Theses supervised by Prof. Dr. Emine Kılavuz

12 theses · Nuh Naci Yazgan University

Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye ekonomisinde Wagner Yasası analizi(1998-2014)

Literatürde, sıklıkla analizi yapılan kamu harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisi Wagner Kanunu yaklaşımı çerçevesinde teorik ve amprik çalışmaların ilgi odağı olmuştur. Bu çalışmada Türkiye ekonomisinde kamu harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin 1998-2014 yılları arasındaki seyri incelenmeye çalışılmıştır. 1998-2014 yılları arasındaki üçer aylık veriler Merkez Bankası Veri Dağıtım Sisteminden elde edilerek kullanılmıştır. Ekonomik büyüme ile kamu harcamaları arasındaki ilişkinin test edilmesi için Engle-Granger Eş Bütünleşme, Johansen Eş Bütünleşme, Hata Düzelteme Modeli ve Toda-Yamamoto Nedensellik analizleri kullanılmıştır. Engle-Granger Eşbütünleşme analizine göre Türkiye 'de uzun dönemde ele alınan iki değişkeninde birlikte hareket ettiği ve aralarında anlamlı bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Uzun dönemde birlikte hareket eden serilerin kısa dönemde de aynı şoklara maruz kaldığını ve eşbütünleşik serilerin bu kısa dönemde yaşanan sapmalardan belli bir süre içinde kurtularak yeniden uzun dönem dengesine kavuşacaklarını analiz edebilmek için Hata Düzeltme Modeli Tahmini yapılmıştır. Bu model uzun dönemde birlikte hareket eden seriler arasında kısa dönemde meydana gelen sapmaların tekrar ortadan kalktığını ve serilerin uzun dönem denge değerine tekrar yakınsadığını göstermiştir. Johansen Eş Bütünleşme analizine gore Türkiye ekonomisinde ele alınan değişkenlere göre enaz bir adet eşbütünleşme ilişkisi (vektörü) bulunmaktadır.Toda-Yamamoto Nedensellik analizine göre ise ekonomik büyümeden kamu harcamalarına doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Sonuç olarak yapılan bu çalışma 1998-2014 yılları arasında Türkiye ekonomisinde Wagner Kanunun geçerli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Wagner Kanunu, Kamu Haracamaları, Engle-GrangerEşbütünleşme, Johansen Eş Bütünleşme, Hata Düzeltme Modeli, Toda-Yamamoto Nedensellik.

BüyümeEkonomiEkonomik analiz+5
Çetin Ünen
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel dünyada sağlık turizminin önemi ve Türkiye'nin durumu

Sağlık turizmi, herhangi bir sebepten dolayı tedavi olmak için bir ülkeden diğerine seyahat olarak tanımlanır. Küresel sağlık turizm sektörü en hızlı büyüyen sektörlerden birisidir ve son zamanlarda pazar payını arttırmaktadır. Hem ülke ekonomisine katkısı hem de diğer sektörlerle bağlantısı açısından çok yüksektir. Sağlık harcamaları, 2012'de 100 milyar dolara ulaşmıştır ve dünyadaki 600 milyon medikal turist ortalama 2500 dolar ödemiştir. Bu oran, sektörün boyutunu ve önemini göstermektedir. Tıbbi turizmin bu kadar önemli olmasının çeşitli nedenleri vardır: - Ayakta ameliyat ve tedavilerin artması - Estetik ve kozmetik cerrahi tedavilerine olan talebin artması - Diş tedavilerinde ve uygulamalardaki fiyat artışı Bu çalışma ilk olarak, dünya üzerindeki sağlık tuzim tarihini ve gelişimini inceler. Sağlık turizmi, kendi arasında birçok başlık altında toplanır. Cerrahi veya acil müdaheleler gibi tıbbi prosedürler, medikal turizmi gösterir. Sağlık turizmine yönelik yapılan tedaviler, rehabilitasyon programları, ruhsal terapiler ve detokslar, sağlıklı yaşamı işaret eder. Sıcak ve mineral su barındıran su ve masaj bağıntılı turizm hareketi termal turizmi oluştururken, yaşlıları ve engellileri kapsayan turizm ise diğer sağlık turizm sınıfını içermektedir. Çalışmamız, ağırlıklı olarak ikinci bölümde yer alan medikal turizm üzerine odaklanmıştır. Medikal turizm; sağlık turizmi ve sağlık turizm refahını iyileştirmek için tasarlanmış aktiviteleri içerir. Özellikle, Hindistan gibi başarılı ülkeler ve medikal turizmdeki fiyat avantajları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'nin sağlık turizmdeki durumu, teknolojisi, havayolları, kalite ve fiyat prosedürleri, diğer ülkelerle karşılaştırılmıştır. Türkiye, sağlık turizmini geliştirmek için yeterli altyapı ve imkanlara sahip bir ülke konumundadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Turizmi, Medikal Turizmi, Termal Turizm,Türkiye,Sağlık Bakanlığı

Dini turizmEstetik-dentalMedikal turizm+7
Semih Karakoç
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ve tarım 4.0 çerçevesinde Türkiye ekonomisinin büyümesinde imalat sanayi ve tarım sektörünün geleceği

Artan küreselleşme ile birlikte rekabet gücünün etkileri üzerine yapılan çalışmalarda artış göstermiştir. Uluslararası rekabet gücünü etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Sektörel bazda, sanayi sektörünün marjinal getirisi diğer sektörlerin getirisinden daha fazla olduğundan, ülkeler bu sektöre daha fazla destek ve önem vermektedir. Dolayısıyla yatırımcılar-girişimciler rekabet endeksleri çerçevesinde başarılı olacakları sektörlerde yatırım yapmak ya da faaliyette bulunmak istemektedir. Rekabetçilik kavramı ülkelerin refah seviyelerinin en önemli belirleyicilerinden biri olan verimlilikle eş değer tutulmaktadır. Hemen hemen her gün karşımıza, ya mevcut üretim süreçlerini daha etkili kılan tekniklerle verimliliği artırma ya da yeni bir ürün yaratarak uluslararası piyasalarda rekabet gücünün artmasını sağlayan süreçler yaşanmaktadır. Ülkelerin Ar-Ge alanları bu çerçevede çok önemli bir hale gelmiş, rekabet gücü kavramı ile birlikte anılır olmuştur. Diğer yandan artık rekabet gücü denildiğinde, üretimdeki mekanikleşme anlaşılmakta, hem verim artmakta hem de hatalı üretim süreci kayıpları azaltılmaya çalışılmaktadır. Bu kavram özellikle sanayi ve tarım sektörlerinde karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada teknoloji kavramının kalkınma ve büyüme üzerindeki etkisi incelenecektir. Ayrıca Türkiye ekonomisinin kalkınmasında etkili olan teknolojik ve tarımsal ürünlerde katma değer olgusu Endüstri 4,0 ve Tarım 4,0 dinamikleriyle incelenecektir.

BüyümeEkonomi politikalarıEkonomik büyüme+7
İlhan Erdem
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dışa açıklığın istihdam üzerindeki etkisi: BRICS-T örneği

1980 yılından sonra gelişmekte olan ülkeleri ifade etmek için "Yükselen Piyasalar" ismi kullanılmaya başlanmıştır. 2015 yılında IMF'nin Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, BRICS ülkeleri ve Türkiye'nin de içerisinde yer aldığı 23 ülke, yükselen piyasalar sınıflandırılmasında yer almıştır. "BRICS" olarak anılan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Kore ülkeleri, ekonomik başarıları ile dikkat çekmektedirler. BRICS ülkeleri oluştuktan sonra ekonomik göstergelerinde ilerlemeler yaşanmaya başlamıştır. Bu nedenle BRICS ülkelerinin gelecekte dünya ekonomisine yön veren büyük ekonomiler arasında yer alması beklenmektedir. Teorik olarak küreselleşmenin ekonomiler üzerinde pozitif etkiye sahip olacağı beklentisi vardır. Bu nedenle bu çalışmada 1991-2017 yılları arasında dışa açıklığın Türkiye'de ve BRICS ülkelerinde istihdama etkisi incelenmiştir. Araştırmada kullanılan değişkenler; işsizlik oranı, dışa açıklık oranı, sabit sermaye oranı ve reel büyüme oranıdır. Uygulama yöntemi olarak Panel ARDL kullanılmıştır. Analiz sonuçlarımız teorik beklentilere uygun değildir. Yani dışa açıklık oranı arttıkça işsizlik artmaktadır.

BRICS-TDışa açıklıkEkonomi+3
Nimet Cankürtüncü Koraş
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göç olgusu ve göçün ekonomik etkileri: Vektör otoregresyon modeli

Göç, eski çağlardan günümüze kadar her dönemde karşımıza çıkan bir kavramdır. İnsanlık bu tarihsel süreçte göç hareketlerinin nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaya çalışmıştır. Ekonomik nedenler, savaş, güvenlik kaygısı, daha iyi imkanlarda yaşama isteği iç ve dış göç hareketlerini tetikler. Ulusal ve uluslararası göçler göç eden ve göç alan yerlerde yaşayan insanlar açısından pek çok sorun ortaya çıkarır. Bu sorunların çoğu sosyal ve ekonomik kaynaklıdır. Son yıllarda göç hareketleri Arap Baharı ile başka bir boyut kazanmıştır. Arap baharı yaşayan ülkelere sınır ülke olması, Avrupa'ya geçiş güzergahı üzerinde bulunması, göçmenlere karşı gösterilen "kucak açma politikası" ile Türkiye en fazla göç alan ülkelerden biri olmuştur. Göç hareketleri Türkiye'yi hukuki, sosyolojik, kültürel ve ekonomik yönden etkilemektedir. Bu çalışmanın temel hedefi Türkiye'nin son yıllarda maruz kaldığı göç şoklarını ve bunun sonucunda ne tür ekonomik değişimler yaşadığını belirlemektir. Göçle ilgili teorik açıklamaların ardından Türkiye açısından göçün genel durumu incelenmiş, ardından Johansen Eşbütünleşme ve VAR (Vektör Otoregresyon Modeli) yöntemiyle ampirik olarak analiz edilmiştir. 1991-2021 dönemi için göç sayıları, gayri safi milli hasıla, işsizlik ve enflasyon değişkenlerinin uzun dönemde birlikte hareket edip etmediklerini belirlemek için yapılan Johansen eşbütünleşme testinin sonuçları, söz konusu değişkenlerin eşbütünleşmediğini göstermektedir. Ancak VAR analizinde göç hareketinin Türkiye'de gayri safi milli hasıla ve işsizlik oranları üzerinde bir etkisinin olmadığı ancak enflasyonu artırdığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle dış göç hareketlerine belirli bir kota uygulanmalı ve ekonomi üzerindeki baskı azaltılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ulusal ve Uluslararası Göç, Arap Baharı, VAR Analizi, Johansen Eşbütünleşme Testi

EkonomiEkonomik etkiGöçler+2
Hale Mutlu
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin gıda arz güvenliğinin yapısal sorunlar ve iklim değişiklikleri çerçevesinde analizi

Son yıllarda Covid-19 Pandemisi, iklim değişiklikleri, dünyadaki siyasi gelişmeler, savaşlar ve dünya nüfusundaki artış gibi nedenler, gıda arz güvenliği problemini tartışmaya açmıştır. Artan nüfus yanında iklim değişiklikleri de insanların güvenli gıdaya ulaşmasını engellemeye başlamış, talepteki artışa karşı gıda arz yetersizliği ortaya çıkmıştır. Tüm dünyayı etkilediği gibi Türkiye için de sorun teşkil eden gıda arz güvenliği konusu, Türkiye açısından ele alınmaktadır. Her ne kadar iklim değişikleri gıda arz güvenliğini etkilemiş olsa da Türkiye'nin yapısal problemleri de bu çerçevede analize dahil edilmektedir. Küresel gıda güvenlik endeksi puanları incelendiğinde, Türkiye ülke performansının kalite ve güvenlik konusunda iyi performansta, uygun fiyat konusunda zayıf performansta olduğu görülmektedir. Türkiye'nin gıda güvenlik değerlerini sürdürülebilir kılmak için gıda fiyatlarının, uygun fiyatlı ve istikrarlı hale getirilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin 1989-2022 yıllık veri seti ile yapılan ARDL analizi ile gıda üretim endeksi üzerinde, enflasyonun, gıda ithalatının, toplam nüfus sayısı ve yıllık ortalama sıcaklık değerlerinin etkileri incelenmiştir. Analiz sonuçlarımızda değişkenler arasında uzun dönemli ve anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Enflasyon, ithalat ve nüfus, gıda üretim endeksini pozitif yönde etkilerken, sıcaklık değişkeni ise negatif yönde etkilemektedir.

Çiğdem Yıldırım
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliklerinin Türkiye'deki tarım sektörü üzerine etkisi

Küresel ısınma, sera gazlarının atmosferde birikmesi sonucunda dünyanın ısınma sürecini tanımlar. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda tüm dünyada ve tüm alanlarda etkisi hissedilen küresel ısınma ve iklim değişiklikleri akademik çalışmalarda öncelikli konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmada da iklim değişikliklerinin insan hayatı açısından çok önemli olan tarım sektörü üzerine etkileri Türkiye açısından ele alınmıştır. Yapılmış olan çalışmada, 1970-2020 yılları arasında iklim değişikliklerinin Türkiye'deki tarım sektörü üzerine etkisinin incelenmesi için; tahıl üretimi yapılan arazi, tahıl üretimi, gübre tüketimi, CO_2 emisyonları (karbon salınımı) ve ortalama sıcaklık verileri kullanılmıştır. Analiz ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, karbon salınımı, gübre tüketimi, tahıl üretimi yapılan arazi ve sıcaklık ile tahıl üretimi arasında uzun dönemli eş bütünleşme ilişkisi bulunmuştur.

Kübra Genç
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel tarım uygulamaları ve çevre kirliliği: Sekiz gelişmiş ülke örneği

ÖZET Şahin, O., Endüstriyel Tarım Uygulamaları ve Çevre Kirliliği: Sekiz Gelişmiş Ülke Örneği, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2024. Endüstriyel tarım, tarımsal üretimde modern tekniklerin ve makinelerin kullanıldığı bir durumu ifade eder. Dünya nüfusundaki hızlı artış karşısında sentetik gübreler, kimyasal pestisitler ve yüksek verimli tahıl hibritleri ile tarımsal verimin ve üretim artırılması için endüstriyel tarım önemli görülmektedir. Ancak işin diğer boyutu, zaman içinde endüstriyel tarım çevreye ağır zarar vermeye başlamış ve yüksek tarımsal verimle birlikte yüksek çevresel maliyet ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, endüstriyel tarım uygulamaları ile tarımsal ürün ihracatçısı olan gelişmiş 8 ülke verisi (Avusturalya, Kanada, Almanya, İspanya, Fransa İtalya Hollanda ve ABD) ve panel ARDL modeli kullanılarak, çevre kirliliği üzerinde bazı endüstriyel tarım göstergelerinin etkisi analiz edilmiştir. Birinci modelde, Tarımsal Nitroz Oksit Emisyonları (NO) üzerinde, Gübre Tüketimi (GTKG), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Katma Değer (KD) ve Tahıl Verimi (TV) etkileri incelenmiş ve değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. GT'deki %1'lik artış anlamlı bir şekilde Tarımsal Nitroz Emisyonunda (NO) yaklaşık %0,36'lık artışa neden olurken, KD %1'lik artış ise %0,08'lik artışa neden olmaktadır (p<0,05). En fazla emisyon artışı ise %0,73'lük artış ile TV'ye aittir. Model 2'de bağımlı değişken olarak Toplam Sera Gazı Emisyonları (kt CO2 eşdeğeri) seçilmiş, bağımsız değişkenler olarak GT, TV, Tarım, KD ve Birincil Enerji Tüketimi (EN) seçilmiştir. Analiz sonuçlarında, TV katsayısı dışında diğer değişkenler anlamlıdır. Toplam sera gazı emisyonları üzerinde en fazla etki, EN kullanımından kaynaklanmaktadır ve %1'lik artış, SG üzerinde %1,14'lük artışa neden olmaktadır. Endüstriyel gelişmelerin çevre üzeindeki tahribatlarının endüstriyel tarım uygulamaları açısından ele alındığı bu çalışmada, çevreye daha az zararlı tarımsal uygulamalar ve yenilenebilir kullanımı, sürdürülebilir kalkınma ve yaşam açısından önemlidir. Anahtar kelimeler: Endüstriyel Tarım, Çevre Kirliliği, Panel ARDL

Oğuzcan Şahin
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kirlilik sığınağı hipotezinin Türkiye açısından test edilmesi

Kalkınma literatüründe sanayi sektörü bir ülkenin kalkınmasında oldukça önemli bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle gelişmiş ülkelere aynı zamanda sanayileşmiş ülkeler de denir. Ancak sanayileşme aynı zamanda çevre kirliliğine de neden olmaktadır. Bu durumun olumsuz sonuçlarına kayıtsız kalmak istemeyen bazı gelişmiş ülkeler, sıkı çevre politikaları uygulamaktadır. Bu politikaların bir sonucu olarak yatırımlarının bir kısmını, çevre maliyeti düşük olan gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere kaydırmaktadırlar. Yeterli sermaye birikimine sahip olmayan ve hızlı büyümek isteyen bu ülkelerde, çevre politikaları genellikle çok katı değildir. Yabancı yatırımların gittikleri ülkelerde çevre kirliliğine neden olduğu görüşü Kirlilik Sığınağı Hipotezi (PHH) ile açıklanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin sanayileşme ve kalkınma sürecinde doğrudan yabancı yatırımların genel durumu ve geldikleri sektörler incelenmiştir. Ayrıca 1970-2021 dönemine ait veriler kullanılarak, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYY), çevre kirliliğinin bir ölçüsü olarak alınan karbon emisyonlarına (CO2) etkisi ARDL Sınır Testi Yaklaşımı ile incelenmiş, PHH Türkiye için test edilmiştir. İmalat katma değeri (IMLKN), cevher ve metal ihracatı (ORMEX) ve petrol tüketimi (OILCONT) kontrol değişkenleri olarak alınmıştır. Analiz sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli bir eş bütünleşme ilişkisi bulunmuş ve doğrudan yabancı yatırımların karbon emisyonlarını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği görülmüştür. Bu nedenle Türkiye için Kirlilik Sığınağı Hipotezi kabul edilmiştir. Türkiye'nin hızlı büyüme amacıyla, doğrudan yabancı yatırımların olumsuz çevresel etkilerini göz ardı etmemesi sürdürülebilirlik açısından önem taşımaktadır.

ARDL Sınır TestiDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıKirlilik sığınakları hipotezi
Firdevs Nur Ham
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinde atık yönetimi ve sürdürülebilir büyüme

Dünya nüfusunun giderek artması, üretim ve tüketimdeki artışa ve dünyanın kaynaklarının azalmasına neden olmaktadır. Bu sürecin en tehlikeli boyutu çevre kirliliğine yol açan atık sorunudur. Atıkların azaltılması, yeniden kullanılması ve çevreye daha az zarar vermeleri için yapılan tüm faaliyetler atık yönetiminin konusudur. 2015 yılında, Birleşmiş Milletlere üye ülkeler tarafında kabul edilen, "2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri" içinde sürdürülebilir gelecek sağlama adına, atık yönetimine önemli bir görev düşmektedir. Bu çalışma ile döngüsel ekonomi politikalarında önemli bir aşama kaydetmiş olan Avrupa Birliği'nin atık yönetimindeki uygulamaları ve politikalarının incelenmesi hedeflenmiştir. Sürdürülebilir büyüme açısından, kaynakların kullanımında israfın önlenmesi, daha verimli üretim yöntemleri, tüketim kalıplarının değişmesi, atıkların geri dönüştürülerek kullanım ömürlerinin uzatılması, çevreye daha az zarar veren tarzda depolanarak bertaraf edilmesi önemli bir konu olmaya başlamıştır. Avrupa Birliği büyüme oranları ile atık oranları arasında pozitif ilişki görülmektedir. Geri dönüştürülebilir atığın bir üretim girdisi olduğu düşünüldüğünde, ger dönüşüm oranlarının yükseltilmesi doğal kaynaklar ve çevre üzerindeki baskının azaltılmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla atık yönetimi sürdürülebilir büyüme açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Atık Yönetimi, Sürdürülebilir Büyüme, Avrupa Birliği,

Ebru Hilal Kizir
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üçüncü gıda rejimi çerçevesinde gıda arz güvenliği: Cairns grubu ülkeleri üzerine bir analiz

Tarımsal gıda üretim süreçleri küresel anlamda üç kez gıda rejimlerinin etkisi ile değişim geçirmişlerdir. Dünya ekonomisinde küresel güç niteliğindeki ülke ve grupların önderliğinde şekillenen gıda rejimlerinin ilkinde hâkim güç İngiltere iken, ikinci gıda rejiminde hâkim güç Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. Günümüzde de hala geçerliliğini koruyan gıda rejimi olan üçüncü gıda rejiminde güç uluslararası kuruluşlar ve çok uluslu şirketlerin eline geçmiştir. Bu rejimde amaç uluslararası ticaret özendirmek ve tarımdaki korumacılıkların kaldırılıp serbest ticaretin geliştirilmesidir. Temel amacı dünya ticaretinin serbestleşmesi olan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üçüncü gıda rejiminde önemli bir yere sahiptir. DTÖ'nün ileri tarım müzakereleri kapsamında kademe kademe tarım ticaretindeki tarife ve engellerin kaldırılması için çalışmalar yapılmıştır. DTÖ'nün tarım ürünleri ticaretinin serbestleşmesi için uygulamaya koyduğu politikalar gelişmiş ülkelerin lehine sonuçlar doğururken gelişmekte olan ülkelerde kırsal nüfusun yoksullaşması sonucunu doğurmuştur. Bu tezin amacı tarım ticaretinin serbestleşmesinin gıda arz güvenliği üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Uluslararası tarımsal ticaret sisteminde piyasa odaklı reformları savunan tarım ülkeleri koalisyonu olan Cairns Grubu ülkeleri üzerinden gıda arz güvenliği konusu ele alınmıştır. Üçüncü Gıda Rejimi'nin etkili olduğu 1995-2022 dönemi verileri ile çalışmanın analiz kısmında Panel Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) modeli kullanılmıştır. Modelde tarımsal üretim endeksi üzerinde ekonomik büyüme, karbondioksit emisyonu, pestisit ve gübre kullanımı ile küreselleşme endeksi ve tarımsal toplam faktör verimliliği değişkenlerinin etkisi araştırılmıştır. Analiz sonucu elde edilen bulgulara göre uzun dönemde tarım ticaretinin serbestleşmesi bu ülkelerin gıda arz güvenliği üzerinde olumlu etkiye sahipken; kısa dönemde olumsuz etkiye sahiptir. Bununla birlikte gübre kullanımı verimlilik artışı da gıda arz güvenliği üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Anahtar Kelimeler: Gıda Rejimi, DTÖ Tarım Müzakereleri, Cairns Grubu, Panel ARDL

Nazile Taşkın
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kahve ekonomisi ve kahve sektörünün çevre üzerindeki etkisi

Tropikal bölgelerde yetişen kahve bitkisinin çekirdeklerinden elde edilen kahve, yüzyıllardır dünyada birçok ülkede günlük hayatta en çok tüketilen içeceklerden biri olmuştur. Sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan büyük anlam taşıyan kahve, dünyada en çok ticareti yapılan tarım ürünlerinden biridir. Kahve ekonomisi, dünya çapında milyonlarca üretici, tüketici ve perakendeciyi bünyesinde barındıran büyük bir ekonomidir. Kahve satan işletmeler dış ticaret, imalat, lojistik ve hizmet gibi kategorilerde ticari faaliyetler ve istihdam açısından ele alındığında, kahvenin ülkelerin ekonomisine olan katkısı yüksektir. Latin Amerika, Afrika ve Asya'daki gelişmekte olan ülkeler için de önemli bir gelir kaynağıdır. Kahve bir tarım ürünü olduğundan aşırı iklim olayları arzını etkilediğinde bu durum kahve fiyatlarına yansımaktadır. Öte yandan kahve üretim ve tüketiminde kullanılan yöntemler ciddi çevresel etkilere neden olabilmektedir. Üretiminde ormansızlaşma, toprak erozyonu, su kirliliği, biyolojik çeşitliliğin kaybı gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca kahve işleme, taşıma ve tüketim süreçlerinde karbon emisyonu ve enerji tüketimi oldukça yüksektir. Günümüzde sürdürülebilirlik, atık yönetimi ve küresel çevre sorunları ekonomik kalkınmanın önemli unsurları haline gelmiştir. Bu çalışma, literatürde çok fazla çalışılmamış bir konu olan kahvenin çevresel etkilerini vurgulamayı ve daha sürdürülebilir ilkelerle tüketimi teşvik etmeyi, aynı zamanda bu alanda yeni çalışmalara da kaynak oluşturmayı amaçlamaktadır.

Durmuş Ateş
Nuh Naci Yazgan University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors