düştüğü; psikolojik sağlamlık düzeyleri artıkça duygusal öz yeterlik düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir.

COVID 19Duygusal yeterlilikDuygusal öz yeterlilik+5
Burcu Baysal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin mükemmeliyetçilik ve çocuk yetiştirmeye dair özyeterlik inançlarının sosyal medya kullanımı ve diğer değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; ebeveynlerin mükemmeliyetçilik düzeyi ve özyeterlik inançlarının, sosyal medya kullanımı ve diğer demografik değişkenlerle olan ilişkisini incelemektir. Araştırma Türkiye genelinde 0 – 6 yaş grubunda çocuğu olan gönüllü ebeveynlerle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, kolay ulaşılabilen örnekleme yöntemiyle seçilmiş 324 anne ve 86 baba olmak üzere toplam 410 ebeveyn oluşturmaktadır. Katılımcılara; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Berkeley Ebeveyn Özyeterlik Ölçeği ve Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olan özyeterlik ve mükemmeliyetçilik puanlarının normal dağılıma uygun olmamasından dolayı parametrik olmayan testlerden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda; araştırmada ebeveynlerin özyeterlik ve mükemmelliyetçilik düzeylerinin ebeveyn rolleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı Mann Whitney U Testi ile incelenirken; çocuk sayısı, yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, sosyal medya kullanım sıklığı ve sosyal medyadan etkilenme düzeyi açısından farklılaşıp farklılaşmadığı ise Kruskal Wallis Testi aracılığı ile incelenmiştir. Ebeveyn özyeterliği ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiler ise Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı aracılığı ile hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında; ebeveyn özyeterliği ile mükemmeliyetçiliğin 3 alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki (rho=-,143, p<,001) olduğu ve ebeveynlerin özyeterlik düzeyleri arttıkça mükemmeliyetçilik düzeyinin azaldığı görülmüştür. Sosyal medya kullanımı ile ebeveyn özyeterlik inançları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (U=1231.5, p<,008). Sosyal medya kullanım süresi artan ebeveynlerin (Günlük 4 saat kullanım) özyeterlik düzeyinin diğer ebeveynlerden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sosyal medyadan etkilenme düzeyi ile ebeveyn özyeterliği arasında istatiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır. Sosyal medyanın ebeveynlik rollerinde etkili olduğunu düşünmeyen ebeveynlerin özyeterlik seviyelerinin diğer ebeveynlerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Ebeveyn özyeterliği ile diğer demografik değişkenler arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Mükemmeliyetçilik değişkeni ile ebeveynlerin sosyal medya kullanımı, sosyal medyadan etkilenme düzeyi, aylık gelir ve eğitim düzeyi arasında istatiksel açıdan anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bulgular, alanyazındaki diğer bulgularla karşılaştırılıp tartışılmıştır.

Ebeveyn davranışıEbeveyn öz yeterliliğiEbeveyn-çocuk ilişkisi+6
Beyza Sarıdoğan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin anne babadan algılanan psikolojik istismar ve öz yeterlik düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Ergenlik dönemi sorunları yıllardır var olan bir problem olmasına rağmen bu döneme araştırmacıların, öğretmenlerin ve anne babanın ilgisi son yıllarda artmıştır. Bütün yaşam dönemlerinde görülebildiği gibi ergenlik döneminde de bireyler istismara maruz kalabilir. En yaygın ve en az bildirilen istismar türü olan psikolojik istismara ergenler anne babaları tarafından maruz kalabilirler. Sosyal öğrenme kuramından temel alan öz yeterlik bireylerin yaşamlarını ve hayat kalitelerini olumlu olarak etkileyen ancak oluşum aşamasında pek çok farklı faktörden etkilenen bir kavramdır. Bu araştırmanın amacı ergenlik dönemindeki bireylerin çeşitli değişkenlere göre anne babadan algılanan psikolojik istismar ve öz yeterlik düzeylerinin farklılaşıp, farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma Konya ilinde yer alan Bosna Hersek Anadolu İmam Hatip Lisesi, Buhari Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Selçuklu Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Selçuklu Öztekinler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi okullarında öğrenci olan veli izinleri alınmış araştırmaya gönüllü katılımcılar ile yürütülmüştür. Araştırma örneklemini kolayda örneklem yoluyla seçilmiş 245 kadın, 163 erkek olmak üzere toplam 408 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Telef ve Karaca (2012) tarafından geliştirilen Çocuklar İçin Öz Yeterlik Ölçeği ve Arslan (2015a) tarafından geliştirilen Algılanan Psikolojik İstismar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ergenlerin öz yeterlik ve anne babadan algılanan psikolojik istismar düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşma gösterip göstermediğini incelemek için T-testi' den; öz yeterlik ve anne babadan algılanan psikolojik istismar düzeylerinin okul türü, yaş grubu ve gelir grubuna göre farklılaşma gösterip göstermediğini incelemek için ANOVA' dan yararlanılmıştır. Ergenlerin öz yeterlik ve anne babadan algılanan psikolojik istismar düzeyleri arasındaki ilişki Pearson Korelasyon Analizi kullanılarak hesaplanmıştır. Veri analizinde SPSS 20 paket program kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; ergenlerin anne babadan algılanan psikolojik istismar ve öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı ve negatif yönde ilişki bulunmuştur. Ayrıca anne babadan algılanan psikolojik istismar ve akademik öz yeterlik, sosyal öz yeterlik ve duygusal öz yeterlik arasında da negatif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre ergenlik dönemindeki bireylerin anne babalarından algıladıkları psikolojik istismar düzeyi arttıkça genel öz yeterlik, akademik öz yeterlik, sosyal öz yeterlik ve duygusal öz yeterlik düzeylerinin düştüğü tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre erkek katılımcıların genel öz yeterlik ve duygusal öz yeterlik düzeyleri kadınlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu; akademik öz yeterlik, duygusal öz yeterlik ve yıldırma/ aşağılama alt boyut puanlarının okul türüne göre farklılık gösterdiği; 18 yaş ve üzeri gruptaki öğrencilerin akademik öz yeterlik alt boyutu puan ortalamalarının 14-15 yaş grubundaki öğrencilerinden yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırma bulguları göz önüne alınarak ergenlerin öz yeterlik düzeylerini artırıp psikolojik istismara yönelik koruyucu faktör oluşturmak için okul rehberlik servisi tarafından atılganlık eğitimi verilebilir; ergenlerin sosyal ve duygusal öz yeterliklerini geliştirici faaliyetler okul içerisinde yaygınlaştırılabilir, okullarda ergenlerin yetenek ve becerilerini fark etmelerini sağlayacak faaliyetler yapılabilir.

Ana-baba algısıErgenlerErgenlik+4
Firdevs Ergin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erkeklerde öz-şefkat ve şiddet eğiliminin incelenmesi: Toroslar örneği

Bu çalışma, erkeklerde öz-şefkat ve şiddet eğiliminin incelenmesini araştırmayı amaçlamıştır. Ayrıca, bu çalışma ile katılımcıların yaş, kardeş sayısı, eğitim düzeyi, medeni durum ve gelir düzeyi gibi demografik özelliklerine, sosyal medya kullanım sıklıklarına, psikolojik sorunlarının olup olmama ve psikolojik destek alıp almama durumlarına ulaşılmak amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcılarını, Mersin ilinin Toroslar ilçesindeki 18 yaş ve üzeri erkek bireyler (364 katılımcı) oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında katılımcıların şiddet eğilim düzeylerini belirlemek amacıyla Şiddet Eğilim Ölçeği, öz-şefkat düzeylerini belirlemek amacıyla Öz-Duyarlık Ölçeği ve katılımcıların demografik bilgilerini, sosyal medya kullanım sürelerini, psikolojik sorunlarının olup olmama ve psikolojik destek alıp almama durumlarını belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi gerçekleştirilmeden önce katılımcıların Şiddet Eğilimi ve Öz-Duyarlık Ölçeklerinden almış oldukları puanların normal dağılım gösterip göstermediği doğrultusunda karar verilmiştir. Bu bağlamda araştırmada katılımcıların öz-şefkat ve şiddet eğilimi arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Katılımcıların Şiddet Eğilimi ve Öz-Duyarlık Ölçeklerinden almış oldukları puanların yaşa, kardeş sayısına, eğitim düzeyine, anne ve baba eğitim durumlarına, çocukluğun geçtiği yere, medeni duruma, çocuk sayısına, gelir düzeyine ve sosyal medya kullanım sıklıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde normal dağılım gösteren boyutlarda tek yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen boyutlarda ise Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Benzer şekilde katılımcıların Şiddet Eğilimi ve Öz-Duyarlık Ölçeklerinden almış oldukları puanların anne ve babalarının medeni durumuna, çocuklarının olup olmamasına, psikolojik sorunlarının olup olmamasına ve psikolojik yardım alıp almamalarına göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde normal dağılım gösteren puanlar için t testinden, normal dağılım göstermeyen durumlar içinse Mann Whitney U Testi'nden faydalanılmıştır. Sonuç olarak, erkeklerin şiddet eğilimi, öz-şefkat ve öz-şefkatin alt boyutlarında yaş düzeylerine göre anlamlı düzeyde bir farklılaşma bulunamamıştır. Fakat erkeklerin aşırı özdeşleşme, öz yargılama ve izolasyon alt boyutu sıra ortalamalarının kardeş sayısına göre; Öz-Duyarlık Ölçeğinin toplam sıra ortalamalarının ve paylaşım bilincinde olma, öz sevecenlik, bilinçlilik alt boyutu puanlarının eğitim düzeylerine göre; şiddet eğilimi, öz yargılama ve izolasyon alt boyutu sıra ortalamalarının çocukluğun geçtiği yere göre; öz-şefkat sıra ortalamalarının ve bilinçlilik puanlarının çocuklarının olup olmamasına göre; aşırı özdeşleşme sıra ortalamalarının çocuk sayısına göre; öz-şefkat, öz yargılama ve izolasyon sıra ortalamalarının ve paylaşım bilincinde olma, öz sevecenlik ve bilinçlilik puanlarının gelir düzeyine göre; öz sevecenlik alt boyutu puanlarının sosyal medya kullanım sürelerine göre, şiddet eğilimi, aşırı özdeşleşme ve öz yargılama sıra ortalamalarının ve paylaşım bilincinde olma alt boyutu puanlarının psikolojik sorun durumlarına göre; öz-şefkat, aşırı özdeşleşme ve öz yargılama sıra ortalamalarının psikolojik yardım alma durumlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların şiddet eğilimi ile öz-şefkat düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Öz-şefkatin alt boyutları açısından incelendiğinde ise katılımcıların şiddet eğilimleri ile aşırı özdeşleşme, öz yargılama ve izolasyon puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmektedir. İlişkilerin yönü ve düzeyi açısından değerlendirilecek olduğunda şiddet eğilimi arttıkça aşırı özdeşleşmenin, öz yargılamanın ve izolasyonun da arttığı, şiddet eğilimi azaldığında ise öz-şefkatin arttığı, bu ilişkinin anlamlı fakat düşük düzeyde olduğu söylenebilmektedir (Büyüköztürk, 2015).

ErkeklerSosyal medyaÖlçekler+2
Nazlı Bayram
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilindeki farklı kurumlarda çalışan psikolojik danışmanların ikincil travmatik stres düzeylerinin incelenmesi

Günümüzde insanlar çok fazla sarsıcı ve travmatik olayla karşı karşıya kalmaktadır. Kişilerin günlük yaşamlarında maruz kaldıkları bu travmatik olaylar, kendilerini ve çevresindekileri de etkilemektedir. Çalışmanın amacı, bu travmalardan kurtulanlarla neredeyse her gün temas halinde olan danışman psikologların yaşadığı ikincil travmatik stresin araştırılması olmuştur. Bu çalışmada, psikolojik danışmanların ikincil travmatik stres düzeylerini çeşitli değişkenlere göre incelemek hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemi 120 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırma çalışmasına katılan psikolojik danışmanların kişisel bilgilerini öğrenebilmek için "Sosyodemografik Bilgi Formu" verilmiş ve İTS düzeylerini belirlemek için "İTSÖ" uygulanmıştır. Psikolojik danışmanlardan alınan verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Veri analizinden önce, veriler sınıflandırılmış ve uç değerlerin varlığı için test edilmiştir. Sonrasında verilerin parametrik dağılımına bakarak analizler yapılmıştır. Non-parametrik dağılım gösteren verilere Mann-Whitney U, Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, psikolojik danışmalarda ikincil travmatik stres düzeyi, cinsiyete bağlı olarak uyarılma ve kaçınma alt parametreleri açısından farklılık gösterdiği, psikolojik danışmanların yardım kuruluşlarında gönüllük esaslı görev yapıp yapmama durumlarına göre incelendiğinde ise istemsiz etkilenme ve kaçınma alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunduğu, kişilerin kendilerinde ya da birinci derece yakınlarında psikiyatrik hastalık olup olmamasına göre incelendiğinde uyarılmışlık alt boyutundan anlamlı farklılık olduğu, psikolojik danışmanların ikincil travmatik stres düzeylerinin geçmişte travmatik yaşam öyküsününvar olup olmadığına göre incelendiğinde istemsiz etkilenme, kaçınma ve uyarılmışlık olan tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.

Mevlana Boşnak
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Depremden etkilenen kadınların deprem sonrası travma ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerine göre çocuk sahibi olma isteklerinin incelenmesi

Dehşet Yönetimi Teorisi'nden yola çıkılarak, bu çalışma, kadınların afetler sonrasındaki belirsizliğe tahammülsüzlük ve travma düzeylerine göre, çocuk sahibi olma isteklerinin nasıl değişkenlik gösterebileceğini araştırmak için yürütülmüştür. Bu bağlamda; 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremleri birebir yaşamış olan, aile hekimliği polikliniğine herhangi bir sebeple 2023 yılı Mayıs-Eylül aylarında başvuran, 18-45 yaş aralığındaki kadınlardan, araştırmaya katılmayı kabul eden 402 kişiyle, yüz yüze olacak şekilde; sosyodemografik veri formu, deprem sonrası travma düzeyini belirleme ölçeği, çocuk sahibi olma isteği ölçeği ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi ölçeği doldurulmuştur. Elde edilen veriler SPSS v25 istatistik programıyla analiz edilmiştir. Sosyodemografik verilerle yapılan varyans analizi sonucu, çocuk sahibi olma isteği düzeyinin eğitim seviyesine göre anlamlı şekilde (p≤.001) farklılaştığı, yani eğitim seviyesi azaldıkça çocuk doğurma isteğinin arttığı görülmüştür. Çocuk sahibi olma isteğinin, deprem sonrası travma ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi ile yordanması incelendiğinde, çocuk sahibi olma isteği toplam puanlarının deprem sonrası travma düzeyi arttıkça azaldığı, ancak belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Deprem sonrası travma düzeyini belirleyen alt ölçekler ile çocuk sahibi olma isteği ölçeği alt ölçekleri puanlarının farklı şekillerde birbirlerini yordamaları, afetler sonrasındaki çocuk sahibi olma isteğinin farklı psikolojik etmenlerden etkilenebildiği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Afetler sonrası değişkenlik gösteren çocuk sahibi olma isteklerinin, hangi psikolojik etmenlerle ilişkilendirildiğinin daha farklı çalışmalarda gösterilmesi, bu konu hakkında, literatüre daha net katkılar sağlayacaktır.

Amine Reyhan Khatıb
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors