Theses supervised by Prof. Dr. Adem Uğur

25 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ekseninde işletmelerde yüksek potansiyelli verimliliğin sağlanmasında insan kaynakları yönetimlerinin rolü

Yapılan araştırma yüksek potansiyelli verimliliğin sağlanmasında insan kaynakları yönetiminin rolünün incelenmesi yönünden yeni bir çalışma niteliğindedir. Son yıllarda Endüstri 4.0 daha önemli bir hale gelmiş ve gündemde olan bir konudur. Endüstri 4.0 ile birlikte değişen iş dünyası yapısı, bu süreçte karşılaşılan zorluklar, teorik bilgilerden sonra araştırmanın uygulama aşamasında ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı Endüstri 4.0 devrimi ile işletmelerde oluşan yüksek potansiyelli verimliliğin sağlanmasında insan kaynakları yönetiminin rolüne dikkat çekmektir. Konunun Türk akademik literatüründe hiç ele alınmamış olması çalışmayı önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, farklı sektörlerde insan kaynakları birimi ve dijitalleşmeden sorumlu yönetim kademelerinde çalışan 7 kişi oluşturmaktadır. Araştırmadaki genellemeler aşağıdaki gibidir: G1A: Endüstriyel gelişimi içselleştiren İnsan Kaynakları Yönetimleri yüksek potansiyelli verimliliğin artmasında daha etkilidir. G1B: Endüstriyel gelişimi içselleştiren İnsan Kaynakları Yönetimleri yüksek potansiyelli verimliliğin artmasında etkili değildir. G2A: Teknolojik Kullanımlar ile İnsan Kaynakları Fonksiyonlarında hedeflere ulaşma arasında uyum vardır. G2B: Teknolojik Kullanımlar ile İnsan Kaynakları Fonksiyonlarında hedeflere ulaşma arasında uyum yoktur. 'Endüstri 4.0 Ekseninde İşletmelerde Yüksek Potansiyelli Verimliliğin Sağlanmasında İnsan Kaynakları Yönetiminin Rolü' araştırması sonucunda G1A ve G2A genellemesi kabul edilmiş, G1B ve G2B genellemesi reddedilmiştir.

Endüstri 4.0Endüstriyel gelişmeVerimlilik+2
Aykut Güner
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiyalı çalışmanın kadın çalışanların iş-yaşam dengesi üzerine etkisi: Sakarya ili güvenlik sektöründe bir araştırma

Rekabetin uluslararası bir boyuta taşındığı günümüz iş dünyasında, 08:00-17:00 mesai saatleri arasında çalışma süreleri oldukça değişmiştir. Özellikle sanayi ve hizmet sektörlerinde sürekliliği sağlamak amacıyla yirmi dört saat esasına dayalı çalışmalar gündeme gelmiştir. Bu sistemin bir sonucu olarak da vardiyalı çalışma sistemi ortaya çıkmıştır. Güvenlik görevlileri, sağlık çalışanları, fabrika işçileri, çağrı merkezlerinde çalışan bireyler, ulaşım ve eğlence gibi pek çok sektörde çalışanlar vardiyalı çalışmak zorundadırlar. Ancak insanoğlunun ruhsal, fiziksel, sosyal, psikolojik, biyolojik yapısı vardiyalı çalışma sistemine uyum sağlayamamakta ve vardiyalı çalışma sistemi birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Vardiyalı çalışma sistemine bağlı olarak çalışan kadınların da iş-yaşam dengesi kurması giderek zorlaşmaktadır. Bireyler, iş hayatlarını ve özel hayatlarını etkileyen sorunların üstesinden gelmek amacıyla, iş ile yaşam arasında bir denge kurmak zorundadırlar. Kadının ve erkeğin, aile ve iş hayatındaki sorumluluklarını tam olarak yerine getirmek istemelerinden dolayı iş-yaşam dengesinin kurulması zorunlu bir hale gelmiştir. Bazı meslek gruplarında kadın iş gücü eksikliği bulunmaktadır. Bu meslek gruplarından biri de güvenlik sektörüdür. Bu çalışma; vardiyalı çalışan kadınların hem iş hayatlarını hem de kendilerine ait özel hayattaki görev ve sorumluluklarını nasıl ve ne şekilde yerine getirdiklerine vurgu yapmaktadır. Bu problemi ele almak için bu araştırmanın amacı; vardiyalı çalışma sisteminin kadın çalışanların iş-yaşam dengesine etkisini incelemektir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi edinmek amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Sakarya ilinde güvenlik sektöründe vardiyalı olarak çalışan yirmi kadın ile yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemi kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Veriler toplandıktan sonra, mülakatların çözümlemeleri Nvivo programının 12. Sürümünde yapılmış ve analiz edilmiştir. Bu veriler doğrultusunda; vardiyalı çalışan kadın güvenlik görevlilerinin iş-yaşam dengelerine ait olumlu ve olumsuz olmak üzere iki genel temaya ulaşılmıştır. Olumlu ve olumsuz temalar da kendi arasında, araştırmanın konusuyla ilişkili olarak alt temalara bölünmüştür. Bu temalar; vardiyalı çalışma sisteminin kadın çalışanların iş hayatlarının, özel hayatlarının ve aile hayatlarının nasıl etkilendiğini anlamalarında faydalı olacaktır.

Güvenlik görevlisiGüvenlik sektörleriKadınlar+3
Tuba Tatar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara kullanımının çalışanların verimlilikleri üzerine etkisi: Sakarya ilinde bir araştırma

Sigara kullanımı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, dünyanın şimdiye kadar karşılaştığı en tehlikeli halk sağlığı tehditlerinden biri olarak tanımlanmakta ve Türkiye'de her yıl 100 bin civarı insan sigaraya bağlı hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmektedir. Sigaranın sağlık üzerine olan olumsuz etkileri uzun yıllar boyunca çeşitli araştırmacılar tarafından incelenmiş olup başta akciğer ve lariks kanseri olmak üzere koroner kalp rahatsızlığı, felç, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, bronşit ve çeşitli solunum yolu hastalıklarına sebebiyet verdiği açıkça ortaya konmuştur. Sigara kullanımına bağlı sorunlar sadece sağlık açısından değil ekonomik ve toplumsal açıdan da ele alınması gereken önemli sorunları beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada bu sağlık problemlerinden ve sigara bağımlılığının yarattığı yoksunluk durumlarından dolayı çalışanların motivasyonları, performansları ve verimlilikleri arasında ilişki kurulmaktadır. Ayrıca işyerlerinde sigara kullanımının pasif içiciler üzerine hem sağlık hem de psikolojik olarak etkilerine de yer verilerek çalışma hayatı kapsamında değerlendirmeler yapılmaktadır. Alışveriş merkezi çalışanlarının sigara kullanım alışkanlıklarının işgücü verimliliği, işletme kârlılığı, hizmet kalitesi ve sürdürülebilirlikleri gibi kurumsal hedeflerini gerçekleştirmedeki etkisi incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında çalışanlar hakkında derinlemesine bilgi edinmek amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise Sakarya ilinde bulunan bir AVM oluşturmaktadır. Yirmi iki katılımcı ile yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak görüşmeler yapılmış ayrıca bu görüşmeler gözlemler ile desteklenmektedir. Katılımcılar ile olan mülakatların değerlendirilmesi Nvivo programının 12. sürümünde analiz edilmiştir. Bu veriler doğrultusunda iki genel temaya ulaşılmıştır. İlk tema da genel olarak çalışma ilişkilerine etkisi, diğerinde ise işletme verimliliğine olan etkisinin bilinmesinde anlamlı olacaktır. Sonuç olarak, bu araştırmada sigara alışkanlığının çalışanların verimlilikleri ve verimliliği oluşturan dinamikler üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ortaya konmuştur. Araştırma kapsamındaki işletmelere gerekli önlemleri almaları, çalışanları bilgilendirmeleri ve sigara kullanımını azaltmalarına yönelik öneriler yapılmıştır.

MotivasyonPerformansSigara+4
Büşra Yiğit
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Liderlik tiplerinin insan kaynakları yönetimini algılamaya etkisi: Yerel yönetimlerde insan kaynakları yöneticileri üzerine bir araştırma

1980'li yıllardan itibaren genel olarak kamu yönetiminde ve özelde yerel yönetimlerde personel yönetiminden insan kaynakları yönetimine (İKY) geçiş söz konusudur. Türkiye'de 2004-2005 yıllarında gerçekleştirilen yerel yönetimler reformu ile birlikte, bu tezin odaklandığı büyükşehir belediyelerinde İKY fonksiyonları hayata geçirilmiştir. Bu tezin amacı Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinde insan kaynakları (İK) yöneticilerinin liderlik tipinin, İKY algısını ve uygulamada İKY'ye geçişi nasıl etkilediğini ortaya koyarak hangi İKY fonksiyonlarının etkili bir şekilde kullanıldığını incelemektir. Bu doğrultuda liderlik teorileri arasında giderek önemi artan işlemsel liderlik ve dönüştürücü liderlik tipolojisi kullanılmaktadır. Araştırma amacının karmaşıklığı nedeniyle bu çalışmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanılmasına dayanan "karma yöntem" (mixed methods research) tercih edilmiştir. Araştırma süreci "açıklayıcı sıralı karma desene" uygun olarak iki aşamalı şekilde tasarlanmıştır. Birinci aşamada (nicel) İK yöneticilerinin hangi liderlik tipine uygun düştüğünü anlamak için büyükşehir belediyelerinin İK yöneticilerine ve çalışanlarına "Çok Faktörlü Liderlik Anketi" (MLQ) uygulanmıştır. İkinci aşamada ise İK yöneticilerinin İKY'ye ilişkin algılarını belirlemek, kendi kurumlarında İKY'ye geçiş süreci hakkındaki görüşlerini almak ve İKY fonksiyonlarının ne düzeyde uygulandığını tespit etmek amacıyla nitel bir araştırma tasarlanmıştır. Bu aşamada, açık uçlu sorulardan oluşan bir soru formu geliştirilmiş ve elde edilen nitel veriler niteliksel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu tezde, temel olarak, büyükşehir belediyelerinde dönüştürücü liderliğin, İK yöneticilerinin İKY algısı üzerinde etkisinin bulunduğu ve kurumlarının İKY'ye geçişinde kolaylaştırıcı bir faktör olarak önemli bir role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fakat karşılaşılan istisnai durumlar nedeniyle bu durumun bir örüntü oluşturmadığı, belediyelerde İKY'ye geçiş ve İKY uygulamalarının yaygın olarak kullanılması konusunda belediyelerin siyasi kurumlar olması, mevzuat yetersizlikleri ve geleneksel yönetim anlayışının devam etmesi gibi başkaca faktörlerin de etkili olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle büyükşehir belediyelerinde İK yöneticilerinin İKY algılarını geliştirmek ve kurumlarının İKY'ye geçişi için işlemsel liderliğin de kullanılabileceği belirlenmiştir. Bu bağlamda, belediyeler için politika önerileri geliştirilerek tez sona ermektedir.

BelediyelerLiderlikLiderlik modelleri+4
Dilek Köseoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğretmenlerinde iş etiği ve iş tatmini algısının karşılaştırmalı analizi: İstanbul ili Pendik ilçesi

Küreselleşmenin getirdiği değişim ve dönüşüm rüzgârları iş dünyasının her alanını etkilediği gibi eğitim sistemini de etkilemiştir. Kişileri ahlaki, sosyal, psikolojik ve ruhsal olarak topluma kazandırma amacı olan eğitim ve öğretim hizmetlerinde iş etiğinin benimsenmesi önem arz etmektedir. Bu düşünceden hareketle bu araştırma ile, lise öğretmenlerinin iş etiği algısının yüksek olmasının iş tatminini artıracağı hipotezinin kanıtlaması ve buna bağlı olarak lise öğretmenlerinin iş etiği algısının iş tatmini açısından önemi vurgulanmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde etik, iş etiği, iş tatmini kavramları, bunların alt faktörleri ile kavramlara ait temel teorilere ve iş etiğinin tarihsel gelişimi, ilahi dinlerle ilişkisi, etkileri konuları ve bunların alt başlıklarına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise eğitim-öğretim hizmetlerinde iş etiği ve iş tatmininin önemi, etkileyen değişkenleri, sonuçları, Dünya'da ve Türkiye'de eğitimde etik kodlar, iş etiği kuralları ve konuyla ilgili yasal düzenlemeler ile alt başlıklarına değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, İstanbul ili Pendik İlçesi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel liselerde görev yapan 403 öğretmene uygulanan likert ölçekli anket sonuçlarına yer verilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan "İş Etiği Ölçeği" ve "Minessota İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan regresyon ve korelasyon analizleri sonucu lise öğretmenlerinin iş etiği ve iş tatmini algısı arasında pozitif anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Lise öğretmenlerinin iş etiği ve iş tatmini algısı arasında tespit edilen bu bağ, iş tatminini artırıcı etki yapmaktadır. Ayrıca araştırma kapsamında iş etiği alt boyutları ile iş tatmini alt boyutları arasındaki ilişki durumları da ortaya konulmuştur. Yine araştırmada bazı demografık değişkenlere göre iş etiği ve iş tatmini düzeylerinin farklılaştığı tespit edilmiştir.

EtikLiselerLiseler+4
Cemile Evkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşmenin sosyokültürel düşünce yapısının analizi ve Türkiye

Küreselleşme hayatın her tarafını saran, etkileyen, değiştiren, geliştiren, yöneten, şekillendiren, aynı zamanda sınırlayan, kısıtlayan çift yönlü işleve sahip bir süreçtir. Küreselleşme inanların, toplumların, devletlerin yapısını, bağımlılık, aidiyet temellerini, değerlerini, değer yargılarını,inançlarını, düşüncelerini, ahlakını, yaşam tarzlarını, ölçülerini etkilemiştir. Ekonomi ile başlayan küreselleşme siyasi, sosyal ve kültürel küreselleşmeye doğru kapsamını genişletmiştir. Küreselleşme sermaye ve ileri teknoloji ile dünyayı ağ toplumuna çekmiş, insanlık büyük bir değişim sürecine girmiştir. Buradan hareketle küreselleşme sürecinin sosyokültürel etkilerini gözden geçirerek düşünce yapısını teşhis, tespit ve tahlil ederek sağlıklı bir analizi gerekmektedir. İnsanlığın huzuru barışı ve geleceği için müşterek plan, proje, programların yapılması, yöntem ve iş birliğinin belirlenmesi, mutabakat sağlanması, başarılı çalışmaların hayata uygulanması ihtiyaçtır ve zorunluluk arz etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı; küreselleşme nedir, tarihte ne zaman, nasıl ortaya çıkmıştır, ideolojisi, kapsamı, etkileri nelerdir? Günümüzde nasıl ve ne şekilde sürmektedir? İlim dünyasında tanımları nasıldır, doğru bir tanımlama nasıl yapılmalıdır? Küresel sistem ve egemen güçler kimlerdir, neler anlaşılmaktadır? sorularına cevap aramaktır. Buradan hareketle küreselleşme ile ilgilenen araştırmacılara ışık olmak için, araştırmanın nitel olması nedeniyle temel bir sorudan hareket ederek alt sorular oluşturulmuştur: Küreselleşmenin sosyokültürel düşünce yapısı nedir? Ekonomik, siyasi,sosyal, kültürel düşünce yapısını analiz ederek, bu etkilerin karşısında savunmasız kalan devleti, toplum ve insanların yapması gerekenleri tarihten insani temel değerleri koruyarakbaşarılı olan toplum ve medeniyet yapılarını da örnek göstererek sunmaktır. Çalışmada küreselleşme kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Küresel ekonomik ve siyasi yapıların dünya üzerindeki egemenlikleri değerlendirilmiş, iletişim teknolojisi, ağ toplumu, sosyal medyanın etkileri dikkate alınarak küreselleşmenin sosyokültürel düşünce yapısı analiz edilmiştir. Sosyokültürel etkiler kapsamını genişleterek, büyüyerek devam etmektedir. Bu çalışma ile söz konusu alan üzerinde yapılan gözlemler,tespitler; kişi, toplum ve devletler için dikkate değer yaklaşımlar, çıkarımlar ortaya konulmuştur. Küreselleşmenin tanımı, küresel zihniyet inşası, temel toplumsal değerler ile küreselleşme süreci için yarar sağlayacak tarihi örnekler ve güncel uygulama önerileri sunulmuştur. Çalışma, araştırmacıların konu üzerinde, düşünce yapısı ve analizine yönelik daha kapsamlı çalışmaları yapabilmelerine, yoğunlaşmalarına bir nebze de olsa basamak teşkil edecektir. Bu minvalde, Türkiye'nin birikimi ve sorumluluğuna yönelik ulusal ve küresel bağlamda yapılması gerekenler ifade edilmiştir.

Düşünce yapısıKültürel etkiKüreselleşme+4
Kemal Yavuz Ataman
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de genel seçimlerde siyasi partilerin kadın istihdamına ilişkin vaatleri: Adalet ve Kalkınma Partisi örneği

Seçimler, demokratik toplumların temel belirleyicisi kabul edilir ve demokratik seçimler sonucunda ülkeyi yönetme gücünü elde eden siyasi parti ya da partiler bu görevi üstlenirler. Siyasi partiler tarafından belirlenen ve uygulanması amaçlanan politikalar seçim öncesi süreçte seçmenlere ulaştırılır ve ülkeyi yönetme görevi için vaatler sunularak oy talep edilir. Bu gücü elde eden partiler vaatlerini hayata geçirerek bir sonraki seçim süreci için aynı gücü elde etmek amacıyla çalışmalarını sürdürürler. Bildirgeler, bu politikaları detaylı olarak incelemeye imkân tanıyan birer kitaptır. Kadın istihdamı ise değişen dünya düzeni içerisinde 2000'li yıllar sonrasında istihdam politikaları içerisinde önemli bir yer edinmeye başlamıştır. Ülkelerin istihdam politikaları ve uygulamalarının siyasi partiler tarafından belirlenmesi nedeniyle siyasi partilerin bu konuda seçmenlere ulaştırıldığı vaatler uygulanacak politikaların temel göstergelerinden biri kabul edilir. Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından oluşturulan tek parti hükümetleri aracılığıyla parlamenter sistem içerisinde yaklaşık on altı yıllık bir süre boyunca yönetilmiştir. Bu süreçte kadın istihdamı politikaları da bu parti tarafından belirlenip şekillenmiştir. Bu araştırmada Adalet ve Kalkınma Partisi'ni tek parti iktidarına taşıyan seçim bildirgelerindeki kadın istihdamına yönelik vaatler belirlenen araştırma sorusu kapsamında nitel içerik analizi yöntemi kullanılarak MAXQDA programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Seçim vaatlerinde toplam otuz sekiz kod kullanılmış ve bu kodlar dokuz kategoriyle sınıflandırılmıştır. Her seçim döneminde farklı konularla ele alınan kadın istihdamı politikalarının her dönem sonrası kapsamının genişletildiği ve en kapsamlı haline 2015 yılında ulaşıldığı sonucuyla beraber vaatlerin çoğunun hayata geçirildiği görülmüştür. Sonuç olarak bu araştırmayla Türkiye'deki kadın istihdamı politikalarının şekillenmesinde Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından verilen seçim vaatlerinin etkisi ve politikaları ne yönde şekillendirildiği ortaya konmuştur. Seçim bildirgelerinde tespit edilen sorunlara yönelik çözüm öneriyle araştırma sonuçlandırılmıştır.

Adalet ve Kalkınma PartisiGenel seçimlerKadın politikaları+6
Veysel Çağrı Arık
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeşil insan kaynakları yönetimi sistemine ilişkin kritik başarı faktörlerinin DEMATEL yöntemiyle analizi

Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi kavramı çevreci çalışan davranışı geliştirmek ve işletme çevre performansının artırılmasında literatürde kullanılmaktadır. Kavram ile ilgili yapılan çalışmalar durum tespiti ve ilişkisel istatistik testler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bunun yanında, Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi sistemi uygulanması için kritik başarı faktörlerinin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; "Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi" sisteminin kritik başarı faktörlerinin analizi ve değerlendirilmesidir. Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi sistemi mikro perspektifli "Yetenek-Motivasyon-Fırsat" teorisi altında incelenmiştir. Yapılan literatür taraması sonucu, Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi sistemi faktörleri; "Yeşil İşe Alım", "Yeşil Eğitim ve Geliştirme", Yeşil Performans Değerlendirme", "Yeşil Ödül Yönetimi", "Yeşil Çalışan Katılımı" ve "Yeşil Örgüt Kültürü" olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklem grubu, çevre mühendisliği geçmişine sahip sekiz insan kaynakları yönetimi departmanı yöneticisidir. Örneklem grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Kritik başarı faktörlerinin değerlendirilmesinde, literatür incelemesi sonrası oluşturulan ikili karşılaştırma esasına dayalı soru formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, Excel programı yardımıyla çoklu karar verme tekniklerinden DEMATEL(The Decision Making Trial And Evaulation Laboratory) yöntemi kullanılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucu, "Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi" sisteminin kritik başarı faktörlerinin, "Yeşil Örgüt Kültürü", "Yeşil Çalışan Katılımı" ve "Yeşil Eğitim ve Geliştirme" faktörleri olduğu saptanmıştır. Yapılan analizlerde faktörlerin alt kriterlerinin faktör ağırlıklarına bağlı önem sırası ve faktörlerin birbirini etkileme dereceleri belirlenmiştir.

DEMATELKritik başarı faktörleriYetenek-motivasyon-fırsat teorisi+2
Mert Öner
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uyumsuz eşleşme ve iş tatmini ilişkisi

Uyumsuz eşleşme kavramı 1970'li yıllarda batılı ülkelerde eğitimli çalışan oranının artmasıyla kullanılmaya başlanmış sosyolojik bir terimdir. Türkiye'de eğitimli işgücü artışının istihdam sorunu haline gelmesiyle yaklaşık 10 yıldır tartışılmaya başlanmıştır. Bu açıdan incelendiğinde, aslında işgücünün ne kadar verimli ve etkin bir şekilde çalışma hayatında bulunduğuyla ilgilenen eksik istihdamın bir türevidir. Olumsuz sonuçlarını yaşamamak adına, farklı yönleri ile değerlendirilmesi ve önceden tespit edilerek yönetilmesi gereken bir problemdir. Araştırmada uyumsuz eşleşme, iş tatmini ile birlikte değerlendirilmiştir. İş tatmini, bireyin harcadığı emek karşısında elde ettiği maddi ve manevi kazançtan aldığı hazdır. Bireysel bir olgu gibi görünse de etkin yönetim araçlarıyla kitlesel olarak pozitif etkileri gözlemlenebilmektedir. Bu açıdan uyumsuz eşleşme ile arasındaki ilişkinin analiz edilmesi hem çalışanlar, hem işverenler, hem de politika yapıcılar tarafından oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı, uyumsuz eşleşme olgusunun, nedenleri, etkileri ve var olma biçimleriyle birlikte analiz edilmesi ve iş tatminiyle ilişkisinin tespit edilmesidir. Araştırmanın kapsamı Türkiye'de faaliyet gösteren 21 elektrik dağıtım şirketidir. Araştırmada nicel yöntem kullanılmış olup online anket ilgili firmalar ile paylaşılmıştır. Ankete katılım sağlayan 383 çalışandan elde edilen veriler doğrultusunda iş analizi değerlendirmesine göre %18, çalışan algısına göre ise %56 uyumsuzluk olduğu görülmüştür. Yapılan korelasyon analizlerinde, iş tatmini ile dikey uyumsuzluk arasında negatif yönlü çok zayıf ilişki, iş tatmini ile yatay uyumsuzluk arasında ise negatif yönlü zayıf ilişki bulunduğu tespit edilmiş olup uyumsuz eşleşme ve iş tatmini arasındaki ilişkinin çok güçlü olmadığı anlaşılmıştır.

Uyumsuz eşleşmeUyumsuzlukÜstün niteliklilik+1
Seda Çorakçı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahi Teşkilatı iş ahlakı ilkelerinin günümüz iş dünyası açısından değerlendirmesi: Sakarya ilinde bir araştırma

İş ahlakı, her dönemde olduğu gibi günümüzde de üzerinde durulması gereken önemli konulardan biridir. İşletmelerin ve çalışanların iş ahlakı konusundaki titizliği toplumların refah düzeyini doğrudan etkileyebilir. Bugün dünyaya serbest piyasa ekonomisi yani kapitalist sistem hakimdir. Gelir dağılımındaki eşitsizlik, yüksek işgücü ve düşük gelir, insanların günlük yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. Ancak Ahilik anlayışında bireye değil topluma yönelik bir anlayış vardır. Binlerce insanın vardiyalı çalıştığı kapitalist düzen Ahilikte uygulanmamıştır. Bu doğrultuda bu araştırma ahlak ve iş ahlakı kavramlarına değinmek, iş ahlakının gelişim süreci ve kapsamı hakkında bilgi vermek, ahi teşkilatındaki iş ahlakı ve uygulama biçimlerine değinmek ve ahi teşkilatındaki iş ahlakı uygulamalarının günümüz iş dünyasına uygulanabilme durumunu tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın kavramsal bölümlerinin oluşturulmasında literatür taraması yönteminden yararlanılmıştır. Literatürde ahlak, iş ahlakı ve ahi teşkilatı ile ilgili yayınlar incelenerek çalışmaya aktarılmıştır. Araştırmanın yöntem bölümünde nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılarak veri toplanmıştır. Sakarya ilinde faaliyet gösteren küçük, orta, büyük işletme sahiplerine ve esnaf ve sanatkarlar araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Bu evren arasından tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 124 kişiye anket uygulanmıştır. Veriler online ortamda toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilerek bulgular ortaya koyulmuştur. Araştırma sonucunda ahi teşkilatındaki iş ahlakı uygulamaları günümüzde çağımızın kuralları ile güncellenerek uygulandığı tespit edilmiştir.

AhilerAhilikAhlak+3
Aleyna Yetim
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş analizlerinin eğitim ve geliştirme faaliyetleri üzerindeki etkileri: Sakarya ili gıda işletmeleri üzerinde bir araştırma

Bu araştırmanın amacı Söğütlü gıda işletmelerinin iş analizinin eğitim ve geliştirme faaliyeti yapılırken işletmelerde ne kadar dikkate alındığının ve dikkate alınma durumunu, işletme başarısına etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde iş analizi kavramsal bir açıdan ele alınmıştır. İkinci bölümde eğitim ve geliştirme kavramı tezin konusu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise araştırma bulguları ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yapılandırılmış mülakat seçilmiştir. Mülakat soruları literatür taraması sonucunda 14 soruluk formatta hazırlanmıştır. Mülakatlar yüz yüze ve telefonla görüşme yapılarak gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler Söğütlü'de faaliyette bulunan 7 gıda işletmesi üzerinden yapılmıştır. Mülakat sonucunda elde edilen veriler not alınarak üçüncü bölümde yazılmış ve son olarak bulguların değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları, örneklem çerçevesinde değerlendirilen gıda işletmelerinde iş analizlerinin var olduğu, eğitim ve geliştirme faaliyetlerini uyguladıkları tespit edilmiştir. İş analizlerinin eğitim ve geliştirme faaliyet ve programlarında dikkate alınması durumunda işletme çalışanlarının performansının arttığı, işletme başarısının da buna bağlı olarak arttığı sonucu ortaya çıkarılmıştır.

EğitimGıda işletmeleriHizmet içi eğitim+5
Öznur İğneci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınların iş- aile yaşam çatışmalarının örgütsel sinizm ile ilişkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Kadın istihdamının niteliği ve niceliği tüm dünyada bir sorun olmaya devam etmektedir. Türkiye bu sorunu daha yoğun hissetmektedir. Türkiye' de bankacılık sektörü kadın istihdamının yoğunluğu açısından önem taşımaktadır. Bu veriden yola çıkarak çalışma, bankacılık sektöründe gerçekleştirilmiştir. Kadınların çalışma hayatında yoğun bir şekilde karşılaştıkları sorunların başında, bir rol çatışması türü olan iş-aile yaşam çatışması yer almaktadır. Ayrıca Türkiye' de özellikle son yıllarda örgütsel sinizm, üzerinde sıklıkla durulan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışma ile iş-aile yaşam çatışması ile örgütsel sinizm ve alt boyutları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Dünya'da ve Türkiye kadının çalışma hayatındaki yeri ve sorunları incelenmiştir. İkinci bölümde, iş-aile yaşam çatışması ve alt boyutları ile ilgili kuramsal bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Örgütsel Sinizm ve alt boyutlarına ait kuramsal bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise yerli ve yabancı yazında bu konularla ilgili yapılmış çalışmalara yer verdikten sonra hipotezleri test etmek için yapılmış anket çalışması ve sonuçları yer almaktadır. Ordu ilindeki 182 kadın banka çalışanından alınan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Bazı demografik değişkenlerin iş-aile yaşam çatışması ve örgütsel sinizm üzerinde anlamlı etkiye sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca iki değişken arasında ise orta düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın ĠĢgücü, ĠĢ-aile YaĢam ÇatıĢması, Örgütsel Sinizm

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+6
Yavuz Kağan Yasım
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yıldırma davranışlarının belediye çalışanları tarafından değerlendirilmesi: Bir büyükşehir belediyesinde araştırma

Bu çalışmanın amacını, bir büyükşehir belediyesi çalışanları tarafından yıldırma'nın, yıldırma davranışlarının nasıl algılandığını ve çalışanlar tarafından değerlendirilen yıldırma davranışlarının yöneticileri tarafından nasıl değerlendirildiğini tespit etmek oluşturmaktadır. Dikey olarak gerçekleşen yıldırma davranışlarında, çalışanlar tarafından yıldırma olarak algılanan olumsuz işyeri davranışlarının, yıldırma parametreleri de göz önünde bulundurularak analiz edilmesi ve çalışanların yıldırma şeklinde değerlendirdikleri davranışların yöneticileri tarafından da benzer şekilde algılanıp algılanmadığını tespit etmek bu araştırma ile ulaşılmak istenen hedefler arasındadır. Araştırmada çalışanların yıldırma davranışlarını yorumlamalarının daha doğru ve tutarlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için yıldırma ile ilgili aynı anlama gelen benzer ifadelerin değerlendirilmesine de yer verilmiştir. Araştırmaya katılan çalışanların cinsiyeti, yaşları, medeni durumu, ailelerindeki kardeş sayıları, ailelerin toplam gelirleri, statüleri, eğitim durumu, işyerinde çalışma süreleri ve çalıştıkları kadroların bulunduğu hizmet süreleri ile yıldırma davranışlarını değerlendirmeleri arasındaki ilişki de tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırma genel olarak dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yıldırma kavramının tanımı, kapsamı, kuramsal ve tarihsel gelişimi, yıldırmanın benzer kavramlarla ilişkisi, yıldırma sürecinin aşamaları, yıldırma davranışları tipolojisi, yıldırma uygulayan saldırganlar ve bu davranışlara maruz kalan mağdurların kişisel özellikleri ile yıldırma ile ilgili ülkemizde ve Dünya'da yapılmış araştırmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde yıldırmaya yol açan toplumsal değişimler, işletmelerde yıldırma davranışlarına neden olabilecek bazı uygulamalar, işletmelerde görülen yıldırma davranışları, yıldırma davranışlarının işletmelere, bireylere, ailelere ve kurumlara etkileri ve yıldırma ile mücadele yöntemleri ile araştırma yapılan büyükşehir belediyesi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise yıldırma davranışlarının belediye çalışanları tarafından değerlendirmelerine yönelik araştırma sonuçları yer almaktadır. Son bölümde ise yıldırma davranışları ile ilgili literatüre katkı yapması düşünülen sonuç ve önerilerden oluşan bir değerlendirmeye yer verilmiştir.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriMobbing+4
Ramazan Tiyek
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimcilerde tükenmişlik: Rehber öğretmenler üzerinde bir araştırma

Bireylerin işleri gereği karşılaştıkları insanlara karşı duyarsızlaşmaları, duygusal yönden kendilerini tükenmiş hissetmeleri, kişisel başarı ve yeterlik duygularının azalması şeklinde ortaya çıkan tükenmişlik (burnout) daha çok insan işi yapılan mesleklerde görülen bir olgudur.Tükenmişlik, doktorlar ve hemşireler, psikiyatristler, polisler, banka çalışanları, yöneticiler, avukatlar, sosyal hizmet uzmanları gibi insan ile yüz yüze çalışan bireylerde daha fazla görülmektedir.Tükenmişlik yaşadıkları belirlenen önemli bir grup da öğretmenlerdir. Diğer mesleklerde olduğu gibi öğretmenlerde de tükenmişliğin olumsuz sonuçları gözlenmektedir. Rehber öğretmenler eğitim kurumlarında yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve ailelerle en çok iletişim halinde olan bireylerdir. Dolayısıyla yoğun insan ilişkileri içinde olan rehber öğretmenlerin tükenmişlik yaşama ihtimalleri diğer bireylere kıyasla daha fazladır.Bu düşünceden hareketle bu çalışmanın konusu, ?Eğitimcilerde Tükenmişlik (Rehber Öğretmenler Üzerinde Bir Araştırma)? olarak belirlenmiştir. Çalışmanın amacı ise, resmi ve özel ilköğretim/ortaöğretim okullarında görev yapan rehber öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve tükenmişliğe etki eden değişkenleri incelemektir.Araştırmada veri toplama aracı olarak, Maslach Tükenmişlik Envanteri'nden yararlanılmış; ayrıca rehber öğretmenlerin demografik ve mesleğe ilişkin bazı görüşlerini tespit etmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formunu içeren anket kullanılmıştır.Bu çerçevede, araştırma kapsamına giren rehber öğretmenlerde yaş ve medeni durum değişkenlerinin tükenmişlik ile anlamlı bir ilişkisi bulunmazken, cinsiyet, eğitim düzeyi, mezun olunan bölüm, mesleki kıdem, çalışılan okul türü, çalışılan ortamın sosyo-ekonomik durumu, çalışılan ortamdan memnuniyet duyma, üstlerden takdir görme, meslekte kendini verimli görme, mesleği isteyerek yapma ve manevi doyum değişkenleri ile tükenmişlik arasındaki belirli boyutlardaki ilişkiler anlamlı bulunmuştur. Araştırmanın bulguları tükenmişlik tehlikesine karşı bazı mesleki ve demografik özelliklerin önemli olduğunu vurgulamakta olup bu bağlamda alınacak önlemler rehber öğretmenlerin tükenmişlikle başa çıkmalarında etkili olacaktır.

Eğitim psikolojisiEğitimcilerRehber öğretmenler+4
Ebru Yıldız
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe çalışanların iş ahlakı yönünden analizi: İstanbul bölgesinde bir araştırma

Ahlak, insanlığın var olduğu günden beri insanlar üzerindeki etkisini sürdürmektedir. İnsanlığın ilk faaliyetlerinde de ahlaki tutum ve davranışlar gözlenebilmektedir. Bu açıdan iş ahlakının ilk uygulamaları ilk insan ile başlamıştır. Fakat iş ahlakının sistematik bir hal alması yakın döneme ilişkin bir olaydır. 1920'li yıllardan sonra tüm dünyada etkisini giderek arttıran iş ahlakı, günümüz Türkiye'sinde araştırma çalışmaları bakımından zayıf kalmaktadır. Avrupa ve Amerika'da enstitülerin kurulduğu, ilgili bölümlerin açıldığı ve çeşitli sektörlerde araştırma çalışmalarının yapıldığı bir alan olmasına karşın, Türkiye'nin iş ahlakı ile tanışması 1980'li yıllara denk gelmektedir. Özellikle yolsuzlukların ve hortumlamaların gün yüzüne çıkması ile iş ahlakına verilmesi gereken önem bir kat daha artmıştır. Bu bağlamda bankacılık sektörü, toplum tarafından paranın kaynağı olarak bilindiği için, ahlaki bakımdan zafiyetlerin de burada çokça olacağı varsayılmıştır. Türkiye'de bankacılık sektörü, özellikle 2001 krizi ile büyük bir değişim yaşamış, denetimlerin arttırılması ve iyi yöneticilerin yönetimi ile tüm dünyada örnek bir konuma gelmiştir. Bankanın, müşterilerine, topluma, çevreye, devlete, çeşitli kamu ve özel kurumlara ve çalışanlarına karşı, çeşitli açıdan haksızlıklarının olabileceği göz önünde tutulmuştur. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ahlak ve iş ahlakı konuları incelenmiş, iş ahlakının evrensel değerleri, tarihi ve önemi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde bankacılık tarihi, Türkiye'deki bankalar ve sektörün genel görünümü incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca bankaların tabi olduğu kanunlar çerçevesinde iş ahlakı ile ilgili maddeler de ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise anket çalışmasının sonuçları değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacını, Türkiye'de bankacılık sektöründe çalışanların iş ahlakına yönelik tutum ve davranışlarını ortaya koymak şeklinde özetlemek mümkündür. Bu bağlamda çalışanların iş ahlakı tutumlarını incelemek için 48 sorudan oluşan anket soruları hazırlanmıştır. Anketler İstanbul bölgesinde bankacılık sektöründe 16 bankada 207 aktif çalışan ile yapılmış ve toplanan veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Çalışanlar arasında iş ahlakı algılamaları ve tutumları hakkında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

AhlakBankacılıkBankacılık sektörü+5
Selami Bayrak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılığa iletişimin etkisi: Bir örnek olay

Modern yönetim biliminin en önemli çalışma alanlarından biri olan insan ve davranışı, örgütlerin var oluşu ve başarısı için önemli bir unsurdur. İnsan, bilgi birikimi, aklı ve yeteneği ile bir örgütün entelektüel sermayesidir. Çalışanların örgüt ile özdeşlemesi olarak ifade edilen örgütsel bağlılık kavramı, insan kaynağının örgütün amaçları için çaba sarf etmesini sağlamaktadır. Örgütüne karşı bağlılık duyan birey, tüm donanımı ile örgütüne hizmet ederek örgütünün başarısına katkıda bulunmaktadır.Örgütsel bağlılığı etkileyen ve geliştiren bir araç olan örgütsel iletişim, örgütsel amaç, hedef ve değerlerin çalışanlara iletilmesini ve bu kavramların çalışanlar tarafından benimsenmesini sağlamaktadır. Ayrıca örgüt içindeki kopuk ve dağınık ilişkilerin bir düzene sokulması örgütsel iletişim ile mümkündür. Düzenli ilişkiler sistemi içinde görev yapan çalışan, hem işinden hem de örgütünden memnun olmaktadır ve bağlılığı artmaktadır.Çalışmanın amacı, örgütsel iletişimin, örgütsel bağlılığın gelişmesindeki rolünü incelemek bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.Yapılan çalışmada literatür taramasına ek olarak hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir kamu kurumu ?örnek olay? kapsamında incelenmiştir. Araştırmada verilere ulaşmak için anket tekniği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 13.0 kullanılmıştır. Kullanılan analiz yöntemleri, korelasyon, basit regresyon analizleri ile bağımsız örneklem varyans analizidir.Yapılan çalışma sonucunda, kurum içinde duygusal, devamlılık ve normatif bağlılık ile örgütsel iletişim, yönetim tarzı ve bilgi paylaşımı ile arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Biçimsel olmayan iletişim ve üç bağlılık boyutu arasındaki ilişki ise pozitif yönlü ancak zayıftır. Örgüt içindeki kadro durumuna göre örgütsel iletişim ve örgütsel bağlılık boyutları arasındaki herhangi bir fark olmadığı görülmüştür.

BağlılıkÖrgütsel bağlılıkÖrgütsel iletişim+2
Emine Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde çatışma yönetimi: Bankacılık sektöründe Kocaeli örneği

Bu çalışmada; örgütlerin sıklıkla karşılaştığı çatışma kavramı incelenmiş olup, öncelikle çatışmanın nedenleri, çözüm teknikleri, yararları teorik açıdan ele alınmıştır. Çatışmanın bireyler ve örgütler üzerinde yarattığı etkiler iki Kamu ve iki Özel Bankada çalışan personeller üzerinde uygulama yapılarak araştırılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde; çatışma olgusunun anlamı, gelişme evrimi ve kapsamı üzerinde durulurken, ikinci bölümünde, çatışmaya yol açan temel nedenler, çatışmanın olumlu ve olumsuz sonuçları ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; çatışma yönetimi, çatışma yönetiminde kullanılan başa çıkma yöntemleri ve çatışmanın üstesinden başarılı olarak gelebilme konularına değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; örgütsel çatışmanın Kamu ve Özel Bankalar üzerine etkileri mülakat yöntemiyle araştırılmıştır.Yapılan araştırma da Kamu Bankalarında meydana gelen çatışmaların çalışanları olumsuz etkilediği ve bu çatışmaların yöneticiler tarafından iyi yönetilmediği sonucuna varılmıştır. Özel Bankalarda meydana gelen çatışmaların çalışanları olumlu etkilediği ve Kamu Bankalarının aksine bu çatışmaların yöneticiler tarafından iyi yönetildiği tespit edilmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarKocaeli+5
Tülay Dişbudak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Iş-aile çatışması ve iş tatmini ilişkisi: Özel dershane öğretmenleri üzerine bir araştırma(Kocaeli örneği)

Bu çalışmada, özel dershanelerde çalışan dershane öğretmenlerinin iş-aile çatışması ve iş tatmini düzeylerinin ilişkisi incelenmiştir. Bu amaçla dershane öğretmenlerinden 392 anket anket çalışması yoluyla elde edilen veriler incelemeye alınmıştır. Anketlerden elde edilen veriler non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ve Spearman korelasyon analizi ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir.Çalışmanın sonucunda özel dershane öğretmenlerinin, işte geçirilen ortalama haftalık çalışma saati ile iş-aile çatışması arasında; cinsiyetler ve işte geçirilen ortalama haftalık çalışma saati ile işten aileye yönelik çatışma arasında; cinsiyet açısından aileden işe yönelik çatışma arasında; yaş, işte geçirilen ortalama hafalık çalışma saati, meslekte geçirilen yıl ve aile bireylerinin bakımı ile iş tatmini arasında anlamlı farklılık bulunmuştur.Elde edilen veriler sonucunda yapılan hipotez testlerinde iş-aile çatışması ile iş tatmini arasında ters yönlü ilişki; işten aileye yönelik çatışma ile iş tatmini arasında ters yönlü; aileden işe yönelik çatışma ile iş tatmini arasından ters yönlü ilişkiler tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: İş-Aile Çatışması, İş Tatmini, Dershane, Öğretmen, Kocaeli

Özel dershanelerÖğretmenlerİş doyumu+1
Mert Öner
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışma hayatında mobbing (Sakarya imalat sektöründe biraraştırma)

Bu çalışmanın amacı, Sakarya'da imalat sanayinde faaliyet gösteren 14 adet büyük ölçekli ve KOBİ niteliği taşıyan işletmedeki beyaz ve mavi yakalı çalışanın, bulundukları işletmedeki mobbingin yaygınlığını, mobbing mağdurlarının ve mobbing uygulayıcılarının demografik özelliklerini, tekstil, otomotiv yan sanayi, makine imalatı ve metal çelik sektörlerindeki 687 beyaz ve mavi yakalı işgörenin çalıştıkları işletmelerde karşılaştıkları mobbing davranışlarının farklılık gösterip göstermediği, karşılaştıkları mobbing davranışlarının işgörenler üzerindeki olumsuz etkilerini tespit etmektir. Bu çalışmanın, mobbingi ortadan kaldırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesinde işgörenlere, işverenlere, yöneticilere, toplumsal önlemlerin alınmasında yetkiye sahip kişilere, sendikalara ve kanuni düzenlemelere katkısı olabilecek hukuk adamlarına faydalı olacağı düşünülmektedir. Çalışma ayrıca mobbingin Türkiye'nin de gerçeği olduğunu konuyla ilgili herkese göstermesi bakımından da önemlidir.Tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde mobbing kavramının kuramsal ve tarihsel gelişimi, mobbingin benzer kavramlarla ilişkisi, mobbing sürecinin aşamaları, mobbing davranışları tipolojisi, mobbing sürecinin aktörleri, mobbing mağduru ve uygulayıcısının kişilik özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde çalışma hayatında mobbing ele alınarak, mobbinge yol açan yönetsel ve işletmeye özgü faktörler açıklanmıştır. Ayrıca işletmelerde görülen yaygın mobbing türleri açıklanmış ve mobbingin işletmeye, bireye, aileye, toplum ve ülke ekonomisine etkileri açıklanmıştır. Mobbingle başa çıkma yöntemleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde sektörler ve mobbing ilişkisine yönelik uygulama yer almaktadır.Çalışmanın amacına uygun olarak, sektör ve mobbingin yaygınlığı ve mobbing davranışları arasındaki ilişkiyi ölçmek için anket ve mülakat yöntemine başvurulmuştur. Bu çalışmada kullanılacak veriler, Sakarya'da dört farklı imalat sektöründeki 14 işletmede çalışan 687 işgörene 55 sorudan oluşan bir anket uygulanmak suretiyle elde edilmiştir. Araştırma sonuçları değişkenlerin tipine göre, SPSS 10.0 windows paket programı kullanılarak ve frekans dağılımları, çapraz tablolar ve ki-kare analizi kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, mobbingin yaygınlığı ile sektör, mobbing davranışları ile sektör, işletmelerin kurumsal yapıları ve mobbing arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İşletmelerde dikey ve grup mobbinginin görüldüğü saptanmıştır. Mobbingin işgörenlerin aile hayatlarını, psikolojik ve fizyolojik sağlıklarını, işe devamsızlık, iş değiştirme düşüncesi, iş verimliliği, performanslarını olumsuz etkilediği ayrıca çalışanların kendilerini işletmelerde çaresiz hissettikleri tespit edilmiştir.

Hülya Aksakal Kaymakcı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Güven ve örgütsel adaletin, beklenti ötesi özyeterlilik davranışına etkisi (ARMA Filtre San. ve Tic. A.Ş. örneği)

Çalışmanın amacı, organizasyon içerisinde güven ve algılanan örgütsel adalet davranışlarının bir sonucu olarak düşünülen beklenti ötesi özyeterlilik davranışıyla ilişkisini ortaya koymaktır. Kurumların örgütsel anlamda güveni tesis etmede en çok yaralanacakları düşünülen, örgütsel adalet konusuna değinilmiştir. Örgütsel adalet, güveni oluşturmak için bir yapı taşı olarak alınmıştır. Güven ortamının kurum içerisinde tesis edilmesi durumunda, çalışanlardan bir sonuç olarak beklenen, beklenti ötesi özyeterlilik davranışı bu iki kavramın çıktısı olarak düşünülmüş ve uygulama kısmında değerlendirilmiştir. Bu temel üç değişkenin yanında, bireylere, demografik özellikleri olarak; yaş, cinsiyet ve kıdem gibi sorular da yöneltilmiştir.Güven konusunun tanımı, örgütsel boyutu, örgütsel anlamda güven türleri, güveni tesis etmek, güven ortamını daimi kılmak ve güvenin yararları konusu araştırmanın ilk bölümünün ana başlıklarıdır. İkinci bölümde, örgütsel adalet konusuna değinilmiş ve üç temel örgütsel adalet boyutu incelenmiştir. Üçüncü bölümündeyse, proaktif davranışın bir çıktısı olarak nitelendireceğimiz beklenti ötesi özyeterlilik davranışının üzerinde durulmuştur. Araştırmanın uygulama kısmında, araştırmaya konu olacak 104 katılımcı seçilmiştir, demografik özellikleri ve tüm bu bilgiler ışığında bazı sorular sorulmuştur. Bu sorular, SPSS yardımıyla veri tabanına aktarılıp, istatiksel olarak değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiş ve sonuç grafikleri yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Prosedürel Adalet, Dağıtımsal Adalet, Etkileşimsel Adalet, Güven, Proaktivite, Beklenti Ötesi Özyeterlilik Davranışı

Dilek Nam
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Şirket birleşmelerinin insan kaynakları ve çalışma ilişkileri üzerine etkileri

Günümüzde şirket birleşmeleri oldukça hızlı gelişmekte ve 2000'li yıllarda dünya bütününde bir küreselleşme olgusu hakim olmaktadır. Şirketler küreselleşmenin etkileri yaşanan ekonomik krizler ve büyüme amacıyla birleşme yolunu tercih etmektedirler. Bu tezin amacı birleşmelerde çoğunlukla ihmal edilen insan kaynaklan boyutunu incelemektedir. Şirket birleşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının en büyük nedeni insana gerekli derecede önem verilmemesidir. Birleşmenin uygulanması aşamasında kültür uyuşmazlığı belirsizlik, değişme tepki gibi problemler ortaya çıkmaktadır. Bu problemlerin çözümünde en büyük rol insan kaynakları depertmanına düşmektedir. İnsan kaynaklan departmanının aktif olduğu şirket birleşmelerinde basan şansı daha yüksek olacaktır. VII

İnsan kaynaklarıİnsan kaynakları yönetimiİstihdam+2
İlker Akalan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

360 derece performans değerleme sistemi ve önündeki engeller

Anahtar Kelimeler: Performans, performans değerleme, 360 derece performans değerleme, geribildirim, 360 derece geribildirim. Performans değerlendirmeleri, insan kaynakları yönetiminin en önemli fonksiyonlarından biridir. İnsanın, bir şirketin sahip olduğu en önemli değer olarak görüldüğü günümüz dünyasında bireyin etkinlik düzeyini ve başarısını ölçmek de o derece önem kazanmaktadır. Performans değerlendirmelerinde; bireyin çalışmaları, eksiklikleri, yeterlilikleri, fazlalıkları, yetersizlikleri tüm yönleriyle ele alınır. Performans değerleme tekniklerinden birisi olan 360 derece geribildirim son on yıldır A.B.D/de, iki üç yıldır da Türkiye'de insan kaynakları alanında en çok üzerinde durulan uygulamalardan biridir. Tezin ilk bölümünde performans kavramına ve performansı etkileyen faktörlere kısaca değinilmiştir. Performansı etkileyen faktörlerden kişisel nitelikler, basan güdüsünün yoğunluğu, örgütsel faktörler ve çevresel faktörler çok genel olarak açıklanmıştır. ikinci bölümde performans değerlemenin tanımı ve önemi açıklanmış, performans değerlemenin faydaları ve değerlemede kullanılacak kriter ve standartlar vurgulanmıştır. Aynı bölümde performans değerleme teknikleri ve performans değerlemede yapılan hatalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde 360 derece performans değerleme sistemi ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Bu bölümde sistemin özellikleri, gelişimi, ana katılımcılara faydalan, şirketlerin bu sistemi kullanma nedenleri ve uygulama şekilleri, 360 derece geribildirim ile birlikte şirket kültüründeki değişmeler, geribildirim kaynaklan, geribildirim uygulamalan ve 360 derece geribildirimin geleceği üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise 360 derece geribildirim uygulamalarını savunan ve karşı çıkan görüşlerden bahsedilmiş ve 360 derece performans değerleme sisteminin önündeki engeller açıklanmış ve son olarak çözüm önerileri ortaya konmuştur. vu

360 derece performans değerleme sistemiPerformansPerformans değerlendirme+1
Muharrem Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
10
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde etkin iletişim (Kara Havacılık Alayı'nda bir araştırma)

Anahtar Kelimeler: Etkin İletişim, İletişim Kanalları, Verimlilik İletişim, bir bilginin, düşüncenin, duygunun, tutum ve kanının bir araç vasıtasıyla bir bireyden bir bireye, bireyden gruba, gruptan bireye, gruptan gruba, toplumdan gruba ve toplumdan topluma karşılıklı aktarılması sürecidir. İletişim öğrenme sürecinde önemli bir öğedir. Çünkü insan, toplumsal yaşam için kendisine gereken bilgi, beceri ve tutumları iletişim yoluyla öğrenmektedir. Teknolojinin ve yeni geliştirilen yönetim sistemlerinin etkileyici gücü ile giderek büyüyen ve karmaşıklaşan organizasyonlar içinde insanlar adeta kaybolmaktadırlar. Bu büyüme ve değişme, her ne kadar insanların fiziksel olmasa bile psikolojik olarak organizasyonlardan uzaklaşmalarına neden olmaktadır. İşte böyle bir ortamda insanları tekrar organizasyonlara bağlamanın en etkili yolu, etkin bir iletişim sisteminin kurulmasıdır. İnsanların, birbirlerini daha iyi anlamaları ve tanımaları, örgütte işlerin yürütülebilmesi ve sorumlulukların daha iyi anlaşılabilmesi için sağlıklı ve etkin bir iletişime ihtiyaç vardır. Gerek kişiler arası gerek örgüt içinde ortaya çıkan problemlerin çoğu yetersiz ve yanlış iletişimin bir sonucudur. Örgütsel iletişim, örgütün işleyişini ve amaçlarını gerçekleştirmek için örgütü oluşturan çeşitli bölümler arasında ve örgüt ile çevresi arasında devamlı bir bilgi ve düşünce alışverişi sağlayan toplumsal bir süreçtir. Örgüt içi etkin iletişimden bahsedebilmek ve işgörenle iletişimi iyileştirmenin yollarını ortaya çıkarabilmek için öncelikli iletişimin önemine, kapsamına değinmek, işgörenlerin işletme içerisindeki yerini, işgörenlerle iletişimin özelliklerini ve iletişimin işgörenler üzerindeki etkilerini belirlemek, gerekli gözükmektedir. Örgütlerde etkin iletişimin önemi, örgütlerin büyümelerine ve yönetimin gittikçe daha karmaşık bir görünüm kazanmasına, uzmanlaşmanın artmasına, yerinden yönetim ilkesinin uygulanmasına, teknolojik gelişmelere, örgütlerin toplumsal sorunlara eğilmelerine ve örgütlerde uyuşmazlıkların insancıl ilişkiler yöntemiyle çözümlenmesine son zamanlarda verilen değere paralel olarak gittikçe artmıştır. İşletme içi veya dışı hedef kitlelerin üzerinde etkili olabilmenin yolu, sağlıklı ve doğru iletişimden geçmektedir. Örgüt içerisinde, görevler ne kadar iyi belirlense, görev tanımları açık olsa da, görevleri yürütecek iş görenler arasında iletişim olmadan eşgüdüm ve amaçlara yönelik etkileşim gerçekleşmeyecektir. Bir işletme de etkili ve sürekli işleyen bir iletişim düzeni varsa, o işletmenin sağlıklı yürüdüğü ve başarılı çalıştığı söylenebilir. Bugün örgütlerin verimlilik ve etkinliklerinde rol oynayan en önemli faktörlerin başında, etkin örgütsel iletişim olduğu kabul edilmektedir. vu

Askeri birliklerAskeri teşkilatEtkin iletişim+4
Uğur Atik
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
10
Master'sOpen AccessTR

Elektronik insan kaynakları yönetimi

ANAHTAR KELİMELER : Elektronik insan Kaynakları Yönetimi, Bilgi Teknolojisi, e-Ticaret, e- Eğitim İnsan Kaynaklan yönetimi yavaş yavaş yerini İnsan Sermayesi yönetimi kavramına bırakmak üzere iken kavramın gelişim tarihine baktığımızda aslında Personel Yönetiminin bir uzantısı olarak ortaya çıktığını görmekteyiz. İşletmeler için büyük bir öneme sahip olan Personel Yönetimi anlayışında 1970'lerden sonra birçok değişiklikler olmuştur. Önemi gittikçe artan bilgi, teknoloji ve çevresel faktörler sebebiyle yeni gelişmeler ve yeni teknikler meydana gelerek "İnsan Kaynaklan Yönetimi" yaklaşımını oluşturmuştur. İletişim teknolojilerindeki hızlı değişimin yeni meslekler ortaya çıkarması, iş yapış şekillerini, çalışma ortam ve tarzlarını değiştirmesi ile beraber insan kaynaklarının ilgi alanı da genişlemiş ve çeşitlenmiştir. Hızla gelişen bir alan olan insan kaynaklarının, ekonomi ve çalışma hayatında var olan bu değişikliklerden etkilenmemesi ve değişimin destekleyicisi olmaması olası değildir. Küreselleşen dünyanın getirdiği rekabet şartlarında; organizasyonlar, kendilerine katma değer sağlayacak çözümler hedeflemektedirler. Bu hedeflere ulaşma yollarını seçerken en önemli kriterlerden biri de işgücü ve maliyet olmaktadır. İnsan kaynaklan alanında son yıllarda üzerinde en çok tartışılan konulardan biri olan e- İK, İK bilgi sistemlerinin intranet, extranet ve Internet ortamlarına aktarılmasıdır. İnsan kaynakları fonksiyonlarının elektronik ortama taşınması ile kurumlar, idari işlerini minimum zaman ve emek harcayarak çözebilmektedirler. Doğru verilere hızlı erişim sağlanabiliyor; böylece insan kaynakları katma değeri yüksek işlere odaklanarak sürekli bir gelişim için gereken zaman ve iş gücünü ayırabilmektedirler, e- İK'nın, yeni bir çalışma ortamı ve yeni çalışan tipini ortaya çıkarması nedeniyle çalışma yaşamı üzerinde birçok etkisi bulunmaktadır. vıı

Bilgi teknolojisiElektronik insan kaynakları yönetimiElektronik ticaret+4
Sinem Saç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors