Theses supervised by Prof. Dr. Fevzi Devrim

12 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde refah devleti uygulamaları açısından İsveç Modeli'nin değerlendirilmesi

Günümüz anlayışı çerçevesinde refah devletinin özellikle sanayileşmiş ülkelerde ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Bununla birlikte, refah devletinin kurumsallaşması, ancak II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşebilmiştir. Aynı zamanda bu dönem Keynesyen politikaların ve devlet müdahalelerinin kurumsallaşmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde, nitelik ve nicelik açısından artan sosyal refah hizmetleri, geniş kapsamlı sosyal güvenlik şemsiyesi, fakirliği önlemek, adil gelir dağılımı, sosyal denge ve uyumu sağlamak, kısacası insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamak gibi amaçlar refah devletinin yükselmesinde önemli yer tutar.Ancak 1970'li yıllarla beraber refah devletinin genişleme eğiliminin beraberinde yüksek harcamaları ve bütçe açıklarını, finansman yönünden ise ağır vergi yükü ve borçlanmayı getirdiği bilinmektedir. Bu dönem, ortaya çıkan krizlerle birlikte stagflasyon ve yüksek işsizlik problemlerine çözüm olamayan Keynesyen yaklaşımın sorgulanmasına yol açmış ve devletin mali krizi olarak adlandırılmıştır. 1980'li yıllarla birlikte genel olarak, devletin işlevleri ve sınırlarının daraltılması eğiliminin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu çerçevede liberal iktisat politikaları tekrar önem kazanmaya başlamış ve bir dizi reform paketleri devreye sokulmuştur. Bu önlemlerle birlikte piyasa uyumlu refah modellerine doğru bir eğilimin ortaya çıktığı ve refah devletlerinin yavaş yavaş küçülmeye başladığı öne sürülmektedir. Bu durum, devletin başarısızlığı yanında piyasaların uluslararasılaşması, rekabetin artması ve küreselleşme süreciyle de ilişkilendirilmektedir.Bu süreçte, refah devleti yapılanması açısından kendine özgü uygulamaları ile literatüre ?İsveç Modeli? olarak geçen İsveç refah devletinde de tarihsel açıdan bakıldığında yaşanan gelişmeler biraz gecikmeli de olsa diğer refah devletlerinden çok farklı değildir. Bu çalışmanın temel ilgi alanını oluşturan İsveç modeli yanında diğer refah devletleri açısından da genel olarak, çalışma sonucunda küreselleşme ve liberalizmin yükselişi ile birlikte refah devleti uygulamalarında yapılan reformlar ve kısıtlamaların beklenen ölçüde bir sonuç doğurmadığı hususu ve son küresel kriz de dikkate alındığında, refah devletinin, geçmişteki etkinlik düzeyi ve fonksiyonlarına sahip olmasa bile, gelecekte de varlığını sürdüreceği kanaati oluşmuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik modeller+5
Süleyman Erdal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz ticaretini vergilendirmenin Türkiye'nin uluslararasi deniz ticaretindeki rekabet gücü açisindan değerlendirilmesi

Bu çalışmamızda ülkemizdeki vergi uygulamaları açısından sektörü ilgilendiren hususların ve problemlerin somut olarak ortaya konması ve gerçekten vergi uygulamalarının sektörün rekabet gücünü etkileyip etkilemediğinin tespit edilmesi hedeflenmiştir.Yapılan tespitler doğrultusunda getirilecek çözümlerin sektörün rekabet şartlarının geliştirilmesine yardımcı olması ümit edilmektedir. Sektörle ilgili sağlanan teşviklerin hedeflenen amaç doğrultusunda yeterli olması, sağlanmayan teşviklerin örnek ülkeler baz alınarak sağlanması ve ilgili düzenlemelerde yeterli açıklığın sağlanması beklenmektedir.Çalışmamızda öncelikle denizcilik sektörünün kapsamı belirlenmiş, Türkiye ve dünyada sektörün durumu ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra konumuz ve uzmanlık alanımız gereği Türkiye'deki vergi uygulamalarının bu duruma gelinmesinde bir etkisi olup olmadığı ve nelerin daha iyi yapılabileceğinin belirlenmesi için ülkemizde sektöre yönelik vergi mevzuatı açıklanmıştır.Mevcut düzenlemeler içinde sektörün rekabet gücünü olumsuz etkileyen birçok konu belirlenmiştir. Bunlar çözüm önerileri ile birlikte sunulmuştur.Çalışmanın neticesinde açıklanan konular çerçevesinde sektöre ilişkin vergi mevzuatının sektörün uluslararası rekabet gücünü etkileyip etkilemediği tartışılmıştır.Anahtar kelimeler: 1) Rekabet, vergi, Deniz Ticareti.

Deniz ticaretiDenizcilik sektörüRekabet+4
Cem Üstüner
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de belediye iktisadi teşebbüslerinin denetiminin hizmet etkinliği yönünden değerlendirilmesi

Belediyelerin yerel toplumsal ihtiyaçların karşılanması açısından en önemli mahalli idare birimi olduğu kabul edilir. Ülkemizde de belediyeler kendilerine yüklenen bu misyonu yerine getirmek üzere ekonomik girişimlerde bulunmak zorunda kalmaktadır. Belediyelerin ekonomik girişimleri ?Belediye İktisadi Teşebbüsü (BİT)? olarak adlandırılır. BİT'lerin en yaygın şekli de özel hukuk hükümlerine göre kurulan belediye şirketleridir. Belediyeler tarafından kullanılan kamu kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılması ve denetlenmesi gerekmektedir. Ancak Türkiye'de BİT'ler sermaye yapıları bakımından kamu kaynağını kullanmasına rağmen hizmet sunumunda etkinlik ve denetim konusunda oldukça esnektirler. Bu esnek yapı belediyelerin denetimden kaçmak amacıyla şirket kurmaya itmektedir.Belediyelerin ekonomik girişimlerde bulunması özelleştirme yöntemi olarak da değerlendirilmektedir. Ancak uygulamada belediyelerin ekonomik alandaki faaliyetlerin azaltılmasından çok, bu şirketlerin belediyelere sağladığı avantajlar nedeniyle giderek arttığı görülmektedir.Bu çalışmanın amacı, BİT'lerin denetimlerinin, yerel hizmet sunumunda etkinliği ne şekilde sağlayabileceğini değerlendirmektir. Bu kapsamda tezde önce kamu hizmetlerinin mahalli idarelerce sağlanmasının teorik altyapısı ortaya konulmuştur. Daha sonra belediye hizmetlerinde etkinlik ve bu etkinliğin sağlanmasında BİT'lerin konumu incelenmiştir. Çalışmanın son kısmında ise Türkiye'de BİT'lerin mevcut denetim uygulamaları ortaya konmuş, daha sonra BİT'lerde hizmet etkinliğini sağlayacak denetimin nasıl düzenleneceğine yönelik önerilere yer verilmiştir.

Belediye hizmetleriBelediye iktisadi teşebbüsleriBelediye işletmeleri+6
Ferit Yüzer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi sistemindeki vergi harcamalarının etkinlik ve verimlilik açısından değerlendirilmesi

Devlet ekonomik hayatı teşvik etmek ve sosyal hayatı korumak için kamu harcaması yapabileceği gibi, teşvik edilmek istenen veya korunmak istenen kişilerin veya faaliyetlerin üzerindeki vergi yüklerini azaltmak için vergi sisteminde de düzenleme yapabilir. Vergi sistemindeki bu düzenlemeler ?Vergi Harcamaları? olarak adlandırılmaktadır.Vergi harcaması kavramı, vergilerin tahsiline yönelik yapılan giderleri ifade etmemektedir. Vergi harcaması, belirli ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşmak için oluşturulan ve gelir kayıplarını içeren, standart ve genel kabul görmüş bir vergi yapısından ayrılma olarak tanımlanır. Uygulamada, vergi harcamaları; vergi muafiyetleri, vergi istisnaları, indirimler, indirimli vergi oranları, vergi mahsupları, vergi ertelemeleri ve benzeri şekillerde vergi sistemlerinde yer alırlar. Vergi harcaması kavramı ile ilgili en önemli sorun kavramın tanımlanması ve vergi harcamalarının belirlenmesidir. Vergi harcamaları, ?standart vergi yapısından sapma gösteren ayrıcalıklı vergi hükümleri? olarak nitelendirildiğinde standart vergi yapısının nelerden oluştuğu, bu standart vergi yapısından sapma gösteren ayrıcalıklı hükümlerin neler olduğu ve ayrıcalıklı hükümlerden hangilerinin vergi harcaması olduğu konusunda genel bir uzlaşma bulunmamaktadır. Çoğu vergi sistemlerinde yer alan bu uygulamalar ihracat, üretim, yatırım gibi ekonomik davranışları teşvik etmek ya da aileler, özürlüler, düşkünler, emekliler gibi bazı sosyal grupları vergi yükü açısından desteklemeye yöneliktir. Vergi sistemlerinde vergi ayrıcalıkları ya da vergi harcamaları olarak ta tanımlanan bu düzenlemelerin, etkin ve verimli olup olmadığının tespitinin yapılması için, maliyetlerinin hesaplanması, analizlerinin yapılması ve yıllık olarak raporlanması, vergi sisteminin daha etkin çalışabilmesi açısından gereklidir.Bir ülkenin vergi harcaması raporlama sistemi, vergi harcaması analizlerine konu olacak vergilerin belirlenmesi, vergi harcamalarının belirlenmesi, sınıflandırılması, maliyetlerinin hesaplanması ve tahminlerinin sunulması aşamalarından oluşmaktadır. Vergi harcamalarını esas alan rapor uygulaması ilk kez 1960'ların sonunda Almanya ve Amerika'da başlatılmıştır. Bu ülkeleri diğer gelişmiş ülkeler takip etmiştir. Vergi harcama bütçeleri gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılmasına rağmen gelişmekte olan ülkelerde henüz uygulanmamaktadır. Gelişmiş ülkelerde vergi harcaması analizlerinin kullanımı vergi ayrıcalıklarının maliyetinin belirlenmesi bakımından yaygınlaşmaktadır. Vergi harcaması bütçelerinin ve analizlerinin bütçe sürecine entegrasyonu uygulanmakta olan vergi politikasının değerlendirilmesi bakımından önemli olmakla birlikte Türkiye'de vergi harcamaları ile ilgili böyle bir çalışmaya başlanılmamıştır. Türkiye'de vergi sistemi aracılığı ile yapılan kamu harcamalarının maliyetleri henüz bilinmemektedir. Ama Türkiye'de son yıllarda vergi harcaması kavramı önem kazanmıştır ve 2007'de Maliye Bakanlığı tarafından ilk ?Vergi Harcamaları Raporu? yayınlanmıştır. Bu raporda vergi harcamasının tanımı, Uluslararası uygulaması ve Türk Vergi Sistemi içinde yer alan vergi harcamalarının hükümlerine ve bunların 2007 yılı tahminlerine yer verilmiştir.Kamu harcamalarının bir alternatifi olarak ta kullanılan vergi harcamalarının kamu harcamalarıyla da bazı ortak ve farklı yönleri vardır. Vergi harcamaları ile kamu harcamalarının ortak noktaları her ikisinin de elde eden kişilere bir fayda sağlaması ve diğer kaynak kullanım alanları için kamu kaynaklarını azaltmasıdır. Buna karşın, vergi harcamaları, bu harcamalardan yararlananların sadece vergi mükellefi olması, psikolojik etkileri, yasama tekniği, maliyetleri ve izlenebilirlik yönleriyle kamu harcamalarından farklılık göstermektedir. Bunun dışında vergi harcamalarının yarattığı gelir kaybının, vergi yapısında bozulmalara sebep olabilmesi de bu uygulamaların bir maliyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu maliyet, vergi harcamalarının büyüklüğüyle ilgili hesaplamalar, tahminlerin herhangi bir resmi belgede gösterilmemesi nedeniyle gizli nitelikte olmaktadır. Kamu kaynakları kullanıldığı halde büyüklüğünün bilinmemesi, bu uygulamaların isabetli ve yeterli olup olmadığı hakkında bir değerlendirme yapılamamasına, herhangi bir hizmet için sadece kamu gideri sistemindeki harcamaların dikkate alınması nedeniyle o faaliyet için harcanan toplam kamu kaynaklarının saptanamamasına neden olmaktadır. Bu yüzden vergi harcamalarının maliyetlerinin hesaplanması ve fayda-maliyet analizinin yapılması bu noktada önem kazanmaktadır.Bu çalışmada, vergi harcaması kavramının önemi göz önüne alınarak, vergi sistemlerinde bu tür düzenlemelerin gerekli olup olmadığının incelenmesi yapılacak ve etkinlik ve verimlilik açısından değerlendirilmeye çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Vergi Harcamaları, Kamu Harcamaları, Vergi Ayrıcalıkları, Muafiyet, İstisna, İndirim.

EtkinlikKamu harcamalarıTürk vergi sistemi+7
Hayal Mcdonald
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Parasal Birliği'nde maliye politikası koordinasyonu ve Türkiye analizi

Avrupa Birliği, ulusüstü karar mekanizmalarıyla oluşan ve siyasî birliğe ulaşma hedefi içerisinde bulunan bir bütünleşmedir. Bütünleşme hedefi kapsamında Avrupa Birliği, ekonomik, parasal ve siyasî konularda üye ülkeleri birbirlerine yakınlaştırmayı amaçlamaktadır. Avrupa Birliği özellikle ekonomik bütünleşme üzerine kurulan bir birlik olması sebebiyle, ekonomik bütünleşmeyi öncelikli olarak ele almaktadır. Bütünleşme, çalışmanın esasını teşkil eden Avrupa Birliği maliye politikasının koordinasyonunu da gündeme getirmektedir. Parasal birlik ile ekonomik bütünleşmenin güçlendirilmesi amaçlanmakta ve tüm bu yakınlaşmalar da belirli kriterlerin uygulanması zorunluluğunu doğurmaktadır.Ekonomik birlik kapsamında herhangi bir üye ülkede yaşanacak olumsuzluk diğer ülkeler için maliyet unsuru oluşturmaktadır. Maliye politikası araçları olarak baz alınan Maastricht diğer adıyla Yakınlaşma Kriterleri bu sebeplerle parasal birliğe dâhil ülkelerde kaçınılmaz hedefler olarak ele alınmaktadır. Avrupa Parasal Birliği'ne üye ülkelerde hem yasal uyumlaştırma hem de maliye politikalarında koordinasyon sağlanmaya çalışılmaktadır.Çalışma, belirtilen sebepler dolayısıyla, Avrupa Parasal Birliği'nde maliye politikasının koordinasyonu konusunu analiz etmektedir. Bu amaçla, birinci bölümde, günümüze kadar olan tarihsel süreç incelenmekte ve Avrupa Birliği'nin karar mekanizmaları olan organların amaç ve görevleri belirtilmektedir.İkinci bölümde; öncelikle maliye politikasının koordinasyonunda büyük önem arz eden ve uyum sürecinin ilk aşaması olan parasal birlik, teori ve gelişim süreci açısından ele alınmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın bu bölümünde Avrupa Birliği ve parasal birlik olarak maliye politikası koordinasyonu günümüz ülke performansları yönünden de değerlendirilmektedir.Son bölümde ise; Türkiye-Avrupa Birliği ilişkisinde müzakerelerin başlangıç tarihine kadar geçen sürede, gerek birlik müktesebatının üstlenilmesi, gerekse Maastricht Kriterleri'ne ulaşılması konusunda üstüne düşen görevleri yerine getirmedeki performansı değerlendirilmektedir. Analiz kısmında da, Avrupa Parasal Birliği'ne üye ülkelerin maliye politikası açısından koordinasyonu istatistiksel açıdan karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. Yapılan istatistiksel analiz Avrupa Parasal Birliği'ne üyelik hedefi göz önünde tutulduğundan Türkiye performansı yönünden de genişletilmektedir.Çalışmada ulaşılan sonuç; Avrupa Parasal Birliği'nde maliye politikası koordinasyonunun genel anlamda sağlandığı yönündedir. Ancak böyle olmakla birlikte, günümüz birlik performansının siyasi birliği sağlama yönünden pek de yeterli olmadığı ve dolayısıyla arttırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Türkiye için ise, son dönemdeki olumlu gelişmelere bağlı olarak uyum sağlamadaki başarı derecesinin yükseldiği söylenebilmektedir.

Avrupa Para BirliğiKoordinasyonMaastricht Anlaşması+2
Özay Özpençe
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel net mali yansıma

Devletin önemli politikalarından biri gelir dağılımındaki adaletsizlikleri ortaya koymak ve refah seviyesini yükseltmeye çalışmaktır. Kamu maliyesinin teori ve pratikte önemli bir bölümü bütçenin gelir ve harcama tarafının bölgeler arası gelir dağılımını ne derecede etkilediğini ortaya koymaktır. Bu vergi ve harcamaların yansıması olarak ya da kısaca bölgesel seviyede net mali yansıma olarak bilinir.Türkiye'de 1990?2003 yılları arasında milli gelirden en fazla pay alan bölge Marmara Bölgesi iken, en az pay alan bölgeler ise Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. En fazla harcama yapan iller ise Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleridir. Vergilerin yansımasının ortaya konulması önemlidir çünkü bölgelerin üstlenmiş oldukları vergi yükleri oldukça farklılık gösterir. Kamu harcamalarının yansımasının ortaya konulması önemlidir çünkü farklı gelir seviyesinde olan bölgeler kamu harcamalarının bütün faydalarından aynı büyüklükte yararlanmamaktadırlar. Devlet bütçesinin bölgeler arasında adil bir bölüşüm işlevini yerine getirebilmesi için gelirlerin ve harcamaların dağılımının adaletli bir şekilde gerçekleşmesi gerekir.Bu açıdan değerlendirildiğinde çalışmanın temel amacı, Türkiye'de bölgesel net mali yansımanın belirleyicilerini tespit etmektir. Türkiye'de bölgesel eşitsizlikler ve bölgesel gelir dağılımı farklılıkları, üzerinde ağırlıklı olarak durulacak konular arasında yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: 1) Bölgesel politika 2) Vergi Yansıması 3) Harcama Yansıması 4) Mali Yansıma 5) Bölgesel Gelir Dağılımı

Bölgesel farklılıklarBölgesel kalkınmaBölgesel politikalar+1
Ayşe Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde vergi politikası: Kırgızistan örneği

Küreselleşme sürecinde vergi politikasında yaşanan değişimlerin ve Kırgızistan'ın örnek alınarak incelenmesi amaçlanan bu çalışmada küreselleşmenin genel kapsamı, küresel vergi sorunları ve Kırgızistan vergi politikasında ortaya çıkan sorunlar araştırılmış ve değerlendirilmiştir. Ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda yaşanan değişimlere neden olan küreselleşme sürecinden genellikle gelişmiş ülkeler avantajlı çıkarken; az gelişmiş ülkeler olumsuz etkilenmiştir. Dünya entegrasyonu sonucu ülkeler arası bağımlılığın artması, öncelikle bir ülkenin uyguladığı vergi politikalarının diğer ülkelerin vergi politikalarına olan etkisini arttırmış ve bağımsız olarak vergi politikalarını uygulamak giderek zorlaşmıştır.Geçiş ekonomisi sürecini yaşayan Kırgızistan, bağımsızlık sonrası ?Şok terapi? uygulamasını kabul etmiş ve devletin yeni kurulmuş piyasadan hızlı ve şartsız olarak çekilişi ülkede üretimin durmasına neden olmuş; işsizlik, yüksek enflasyon, yolsuzluk ve yoksulluk gibi ciddi ekonomik sorunlar ortaya çıkmıştır. Çalışma konusunun temeli olan Kırgızistan vergi politikasının küreselleşmeden etkilenmesi ilk oluşturulduğu zamanda başlamış olup, diğer gelişmiş ülke vergi sistemleri örnek alınarak oluşturulan Kırgız Cumhuriyeti Vergi Kanunu yasalaşarak uygulamaya konulduğundan beri çeşitli sorunlar ortaya çıkmış ve bu sorunları çözmek için çok sayıda reform yapılmıştır. Kırgızistan çoğu ülke gibi ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla üretimi arttırmaya yönelmiş ve ülkede yatırımları, özellikle DYY geliştirmek için vergi oranlarının indirilmesi, SEB oluşturma gibi çeşitli vergisel teşvikler uygulamaya başlamıştır. Ancak bu teşviklere rağmen, yatırımların diğer BDT ülkelerine göre düşük düzeyde kalması paradoksal bir durum oluşturmuştur. Dolayısıyla, Kırgızistan'ın vergisel teşviklerin yanısıra siyasi istikrarın sağlanması, kayıt dışılığın azaltılması, yolsuzluğun ortadan kaldırılması, yoksulluğun giderilmesi, teknolojik donanımın geliştirilmesi, halkın vergi bilincinin arttırılması, vergi dairelerinde çalışanların (ücretlerin artırılması başta olmak üzere) sorunlarının çözülmesi gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Vergi Politikası, Vergi Sorunları, Geçiş Ekonomisi, Kırgızistan.

Mairamkan Orazbaeva
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde Azerbaycan'da uygulanan maliye politikalarının gelir dağılımına etkisi

Son yıllarda Dünya ekonomisinde yoğun biçimde küreselleşme süreci yaşanmaktadır. 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan bu yıla kadar küreselleşme sürecinin dışında kalmıştır. Küreselleşme ile özellikle gelişmekte olan ülkeler çok sıkı maliye politikaları izlemek zorunda kalmışlardır. Bu zorlukları aşmak için uluslar arası kuruluşlar da gelişmekte olan ülkelere yardımcı olmaya çalışmışlardır.Gelişmekte olan ülkeler istikrar açısından sorun yaşadıkları için ülke ekonomisini tam anlamıyla kontrol altına alamamakla beraber, uyguladıkları ekonomi politikalarını tutturmada da zorluk yaşamaktaydılar. Azerbaycan bağımsızlığını yeni kazanmış bir ülke olarak, serbest piyasaya geçiş sürecinde kürselleşmenin etkilerini daha çok yaşamıştır. 2000'li yıllara kadar Azerbaycan ancak ekonomide kontrolü ele almaya çalışmış ve 2000 yılları sonrası büyümeye ve bölgede söz sahibi ülke olmaya başlamıştır. Uyguladığı maliye politikalarında veya elde edilen gelirin ülke vatandaşları arasında ne kadar başarılı olduğu araştırmamızın esas konusudur.Bu çalışmada tarih içinde maliye politikasının gelişimi, maliye tarihi içinde iktisatçılar düşünceleri, maliye politikasının amaç ve araçları incelenmiştir. Gelir dağılımı kavramı ve türleri detaylı analiz edilmekle beraber, küreselleşmenin ve maliye politikasının gelir dağılımına etkileri de ortaya konulmuştur.Azerbaycan'ın genel ekonomik yapısı ve bu ülkedeki gelir dağılımının gelişimi araştırılmıştır. Son olarak da Azerbaycan'da bağımsızlık sonrası uygulanan maliye politikalarının (özellikle bütçe, harcama, vergi ve borçlanma politikaları) gelir dağılımına ne yönde etki ettiği ortaya konmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeleri: 1) Gelir Dağılımı, 2) Azerbaycan, 3) Maliye Politikaları.

AzerbaycanFinansGelir dağılımı+3
Asıf Gurbanov
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada yenilik sistemleri ve devletin rolü: Türkiye örneği

İkinci Dünya Savaşı sonrasında kalkınma iktisadının yükselişiyle birlikte gündeme gelen bölgesel kalkınma anlayışı, 1970'li yıllarda yaşanan ekonomik krizle birlikte yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu döneme kadar Keynesyen refah devletinin müdahaleci anlayışıyla şekillenen bölgesel kalkınma anlayışı, 1970'li yıllarda içsel dinamiklere dayalı başarılı bölgelerin ortaya çıkmasıyla birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Mekânsal yeniden yapılanma sürecinin yaşandığı ilgili dönemde içsel dinamikleri harekete geçiren temel unsurun yenilik olduğu konusunda genel bir uzlaşı sağlanmıştır. Yeniliğin bölgesel kalkınmanın temeli olarak görüldüğü bu dönemde, yenilik ile bölgesel kalkınma arasındaki doğrusal sürece ilişkin olarak farklı mekânsal yenilik modelleri gündeme gelmiştir. Bu modeller içerisinde özellikle bölgesel yenilik sistemleri dikkat çekici bir gelişme göstermiştir.Bölgesel yenilik sistemleri, firmaların, üniversitelerin ve devletin bölgesel ölçekte yenilik sürecine nasıl katkıda bulunduklarını açıklamaya yönelik bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda üniversiteler, temel bilimsel araştırmaları üretmekte; firmalar ise bilgiyi ticarileşmiş ürünlere dönüştürmektedir. Devlet ise, bölgedeki yenilikçi aktörlerin etkileşimli bir biçimde çalışmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle bölgesel yenilik sistemlerinde devlet, düzenleyici bir rol üstlenmektedir. Devletin düzenleyici rolü, başta yenilik ve girişimcilik için uygun ortamın sağlanması olmak üzere, kümeleşmenin teşvik edilmesi ve yenilikçi ağ yapıların desteklenmesi gibi pek çok alanı kapsamaktadır.Bölgesel yenilik sistemlerinde devletin düzenleyici rolü, günümüzde pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de gündemde olan bir konudur. Özellikle IX. Beş Yıllık Kalkınma Planı ile başlayan süreçte, bölgesel yenilik sistemlerinin desteklenmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda yenilikte sistem yaklaşımını temel alan önemli düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bölgesel yenilik sistemlerinin artan önemine karşın, sistemlere yönelik politikalar çok yetersiz düzeyde kalmış ve doğrudan doğruya bölgesel yenilik sistemlerini hedefleyen herhangi bir bölgesel yenilik programı uygulanmamıştır. Bu nedenle, bölgesel yenilik sistemlerinin gelişiminde devletin rolü, son derece sınırlı kalmıştır.Anahtar Kelimeler: Bölgesel Kalkınma, Yenilik, Sistem Yaklaşımı, Yenilik Sistemleri

Bölgesel kalkınmaDevletEkonomik kalkınma+3
Gökhan Dökmen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel vergi rekabeti sorunsalı ve ulusal vergi politikaları: Türkiye değerlendirmesi

Tarihsel süreç incelendiğinde, dünya ekonomisinin ve toplumsal hayatın kendiniyenilediği ve bazı durumlarda kesintiye uğrasa da sürekli bir gelişim sergilediğigörülmektedir. Gelişim sürecinde bazen buhar gücünün icadıyla, bazen yenicoğrafyaların keşfiyle, bazen alternatif bir düşünce sisteminin uygulanmasıyla, bazensebu uygulamaların terk edilmesiyle genel karakteristik özellikleri değişime uğratankırılma noktaları oluşmakta ve değişimi betimleyen yeni adlandırmalar kullanılmaktadır.Tarihsel bir geçmişi olmakla birlikte, esas itibariyle 1980'lerde ortaya çıkan veküreselleşme denilen olgu da bu adlandırmalardan biridir ve küreselleşme sahip olduğudinamikler doğrultusunda toplumsal hayatı ciddi dönüşümlere uğratmaktadır.Küreselleşmenin toplumsal hayat üzerinde meydana getirdiği dönüşümlerin enöncelikli etkileri ekonomik alanda kendini göstermekte ve ekonomik alan tehdit vefırsatların bir arada bulunduğu bir ortam haline gelmektedir. İktisadi rasyonaliteçerçevesinde, süreçte yer alan aktörler, sahip oldukları donanımları kullanarak sözkonusu tehditleri bertaraf etme ve fırsatları değerlendirme yönünde etkili olan stratejilerizlemektedir. Aktörlerin izlediği bu türden stratejiler ise, birbirleri üzerine etkileroluşturmakta ve çözüm arayışlarının aciliyet kazandığı yeni sorunlar oluşturmaktadır.Bu sorunlardan biri de, adeta ulus devletlerin sunduğu hizmetlerin temel finansmanaracı olması yönüyle varlık nedeni sayılan vergilendirme alanında baş göstermektedir.Küreselleşme sürecinde oluşan vergi sorunları her şeyden önce küreselkarakterlidir. Çünkü sürecin meydana getirdiği karşılıklı bağımlılık ilişkileri yaşanansorunların etkilerini coğrafi sınır tanımaksızın genişletmektedir. Ayrıca sürecin temeldinamikleri arasında yer alan teknolojik ilerlemeler de, mevcut sorunların zaman içindeçeşitlenmesine ve birbirlerini yeniden üretir hale gelmelerine neden olabilmektedir.Küresel karakterli vergi sorunları içinde vergi rekabeti kanaatimizce özel birkonuma sahiptir. Çünkü vergi rekabeti teorisi iktisadi açısından rekabet halindekikamusal hizmet sağlayıcıların keyfi uygulamaları terk edeceği ve bu sayede verimlilikartışı sağlanacağı yönünde bulgular içermektedir. Ayrıca OECD ve Avrupa Birliğibünyesinde konuya özel bir önem verilmesi ve sağlam argümanlara dayanmaksızınengellenme girişimlerine başlanmış olması da, vergi rekabetini ayrıcalıklı bir konumunagetirmektedir. Oysa vergi rekabeti, hakim ideolojinin rekabete yüklediği işlevlerüzerinden değerlendirildiğinde kolayca meşrulaştırılabilmektedir.İşte bu noktada çalışmanın hedef aldığı temel sorunsal, vergi rekabetiningelişmekte olan ülkeler açısından etkili bir kalkınma stratejisi olabilme potansiyelitaşıyıp taşımadığıdır. Vergi rekabetinde hedef alınan değişkenlerden olan doğrudanyabancı yatırımların gelişmiş ülkeler orijinli olması ve bu ülkelerde izlenen refah devletiuygulamalarının oluşturduğu bütçe baskısı, bu yönlü bir sorgulamayı haklı göstermiş vevergi rekabetinde gelişmekte olan ülke özelliği taşıyan Türkiye'nin vergilendirmealanında ne türden stratejilere yönelebileceği doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.ii

Özgür Saraç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik süreçte rant kollama ve Türkiye açısından değerlendirilmesi

Rant-Kollama Teorisi, 1960'k yıllarda Kamu Tercihi Teorisi kapsamında oluşturulmuş bir teoridir. Piyasa koşullarında oluşan "rant sağlama" faaliye tinden farklı olarak bu teoriye göre, rant fırsatı yaratılmakta ve kullanılmak tadır. Rant kollama faaliyetleri kamu kesiminin toplum yaşantısındaki özel likle ekonomideki yeri ve sınırları ile yalandan ilgilidir. Kamu mal ve hiz metlerine ilişkin kararların alındığı ve uygulandığı süreç olan politik süreçte, yaratılan fırsatlarla rant kollama faaliyetleri meydana gelmektedir. Politik süreç toplum hayatında vazgeçilmez bir yere sahip ve oldukça kompleks bir süreçtir. Toplum için onun kadar önemli olan piyasa süreci ile bir arada ancak onun alternatifi olmayan bir süreçtir. Politik sürece işlerlik kazandıran öğeler; seçmenler, baskı ve çıkar grupları, siyasi partiler ve bü rokratlardır. Bu güçler toplum için üretilen hizmetlerin türü, miktarı ve bile şimi konusunda belirleyicidirler. Rant kollama konusunun bazı çevrelere yaptığı ekonomik, mali ve sos yal amaçlı yardımların özel amaçlı hale gelmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu tür faaliyetlerin artması ise, politik süreçte yozlaşmanın bir nedeni veya sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte birçok öğenin yeralması, kap ladığı ve sorumlu olduğu alanın genişlemesi ve süreçten beklenen hizmetle rin ve etkinliğin artması sonuçta, sürecin alanını genişletici bir etkiyi mey dana getirmektedir. Oysa özellikle günümüz koşullarında piyasa sürecinin daha etkin olması ve daha geniş bir alana yayılması arzulanmaktadır. Kamu kesiminin alanı ve fonksiyonları genişledikçe yozlaşma kaçınıl maz olmaktadır. Politik süreci oluşturan öğelerin faydalarını toplumsal fay daların üzerinde görmeleri ve bu yöndeki faaliyetleri yozlaşma sürecini de başlatmaktadır. Günümüzde gelişmişlik düzeyleri farklı da olsa birçok ülkede yoz laşma ve rant kollama faaliyetleri meydana gelmektedir. Gelişmiş demokra tik toplumlarda ortaya çıkan yozlaşma, demokrasinin gereği olan çoklu katı lımın politik süreç mekanizması üzerinde bir baskıya dönüşmüş ve özellikle ekonomik yaşam politize olmuştur. Gelişmekte olan ülkelerde ise yozlaşma, temelde geleneksel yapılardan modern yapılara geçiş sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Çünkü, bu deği- rvşim süreci toplumda yeni kaynakların ve fırsatların da yaratılması anlamına gelmektedir. Türkiye'de de politik süreçte yozlaşma ve rant kollama faaliyetleri ya şanmaktadır. Özellikle 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleri sonrasında uygulanmaya çalışılan değişim programı çerçevesinde dışa açılma, demok ratikleşme ve piyasa ekonomisinin oluşturulması çabaları bazı olumsuz ge lişmelere de yol açmışür. Cumhuriyet Tarihinin birçok döneminde olduğu gibi 1980 sonrasında da dışa açılma ve sanayileşmenin öncüsü devlet olmuştur. Yetersiz sermaye birikiminin sağlanması ve özel girişimin güçlendirilmesi için uygulanan teş vik politikaları, yolsuzluk, rüşvet, suistimal vb. gibi rant kollama faaliyetle rini meydana getirmiştir. Ortaya çıkartılan yolsuzluk olaylarının bir kısmı yargıya intikal etmiş, bir kısmı ise zaman aşımına uğradığı için takibe alına mamıştır. Rant kollama faaliyetlerinin tamamiyle ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ancak, demokrasinin çoğunlukçu katılım yapısında ve etkin bir kamuoyu duyarlılığında bu tür faaliyetlerin azalması mümkündür. Ayrıca daha güçlü bir piyasa ekonomisi ve etkin işleyen bir devlet mekanizmasının oluşturulması ve rant kollamanın bir istisnai durum haline getirilmesi ge rekmektedir.

Politik süreçRant kollamaRant teorileri+1
Asuman Altay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de yükseköğretim hizmetlerinin sunumunda toplam kalite yönetimi ve akreditasyon: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü uygulamaları

Eğitim hem bireyler olarak, yüksek bir yaşam düzeyi elde etmenin, hem de toplum olarak, gelişme ve ilerlemenin, kalınmış ülkeler arasında yer almanın başlıca yoludur. Eğitim, demokratik, siyasal ve sosyal hayatı gerçekleştirmenin bir aracıdır. Bu yüksek önemi, eğitim hizmetlerinin, özellikle de yükseköğretim hizmetlerinin topluma en fazla faydayı sağlayacak şekilde, kaliteli sunulmasını gerektirmektedir. Bu nedenle yükseköğretim kurumlarında kalite odaklı bir yönetim anlayışı benimsenmelidir. Toplam kalite yönetimi yaklaşımının özel sektördeki başarılı uygulamaları kamu yönetiminde de bu yaklaşımın uygulanmasını gerektirmiştir. Bu çalışmada yükseköğretim hizmetlerinde toplam kalite yönetiminin uygulanabilirliği ortaya konmaktadır. Bu amaçla çalışmanın birinci bölümünde, kamu kesimi tarafından üretilen eğitim ve yükseköğretim hizmetlerinin yapısı ve finansmanları incelenerek, bu hizmetlerin önemleri üzerinde durulmuştur. ikinci bölümde, kalite olgusuna değinilerek, toplam kalite yönetimi ve akreditasyonun yüksek öğretim hizmetlerinde uygulanabilirliği ele alınmış ve yükseköğretim hizmetlerinde uygulama sürecinde karşılaşılan sorunlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde, toplam kalite yönetimi ve akreditasyonun Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü' nde basan ile uygulanabildiği ortaya konmuştur. Sonuç kısmında ise, toplam kalite yönetimi anlayışının Türkiye' de yüksek öğretim hizmetlerinde uygulanabileceği ancak bazı yapısal sorunlarla karşılaşabileceği belirtilmiştir.

AkreditasyonEğitim sistemiTürk eğitim sistemi+2
Ufuk Gencel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00

Other supervisors