Theses supervised by Prof. Dr. Fatma Ünal

17 theses · Gazi University, Akdeniz University, Bartın University

Master'sOpen AccessTR

Bazı gagea türlerinin karyolojisi

Gagea Salisb. (Liliaceae) cinsi tek yıllık geofitlerden oluşmaktadır. Yayılışı Avrasya?nın subtropikal ve ılıman bölgeleriyle sınırlı olan bu cins, donmuş topraklarda ve tropikal iklimlere sahip bölgelerde dağılım göstermemektedir. Gagea Salisb. genelde bir Avrasya cinsi olup, Kuzey Afrika?da sadece birkaç türle temsil edilmektedir. Bu cins en az 275 tür içermektedir ve bu nedenle Liliaceae familyası içindeki en büyük cinslerden birisidir. Türkiye?de bu cinse ait 25 tür (27 takson) mevcut olup, bunlardan iki tanesi endemiktir. Bu çalışmada, Gagea Salisb. cinsine ait 5 farklı türün karyolojik özellikleri detaylı olarak incelenmiştir. Bütün taksonlarda temel kromozom sayısı x=12?dir. İncelelen taksonlar ve kromozom sayıları; Gagea reticulata (Pallas) Schultes & Schultes fil.?ın üç farklı lokalite örneği (hepsinde 2n=2x=24), Gagea bulbifera (Pallas) Schultes & Schultes fil.?nın iki farklı lokalite örneği (her ikisinde de 2n=4x=48), Gagea bohemica (Zauschn) Schultes & Schultes fil. (2n=2x=48), Gagea granatellii (Parl.) Parl. (2n=4x=48) ve Gagea taurica Steven. (2n=2x=24)?dır. Bu taksonların detaylı karyotipik özellikleri ve asimetri indeksleri ilk defa bu çalışmada belirlenmiştir. Bilim Kodu : 203.1.048 Anahtar Kelimeler : Gagea Salisb., Gagea reticulata, Gagea bulbifera, Gagea bohemica, Gagea granatellii, Gagea taurica, karyotip, Türkiye Sayfa Adedi : 49 Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Fatma ÜNAL

Gözdenur Güneş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum dioksit ve Çinko oksit nanopartiküllerinin in vitro insan lenfositlerindeki genotoksik etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada kullanılan titanyum dioksit nanopartikülleri (TiO2 NP) ve çinko oksit nanopartiküllerinin (ZnO NP) taramalı elektron mikroskobunda küresel yapıda ve 10-300 nm arasında değişen partiküller içerdiği gözlenmiştir. Bu nanopartiküllerin, dinamik ışık saçılımı ile negatif elektrik yüklü ve ortalama hidrodinamik çaplarının TiO2 NP'nde 804,30±15,06 nm, ZnO NP'nde ise 495,80±51,15 nm ebatlarında olduğu tespit edilmiştir. Genotoksik etkilerin değerlendirilmesi için TiO2 NP'nin 20, 40, 60, 80 ve 100 µg/ml'lik, ZnO NP'nin 1, 5, 10, 20 ve 30 µg/ml'lik konsantrasyonları kullanılmıştır. TiO2 NP kromozom anormallikleri (KA) frekansını 24 saatlik uygulamada en düşük iki konsantrasyonda (20 ve 40 ?g/ml) önemli düzeyde artırmış, 48 saatlik uygulamada ise önemli bir artış oluşturmamıştır. ZnO NP, KA frekansını 24 saatlik uygulamada en yüksek iki konsantrasyonda (20 ve 30 ?g/ml), 48 saatlik uygulamada ise tüm konsantrasyonlarda önemli düzeyde artmıştır. TiO2 NP kardeş kromatid değişimi (KKD) frekansını her iki uygulama süresinde de negatif kontrole göre önemli düzeyde artırmıştır. Bu artışlar çözücü kontrol ile kıyaslandığında, 24 saatlik uygulamada 20, 60 ve 100 µg/ml'lik, 48 saatlik uygulamada ise 20, 60, 80 ve 100 µg/ml'lik konsantrasyonlarda anlamlıdır. ZnO NP, KKD frekansını her iki uygulama süresinde de doza bağlı olarak artırmıştır. Bu artış 24 saatlik muamelede en yüksek üç dozda, 48 saatlik uygulamada ise en yüksek iki dozda anlamlıdır. TiO2 NP, mikronükleus (MN) frekansında en düşük üç konsantrasyonda anlamlı olmayan bir artış oluşturmuştur. ZnO NP MN frekansını tüm konsantrasyonlarda artırmıştır, fakat bu artış en yüksek iki konsantrasyonda (20 and 30 ?g/ml) anlamlıdır. TiO2 NP 24 saatlik uygulamada mitotik indeksi kontrole göre düşürmüştür, ancak bu düşüş 60 ve 80 µg/ml'lik konsantrasyonlarda anlamlıdır. TiO2 NP 48 saatlik uygulamada mitotik indekste önemli bir değişikliğe sebep olmamıştır. ZnO NP, mitotik indeksi her iki uygulama süresinde de düşürmüştür. Bu düşüş 24 saatlik uygulamada 5, 10 ve 30 µg/ml'lik konsantrasyonlarda, 48 saatlik uygulamada 30 µg/ml'lik konsantrasyonda anlamlıdır. TiO2 NP, replikasyon indeksi üzerinde önemli bir etki göstermez iken, ZnO NP, her iki uygulama süresinde de en yüksek konsantrasyonda (30 µg/ml) anlamlı olmayan bir azalmaya sebep olmuştur. TiO2 NP ve ZnO NP, nükleer bölünme indeksini etkilememiştir. TiO2 NP kuyruk uzunluğunda en yüksek konsantrasyonda (100 µg/ml) kontrole göre anlamlı bir artışa sebep olmuştur, fakat kuyruk yoğunluğu ve kuyruk momenti üzerinde önemli bir etki göstermemiştir. ZnO NP uygulaması ile kuyruk yoğunluğu en yüksek konsantrasyonda önemli düzeyde azalmıştır. Kuyruk yoğunluğu ve kuyruk momenti benzer artış ve azalışlar gösterirken, kuyruk uzunluğu ZnO NP'nin 5 ve 20 µg/ml'lik konsantrasyonlarında önemli ölçüde artmıştır. Bu sonuçlar, TiO2 NP'lerinin nisbeten zayıf bir genotoksik etkiye sahip olduğunu, bunun aksine ZnO NP'nin yüksek konsantrasyonlarda hem güçlü bir genotoksik etkiye ve hem de sitotoksik etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

NanopartiküllerTitanyum dioksitÇinko oksit
Funda Demirtaş Korkmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Retinol (A vitamini) ve alfa tokoferol (E vitamini)'ün genotoksik ve antigenotoksik etkileri

Bu çalışmada, retinol (A vitamini) ve alfa tokoferol (E vitamini)'ün genotoksik etkileri ile, MMS ve H2O2 tarafından oluşturulan genetik hasarlara karşı antigenotoksik etkileri, insan periferal lenfositlerinde, kromozom anormalliği (KA), kardeş kromatid değişimi (KKD), mikronükleus (MN) ve comet testleri kullanılarak incelenmiştir. Retinol ve alfa tokoferolün tek başına uygulamaları, KA, MN ve comet testinde önemli bir genotoksik hasar oluşturmamıştır. Ancak her iki madde de KKD sayısında önemli artışa neden olmuştur. Antitümöral ajan MMS ve serbest radikal indükleyici H2O2'in genotoksik hasarlar oluşturduğu, dört farklı test yöntemi ile belirlenmiştir. Mutajenlerle birlikte kullanıldığında, KA testinde alfa tokoferol antiklastojenik etki gösterirken, retinol böyle bir etki göstermemiştir. KKD testinde her iki antioksidan genelde önemli antimutajenik etki göstermiştir. MN testinde retinol önemli düzeyde antigenotoksik etkiye neden olmuş, alfa tokoferol ise önemli bir etki göstermemiştir. Comet testinde, retinol ve alfa tokoferol düşük konsantrasyonlarda primer DNA hasarını engelleyici, yüksek konsantrasyonda ise DNA hasarını uyarıcı etki göstermiştir. Ayrıca her iki antioksidan antimitotik etkilidir.

Funda Filiz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

(-)-epigallokateşin gallat (EGCG) ve kafeik asit fenetil esterin (CAPE) genotoksik ve antigenotoksik etkileri

Bu çalışmada, (-)-epigallokateşin gallat (EGCG) ve kafeik asit fenetil esterin (CAPE) genotoksik ve MMC ve H2O2 tarafından oluşturulan hasarlar üzerindeki antigenotoksit etkileri, insan periferal lenfositlerinde, kromozom anormalliği (KA), kardeş kromatid değişimi (KKD), mikronükleus (MN) ve comet testleri kullanılarak belirlenmiştir. EGCG ve CAPE tek başına önemli genotoksik etki oluşturmamıştır. Mutajenlerle birlikte kullanıldıklarında, KA testinde EGCG potantiye edici, CAPE ise antiklastojenik etki göstermiştir. KKD ve MN testinde her iki polifenol genelde önemli antimutajenik ve antiklastojenik etki gösterirken, comet testinde düşük konsantrasyonlarda primer DNA hasarını engelleyici, yüksek konsantrasyonda ise DNA hasarını uyarıcı etki göstermiştir. Ayrıca her iki polifenol, antimitotik etkilidir.

Comet tekniğiKafeik asitKardeş kromatid değişimi+3
Özlem Saraç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı gıda katkı maddelerinin genotoksik etkileri

Bu çalışmada, gıdalarda sıklıkla kullanılan sitrik asit, fosforik asit, benzoik asit, kalsiyum propiyonat ve sitrik asit ile fosforik asit karışımının in vitro genotoksik etkileri, insan perferal kan lenfositlerinde, kromozom anormalliği (KA), kardeş kromatit değişimi (KKD), mikronükleus (MN) ve komet testleri kullanılarak belirlenmiştir. Sitrik asitin 50, 100, 200 ve 3000 µg/ml, fosforik asitin 25, 50, 100 ve 200 µg/ml, benzoik asitin 50, 100, 200 ve 500 µg/ml, kalsiyum propiyonatın 50, 100, 200 ve 1000 µg/ml ile sitrik asit ve fosforik asit karışımının 25, 50, 100 ve 200 µg/ml'lik konsantrasyonları kullanılmıştır. Yapılan analizlerde, kullanılan katkı maddelerinin tümü kromozomal anormallik, kardeş kromatit değişimi ve mikronükleus frekansını kontrole göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde artırmıştır. Komet testinde ise, primer DNA hasarı sitrik asitin en yüksek dozunda, diğer uygulamalarda ise hemen hemen tüm dozlarda kontrole göre anlamlı oranda artış göstermiştir. Komet kuyruk yoğunluğu ve komet kuyruk uzunluğu, kontrole göre tüm uygulamalarda önemli düzeyde artmıştır. Mitotik indeks, tüm uygulamalarda kontrole göre anlamlı düşüş göstermiştir. Replikasyon indeksi ve nükleer bölünme indeksi, çalışmada kullanılan maddeler tarafından herhangi bir şekilde etkilenmemiştir. Elde edilen bulgular, çalışmada kullanılan maddelerin in vitro kültüre alınmış ve izole edilmiş insan lenfositlerinde klastojenik, mutajenik ve sitotoksik etkili olduğunu ayrıca primer DNA hasarını indüklediğini göstermiştir.

Serkan Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı muscari türlerinin in vitro soğancık üretimi

Bu tez kapsamında M. muscarimi (endemik), M. macrocarpum, M. neglectum ve M. adilii (endemik) türlerinin in vitro çoğaltımı çalışılmıştır. Eksplantlar, her türde farklılık göstermekle birlikte ikili pullar, in vitro'da elde edilen soğanların ikili pulları ve yaprak ayaları, farklı konsantrasyonlarda BAP-NAA, KIN-NAA ve TDZ-NAA içeren MS ortamında rejenerasyona alınmıştır. M. muscarimi'de en fazla soğan 19 adet ile 4 mg/l BAP?2 mg/l NAA içeren MS ortamında, en büyük çapa sahip soğanlar ise 1,24 cm ile 1 mg/l BAP?1 mg/l NAA içeren MS ortamında bulunmuştur. M. macrocarpum'da en fazla soğan eksplant başına 6 adetle 2 mg/l KIN?0,5 mg/l NAA içeren MS ortamında görülmüştür. En büyük çaplar 1,39 cm'de 4 mg/l KIN ?2 mg/l NAA içeren MS ortamından alınarak MS ortamına aktarılan soğanlarda gözlenmiştir. M. neglectum'da en fazla soğan 8,25 adetle 0,1 mg/l TDZ?2 mg/l NAA içeren MS ortamından elde edilmiştir. Ancak; 0,47-0,48 cm ile en büyük çapa sahip soğanlar, 0,15 mg/l TDZ?0,5 ve 2 mg/l NAA içeren MS ortamında bulunmuştur. M. adilii'de ise, en çok soğan 15,75 adet ile 4 mg/l BAP?0,5 mg/l NAA içeren MS ortamından elde edilmiştir. 1 mg/l BAP?1 ve 2 mg/l NAA içeren MS ortamında 0,58-0,54 cm'lik soğanlar en büyük çaplar olarak tespit edilmiştir. Elde edilen M. muscari soğanların köklendirmesi 1 mg/l IBA içeren MS ortamında, diğer 3 türün köklendirmesi ise MS besin ortamında yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda soğan üretim hızını artırarak bu soruna çözüm getirilebileceği düşünülmektedir.

Çiğdem Alev Özel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Lipoik asit ve ferulik asitin insan lenfosit kültüründe mitomisin-C'ye karşı antigenotoksik etkileri

Bu çalışmada, MMC'nin insan lenfositlerinde meydana getirdiği kromozomal anormallikler (KA), kardeş kromatid değişimleri (KKD) ve mikronükleus (MN) oluşumlarına karşı, lipoik asit (LA) ve ferulik asitin (FA) antigenotoksik etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, MMC'nin mitotik indeks ve replikasyon indeksi üzerindeki etkilerine karşı, lipoik asit ve ferulik asitin antioksidan aktivitesine bağlı iyileştirici bir etkisinin olup olmadığı da incelenmiştir. LA ile yapılan çalışmada her bir kültüre 48 saat süre ile 0,2 ?g/ml MMC uygulanmıştır. Lipoik asit uygulaması, MMC'den 1 saat önce, eş zamanlı ve 1 saat sonra olmak üzere üç farklı şekilde, üç farklı konsantrasyon kullanılarak (0,5, 1, 2 ?g/ml) yapılmıştır. FA uygulaması ise 24 saat süreyle MMC ile eş zamanlı olarak beş farklı konsantrasyon (0,25, 0,50, 1, 2, 4 ?g/ml) kullanılarak yapılmıştır. Deneylerde, bir negatif kontrol, bir pozitif kontrol (0,2 ?g/ml MMC) ve bir de çözücü kontrol (10?g/ml etanol) bulundurulmuştur. MMC ile lipoik asit ve ferulik asidin kombine uygulandığı kültürlerin hepsinde, hem KA/hücre hem de anormal hücre frekanslarında, pozitif kontrole göre bir azalma gözlenmiştir. Bu azalma LA uygulamasında istatistiksel olarak anlamlıdır. LA ve FA eklenmiş tüm kültürlerde, MMC tarafından oluşturulan KKD/hücre ve MN/hücre frekanslarında da istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Bu sonuçlar lipoik asit ve feulik asitin MMC tarafından oluşturulan genetik hasar üzerine antiklastojenik ve antimutajenik etkisinin olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, LA ve FA tüm dozlarda mitotik indeksde istatistiksel olarak önemli bir azalmaya yol açmıştır. Bu da bu iki antioksidanın antimitotik etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Lipoik asit, Ferulik asit, MMC, antigenotoksik etki, kromozomal anormallik (KA), kardeş kromatid değişimi (KKD), mitotik indeks (MI), mikronükleus (MN)

Kardeş kromatid değişimiLipoik asitMikroçekirdek
Gökçe Taner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

60 - 72 aylık çocukların sosyal becerilerinin problem çözme becerilerini yordama gücü

Bu araştırmanın amacı 60 – 72 aylık çocukların sosyal becerilerinin problem çözme becerilerini yordama gücünün belirlenmesidir. Çalışma, nicel araştırma yöntemi olan ilişkisel araştırma modeli bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 2018 - 2019 eğitim öğretim yılında Antalya'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokulları ve anasınıflarına devam eden 60 - 72 aylık çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Antalya'da yedi farklı okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60 – 72 aylık 171 çocuktan oluşmaktadır. Örneklem grubu amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın verileri "Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (Öğretmen Formu)", "Problem Çözme Becerisi Ölçeği" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde araştırma sorularına bağlı olarak betimsel istatistik hesaplaması yapılmış, ayrıca basit doğrusal regresyon analizi, varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H, Mann Whitney U ve Pearson ve Sperman korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre, çocukların sosyal becerileri ile problem çözme becerileri arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, çocukların sosyal becerilerinin problem çözme becerilerini anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Çocukların sosyal becerileri yaş, cinsiyet ve gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Problem çözme becerileri yaş ve gelir düzeyine göre anlamlı farklılık göstermekte iken cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemektedir.

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+5
Umay Hazar Deniz
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin çocuklarla kurdukları ilişkiyi algılama biçimleri ile çocukların sosyal becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Okul öncesi dönemde, öğretmen-çocuk ilişkisi ve bu ilişkinin niteliği öğretmenin çocukla olan etkileşimini değerlendirmesi ve değiştirmesi açısından oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çocuklarla kurdukları ilişkiyi algılama biçimleri ile çocukların sosyal becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Isparta il merkezinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklar ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu okullara devam eden çocuklar arasından rastgele belirlenen 209 çocuk ve 16 gönüllü okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verilerin elde edilmesinde "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği-ÖÖIÖ", " 4-6 Yaş Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği", "Çocuk Demografik Bilgi Formu" ve "Öğretmen Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, "Tanımlayıcı istatistikler", "Pearson Korelasyon Katsayısı", "Bağımsız Gruplarda t Testi" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)" kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, çocukla öğretmen arasında kurulan çatışmaya dayalı ilişkiler arttıkça çocukların sosyal becerilerinin azaldığı, yakınlık ve bağımlılık arttıkça, çocuğun sosyal becerilerinin arttığı bulunmuştur. Çocukla öğretmen arasında kurulan ilişkinin niteliğinin çocuğun yaşı, öğretmenin deneyimi, sınıfta stajyer olma durumu, sınıf mevcudu gibi değişkenlerden etkilendiği görülmüştür. Sonuç olarak, çocuk öğretmen arasındaki ilişki arttıkça, çocukların sosyal becerilerinin arttığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi Eğitim, Öğretmen Çocuk İlişkisi, Sosyal Beceri

Okul öncesi eğitimSosyal beceriÖğretmen-öğrenci ilişkileri
Hatice Altıntaş
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

48-72 aylık çocukların toplumsal cinsiyet kalıpyargıları ile ebeveynlerinin toplumsal cinsiyet algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 48- 72 aylık çocukların toplumsal cinsiyet kalıpyargıları ile ebeveynlerinin toplumsal cinsiyet algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017- 2018 eğitim öğretim yılında Antalya ilindeki okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocuklar ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan çocuklar Antalya ilindeki on okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık 307 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi basit seçkisiz örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Normal gelişim gösteren 48- 72 aylık yaş grubu çocuklardan oluşan katılımcıların 135'i kız, 172'si erkek çocuklarından oluşmaktadır. Çocukların %26.7'si 48- 59 ay yaş grubunda ve %73.3'ü 60- 72 ay yaş grubundadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Toplumsal Cinsiyet Kalıpyargılarını Ölçme Aracı" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde araştırma sorularına bağlı olarak betimsel istatistik hesaplaması yapılmış ayrıca tek faktörlü varyans analizi (ANOVA), T- testi, Tukey Testi ve Korelasyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre annelerin toplumsal cinsiyet algıları ile babaların toplumsal cinsiyet algıları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çocukların toplumsal cinsiyet kalıpyargıları ile diğer tüm alt boyutları (görevler- işler, meslekler, oyuncaklar, oyunlar) arasında pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Ancak anne ve babaların toplumsal cinsiyet algıları ile çocukların toplumsal cinsiyet kalıpyargıları arasında pozitif yönde düşük bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Toplumsal Cinsiyet Kalıpyargıları, Toplumsal Cinsiyet Algısı, 48-72 Aylık Çocuklar.

Ana-baba algısıEbeveynlerKalıp yargılar+4
Elvan Kaçar
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemdeki çocukların karar vermelerine ve karar vermeye katılımlarına yönelik öğretmen görüşleri ve uygulamaları

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemdeki çocukların karar vermelerine ve karar vermeye katılımlarına yönelik öğretmen görüşlerinin ve uygulamalarının belirlenmesidir. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi Antalya ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 56 farklı resmi okul öncesi eğitim kurumunda görev yapmakta olan 211 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan öğretmenlere ait verilerin elde edilmesinde "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri "Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Karar Vermelerine ve Karar Vermeye Katılımlarına Yönelik Öğretmen Görüşlerini Belirleme Anketi" ile, araştırmanın nitel verileri ise "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Eğitim Ortamı Gözlemleri" ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler araştırma sorularına bağlı olarak betimsel istatistik ve içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin genel olarak çocukların karar verme becerisi ile ilgili bir fikir sahibi oldukları, öğretmenlerin %53.8'inin bazı konularda (oynamak istedikleri oyuna, giymek istedikleri kıyafete karar verme gibi), %46.1'inin ise çocukların her konuda karar verebileceklerini belirttikleri bulgulanmıştır. Öğretmenlerin çoğu (%92.8) tehlikeli olan durumlarda (çocukların kendilerine ve çevresine zarar verebileceği gibi) çocukların karar vermelerine izin verilemeyeceğini ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin tümü çocukların karar verme kapasitelerinin olduğunu, karar verme becerisinin de çocuklara sunulan karar verme fırsatlarına bağlı olarak geliştiğini, karar verme becerisinin gelişiminde özellikle ailelerin çocuğa karşı tutumunun önemli bir etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Çocukların karar vermelerine fırsat verilmesine ilişkin olarak, öğretmenlerin çocuklara karar verme olanağı sundukları, ancak çocukların aldıkları bu kararlara müdahale edebilecekleri belirlenmiştir. Ayrıca, eğitim ortamında gerçekleştirilen tüm etkinliklere çocukların mutlaka katılması gerektiğini düşündükleri de bulgulanmıştır. Öğretmenlerin çoğunun eğitim programının hazırlanmasında ve uygulanmasında çocukların birçok konuda karar verebileceğini ve karar vermeye katılabileceklerini ifade ettikleri belirlenmiştir. Ancak gözlem bulgularında, çocukların yapacakları çalışmayı seçme, çalışmanın nasıl yapılacağı ve hangi materyallerin kullanılacağı gibi durumlarda karar vermeye dahil edilmediği görülmüştür. Çocuklarda karar verme becerisinin okul öncesi dönemde gelişiminin desteklenmesinin önemi ve eğitim ortamında çocukların bu becerilerinin gelişiminin nasıl desteklenebileceği ile ilgili öğretmenlere eğitimler verilmesi önerilmektedir.

Karar vermeKarar verme teknikleriOkul öncesi dönem+2
Tuğçe Özeloğlu
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan kök değerler

Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanan, "MEB Yayıncılık, Ata Yayıncılık, Tuna Matbaacılık, Anadol Yayıncılık ve Ekoyay Eğitim Yayıncılık" tarafından hazırlanan, 2018 yılından itibaren beş yıl süre ile okullarda okutulmaya devam edilen ilk ve ortaokul sosyal bilgiler ders kitaplarında MEB tarafından belirlenmiş olan kök değerlere (adalet, dostluk, dürüstlük, sabır, saygı, sorumluluk, öz denetim, vatanseverlik, sevgi ve yardımseverlik) nasıl ve ne şekilde yer verildiği incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ise doküman inceleme tekniğinden yararlanılmış ve betimsel analiz yapılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular frekans ve yüzdelikler olarak sunulmuş örnek alıntılarla yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, MEB tarafından hazırlanan ders kitaplarında en fazla yer verilen kök değerlerin; adalet (%15,3), sorumluluk (%14,3) ve saygı (%13,4) olduğu, en az yer alan kök değerlerin ise sabır (%3), dürüstlük (5,5) ve öz denetim (%5,7) olduğu tespit edilmiştir. Yayınevleri tarafından hazırlanan ders kitaplarında en fazla yer alan kök değerler vatanseverlik (%18,7), adalet (14,3) ve sorumluluk (%12,8) iken en az yer alan kök değerler sabır (%2,1), dürüstlük (4,8) ve öz denetim (%6,1) olarak belirlenmiştir. MEB ve özel yayınevleri tarafından hazırlanan ders kitaplarında değerler daha çok metin bölümünde yer alırken MEB tarafından hazırlanan ders kitaplarında doğrudan, yayınevleri tarafından hazırlanan ders kitaplarında ise daha çok dolaylı olarak kök değerlere yer verilmiştir. Araştırma sonucunda; ders ve yardımcı materyallerde değerlerin metin, görsel ve soru bölümlerinde bütüncül bir şekilde nasıl daha iyi verilebileceğine yönelik çalışmaların yapılması ve ders kitabı inceleme kriterlerinde kök değerlerin yer verilme durumunu güvence altına alan güncelleme yapılması önerilmiştir.

Ders kitaplarıDeğerlerDeğerler eğitimi+4
Gamze Demirel
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin ekolojik vatandaşlık düzeylerinin incelenmesi

Vatandaşlık bilincinin oluşturulmasında sosyal bilgilere yüklenen misyon dolayısıyla vatandaşlık eğitimine yönelik birçok araştırmanın yapıldığı fakat yeni bir kavram olması dolayısıyla "ekolojik vatandaşlık" bilincinin ortaya çıkarılması ve bu durumun detaylı irdelenmesine yönelik öğrenci düzeyinde yapılan çalışmaların çok az olduğu görülmüştür. Bu bağlamda araştırmanın amacı; 8. sınıfta öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin ekolojik vatandaşlık (hak, adalet, sorumluluk, katılım ve sürdürülebilirlik boyutlarının) düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma deseni kullanılmış olup örneklem kapsamında 500 ortaokul 8.sınıf öğrencisine ulaşılmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği (EVÖ), yarı yapılandırılmış görüşme formu ve örnek olay tamamlama metni formu kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde tarama yöntemi, betimsel yöntem ve karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise durum çalışması yönteminin kullanılması tercih edilmiştir. Araştırmada; Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği'ne göre katılımcıların genel ekolojik vatandaşlık düzeylerinin "düşük", ekolojik vatandaşlığın alt boyutlarından olan katılımda düzeyin düşük ve diğer boyutlarda (hak, adalet, sorumluluk, sürdürülebilirlik) düzeyin orta olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin ekolojik vatandaşlık puanları ile ekolojik vatandaşlığın alt boyutlarına ilişkin görüşlerinde cinsiyete göre anlamlı bir farkın olduğu ortaya çıkmıştır. Okula, okulun yerine, okulun bulunduğu ile, sosyal bilgiler not ortalamasına ve çevre etkinliğine katılım durumuna göre ekolojik vatandaşlık puanlarında anlamlı bir fark oluşurken; anne ve baba eğitim düzeyi ile ailenin toplam aylık gelirine göre ekolojik vatandaşlık puanları arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır. Öğrencilerin ekolojik vatandaşlık puanı ile cinsiyet arasında düşük düzeyde negatif yönde; okul arasında düşük düzeyde pozitif yönde; yaşanılan il arasında düşük düzeyde pozitif yönde; okulun yeri arasında düşük düzeyde pozitif yönde; çevre etkinliğine katılma arasında düşük düzeyde pozitif yönde; sosyal bilgiler dersi not ortalaması arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Nitel veriler ise nicel verileri destekler niteliktedir. Araştırma sonuçları dikkate alınarak, ortaokul sosyal bilgiler dersi başta olmak üzere tüm derslerde ekoloji kavramına, ekolojik yaşama ve ekolojik vatandaşlığın özellikle tüm boyutlarını (katılım, hak, sorumluluk, adalet, sürdürülebilirlik) kapsayan kazanımlara, konulara, etkinliklere yer verilmesi önerilmiştir.

Ekolojik vatandaşlıkOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+6
Canan Sevim
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akredite edilen sosyal bilgiler öğretmenliği programlarındaki öğretmenlik uygulaması dersinin değerlendirilmesi

Bir öğretmenlik programı akredite edilirken değerlendiricilerin en fazla önemsediği konulardan biri de Fakülte-Okul İş Birliği standart alanı kapsamına giren Öğretmenlik Uygulaması dersidir. Bu ders öğretmen eğitiminin en önemli unsurlarından biridir. Bu araştırmanın amacı da akredite edilen Sosyal Bilgiler Öğretmenliği programlarında yürütülen Öğretmenlik Uygulaması dersine ilişkin öğretim elemanı, öğretmen adayı ve uygulama öğretmenlerinin görüşlerinin değerlendirilmesidir. Araştırmada, paydaşların öğretmenlik uygulaması dersine ilişkin görüşlerini ortaya koyma amacıyla nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, akredite edilen sosyal bilgiler öğretmenliği programlarında öğrenim gören ve Öğretmenlik Uygulaması dersini alan 239 öğretmen adayı, bu adaylara rehberlik eden 40 uygulama öğretmeni ve öğretmenlik uygulaması dersini yürüten 20 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Veriler, Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun yetkilendirdiği Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği tarafından akredite edilmiş olan Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Bartın Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi bünyelerinde bulunan Sosyal Bilgiler Öğretmenliği programlarından elde edilmiştir. Araştırmanın verileri Aslan (2015) tarafından Stufflebeam'in bağlam, girdi, süreç, ürün (CIPP) modeline göre geliştirilen "Öğretmenlik Uygulaması Dersi Değerlendirme Anketi" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler, araştırmanın amaçları ve alt problemlerine uygun olarak SPSS paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Uygulama öğretim elemanı, uygulama öğretmeni ve öğretmen adaylarının demografik bilgileri frekans ve yüzde analizi ile incelenmiştir. Katılımcıların her bir maddeye verdikleri yanıtlara ilişkin frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerlerine bakılmıştır. Araştırmanın sonucunda, anketin bağlam, girdi, süreç ve ürün bölümlerinde yer alan maddelerin büyük çoğunluğuna yüksek düzeyde olumlu görüş bildirilmiştir. Ancak geliştirmeye açık yönler de tespit edilmiştir. Bunlar; uygulama süreci başında adaylara gereken materyallerin verilmesi, iki saatlik teorik dersin düzenli olarak yapılması ve son olarak adayların ölçme ve değerlendirme becerilerinin geliştirilmesidir. Verilen yanıtlar incelendiğinde uygulama öğretmenlerinin diğer paydaşlara göre daha olumlu görüşler bildirdiği belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada, Akreditasyonun, Öğretmenlik Uygulaması dersi özelinde bir standart sağladığı ve bu standartların uygulandığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Türkiye genelinde yer alan Sosyal Bilgiler Öğretmenliği programlarında, akreditasyon çalışmalarının yaygınlaştırılması önerilmiştir.

AkreditasyonBağlam, girdi, süreç ve ürün modeliEğitim programları+6
Şemsettin Akdeniz
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin Kişisel Verilerinin Korunması Kanunu kapsamındaki yeterlikleri

Yaşadığımız yüzyılda teknolojinin gelişmesiyle birlikte kişilerin iletişimi, ticareti, alışverişi, iş hayatı, özel hayatı ve hatta eğitim hayatı büyük oranda sanal dünya içerisinde gerçekleşmektedir. Tüm bu iş ve işlemleri yapabilmek için kişisel verilerimizin bir kısmını kullanmak ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu noktada dünyanın diğer ucunda hiç tanımadığımız ve tanıma fırsatı dahi yakalayamayacağımız insanlarla paylaşmak durumunda kaldığımız kişisel verilerimizin güvenliği bir sorun haline gelmiştir. Sanal dünya düzeni yaş haddini de neredeyse ortadan kaldırarak yediden yetmişe herkesin içerisinde bulunduğu, verilerin kolaylıkla ve çoğu zaman hiç düşünmeden paylaşıldığı bir platform haline gelmiştir. Bilhassa çocuk ve ergenlik çağındaki gençler daha çok eğlenmek ve iletişim kurmak maksadıyla sosyal medya üzerinden bu sanal alanda yer almaktadırlar. Amaçları ve yaşları dikkate alındığında veri paylaşımı konusunda gereğinden fazla cömert ancak paylaşılan verilerin güvenliği noktasında bir o kadar yetersiz ve bilgisiz olabilmektedirler. Bu durumun ortaya çıkardığı sorunlar ise sonuçları itibariyle oldukça ağır bedeller ödetebilmektedir. Okul çağındaki öğrencilerin bu anlamda bilinçlendirilmeleri ve bilgilendirilmeleri önemle gerekmektedir. Özellikle pandemi sürecinde hayatımıza dahil olan uzaktan eğitim sistemi ile ilkokuldan itibaren çevrim içi eğitim sistemi iki yıl boyunca bilfiil uygulanmış; pandemi sürecinin bitmesiyle birlikte her ne kadar yüz yüze eğitime geri dönüş yapıldıysa da uzaktan eğitim hayatımızın bir yerinde alternatif eğitim olarak gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Bu durumda öğrencilerin çevrim içi eğitimdeki davranış, konuşma ve paylaşımları hususunda da bilinçli olarak hareket etmeleri önem arz etmektedir. Öğrencileri bilinçlendirme noktasında ebeveynlerin yanı sıra öğretmenlerin de aynı bilince sahip olarak öğrencileri bilgilendirmeleri ve rol model olmaları üzerinde durulması gereken önemli bir durumdur. Tüm bu sorunlara çözüm bulunabilmesi amacıyla ülkemizde 2016 yılında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanunun kapsamından bilgi sahibi olmak, paylaşmak durumunda olduğumuz verilerimizin güvenliğini sağlamak amacıyla gereklilik arz etmektedir. Bu nedenlerle eğitim sisteminin öncü ögesi olan öğretmenlerimizin Kişisel Verilerin Korunması alanında bilgi sahibi olmalarının önemine binaen tez çalışmasında sosyal bilgiler öğretmenlerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hakkındaki yeterlilikleri belirlenmek istenilmiştir. Bu araştırma sürecinde Bartın ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında görev yapan sosyal bilgileri öğretmenleri ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda nitel verilerin toplanacağı katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme çeşitlerinden ölçüt örneklemesi yapılmıştır. Araştırmanın verilerin toplanmasında demografik bilgi formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve olay metinleri formu kullanılmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme ve olay metinlerini tamamlama formu ile elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; özellikle kadın öğretmenlerin, kendilerini konu hakkında yetkin görüyor olmalarına rağmen, görüşmelerde verilen diğer cevaplar değerlendirildiğinde öğretmenlerin Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun ile ilgili olarak ayrıntılı bir hizmet içi eğitim almaları gerektiği; kişisel verilerin korunması konusunun sosyal bilgiler dersi öğretim programında daha geniş yer bulması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Branş öğretmenleriKişisel Verilerin Korunması KanunuKişisel veri+7
Satı Ayyücenur Öztürk
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığı ile fiziksel aktivite arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma; ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile fiziksel aktiviteleri arasındaki ilişkiyi incelemek için yapılmıştır. Araştırmada nicel ilişkisel tarama yöntemi kullanılmış olunup, araştırma Bartın şehrinde bulunan Cumhuriyet, Gazi, Fatih ve Borsa Ortaokullarında eğitim gören 522 ortaokul öğrencisinin katılımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplamak için öğrencilere "Demografik Bilgi Formu", "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği" ve "Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin öncelikle normal dağılım gösterip göstermediğine ilişkin analizler yapılmıştır. Yapılan Kolmogorov-Smirrov testi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir (Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği Kolmogorov-Smirrov = .000; sd=521; p<.05. Bilişsel Davranışçı Fiziksel Aktivite Ölçeği Kolmogorov-Smirrov = .000; sd=521; p<.05.). Verilerin normal dağılım sergilememesi nedeniyle, analizlerde iki kategorili bağımsız değişkenler için non-parametrik yöntemlerden Mann Whitney U Testi, üç veya daha fazla kategorili değişkenler için ise Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda anlamlı bir fark tespit edildiğinde, farkın kaynağını belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi ve Bonferroni düzeltmesi kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma kapsamında elde edilen veriler betimsel istatistikler ve Spearman Sıra Farkları Korelasyonu kullanılarak korelasyon analiziyle de değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile cinsiyet, boy uzunluğu, sınıf düzeyi, dijital oyun oynama süresi ve bir gün içinde fiziksel aktivite için harcanan süre değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında; öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile cinsiyet, boy uzunluğu, kilo, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, dijital oyun oynama süresi ve bir gün içinde fiziksel aktivite için harcanan süre değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığının fiziksel aktivite düzeyini negatif anlamda etkilediği sonucuna ulaşılmış ve fiziksel aktivite programlarının uygulanmasının önemi vurgulanmıştır.

Bilgisayar oyunlarıOyun bağımlılığıTeknolojik bağımlılık+2
Alican Ulukavak
Bartın University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Demir oksit (Fe2o3) nanopartiküllerinin Allium cepa'daki genotoksik etkisi

Demir oksit (Fe2O3) nanopartikülleri (NP) fiziksel ve kimyasal açıdan kararlı oldukları ve çevresel olarak güvenilir kabul edildikleri için özellikle klinik uygulamalarda yaygın şekilde kullanılmaktadır. Sahip oldukları özellikler nedeniyle manyetik rezonans görüntülemede (MRG) kontrast ajan olarak, hücre ayrıştırılmasında ve algılanmasında, hipertermi tedavisinde ve ilaç taşınmasında yaygın kullanım alanı bulmaya başlayan önemli partiküllerdir. Ayrıca güneş koruyucularında, kozmetik, elektrikli ev aletlerinde, gıda ürünlerinde, savunma ve tarımda da kullanılmaktadır. Ancak, son yıllarda yapılan bazı araştırmalar Fe2O3 NP'lerinin toksik ve özellikle genotoksik olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, indikatör bir organizma olan Allium cepa L. kullanılarak Fe2O3 nanopartiküllerinin (NP) ve mikropartiküllerinin (MP) genotoksik etkilerini Allium ve komet testi ile incelemektir. Bu amaçla, Allium cepa L. kök uçları, Fe2O3 NP ve MP'lerin 125, 250, 500 ve 750 µg/mL'lik konsantrasyonları ile 24, 48 ve 72 saat muamele edilmiştir. Fe2O3'in hem nanopartikül ve hem de mikropartiküllerinin bütün konsantrasyonları, 24, 48 ve 72 saatlik uygulamada, negatif kontrole kıyasla mitotik indekste anlamlı düşüşlere sebep olmuştur. Buna göre, Fe2O3'in NP ve MP formu benzer sitotoksik etkiler göstermiştir. Fe2O3 NP'leri, Allium cepa L. kök ucu hücrelerinde mitotik anormalliklerin frekansını tüm uygulama sürelerinde ve tüm konsantrasyonlarda, negatif kontrole kıyasla anlamlı düzeyde artırmıştır. Fe2O3 NP'leri ve MP'leri, yapısı bozulmuş profaz, C-metafaz, yapışıklık, kromozom köprüsü ve yıldız anafaz gibi çeşitli mitotik anormallikler oluşturmuştur. Bu sonuçlar, Fe2O3'in NP'lerinin MP'lere kıyasla daha genotoksik ve klastojenik olduğunu göstermektedir. Comet testinde, Fe2O3'in NP ve MP formu, bazı uygulamalarda DNA hasarını artırmıştır. Burada, MP'ler NP'lere kıyasla daha toksik etki göstermiştir. Bütün bu sonuçlar, her iki partikülün sitotoksik, genotoksik ve klastogenik olduğunu ve ayrıca DNA'da hasarlara sebep olabileceğini göstermektedir. Kısaca bu veriler, bu partiküllerden daha fazla yararlanabilmemiz için, Fe2O3'in özellikle NP formunun farklı organizmalar ve test sistemleri kullanılarak daha detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Derya Kızılkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00

Other supervisors