Prof. Dr. Gülay Görak danışmanlığındaki tezler

15 tez · Demiroğlu Bilim University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temiz aralıklı kateterizasyon yapılan çocuk hastalarda idrar yolu enfeksiyon sıklığı ve enfeksiyon oluşumunu etkileyen faktörler

Araştırma İstanbul ili sınırları içinde, özel bir hastanede takipli, 68 temiz aralıklı kateterizasyon yapılan çocuk hastada idrar yolu enfeksiyon sıklığı ve enfeksiyon oluşumunu etkileyen değişkenleri belirlemek amacıyla retrospektif yöntemle yapılmış tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir çalışmadır. Veriler, araştırıcı tarafından literatüre doğrultusunda hazırlanan 25 soruluk anket formunun hasta dosyalarından ve TAK uygulayan anneler ile görüşme yapılarak elde edildi. Verilerin analizi için R vers. 2.15.3 programı (R Core Team, 2013) kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, oran, minimum, maksimum) yanı sıra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında normal dağılım göstermeyen değişkenlerin iki grup karşılaştırmalarında ise Mann Whitney U test kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Pearson ki-kare test, Fisher exact test, Fisher-Freeman-Halton exact test ve McNemar uyum testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık p< 0,01 ve p< 0,05 düzeylerinde değerlendirildi. Araştırmanın evrenini 2012-2014 yılları arasında Ürodinami yapılmış 300 Spine Bifida'lı hasta oluşturdu. Örneklem sayısı %95 güven düzeyinde ve %10 örnekleme hatası ile 68 TAK yapılan çocuk olarak hesaplandı. Araştırma grubuna alınan çocukların yaş Ort. ± S.S. 64,78±56,91 ay'dır. Çalışma grubunu %52,9'u erkek, %47,1 kız çocuk oluşturdu. TAK yapılan çocuk hastalarda İYE görülme sıklığı TAK öncesi %36,8 iken TAK sonrası %64,7 bulundu. TAK yapılan çocuk hastalarda TAK uygulama sonrası İYE görülme sıklığıyla yaş, alt bezi kullanımı, idrar inkontinansı ve konstipasyon ile ilişkili anlamlılık gösterdiği bulundu (p< 0,05). TAK uygulama sonrası İYE görülme sıklığıyla; günlük TAK uygulama sayısı, profilaktik antibiyotik kullanımı, perine ve el temizliği yöntemi, TAK uygulayanların sosyodemografik özellikleri ile anlamlı ilişki göstermediği belirlendi (p> 0,05).

Tuba Tunç
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin üriner kateterizasyon ilişkili enfeksiyon önlemleri konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin üriner kateterizasyon ilişkili enfeksiyon önlemleri konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma 04.12.2022-20.05.2022 tarihleri arsında bir üniversitenin "Hemşirelik" ve "Ebelik" bölümlerinde öğrenim gören 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile tanımlayıcı nitelikte gerçekleştirildi. Klinik deneyimleri olmaması sebebiyle 1. sınıf öğrencileri araştırma dışı bırakıldı. Çalışmanın örneklem grubunu 18 yaş ve üzerinde olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 376 öğrenci oluşturdu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 21,43'tür. Öğrencilerin %77,93'ü kadın ve %97,6'sı bekardır, %80, 27'si Hemşirelik, %19,73'ü Ebelik bölümlerinde öğrenim görmektedir. ''Üriner Kateter Hakkında Bilginiz Var Mı?'' sorusuna öğrencilerin %83,29'u ''bilgim var'' yanıtı verirken; %75,68'i üriner kateter uygulamasında hemşirenin sorumlulukları hakkında bilgim yok yanıtını vermiştir. Katılımcılar Üriner Kateterizasyonda Enfeksiyon Önlemlerine İlişkin Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formundan 13,44±4,71107 (en düşük 0, en yüksek 23) puan almışlardır. Hemşirelik ve Ebelik öğrencilerinin formdan aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmazken; kadın katılımcıların puan ortalaması erkek katılımcılardan yüksek bulunmuştur. Sonuç: yaş, cinsiyet, mezun olunan lise, sınıf düzeyi, çalışma durumu, mesleki kıdem, üriner kateter hakkında bilgi sahibi olma durumlarına göre katılımcıların bilgi düzeyleri farklılık gösterirken; üniversitedeki bölümleri, akademik başarı tanımları ve mesleki yayın takip etme durumlarına göre bilgi düzeylerinin değişmediği saptanmıştır. Anahtar Kelimler: Üriner Kateterizasyon, Üriner Kateter İlişkili Enfeksiyonlar, İdrar Yolu Enfeksiyonları, Mesane Kateteri.

Ebelik öğrencileriEnfeksiyonlarHemşirelik+4
Sıla Öztürk
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklarda konjenital ve edinsel kalp hastalıklarının oluşum nedenleri ve anne – babaların bakım yükü

Çocuklarda Konjenital ve Edinsel Kalp Hastalıklarının Oluşum Nedenleri Ve Anne-Babaların Bakım Yükü Öğrencinin Adı: Öznur ÖKÇÜ Danışmanı: Prof. Dr. Gülay GÖRAK Anabilim Dalı: Hemşirelik Amaç: Çocuklarda konjenital ve edinsel kalp hastalıklarının oluşum nedenleri ve anne–babalarının bakım yükünü belirlemek amacıyla tanımlayıcı türde bir nitelik yapıldı. Gereç ve Yöntem: Şişli Florence Nightingale Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Polikliniğine Eylül 2016-Şubat 2017 tarihleri arasında gelen 1 ay–16 yaş arası konjenital ve edinsel kalp hastalıklı çocukların anne ve babaları oluşturdu. Gönüllü olur formu alınan 50 anne–baba araştırmaya katıldı. Veriler; anket formu ve Zarit bakım yükü ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesi bilgisayarda SSPS 21 yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerden, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve ileri düzey çözümlemelerinde ise parametrik olmayan testlerden iki bağımsız değişken için Mann-Whitney U, ikiden fazla bağımsız değişken için Kruskal-Wallis testi, ilişki analizleri için ise Spearman's korelasyon katsayıları kullanıldı. Bulgular: Annelerin bakım verme yükü ölçeği puan ortalamaları (28,52 ± 9,661), babaların puan ortalaması (22,57 ± 5,333) göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. Sonuç: Değerlendirme sonuçlarına göre ebeveynlerin meslekleri, gelir durumları, annenin gebelik sayısı, yaşayan çocuklarda konjenital hastalığın olması, konjenital /edinsel kalp hastalığı olan çocuğun aile sıralamasındaki yeri, bakımda yardımcı olacak bir kişinin olması, çocuğun cinsiyeti ve yaşında bakım yükü puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Annelerin, eğitim seviyesi düşük olanların, yakın akrabaların, maddi destek almayanların, çalışmayan ve 40 yaş ve üzeri ebeveynlerin bakım yükü puan ortalamaları daha fazla olduğu belirlendi. Anahtar Sözcükler: Bakım yükü, konjenital kalp hastalığı, hemşirelik

Öznur Ökcü
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin, fizyolojik sarılıklı bebeklerin ve annelerinin bakım gereksinimlerine yönelik bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler

Amaç: Araştırma, yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin fizyolojik sarılıklı bebeklerin ve annelerinin bakım gereksinimlerine yönelik bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Grup Florence Nightingale Hastanelerinde Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde çalışan hemşireler, örneklemi ise araştırmanın yapıldığı tarihlerde araştırmayı kabul eden ve ulaşılabilen 40 hemşire oluşturdu. Kurum izni ve etik kurul onayı alındı. Veriler anket formu ile toplandı. SPSS 16.0 programında değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin demografik özellikleri incelendiğinde; %52,5'i 25 yaş altında, %57,5'i lisans mezunu, %47,5'i 2-5 yıl arasında çalışmakta ve %87,5'inin bekar olduğu belirlendi. Hemşirelerin sarılık bilgi düzeyi toplam tam puanı 25, ortalamaları 16,08±3,23, anne bakımı tam puanı 13, ortalamaları 12,80±0,51 ve toplam bilgi düzeyi tam puanı 38, ortalamalarının 28,87±3,36 olduğu belirlendi. Hemşirelerin toplam bilgi formundan en düşük aldıkları puan fototerapi uygulamaları ve fizyolojik sarılıklı bebeklerdeki günlük öğün sayısıydı. Hemşirelerin demografik özellikleri ile sarılık bilgi düzeyi ve toplam bilgi düzeyi puan ortalamaları karşılaştırıldığında; 25 yaş ve üzeri, evli, 6-10 yıl arası çalışan hemşirelerin puanlarının diğer hemşirelere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Hemşirelerin anne bakımı bilgi düzeyi ve toplam bilgi düzeyi yaş, eğitim, medeni durum ve yatak kapasitesi ile karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Yoğun bakım alanında 6-10 yıl arası çalışan, 25 yaş ve üzeri olan hemşirelerin hem sarılık hem de anne bakımı bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, evli hemşirelerin sarılık bilgi düzeyinin bekarlara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Hemşirelerin fizyolojik sarılık tanısı alan bebeğe uygulanan hemşirelik girişimlerini, fototerapinin uygulanışı ve tedavide oluşabilecek komplikasyonlar ile bilgi gereksinimleri olduğu belirlendi. Anahtar Sözcükler: Fizyolojik sarılık, bilgi düzeyi, yenidoğan, yoğun bakım, hemşire.

Ana-çocuk hemşireliğiAnnelerBebek bakımı+7
Buşra Yalanız
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğum eylemini gerçekleştiren annelerin ve doğuma eşlik eden babaların kaygı düzeyleri

Anne ve babalar gebelik döneminden başlayarak doğum ve bakım süreçlerinde çeşitli nedenlerden kaygı duyabilirler. Kaygının derecesi arttıkça anne ve babalar çocuklarının bakım gereksinimini karşılamakta zorlanırlar. Amaç: Araştırma doğum yapan ve doğuma eşlik eden babaların kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma İstanbul'da bulunan özel bir klinikte 02.05.2016-02.08.2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Evreni kliniğe başvuran 58 anne ve 58 baba oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmedi. Bu çalışma araştırmaya katılmayı kabul eden 50 anne ve 50 baba ile yürütüldü. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ve "Cambridge Kaygı Ölçeği" ile toplandı. Veriler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Annelerin %44'ü 26-30 yaş, babaların %40'ı 31-35 yaş aralığında, anne ve babaların çoğunluğunun üniversite mezunu, annelerin %80'inin çalıştığı,%58'inin 1-5 yıllık evli olduğu,%38'inin ekonomik durumunun orta olduğu belirlendi. Annelerin %58'inin ilk gebeliği, anne ve babaların yarısının doğum öncesi eğitim aldığı, tamamına yakınının ebeveynliğe hazır hissettiği görüldü. Gelir düzeyi düşük olan ailelerin kaygı puan ortalamalarının 9,18 olduğu ve ekonomik düzeyi iyi olan ailelere göre daha fazla kaygı yaşadıkları ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görüldü (p<0.05). Doğum öncesi eğitim alan ebeveynlerin kaygı puan ortalamalarının eğitim almayanlara göre daha düşük olduğu ve farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç: Ebeveynlerin kaygı puan ortalamaları incelendiğinde aylık geliri düştükçe kaygı puan ortalamalarının arttığı, doğum öncesi dönemde eğitim alan ailelerin almayanlara göre kaygı puan ortalamalarının azaldığı belirlendi. Annelerin en fazla kısa zamanda yeniden hamile kalma ve bebeğin gelecekteki sağlığı ile ilgili kaygı yaşadıkları, babaların en fazla ekonomik sıkıntılar ile ilgili kaygı yaşadıkları belirlendi.

AnksiyeteAnnelerBabalar+5
Hayriye Küçükberber
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1-3 yaş arası çocuğu olan annelerin tuvalet eğitimi konusundaki bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler

Tuvalet eğitiminin başlayacağı dönem çocuğun kendini fark ettiği 1-3 yaş aralığına denk gelmektedir. 0-6 yaş grubu çocukların izlem ve bakımından sorumlu hemşireler, çocukların yaş dönemlerine göre gelişimsel özelliklerinin ve ailelerin eğitim gereksinimlerinin farkında olmalıdırlar. Araştırma; 1-3 yaş arası çocuğu olan annelerin tuvalet eğitimi konusundaki bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte yapıldı. Araştırmanın evrenini İstanbul il sınırları içinde bir vakıf üniversite hastanesinin çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine 1 Aralık 2015–31 Mart 2016 tarihleri arasında başvuran anneler, örneklemi ise 1-3 yaş arası çocuğu olan gönüllü katılan 79 anne oluşturdu. Araştırma verileri ise araştırıcı tarafından literatür bilgileri doğrultusunda geliştirilen ve 49 sorudan oluşan anket formu ile toplandı. Verilerin çözümlenmesinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde gibi betimsel istatistiklerden faydalanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Tek Örneklem Kolmogorov Smirnov testi ile test edildi ve ileri düzey çözümlemelerde parametrik olmayan Mann-Whitney, Kruskal-Wallis testi, ilişki analizleri için ise Spearman's korelasyon katsayıları kullanıldı. Annelerin ''Tuvalet Eğitimi Bilgi Formu'' anketine verdikleri yanıtların toplam bilgi puanları 10 ile 23 arasında değişmekte olup ortalama puan 25 üzerinden 16,52 ± 2,55 olarak bulundu. Eğitim düzeyi yükseköğrenim ve üzeri olan annelerin Tuvalet Eğitimi Bilgi Puan Ortalamaları (17,00 ± 2,63) anlamlı derecede yüksek ve çalışan annelerin puan ortalamaları (17,06 ± 2,61), çalışmayan annelerin puan ortalamalarına (15,68 ± 2,25) göre anlamlı olduğu görüldü. Anahtar Sözcükler: 1-3 yaş, tuvalet eğitimi, hemşirelik, sağlık eğitimi

Ana-çocuk hemşireliğiAnnelerBebekler+4
Çiğdem Deniz
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kırklareli ilinde okul öncesi eğitime devam eden çocuklarda obezite prevalansının ve ebeveynlerin çocuklarının vücut ağırlığını algılama durumunun değerlendirilmesi

Araştırma, Kırklareli il merkezinde okul öncesi eğitime devam eden çocuklarda obezite prevalansını belirlemek ve ebeveynlerin çocuklarının vücut ağırlığını algılama durumunu değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Aralık 2014 - Haziran 2015 tarihleri arasında, 23 okul öncesi eğitim kurumuna kayıtlı 3-6 yaş arası toplam 1179 çocuk ve ebeveynleri oluşturdu. Örnekleme evrenin tamamı alındı. Onam veren 727 çocuk ve ebeveynleri araştırmaya katıldı. Veriler; anket formu, boy kilo ölçümleri, BKİ, ebeveynlerin sözel ve görsel algı bildirimleri ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesi, SPSS 22 istatistik programı kullanılarak yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerde median değerleri, aritmetik ortalama±standart sapma, frekans ve yüzdelik dağılımlar verildi. Gruplar arası kıyaslamalarda ise Mann Whitney U testi, Pearson χ2 testi, Kendal's tau-c ve Kappa analizleri kullanıldı. Çocukların %49,9'unun yaşları 60-71 ay arasında, %52'si erkekti. 3-6 yaş arası çocuklarda obezite prevalansı %13,8 bulundu. Erkeklerde obezite prevalansı %17,2 kızlarda ise %10,0'du. 72 ay ve üstü çocuklarda obezite oranı diğer yaş gruplarından yüksekti (p˂0,05). Ebeveynlerdeki obezite çocuklarının da obez olmasına neden olmaktaydı. Yemeğini kendisi yiyen ve yemek yemeğe zorlanmayan çocuklarda obezite oranı diğerlerinden daha yüksekti (p˂0,05). Obez çocuklarını tanımlamada ebeveynlerin görsel algılarının sözel algılarına oranla daha doğru olduğu görüldü.

AlgıAna-babaKırklareli+5
Sibel Yaşar
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Postpartum erken dönem emzirme başarısı ve ilişkili faktörler

Çalışmanın amacı postpartum erken dönem emzirme başarısı ve ilişkili faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili sınırları içinde Özel bir Vakıf Hastanesinde 1 Ocak 2015 ile 31 Aralık 2015 tarihleri arasında sağlıklı doğum yapan anneler oluşturdu. Örneklemi ise; 20 Mart 2015-20 Nisan 2015 tarihleri arasında gebeliğini sağlıklı şekilde sonlandırmış 100 anne oluşturdu. Çalışma verilerinin araştırmacı tarafından literatür taraması ve klinik deneyimler doğrultusunda hazırlanan "Anket Formu", "Latch Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı" ile toplandı. Çalışma öncesinde annelerden bilgilendirilmiş yazılı ve sözel onam alındı. Veriler alınan izinler doğrultusunda, araştırmacı tarafından telefon ile 15 dakika görüşülerek toplandı. Çalışmada postpartum erken dönemde annelerin yardım almadan emziremedikleri belirlendi. Latch skorunda en yüksek ortalamaya ise meme yapısı skoru sahipti. Latch Skorunu annenin eğitim durumu, doğum şekli, emzirme deneyiminin olması etkilememektedir. Annenin yaşı, bebeğin doğum ağırlığı, emzirme ile ilgili bilgi alma durumu ise Latch Skorunu etkilemektedir.

Anne sütüBebek bakımıBebek beslenmesi+4
Damla Dinç
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik hastalıklarda hastalık algısının ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışma hastaneye yatan ve tedavisini sürdüren diyabetli hastaların hastalık algısının ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır.Materyal ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup, İstanbul ilinde yer alan bir üniversitesinin yatan hastalarına ve endokrin kliniğine başvurmuş diyabetli hastalarına Ocak-Mart 2012 tarihlerinde, araştırmaya katılmaya gönüllü, anket formunu eksiksiz dolduran 100 diyabetli hasta ile yürütüldü. Veri toplama araçları olarak Bilgi Formu, Hastalık Algısı Ölçeği kurum ve ölçek kullanım izinleri alındı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS sürüm 16,0 programı kullanılarak gerçekleştirildi.Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 56,13±11,728 olarak, çoğu kadınlar (%54), (%85) evli, (%44) ev hanımı bulundu. Araştırmaya katılan hastaların sağlık öykülerine bakıldığında (%64) kronik hastalığa sahip, kronik hastaların %20'sini hipertansiyon, % 10'u kalp yetmezliği oluşturduğu saptandı. Araştırmaya katılan hastaların ailede kronik hastalık öyküsüne bakıldığında %51`de kronik hastalık mevcut, kronik hastalıklardan diyabet %23'nü oluşturduğu saptandı. Araştırmaya katılan hastaların diyabet süresi 8,31±8,415 olarak; insülin süresi 6 ±7,398 bulundu. Araştırmaya katılan hastaların toplam HAÖ puan ortalaması 117,86 ± 16, 773 olup en yüksek hastalık algı ölçeği alt boyutu kişisel kontrol (19,33 ± 4,793) ; en düşük hastalık algı ölçeği alt boyutu süre (döngüsel) olarak (11,60 ±2,867) olarak bulundu.Sonuç: Araştırmaya katılan hastaların hastalık algısı ölçeğinin alt boyutlarından süre (akut/kronik) dönemde hastanın bakımıyla ilgilenen kişinin varlığı hastalığın hasta tarafından algılanmasında pozitif olarak etkilediği bulundu. Hastalık algısı ölçeğinin alt boyutlarından süre (döngüsel) ve tedavinin kontrolünde başka bir kronik hastalığın varlığı hastalığı etkilediği bulundu. Hastalık algısı ölçeğinin alt boyutlarından süre (döngüsel) hastanın kullandığı insülin tipi hastalığı etkilediği bulundu. Hastalık algısı ölçeğinin alt boyutlarından duygusal temsiller hastanın diyabet kontrolü yaptırma sıklığını etkilediği bulundu (p < 0,05). Hastalık algısı ölçeğinin alt boyut puanlarında diğer değişkenlere göre (yaş, diyabet süresi, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, meslek grupları, gelir durumu, daha önce ameliyat varlığı, sağlık kontrolü yaptırma sıklığı, diyabet tipi) fark olmadığı belirlendi (p > 0,05).Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, hasta, diyabet, hastalık algısı, faktör

AlgıDiabetes mellitusKronik hastalık
Çiğdem Kayacan
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelik öğrencilerinin yenidoğanda bakıma ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Bakım standartlarına göre yenidoğan bakımı uzmanlaşmış personel tarafından yapılmalıdır. Yenidoğan bakımı ile ilgili yenidoğan ünitelerinde bakım kalitesi artmış ve hemşire en üst düzeyde ekibin çekirdek üyesi olma özelliğini kazanmıştır. Yenidoğan hemşireliğinin pratik uygulamasında genel olarak; bütün hemşirelik uygulamalarının temelini oluşturan hemşirelik sürecinden faydalanılır. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin Yenidoğan bakımı konusundaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunmak amacı ile tanımlayıcı nitelikte planlandı. Araştırma İstanbul'daki bir vakıf üniversitenin hemşirelik yüksekokulunda öğrenimlerini sürdürmekte olan 350 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Veri toplama araçları olarak Öğrenci Bilgi Formu ve Yenidoğan Bakımı Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu kullanıldı, Verilerin istatistiksel analizi SPSS kullanılarak gerçekleştirildi. Hemşirelik öğrencilerinin Yenidoğan Bakımı hakkındaki bilgi düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu bulundu. Yenidoğan Bakımı hakkındaki bilgi düzeyini eğitim görülen sınıf, yaş (p<0,01), cinsiyet (p<0.05), mezun olunan lise türü ve başarı puanları (p<0,01) ile ilişkili olduğu belirlendi. Öğrencilerin yaşları artıkça bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür (rs=0,155, p=0,004). Araştırmaya katılan kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre kıyasla bilgi düzeyinin daha yüksek olduğu belirlendi (Zmwu=-2,454, p=0,014). Üniversite 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin 2. sınıf öğrencilerine göre yenidoğan bakımı bilgi düzeylerinin yüksek olduğu saptandı (X2kw =62,621, p=0,000). Süper lise mezunu öğrencilerin düz lise mezunu öğrencilere göre bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu görüldü (X2kw=9,742, p=0,045). Babaları her hangi bir okuldan mezun ve okur-yazar olan öğrencilerin, babaları okur?yazar olmayan öğrencilere göre bilgi düzeylerinin yüksek olduğu belirlendi (X2kw=13,679, p=0,018). Hemşirelik yüksek okullarının müfredat programında yenidoğan bakımı konusuna ayrıntılı yer verilmesi, aile sağlığı konusunda babalara yönelik eğitim programlarının planlanması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hemşire, Hemşirelik Öğrencileri, Yenidoğan, Bilgi Düzeyi

Bebek-yenidoğmuşHemşirelikHemşirelik bakımı+2
Ebru Çöllü
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğrenci hemşirelerin yenidoğan beslenmesine ilişkin bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Doğum sonu dönemde annenin yaşadığı fizyolojik ve psikolojik değişikliklere uyum sağlanması, annelik rolünü kabullenmesi ve eve gittiğinde kendine ve bebeğine bakabilmesi için gerekli bilgi ve becerileri kazanması gerekir. Bu dönemde annenin ve bebeğin bakımına yönelik gereksinimlerinin belirlenmesi ve bu gereksinimler doğrultusunda bakım, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi önemlidir. Bu danışmanlık hizmetlerinin başında bebeğin beslenmesi gelmektedir. Bu çalışma gelecekte sağlık personeli olarak çalışacak olan öğrenci hemşirelerin yenidoğan beslenmesi, anne sütü ve emzirme konularındaki bilgi, tutum ve inançlarının değerlendirilmesi ve bu konuda öğrenci hemşirelerin bilinçlendirilmesini sağlamak amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırma İstanbul'da bir hemşirelik yüksekokulunda öğrenim gören 400 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Veri toplama araçları olarak Öğrenci Bilgi Formu ve Yenidoğan Beslenmesine İlişkin İnanç ve Tutumları Değerlendirme Formu kullanıldı. Hazırlanan formun Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı 0,88 bulundu. Araştırmanın uygulanması için okul yönetiminden izin alındı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 16.0 kullanılarak gerçekleştirildi. Hemşirelik öğrencilerinin yenidoğan beslenmesi ve emzirme konusundaki bilgi düzeyleri orta düzeyde bulundu. Anne sütü ile ilgili yanlış bilgilere sahip oldukları belirlendi. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre yenidoğan beslenmesi konusundaki bilgi ve tutumları puan ortalamaları daha yüksek bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları dersi alan, daha önce bebek bakımı ile ilgilenen ve çocuk beslenmesi hakkında eğitim almış öğrencilerin puan ortalamaları yüksek bulundu. Ayrıca öğrencilerin geleneksel yöntemlerden etkilendikleri tespit edildi. Anne sütü, emzirme ve yenidoğan beslenmesi konularının müfredata dahil edilmesi, bu konularda öğrencilere doğru yöntemlerin anlatılması, öğrencilere grup tartışmaları yaptırılması, öğrencilerin güncel araştırmalar yapmalarına olanak tanınması ve klinik deneyimlerinin arttırılmasının sağlanması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Yenidoğan beslenmesi, anne sütü, emzirme, hemşirelik öğrencileri

Ayşegül Şahin
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım ünitesinde yapılan terapötik uygulamalar ile hemşire iş yükü ilişkisinin değerlendirilmesi

Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma, YBÜ hemşirelerinin hastalığın şiddeti ve prognozuyla bağlantılı terapötik uygulamalardaki sorumluluklarından ve genel hemşirelik bakım aktivitelerinden kaynaklanan toplam iş yüklerini değerlendirmek ve iş gücü gereksinimini hesaplamak amacıyla izlem/gözlem yapılarak yürütüldü. Örneklem, literatürdeki çalışmalar baz alınarak istatistiksel yöntemle hesaplandı ve örneklem grubunu bir üniversite hastanesinin Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi (CYBÜ) ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesinde (RYBÜ) >18 yaş ve en az bir gün süreyle yatan hastalar üzerinden yapılan 425 gözlem oluşturdu. Araştırmanın verileri; Terapötik Müdahale Skorlama Sistemi-28 (Therapeutic Intervation Scoring System, TISS-28) ve araştırmacı tarafından literatür bilgilerine ve klinik deneyimlere dayandırılarak hazırlanan Hemşire Aktivite Listesi (HAL) kullanılarak toplandı. Veriler, her iki YBÜ'nde 30 gün süresince TISS-28 puanlarının, HAL'nin 4 ayrı TISS-28 puan grubu için ayrılan zamanının ve her ikisinin getirdiği toplam HİY'nün hesaplanması yapılarak değerlendirildi. Çalışma grubunun CYBÜ'nde TISS-28 puan ortalaması 33,1, RYBÜ'nde 34,7 olarak bulundu. TISS-28 puan ortalaması RYBÜ'nde daha yüksektir ve fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). TISS-28 puanıyla ilişkili bir hasta için HİY, CYBÜ'nde351,3 dakika (dk), RYBÜ'nde 368,8 dk'dır. Doğrudan/dolaylı hemşirelik bakım uygulamaları Sınıf I için 105,5 dk, Sınıf II için 111dk, Sınıf III için 127,5 dk, Sınıf IV için 142,5 dk olarak hesaplandı. TISS-28 puanı ve doğrudan/dolaylı hemşirelik bakım uygulamaları ilişkili toplam HİY CYBÜ'nde 4175,8 dk, RYBÜ'nde 2535,7 dk olarak belirlendi. HİY ilişkili hemşire iş gücü (HİG) planlaması yapıldığında ünitelerdeki mevcut hemşire sayısı dışında CYBÜ'nde 4,4, RYBÜ'nde 2,7 hemşire açığının olduğu saptandı. Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda CYBÜ ve RYBÜ'nde HİG planlamasında yetersizlik olduğu ve hemşire/hasta oranının 1:1 olması gerektiği saptandı

HemşirelikTerapötik yöntemlerYoğun bakım üniteleri-neonatal
Nebibe Ataç
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel bir hastanede çalışan hemşirelerin örgütsel bağlılık düzeylerinin değerlendirilmesi

Yoğun rekabetin yaşandığı günümüzde örgütlerin, başarıya ve amaçlarına ulaşmak, verimliliği, motivasyonu, iş doyumunu, performansı, başarıyı arttırmak, kaybı (işgücü, maliyet, prestij) azaltmak için çalışanlarının örgütsel bağlılıklarını arttırmaları ve bağlılıklarını etkileyen faktörleri belirlemeleri çok önemlidir. Çalışma özel bir hastanede, işgücünün büyük bölümünü oluşturan hemşirelerin, örgütsel bağlılık düzeylerini ve bu düzeyleri etkileyen faktörlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacı ile tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte yapıldı. Araştırma İstanbul ilinde bulunan özel bir hastanede 12.12.2014 ile 24.12.2014 tarihleri arasında yapıldı. Veriler Çetin (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan Meyer ve Allen (1990) tarafından geliştirilen 18 sorudan oluşan "Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve litaratür bilgisine dayalı olarak geliştirilen 21 sorudan oluşan" Kişisel Anket Formu" ile toplandı. Çetin (2006) örgütsel bağlılık alfa değerini ortalama 0,76 olarak tespit etmiştir. Çalışmada örgütsel bağlılık ölçeğinin güvenirlik analizi yapıldığında Cronbach's Alfa katsayısı 0,70 bulundu. İstatistik bulgular için, Shapiro-Wilk testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Bonferonni düzeltmeli Mann Whitney U testi kullanıldı. Sürekli değişkenler arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile incelendi. Çalışmadaki tüm istatistiksel analizlerde p değeri 0,05'in altındaki karşılaştırmalar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Örgütsel bağlılık ölçeği analizinde ise 5'li Likert değerlerinin ortalaması 1-2,49 arası düşük düzey, 2,5-3,49 arası orta düzey, 3,5-5 arası yüksek düzey olarak kabul edildi..Çalışmanın evreni olarak özel bir hastanede çalışan 150 hemşirenin tümü alındı, fakat örneklemi gönüllü katılımı kabul eden 109 hemşire oluşturdu. Evrenin % 72,6' sı örneklemi oluşturdu. Sonuç olarak litaratür bilgileri ve analiz edilen çalışma gösterdi ki; Özel bir hastanede çalışan hemşireler örgülerine orta derecede bağlıdırlar ve demografik değişkenlerden cinsiyet, ücret, mesleklerini isteyerek icra edip etmemeleri, mesleki verimlilik ifadeleri örgütsel bağlılıklarını anlamlı olarak etkiledi. Diğer incelenen faktörler açısından anlamlı farklılıklar bulunamadı. Kıdem, Psikolojik veya fiziksel tacize uğrama durumu, Fiziksel sorun, psikolojik sorun durumları ise katılımcı sayısı yetersizliğinden dolayı belirlenemedi. Sigara içimi, haftalık çalışma süresi, çalışma şekli, çocuk mevcudiyeti, yaşanılan yer, medeni durum, eğitim seviyesi örgütsel bağlılığa etki etmedi. Anahtar Kelimeler: Hemşire, örgüte bağlılık, hastane

Nesrin Babataşı
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-6 ay arası bebeği olan annelerin bebek beslenme durumlarının incelenmesi

Araştırma, 0-6 ay arası bebeği olan annelerin bebeklerinin beslenme durumunu ve etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evreni ve örneklemini Karaman'da iki özel hastaneye 15 Haziran 2013-15 Ağustos 2013 tarihleri arasında başvuran 0-6 ay arası bebeği olan araştırmayı gönüllü olarak kabul eden 200 anne oluşturdu. Anket formu yüz yüze görüşülerek araştırmacı tarafından dolduruldu. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15,0 programı kullanılarak analiz edildi. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare) kullanıldı. Araştırmaya katılan annelerin yaş aralığı daha çok 19-24 aralığında bulunmaktaydı. Bebeklerin %54,5'ini kız, %45,5'ini erkek çocuğu oluşturmaktaydı. Bebeklerin yaş (ay) ortalaması 4,9±0,16 (min: 0 ay; maks: 6 ay) dır. Annelerin %94,5 'i bebeklerini halen emzirmekteydi. Anne sütünün/emzirmenin faydaları konusunda ve ek gıdalarla ilgili annelerin %68,5'i eğitim aldığı görüldü. Annelerin %95'i bebeklerine ilk besin olarak ağız sütü verdiği belirlendi. Annelerin % 51' inin bebeklerini 2 yıl emzirmeyi planlamaktaydı. Çalışma kapsamında annelerin %64'ü bebeklerini ilk yarım saat içinde emzirmeye başladığı görüldü. Araştırmaya katılan annelerin %19'u bebeklerine ek gıda vermekteydi. Annelerin eğitim düzeyi yükseldikçe anne sütü ile beslenmenin arttığı, çocuklarına ilk besin olarak anne sütü verdikleri, memeyi almayan çocukların annelerinin sütlerini sağarak verdikleri görüldü. Çocuk sayısı, anne yaşı ile anne sütü verme arasında anlamlı ilişki olmadığı, emzirme eğitiminin anne sütü ile beslemeyi olumlu etkilediği belirlendi. Anne sütü ile beslenme eğitimlerinde emzik kullanımının hatalı olacağı fikri benimsetilmeli. Anahtar Kelimeler: Anne sütü, emzirme, bebek beslenmesi

Anne sütüBebek beslenmesiEmzirme
Serap Kırıcı
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım servisinde bebeği yatan annelerin prematüre bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin incelenmesi

Prematüre bebeklerin term bebeklere göre daha fazla özel ilgi ve bakıma ihtiyaçları olduğu ve sağlık açısından daha fazla risk altında oldukları bilinmektedir. Yenidoğan hemşireleri prematüre bebeğin hastanede kaldığı süreçte ve taburculuk sonrası bakım konusunda anneyi bilgilendirerek ve uygulamaları öğreterek ayardımcı olmalıdır. Araştırma Samsun ili sınırları içindeki özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde bebeği yatan annelerin prematüre bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin incelenmesi amacı ile tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmaya katılan annelere prematüre bebeğin beslenmesi, beslenme sonrası bakımı, yatacağı yerin özellikleri, bayosu, giysileri, göbek bakımı, deri- mukoza bakımı ve ateş durumunda yapılacaklardan oluşan 28 adet bilgi sorusu içeren anlet formu uygulandı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 20.0 paket programı kullanılarak yapıdı. Verilerin çözümlenmesinde sayı (n), yUzde (%), frekans, aritmetik ortalama, standart sapma kullanıldı. Annelerin bilgi düzeylerini belirlemek amacı ile non- parametrik Mann- Whitnney U ve Kruskal Wallis testleri kullanıldı. Istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olatak kabuul edildi. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre annelerin en iyi bildiği bakım konusu %68,3 ile prematüre bebeğin dero- mukoza bakımı, en az bildiği bakiı konusu ise %17,7 ile prematüre bebeğin yatacağı yer ile ilgili özellikler oldu. Annelerin tüm bakım konularındaki bilgi düzeylerinin ortalaması %57,2olarak bulundu. Annelerin bilgi düzeyi ile yaş, eğitim durumu, aile tipi, gelir-gider algısı arasında anlamlı bir ilişki biulunmadı (p>0,05). Annelerin bilgi düzeyleri ile prematüre beneğe sahip olma deneyimi arasında ise anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Prematüre doğum öyküsü olan annelerin bilgi düzeyleri olmayanlara göre daha yüksektir.

Belgin Atasayar
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00

Diğer danışmanlar