Prof. Dr. Ferda Erdem danışmanlığındaki tezler
10 tez · Akdeniz University
Bireysel hayırseverlik: Antalya ilinde hayırsever kişilerin özellikleri üzerine bir araştırma
Bireylerin ve kurumların sosyal adaleti sağlamak, toplumdaki eşitsizliklerin giderilmesine yardımcı olmak amacıyla yaptıkları gönüllü yardım faaliyetleri hayırseverlik olarak nitelendirilmektedir. Türkiye'de hayırseverlik faaliyetleri vakıflar, dernekler aracılığıyla olduğu kadar aracısız bireysel gönüllü faaliyetler olarak da sürdürülmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, hayırseverlerin genel özelliklerini, bireysel hayırseverlik faaliyetlerinin gerçekleştirilme nedenlerini ve hangi faaliyetlerin neden daha öncelikli seçildiği ile ilgili sorular çerçevesinde bireysel hayırseverlik faaliyetlerinin içeriğini açıklayabilmektir. Yöntem olarak nitel bir araştırma tasarımı yapılmış; araştırmanın örneklemi eğitim alanındaki bireysel hayırseverlik uygulamalarının yaygın olduğu Antalya ilinden seçilmiştir. Araştırmanın verileri Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hayırseverlere yönelik olarak 2012-2013 yıllarında gerçekleştirmiş mülakatların notlarından oluşmaktadır. Yapılan betimsel analiz sonuçlarına göre bireysel hayırseverlik faaliyetlerinde Antalya ili ve ilçelerinde eğitim alanına yapılan yardımlar (okul ve derslik yaptırılması; ihtiyacı olan öğrencilerin eğitim masraflarının desteklenmesi vb.) ağırlıktadır. Hayırseverlerin eğitimle ile ilgili faaliyetlere daha fazla önem vermesinin nedeni kişisel ve ailevi olduğu kadar, eğitimin toplumun gelişmesini doğrudan etkilediğine inanmalarıdır. Anahtar Kelimeler: Sivil toplum anlayışı, sosyal sorumluluk, bireysel hayırseverlik, geleneksel hayırseverlik, betimsel analiz, Antalya
KOBİ'lerde girişimci yöneticilerin liderlik yaklaşımlarının çalışanlarca algılanması üzerine Antalya ilinde bir araştırma
Modernizm, küreselleşme ve yarattıkları olgular ile paradokslar, örgütlere yapısal çözülmeler ve uzantısı olarak yeniden yapılanmalar olarak yansımaktadır. Bu bağlamda yönetim düşüncesi de soyut, karmaşık, dinamik, akışkan, bağlı, hızlı, bulanık, paradoksal bir gerçekliğe yönelmiştir. Dünya ekonomisinde önemli ve büyük paya sahip olan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ'ler) için liderlik giderek daha kritik bir faktör haline gelmektedir. Küresel rekabete sürüklenen KOBİ'ler ölçekleri sebebiyle yönetsel açıdan farklı özelliklere sahiplerdir. Türkiye'deki yönetim anlayışının, liderlik yaklaşımlarının temsilcisi konumundaki KOBİ'lerde genelde girişimci aynı zamanda işletme sahibi ve yöneticidir. Birden çok sıfat ile işletmesini yöneten girişimci liderler temelde zor ve karmaşık bir iş yürütmektedirler.Bu çalışma, sergilenen liderlik davranışlarının tespitinde çalışanların bu davranışları nasıl algıladıklarını bilmeyi ve liderlerin çalışanlarından temel beklentilerini tespit etmeyi amaçlamıştır. Antalya'da faaliyet gösteren 40 KOBİ'de yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, çalışanlar ilişkiye yönelik davranışların algısında daha hassastır. Liderlik uygulamalarının birincil etkileneni konumundaki çalışanların KOBİ girişimci yöneticilerinin davranışlarına ilişkin gözlemleri belli açılardan liderlerin çalışanlarından bekledikleri davranışlarla örtüşmektedir. Türkiye'deki KOBİ'lerin ve girişimcilerin özellikleri, ekonomiye katkıları Türk KOBİ'lerinde görülen liderlik yaklaşımları yönetim sorunlarının giderilmesi ve yönetimde etkinliğin artırılması ile bütünleşmektedir. Yerel düzeyde yapılan çalışmaların sayısı arttıkça genele dönük yorum, tahmin, iyileştirme ve yapılandırmalar artacak, Türkiye'deki KOBİ'lere özgü liderlik tipleri ve yönetim uygulamaları üzerine bir harita çıkarılabilecektir.
Örgütlerde yaşanan çatışmaların algılanan nedenleri ve başa çıkma tarzları: Antalya ili tarım sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lerde bir araştırma
Çatışma örgütsel yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. İnsanların etkileşim içerisinde bulunduğu her ortamda çatışmanın yaşanması kaçınılmazdır. Bir kişi ya da grubun karşı tarafın amaçlarına ulaşmasını engelleyecek türde davranışlarda bulunması, muhalefet etmesi, zıtlaşması ve hatta açık tartışmaya girmesi çatışmanın varlığının göstergesidir.Çatışmaya neden olan faktörler çok sayıdadır. Ancak genel kapsamı itibariyle üç temel kaynağa dayanmaktadır. Bunlar, örgütsel yapının işleyişi ve özellikleri, yönetimin görüş ve uygulamaları ve bireysel farklılıklardır. Çatışmaların gerekçelerini oluşturan bu faktörlerin hangi sıklıkta yaşandığı bir örgütteki çatışma yoğunluğunu göstermektedir.Örgütlerde çatışma yoğunluğunun yetersizliği durağanlığa ve monotonluğa neden olarak değişime engel olur. Bu da örgütün rekabet etme gücünü azaltır. Aşırı çatışmalar ise sabotajları ortaya çıkararak kaosa neden olur. Her iki durumun dışında, çatışmanın yapıcı etkilerini gösterecek yani örgüt performansını arttıracak optimal çatışma yoğunluğunun sağlanması gerekmektedir. Bunun içinde, çatışmaların yöneticiler tarafından etkili bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir.Çatışmaların yönetilmesi üç temel süreci kapsamaktadır. Birincisi, çatışma yoğunluğunun arttırılması için çatışmayı teşvik etmektir. İkincisi, optimal düzeyin üzerine çıkan çatışma yoğunluğunu azaltmaktır. Üçüncüsü ise çatışmayı çözmektir.Bu araştırmada, Antalya ilinde tarım sektöründe faaliyet gösteren kobi düzeyindeki özel sektör kurumlarında çalışma arkadaşları arasında yaşanan çatışmalara neden olan faktörleri tespit etmek, bireylerin hangi yoğunlukta çatışma yaşadıklarını saptamak ve bu çatışmalarla nasıl başa çıktıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerin söz konusu faktörler üzerine etkileri de incelenmiştir.Araştırmanın sonucunda, elde edilen faktör yapısı, işyerinde çalışma arkadaşları arasında yaşanan çatışmaların nedenlerinin üç faktörlü bir yapıdan oluştuğu gözlenmiştir. Bunlar yoğunluklarının sırası itibariyle bireysel, örgütsel ve yönetsel nedenlerdir.Antalya ilinde tarım sektöründe faaliyet gösteren kobi düzeyindeki işyerlerinde çalışan üniversite ve yüksek lisans mezunu bireylerin, yönetimin görüş ve uygulamalarından kaynaklı çatışmaları, ilköğretim mezunlarına göre daha az yaşadıkları tespit edilmiştir.Bir diğer sonuca göre, medeni durum değişkeninin çatışma başa çıkma tarzları üzerine anlamlı etkisi görülmüştür. Burada, bekar erkeklerin zorlama tarzını evli erkeklere oranla daha çok tercih ettiği tespit edilmiştir.Faktörlerin alt boyutları arasındaki ilişkilerin sonuçlarında ise, çatışmaya neden olan faktörlerin birbiriyle yakın ilişkide olduğu görülmüştür. Bu da çatışmayı ortaya çıkaran nedenlerin kesin çizgilerle ayrılamayacağını, hatta bunların birbirini ortaya çıkardığını göstermektedir. Çatışma başa çıkma tarzları arasında ise bireylerin işbirliği davranışını ortaya koyan, uzlaşma ve problem çözme tarzlarının çok güçlü bir ilişkisi içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, çatışmanın bireysel nedenleri arttıkça, kişilerin işbirliği ve uzlaşma davranışından uzaklaştığı sonucuna varılmıştır.Anahtar kelimeler: Çatışma, çatışma yoğunluğu, çatışma yönetimi, çatışma başa çıkma tarzları, problem çözme, uzlaşma, uyma, kaçınma, zorlama, tarım sektörü, kobi.
Aile işletmelerinin süreklilik sorunsalı: Batı Akdenizli aile işletmeleri üzerine nitel bir araştırma
Bu araştırma, Batı Akdeniz Bölgesinde yer alan ve en az 3. kuşağa ulaşmış ya da ulaşmak üzere olan, yıllar itibariye belirli bir büyüklüğe erişmiş (en az 50 çalışanı olan) ve ortalama 50 yıla yakın bir geçmişe sahip aile işletmelerinde süreklilik sorunsalının nasıl açıklanabileceği temel sorusunu 4 farklı ilde, 19 aile işletmesi ile vaka çalışması aracılığıyla incelemektedir. Bu amaçla yarı yapılandırılmış mülakata dayalı 21 adet görüşme yapılmış, yapılan mülakatlar gözlem ve dökümanlarla desteklenmiştir. Bulgular, ele alınan aile işletmelerinde kurucular, örgütsel yedekleme, aile ve iş değerleri ve stratejik davranışlar gibi konularda benzer yönlerin olduğunu göstermektedir.
Sağlık kurumlarında örgüt kültürü: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yardımcı personelinin algılamalarına yönelik bir araştırma
Bu tez çalışmasında sağlık sektörünün en önemli kurumlarından olan hastane örgütlerinin kültürel özellikleri incelenmiş ve araştırma aşamasında Akdeniz Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin örgüt kültürü analiz edilmiştir. Denison'un örgüt kültürü ölçeği kullanılarak yapılan araştırma, hastanenin idari personel grubu ile (150 çalışan) sınırlandırılmıştır. Bu grubun algılamalarından yola çıkarak kültürün katılım, tutarlılık, uyum ve vizyon boyutlarında hangi düzeyde güçlü olduğu irdelenmiştir.Araştırmanın bulguları, hastane kültürünün tüm boyutlarında (katılım, tutarlılık, uyum ve vizyon) idari personelin algılamalarının ortalamanın üzerinde olumlu olduğu belirlenmiştir. Ancak tutarlılık boyutundaki algılamalar diğer boyutlara göre daha olumlu iken, vizyon boyutu diğer boyutlara göre daha zayıftır.Anahtar Kelimeler: Sağlık sektörü, hastane örgütleri, örgüt kültürü
Stratejik halkla ilişkiler yönetim modelinin bağlamsal analizi: Türkiye'deki büyük iş örgütlerinin halkla ilişkiler uygulayıcılarının algılamalarına yönelik bir araştırma
Halkla ilişkiler anlayışındaki paradigma değişimini temel alan bu tez çalışması, Türkiye'deki iş örgütlerinin sahip olduğu halkla ilişkiler anlayışının, geleneksel halkla ilişkilerden stratejik halkla ilişkilere evrilme sürecinin neresinde olduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren örgütlerin halkla ilişkiler uygulamalarında hangi modeli ya da modelleri benimseyerek ortama uyum sağladıkları ve bu çabaların özgün bir senteze karşılık gelip gelmediği sorusuna betimsel bir araştırma ile yanıt aranmaktadır.İstanbul Sanayi Odası (İSO) ?Türkiye'nin ilk 500 büyük kuruluşu? 2009 yılı verilerine başvurularak belirlenen işletmelerin halkla ilişkiler sorumlularının katıldığı araştırmada, büyük iş örgütlerinin seçilme nedeni, benimsedikleri ve uyguladıkları yönetim modellerinin güncel eğilimleri yansıtması ve zaman içerisinde orta ve küçük ölçekli örgütlerin de bu eğilimleri izleyeceğinin varsayılmasıdır.Halkla ilişkilerin stratejik değişim sürecinin ve halkla ilişkiler modellerinin temel değişkenlerini içeren ilk ve en kapsamlı ölçek olması nedeniyle bu araştırmada, Grunig vd. (2002) tarafından geliştirilen halkla ilişkilerde mükemmellik ve iletişim yönetimi ölçeği temel alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, Türkiye'deki iş örgütleri geleneksel halkla ilişkilerden stratejik halkla ilişkilere evrilme sürecinde yaşanan değişime karşı duyarlı bulunsa da, bunu faaliyetlerine bütünüyle yansıtamamaktadırlar. Özellikle baskı gruplarının, iş örgütlerinin faaliyetlerine yönelik zayıf ilgisi ve etkisi nedeniyle birçok firmada geleneksel işlevlerin sürdürülmekte olduğu ve basın ajansı modeline ağırlık verildiği söylenebilir. Bununla birlikte ?karma model?i kısmen de olsa uygulayan firmalarda ise halkla ilişkiler departmanlarının işletmede stratejik bir pozisyona sahip oldukları saptanmaktadır. Araştırmaya katılan firmaların benimsedikleri halkla ilişkiler anlayışının daha ziyade öykünmeci bir tutuma dayandığı ve firmaların salt stratejik bir içeriğe ulaşarak meşruiyet kazanmak yerine benzer uygulamaları tercih ederek; dolayısıyla birbirini taklit ederek eşbiçimli hale gelmeye çalıştıkları ve bu yolla meşruiyet aradıkları söylenebilir.
Farklı kültürlerde girişimcilik niyeti ve üniversite öğrencilerine yönelik karşılaştırmalı bir araştırma
ÖZET Bu çalışma farklı kültürlerdeki girişimci olma niyetini ölçmek ve sosyo kültürel faktörlerin girimci olma niyeti üzerindeki etkilerini araştırmak üzere hazırlanmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmada, ilk bölümde girişimci kavramının literatürdeki farklı tanımlamalarına yer verilmiş, girişimcilik özellikleri üzerinde durulmuştur, girişimcilik kavramının hangi özelliklerinden etkilendiği açıklanarak, bireysel özelliklerin girişimci olma niyetini etkilediği kabul edilmiştir. Çalışmanın temelini oluşturan De Pillis' in (1998) " girişimci Olma Niyetini Tahmin Etme" çalışmasında olduğu gibi sosyokültürel değişkenlerle iş açma niyeti arasında ki ilişki araştırılmıştır. Ve bu çalışmadan yola çıkarak Amerikalı ve Türk öğrenciler arasındaki girişimcilik niyeti karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Sosyal mesajların kişiler üzerinde ikna edici bir unsur olduğu bilinen bir gerçektir. Literatürde ki ikna teorilerinden oluşturulmuş ACE modeli ( Uygunluk, Tutarlılık, Etkinlik) bu çalışmada kullanılmıştır. İkinci bölümde Türk ve Amerikan toplumlarındaki girişimciliğin tarihsel süreçlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca toplumsal değerlerin girişimci özelliklerine sahip bireyler yetiştirip yetiştirmediği irdelenerek, girişimcilik niyetini oluşturan değerlere sahip olunup olunmadığına dikkat çekilmiştir. Üçüncü ve son bölümde kültürel Özelliklerin kişisel özellikleri destekleyebileceği varsayımından yola çıkarak kültürün girişimcilik niyetini oluşturan özellikleri hangi yönde etkilediğini araştırmak için De Pillis'in modeli yardımıyla hipotezler geliştirilmiştir. Anket yöntemiyle yapılan bu araştırma Türkiye'de ve Amerika'da 100'er MBA öğrencisine ulaşmış ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir, ortaya çıkan sonuçlar irdelenmiştir.
1930-1945 yılları arasında Türk yönetim düşüncesi: Sümerbank örneği üzerinden tarihsel bir çözümleme
Bu araştırma, Türk yönetim düşüncesinin 1930-45 yılları arasındaki evrilme sürecinin anlaşılmasına yönelik olarak tasarlanan keşfedici nitelikte bir çalışmadır. İncelenen tarihsel aralığın 1930 ile başlaması, sistematik ve tutarlı bir model olarak korumacı ve devletçi politikaların uygulamaya konulduğu yıl olması ile ilgilidir. 1939'a kadar olan dönem, 1950 sonrasına etkileri taşınacak yönetim uygulamalarının kamu işletmelerinde artan bir yoğunlukla devreye sokulduğu yılları kapsamaktadır. 1940-45 aralığı ise uygulamaların olgunlaştırılmaya çalışıldığı yıllar ve Türk yönetim tarihi açısından ABD etkisinin ülkeye girmesinden önceki bekleme dönemi olması yönüyle önemlidir. 1930-45 aralığının incelemeye konu olmasının gerekçesi, yönetim ve organizasyon yazını açısından nispeten daha iyi bilinen 1950 sonrasını ayrıntılı şekilde kavramayı sağlayacak tarihsel bir ön bilginin toplanması gerekliliğidir.Türkiye'de devletçiliğin bir ideolojik ilke olarak benimsendiği 1930-45 döneminin yönetim düşüncesine odaklanılması, devletçiliğin işleyiş kurallarına ayna tutan İktisadi Devlet Teşekkülleri'nden biri olan Sümerbank'ın mercek altına alınması sonucunu doğurmuştur. İDT'ler içinde gerek kuruluşu ve yasallaşması sürecindeki ayrıntılı tasarım ile, gerekse kendisinden sonra kurulan kamu işletmelerini ve özel işletmeleri etkileyecek uygulamalara imza atması ve yönetim uygulamaları açısından öncü rolü üstlenmesi açısından bir ?sanayi karargahı? nitelemesini hak eden Sümerbank, dikkat çekici öneme sahiptir.Araştırmaya Sümerbank teşekkülü bünyesindeki 12 fabrika dahil edilmiştir. Bunların 4'ü 1933 yılında Devlet Sanayi Ofisi'nden Sümerbank'a devredilen fabrikalardır (Feshane Yünlü Dokuma, Hereke Yünlü ve İpekli Dokuma, Bakırköy Pamuklu Dokuma, Beykoz Deri ve Kundura). Geri kalan 8'i ise I. Sanayi Planı kapsamında Sümerbank'ın yatırımını tek başına gerçekleştirdiği fabrikalardır (Karabük Demir ve Çelik, İzmit Kağıt, Bünyan Yünlü Dokuma, Bursa Merinos, Gemlik Suni İpek, Kayseri Bez, Nazilli Bez, Ereğli Bez). 1934-38 yılları arasında temelleri atılan ve faaliyete geçen bu fabrikalar, Devlet Sanayi Ofisi'nden aktarılanlarla birlikte, 3460 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleri Yasası'nın kabulünden sonra Sümerbank altında örgütlü beş müesseseye bağlı örgütlerdir.Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden önemli bir veri geliştirme tekniği olan ?yazılı metin inceleme? tekniği kullanılmıştır. Veri seti çeşitli resmi kuruluşların kütüphanelerinde ve arşivlerde yürütülen veri taraması ile elde edilmiştir. Milli Kütüphane gazete arşivindeki Cumhuriyet ve Hakimiyet-i Milliye (Ulus) gazetelerinin taranması; Milli Kütüphane'deki belge, kitap vb. taranması; TBMM kütüphanesi ve arşivinin gözden geçirilmesi; Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi'ndeki belgelerin taranması; Yüksek Denetleme Kurulu arşivinin incelenmesi; Türk Tarih Vakfı, TODAİE ve Maliye Bakanlığı kütüphanelerinde yapılan araştırma, veri setinin oluşturulması için yürütülen çalışmalardır. Elde edilen veri seti, genelde İDT'ler ve özelde Sümerbank ile ilgili kitaplar, kataloglar, iç yayınlar (mevzuat, yasa, yönetmelik, tüzük, dahili talimatname vb); sosyal yaşama ilişkin anılar, tanıklıklar, konferans-sempozyum notları vb.; Umumi Murakabe Heyeti raporları; çeşitlik uzman kişilere ve kurumlara hazırlatılan raporlar; Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri ve TBMM tutanakları ve gazete haberlerinden oluşmaktadır.Araştırmanın veri seti, belge türü verilerin yorumlanmasında kullanılan belli başlı yöntemlerden biri olan anlatı çözümlemesi (narrative analysis) ile, belirlenen `örgütsel yapı' ve `işçileştirme' kategorilerini temel alarak organize edilmiş bir anlatı şeklinde yorumlanmıştır. Kategorilere bağlı kalınarak `teşkilat' ve `içtimai teşkilat' ana temaları kapsamında geliştirilen anlatı, bir dönemleştirmeyi de içermektedir. Bu dönemleştirmeyi belirleyen kritik tarih, 3460 sayılı İDT yasasının kabul edildiği 1938 yılıdır. Anlatıda 1938 öncesi ve sonrası, çalışmalarına ilk kez 1939 denetimleri ile başlayan Umumi Murakabe Heyeti raporları ile temsil edilmiştir. Anlatının bir diğer özelliği, `dönemin yönetim bilgisi' ile `fabrikalardaki mevcut uygulamalar' arasındaki örtüşmezliğin derecesini, metnin arka planında işliyor olmasıdır.Araştırmada ortaya çıkan ilk düşünce, 1930-45 döneminin egemen ekonomik aktörleri olan İDT'lerde izlenen devlet işletmeciliği uygulamalarının, 1950 sonrasının örgütsel formlarını biçimlendiren bir kurumsal çevre yaratmış olabileceği yönündedir. Devlet teşekküllerinin, örgüt yapısı özellikleri açısından, 1950 sonrasında ülkenin egemen formu haline gelen holdingler için örnek bir model sunmuş olabileceği şeklinde ifade edilen ikinci düşünce, birincisi ile bağlantılıdır. Ulaşılan önemli bir sonuç, devletin idare zihniyetine etki eden ve geçmişten taşınan geleneklerle ilgilidir. Buna göre, ithal kanallardan elde edilen bilginin geçmişten taşınan geleneklerle biçimlendirildiği alan, dönemin yönetim düşüncesinin özgüllüğünü ortaya koyan alandır. Söz konusu yönetim düşüncesi, devletin idare zihniyeti ile biçimlendirilmiş bir uygulama alanı içinde, örgütsel yapı süreçlerinde Fayolist bir yönetim yaklaşımına işaret etmektedir. `İçtimai teşkilata' ilişkin süreçlerin ise daha çok o döneme özgü refah uygulamaları ile biçimlendirildiği görülmektedir.
Kadın girişimcilerin karşılaştıkları sorunlar: Küçük ölçekli işletme sahipleri üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, Antalya'da faaliyet gösteren küçük ölçekli işletme sahibi kadın girişimcilerin iş kurma nedenlerini ve karşılaştıkları sorunları ele almaktır. Araştırma kısmı iki aşamadan oluşmuştur. İlk aşamada Türkiye'de kadın girişimciler üzerine yapılan ve girişimcilerin sorunlarını incelemeyi kapsayan lisansüstü tezler incelenmiş, bu tezlerde saptanan sorunlar ve iş kurma nedenleri belirlenmiştir. İkinci aşamada, önceki tez çalışmalarından elde edilen bulgulara dayanarak bir soru formu oluşturulmuş ve Antalya'da faaliyet gösteren mikro işletme sahibi elli kadın girişimciye uygulanmıştır. Sonuçlar önceki tez çalışmalarının bulgularını destekler niteliktedir. İş kurma nedenleri olarak ekonomik özgürlük, hayallerini gerçekleştirme, sosyal statü kazanma ve aile ihtiyaçlarını karşılama konuları öncelikli görülmektedir. İş kurma ve sürdürme aşamalarında işletme ve yönetim sorunları öne çıkmaktadır. Bunu, genel iş çevresine yönelik belirsizlikler ve koşullar izlemektedir. Diğer yandan ailevi sorumluklar, kadın girişimcilerin iş-aile dengesini olumsuz etkilemektedir. Önceki araştırmalardan farklı olarak araştırmaya katılan girişimcilerin toplumsal önyargılar ve engellerle ilgili önemli bir sorun yaşamadıkları anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Kadın Girişimciler, İş Kurma Nedenleri, Kadın Girişimci Sorunları, Antalya
Hekimlik mesleğindeki değişimin meslekler sosyolojisi açısından incelenmesi
Hekimlik mesleği yüksek statülü, yüksek derecede otonomisi olan, uzun ve yorucu formel bir eğitimin yanında ustalık ve uzmanlık gerektiren köklü bir meslektir. Günümüzde neoliberal politikalar ve bununla bağlantılı olarak yükselen bir trend olan Yeni Kamu Yönetimi anlayışı, piyasalaşma, yönetimcilik, tüketici odaklılık gibi söylemlerle birlikte mesleklerin içerisinde bulundukları sosyo politik çevre hızlı bir şekilde değişmektedir. Söz konusu değişimlerin önemli sonuçlarından biri de hekimlik mesleği başta olmak üzere köklü mesleklerin değişime uğramasıdır. Hekimlik mesleği meslekler sosyolojisi araştırma alanının doğmasında ve gelişmesinde büyük rol oynayan, tüm diğer meslekler için arketip olarak görülen ve devletlerin giderek artan yönetsel kontrol ve düzenleyici mekanizmaları karşısında en çok değişime uğrayan meslektir. Bu doğrultuda bu tez çalışması, sağlıkta bir model ülke olarak gösterilen Türkiye'de özellikle son yıllarda gündemde olan sağlıkta dönüşüm politikalarına bağlı olarak hekimlik mesleğinde meydana gelen değişimi meslekler sosyolojisi perspektifinden ele almaktadır. Araştırma farklı veri geliştirme yöntemlerini içeren nitel bir tasarıma göre yapılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak doküman analizi, derinlemesine görüşmeler ve odak grup görüşmesinden elde edilen veri seti içerik analizine tabi tutulmuş ve hekimlik mesleğinde meydana gelen değişimler; iş pratikleri, ilişkiler, ekonomik koşullar, eğitim-öğretim ve kariyer süreçleri, mesleki güç ve itibar algısı olarak beş ana tema ile açıklanmıştır. Ulaşılan sonuçlar alanyazında farklı ülke örnekleri ile ilgili yapılan çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırılarak tartışılmış ve örgüt çalışmaları açısından önemi vurgulanmıştır.