Prof. Dr. Ferruh Ağca danışmanlığındaki tezler

10 tez · Eskişehir Osmangazi University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gülten Akın'ın şiir dili üzerine bir araştırma

Çalışmamızda, şiir ve düzyazılarıyla yaptığı katkılarla 21. yüzyıl şairlerinden Gülten Akın'ın şiir dilini inceledik. Bu incelemeyi yaparken öncelikle şiir dilinin neliği üzerinde durduk ve şiir dilini diğer türlerdeki dillerden ayıran özellikleri inceledik. Gülten Akın'ın Türk Dil Kurumundan ödül alan "Sığda"dan, "Kırmızı Karanfil"den ve "Ağıtlar ve Türküler" adlı kitaplardan örnekler vererek şiiri şiir yapan unsurun dil olduğunu saptamaya çalıştık. Şiirin söz diziminin nesirdeki dizimden farklılığını vurgulayarak şiiri kurmada sentaksın önemine değindik. Şiirde biçimsel özellikleri incelemek için ayrı, imge ve metaforu incelemek için ayrı başlıklar açıldı. Bulgular incelenirken Gülten Akın'ın Türkçenin bütün imkânlarından faydalandığına ulaştık ve bunu ifade etmeye çalıştık. Halk söyleyişlerini, deyimleri, yöre ağızlarının örneklerini, mecazı ve yeni sözcükler türetmeyi ihmal etmeyen Gülten Akın'ın şiir dilini inceledikten sonra elde edilen veriler, bizi şiir dilinin standart dilden ayrıldığı sonucuna ulaştırdı. İncelemeleri yaparken standart dilden sapmalar da bize yardımcı oldu.

Ebru Güroğulları
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Türkçede yansımalı sözcükler

Tabiatta var olan gürültüler onu işiten insan tarafından duyuş ve seziş farklılığıyla birlikte sesin verdiği imkânlar dâhilinde adlandırılmış, söz biçimine getirilmiştir. Anlatıma canlılık katan yansımalar yazı dilinde kalıplaşmış ve yansıma oldukları zamanla unutulmuştur. Türkçenin ses tarihinin aydınlatılması konusu Eski Türkçe söz varlığı içerisindeki ses yansımalı sözcüklerin tespit edilmesiyle mümkündür. Bu tezin kaynağını oldukça zengin bir içeriğe sahip olan Türkçenin en eski sözlüğü Dîvânu Lugâti't Türk'ün yanı sıra An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth Century Turkish, Old Turkic Word Formation, Jens Wilkens'in Eski Uygurcanın El Sözlüğü Eski Uygurca – Almanca – Türkçe son olarak Hasan Eren'in Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü oluşturmaktadır. Çalışma "Giriş", "Eski Türkçedeki Ses Yansımalı Sözcüklerin Yapısal Tasnifi", "Kaynağı Bakımından Ses Yansımalı Sözcükler", "Kavram Alanları Bakımından Ses Yansımalı Sözcükler", "Sonuç" ve "Sözcük Dizini" olmak üzere 6 bölümden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eski Türkçe, Ses Yansımalı Sözcükler, Yapısal Tasnif, Seslerin Kaynakları, Seslerin Kavram Alanları.

Eski TürkçeSesSes yansıması+2
Gülsen Akgün
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Türkçede yansımalı sözcükler

Tabiatta var olan gürültüler onu işiten insan tarafından duyuş ve seziş farklılığıyla birlikte sesin verdiği imkânlar dâhilinde adlandırılmış, söz biçimine getirilmiştir. Anlatıma canlılık katan yansımalar yazı dilinde kalıplaşmış ve yansıma oldukları zamanla unutulmuştur. Türkçenin ses tarihinin aydınlatılması konusu Eski Türkçe söz varlığı içerisindeki ses yansımalı sözcüklerin tespit edilmesiyle mümkündür. Bu tezin kaynağını oldukça zengin bir içeriğe sahip olan Türkçenin en eski sözlüğü Dîvânu Lugâti't Türk'ün yanı sıra An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth Century Turkish, Old Turkic Word Formation, Jens Wilkens'in Eski Uygurcanın El Sözlüğü Eski Uygurca – Almanca – Türkçe son olarak Hasan Eren'in Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü oluşturmaktadır. Çalışma "Giriş", "Eski Türkçedeki Ses Yansımalı Sözcüklerin Yapısal Tasnifi", "Kaynağı Bakımından Ses Yansımalı Sözcükler", "Kavram Alanları Bakımından Ses Yansımalı Sözcükler", "Sonuç" ve "Sözcük Dizini" olmak üzere 6 bölümden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eski Türkçe, Ses Yansımalı Sözcükler, Yapısal Tasnif, Seslerin Kaynakları, Seslerin Kavram Alanları.

Eski TürkçeSesSes yansıması+2
Gülsen Akgün
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazan Hanlığı dönemi şairi Möhemmedyar ve Tuhfe-i Merdan adlı eseri -inceleme, metin, aktarma, dizin-

Möhemmedyar, Kazan Hanlığı döneminin en önemli şairlerinden birisi olmasına rağmen Türkiye'de bu zamana dek henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmada Çağatay Türkçesinin Kazan Hanlığı çevresinde yetişmiş olan yazarın Tuhfe-i Merdan adlı eseri Latin harfleriyle verilmiş ve bu eser Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Metnin genel söz dağarcığının Çağatay Türkçesi olduğu görülmüştür ancak metinde Kazan diyalekti unsurları da çoktur. Eserde Çağatay yazı dilinin özelliklerinin yanı sıra yerel özellikler, diyalektikal unsurlar da vardır. Örneğin isim-fiil eki olarak -uv ekinin karşımıza çıkması, 3. teklik kişi zamirinin hal eklerine göre çekimleri (anı, anga, anda, anıng), acayib ve alamet gibi Arapça kelimelerin ayın harflilerin yanı sıra metinde gayın harfli olarak yazılmışlarının da karşımıza çıkması bunlardan bazılarıdır. Çağatay yazı dilinde üçüncü kişi iyelik eklerinden sonra kullanılmayan zamir n'si, metinde karşımıza iki türlü çıkmaktadır. Metinde zamir n'si çoğunlukla kullanılmış ancak bazen de kullanılmamıştır. Ancak metinde günümüz Kazan diyalektindeki y-j ikilemi yoktur.

BiçimbilimKazan HanlığıMöhemmedyar+6
Gamze Nur Nalbant
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazan Hanlığı dönemi şairi Möhemmedyar ve Tuhfe-i Merdan adlı eseri -inceleme, metin, aktarma, dizin-

Möhemmedyar, Kazan Hanlığı döneminin en önemli şairlerinden birisi olmasına rağmen Türkiye'de bu zamana dek henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmada Çağatay Türkçesinin Kazan Hanlığı çevresinde yetişmiş olan yazarın Tuhfe-i Merdan adlı eseri Latin harfleriyle verilmiş ve bu eser Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Metnin genel söz dağarcığının Çağatay Türkçesi olduğu görülmüştür ancak metinde Kazan diyalekti unsurları da çoktur. Eserde Çağatay yazı dilinin özelliklerinin yanı sıra yerel özellikler, diyalektikal unsurlar da vardır. Örneğin isim-fiil eki olarak -uv ekinin karşımıza çıkması, 3. teklik kişi zamirinin hal eklerine göre çekimleri (anı, anga, anda, anıng), acayib ve alamet gibi Arapça kelimelerin ayın harflilerin yanı sıra metinde gayın harfli olarak yazılmışlarının da karşımıza çıkması bunlardan bazılarıdır. Çağatay yazı dilinde üçüncü kişi iyelik eklerinden sonra kullanılmayan zamir n'si, metinde karşımıza iki türlü çıkmaktadır. Metinde zamir n'si çoğunlukla kullanılmış ancak bazen de kullanılmamıştır. Ancak metinde günümüz Kazan diyalektindeki y-j ikilemi yoktur.

BiçimbilimKazan HanlığıMöhemmedyar+6
Gamze Nur Nalbant
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eski Uygurcada zamirlerin yapısal ve işlevsel bir incelemesi

Bu çalışmada Eski Uygurca dönemine ait eserlerdeki zamir varlığı, zamirlerden türeyen sözcük ve sözcük öbekleri ele alınarak bu sözcüklerin hangi işlevlerde kullanıldığı incelenmiştir. Türk dilinin, ilk yazılı kaynaklardan itibaren karşımıza çıkan zamirler, şahısların, nesnelerin, kavramların yerine geçerek onları temsil eden sözcüklerdir. Zamirler, Eski Türkçenin ilk evresinden itibaren temel işlevlerinin yanı sıra çekim eklerinin kalıplaşmasıyla ve yalın biçimleri ile farklı işlevlerde kullanılmıştır. Ancak bu çalışmanın inceleme alanını oluşturan Eski Uygurca döneminde zamirlerin kullanımı, Uygurların yaşadığı bölge ve sosyo-kültürel çevrenin etkisiyle hem yapısal hem anlamsal hem de işlevsel açıdan çeşitlilik göstermektedir. Eski Uygurcada zamirler ve zamir köklerinden oluşan sözcükler, zarf, edat, bağlaç, ünlem gibi gramatikal işlevlerde kullanılmasının yanı sıra sözlükselleşerek Budist terminolojiye ait bazı kavramları karşılamak için de kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Eski Uygurcada kullanılan zamirlerin tarihsel süreç içerisinde uğradıkları yapısal ve işlevsel değişiklikleri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda art zamanlı inceleme yöntemi kullanılarak Eski Uygurca dönemine ait eserler incelenmiş ve elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.

Dil bilgisiDil bilgisi-zamirEski Uygur Türkçesi+2
Arzu Arıcan
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Türkçede yazı kavram alanı

İnsanoğlunun şüphesi en büyük icatlarından biri olan yazı, en temel biçimiyle konuşulan dilin belli işaret ve sembollerle ifade edilmesidir. Kuşkusuz her millet tarihinin bir noktasında yazı ile tanışmış veya bizzat kendi yazı dilini icat edip kullanmış, geliştirmiştir ve şüphesiz insanoğlu var olduğu sürece gelişmeye devam edecektir. Yaklaşık bin beş yüz yıllık bir yazı diline ve büyük bir söz varlığına sahip olan Türklerin yazı ile ne zaman tanıştıklarını ya da bilinen en eski Türk alfabesi olan Runik alfabeyi nasıl icat ettikleri, yazı yazmak için hangi araçları kullandıkları, bunları nasıl elde ettikleri ve yüzyıllar boyunca bunların değişim ve gelişim süreci Türk tarihi ve Türk dilbilimi için oldukça önem taşımaktadır. Çalışmamızda Türklerin "yazı" için kullandıkları kavramlar, fiiller, yazı yazmak için kullanılan araçlar, damgalar vd. kavram ve kavram alanı bağlamında Eski Türkçe dönemi içerisinde tespit edilen kaynakların taranması suretiyle, "yazı" kavram alanına ait kelimeler tespit edilip sınıflandırılmış ve incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eski Türkçe, Kavram, Kavram Alanı, Yazı.

Eski Türkçe
Mehmet Atikboğa
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkçe-Soğdca dil ilişkileri ve Soğd harfli Eski Türkçe metinler

Diller sürekli olarak diğer dillerle temas hâlindedir ve bu temaslar dillerde farklı düzeylerde değişimlere sebep olmaktadır. Diller arasındaki temas sonucu yalnızca kelime alışverişi değil; yeni seslerin bir dilin ses envanterine eklenmesi, farklı biçimbirimlerin oluşması veya sentaktik düzeyde bir yakınlaşma söz konusu olabilir. Diller ayrıca birbirlerinden yazı sistemleri ve imlâ açısından da etkilenmektedir. Tarihî süreçte Türk ve Soğd halklarının çeşitli bölgelerde iç içe yaşadığı en azından 6. yüzyıldan itibaren tarihsel ve dilsel verilerle takip edilebilmektedir. En başta 6. yüzyılda Türkler tarafından oluşturulan ilk yazılı metinler Soğdcadır. Ayrıca Uygur yazı sistemi Soğd yazısı üzerinden adapte edilmiştir. Dolayısıyla Soğd imlasının örnek alındığı görülmektedir. 10. yüzyılda ise özellikle Dunhuang'da iki dilli veya çok dilli bir Türk-Soğd toplumunun var olduğu net bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu uzun süreli ortak yaşam ve değişen sosyo-politik şartlar, Türkçe ve Soğdca ilişkisinin oldukça girift bir hâl almasına neden olmuştur. Bu ilişkinin neticeleri tek taraflı gelişmemiştir. Hem Soğdca hem de Eski Türkçe üzerinde bir diğerinin yoğun tesirini gözlemlemek mümkündür. Bu tez çalışması kapsamında Türkçe-Soğdca dil ilişkisinin etkileri iki taraf açısından da tespit edilmeye çalışılmıştır. Soğdcanın Eski Türkçenin ilk yazılı metinlerinden itibaren bilinen tesiri ise özellikle Soğd harfli metinler üzerinde sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Bu metinler klasik Uygur metinlerinden farklı bir yazı stili, imla ve diyalekt özellikleri göstermektedir. Soğd harfli Türkçe metinlerdeki ayırt edici dil özellikleri ortografi, fonoloji, morfoloji ve sözvarlığı düzeylerinde incelenmiştir. Bu özellikler içinde Soğdcanın etkisiyle meydana gelen ve farklı diyalektlere bağlı olarak ortaya çıkan hususlar tespit edilmeye çalışılmıştır.

Buket Nur Kırmızıgül Şimşek
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Türkçede ölüm metaforu

Ölüm, insanlık tarihi boyunca her kültürde derin bir anlama sahip olan evrensel bir olgudur. İnsanlar, bu kaçınılmaz gerçekliği ifade etmek ve anlamlandırmak için sıklıkla metaforlardan yararlanmışlardır. Metaforlar, soyut kavramları somut terimlerle açıklayarak, bilinmeyeni bilinir kılma işlevi görür. Ölüm de, doğrudan konuşulmaktan kaçınılan ve farklı kültürel bağlamlarda metaforlar vasıtasıyla insanlar için daha kabul edilebilir bir duruma getirilen kavramdır. Türk kültüründe ölüm, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde derin bir manevi ve sembolik anlama sahiptir. Türklerde ölüm, yalnızca fiziksel bir son değil, aynı zamanda ruhsal bir yolculuk olarak kabul edilmiş, bu yolculuk çeşitli metaforlar aracılığıyla ifade edilmiştir. Bu tez çalışmasında öncelikle metafor kavramı ele alınmış, daha sonra ölüm ve ölümün kültürel, toplumsal ve felsefi boyutuna değinilerek teorik bir alt yapı oluşturulmuştur. Ardından, Eski Türkçede ölümle ilgili kullanılan metaforlar tespit edilerek, ölüm kavramının dilsel ve kültürel boyutları incelenmiştir. Eski Türk yazıtları ve Uygur metinleri üzerinde yapılan bu çözümlemeler, ölümün farklı metaforlarla nasıl ifade edildiğini ve bu metaforların toplumun ölüm algısıyla nasıl örtüştüğünü ortaya koymuştur. Çalışmada ölümün dildeki yansımaları üzerinde de durulmuştur. "Uç-,", "adrıl-", "öl-", "yok bol-," "kergek bol-" gibi çeşitli ifadeler incelenerek, bunların kültürel ve tarihsel bağlamları açığa çıkarılmıştır. Bu tez, Eski Türkçede ölüm kavramının anlaşılmasına yönelik yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

Yağmur Kurtay
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Altun Yaruk'ta söz yapımı

Söz yapımı, dilbilgisinin önemli bir alanıdır. Bu alan, sözcüklerin nasıl türediklerini inceler. Türkçenin en eski dönemlerinden biri olan Uygurcada kelime yapımının incelenmesi köken bilgisi çalışmalarına da katkı sağlayacaktır. Altun Yaruk yüzde sekseni Türkçe kelimeden oluşması dolayısıyla Uygurca döneminin en önemli eseridir. Altun Yaruk'ta Söz Yapımı adlı bu tezde Türkçe kelimelerin türetim sistemi incelendi. Altun Yaruk'un, kelime türetimi açısından incelenmesi, aynı zamanda Uygurcanın etimolojik sözlüğüne de temel olacaktır. Çünkü, etimoloji bilimi, yabancı kelimeler için kelimenin nereden geldiğini, Türkçe kelimeler için ise nasıl türetildiğini inceler. Çalışma; "Giriş", "İsimden İsim Yapım Ekleri", "İsimden Fiil Yapım Ekleri", "Fiilden İsim Yapım Ekleri", "Fiilden Fiil Yapım Ekleri", "Ek Kalıplaşması", "Kelime Birleşimi", "Sonuç" ve "Dizin" olmak üzere 8 bölümden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eski Uygurca, Altun Yaruk, Söz Yapımı, Yapım Ekleri.

Altun YarukDil bilgisiDil bilgisi-yapım ekleri+4
Ayşegül Gözel
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Diğer danışmanlar