Theses supervised by Prof. Dr. Ersin Kavi

16 theses · Yalova University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yoksulluk ve yoksulluk kültürü: Sakarya ili örneği

Yoksulluk, ekonomik ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan araçlara ulaşamama ya da o araçlardan mahrum olma şeklinde tanımlanmışsa da, istihdam, sosyal yaşam, toplumsal dışlanma gibi farklı değişkenleri göz önünde bulunduran çok yönlü bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Zamanla toplumsal yapının etkisi ile birer yaşam tarzına haline dönüşen bu olgu, hem toplumsal, hem de kültürel boyutlarıyla ele alınması gereken ve yoksulluk kültürü adı verilen çok yönlü bir sorunu ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda yapmış olduğumuz "Türkiye'de Yoksulluk ve Yoksulluk Kültürü: Sakarya İli Örneği" adlı bu tez ile yoksulluk kültürü üzerinden Sakarya ilinde yaşayan yoksulların genel durumu belirlenmiş, bu kavram alan araştırmasıyla şekillendirilerek bireylerin yoksulluğu birer yaşam tarzı haline dönüştürüp dönüştürmedikleri konusunda saptamalarda bulunulmuştur. Öncelikle insanlığın var oluşundan bu yana toplumların en önemli sorunlarından biri olan yoksulluk olgusu üzerinde durulmuş, bunu yaparken de ilgili literatürden faydalanılarak, bu anlamda toplumsal görünümlerden kesitler sunulmuş ve yoksulluk, yoksulların dili ile anlatılmaya çalışılmıştır. Sakarya ili sınırları içerisinde yaşayan yoksul bireylerin genel durumunu, alan araştırması ve gözlem tekniğiyle şekillendiren bu tezde, devlet ve sivil toplum kuruluşlarından yardım alan hanelerin yoksulluk durumları irdelenmiştir. Böylece ailelerin yaşayış tarzları, maddi durumları, dünyaya bakış açıları ile dışlanma boyutları tespit edilerek, bu durumun ortaya çıkmasına kaynaklık eden faktörler belirlenmiş, bireylerin yoksulluğu birer kültür haline dönüştürüp dönüştürmediklerine dair saptamalarda bulunulmuştur. Böylece yoksul kesimlerin refah seviyelerini yükseltmek adına yapılacak çalışmalara katkıda bulunulmuş, yoksulluğun gerçek bir olgu mu yoksa birer kültür haline mi dönüştüğü, yardım alanlar üzerinden ortaya konulmuştur.

KültürSakaryaSosyal dışlanma+2
Raşit Yayla
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyıl ABD ve Avrupa'da sosyal politikalara duyulan ihtiyacın sinema filmleri çerçevesinde analizi

XIX. yüzyılda başta Avrupalı ülkeler ve ABD olmak üzere toplumlarda bir tarafta işsizlik, yoksulluk gibi sosyal sorunlar yaşanırken; diğer tarafta işçiler çok zor şartlar altında çalışmak zorundadırlar. Ayrıca sermaye sahiplerini denetleyecek herhangi bir mekanizma yoktur. Bu nedenle, sermaye sahipleri rekabet gücünü korumak ve daha fazla kâr elde edebilmek adına işçilerin ücretlerinde azalmaya gitmektedir. Zaten yoksulluk düzeyinde yaşayan işçiler için bu ölümden farksız olacaktır. Sosyal politikalar bu noktada anlam ve önem kazanmaktadır. XIX. yüzyılla birlikte ortaya çıkan sosyal politika disiplini başta işçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde işçi taraflı bir anlayış sergilemiştir. Süreç içerisinde sosyal politikanın sorumluluk alanında gelişmeler yaşanmış; kadın, çocuk, yaşlı, eski hükümlü, engelli ve benzeri gruplar sosyal politikaların hedef kitlesi hâline gelmiştir. Sinema filmleri bir sanat dalı olmanın yanında içerisinden çıktığı toplumun bir ürünüdür. Sinema filmleri toplumları etkilemekte ve aynı zamanda toplumlardan da etkilenmektedir. Araştırma da, amaç sinema filmlerinin toplumsal niteliğini öne çıkararak, sosyal politikanın ortaya çıkmasındaki nedeni filmler aracılığıyla irdelemektir. Araştırmada bu amaçla, ilk olarak Fritz Lang'ın 1927 yapımı Metropolis, ikinci olarak Charlie Chaplin'in çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında önemli bir yapı taşı olan 1936 yapımı Modern Zamanlar (Modern Times) filmi, üçüncü olarak 1940 yılı yapımı John Ford yönetmenliğindeki Gazap Üzümleri filmi, dördüncü olarak XIX. yüzyıl İngiltere'siyle ilgili olarak 2005 yapımı Roman Polanski yönetmenliğindeki Oliver Twist filmi, beşinci olarak yine XIX. yüzyıl Londra'sını yansıtan Sarah Gavron'un 2015 yılı yapımı olan Diren! (Suffragette) filmi, altıncı olarak ise XIX. yüzyılı Fransa'sını yansıtan Tom Hooper yönetmenliğindeki 2013 senesi yapımı Sefiller (Les Misérables) filmi ve son olarak yedinci film ise Claude Berri'nin 1993 yapımı Germinal adlı filmi ele alınacaktır. Sinema filmleriyle birlikte toplumdaki yoksulluk, işsizlik, açlık ve kadınların sosyal dışlanmaya maruz kalmaları gibi sosyal sorunlara dair somut örnekler verilecektir. ABD ve Avrupalı ülkelerde sanayi devrimi sonrası sosyal sorunların toplumları derinden sarstığı söylenebilir. Bu nedenle, belirtilen ülkelerde sosyal politikaların ortaya çıkışındaki ihtiyaç, dönemi anlatan sinema filmleri ile ifade edilecektir.

Amerika Birleşik DevletleriAvrupaFilm+5
Asuman Söner
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karabağ savaşı sonrası Azerbaycan'da göçmenlere yönelik uygulanan sosyal politikalar

Ülkemiz Türkiye ve çevresinde 21.yüzyıla girerken gerçekleşen ve günümüze değin süren işgaller artarak devam etmiş, bu işgallerin getirdiği kargaşa hem ülkemizi hem Türk-İslam Dünyası'nı hem de diğer ülkeleri etkilemiştir. Arap Baharı ile başlayan olay ve gösteriler Güney Akdeniz'den gelen dalgayı ülkemiz kıyılarına getirmiştir. Bununla birlikte Suriye'de oluşan kargaşa; ülkemize doğru büyük göç hareketlerine sebep olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bir yandan bu göçe sebep olan unsurlarla askeri yönden mücadele ederken diğer yandan geliştirdiği sosyal politikalar ile meselenin çözümüne ilişkin çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti'ni düşündüğümüzde Azerbaycan Devleti benzer bir sorunla ülkesinin kuruluş zamanında muhatap olmuş ve baş etmek zorunda kalmıştır. Azerbaycan-Ermenistan Savaşı sonrasında Azerbaycan ülkesi işgal edilmiş ve bir milyonu aşkın Azerbaycan Türk'ü doğduğu topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır. Tezin ilk bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ile benzer birçok sorunu ve uygulaması bulunan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bu sorunlar ile nasıl karşılaştığı, sorunun öncesinde neler yaşadığı, sorunun ortaya çıkmasına sebep olan nedenler ile dünya kamuoyunun meseleye yaklaşımı incelenmiştir. İkinci bölümde ise Karabağ Savaşı'nın Azerbaycan iç politikasında nasıl aksaklığa neden olduğu, ekonomisine nasıl etki ettiği, göçmenlerin yaşadıkları sorunlar ele alınmıştır. Son bölümde Karabağ Savaşı'ndan bu yana göçmenlerin barınma ve konut ihtiyacı başta olmak üzere; eğitim, sağlık, güvenlik alanlarında yapılmış çalışmalar ile uluslararası teşkilatların rollerine değinilmiştir. SSCB'nin dağılmasından sonra Azerbaycan Cumhuriyeti, bağımsızlığı uğrunda pek çok şehit vermiştir. Verdiği mücadele ile günden güne güçlenen ordusu ve kararlı dış politikasıyla Azerbaycan; işgal edilmiş topraklarını özgürleştirerek, topraklarında hâkim olmayı, hakkı olan bu topraklara halkının tekrar dönebilmesini sağlamak için çalışmaktadır. Diğer yandan Karabağ bölgesi emperyal devletlerin etki alanı altında kalarak bugüne değin istikrarsızlık alanı haline getirilmeye çalışılmıştır. Dünya kamuoyu yaşanan işgal ve katliamı engelleyemediği gibi bugün dahi meseleye karşı duyarsız bir tutum sergilemektedir. İnsanlık vicdanı açısından günümüz dünyasının devletlerinin çok büyük bir tezadı vardır ki; tüm belge ve dokümanları ile yakın tarihimizde gerçekleşen bu elim vakaya karşı dünya kamuoyu tepkisiz kalmaktadır. Belge ve bilgiden eksik olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Anadolu'da verdiği mücadele esnasında Türk milletini arkasından vurması sebebiyle tehcire maruz kalan Ermenileri katliam iddiasıyla koşulsuz desteklemektedirler. Bu sebeple Karabağ, dünya kamuoyunun ve emperyal devletlerin insafına bırakılamayacak kadar önemlidir.

AzerbaycanDağlık KarabağDağlık Karabağ Savaşı+4
Halil İbrahim Eğrifeslioğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markası ve insan kaynakları fonksiyonlarıyla ilişkisi

Biz tüketiciler için herhangi bir ürün ya da hizmet satın alırken, tercihlerimizi belki de en çok etkileyen faktör markadır. Bir işletmenin piyasada ürün ve hizmetlerini ön plana çıkartması ve rekabet avantajı kazanmasını sağlayan da yine marka olacaktır. Ancak işletmeler yalnızca piyasadaki satışlarıyla rekabet avantajı elde etmezler. Rekabet avantajının en önemli araçlarından biri de insan kaynağıdır. İşletmenin, örgüt içerisinde nitelikli işgücü bulundurması gerekmektedir. Ancak bu yalnızca ürün markasının gücü ile sağlanabilecek bir durum değildir. Emek piyasasında bulunan sınırlı sayıdaki nitelikli işgücü bir şekilde örgüte dâhil edilmelidir. İşte bu noktada devreye işveren markası girecektir. İnsan kaynakları profesyonellerinin son yıllarda en büyük tartışma konusu işveren markasıdır. İşletmelerin rekabet avantajı kazanmasında nitelikli işgücünün örgüte çekilmesi ve elde tutulmasına destek olan işveren markasının önemi her geçen gün artmaktadır. Her ne kadar uygulama alanında gün geçtikçe popülerliği artsa da kavram ile ilgili yeterli akademik çalışma bulunmadığı gözlenmiştir. Bu çalışmada işveren markasının, bir işletmenin insan kaynakları fonksiyonlarını hangi açılardan, ne derece etkilediğinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Great Place to Work Enstitüsü tarafından Türkiye'nin en iyi işverenleri seçilen işletmeler ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Great Place to Work dünya çapında işveren markası konusunda hizmet veren bir araştırma ve danışma kurumudur. Bu açıdan bakıldığında seçilen işletmelerin güçlü bir işveren markasına sahip oldukları konusunda bir şüphe kalmayacaktır. Yapılan araştırmanın sonuçları göstermiştir ki; işletmeler işveren markası olma sürecinden başlayarak, gidilen tüm bu başarı yolunda kavramın etkilerini hissetmektedirler. Özellikle pazarlama, kurumsal iletişim ve insan kaynakları departmanları arasında güçlü işveren markası oluşturmak adına büyük çalışmalar yapılmaktadır. Araştırmanın problemleri açısından bakıldığında ise; işveren markasının insan kaynakları fonksiyonlarının birçoğunun üzerinde olumlu etkisi bulunduğu tespit edilmiştir. İşveren markası insan kaynakları fonksiyonlarını geliştirir, etkinleştirir ve güncel olanı yakalamasını sağlar.

MarkaNitelikli iş gücüİnsan kaynakları+2
Meltem Damla Yavuz
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sektörde insan kaynakları yönetimi açısından toplam kalite yönetimi: KALDER üyesi işletmeler üzerine bir araştırma

Günümüz işletmelerinin rakipleriyle rekabet edebilmeleri için işletmelerinde uyguladıkları uygulamaların başında toplam kalite yönetimi gelmektedir. Toplam kalite yönetimi günümüz işletmeleri için çok önemli bir hale gelmiştir. Birinci bölümde kavramsal çerçeve olarak insan kaynakları ve toplam kalite yönetiminin temel özelliklerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise insan kaynakları yönetimi ile toplam kalite yönetimi ilişkisi adı altında toplam kalite yönetimi açısından insan kaynaklarında önem kazanan fonksiyonlara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise; KALDER üyesi işletmelerde toplam kalite yönetimi açısından insan kaynakları yönetimi içerik analizi ile ilgili bir araştırmanın analizi yapılmıştır. Öncelikle araştırmanın konusu, evreni ve örneklem grubu, amacı, değişkenleri, yöntemi, veri derleme tekniği, mülakat sorularının oluşturulması, hipotezleri, sınırları ve araştırmada karşılaşılan zorluklardan bahsedilmiştir. Sonrasında özel sektörde faaliyet gösterip KALDER üyesi olup bünyesinde insan kaynakları departmanı bulunan işletmelerle gerçekleştirilen araştırmanın analizinde demografik bilgiler ortaya konulup mülakat sorularına verilen cevaplar Maxqda analiz programıyla kategorize edilerek tek tek değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki özel sektörde faaliyet gösterip Kalder üyesi olup bünyesinde insan kaynakları departmanı bulunan işletmelerin mülakat sorularını cevaplandıran insan kaynakları müdürlerinin veya sorumlularının % 95'i toplam kalite yönetimini şirketlerinde uyguladıklarını ifade etmişlerdir. % 5'i yani 1 şirket özel sektörde faaliyet gösterip Kalder üyesi olup bünyesinde insan kaynakları departmanı bulunmasına rağmen toplam kalite yönetimini şirketlerinde uygulamadıklarını ifade edip keşke uygulayabilsek şeklinde cevap vermişlerdir. Kalder'e ISO ile ilgili bir belge alabilmek için kayıt yaptırdıklarını ifade etmişlerdir. Anahtar

Toplam kaliteToplam kalite yönetimiÖzel sektör+3
Musa Yıldırım
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Engellilerin ulaşılabilirlikleri üzerine memnuniyet araştırması: Kocaeli ili örneği

Bu araştırmanın amacı, Kocaeli ili içerisinde ikamet eden engelli bireylerin ulaşılabilirlik açısından memnuniyet durumlarının incelenmesidir. Engelli bireylerin ulaşılabilirliği yaşam kalitesi ve hayata katılımlarını sağlamak için önemli bir yordayıcı konumundadır. Bu araştırmanın modeli taramadır. Örneklem seçim yönteminde tabakalı örnekleme modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcı grubu Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin Cemil Meriç Engelsiz Yaşam Merkezinde kayıtlı engellilere yönelik hizmetlerinden yararlanan engelli bireyler, Altı Nokta Körler Derneği Kocaeli Şubesindeki görme engelli üyeleri toplam 153 kişidir. Örneklem büyüklüğü hesaplamasında ve istatistiki anlamlılık tespitinde %95 güven aralığı ve % .05 hata payı referans alınmıştır. Araştırma Hazıran-2016 ile Hazıran-2019 yılları arasında gerçekleştirilmiş, uygulama kısmı ise Mart-2019 ve Mayıs-2019 arasında yapılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak sosyodemografik form ve engelli ulaşılabilirlik memnuniyet ölçeği kullanılmıştır. Uygulamanın yüz yüze anket şekliyle yapıldığı bu araştırmada veriler İBM SPSS 23. paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın analizleri yapılmadan önce verilerin dağılımları kontrol edilmiş ve farklılık testlerinden normallik dağılımı varsayımına sahip olan bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İki değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ise korelasyon analizi uygulanmıştır. Bu analizlerin sonucunda cinsiyet grupları arasında ulaşılabilirlik memnuniyeti açısından istatistiksel anlamlı farklılık bulunduğunu ve kadın katılımcıların, erkek katılımcılara oranla ulaşılabilirlik memnuniyetinin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Medeni durum gruplarında yapılan analiz sonuçlarına göre gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Yaş durumu grupları arasında ulaşılabilirlik memnuniyeti açısından yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda ise anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Bu farkı 26-35 yaş aralığında olan engelli bireylerin 12-25 yaş aralığında olan engelli bireylere göre daha yüksek ulaşılabilirlik memnuniyet seviyesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen korelasyon analizinde ise ulaşılabilirlik memnuniyeti ile gelir düzeyi arasında pozitif anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Engelli kişilerEngellilikFiziksel faktörler+5
Hülya Alp
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin kariyer yönetimi: Yıldız Teknik Üniversitesi ve Yalova Üniversitesi örnekleri

Bu araştırmada, devlet üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin kariyer planlaması, kariyer yönetimi ve kariyer geliştirme aşamalarında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Yalova Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ereş (2004)'in "Milli Eğitim Bakanlığında Kariyer Yönetimi" adlı doktora tezi için hazırladığı "Bireysel ve Örgütsel Kariyer Yönetimi Ölçeği" bu araştırmaya Bireysel Kariyer Yönetimi olarak uyarlanmıştır. Araştırmanın ölçeği, bireysel kariyer yönetimi gerçekleşme düzeyi ve örgütsel kariyer yönetimini algılama düzeyi boyutlarını içermektedir. Kariyer nesnel olarak, kişinin çalışma hayatı boyunca yaptığı işler ve buna bağlı olarak hedeflediği amaçlardır. Kariyer, bireyin çalışma hayatı boyunca bulunduğu mevkilerdir. Öznel kariyer ise; kişinin hayatı boyunca sergilediği hal, tavır ve davranış kavramlarından oluşmaktadır. Buna ek olarak bireyin aile hayatındaki konumu, sosyal ve kültürel yaşantısında elde ettiği pozisyonu da öznel kariyer olarak değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmada da akademisyenlerin kariyer basamakları ve bu süreçte yaşadıkları sorunlar araştırılmış ve bu sorunlara ışık tutulmaya çalışılmıştır. Akademisyenlerin bireysel kariyer planlamaları ve üniversitelerin bu kariyer planlama sürecine etkileri ve akademisyenlerin beklentileri de araştırılmıştır. Akademisyenlerin kariyer hedefleri unvan, yaş grupları, cinsiyet, kıdem ve üniversiteler bazında bireysel ve kurumsal kariyer planlaması ve kariyer yönetimi uygulamaları karşılaştırılarak ortak sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır.

AkademisyenlerDevlet okullarıKariyer+5
Murat Yılmaz
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya ve Türkiye'de korumalı işyeri uygulaması

Engellilik olgusu günümüz toplumunda ve geçmiş toplumlarda kendine sosyal hayatın içinde yer edinmiş bir konudur. Ülkemizde de bu konunun önemi son yıllarda daha fazla anlaşılmış; dezavantajlı gruplardan biri olan engelliler için pozitif ayrımcılık yapılarak çeşitli politikalar geliştirilmeye başlanmıştır. Engellilerin toplumla olan bütünleşmesini sağlamak için onlara yönelik yapılacak politikalar oldukça önemlidir. Bu açıdan bakıldığında engelli istihdamı konusu da engelliler için oldukça önem arz etmektedir. Engelli istihdamı konusunda Türkiye'de yapılan çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Bu tez çalışmasında araştırma yöntemlerinden literatür taraması ve dokümantasyon incelemesinden yararlanılarak engelli istihdam yöntemlerinden biri olarak kullanılan korumalı işyeri uygulaması Türkiye'deki ve Almanya'daki görünümüyle incelenmiş ve iki ülkedeki uygulama karşılaştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde engellilik kavramı üzerinde durulmuş ve aynı zamanda Türkiye'de ki engelliler ile ilgili istatistiksel verilere yer verilmiştir. İkinci bölümde engelle istihdamı değerlendirilmiş ve korumalı işyeri uygulamasının Türkiye'deki görünümüne bakılmıştır. Üçüncü olan son bölümde Almanya'daki korumalı işyeri uygulamasına bakılmış ve sonrasında Türkiye ile karşılaştırması yapılmıştır.

AlmanyaEngelli istihdamıEngelli kişiler+4
Korhan Çalışkan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu çalışanlarının sanal kaytarma davranışları: Yalova Üniversitesi örneği

Bilişim teknolojilerinin örgütlerde kullanılması, çalışanlar arasındaki sosyal ilişkileri daha basit bir hale getirmiş, iş yükünü azaltmış dolayısıyla verimliliği artırmıştır. Bunun yanında çalışanların mesai saatleri içerisinde işyerinde sunulan internet imkânlarını iş dışı etkinlikler ve kişisel amaçlarla kullanması sanal kaytarma kavramını gündeme getirmiştir. Bu araştırmanın amacı sanal hayat ve sanal kaytarma davranışları hakkında genel bir bilgi birikimi oluşturduktan sonra çalışanların sanal kaytarma davranışlarının hangi düzeyde ve hangi bireysel faktörlerden etkilendiğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemi, Yalova Üniversitesi'ne bağlı birimlerde çalışan 311 idari personeli kapsamaktadır. Ancak 311 idari personelin içerisinde temizlik personeli ve güvenlik personelleri de bulunduğundan, 211 adet anket ile toplanan veriler analiz edilmiştir. Bu çalışmada öncelikli olarak literatür incelenmiştir. Literatüre bağlı kalınarak kullanılacak olan ölçek tespit edilmiştir. Seçilen ölçek daha önce yapılan çalışmalarda kullanılmış olup, anket formu 2 bölümden ve 28 sorudan oluşmaktadır. Anketlerden toplanan veriler SPSS 20 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yalova Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bu araştırma demografik değişkenler bakımından incelendiğinde ankete katılanların sanal kaytarmaya olan bakış açıları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Eğitim, yaş, cinsiyet, kıdem, medeni durum ve statü gibi faktörlerin sanal kaytarma davranışları üzerinde belirgin bir etkisi olmayıp, örgüt çalışanları kendi ilgi, ideolojileri ve mesleki özelliklerine göre sanal kaytarma davranışı sergilenmektedir. Sanal kaytarma davranışları üzerine daha önce yapılan çalışmalarda da demografik özellikler bakımından bu çalışmayı destekler nitelikte benzer sonuçlara ulaşılmıştır.

Kamu personeliSanal kaytarmaYalova+1
Çağrı Kırtay
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Etik liderlik davranışlarının örgütsel adalet algısı ile ilişkisi: Kocaeli ilindeki eğitim kurumlarında yapılan bir araştırma

Araştırmamız, etik liderlik davranışının örgütsel adalet algısı ile ilişkisini ele almaktadır. Çalışmamızın güçlendirilmesi amacıyla; sosyo-demografik öğelerin etik liderlik ve örgütsel adalet algısına dönük ne gibi bir etkisellik yaratacağı görülmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda; Kocaeli ilindeki Gölcük, Başiskele ve İzmit ilçelerindeki her tür ve kademedeki okullarda, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı itibarıyla görev yapan 955 kadın ve 334 erkek, toplam 1289 eğitimci(öğretmen) araştırmamıza alınmıştır. Söz konusu öğretmenlerin, "Etik Liderlik Ölçeği" ile etik liderlik algıları; "Örgütsel Adalet Ölçeği" ile ise örgütsel adalet algıları saptanmaya çalışılmıştır. İncelememizde bulgulanan doneler, SPSS 22.0 veri analiz programıyla istatistiki olarak analiz edilmiştir. Normallik testi ardından alt problem testleri için Pearson Korelasyon Analizi (Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı), Tamhane's T2 Analizi, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi'nden yararlanılmıştır. Çalışmamızda, öğretmenlerin yöneticilerinin etik liderlik davranışlarını algılama düzeylerinin sosyo-demografik özelliklere göre (cinsiyet, yaş grubu, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, medeni durum, okulda çalışılan süre ve okul türü değişkenleri) bir farklılık oluşturup oluşturmadığına dair istatistiksel ölçümleri yapılmıştır. Öğretmenlerin algısallıklarına göre yönetici etik liderlik davranışlarının cinsiyet, mesleki kıdem düzeyi ve medeni durum değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği (p>0.05); buna mukabil yaş grupları, eğitim düzeyi, okulda çalışılan süre ve okul türü değişkenlerin ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05) saptanmıştır. Sosyo-demografik özelliklere göre ölçümlenen örgütsel adalet algısına bakıldığında; araştırmanın katılımcı öğretmenlerinin, örgütsel adalet algısallıklarının cinsiyet, yaş grupları, mesleki kıdem ve medeni durum değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediğini (p>0.05) bulgulamıştır. Öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının eğitim düzeyi, okulda çalışılan süre ve okul türü değişkenleri açısından ele alındığındaysa istatistiki olarak anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05) tespit edilmiştir. Genel olarak bakıldığında, öğretmenlerin etik liderlik ve örgütsel adalet algılarının oluşumunda sosyo-demografik özelliklerin önemli bir belirleyiciliğe sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca, yönetici etik liderlik algıları ile örgütsel adalet algıları arasında pozitif, güçlü düzeyde anlamlı bir ilişkinin bulunduğu (r = 0,91, p<0,01) görülmektedir. Araştırmamız bulguları, literatürel birikimle uyumluluk içindedir. Ancak, etik liderlik ve örgütsel adalet kavramlaının algısallıklarının birçok unsuru bünyesinde barındıran son derece karmaşık süreçlerle ilişkili olduğu ve sadece sosyo-demografik özelliklerle kavranamayacağı unutulmamalıdır. Çalışmamızın çizdiği çerçeve, yöneticilerin etik liderlik davranışlarını gösterme yetilerinin, örgütsel adalet algısı üzerinde son derece önemli etkilere sahip olduğu yönündedir.

Adalet algısıEtik liderlikEğitim kurumları+3
Abdulhalik Köse
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt kültürü'nün iş tatminine etkisi: Devlet ve vakıf üniversitelerindeki akademisyenler üzerine bir araştırma

Örgüt kültürü ilk olarak Peters ve Waterman tarafından Amerika'da, Pascale ve Athos tarafınca Japonya'da ele alınmış ve gözlemlenmiştir. İşletme kültürü, firma kültürü ve kurumsal kültür şeklinde de isimlendirilmektedir. Örgüt kültürü bulunduğu çevre ile iletişim kurma, bütünleşmeyi amaçlamaktadır. Örgüt kültürü, örgüt içerisindeki çalışanlar ile paylaşılan teoriler ve değerlerdir. İş tatmini ise temel olarak çalışılan iş hakkındaki düşünceleri, hisleri anlatmaktadır. İş tatmini günümüzde giderek önemli noktaya gelmiştir. Teknolojik gelişmeler sonucunda çalışanların daha fazla nitelikli olması gerekmektedir. Yetenekli çalışanları elde tutabilmekte önemli bir konudur. İş tatmini burada devreye girmektedir. Bu durumda örgüt kültürünün iş tatmini üzerindeki etkisi işletmenin sürekliliği açısından önemli duruma gelmektedir. Bu amaçla iki kavram arasındaki ilişki incelenerek örgüt kültürünün iş tatminine etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde örgüt kültürü kavramı, çeşitleri özellikleri incelenmiş; sonra örgüt kültürü öğeleri, modelleri ele alınmıştır. İkinci bölümde önce iş tatmini ile ilgili kavramlar ele alınmış; sonra iş tatminini etkileyen faktörler, bireysel faktörler, iş ve örgüt ile ilgili faktörler iş tatmini ile ilgili kuramlar ve tekniklere yer verilirken daha sonra ise olumsuz sonuçları ile birlikte diğer kavramlar ile etkileşimi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise örgüt kültürü ve iş tatmini ilişkisi üzerine yapılan araştırmaya yer verilmiştir. Araştırmada, örgüt kültürü ve iş tatmini arasında anlamlı ilişkiler olduğu ortaya çıkmıştır. Ulaşılan bulguların genel olarak literatürdeki yaygın olan görüşleri destekler biçimde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akademik personelAkademisyenlerÖrgüt kültürü+2
Fatih Gümüş
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyeri maneviyatının iş tatmini ve örgütsel bağlılıkla ilişkisi: İstanbul'daki imam hatip liselerinde çalışan öğretmenler üzerinde bir araştırma

Bu çalışma işyeri maneviyatının iş tatmini ve örgütsel bağlılıkla ilişkisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. İşyerin maneviyatı, bireyin hayatındaki nihai amaçlarını bulma, iş arkadaşlarıyla ve işle ilgili diğer kişilerle güçlü bir bağlantı geliştirme ve kendi inançları ile işyeri değerleri arasında uyum sağlama çabaları şeklinde tanımlanmıştır. İşyeri maneviyatı çalışanların kendi içselliklerini, çalıştığı ortamda garipsenmeden, gülünç olmadan, eleştirilmeden yaşamasını sağlamakta, iş ve maneviyat arasındaki engelleri kaldırarak, insan ruhunu özgür bırakmakta ve çalışanların özbenlikleri ile bütünlük içinde olabilmelerini sağlamaktadır. Bu çalışmada akademik çevrelerin yeni yeni ilgisini çekmeye başlamış olan işyeri maneviyatı konusu, henüz yeterince çalışılmamış bir konu olduğu düşüncesiyle tercih edildi. İşyeri maneviyatı teorik olarak detaylı bir şekilde tartışıldı. Türkiye'de manevi-dini eğitimde her zaman ilgi odağı olan imam-hatip liseleri bu çalışmada öğretmenler açısından bir işyeri olması yönüyle seçildi. Manevi-dini değerlerin öğretidiği ve yaşam biçimi haline getirilmesi hedeflenen bu eğitim kurumlarında işyeri maneviyatının düzeyi, iş tatminiyle ve örgütsel bağlılıkla ilişkisi ele alındı. Çalışmamızın evrenini bu okulların en fazla olduğu şehir olan İstanbul'un 39 ilçesindeki yaklaşık 200 İmam-Hatip Lisesinde görev yapan toplam 9330 öğretmen oluşturmaktadır.İşyeri maneviyatı,iş tatmini ve örgütsel bağlılık olmak üzere üç farklı öğretmen tutumunu belirlemeye ve ilişkisini incelemeye yönelik saha araştırması İstanbul'un farklı ilçelerindeki 507 örnekleme ulaşılarak gerçekleştirdi. Araştırmada veri toplama aracı olarak dört bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Veri toplama aracının ilk bölümünde öğretmenlerin yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, öğrenim düzeyi, öğretmenlik mesleğindeki çalışma süresi, okuldaki çalışma süresi, daha önce çalıştığı okullar, branş, lise öğrenim türü, imam hatip lisesinde çalışma nedeni, işyerindeki görevi bilgilerinden oluşan demografik bilgi formu yer almaktadır. Anket formunun diğer bölümlerini Kinjerski ve Skrypnek (2006) tarafından geliştirilen İşyeri Maneviyatı Ölçeği, Weiss vd. (1967) tarafından geliştirilen Minnesota İş Tatmini Ölçeği ve Meyer vd. (1993) tarafından geliştirilen Örgütsel Bağlılık Ölçeği oluşturmaktadır. Araştırma neticesinde işyeri maneviyatı ölçek puanları ile içsel tatmin, dışsal tatmin ve iş tatmini toplam puanları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tesbit edilmiştir.Yine işyeri maneviyatı ölçek puanları ile duygusal bağlılık, devam bağlılığı, normatif bağlılık ve örgütsel bağlılık toplam puanları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki tesbit edilmiştir. İşyeri maneviyatı boyutlarının, iş tatminindeki değişimin yaklaşık %22'sini açıklamakta olduğu ve elde edilen bulgulara göre iş tatmini üzerinde en önemli etkiye sahip boyutların sırasıyla " topluluk hissiyatı" ve "gizemli mistik deneyim" olduğu görülmüştür. Yine İşyeri maneviyatı boyutlarının örgütsel bağlılıktaki değişimin yaklaşık %27'sini açıkladığı ve elde edilen bulgulara göre örgütsel bağlılık üzerinde en önemli etkiye sahip boyutların sırasıyla "topluluk hissiyatı" , "işe tutkunluk" ve "gizemli mistik deneyim" olduğu tesbit edilmiştir. Anahtar kelimeler:İşyeri Maneviyatı,İş Tatmini,Örgütsel Bağlılık

ManeviyatÖrgütsel bağlılıkÖğretmenler+3
Ali İmran Bostancıoğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Avukatların problem çözme becerilerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ve iş yaşam dengeleri üzerindeki etkisinin incelenmesi: Isparta ili örneği

Avukatlık mesleği; sürekli yoğun ilişkiler gerektiren bir meslektir. Ayrıca müvekkillerin haklarını arama sürecinde avukatın rolü ile üstlendiği sorumluluk düzeyinin fazlalığı, buna karşın adli süreçlerdeki aksaklıklar ve uzun adli süreçlerin stres düzeyini arttırması ile birlikte avukatlık, problem çözme becerisine sahip, tükenmişlik yaşamaya elverişli ve iş-yaşam dengesini kurmada zorlanılan meslek grupları arasında yer almaktadır. Bu bakış açısıyla tasarlanan araştırmanın amacı, Isparta ilinde görev yapan avukatların problem çözme becerilerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ve iş yaşam dengeleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çeşitli sorulara cevap aranmıştır. Bu sorular, avukatların problem çözme becerilerinin ne düzeyde olduğu, mesleki tükenmişliklerinin ne düzeyde olduğu, iş yaşam dengeleri ve iş yaşam dengelerini etkileyen faktörlerin neler olduğudur. Ayrıca birtakım kişisel ve işle ilgili değişkenlerin Isparta ilinde görev yapan avukatların problem çözme becerileri ve mesleki tükenmişliklerini etkileyip etkilemedikleri ve etkiliyor ise ne derece etki ettiğinin tespit edilmesidir. Araştırmanın modeli, nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma yöntemdir. Bu araştırmanın karma yöntem ile yapılmasının sebebi, araştırma problemlerinin nitel veya nicel yöntemlerin tek başına cevaplayamayacağı araştırma sorularını kapsamasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu Isparta ili merkez ilçesinde yaşayan avukatlar oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunu aktif avukatlık yapan 288 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise yine Isparta il merkezinde avukatlık görevini icra eden 20 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda 2 farklı ölçek kullanılırken, nitel boyutu için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçekler, Şahin ve diğ. (1993) tarafından Türkçeye uyarlanmış Problem Çözme becerileri Ölçeği, Engin (1992) tarafından Türkçeye uyarlanmış Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan iş-yaşam dengesine ilişkin yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırmada ne tür analizlerin kullanılacağının tespiti için ölçeklerin güvenirlik geçerlilik ve normallik testleri yapılmıştır. Analizler sonucunda parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde, avukatların en yüksek ortalamayı kişisel kontrol alt boyutunda sağladıkları görülmüştür. Daha sonra sırasıyla yaklaşım-kaçınma tarzı, problem çözme ölçeği genel ortalamasından ve en son ise problem çözme güveni alt boyutundan sağladıkları, avukatların tükenmişlik ölçeği alt boyutları ve genel ortalamalarında, avukatların en yüksek ortalamayı kişisel başarı alt boyutunda sağladıkları daha sonra sırasıyla duygusal tükenmişlik, tükenmişlik genel ortalamasından ve en son ise duyarsızlaşma alt boyutundan sağladıkları bulgulanmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda avukatların mesleğinin niteliği ve çalışma şartlarının artırılması hususunda önerilerde bulunulmuştur.

AvukatlarAvukatlıkIsparta+5
Aysel Tanyıldız
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikolojik dayanıklılığın iş tatminine etkisinde iş stresinin aracı rolü: Sosyal hizmet alanı çalışanları üzerine bir araştırma

Psikolojik dayanıklılığın, iş stresi ve iş tatminine etkisinin ele alındığı bu çalışmada sosyal hizmet alanı çalışanları ile ilgili bir araştırma yapılmıştır. Ayrıca sosyal hizmet alanı çalışanlarının psikolojik dayanıklılıklarının iş tatminlerine etkisinde iş stresinin aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda sosyal hizmet alanı çalışanlarının psikolojik dayanıklılığının iş stresi ve iş tatmini üzerinde etkili olduğuna ve psikolojik dayanıklılıkları ile iş stresleri arasında ters ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca iş stresi ile iş tatmini arasında da ters ilişki olduğu ve burada da iş stresinin iş tatminini azalttığı görülmüştür. Bununla birlikte hizmet alanı çalışanlarının psikolojik dayanıklılığının iş tatminini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak da psikolojik dayanıklılık ile iş tatmini arasındaki ilişkideki iş stresinin aracılık etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak iş stresinin psikolojik dayanıklılık ve iş tatmini arasında aracılık etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Psikolojik dayanıklılıkSosyal hizmet uzmanlarıSosyal hizmetler+4
Saime Berna Karakale
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsan kaynakları yöneticilerinin bireysel değerleri ile yönetsel yetkinliklerinin karar verme stilleri üzerine etkisi: İnsan kaynakları yöneticileri üzerine yapılan bir araştırma

Bu çalışma, küreselleşme çağında örgütlerin rekabet gücünü artırmasında ve sürdürülebilir başarı elde etmesinde kritik öneme sahip insan kaynakları yöneticilerinin bireysel değerleri ile yönetsel yetkinliklerin karar verme stilleri üzerine etkisini araştırmaktadır. Araştırma verilerinin analizlerinde, frekans analizleri, Pearson korelasyon, regresyon, t testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Aracı rolün tespitinde Model 4 kullanılmıştır. 110 yönetici ile yapılan anket çalışmasının analizlerinde, kadın yöneticilerin "kaçınma karar verme" stilini, erkek yöneticilerin "anlık karar verme" stilini daha fazla kullandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, yöneticilerin yaşlarının arttıkça "stratejik düşünme" yetkinliklerinin arttığı belirlenmiştir. İK yöneticilerinin öne çıkan değerleri "muhafazacı" ve "kendini aşma" ; yetkinlikleri ise "yönetim & liderlik" ve "değişim yönetimi" olarak tespit edilmiştir. Yöneticilerin karar verme stilleri ise sırasıyla "rasyonel", "sezgisel" ve "bağımlı" karar verme stilleri olmuştur. İK yöneticilerinin %57,3'ü yönetim kurulu toplantılarına aktif katılarak, %21,8'i üst yönetime veri sağlayarak stratejik kararlara pasif katılım sağlamaktadır. Yöneticilerin öne çıkan değeri "öz aşkınlığın", yöneticilerin "stratejik yönetim zihniyeti", "İKY teknik uzmanlık", "İK çabaları & uygulamaları" ve "yönetim & liderlik" yetkinliklerini belirlediği tespit edilmiştir. Bu yetkinliklerden "stratejik yönetim zihniyeti" ve "yönetim & liderlik" yetkinliklerinin ise "rasyonel" karar verme stilini en yüksek seviyede açıkladığı belirlenmiştir. Bu çalışma ile İK yöneticilerinin bireysel değerlerinin, yetkinliklerinin karar verme stilleri üzerinde etkilerini bilmeleri ve böylece kendi güçlü ve zayıf yönlerini daha iyi anlamalarına olanak sağlanarak, İK yöneticilerinin etkili ve rasyonel kararlar vermeleri hedeflenmektedir. Böylece örgütsel başarıya önemli katkısı olacak doğru işe doğru kişiyi yerleştirmelerine de katkı sağlanmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: İnsan kaynakları, değerler, yetkinlikler ve karar verme stilleri

Sema Gedik
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşam dengesi ve mesleki bağlılık ilişkisi: Kadın psikologlar üzerine bir araştırma

ÖZET Bu çalışma, iş yaşam dengesi ile mesleki bağlılık arasındaki ilişkiyi kadın psikologlar özelinde incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada, mesleki bağlılığın duygusal, normatif ve devamlılık boyutları ile iş-yaşam dengesine etkileri analiz edilmiş, toplumsal cinsiyet rolleri ve aile sorumluluklarının bu dinamikler üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Araştırma bulguları, yüksek mesleki bağlılık gösteren kadın psikologların mesleklerine duygusal bağlılık geliştirdiklerini, ancak iş-aile çatışması yaşama olasılıklarının arttığını ortaya koymaktadır. Özellikle çocuk bakımı ve ev içi sorumlulukların ağırlıkta olduğu durumlarda, iş yaşam dengesinin bozulmasının mesleki tükenmişlik riskini artırdığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, esnek çalışma düzenlemeleri ve örgütsel destek mekanizmalarının, kadın psikologların mesleki bağlılıklarını sürdürürken iş-yaşam dengesini korumalarına katkı sağladığı tespit edilmiştir. Çalışma, mesleki bağlılık ve iş yaşam dengesi arasındaki ilişkinin toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamakta; örgütlerin kadın çalışanların ihtiyaçlarına yönelik politikalar geliştirmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, insan kaynakları uygulamalarında esneklik, psikolojik destek ve kariyer gelişim fırsatlarının artırılması önerilmektedir.

İlknur Aksu
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors