Theses supervised by Prof. Dr. Ferda Aysan

25 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Gerçeklik kuramına dayalı psiko-eğitim programının lise öğrencilerinin denetim odağı ve yılmazlık düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; Gerçeklik Kuramına Dayalı Psiko-Eğitim Programının Lise öğrencilerinin Yılmazlık Düzeyine ve Denetim Odağına Etkisini incelemektir. Araştırmanın uygulaması; 2009-2010 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili Büyükçekmece ilçesinde bulunan Recep Güngör Lisesi?nde öğrenim gören, 10. ve 11. sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubu 35 erkek 25 kız olmak üzere 60 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırma kapsamında; lise öğrencilerinin yılmazlık düzeyini ölçmek üzere Yılmazlık Ölçeği, denetim odağını ölçmek üzere Nowicki-Strickland Denetim Odağı Ölçeği kullanılmıştır.Deneysel yöntem kullanılarak gerçekleştirilen araştırma; Gerçeklik Kuramına Dayalı Psiko-Eğitim Programının uygulandığı iki deney grubu, etkileşim grubu şeklinde yürütülen bir plasebo kontrol grubu ve hiçbir işlem yapılmayan kontrol grubu olmak üzere toplam 4 çalışma grubundan oluşmaktadır. Verilerin analizinde Gerçeklik Kuramına Dayalı Psiko-Eğitim Programının lise öğrencilerinin yılmazlık düzeylerinde ve denetim odağı düzeylerinde anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek üzere Wilcoxon testi, Man Whitney-U test ve Kruskall Wallis analizleri yapılmıştır.Araştırma sonucunda; Gerçeklik Kuramına Dayalı Psiko-Eğitim Programının uygulandığı her iki deney grubundaki öğrencilerin, Yılmazlık Ölçeği puanlarında etkileşim grubuna ve kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde artış olduğu görülmektedir. Ayrıca; deney gruplarındaki öğrencilerin Nowicki-Strickland Denetim Odağı Ölçeği puanlarında, etkileşim ve kontrol gruplarına göre içsel denetim yönünde anlamlı düzeyde artış olduğu görülmektedir. Yapılan izleme ölçümlerinde, deney gruplarındaki öğrencilerin yılmazlık düzeyinde ve içsel denetim yönünde değişimin uzun süreli olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gerçeklik Kuramı, Yılmazlık, Denetim Odağı

Denetim odağıErgenlerErgenlik+5
Ayşe Ünüvar
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Lise 1. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ile aile işlevleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise 1.sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ile aile işlevleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca, lise 1.sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ile aile işlevlerinin bazı sosyo-demografik değişkenler açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir.Araştırmanın örneklemi, okul türüne göre oranlı örnekleme yöntemi ile belirlenen, toplam 340 lise 1.sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Örneklem, İzmir ili Bayraklı ilçesindeki 4 farklı liseden oluşmuştur .Araştırmanın verileri, üç ölçme aracının kullanılmasıyla toplanmıştır. Saldırganlık düzeylerinin ölçülmesi için `Saldırganlık Ölçeği', aile işlevlerinin ölçülmesi için `Aile Değerlendirme Ölçeği' ve öğrenciler hakkındaki sosyo-demografik bilgileri elde etmek için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri analiz etmek için, t-testi, Kruskal Wallis, Tek Yönlü Varyans Analizi, Mann Whitney U Teknikleri ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, lise 1.sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin aile işlevleri ile olumlu yönde, düşük ve orta düzeyde anlamlı olarak ilişkilendiği belirlenmiştir.Lise 1.sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinde cinsiyete ve annelerinin öğrenim durumuna göre anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur. Diğer yandan; öğrencilerin saldırganlık düzeylerinde; babalarının öğrenim durumu, ebeveynlerinin evlilik durumu, annelerinin çalışma durumu, babalarının çalışma durumu, kardeşsayısı, ebeveynlerinin geçinme durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, eğitim aldıkları okul türüne göre anlamlı farklılıkların olmadığı bulunmuştur.Lise 1.sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre aile işlevleri alt boyutlarından duygusal tepki verebilme işlevinde; annelerinin öğrenim durumuna göre roller işlevinde; babalarının çalışma durumuna göre problem çözme işlevinde; kardeş sayısına göre duygusal tepki verebilme ve genel işlevler'de; ebeveynlerinin geçinme durumuna göre problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme, genel işlevler'de; algıladıkları aile gelir düzeyine göre iletişim ve duygusal tepki verebilme işlevlerinde anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Lise 1.sınıf öğrencilerinin aile işlevlerinde; babalarının öğrenim durumu, ebeveynlerinin evlilik durumu, annelerinin çalışma durumu, eğitim aldıkları okul türüne göre anlamlı farklılıkların olmadığı belirlenmiştir.Anahtar sözcükler: Lise 1.sınıf öğrencileri, ergenlik, saldırganlık, aile işlevleri.

AileAile işlevleriErgenler+4
Deniz Erkiner
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma sürecindeki çiftlerin otomatik düşünceleri ile aile ve evliliğe ilişkin inançlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada boşanma aşamasındaki bireylerin otomatik düşünceleri ile aile ve evliliğe ilişkin inançlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada betimsel türde tarama (Survey) modeli kullanılmıştır.Araştırmanın örneklemini İzmir Adliyesi Aile Mahkemeleri'ne boşanmak için başvuran bireyler arasından tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen bireyler oluşturmaktadır.Örneklem 180 kişiden oluşmaktadır.Araştırmada S.D:Hollan ve P.C. Kendall,(1980) tarafından geliştirilen ?Otomatik Düşünceler Ölçeği? , Sakallı-Uğurlu (2002) tarafından geliştirilen Aile ve Evliliğe İlişkin Geleneksel İnanışlar Ölçeği ile bazı değişkenler ve bireylerin boşanma sebeplerine ilişkin bilgi toplanması amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan `Demografik Bilgi Formu' kullanılmıştır. Elde edilecek verilerin analizinde SPSS 16,0 istatistik paker programından yararlanılacaktır.Araştırma sonucunda otomatik düşünceler ile aile ve evliliğe ilişkin geleneksel inanışların ilişkilendirilebileceği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler : Otomatik Düşünceler, Gelenek, İnanç.

AileBoşanmaEvlilik+3
Derya Sönmez
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 8. sınıf öğrencilerine uygulanan etkili iletişim ve empatik beceri eğitiminin öğrencilerin iletişim ve empatik becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerine Uygulanan Etkili İletişim ve Empatik Beceri Eğitimi'nin öğrencilerin iletişim ve empatik becerilerine etkisinin incelenmesidir.Araştırma, deneysel desenlerden ön test ? son test kontrol gruplu seçkisiz desen kullanılarak yapılmıştır. Araştırma, Manisa İli Turgutlu ilçesi Namık Kemal İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileriyle yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Empatik Beceri Ölçeği B Formu (EBÖ) ve İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 30 gönüllü öğrencinin 15'i deney grubuna, 15'i kontrol grubuna rastgele atamayla seçilmiştir. Araştırma kapsamında geliştirilen Etkili İletişim ve Empatik Beceri Eğitim Programı, 15 kişilik deney grubuna haftada bir defa olmak üzere on hafta boyunca toplam on oturumda uygulanmıştır.Verilerin analizinde betimsel istatistik ve kovaryans analizi (ancova) kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular, uygulanan Etkili İletişim ve Empatik Beceri Eğitim Programı'nın öğrencilerin iletişim becerileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmadığını, empatik becerileri üzerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark yarattığını göstermiştir.

BeceriEmpatiEmpatik beceri+8
Hatice Gemci
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Evli çiftlerin öfke ifade tarzları ile evlilik uyumunun incelenmesi

Araştırmanın amacı, evli bireylerin öfke ifade tarzları ile evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelemesidir. Öfke ifade tarzları ve evlilik uyumu bazı değişkenler açısından incelenmiş ve ilgili değişkenlerden evlilik uyumunu yordayanlar belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini İzmir?de ikamet eden 216 evli birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarzı Ölçeği, Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara ilişkin bilgiler ?Kişisel Bilgi Formu? aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı 15.0 ile çözümlenmiştir. Araştırma verileri korelasyon ve çoklu regresyon analizi, bağımsız gruplar için t testi ve ANOVA yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularında sürekli öfke-öfke ifade tarzları ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya konmuştur. Araştırmada, Sürekli Öfke-Öfke Tarzı Ölçeği?nin cinsiyet, meslek çeşidi, bir işte çalışıp çalışmama, eşle yaşanılan iletişim problemleri sıklığı, kök ailelerden kaynaklı iletişim problemleri sıklığı ve diğer insanlarla olan iletişim problemi sıklığı gibi değişkenler açısından farklılaştığı bulunmuştur. Evlilik Uyumu Ölçeğinden alınan puanların ise eğitim düzeylerine, meslek gruplarına, çocuk sayısına, çalışıp çalışmama durumuna, algılanan ekonomik duruma, eşle yaşanılan iletişim problemleri sıklığına, kök ailelerden kaynaklı iletişim problemleri sıklığına ve diğer insanlarla olan iletişim problemi sıklığına göre farklılaştığı bulunmuştur. Çalışma bulgularında, eşle yaşanılan iletişim problemleri sıklığı, kök ailelerden kaynaklı iletişim problemlerinin sıklığı ve evlilik süresinin evlilik uyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu elde dilmiştir. Analize giren söz konusu değişkenlerin, evlilik uyumu puanlarındaki toplam varyansın % 51?ini açıkladığı bulgulanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, ilgili literatür ışığında tartışılmış, öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke İfade Tarzları, Evlilik, Evlilik Uyumu

Evli çiftlerEvlilikEvlilik ilişkisi+3
Elmas Tüfekçi Hoşgör
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin benlik saygısı, kıskançlık düzeyi, evlilikteki çatışmalar ve evlilik doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada evli bireylerin benlik saygıları, kıskançlık düzeyleri, evlilikte yaşadıkları çatışmalar ve evlilik doyumları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olup olmadığı ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sayısı açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini 200 evli birey (111 kadın ? 89 erkek) oluşturmuştur. Ankara il merkezindeki 7 farklı semtte yaşayan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan katılımcılara verilen ölçekler, araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre seçilmiştir.Araştırmaya katılan bireylere araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu (KBF), Stanley Coopersmith tarafından 1986?da geliştirilmiş olan Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ), Pines ve Aronson (1983) tarafından geliştirilen Romantik Kıskançlık Ölçeği, Hatipoğlu (1993) tarafından geliştirilen Evlilik Yaşamı Anketi (EYA) ve Çelik (2006) tarafından geliştirilen Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ) dağıtılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde sosyal bilimler alanında istatistik analizi için kullanılan SPSS 20.0 programı tercih edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde t testi, çoklu regresyon analizi ve Pearson Momentler Korelasyon Katsayısından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgularda evlilik doyumuyla en çok ilişkili bulunan değişkenin evlilik çatışması olduğu; benlik saygısı ve evlilik doyumu arasında düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Evli bireylerin benlik saygısı ile evlilikte yaşadıkları çatışmalar arasında da anlamlı bir ilişki olduğu, bu ilişkinin negatif yönde ve orta düzeyde olduğu elde edilen bulgular arasındadır. Diğer bir deyişle, düşük benlik saygısına sahip bireylerin evliliklerinde daha sık çatışma yaşadıkları belirlenmektedir. Araştırma bulgularında kıskançlık düzeyi ile diğer değişkenler arasında anlamlı düzeyde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Yapılan t-testi sonuçlarına göre, evlenme biçiminin evlilik doyumu ile, yaşın benlik saygısı ve kıskançlık düzeyi ile, eğitim düzeyinin kıskançlık düzeyi ile, cinsiyetin evlilik çatışması ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Diğer değişkenler arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: evlilik doyumu, benlik saygısı, romantik kıskançlık, evlilikte çatışma.

Eda Zeytinoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; lise öğrencilerinin öznel iyi oluşlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, yakın arkadaş sayısı, kardeş sayısı, anne-baba eğitim durumu, ailenin gelir düzeyi, algılanan akademik başarı düzeyi, algılanan anne-baba tutumu değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması ve öznel iyi oluş düzeyleri ile denetim odağı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeli ile yürütülmüş olan bu araştırmanın evrenini 2013-2014 Eğitim Öğretim yılında İzmir İli Konak ilçesinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 11 Anadolu Lisesinde okuyan 5400 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilerek tabakalı örneklem seçme yöntemi kullanılmıştır. 426 öğrenci ile yürütülmüş olan çalışmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Öznel iyi Oluş Ölçeği (Lise Formu)" ve "Kontrol Odağı Ölçeği" ile toplanarak SPSS 20 paket programı ile çözümlenmiştir. Verilerin analizinde ise frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Bağımsız Gruplar t-testi, Mann Whitney U-testi, Kruskal Wallis H-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Korelâsyon Katsayısı analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre lise öğrencilerinin öznel iyi oluşlarının algıladıkları akademik başarılarına göre anlamlı farklılığın olduğu; cinsiyet, sınıf düzeyi, yakın arkadaş sayısı, kardeş sayısı, anne-baba eğitim durumu, ailenin gelir düzeyi, algılanan anne-baba tutumu değişkenlerine göre farkın anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin öznel iyi oluş düzeyleri ile denetim odağı arasındaki ilişki incelenmiş ve lise öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile denetim odağı düzeyleri ve siyasal kontrol dışındaki diğer alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Öznel iyi oluş, Lise Öğrencileri

Eğitim psikolojisiKişisel bilgi formuLise öğrencileri+3
Gamze Çakır
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin öz-yeterlikleri ile mantık dışı inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin öz-yeterlikleri ile mantıkdışı inançları arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İzmir ilinin farklı türdeki liselerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 153'ü kız ve 139'u erkek olmak üzere, toplam 292 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak, "Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği", "Genel Öz-yeterlik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ergenlerin öz-yeterlik düzeyi ve mantıkdışı inançları ile cinsiyet, yaş ve algılanan sosyo-ekonomik düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını bulmak amacıyla tek yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Bağımlı değişkendeki puanlar hem homojen hem de normal dağıldığı ve grup sayıları da ikiden fazla olduğu için tek yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) tercih edilmiştir. Ergenlerin öz-yeterlik düzeyi ile mantıkdışı inançları arasındaki ilişkinin yönü ve düzeyini belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. t-testi, tek yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) ve Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısını hesaplayabilmek için, Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı (SPSS 15.0 For Windows) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, ergenlerin öz-yeterlik düzeyleri ile mantıkdışı inançları arasında (r=.128, P<.05) anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmada ergenlerin mantıkdışı inanç ve öz-yeterliklerinin cinsiyet, yaş ve algılanan sosyo-ekonomik duruma göre farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Mantıkdışı İnançlar, Öz-yeterlik

Akılcı olmayan inançlarErgenlerEğitim psikolojisi+5
Abdulmuttalip Alçay
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Boşanma aşamasındaki bireylerin yaşam doyum düzeylerini yordayan bazı değişkenlerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı boşanma aşamasındaki bireylerin kişilik özellikleri, kullandıkları başa çıkma stratejileri, çeşitli demografik özellikleri (cinsiyet, öğrenim durumu, algılanan sosyo-ekonomik durum v.b.) ve yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve katılımcıların yaşam doyum düzeylerini yordayan değişkenlerin saptanmasıdır. Araştırmanın örneklemi; İzmir ilinde yaşayan ve boşanma davaları İzmir Adliyesi Aile Mahkemeleri'nde devam eden bireylerdir. Örneklem, boşanma aşamasında olan 133 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Yaşam Doyum Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu ve Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları bireylerin yaşam doyum düzeyleri arasında cinsiyetler arası bir farklılaşma olmadığını ortaya koymuştur. Araştırma bulgularına göre yaşam doyumunun başa çıkma stratejilerinden sadece kaçınma alt boyutu ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu, kişilik özellikleri alt boyutlarından gelişime açıklık, dışa dönüklük ve duygusal tutarsızlıkla anlamlı düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçları yaşam doyumunun en önemli belirleyicilerinin baş etme stratejilerinden "kaçınma" ve kişilik özelliklerinden ise "duygusal tutarsızlık" olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda kaçınma düzeyleri ve duygusal tutarsızlık düzeyleri daha yüksek olan katılımcıların yaşam doyumu düzeyleri daha düşük bulunmuş olup, bulgular literatür bulguları ışığında tartışılmış, araştırmanın sınırlılıkları, güçlü yönleri ve gelecek çalışmalar için öneriler üzerinde durulmuştur. Anahtar Sözcükler: Boşanma, yaşam doyumu, başa çıkma, kişilik özellikleri, aile.

BoşanmaBoşanmış ailelerCinsiyet farkları+5
Nurgül İyilikçi
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanımı deneyimi yaşamış kişilerde benlik saygısı ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada ?madde kullanımı deneyimi yaşamış kişilerin benlik saygısı ve bağlanma stilleri arasındaki ilişki? incelenmiş ve ayrıca belirlenen sosyo demografik değişkenlere göre bireylerin bağlanma stilleri ve benlik saygısı ve alt boyutlarının anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Örneklem grubu olan; haklarında uyuşturucu madde kullanmak nedeni ile ?tedavi ve denetimli serbestlik kararı? verilen ve söz konusu tedbirin infazına Karşıyaka Denetimli Serbestlik Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü'nde devam edilen 277 yetişkin erkek, benlik Saygısı ve alt boyutları için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeğini; bağlanma stilleri için Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYEII)'yi ve sosyo demografik özelliklerine yönelik kişisel bilgi formunu doldurmuşlardır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde Pearson korelasyon katsayısı, t testi, F tek yönlü varyans analizi ve scheffe testi kullanılmıştır. Bulgular, madde kullanımı deneyimi yaşamış kişilerin benlik saygısı ile bağlanma stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermiştir. Araştırmanın ikinci amacı doğrultusunda ise; benlik saygısı ve bağlanma stillerinin kaygı ve kaçınma boyutunun özellikle kişilerin eğitim durumlarına, aile içerisinde şiddet görüp görmeme durumlarına ve suç geçmişlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda haklarında ?tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri? verilen kişiler ile çalışacak uzmanlar için önerilerde bulunulmuştur.

AileAile içi ilişkilerBağlanma+7
Çağnur Yılmaz Çubuk
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretimdeki öğrencilerin sınıflara göre matematik beceri düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın temel amacı; matematik beceri düzeyi ile öğrenme bozukluğunun alt tipi olan matematik güçlüğü arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın ikinci amacı ise; matematik bilgisi tarama listesinde ortalamanın altında kalan öğrenciler ile ortalamanın üstünde yer alan öğrencilerin öğrenme güçlüğüne ilişkin testler açısından nasıl bir profil verdiklerini araştırmaktır.Bu amaçlar doğrultusunda ilköğretim 1., 2. ve 3. sınıfa devam eden 1151 öğrenciye matematik bilgisi tarama listesi verildikten sonra ortalamanın 1 standart puan altında ve üstünde puana sahip olan öğrencilere öğrenme bozukluğu ile ilişkili Sayı Dizisi Öğrenme Testi, Görsel İşitsel Sayı Dizisi Testi uygulanmıştır. Öğrencilerle ilgili bilgi sağlamak amacıyla da öğretmenlerine Öğrenme Bozukluğu Tarama Listesi verilmiştir.Araştırmanın modeli betimsel türde tarama modelidir. Araştırma; 2009-2010 eğitim-öğretim yılında ilköğretime devam eden ve öğretmenleri tarafından herhangi bir öğrenme güçlüğü olmadığı bildirilen 1., 2. ve 3. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. İlköğretim okulları arasından seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen okullarda 1., 2. ve 3. sınıfa devam eden öğrenciler arasından yine seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen öğrenciler çalışmaya alınmıştır.Araştırmada öğrenme bozukluğunu değerlendirmeye yönelik Matematik Bilgisi Tarama Listesi, Öğrenme Bozukluğu Tarama Listesi, Sayı Dizisi Öğrenme Testi, Görsel İşitsel Sayı Dizisi Testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS programından yararlanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel işlemlerinde değişkenlere göre t testi, çok değişkenli varyans analizi Manova ve Pearson Korelasyon teknikleri kullanılmıştır.Sonuç olarak; Sayı Dizisi Öğrenme Testi, Görsel İşitsel Sayı Dizisi Testi (İşitsel-Sözel, Görsel-Sözel, İşitsel-Yazılı, Görsel-Sözel Alt Testleri) değişkenleri ile 1.sınıf matematik başarısı yüksek ve düşük olan öğrencilerin Matematik Bilgisi Tarama Listesi puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (r: 0,80, r2: 0,65, p<0,01). Adı geçen değişkenler matematik başarısı toplam varyansının yaklaşık olarak %65'ini açıklamaktadır. 2.sınıflarda da Sayı Dizisi Öğrenme Testi, Görsel İşitsel Sayı Dizisi Testi (İşitsel-Sözel, Görsel-Sözel, İşitsel-Yazılı, Görsel-Sözel Alt Testleri) ile Matematik Bilgisi Tarama Listesi puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (r: 0,78, r2: 0,60, p<0,01). Adı geçen değişkenler matematik başarısı toplam varyansının yaklaşık olarak %60'ını açıklamaktadır. 3.sınıflarda da uygulanan testler ile Matematik Bilgisi Tarama Listesi puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (r: 0,79, r2: 0,63, p<0,01). Adı geçen değişkenler matematik başarısı toplam varyansının yaklaşık olarak %63'ünü açıklamaktadır.

Matematiksel beceriÖğrenme güçlüğüİlköğretim öğrencileri
Çağlar Özkut
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin stresle başa çıkma düzeylerinin ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bu çalışmada, zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumları ile stresle başa çıkma stratejilerinin, çocuğun yaşı, engellilik düzeyi, cinsiyeti ile anne babanın yaşı, eğitim düzeyi gibi değişkenler açısından farklılaşıp, farklılaşmadığı incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini İzmir ilinde Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan, 7-12 yaş arası, zihinsel engelli 86 çocuğun anne ve babaları oluşturmuştur. Örnekleme dahil olan anne-babalara Kişisel Bilgi Formu ile Deiner, Emmans, Lorsen ve Giffin (1985) tarafından geliştirilen Türkçe'ye uyarlama çalışması Aysan (2001) tarafından yapılan `Yaşam Doyumu Ölçeği' (YDÖ) ve Amirkhan (1990) tarafından geliştirilmiş Aysan (1994) tarafından Türkçe'ye uyarlama çalışması yapılmış `Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği' (BSÖ) uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde t-testi ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır.Verilerin analizinde elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir.Zihinsel engelli çocuğu olan anneler ile babalar başa çıkma stratejileri ve yaşam doyumları açısından karşılaştırııldıklarında, annelerin sosyal destek arama alt boyutu puan babaların sosyal destek arama puanlarından anlamlı derecede farklı olduğu bulgulanmıştır .Başa çıkma stratejilerinin problem çözme alt boyutu açısından çocukların engellilik düzeyine göre 4 farklı gruba ayrılan babalar karşılaştırıldığında, gruplar arasında anlamlı bir farklılık vardır. Başa çıkma stratejilerinin problem çözme alt boyutu açısından çocukların engellilik düzeyine göre 4 farklı gruba ayrılan anneler karşılaştırıldığında da gruplar arasında anlamlı bir farklılık vardır.Zihinsel engelli çocuğa sahip babaların eğitim gruplarına göre başa çıkma stratejileri ölçeğinin problem çözme, kaçınma alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında ve yaşam doyumu puanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Eğitim gruplarına göre, annelerin yaşam doyumu puanları arasında da anlamlı farklılıklar bulgulanmıştır.Zihinsel engelli çocuğa sahip anneler, çocuklarının yaşlarına göre gruplara ayrıldığında, grupların yaşam doyumu puanları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Zihinsel engelli çocuğa sahip babaların kaçınma alt boyutunda ve yaşam doyumlarında yaş gruplarına göre anlamlı farklılıklar bulgulanmıştır.Ebeveynlerin sosyal destek arama stratejisini kullanma ile yaşam doyumu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Zihinsel engelli çocuğa sahip ebeveynlerin kaçınma stratejisini kullanma ile yaşam doyumu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır.Babaların yaşam doyumları ile sosyal destek arama stratejileri karşılaştırıldığında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır . Anneler yaşam doyumları ve kaçınma stratejileri açısından karşılaştırıldığında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu ilişki negatif yöndedir. Annelerin yaşam doyumları ile sosyal destek arama stratejisini kullanma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır.Babaların yaşam doyumları ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, anlamlı bir ilişki bulunmuştur ve aralarındaki ilişki pozitif yöndedir. Annelerin yaşam doyumları ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında annelerin eğitim düzeyleri ve yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin yaşam doyumlarıyla çocuğun tanısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Annelerin başa çıkma stratejilerinin alt boyutu olan problem çözme ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında annelerin eğitim düzeyleri ve problem çözme stratejisini kullanma arasında pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Annelerin, problem çözme stratejisi ile çocuğun yaşı arasında, negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Zihinsel engelli çocuğa sahip babaların başa çıkma stratejilerinin alt boyutu olan problem çözme ile çocukların engellilik düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, anlamlı bir ilişki bulunmuştur ve aralarındaki ilişki negatif yöndedir. Zihinsel engelli çocuğa sahip babaların, kaçınma stratejileri ile eğitim düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki vardır.

EbeveynlerStresle başetmeYaşam doyumu+1
Seçil Sarıkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleriyle çocukluktaki örselenme yaşantıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve örselenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla oluşturulmuştur. Bununla birlikte, bağlanma stili ve örselenmişlik düzeyleri bazı değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırma Boğaziçi Ünivesitesi'ndeki farklı fakültelerden 181 hazırlık öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Katılımcıların bağlanma stilleri ?Yetişkin Yaşantıları Envanteri?, ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?, depresyon düzeyleri ?Beck Depresyon Envanteri? kullanılarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte öğrenciler ve aileleri hakkındaki kişisel ve sosyo-demografik bilgiler araştırmacı tarafından geliştirlen ?Kişisel Bilgi Formu ? aracılığıyla toplanmıştır.Araştırma verileri korelasyon ve çoklu regresyon analizi, bağımsız gruplar için t testi ve Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yöntemiyle analiz edilmiştir.Araştırma sonuçları örselenmişlik yaşantıları ile depresyon seviyesi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte bağlanma stilleri ve fiziksel kötüye kullanım arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Son olarak korkulu bağlanma stili ile örselenmişlik yaşantılarının ilişkili olduğu bulunmuştur.Bu çalışmada, bağlanma stilinin cinsiyete, annenin eğitim seviyesine, kardeş sayısına, anne sütü alma süresine göre farklılaştığı bulunmuştur. Örselenmişlik düzeyi ise ebeveynlerden ayrı kalma durumuna, çocuk yetiştirme tutumuna, kardeş sayısına ve anne sütü alma süresine göre değişmiştir. Son olarak, öğrencilerin depresyon düzeylerinin çocuk anne-baba tutumuna , ebeveynlerden ayrı kalma ve anne sütü alma süresine göre değiştiği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Depresyon, Örselenmişlik Düzeyi , Duygusal Kötüye Kullanım ve Duygusal İhmal, Fiziksel Kötüye Kullanım, Cinsel Kötüye Kullanım

Aile içi ilişkilerAna-baba tutumuBağlanma+10
Leyla Zerenoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarının krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejilerinin incelenmesi: İzmir il örneği

Günümüze ait krizlerin doğası ve yaygınlığı son yıllarda değişiklik göstermiştir. 20 yüzyılın son zamanlarında yaşayan insanlar, uzun süreli ve karmaşık yeni problemlerle başetmek zorunda kalmışlardır. Kaçınılmaz bir şekilde bütün ulusları etkileyen, iletişimi olanaksız hale getiren, bireyleri ve ailelerini rahatsız eden kriz durumları mevcuttur. Bireylerin gerek kendi gerekse başkalarının yaşamlarında oluşan krizlerden tamamen kaçabilmeleri mümkün değildir. Bireylerin çoğu, mesleğine ve rolüne bakılmaksızın yaşamının bir döneminde krizle karşılaşabilir (Janosik, 1986: 3). Krize müdahale konusunda yapılan çalışmalar her geçen gün artmasına karşın, özellikle okullarda yaşanan kriz sayısındaki artış göz önünde bulundurulduğunda, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı açısından, kriz durumlarına müdahalede kilit bir noktada bulunan okul psikolojik danışmanlarının kullandıkları başaçıkma stratejilerinin geliştirilmesine ilişkin çalışmalara duyulan ihtiyaç görülmektedir. Bu amaçla, ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki okul psikolojik danışmanlarının kullandıkları başaçıkma stratejilerinin, çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir ili merkez ilçeleri içinde bulunan resmi ve özel ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görevli okul psikolojik danışmanları oluşturmuştur. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ve ?Krize Müdahalede Kullanılan Başaçıkma Stratejileri Envanteri? aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler, değişkenlere göre kodlanıp bu veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenlerin ortalama ve standart sapmaları hesaplanıp, ortalamalar arasında anlamlı düzeyde fark olup olmadığının belirlenmesi için iki grubun karşılaştırıldığı durumlarda t-testine, ikiden fazla grup karşılaştırıldığında ise varyans analizine başvurulmuştur. Farklılığın anlamlı olduğu durumlarda, farkın hangi gruplardan kaynaklandığını anlamak için ise Scheffeé testi kullanılmıştır.Okul psikolojik danışmanlarının krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejilerinin ?kriz durumunun değerlendirilmesi? alt boyutu puan ortalamalarının meslekteki çalışma süresine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. 11-15 yıllık mesleki görev süresine sahip psikolojik danışmanların puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Okul psikolojik danışmanlarının krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejilerinin ?kriz durumunun değerlendirilmesi? alt boyutunun psikolojik danışmanların lisansüstü eğitim alıp almamalarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ve lisanüstü eğitim almayanların ?kriz durumunun değerlendirilmesi? alt boyutu puan ortalamasının lisansüstü eğitim alanlara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.Okul psikolojik danışmanlarının krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejilerinin ?kriz durumunun değerlendirilmesi?, ?sosyal ağ oluşturma? alt boyutları ve ?genel? puan ortalamalarının psikolojik danışmanların ?psikososyal okul projesi?ne katılıp katılmamalarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ve ?psikososyal okul projesi?ne katılan psikolojik danışmanların üç boyutta da anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı görülmüştür.Okul psikolojik danışmanlarının krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejilerinin ?sosyal destek olma?, ?başaçıkma becerileri kazandırma?, ?sosyal ağ oluşturma? alt boyutları puan ortalamalarının ve ?genel? puan ortalamalarının, psikolojik danışmanların ?okullarda şiddetin önlenmesi semineri?ne katılıp katılmamalarına göre, anlamlı düzeyde fark gösterdiği ve bu boyutların tamamı için ?okullarda şiddetin önlenmesi semineri?ne katılan okul psikolojik danışmanlarının başaçıkma strateji puan ortalamalarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür.Okul psikolojik danışmanlarının krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejileri ?kriz durumunun değerlendirilmesi? alt boyutu puan ortalamasının psikolojik danışmanların çalıştıkları okulun resmi veya özel olması durumuna göre anlamlı düzeyde fark gösterdiği ve özel okulda çalışan psikolojik danışmanların puan ortalamasının anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür.Okul psikolojik danışmanlarının krizle başaçıkma stratejileri ?sosyal destek olma?, ?başaçıkma becerileri kazandırma?, ?sosyal ağ oluşturma? alt boyutları ve ?genel? puan ortalamalarının psikolojik danışmanların mezun oldukları lisans programına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Psikoloji Bölümü'nden mezun olan okul psikolojik danışmanlarının ?sosyal destek olma?, ?başaçıkma stratejileri kazandırma? alt boyutları ve ?genel? puan ortalamalarının EPÖ lisans programı mezunlarının ortalamalarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu; PDR ve Psikoloji lisans mezunlarının ise ?sosyal ağ oluşturma? puan ortalamalarının, EPÖ lisans mezunlarının ortalamasından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, okul psikolojik danışmanlarının cinsiyetine, çalıştıkları okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik düzeyine ve okul türüne göre krize müdahalede kullandıkları başaçıkma stratejileri puan ortalamalarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı saptanmıştır.

Başa çıkmaDanışmanlarEğitim psikolojisi+6
Bahar Mete Otlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Stresle başa çıkma yolları eğitim programının ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin stresle başa çıkma yöntemleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6,7, ve 8. sınıf öğrencilerinin yaşadıkları strese bağlı sorunları açıklama ve giderebilmeye yönelik hazırlanan eğitim programının stresle başa çıkma yöntemleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisini incelemektir.Araştırmanın örneklemi, 2006-2007 Eğitim-Öğretim yılında İzmir İli Menderes İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Gölcükler Adnan Olcay İlköğretim okulunda okuyan 6.-7.-8. sınıfında öğrenim gören 13 kız, 17 erkek toplam 30 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırma kapsamında üç farklı veri aracı kullanılmıştır. Bunlar, geçerlik ve güvenirlik çalışması Aysan (1999) tarafından yapılan Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği, geçerlik ve güvenirlik çalışması Aysan (2002) tarafından yapılan Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Formu'dur.Verilerin analizinde, Ortalama, Standart Sapma ve Wilcoxon Testi kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir:1.Stresle başa çıkma becerileri açısından deney grubunun ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık vardır; ancak aynı farklılığın kontrol grubunda da olduğu görülmektedir.2.Deney ve kontrol gruplarının yaşam doyumları arasında anlamlı düzeyde bir fark olduğu bulunmuştur.3.Problem Çözme Becerileri açısından deney grubunun ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık vardır; ancak aynı farklılığın kontrol grubunda da olduğu görülmektedir .4.Deney ve kontrol gruplarının sosyal destek arama sonuçları arasında anlamlı düzeyde bir fark olduğu bulunmuştur.5.Deney ve kontrol gruplarının kaçınma stratejileri sonuçları arasında anlamlı düzeyde bir fark olmadığı bulunmuştur .Anahtar Kelimeler: Stres, Stresle Başa Çıkma Yöntemleri, Yaşam Doyumu

Betül Gümüşbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Öfke denetimi eğitiminin lise son sınıf öğrencilerinin öfkeyle başa çıkmaları, yaşam doyumları ve depresyon düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada; öfke denetimi eğitiminin, lise son sınıf öğrencilerinin öfke denetim becerileri, depresyon düzeyleri ve yaşam doyumlarına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Manisa ili merkez ilçesinde bulunan Mehmet Akif Ersoy Lisesinde okuyan son sınıf öğrencilerinden 126 öğrenciye Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ,1994) , Beck Depresyon Envanteri (BDE, 1988), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ, 2002) uygulanmıştır. Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeğinin (SÖÖTÖ, 1994) alt ölçeklerinin aritmetik ortalamaları alınmıştır. Grup aritmetik ortalamasında yüksek puana sahip olan öğrencilerin, sürekli öfke düzeyi ve öfke ifade düzeyinin yüksek olduğu kabul edilerek bu öğrenciler içinden çalışmaya katılmak isteyen gönüllüler belirlenmiş ve birbirine yakın puan alan iki öğrenciden biri deney biri kontrol grubuna tesadüfi yöntemle seçilmiştir. Bu yöntemle 12'şer kişiden oluşan bir deney bir kontrol grubu oluşturulmuştur.Deney grubuna 8 hafta süreyle öfke denetimi eğitimi uygulanmıştır. Kontrol grubu üzerinde hiçbir işlem uygulanmamıştır. 8 haftalık eğitimin sonunda Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ, 1994), Beck Depresyon Envanteri (BDE, 1988), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ, 2002) tekrar uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ?Wilcoxon Testi? ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, öfke denetimi eğitimin sonunda deney grubundaki öğrencilerin sürekli öfke, öfke içte, öfke dışta, öfke düzeylerinde anlamlı bir azalma olduğu, öfke kontrol ve yaşam doyumlarında anlamlı düzeyde artma olduğu gözlenmiştir. Ancak söz konusu eğitimin sonunda deney grubu öğrencilerinin depresyon düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin öfke denetimleri, yaşam doyumları ve depresyon düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç olarak, söz konusu programın, öğrencilerin öfke denetimleri ve yaşam doyumlarına olumlu etkisi olduğu söylenebilir.

Arzu Gezgin Gürbüz
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Öfke yönetimi eğitiminin ergenlerde öfke ile başa çıkma ve iletişim becerilerine etkisi

Bu arastırmanın amacı, öfke yönetimi egitiminin ergenlerin öfkeyle basaçıkma ve iletisim becerilerine etkisini incelemektir.Arastırmanın bagımlı degiskeni olan sürekli öfke, içe yönelik öfke, dısayönelik öfke ve öfke denetimi düzeylerini ölçmek için Spilelberger (1988) tarafındangelistirilen ve Özer (1994b) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Sürekli Öfke ve Öfkefade Tarzı Ölçegi kullanılmıstır. Arastırmanın diger bagımlı degiskeni olan iletisimbecerilerini ölçmek için Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından gelistirilen letisimBecerileri Envanteri (1998) kullanılmıstır.Arastırmanın bagımsız degiskeni Öfke Yönetimi Egitimidir. Deney grubunaarastırmacı tarafından gelistirilen 12 haftalık , haftada bir kez, 90 dakika süren ÖfkeYönetimi Egitimi verilmistir. Plasebo grubuna, 12 haftalık, haftada bir kez, 90dakika süren etkilesim grubu formunda uygulama yapılmıstır. Kontrol grubuna isehiçbir uygulama yapılmamıstır.Arastırmada ön test- son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıstır.Deneysel islem öncesince ve sonrasında grupların ölçeklerden elde ettikleri puanlarınortalamaları belirlenmis, farklılıkların anlamlı olup olmadıgını belirlemek amacıylatekrarlanmıs ölçümler için varyans analizi (ANOVA) uygulanmıstır.Arastırmada, Öfke Yönetimi Egitimi sonrasında deney grubunun sürekli öfke,içe yönelik öfke, dısa yönelik öfke düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı düsüs,öfke denetimi düzeyi ve iletisim becerilerinde ise istatistiksel olarak anlamlı artıssaptanmıstır. Etkilesim grubu formunda uygulaması yapılan plasebo grubunun dauygulama sonrasında iletisim becerilerinin istatistiksel olarak anlamlı artıs oldugusaptanmıstır.

Fatma Selda Öz
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2008
10
Master'sOpen AccessTR

Denetim odağı eğitim programının ilköğretim 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin denetim odağı düzeyine etkisi

Bu araştırmanın amacı, denetim (kontrol) odağı eğitiminin ilköğretim 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin denetim odaklarına etkisini incelemektir.Araştırmanın evrenini 2008-2009 eğitim öğretim yılında, Denizli 19 Mayıs İlköğretim Okulunun 6. 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise bu öğrenciler arasından seçilen 20 öğrenci oluşturmuştur.Araştırmanın bağımlı değişkeni olan denetim odağı düzeylerini ölçmek için Rotter (1966)'ın geliştirdiği Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği (RİDKOÖ)'nden, Dağ (2002) tarafından Türkçeye uyarlanarak geliştirilen, Kontrol (Denetim) Odağı Ölçeği (KOÖ) kullanılmıştır.Araştırmanın bağımsız değişkeni Denetim Odağı Eğitimidir. Deney grubuna araştırmacı tarafından geliştirilen 12 haftalık, haftada bir kez, 50 dakika süren Denetim Odağı Eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna ise hiçbir uygulama yapılmamıştır.Araştırmada ön test- son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesinde ve sonrasında grupların ölçekten elde ettikleri fark puanların sıra ortalamaları ve toplamları belirlenmiştir. Farklılıkların anlamlı olup olmadığını belirlemek amacıyla ilişkili ölçümler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, ilişkisiz ölçümler için Mann Whitney U-Testi uygulanmıştır.Araştırmada, Denetim Odağı Eğitimi sonrasında deney grubunun denetim odağı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin denetim odak seviyeleri dıştan içe doğru bir değişim göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Denetim Odağı, İlköğretim Öğrencileri, Etkileşim Grubu.

Denetim odağıİlköğretim öğrencileri
Arzu Selcen
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman rehber öğretmenlerin kişilik özellikleri ile stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, İzmir il merkezinde çalışan psikolojik danışman rehber öğretmenlerin kişilik özellikleri ile stresle başa çıkma stratejileri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu iki özellik araştırmanın temel değişkenleri olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra, teorik anlamda ilişkili olduğu düşünülen diğer bazı özelliklerin de bu temel değişkenlerle ilişkisi araştırılmıştır. Bunlar; cinsiyet, yaş, meslekte çalışma süresi, mezun olunan bölüm, medeni durum, çalışılan kurum türüdür.Araştırma 2006-2007 eğitim-öğretim yılında İzmir il merkezinde devlete ve özel kurumlara bağlı olan ilköğretim ve ortaöğretim okullarında ve diğer kurumlarda görev alan psikolojik danışman rehber öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan yüz iki psikolojik danışman rehber öğretmene, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Özgüven tarafından geliştirilmiş olan Hacettepe Kişilik Envanteri ve Şahin ve Durak tarafından Türkçe'ye adapte edilmiş olan Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. 0.05 ve daha yukarı değerlerdeki istatistiksel sonuçlar manidarlık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Sonuçlar SPSS 13.0 bilgisayar programındaki istatistiksel yöntemler, Pearson Momentler Korelasyon Analizi, ANOVA, ?t? Testi kullanılarak hesaplanmıştır. Gruplar arasında farklılık olduğunda, farklılığın kaynağını belirlemek için Scheffe testi kullanılmıştır.Bu araştırmadan elde edilen bulgular, psikolojik danışmanların kişilik özellikleri ile stresle başa çıkma stratejileri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermiştirPsikolojik danışman rehber öğretmenlerin cinsiyetleri ile kişilik özellikleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre genel uyum, kişisel uyum, duygusal kararlılık, nevrotik eğilimler, ve psikotik belirtiler boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. .ixÇalışılan kurum ile psikolojik danışmanların kişilik özellikleri arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır.Psikolojik danışmanların yaşları ile kişilik özellikleri arasında sosyal normlara uyumda anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Meslekte çalışma süresine göre kendini gerçekleştirme ve antisosyal eğilim boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Mezun olunan bölüme göre; kişisel uyum, duygusal kararlılık, psikotik belirtiler, nevrotik eğilimler boyutlarında anlamlı bir faklılık bulunmuştur. Medeni duruma göre duygusal kararlılık ve antisosyal eğilimler boyutlarında da anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Araştırma sonucunda,psikolojik danışmanların cinsiyetlerine göre stresle başa çıkma stratejilerinde iyimser yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım, çaresiz yaklaşım stratejilerinde anlamlı bir farklık bulunmuştur.Psikolojik danışmanların stresle başa çıkma stratejilerinde çalıştıkları kurum, yaşları, mezun olduklar bölüm, mesleki çalışma süreleri ve medeni durumlarına göre anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır.

KişilikKişilik özellikleriPsikolojik danışma+3
İsmail Sav
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal istismara maruz kalan ve kalmayan ergenlerin benlik algıları ile depresyon ve kaygı düzeylerinin karşılaştırılması

xii ÖZET Duygusal İstismara Maruz Kalan ve Kalmayan Ergenlerin Benlik Algıları ile Depresyon ve Kaygı Düzeylerinin Karşılaştırılması Diğdem Müge Siyez Duygusal istismar çocuk ve ergenlerin sağlıklı yaşam sürmelerinde giderek önem kazanan faktörlerden biridir. Bu çalışmanın ana amacı, ergen-ebeveyn ilişkisini değerlendirerek, algılanan duygusal istismar oram ile benlik algısı, depresyon ve kaygı düzeylerini karşılaştırmaktır. Duygusal istismar, benlik algısı, depresyon ve kaygı düzeyleri ile sosyo- demografik veriler arasında fark olup olmadığının araştırılması alt problemlerden biridir. Bu çalışmada ayrıca depresyonu yordayan değişkenler de incelenmiştir. İzmir İl merkezinde 3 farklı okuldan yaşlan İS ile 17 arasında değişen toplam 358 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Öğrencilere, Kişisel Bilgi Formu, Duygusal İstismar Ölçeği, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri olmak üzere toplam dört ölçek uygulanmıştır. Verilerin analizinde Spearman Sıra Farktan Korelasyon Tekniği, t testi, tek yönlü varyans analizi ve aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgularda: algılanan duygusal istismar puanlarının yükselmesiyle benlik algısına ilişkin puanların düştüğü, depresyon ve kaygı alt ölçeklerine ilişkin puanların yükseldiği belirlenmiştir. Yine buna göre ailenin gelir düzeyi, anne baban ın anlaşamaması, kavga etmesi ve anne babanın birbirine fiziksel şiddet kullanması gibi bağımsız değişkenlere göre ergenlerin algıladıktan duygusal istismar düzeyinin, benlik algılarının, depresyon ve kaygı düzeylerinin farklılaştığı belirlenmiştir. Anne tarafından algılanan duygusal istismarın ise depresyonu yordayan değişkenler arasında üçüncü derecede önem taşıdığı bulunmuştur. Depresyonu birinci derecede yordayan değişken ise kaygı düzeyi olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular yüksek düzeyde duygusal istismar algılayan ergenlerin psikolojik yardıma gereksinimi olduğunu göstermiştir. Bu yüzden istismarı önleyici ve olumsuz etkilerini giderici danışmanlık programlarının düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Anahtar Sözcükler Duygusal İstismar, Benlik Algısı, Depresyon, Anksiyete.

AnksiyeteBenlik algısıDepresyon+5
Diğdem Müge Siyez
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıflarda okuyan öğrencilerin sosyal becerileri ve okul uyumu ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. Ve 5. Sınıf öğrencilerinin sosyal beceri ve okul uyumları ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektedir. Araştırmanın örneklemi, 2000-2001 öğretim yılında İzmir ilindeki 6 ayrı ilköğretim okulunun 4. ve 5. Sınıflarında öğrenim gören 180'i kız, I85'i erkek toplam 365 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlardan ilki, geçerlik ve güvenirlik çalışması araştırmacının kendisi tarafından mevcut çalışma kapsamında yapılmış olan Walker-McConnell Sosyal Yeterlik ve Okul Uyum Ölçeği (WMC-SYOUO)'dir. Araştırmada kullanılan diğer ölçme araçları Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği, sosyometri testi ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Formu'dur. Verilerin analizinde açıklayıcı faktör analizi, Pearson Momentler Çarpımı korelasyonu, tek yönlü varyans analizi, Bonferroni testi, Dunnett C testi, t testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir : 1. Öğrencilerin sosyal beceri ve okul uyumları ile depresyon puanları arasında negatif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. &**! :*&IX 2. Öğrencilerin sosyal beceri ve okul uyumlarının, sosyo-ekonomik düzeyleri, cinsiyetleri, ebeveynin birliktelik durumu ve kardeş sıralamasına göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. 3. Öğrencilerin depresyon düzeylerinin sosyo-ekonomik düzeyleri ve kardeş sıralamasına göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. 4. Öğrencilerin gerek sosyal beceri ve okul uyumları, gerekse depresyon düzeyleri ile akademik başarıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : İlköğretim, öğrenci, sosyal beceri, depresyon, okul uyumu, sosyometrik statü.

DepresyonSosyal beceriUyum+3
Aslı Uz Baş
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn kabul-reddi ve mükemmeliyetçilik düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bireylerin çocukluk yıllarında ebeveynleri ile ilişkilerinde kabul veya red algılamalarının, bu kişilerin çocukluktan itibaren psikolojik gelişimlerine ve yetişkinlikteki psikolojik uyumlarına etkilerini açıklamaya ve yordamaya çalışan Ebeveyn Kabul -Red Kuramı Rohner (1966) tarafından geliştirilmiştir. Mükemmeliyetçilik kişilerin, kendilerine veya diğerlerine gerçekleştirilmesi zor amaçlar koyma eğiliminde olmalarıdır (Hill ve ark., 1997, s.81). Son yıllarda yapılan araştırmalar kişinin mükemmeliyetçi davranış özellikleri geliştirmesinde ailenin rolünün önemini gözler önüne sermektedir. Ebeveyn kabul red kuramının öngörülerinden biri de; ebeveynleri tarafından reddedilen veya reddedilmiş algılayan çocukların belirli bir noktaya kadar onların onay ve kabulünü kazanmak adına girişimlerde bulunacağıdır. Çocukların bu kabul ve onay görme ihtiyacı kişiliklerinin mükemmel olması gerektiği inancını da beraberinde getirebilir. Ancak mükemmel kişilik özellikleri gösterirlerse ebeveynleri onları kabul edecek ve olumlu ilişkiler kurabileceklerine inanırlar. Bu varsayımdan yola çıkarak bu araştırmada algılanan ebeveyn kabul reddi ve mükemmeliyetçilik düzeyleri yaş, cinsiyet, öğrenim görülen fakülte ve sahip olunan kardeş sayısına göre incelenmiştir. Araştırma Ege Üniversitesi'nde 2018-2019 eğitim öğretim yılında öğrenimine devam etmekte olan öğrenciler arasından tabakalı örnekleme yoluyla seçilmiş 363 öğrenci ile gerçekleşmiştir. Araştırmada Ebeveyn Kabul- Red / Kontrol Ölçeği (anne ve baba formu), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS-22 (Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı) paket programı kullanılmıştır. Öncelikle verilerin normallik analizleri yapılmış, normal bir dağılım göstermediği bulunması üzerine nonparametrik testler olan Spierman Korelasyona analizi, Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis H Testi verilerin uygunluğuna göre kullanılmıştır. Yapılana analizler sonucu elde edilen sonuçlara göre mükemmeliyetçilik alt boyutlarından kendine yönelik mükemmeliyetçilik ile ebeveyn kabul-red alt boyutlarından baba ilgisizlik/ihmal alt boyutunda, diğerlerine yönelik mükemmeliyetçilik ile anne ve baba ilgisizlik/ ihmal alt boyutunda pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçilik ile anne ve baba ilgisizlik/ ihmal, düşmanlık/saldırganlık, ayrışmamış red ve kontrol alt boyutlarında pozitif yönlü ilişki bulunurken anne ve baba sıcaklık/şefkat alt boyutunda negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ebeveyn kabul-red/kontrol boyutları ile cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunurken, mükemmeliyetçilik düzeyleri ile sadece cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.

Ebeveyn kabul veya reddiMükemmeliyetçilikÖlçekler+1
Ezgi Yoldaş Bıçkı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların duygusal zeka düzeyleri ile anne-baba-çocuk iletişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların duygusal zeka düzeyleri ile anne-baba-çocuk iletişimi arasındaki ilişkiyi İzmir ili, Milli eğitime bakanlığına bağlı bağımsız anaokulu ve ilkokul örneklemi içinde incelenmesine karar verilmiştir. Bazı bireysel özelliklere ve ailelere ilişkin değişkenlere bağlı olarak okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60-72 aylık öğrencilerin duygusal zeka düzeyleri ve anne-baba-çocuk iletişimi arasındaki ilişkide anlamlı farklılıklar belirlenmeye çalışılacaktır. Bu araştırma, 60-72 aylık Okul Öncesi dönem çocuklarının çeşitli değişkenlerle ilişkili olarak duygusal zekâ düzeyleri ile anne-baba-çocuk iletişimi arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik ilişkisel tarama modeline uygun bir çalışma niteliğindedir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İzmir il merkezinde bulunan devlet ilköğretim okullarının ve bağımsız anaokullarının anasınıfına devam eden 60-72 aylık çocuklar ve onların anne-babaları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini uygulama günü okula gelen ve gönüllü olarak uygulamaya katılan en az 250 öğrenci ve anne-babası oluşturmaktadır. Araştırmada, anne-babaların ve çocukların bireysel ve ailesel özelliklerini belirlemek için; Kişisel Bilgi Formu, duygusal zeka düzeylerini belirlemek için; Sullivan (1999), tarafından geliştirilmiş ve Ulutaş (2005) tarafından Türkiye'de geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış olan Sullivan Çocuklar için Duygusal Zeka Ölçeği ve 48-72 aylık çocuğa sahip anne-babaların çocukları ile iletişimini değerlendirmek amacıyla Arabacı ve Ömeroğlu (2011) tarafından geliştirilmiş, geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış olan Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı (ABÇİDA) kullanılacaktır. Elde edilen veriler uygun istatistik teknikleri kullanılarak SPSS programı ile analiz edilecektir.

Aile içi iletişimAna-çocuk iletişimiBaba-çocuk iletişimi+4
Fadik Arslan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumu ve facebook kıskançlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evli bireylerde evlilik uyumu ile Facebook kıskançlığı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada betimsel türde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2018 yılında İzmir ili merkez ilçelerinde yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 452 Facebook kullanıcısı evli birey oluşturmuştur. Araştırmada örneklemin evlilik uyumunu ölçmek amacıyla Çiftler Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Facebook kıskançlık düzeyini ölçmek amacıyla Facebook Kıskançlığı Ölçeği (FKÖ) ve örneklemin demografik bilgilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu olmak üzere üç adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda evli bireylerin evlilik uyumu ve Facebook kıskançlığı arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Evlilik uyumu ve bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiye yönelik bulgular; evli bireylerin evlilik uyumu cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermezken, evlenme biçimi ve evlilik sürelerine göre farklılaştığı yönündedir. Anlaşarak evlenenlerin evlilik uyumu, görücü usulüyle evlenenlerin evlilik uyumundan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Ayrıca evliliğin ilk 5 yılında, diğer evlilik süresi aralıklarına göre evlilik uyumunun daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Facebook kıskançlığı ve bazı demografik değişkenler arasındaki bulgular ise; evli bireylerin Facebook kıskançlık düzeylerinin cinsiyet ve evlilik süresine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, evlenme biçimine göre farklılaştığı yönündedir. Görücü usulüyle evlenenlerin Facebook kıskançlık düzeyinin, anlaşarak evlenenlerin Facebook kıskançlık düzeyinden yüksek olduğu saptanmıştır.

EvlilikEvlilik uyumuFacebook+2
Senem Şengeldi Şimşek
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2019
00

Other supervisors