Theses supervised by Prof. Dr. Enver Çakar

13 theses · Fırat University

Master'sOpen AccessTR

32 numaralı ve 1707-1710 tarihli Hazine-i Hümâyun Masraf Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (Vrk. 33-64)

Bu çalışmada, 32 numaralı ve 1707-1710 tarihli Hazine-i Hümâyun Masraf Defterinin 33-64. varaklarının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada öncelikli olarak Osmanlı Devleti'ndeki Hazine-i Hümâyun masraf defterleri ve bu defterlerin mahiyeti hakkında bilgi verildikten sonra defterdeki belgeler ışığında konuların değerlendirilmesi yapılmıştır. İncelediğimiz Hazine-i Hümâyun Masraf defterinde söz konusu döneme ait fiyat tarihi, saray harcamaları, saraydaki görevli kişilere yapılan masraflar, padişah haremlerine ve valide sultanlara buyrulan ihsânlar ve birçok kesime yapılan masrafların dökümüne ulaşılabilir. Bu defterler ışığında Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki mali işleyişi hakkında da bilgilere erişilebilir. 1707-1710 tarihli Masraf defterinin hazırlandığı dönemde Osmanlı padişahı III. Ahmed'tir. Dolayısıyla III. Ahmed dönemiyle ilgili sosyal ve iktisadi bilgilere de ulaşılabilir.

DefterlerHazineMasraf Defteri+2
Serap Bilge
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

H.1089-1093/M.1678-1682 (S.1-124) tarihli Harput Şerʻiyye Sicili (Transkripsiyon ve değerlendirme)

Bu çalışmada, Harput Kazası'nın H.1089-1093/M.1678-1682 (s.1-124) tarihli Şerʻiyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada ilk olarak Osmanlı Devleti'nde adli teşkilat ve kadılık kurumu, şerʻiyye mahkemeleri ve mahkeme kayıtları (şer'iyye sicilleri) ile ilgili bilgiler verildikten sonra inceleme konumuz olan sicil içindeki belgeler özetlenip, konularına göre tasnifi ve genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonrasında ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir. İncelememize konu olan Harput Şer'iyye Sicili'nde alım-satım, miras, vasi tayini, mal anlaşmazlığı, hibe, mezhep değiştirme, vergi, hırsızlık, cinayet, darp, evlilik, tımar vb. konuları içeren kayıtlarla; ferman, berat, buyruldu gibi belgelerin suretlerinin kaydı yer almaktadır. Sicilde Harput Sancağı'nın incelediğimiz tarihlerdeki durumu hakkında bilgiler bulunmaktadır. Çalışmamıza konu olan sicilin hazırlandığı devir IV. Mehmed Devri olup ilk Osmanlı-Rus Savaşı'nın çıktığı dönemdir. Dönemin sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'dır. Bu zaman dilimi içinde Viyana Kuşatması'na katılmıştır. Bu dönem (1682) Ruslarla yirmi yıllık bir antlaşma yapılarak son bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Harput, Şer'iyye Sicili, Kadı, Mahkeme Kayıtları

Elazığ-HarputHarput SancağıOsmanlı Devleti+3
Büşra Arpacı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

H.1069 m.1658/1659 tarihli Harput Şerʻiyye Sicili (Transkripsiyon ve değerlendirme) (s.1-80)

Bu çalışma, Harput Kazâsı'nın "1658-1659" tarihli Şer'iyye Sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesini göstermektedir. Osmanlı Devleti'nde kadı, kazâ adı verilen yerleşim yerinde mülkü idare amiri, yerel yönetici ve emniyet müdürü görevini yapmak için merkezden gönderilen şer'i ve idari yapıdan sorumlu olan kişidir. Çalışmada önce Osmanlı Devleti'nin kadılık kurumu, Şer'iyye mahkemeleri ve Şer'iyye sicilleri hakkında bilgi verildikten sonra, sicil içindeki belgeler özetlenip bunların konularına göre tasnifi ve genel değerlendirmesi yapılmıştır. Bundan sonra ise transkripsiyon metinlerine yer verilmiştir. İncelediğimiz Harput Şer'iyye Sicilinde alım-satım, borç tahsili, mal davaları, miras taksimi, vasî tayini, hibe, nafaka, vergi, hırsızlık, cinayet gibi konuların yanı sıra Harput'taki eşkıyalık olayları ve bu olaylar için devletin aldığı tedbirler yer alır.

17. yüzyılElazığ-HarputOsmanlı Devleti+2
Buket Eğitmen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci Viyana Kuşatması'ndan Pasarofça Antlaşması'na Anadolu'nun sosyal ve ekonomik durumu: Ayntab, Manisa, Kayseri ve Trabzon örneği (1683-1718)

1299 yılında kurulduğu kabul edilen Osmanlı Devleti, hızla büyüyerek XVI. yüzyılda üç kıtada hüküm süren bir devlet haline geldi. Ancak bu büyüme, XVI. yüzyılın sonlarından itibaren yavaşlamaya başlamış, XVII. yüzyılda ise büyük oranda durmuştur. Nihayet XVII. yüzyılın sonlarında yapılan İkinci Viyana Kuşatması ve ardından ortaya çıkan uzun süreli savaşlar, Osmanlı Devleti'ni büyük problemlerle uğraşmak zorunda bırakmıştır. Bu dönemle birlikte özellikle devlet düzeni ile toplumsal ve iktisadî yapıda değişmeler gözlenmeye başlanmıştır. Bu yüzden XVII. yüzyılın sonları ve XVIII. yüzyılın başları, Osmanlı Devleti açısından bir kırılma ve geçiş dönemi olarak kabul edilir. 1683-1718 yılları arasında meydana gelen savaşlar ve devamında ortaya çıkan gelişmeler, imparatorluğun genelinde olduğu gibi, Anadolu şehirlerinde de sosyal ve ekonomik açıdan bir çöküntüye neden oldu. İkinci Viyana Kuşatması ve sonrasında yapılan savaşlar sırasında taşrada bulunan idarecilerin büyük çoğunluğunun sefere gitmiş olmasına bağlı olarak ortaya çıkan eşkıyalar, Anadolu'nun birçok bölgesinde sosyal düzeni bozan hadiselere giriştiler. Osmanlı taşrasında başlayan bu düzensiz ortam ve yerel hâkimiyet mücadeleleri, şehirlerde ve kırsal kesimlerde nüfus hareketliliğinin yanı sıra ekonomik açıdan da sıkıntıların yaşanmasına yol açtı. Savaşların uzaması sebebiyle, artan harcamaların karşılanmasında güçlükler çekildi ve bu sebeple halka yeni vergiler yüklenildi. Öyle ki savaş masraflarını karşılamak için yüksek dereceli ulemadan para talep edildiği gibi, ileri gelenlerden de birer miktar "imdâdiyye" adıyla vergi toplanarak askerlerin ulufeleri ödenmeye çalışıldı. Ayrıca, içinde bulunulan mali sıkıntıdan kurtulmak için miri mukataaların satılması usulüne de başvuruldu. Miri mukataalar, 1695 yılından itibaren malikâne uygulamasıyla birlikte kayd-ı hayat şartıyla ayanlara ve devlet ricaline verilmeye başlandı. Artan harcamalarla birlikte ortaya çıkan ağır vergi yükleri altında kalan reaya ise devlet görevlilerinin zulmü ve eşkıyaların köyleri talan etmeleri sonucunda perişan olduğu gibi, yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Bu son derece karışık ve sıkıntılı dönemin incelenmesi, Osmanlı sosyal ve iktisat tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu yüzden çalışmamızda, 1683-1718 yılları arasında ortaya çıkan olayların, Anadolu'nun sosyal ve ekonomik durumunu nasıl etkilediği seçilen şehirler (Ayntab, Kayseri, Manisa ve Trabzon) çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır.

EkonomiEkonomik durumEşkiya+7
Yavuz Kısa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta Anadolu'da para ve fiyatlar (1688-1760)

Bu çalışmada, 1688-1760 yılları arasında Orta Anadolu'da para ve fiyatlar konusu incelenmiş; kuruluşundan 1760 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin para tarihi bütün yönleriyle irdelendikten sonra, Ankara, Konya ve Kayseri şehirleri özelinde halkın kullandığı para birimleri ile paradaki değişimlerin halk arasında ve halk ile devlet arasındaki ilişkilerde ne gibi olaylara sebep olduğu ayrıntılı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır. 1683 Viyana mağlubiyetinden sonra Kutsal İttifak devletleriyle yapılan ve 16 yıl süren savaşlar döneminde para bulmakta sıkıntı yaşayan devlet, 1688 yılında bakır para (mankur) bastırmış ve bakıra kendi madeni değerinden daha fazla itibari değer verildiğinden, büyük problemlere sebep olmuş ve 1691'de bakır paralar tedavülden kaldırılmıştır. Devlet 1690 yılında kendi guruşlarını darp etmeye başlamış ve guruşlar 1760 yılına kadar istikrarlı bir şekilde devam etmiş, bu tarihten itibaren devletin yeni savaşlar içine sürüklenmesiyle hızla değer kaybetmeye başlamıştır. Bu nedenle bu çalışma 1760 yılına kadar getirilmiştir. Fiyatlar kısmında istastiki bilgiler kullanılarak 1688-1760 yılları arasında Ankara, Konya ve Kayseri'deki fiyatlar çok yönlü incelenmiştir. Gıda fiyatları, ev, bağ, bahçe, tarla, han, hamam ve dükkân fiyatları ile kiralar, hayvan ve köle fiyatları; nafaka, diyet, giyim, kumaş, ev eşyası, mutfak eşyası ve inşaatlarda kullanılan malzemelerin fiyatları ile ücretler incelenerek fiyatlardaki değişimler ve fiyatları etkileyen unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece merkezi bir konumda bulunan Orta Anadolu şehirlerindeki para ve fiyatların incelenmesiyle Osmanlı Devleti'nde halkın iktisadi durumu hakkında fikir edinilmeye çalışılmıştır.

17. yüzyıl18. yüzyılAnkara+6
Sevda Danık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

H.1091-1092/m.1680-1681 (s.125-247) tarihli Harput Şerʻiyye Sicili (Transkripsiyon ve değerlendirme)

Bu çalışmada, Harput Kazası'na ait H.1091-1092/M.1680-1681 (s.125-247) tarihli Şerʻiyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada, öncelikli olarak kadılık kurumu, şerʻiyye mahkemeleri ve şerʻiyye sicilleri hakkında bilgi verildikten sonra, söz konusu sicil içindeki belgeler özetlenip, konularına göre tasnifi ve genel değerlendirmesi yapılmıştır. Daha sonra ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir. İncelediğimiz Harput Şerʻiyye Sicili alım-satım, borç tescilleri, mal anlaşmazlığı davaları, miras taksimi, vasi tayini, hibe, evlenme, din değiştirme, vergi, hırsızlık, cinayet, eşkıyalık olayları, yaralama ve darp vb. konuları içeren kayıtlarla; berat buyuruldu gibi belgelerin suretlerinin kaydı yer almaktadır. Bütün bu belgeler ışığında, Harput Sancağı'nın söz konusu tarihlerdeki siyasi, iktisadi ve sosyal durumu hakkında bazı tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır. Sicilin hazırlandığı dönem, Osmanlı-Rus Savaşı'na rastlamaktadır. 1675 yılında başlayan bu savaş, 1681 yılında yapılan antlaşmayla son bulmuştur. Bu dönemde Osmanlı Devleti Padişahı IV. Mehmed'dir. Anahtar Kelimeler: Kadı, Mahkeme, Şerʻiyye Sicili, Harput

17. yüzyılElazığ-HarputOsmanlı Devleti+3
Yavuz Kısa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

1787?1792 Osmanlı-Rus Savaşı

XVIII. yüzyıl Osmanlı siyasi tarihinde Rusya ile olan ilişkiler önemli bir yere sahiptir. Özellikle bu yüzyılın ikinci yarısında Rusya ile yapılan mücadeleler Osmanlı Devleti için bir kırılmanın başladığı dönem olarak da ele alınabilir. Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan bu süreç, 1787?1792 Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Avusturya savaşı ile birlikte iyiden iyiye kendini hissettirerek, Osmanlı Devleti'ni hızlı bir şekilde bir gerileme ve dağılma süreci içine sürüklemiştir.Bu dönemde Kırım Hanlığı hâkimiyeti için iki devlet arsında ciddi mücadeleler yaşanmış ve Kırım, Osmanlı Devleti egemenliğinden çıkarak, Rusya hâkimiyeti altına girmiştir. Bu şekilde Rusya Karadeniz'e tamamen yerleşerek, başta boğazlar olmak üzere, bu bölgedeki tehdidini iyice arttırmıştır. Bundan sonra, Rusların güneye inmesini istemeyen ve çıkarlarını korumak peşinde koşan İngiltere ve Fransa gibi batılı devletler bir yandan edindikleri siyasi ve ekonomik hakları daha da genişletmek isterken diğer taraftan da Rusya'nın bu bölgede daha fazla güçlenmesine engel olmak istiyorlardı. Bütün bu gelişmeler Osmanlı Devleti'nin güçlü devletler arasında bir denge siyaseti yürüterek varlığını devam ettirme zorunluluğunu doğurdu. Artık Osmanlı Devleti toprakları, başta Rusya olmak üzere, birçok Avrupa devletinin rekabet alanı haline geldi.Anahtar Kelimeler: Kırım Hanlığı, Rusya, Yaş Antlaşması, Ziştovi Antlaşması

AntlaşmalarKırım HanlığıOsmanlı Devleti+3
Serhat Kuzucu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

H.1036-1037/ M.1627 tarihli Harput Şerʻiyye Sicili (Transkripsiyon ve Değerlendirme)

Bu çalışmada Harput Kazasıʼnın H.1036-1037/M.1627 tarihli Şerʻiyye Siciliʼnin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmıştır. Öncelikli olarak kadılık kurumu, şerʻiyye mahkemeleri ve şerʻiyye sicilleri hakkında bilgi verildikten sonra, söz konusu sicil içindeki belgeler özetlenip, bunların konularına göre tasnifi ve genel değerlendirmesi yapılmıştır. Daha sonra ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir.Çalışmamıza konu olan bu sicilde alım-satım, borç tescilleri, mal davaları, miras taksimi, vasi tayini, hibe, nafaka, vergi, hırsızlık, hakaret, cinayet gibi konuları içeren kayıtlarla; ferman, berat, tezkire, mektup gibi belgelerin suretlerinin kaydı yer almaktadır.Osmanlı Devleti İranʼa karşı yaptığı savaşlarda İran sınırına yakın olması nedeniyle Diyarbakırʼı merkez üssü olarak kullanmıştır. Sicilin hazırlandığı dönem Bağdad Seferiʼne rastladığı için sicilde bu konuyla ilgili çok sayıda belge bulunmaktadır. Bu belgelerde yeniçerilerin ve sipahilerin bir an önce sefere katılmaları, ordunun ihtiyaçlarının karşılanması ve zahire temini gibi konular yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadı, Şerʻiyye Sicili, Diyarbakır, Harput

Sevda Danık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı yönetiminde Hama (1516-1600)

Suriye'nin orta kesiminde, Halep'i Şam'a bağlayan yol üzerindeki önemli bir mevkide ve Âsi Nehri'nin kenarında kurulan Hama, Suriye coğrafyasının en eski şehirlerinden biridir. Şehrin, Selevkî, Roma, Bizans ve erken İslam dönemi hakkında çok az şey bilinmektedir. Arami ve Asur hakimiyetinden sonra 636 yılında Müslümanların eline geçen Hama, bundan sonra sırasıyla Hamdani, Zengi, Eyyubi ve Memlûklerin eline geçmiştir. Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında 1516'da Osmanlı idaresine girdikten sonra bir sancak olarak teşkilatlandırılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk yıllarında Hama ve Humus birleştirilerek tek sancak haline getirilmiştir. Fakat kısa sayılabilecek bir müddet sonra tekrar birbirinden ayrılarak her biri müstakil sancak yapılmıştır. Osmanlılar, Hama'yı Memlûklardan devraldıktan sonra, onlar tarafından burada uygulanan toprak düzenini ve buna bağlı olarak da vergilendirme metodunu, bazı vergileri kaldırmak ve bazılarını da hafifletmekten başka bir değişiklik yapmadan, büyük ölçüde devam ettirmişlerdir. Ancak XVI. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu ve Rumeli'deki sancaklarda olduğu gibi, Hama Sancağı'nda da klasik Osmanlı vergi sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Hama'nın Asi Nehri kıyısında olması, sancağın, tarım faaliyetleri açısından gelişmesini sağlamış, önemli bir mevkide kurulmuş olması da şehir ticaretini sürekli canlı tutmuştur. AnahtarKelimeler: Hama, Şeyzer, Masyaf, Maarra, Humus, Barin, sancak, sancakbeyi, eyalet, beylerbeyi, taşra yönetimi.

Ekonomik durumNüfusOsmanlı Devleti+5
Mehtap Nasıroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı idaresinde safed (1516-1600)

Günümüzde İsrail'in kuzeyinde küçük bir şehirdir. Haçlıların bölgeye gelişlerine kadar erken İslamî dönemi hakkında çok az bilgi vardır. Safed'in Haçlılar için asıl önemi Taberiye-Tibnin ve Şam-Akka yolları ile Yakup Kızları Köprüsü'nü kontrol altında tutmasından kaynaklanıyordu.Sultan Baybars, 1266'da şehri Haçlılardan geri aldı ve kaleyi yenileyerek yeni binalar yaptı. Bu sayede Safed, Sur, Akka, Taberiye, Tibnin ve Şakif'in bağlı olduğu yeni eyaletin merkezi haline geldi.1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi ile Osmanlı topraklarına dâhil olan Safed, 1918'de İngilizlerin işgaline kadar Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Küçük bir şehir ve kaza statüsünde olan Safed, XVI. yüzyıldaOsmanlı yönetiminde Şam eyaletine bağlı sancak statüsü kazandı. Safed, bu dönemde tekstil endüstrisi sayesinde zenginleşti. Bol su kaynakları, limanlara erişilebilirlik ve İber yarımadasından gelen Yahudi ustalar bunda etkili oldu. Bütün bunlar Safed'e Yahudi göçünü arttırdığı gibi, Yahudi mistisizmini de zenginleştirdi.Anahtar Sözcükler: Safed, Haçlılar, Memlûklar, Osmanlı, Tekstil

DemografiEndüstriEndüstri ekonomisi+10
Ünal Taşkın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1048-1049/M. 1638-1639 tarihli Harput Şer?iyye Sicili: Transkripsiyon ve değerlendirme

Bu çalışma Harput Kazası'nın 1638-1639 tarihli Şer?iyye Sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesini içermektedir. Çalışmada, öncelikli olarak Osmanlı Devleti'nde kadılık kurumu, şer?iyye mahkemeleri ve şer?iyye sicilleri hakkında bilgi verildikten sonra, söz konusu sicil içindeki belgeler özetlenip, bunların konularına göre tasnifi ve genel değerlendirmesi yapılmıştır. Bundan sonra ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir.İncelediğimiz Harput Şer`iyye Sicili ferman, berat, buyruldu, tezkere ve mektup gibi belgelerin suretleri ile alım-satım, borç tescilleri, miras davaları, vasi tayini, nafaka, mehir, yapılan sulh akideleri, vergi, emlak, yol anlaşmazlığı vb. belgeleri içermektedir. Bütün bu belgeler ve bilgiler ışığında, Harput Sancağı'nın söz konusu tarihlerdeki siyasi, iktisadi ve sosyal durumu hakkında bazı tespitlerde bulunulmaya da çalışılmıştır. Ayrıca sicilin hazırlandığı dönem, 1638-1639 Bağdad Seferi ve sonrasına rastladığı için, seferden dönen padişah ve askerlerin iaşe ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda da önemli bazı bilgiler bulunmaktadır. Yine sefere katılmayan bazı tımarlı sipahilerin tımarlarının ellerinden alınarak daha liyakatli kişilere verilmesiyle ilgili emirler de yer almaktadır. Bütün bunlardan başka, Harput'ta meydana gelen eşkıyalık olayları ve devletin bu olaylara karşı almış olduğu tedbirler, halktan kanuna aykırı olarak vergi talep edilmesi, köylüler arasındaki çeşitli anlaşmazlıklar, yaralama ve darp olayları gibi, muhtelif konular da defterde yer almaktadır.

17. yüzyılElazığ-HarputKadılık kurumu+4
Celalettin Uzun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

H.1222-1124/M.1710-1712 tarihli ve 388 numaralı Harput Şer'iyye Sicili (s.1-90) (Transkripsiyon ve değerlendirme)

Bu çalışma, Harput Kazası'na ait H.1122-1124/M.1710-1712 (s.1-90) tarihli Şer'iyye Sicilinin traskripsiyon ve değerlendirmesini içermektedir. Çalışmada sırasıyla, Osmanlı Devleti'nde kadılık kurumu, şer'iyye mahkemeleri ve şer'iyye sicilleri hakkında bilgi verildikden sonra, söz konusu sicil içindeki belgeler özetlenip, konularına göre tasnifi ve genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonrasında ise transkripsiyon metnine yer verilmiştir. İncelediğimiz Harput Şer'iyye sicilinde, idari atamalar, menzillerle ilgili belgeler, vergi, alım-satım, alacak-verecek, borç, miras konuları, mal davaları, vasi, vekil tayini, evlenme, hırsızlık, darp, ölüm olayları, din değişikliği, eşkiyalık vb. konulara ilişkin belgeler yer almakta olup bahsi geçen bu başlıklar altında Harput sancağının incelemeye konu olan tarihlerdeki siyasi, iktisadi ve sosyal durumu hakkında bazı tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır. Sicilin hazırlandığı dönem, Osmanlı ve Rusya arasında yaşanan Prut Savaşı'na denk gelmekte olup bu savaş sonrasında 1711 yılında Prut Antlaşması yapılmıştır. Bu dönemde Osmanlı Devleti padişahı III. Ahmet'tir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Kadı, Mahkeme, Şer'iyye Sicili, Harput.

18. yüzyılElazığ-HarputKent tarihi+5
Burak Akdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

XVII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'nde suç ve suçlular (Orta Anadolu örneği)

Osmanlı Devleti adalet kavramını dinamiklerine yayarak kurulmuş, yüzyıllar boyunca yaşamış ve üç kıtaya hâkim olmuş büyük bir devlettir. 16. yüzyıla kadar hızla büyüyen devlet, 16. yüzyılın sonlarına doğru ciddi sorunlar ile mücadele etmek durumunda kalmıştır. Celali isyanları ile başlayan memnuniyetsizlik ve isyan ortamı devlet için bir mücadele dönemi anlamına gelirken reaya için zulüm ve mağduriyet demektir. Çünkü devletin zayıflayan siyasi otoritesini fırsat bilen eşkıya çeteleri devlete başkaldırıp, yol keserek, ev basarak, halka zulüm etmiş, bu mağduriyetlere tecavüz, cinayet, hırsızlık, gasp vb. adli olaylar da eklenince ciddi bir toplumsal çürüme baş göstermiştir. Osmanlı Devleti'nin girdiği uzun ve başarısız savaşlar ile darbe alan ekonomik gücü, yetersiz bürokrasisi ile devletin siyasi ve askeri gücü zayıflamıştır.1618-1648 yılları arasında devam eden savaşlar devleti yorarken, bu dönemde Osmanlı, Lehistan, Avusturya ve Rusya ile de çok kez karşı karşıya gelmiştir. Ayrıca devlet için dönüm noktası olan 1683 II. Viyana bozgunu ile devlet büyük bir darbe almış ve Anadolu'nun tüm şehirlerinde düzenin bozulduğu bir ortam oluşmuştur. Gücünü korumaya çalışan Osmanlı Devleti vergi artışı ve çeşitli tedbirler ile ayakta durmaya çalışmış, bu anlamda ıslahat çalışmaları şeklinde önemli adımlar atılmış, ancak bu adımlar geçici ve kısa vadeli çözümler olsa da her anlamda yara alan Osmanlı Devleti için çare olamamıştır. Eşkıyalar devlete karşı hareket halindeyken, halk ağır vergi yükü altında ezilmiş, devletin makamlarına getirilen yeteneksiz, liyakatsiz memurlar halk-devlet arasındaki bağı daha da zayıflatmıştır. Bazı devlet adamlarının rüşvet, iltimas ve zorla vergi talepleri halkı bezdirirken, eşkıyaların yanında yer alan devlet adamları da halka ve devlete büyük zararlar vermiştir. Bu kötü ilerleyiş devletin kılcallarına kadar nüfuz etmiştir. Dolayısıyla bu durum en çok suç sayılarına ve suç çeşitlerine etki etmiştir. Çünkü toplumsal bir gerçek olan suç hiçbir zaman toplumsal gelişmelerden ve değişmelerden ayrı değildir. Devlet ekonomisinde meydana gelen gerileme hırsızlık, gasp, alacak, borç gibi maddi konulu suçlarda artışlar meydana getirmiştir. Devlet kontrolünün zayıfladığı dönemlerde isyan, eşkıyalık gibi siyasi güce karşı işlenen suçlar görülürken, ahlaki olarak meydana gelen bozulmalar ise zina, fuhuş, tecavüz gibi adli olaylara etki etmiştir. Çünkü toplum ve devlet bir zincir misali birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Buhran yılları olarak tabir edilen bu yıllar Osmanlı Devleti'nin tüm kurumları ve alanlarına ağır bir şekilde etki etmiştir. Yaşanan olumsuz gelişmeler sonucunda siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal yapıda büyük değişimler yaşanmıştır. Tüm faaliyetleri aksayan Müslim-gayrimüslim halk olumsuz etkilenmiştir. Yaşanan bozulmaların sonucunda suç oranında artışlar ve ahlaki deformasyonlar oluşmuştur. Toplumun tüm kesimlerine kadar hissedilen bozulmalar artan suç sayıları ile kendini göstermiştir. 17. yüzyılın ikinci yarısı asayişsizliğin, güvensizliğin arttığı, adalete duyulan güvenin yok olmaya yüz tuttuğu zamanlardır. Bu durum devletin siyasi, ekonomik, sosyal kontrolünü kaybetmesinden kaynaklanmıştır. Nitekim tecavüzden eşkıyalığa, hırsızlıktan cinayete tüm adli olaylarda artışlar yaşanırken, suç çeşitliği de artmıştır. Yaşanan kaostan en fazla etkilenen yerlerden biri de Orta Anadolu bölgesidir. Çalışmada örnek bölge olarak Orta Anadolu'nun ve Osmanlı Devleti'nin kimliğini yansıtan yerler olması sebebiyle Ankara, Kayseri ve Konya şehirleri seçilmiştir. Anadolu'nun kavşak noktası olmasının yanı sıra önemli ticaret ve kültür merkezi olmasından dolayı bu şehirlerin yer aldığı alan çalışma konusu olarak seçilmiştir. Her üç şehirdeki suç hareketleri, çeşitleri, suçun sayısal veriler ve yıllara göre değişimi, kendi içinde karşılaştırma yapılarak bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Ayrıca bu suçlara yönelik uygulanan cezalar da incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Orta Anadolu, Suç, Ceza, Osmanlı Devleti, Şiddet, Adalet.

Buket Eğitmen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors