Theses supervised by Prof. Dr. Ersin Polat
10 theses · Akdeniz University
Marullarda fide döneminde yapılan uv-b ışın uygulamalarının bitki gelişimi, ürün verimi ve kalitesi üzerine etkileri
Çalışmanın amacı, marullarda fide döneminde uygulanan UV-B ışınlarının hem fide hem de ürün döneminde bitki gelişimi, verimlilik ve kalite üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Kıvırcık marul (L sativa var.crispa cv. Caipira) ve Baş marul (L.sativa var.capitata cv. Fortunas) fideleri UV-B ışınlarının kontrol, 4.8 ve 9.6 kJ/m2/gün doz uygulamasına 12 gün süreyle tabi tutulmuştur. Fide gelişim dönemini tamamlayan bitkiler topraksız tarım ortamında torf + perlit karışımından oluşan katı ortam kültüründe yetiştirilmiştir. Fide ve ürün döneminde gelişmesini sürdüren bitkilerde; bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak eni, kök boğazı çapı, kök uzunluğu, kuru madde miktarı, makro-mikro element tayini, yaprakta toplam klorofil miktarı ve renk değerlerine bakılmıştır. Ayrıca hasat edilen marullarda baş ağırlığı ve verim parametrelerine ilişkin ölçümler yapılmıştır. Fide döneminde yapılan farklı dozlardaki UV-B ışın uygulaması sonucu marul fidelerinde bitki boyu, kök uzunluğu ve klorofil miktarında azalmalar tespit edilmiştir. Ayrıca artan UV-B dozları Caipira çeşidinde bitki besin elementlerinden; Ca, K, Zn ve Fe içeriklerini arttırırken, Cu ve P içeriklerini azaltmış buna karşın Fortunas çeşidinde ise Fe, K, Ca içeriklerini azaltmıştır. Ürün döneminde yapılan ölçümlerde ise Fortunas çeşidinde klorofil miktarının, Caipira çeşidinde ise baş ağırlık değerinin azaldığı, her iki çeşitte ise verim ve pazarlanabilir verim değerinin kontrol grubuna göre azalmasına rağmen istatistiksel olarak önemli bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak Caipira çeşidinde mineral maddelerden Ca, K, Mg içerikleri artarken, Zn ve Cu içeriklerinin azaldığı, Fortunas çeşidinde ise Ca, K, Zn, Cu, Fe ve Mn içeriklerinin arttığı görülmüştür.
Su kültüründe biostimulant uygulamalarının kıvırcık marul yetiştiriciliğinde verim ve kalite üzerine etkisi
Bu araştırma, su kültürü marul yetiştiriciliğinde Biostimulant kullanımının bitki büyümesi ve verimi üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Araştırma ve Uygulama arazisinde gerçekleştirilmiş olup, yetiştiricilik durgun su kültürü teknelerinde yapılmıştır. Çalışmada bitki materyali olarak Lactuca sativa türüne ait 'Caipira' marul çeşidi kullanılmış olup, sıvı Biostimulant olarak bakteri içerikli BM-Root-Pan ile Humik Asit ve Fulvik Asit, içerikli Maksoil ticari isimli ürünler kullanılmıştır. Uygulamalar; Kontrol (K), Kontrol+Maxsoil (K+M), Kontrol+Rootpan (K+R) ve Kontrol+Maxsoil+Rootpan (K+M+R) olmak üzere planlanmış ve araştırma 3 tekrarlı olarak yürütülmüştür. Çalışmada; yaprak boyu ve genişliği, yapraktaki kuru madde miktarı, bitki kök uzunluğu, yaprakta suda çözünür kuru madde (SÇKM), bitki başına ortalama verim, birim alandan elde edilen verim, bitki yaprak EC ve pH değerleri, yaprak sayısı, kök ağırlığı, baş çapı, baş yüksekliği, kök boğazı çapı, renk ve klorofil ölçümleri (SPAD) yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre uygulamaların; yaprak eni, klorofil (SPAD) değeri, yapraktaki kuru madde miktarı %, marul baş çapı, bitki başına verim (g/bitki) ile birim alan verim (g/m2) değerleri üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmuş, diğer ölçüm ve analizlerde farklılık tespit edilmemiştir. En yüksek yaprak eni değeri (16.59 cm) K+M uygulamasından, en yüksek SPAD değeri (27.09) K+R+M uygulamasından, en yüksek kuru madde değeri kontrol dışında, aynı grup içerisinde yer alan K+M (5.84) , K+R (5.86) ile K+R+M (5.60) uygulamalarından, baş çapı açısından en yüksek değer K+M (29.96 cm) uygulamasından, bitki başına ortalama verim açısından en düşük değer K+R+M uygulamasından (96.31 g) elde edilmiş, diğer uygulamalar kendi aralarında farklılık oluşturmamıştır (119.3-123.82 g). Birim alan verim değerleri açısından uygulamaların etkisi önemli bulunmuş en yüksek verim K+M uygulamasından (7080.8 g/m2), en düşük verim ise K+R+M uygulamasından (5326.9 g/m2) elde edilmiş, Kontrol'de ise 6767.1 g/m2 verim değeri tespit edilmiştir. Sonuç olarak araştırmada durgun su kültüründe humik asit ve fulvik asit içerikli preparatların olumlu etkisinin olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: : Biostimulant, Fulvik Asit , Humik Asit, Kıvırcık Marul, Su Kültürü
Determinant ileri domates hatlarında çiçek tozu ve yumurtalık kalitesinin meyvede tohum bağlama ve tohum üretimine olan etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmada, ileri seviyedeki (F5 ve üzeri) bodur domates hatlarında polen canlılığının tohum verimine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışma Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin arazi ve laboratuvarlarında yürütülmüş, genotip olarak şirketin gen havuzundaki beef ve plum özellik gösteren bodur domates grubuna ait ileri domates hatları kullanılmıştır. Araştırmada, melezleme için kullanılan baba ebeveynde polen canlılığı; %20, %40, %60 seviyesinde oluşturularak tozlama yapılmıştır. Araştırmada; stigma kalınlığı, stil uzunluğu, stigma polen yük kapasitesi (%), stigmada üzerinde bulunan canlı polen sayısı, ovaryum çapı, stigma boyu, stil çapı, tutmayan melez sayısı, meyve çapı ve boyu, ortalama meyve ağırlığı, meyve rengi, SÇKM, meyvedeki fruktoz ve glukoz değerleri, klorofil değerleri ve ovül sayısı ile ilgili ölçümler yapılmıştır. Araştırma sonucunda, %20, %40 ve %60 oranlarında polen canlılıklarının SÇKM, meyve ağırlığı ve tutmayan melez sayısı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuş ancak genotipler üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. SÇKM'ye etkisi bakımından en yüksek değer ise 23TSPL.0059 (%4.96) genotipinden elde edilirken ortalama meyve ağırlığına etkisinde 210.56 g'lık ortalama ile 23TSPL.0072 genotipi en yüksek değere sahiptir. Tutmayan melez sayısı bakımından ise en yüksek değerin 15.44 adet ile 23TSPL.0043 genotipine ait olduğu elde edilmiştir. Farklı polen canlılıklarının tohum sayısına etkisi ve genotipler arasında da tohum sayısına etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. %20 polen canlılığına ait ortalama tohum sayısı 65.51 adet, %40 canlılık için 77.78 adet ve %60 canlılık için 76.34 adet elde edilmiştir. Canlılıkların genotiplere etkisine bakıldığında en yüksek tohum sayısı değerinin 138.56 adet ile 23TSPL.0044 genotipinden elde edildiği tespit edilmiştir. 23 TSPL.0082 (97.9) klorofil içeriği, 23TSPL.0046 ve 23TSPL.0072 (%5.17) SÇKM, 23TSPL.0071 (238.33 g) meyve ağırlığı, 23TSPL.0045 (200 adet) tohum sayısı, 23TSPL.0086 (%29.33) fruktoz, 23TSPL.0061 (%24.97) glukoz, 23TSPL.0091 (9.2 cm) meyve boyu, 23TSPL.0045 (8.1 cm) meyve çapı, 23TSPL.0064 (46.87 C*) Chroma, 23TSPL.0076 (59.9 h°) Hue açısı, 23TSPL.0058 (46.07) L*, 23TSPL.0066 (%87.17) stigmadaki polen canlılığı, 23TSPL.0082 (97.9 adet), stigmadaki canlı polen sayısı, 23TSPL.0093 (4.27 mm) ovaryum çapı, 23TSPL.0071 (408.33 adet) ovül sayısı, 23TSPL.0077 (60 µm) stigma boyu, 23TSPL.0077 (35.33 µm) stigma kalınlığı, 23TSPL.0077 (45 µm) stil çapı, 23TSPL.0086 (9.17 mm) stil uzunluğu parametrelerinde en yüksek değerleri veren genotiplerdir. Korelasyon ilişkisinde ise tohum sayısı ile stil uzunluğu, glukoz ve meyve boyu negatif korelasyon göstermiştir. Bu parametrelerin değerleri arttıkça tohum sayısı azalmakta ya da bu değerler azaldıkça tohum sayısı artmaktadır. Tohum sayısı ile ovül sayısı (0.637), ovaryum çapı (0.337), stil çapı (0.512), stigma boyu (0.529), stigma kalınlığı (0.433), stigmadaki canlı polen sayısı (0.458), meyve çapı (0.707), Hue değeri (0.304) ve meyve ağırlığı (0.675) parametreleri arasında pozitif korelasyon katsayısı değerleri ile P<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. Klorofil (0.029), stigmadaki polen canlılığı (0.175), SÇKM (0.119), fruktoz (0.073), L* (0.063) ve Chroma (0.158) parametreleri ile tohum sayısı arasında pozitif korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Melez meyvelerinde ise %20 ve %60 polen canlılığında SÇKM'nin tohum sayısına etkisi önemsiz bulunmuş ancak %40 canlılık için 0.186* katsayısı ile pozitif korelasyon göstermiştir. %20, %40 ve %60 polen canlılığında meyve ağırlığının tohum sayısına etkisi sırasıyla 0.654***, 0.635*** ve 0.618*** katsayılarıyla pozitif korelasyon göstermiştir.
Kokteyl domates ıslahında salkım hasadına uygun çeşit adayı hibritlerin belirlenmesi
Domates tipleri arasında kokteyl domates yetiştiriciliği hem iç pazar hem de ihracatta önemli bir yer edinmiştir. Kokteyl domates yetiştiricilerinin sıklıkla karşılaştıkları sorunlardan biri, tek meyve koparılarak hasadın zaman aldığı ve bu sebeple işçi kullanımındaki artıştan kaynaklı olarak maliyetin arttığına yöneliktir. Bu kapsamda kokteyl domates yetiştiriciliğinde hasat zamanını kısaltmak ve işçilik maliyetlerini düşürmek için salkım formu bozulmadan salkım hasadına uygun yeni çeşit geliştirmeye ihtiyaç olduğu söylenilebilir. Araştırma, Troya Tohum Üretim Araştırma ve Pazarlama Tic. A.Ş.' ye ait serada yürütülmüştür. Şirketin gen havuzunda bulunan kokteyl tip F6 ve ileri hatların ana ve baba olarak belirlenip melezlenmesi sonucu, 18 hibrit çeşit adayı materyal olarak kullanılmıştır. Kontrol olarak Scala F1, Alkış F1 ve Filika F1 çeşitlerine yer verilmiştir. Hibrit çeşit adaylarında salkım uzunluğu, salkımda olgunlaşan meyve sayısı, meyvenin saptan kopma derecesi, meyve şekli, meyve çapı ve boyu, çekirdek evi çapı ve boyu, meyve karpel sayısı L*, Chroma (C*), hue açısı (ho) renk değerleri, ortalama meyve ağırlığı, meyve eti kalınlığı, SÇKM, meyve eti sertliği ve ortalama salkım ağırlığı parametrelerinde ölçüm ve gözlemler yapılmıştır. Araştırma sonucunda, kokteyl tipi hibrit çeşit adaylarının salkım uzunluğu, salkımda olgunlaşan meyve sayısı, meyve çapı ve boyu, meyve çekirdek evi çapı ve boyu, L*, C*, h°, ortalama meyve ağırlığı, meyve eti kalınlığı, SÇKM, meyve eti sertliği ve ortalama salkım ağırlığı bakımından istatiksel olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Karpel sayısı istatiksel olarak önemsiz bulunmuştur. TH19 (43.56 cm) salkım uzunluğu, TH19 (18.47 adet) salkımda olgunlaşan meyve sayısı, TH04 (39.78 mm) meyve çapı, TH11 (60.63 mm) meyve boyu, TH02 (29.86 mm) çekirdek evi çapı, TH11 (38.31) çekirdek evi boyu, TH08 (42.35) L*, TH05 (39.75) C*, TH08 (42.83) ho, TH11 (51.47 g) ortalama meyve ağırlığı, TH11 (5.67 mm) meyve eti kalınlığı, TH14 (%7.93) SÇKM, TH08 (1.22 kg/cm2) meyve et sertliği, TH11 (408.94 g) ortalama salkım ağırlığı parametrelerinde en yüksek değerleri veren hibrit çeşit adayları olarak görülmüştür.
Su kültürü marul yetiştiriciliğinde biyogübre uygulamalarının bitki gelişimi ve verim üzerine etkileri
Bu araştırma, su kültürü marul yetiştiriciliğinde biyogübre kullanımının bitki gelişimi ve verimi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Araştırma ve Uygulama arazisinde yürütülmüş, yetiştiricilik durgun su kültüründe teknelerde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkisel materyal olarak Lactuca sativa var. crispa türüne ait ' Caipira' marul çeşidi kullanılmış, sıvı vermikompost ile farklı bakteri içeriğine sahip olan BM-Megaflu ticari isimli mikrobiyal gübrelerin yetiştiricilik üzerine etkileri araştırılmıştır. Uygulamalar; Kontrol (K), kontrole ilave olarak vermikompost (VK, 3 ml/L) ile megaflu (MF, 1ml/L)'nun kullanıldığı, Kontrol+Vermikompost (K+VK), Kontrol+Megaflu (K+MF) ve Kontrol+Vermikompost+Megaflu (K+VK+MF) olacak şekilde planlanmış ve araştırma 3 tekerrürlü olacak şekilde yürütülmüştür. Çalışmada; yaprak boyu ve eni, yaprakta kuru madde miktarı, bitki kök uzunluğu, yaprakta SÇKM ölçüm ve analizleri, bitki başına ortalama verim, birim alandan elde edilen verim, bitki yapraklarında EC ve pH değerleri, yaprak sayısı, kök ağırlığı, baş çapı, baş yüksekliği, kök boğazı çapı, klorofil ölçümü (SPAD), renk parametrelerinden; chroma, hue açı ve L değeri ile ilgili ölçümler yapılmıştır. Araştırma sonucunda; uygulamaların yaprak eni ve boyu üzerine etkisi önemsiz bulunmuştur. Yaprakta en düşük kuru madde miktarı K+VK+MF (%15.36) uygulamasında saptanırken, diğer uygulamalar benzer özellik göstermiş, en yüksek kök uzunluğu değeri K+MF (37.16 cm) uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek SÇKM miktarı K+VK (% 2.73) ve K (% 2.66) uygulamasından, sırasıyla bitki başına en düşük ortalama verim değeri ve birim alandan elde edilen verim değeri K+VK (87.83 g/bitki, 3513.33 g/m2) uygulamasından elde edilmiş, diğer uygulamaların etkisi benzer bulunmuştur. Yapraklarda yapılan en yüksek EC ölçüm değeri K+VK ve K+MF uygulamalarından, en düşük pH ölçüm değeri ise K (5.93) uygulamasından elde edilmiş, pH açısından diğer uygulamalar benzer özellik göstermiştir. Bitki başına yaprak sayısında uygulamaların etkisi önemli bulunmuş, en fazla yaprak sayısı K+VK (18.13 adet/bitki) ve K+VK+MF (17.86 adet/bitki) uygulamalarından elde edilmiştir. En yüksek klorofil ölçümü değeri ise K+VK+MF (17.93 SPAD) uygulamasında, en düşük değer ise Kontrolde (13.76 SPAD) saptanmıştır. Yaprakta renk ölçümlerinde Chroma*, Hue, ve L* değerlerinde uygulamalar arasında istatistiki olarak önemli bir fark tespit edilmemiştir. Bakteri uygulaması tek başına ve vermikompostla birlikte yapıldığında başarılı bulunmuştur.
Aşılı domateste kotiledon yaprak koltuklarında oluşturulan çift gövdeli yetiştiriciliğin verim ve kalite üzerine etkileri
Bu çalışma, aşılı domateste kotiledon yaprak koltuklarında oluşturulan çift gövdenin, yetiştiricilikte verim ve kaliteye olan etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama arazisinde cam serada yürütülmüştür. Araştırmada, domates anacı olarak Classmate çeşit olarak da Android ve Torry (Solanum lycopersicum L.) çeşitleri kullanılmış ve bunlara bağlı olarak, bırakılan gövde sayıları ile uygulamalar oluşturulmuştur. Çalışma; 4 uygulama ve 2 çeşit üzerinden, her uygulama 12 bitki ve 4 tekerrürlü olacak şekilde düzenlenmiştir. Bitkisel materyal olarak aşılı ve aşısız domates fidelerinde bırakılan gövde sayısına göre, araştırma konuları oluşturulmuştur. Fideler, 100-50x50 cm aralıklı dikim mesafelerinde çift sıra düzeninde dikilmiştir. İki gövde olması için bitkilerde gelişimine izin verilen sürgünler, kotiledon yaprak koltuklarındaki büyüme ucundan meydana getirilmiştir. Denemedeki uygulamalar; aşılı çift gövde (sürgünler kotiledon yaprak koltuklarından oluşturulmuş), aşısız çift gövde (sürgünler kotiledon yaprak koltuklarından oluşturulmuş), aşılı tek gövde ve aşısız tek gövde (kontrol ) olacak şekilde planlanmıştır. Araştırmada; yaprak indeksi, bitki boyu, meyve rengi, yaprak klorofil içeriği (SPAD), meyve sertliği, suda çözünebilir kuru madde içeriği (SÇKM), yaprakta makro-mikro element düzeyinin belirlenmesi, meyve ağırlığı, meyve sayısı, toplam verim, meyve suyunun EC ve pH değeri, meyvede kuru ağırlık, bitki gövde çapı ile ilgili ölçümler yapılmıştır. Yürütülen denemede en yüksek bitki boyu uzunluğu (167.25 cm) kontrolden, en yüksek gövde çapı değeri (16.58 mm) aşılı çift gövde uygulamasından elde edilmiştir. Yaprak klorofil miktarı sırasıyla aşılı çift ve aşısız çift gövde uygulamalarından (41.36; 41.98) elde edilirken en düşük değerler de aşılı tek gövde uygulaması ile kontrolde (38.94; 39.38) saptanmıştır. Yaprakta en yüksek makro element içeriği (N; 4.12 P; 0.45 K; 2.09) kontrolden elde edilirken mikro elementlerden Mangan (Mn 146.5 aşısız tek gövde) dışında uygulamalar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır. Benzer şekilde meyve renginde ölçülen L*, Chroma* ve Hueo değerlerinde uygulamalar arasında önemli bir istatistiksel fark tespit edilmemiştir. En yüksek SÇKM (4.46) ve meyve suyu EC değeri (5.3) aşısız tek gövde uygulamasından elde edilirken, meyve suyu pH değerinde istatistiksel olarak önemli bir fark görülmemiştir. Meyve kuru ağırlık verilerinde en yüksek değer (sırasıyla % 5.49 ve % 5.59 ) aşılı çift ve aşısız çift gövde uygulamalarında saptanmıştır. Toplam verim bakımından kontrol bitkileri (12.27 kg/m2) istatistiksel olarak en yüksek verimin elde edildiği uygulama olmuştur.
Örtü toprağı olarak perlitin vermikompostla birlikte kullanımının kültür mantarı yetiştiriciliğinde verim ve kaliteye olan etkisi
Bu çalışma vermikompostla birlikte perlit kullanımının kültür mantarı (Agaricus bisporus) yetiştiriciliğinde verim ve kaliteye olan etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama alanında bulunan iklim kontrollü mantar üretim odasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada örtü toprağı olarak torf (Kontrol-1) ve perlit (Kontrol-2) kullanılmış olup topraklardan sadece perlit ortamında; vermikompostun sıvı, katı ve sıvı ile katı formunun birlikte karışımından oluşan uygulamalar ve bunların farklı dozları denenmiştir. Örtü toprağı olarak perlit ortamında yapılan uygulama şekli ve dozları: Sıvı Vermikompost1 (S1), Sıvı Vermikompost2 (S2), Sıvı Vermikompost3 (S3), Katı Vermikompost1 (K1), Katı Vermikompost2 (K2), Katı Vermikompost3 (K3), Sıvı+Katı vermikompost1 (SK1), Sıvı+Katı vermikompost2 (SK2), Sıvı+Katı vermikompost3 (SK3) olarak planlanmıştır. Araştırmada toplam mantar verimi, pazarlanabilir mantar verimi, ilk iki flaş toplam mantar verimi, 1. Flaş mantar verimi, 2. Flaş mantar verimi, 3. Flaş mantar verimi, erkencilik, ortalama meyve ağırlığı, mekanik sertlik, kuru madde miktarı ve karpoforda yapılan L, a* ve b* renk değerleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda geleneksel örtü toprağı ile kıyaslandığında en yüksek toplam verim 35.69 kg 100 kg-1 değerle Katı Vermikompost2 (K2) uygulamasından elde edilmiştir. İlk iki flaş veriminde en yüksek değerler Kontrol-1 (31.10 kg) ve Katı Vermikompost (K2) (31.22 kg) 'den elde edilmiştir. Çalışma sonucunda perlit ortamına karıştırılan sıvı, katı ve sıvı+katı formlardaki vermikompost uygulamalarının mantar verimine oldukça olumlu etki ettiği, kimi uygulamaların kontrol sonuçlarıyla benzer veya kontrole göre verimi arttırdığı görülmüş ve torfa alternatif bir örtü materyali olma potansiyelinde olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte oldukça heyecan verici sonuçlar nedeniyle; araştırmanın örtü toprağı kaynaklı hastalık ve zararlı yönetimine köklü bir çözüm getirmesi, hem çevreci hem de sürdürülebilir nitelikte olması nedeniyle, Türk Patent Enstitüsüne başvuruda bulunulmuş, araştırma sonuçları 26/06/2019 tarih ve 2019/09514 sayı ile Sicile kaydedilmiştir.
UV-B ışın uygulamalarının domates, hıyar ve patlıcan fidelerinde fide gelişimi ve kalitesi üzerine etkileri
Çalışmanın amacı domates, hıyar ve patlıcan fidelerinde fide döneminde uygulanan UV-B ışınlarının fide gelişimi ve kalitesi üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Domates (Solanum lycopersicum L. cv. Alsancak-RN), hıyar (Cucumis sativus L. cv. Çakır) ve patlıcan (Solanum melongena L. cv. Anamur) fideleri kontrol (0 kJ/m2/gün ), 10.8 kJ/m2/gün ve 16.2 kJ/m2/gün doz UV-B ışın uygulamasına ilk gerçek yapraklı oldukları dönemden itibaren 10 gün (76.5 dk/gün-114.75 dk/gün) süre ile tabi tutulmuşlardır. Çalışmada yetiştirme ortamı olarak, hazır fide ortamları kullanılmıştır. Uygulama sonrası fidelerde fide boyu, yaprak sayısı, yaprak alanı, kök boğazı çapı, kök uzunluğu, kök kuru madde miktarı, toprak üstü aksam kuru madde miktarı, H2O2 miktarı, kök ve toprak üstü aksamda protein, makro-mikro element miktarları tespit edilmiş, yaprakta toplam klorofil miktarı ve renk değerlerine ait ölçümler yapılmıştır. Domates fidelerinde klorofil miktarı, kökte ve üst aksamda magnezyum içeriği 10.8 kJ/m2/gün UV-B ışın uygulamasında artarken 16.2 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında azaldığı görülmüştür. Kök boğazı çapı UV-B ışın uygulamalarının dozuna bağlı olarak artmıştır. 16.2 kJ/m2/gün UV-B ışın uygulamasında kök kuru madde ve üst aksam demir içeriği artarken, 10.8 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında H2O2 miktarı ve üst aksam kalsiyum içeriği azalmıştır. Domates fidelerinde mangan ve çinko içeriklerinin UV-B ışın uygulamalarında azaldığı, fosfor içeriğinin 10.8 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında arttığı tespit edilmiştir. Hıyar fidelerinde klorofil miktarı 10.8 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında artmıştır. Yaprak sayısı ve yaprak alanı 10.8 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında artarken, 16.2 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında azaldığı görülmüştür. Kök boğazı çapı, kök uzunluğu, üst aksam kuru madde ve üst aksam mangan içeriğinin UV-B uygulamalarına bağlı olarak azaldığı saptanmıştır. Üst aksam azot, protein, kalsiyum; kök kalsiyum, demir, çinko ve H2O2 içerikleri UV-B uygulamasında artış göstermiştir. Üst aksam magnezyum ve potasyum içerikleri 16.2 kJ/m2/gün UV-B uygulamasında azalırken, üst aksam fosfor içeriğinin 10.8 kJ/m2/gün UV-B uygulamasına bağlı olarak arttığı tespit edilmiştir. 10.8 kJ/m2/gün UV-B uygulanan patlıcan fidelerinde choroma değeri ve üst aksam fosfor içeriğinin azaldığı tespit edilmiştir. L* renk değeri, kök boğazı çapı, yaprak alanı, üst aksam magnezyum ve potasyum içeriği UV-B uygulanan fidelerde azaldığı belirlenmiştir. Kök kuru madde, kalsiyum, magnezyum, mangan ve fosfor, üst aksam demir içeriklerinin 16.2 kJ/m2/gün UV-B ışın uygulamasında artarken, üst aksam azot ve protein miktarının 10.8 kJ/m2/gün uygulamasında arttığı tespit edilmiştir. Kök ve üst aksam çinko içeriği 10.8 kJ/m2/gün UV-B ışın uygulamasında artarken, 16.2 kJ/m2/gün UV-B ışın uygulamasında azalmıştır. UV-B uygulamaları doz miktarı ve türlere bağlı olarak fidelerde morfolojik ve fizyolojik değişikliklere yol açmıştır.
Yapraktan uygulanan bazı mikro elementlerin su kültüründe yetiştirilen renkli marullarda yaprak renklenmesi ve verimlilik üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, değişik dozlarda uygulanan çinko, bakır ve manganın renkli marullarda rengin açılmasını azaltmak veya renklenmeye katkı sağlamak, bitki gelişimi, verimlilik ve kalite üzerine olan etkilerini araştırmaktır. Marullar akan su kültüründe besleyici film tekniğinde yetiştirilmiş, araştırmada üretim materyali olarak "SR327" marul çeşidi (Lactuca Sativa var. Crispa) kullanılmıştır. Marullara mikro elementlerden çinko, bakır ve manganın 1.25+ 2.5 (Cu+Zn), 2.5+5 (Cu+Zn), 5+10 (Cu+Zn), 1.25+ 2.5 (Cu+Mn), 2.5+5 (Cu+Mn), 5+10 (Cu+Mn), 1.25+ 2.5+ 2.5 (Cu+Zn+Mn), 2.5+5+5 (Cu+Zn+Mn) ve 5+10+10 (Cu+Zn+Mn) ppm dozları gelişim dönemi içerisinde yapraktan iki defa uygulanmıştır. Marullarda yapılan ölçümlerde, uygulamaların bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak eni, kök boğazı çapı, yaprak uzunluğu, kuru madde miktarı, makro-mikro element tayini, baş ağırlığı, yaprakta toplam klorofil miktarı ve yaprak rengine olan etkisi araştırılmıştır. Farklı dozlarda mikro element uygulamaları kontrol dışındaki marullarda yaprakta toplam klorofil miktarı (SPAD) ve kuru maddede artışlara neden olmuştur. Genelde mikro element dozları marullarda, mineral maddelerden P, Cu, Zn ve Mn içeriklerini artırmış, Fe (bakır+çinko+manganın yüksek dozu dışında) ve Mg içeriklerini azaltmıştır. Baş ağırlığı açısından; mikro element uygulaması yapılan marulların kontrol grubuna göre ağırlık değerinin azaldığı tespit edilmiştir. Uygulamalar arasında genelde bakır+mangan kombinasyonu doza bağlı kalmaksızın Hue açı değeri bakımından marul yapraklarında kızarmayı artırdığı ve yaprak rengini koyulaştırdığı saptanmıştır.
Hibrit biber (Capsicum annuum L.) ıslahında biyolojik test ve moleküler işaretleyici yardımıyla hat ve aday hibritlerin geliştirilmesi
ÖZET HİBRİT BİBER (Capsicum annuum L.) ISLAHINDA BİYOLOJİK TEST VE MOLEKÜLER İŞARETLEYİCİ YARDIMIYLA HAT VE ADAY HİBRİTLERİN GELİŞTİRİLMESİ Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus=TSWV), biber yetiştiriciliğinde zarar veren önemli virüs hastalıkları arasında yer almaktadır. Kimyasal mücadelesi bulunmayan bu hastalığa karşı en etkili yöntem dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesidir. TSWV, biberde Capsicum chinense orijinli tek dominant Tsw geni ile kontrol edilmektedir. Bu tez çalışmasında; biyolojik (klasik) ve moleküler test (markır yardımlı seleksiyon-MAS) yöntemleri uygulanarak TSWV'e dayanıklı (Tsw geni içeren) hat ve aday hibritlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM), Sebzecilik ve Süs Bitkileri Bölümü Aşağı Kocayatak araştırma seraları/kompartmanları ve Moleküler Biyoloji Bölümü laboratuarlarında 2012-2017 yıllarında yürütülmüştür. Materyal olarak; heterezigot dayanıklı ve hassas 34 ticari çeşit ve 33 adet BATEM ıslah hatları kullanılmıştır. Dayanıklı kontrol materyali olarak PI152225, hassas kontrol olarak da Serademre 8 çeşidi kullanılmıştır. Sivri, çarliston, kapya ve dolma olmak üzere dört farklı meyve tipinde; çeşit X çeşit, çeşit X hat ve hat X hat melezlemeleri ile 139 melez populasyonu oluşturulmuştur. Seçilen F5 kademe hatlarda erken generasyon melezlemeleri yapılarak 27 aday hibrit geliştirilmiştir. F2, F4 ve F6 kademe kombinasyon açılım hatlarında Pedigri yöntemi ile seleksiyon yapılarak, hatlar, aday hibritler ve ticari çeşitlerde, biyolojik ve moleküler markır-işaretleyici yardımlı (co-dominant CAPS markır) test yöntemleri uygulanmış ve TSWV'e karşı dayanıklılık durumları tespit edilmiştir. Kullanılan izolat DAS-ELISA yöntemiyle doğrulanmıştır. Gen havuzu oluşturulması, melezlemeler, hatlarda seleksiyon ve kademe ilerlemesi uygulamaları, sera ve kompartmanlarda, moleküler test çalışmaları ise moleküler biyoloji laboratuarında yapılmıştır. Geliştirilen aday hibritlerde şahit çeşitler ile verim performans testi yürütülmüş ve üstün olanlar belirlenmiştir. Kombinasyon açılımlarının F2, F4, F6 kademelerinde ve aday hibritlerde toplamda 437 genotipte biyolojik, 346 genotipte moleküler testleme yapılmıştır. Biyolojik test sonuçlarına göre; 182 dayanıklı, 255 hassas belirlenmiş, dayanıklılık oranı % 42 olmuştur. Moleküler test sonuçlarına göre (346 genotipte); 150 homozigot-RR, 83 heterezigot-Rr ve 113 hassas-rr tespit edilmiş, dayanıklı oranı % 67 bulunmuştur. Moleküler testleme sonuçlarına göre sivri tipte 59, çarlistonda 24, kapyada 101 ve dolmada 49 genotip geliştirilmiştir. Toplam 217 genotipte karşılıklı olarak TSWV'e karşı biyolojik ve moleküler test yapılmış olup sonuçların birbiriyle uyum oranı % 79 bulunmuştur. Moleküler testleme yapılan 12 ticari çeşit heterezigot dayanıklı bulunmuştur. Sonuç olarak; TSWV için her iki yöntem birlikte değerlendirilerek homozigot-RR, heterezigot-Rr dayanıklı ve hassas-rr hatlar ve aday hibritler geliştirilmiştir. TSWV dayanıklılığı için yapılan Tsw geni taramalarında, moleküler ve biyolojik testleme sonuçlarının kısmen farklı olduğu görülmüştür. Ülkemizde TSWV dayanıklılığını kıran (Resistance breaking-RB) izolatın varlığı, biber yetiştiriciliğini önemli düzeyde etkilemiş ve en önemli sorun haline gelmiştir. Özellikle taşıyıcısı olan trips (Frankliniella occidentalis) zararlısı ile mücadele oldukça zor ve pahalıdır. Gelinen noktada ıslah çalışmalarında kullanılacak yeni dayanıklılık kaynaklarının belirlenmesine ve bunlarla bağlantılı moleküler işaretleyicilerin geliştirilmesine çok ciddi ihtiyaç duyulmaktadır. Moleküler işaretleyici yardımlı seleksiyonun, ıslah çalışmalarında başarıyla uygulandığı görülmüş olsa da, çalışılan konuya göre biyolojik testlemeler ile birlikte yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Gelecekte, TSWV konusunda RB izolat dayanıklılığı tespit edilecek olan yeni genitörler ile tez çalışmasında yürütülen dayanıklılık ıslahı yöntemi uygulanarak, dayanıklı yeni hat ve çeşitlerin geliştirilmesi mümkün olacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Biber (C. annuum L.), Biyolojik-klasik testleme, Dayanıklılık ıslahı, Domates lekeli solgunluk virüsü (TSWV), Moleküler işaretleyici yardımlı seleksiyon, Tsw geni, Virüs dayanıklılık,