Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Bacanlı

14 theses · Gazi University

Master'sOpen AccessTR

Başarı hedef yönelimi, benlik saygısı ve akademik başarının kendini engellemeyi yordamadaki rolü

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin kendini engelleme düzeylerinin; başarıhedef yönelimleri, benlik saygısı, akademik başarı ve bazı demografik değişkenlere göre açıklanabilirliğini incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır. Araştırma grubu; 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde Ankara ilinde bulunan Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi?nde on farklı bölümde öğrenim gören 483 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan kendini engellemeyi belirlemek için ?Kendini Sabotaj Ölçeği?; araştırmanın bağımsız değişkenleri olan başarı hedef yönelimini ölçmek için ?Başarı Amaç Oryantasyonu Ölçeği?, benlik Saygısını ölçmek için ?Benlik Saygısı Ölçeği?, akademik başarı ve diğer demografik değişkenlerin belirlenmesi için araştırmacı tarafından düzenlenen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Verilerin analizinde başarı hedef yönelimi, benlik saygısı ve akademik başarının kendini engellemeyi yordamadaki rolünün belirlenmesi amacıyla Aşamalı Doğrusal Çok Değişkenli Regresyon Analizi tekniği kullanılmıştır. Bunun yanı sıra bu araştırmada öğrencilerin kendini engellemeleri, başarı hedef yönelimleri ve benlik saygılarının, cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ilişkisiz örneklemler için t-testi; alan ve sınıf düzeylerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) uygulanmıştır. Araştırmada benlik saygısının, algılanan akademik başarının, ustalık ve performans-kaçınma hedef yöneliminin kendini engellemenin önemli yordayıcılarıvolduğu saptanmıştır. Benlik saygısı yüksek olan bireylerin kendini engelleme stratejilerine daha az başvurduğu sonucuna ulaşılmıştır. Performans kaçınma hedef yönelimini benimseyen bireyler kendini engelleme stratejilerini daha fazla kullanma eğilimi gösterirken, ustalık hedef yönelimli bireylerin kendini engelleme stratejilerini kullanma eğilimleri azalmakta olduğu elde edilen bulgular arasındadır. Ayrıca algılanan akademik başarı arttıkça bireylerin kendini engellemeleri de artmaktadır. Araştırma grubunu oluşturan öğrencilerin kendini engelleme düzeyleri cinsiyete, sınıf düzeyine ve alanlarına göre farklılaşmamaktadır.Anahtar kelimeler: Kendini Engelleme, Başarı Hedef Yönelimi, Başarı Motivasyonu, Benlik Saygısı, Algılanan Akademik Başarı, Genel Not Ortalaması

Akademik başarıBaşarıBaşarı değerleme+6
Nazife Üzbe
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik yapılarına göre başa çıkma stratejileri ve yaşam doyumunun incelenmesi

Aynı kültürde yetişen bireylerin farklı benlik yapılarına sahip olabileceği, bu özellikleri doğrultusuna farklı başa çıkma stratejileri geliştireceği ve bu durumun yaşam doyumlarını etkilediği düşünülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı benlik yapılarının başa çıkma stratejileri ve yaşam doyumu açısından incelenmesidir.Araştırmada Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde okuyan 147 erkek ve 247 kız öğrenci olmak üzere toplam 394 katılımcı yer almaktadır. Bu çalışmada veriler Benlik Yapıları Ölçeği, Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği Kısa Formu ve Yaşam Doyumu ölçeklerinden elde edilmiştir.Benlik yapıları Özerk Ayrık Benlik, Bağımlı İlişkisel Benlik, Özerk İlişkisel Benlik ve Bağımlı Ayrık Benlik olarak işleme alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, Özerk İlişkisellik, katılımcılar arasında en çok görülen benlik yapısı olmuştur. Araştırmada benlik yapılarının cinsiyete, yerleşim biçimine ve öğrenim görülen bölüme göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Başa çıkma stratejisi olarak Araçsal Sosyal Destek Kullanmak, Kendini Sınırlandırma, Olumlu Yeniden Yorumlama ve Planlama Stratejileri benlik yapıları açısından anlamlı bir şekilde farklılık göstermektedir. Araştırmada ele alınan bir diğer değişken olan Yaşam Doyumu benlik yapıları açısından farklılaşmaktadır. Özerk İlişkisel bireyler, Bağımlı Ayrıklardan daha yüksek yaşam doyumu göstermektedir. Benlik yapılarına göre başa çıkma stratejilerinin yaşam doyumu ile ilişkisinin araştırıldığı bulgular, Özerk Ayrık Benlik sahibi kimselerin Mizah kullanması ile Yaşam Doyumu arasında negatif, Planlama Stratejisi ile Yaşam Doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bağımlı İlişkisel Benlik sahibi kimselerin Dine Yönelme, Duygusal Sosyal Destek Kullanma ve Planlama Stratejisi ile Yaşam Doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki vardır. Bağımlı Ayrık Benlik yapısına sahip kimselerin Araçsal Sosyal Destek Kullanma, Madde Kullanımı ve Davranışsal Olarak İlgiyi Kesme ile Yaşam Doyumu arasında negatif, Dine Yönelme ile Yaşam Doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca Benlik Yapıları Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeğinin güvenirlikleri hesaplanarak ölçek bilgilerine dahil edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Benlik yapıları, başa çıkma stratejileri, yaşam doyumu

Başa çıkmaBenlik kavramıBenlik kurguları+1
Hilal Karatekin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan akademik yeterlik ve algılanan özerklik desteğinin özerk akademik motivasyon ve akademik başarıyla ilişkisi

Merak, insanoğlu için temel bir eğilimdir. Keşfetme, öğrenme, anlama veya bilme arzusu, insanın doğasında vardır ve potansiyel olarak eğitim sürecinin ana motive edicisidir. Eğitim literatüründe motivasyon ve motivasyonun akademik başarı, iyi olma, yaratıcılık gibi çeşitli değişkenlerle ilişkisini inceleyen birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların önemli bir kısmına kuramsal kaynaklık eden Öz Belirleme Kuramı (Self Determination Theory), üç temel psikolojik ihtiyaç ve içsel motivasyon üzerindeki odağıyla eğitim literatüründe önemli bir yere sahip olmuştur. Kuramda evrensel olduğu ileri sürülen üç psikolojik ihtiyaçtan söz edilmektedir. Bu ihtiyaçlardan biri olan özerklik, bireyin kendisini eylemlerinin merkezinde hissetmesidir. Kuramda bahsedilen psikolojik ihtiyaçlardan bir diğeri yeterlik, çevreyle etkili bir biçimde etkileşimde bulunma ve çevreye uyum sağlama kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Üçüncü ihtiyaç ilişkili olma ise, bireyin başkaları ile bağlantılı olma ve içinde bulunduğu sosyal çevreyle ilgili "aidiyet" hissini yaşama isteğidir. Bu çalışma, yeterlik algısı, özerklik ve özerklik desteği gibi öz belirleme kuramı kaynaklı çeşitli değişkenlerin özerk akademik motivasyon ve akademik başarıya etkisine odaklanmıştır. Bu çalışmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin algıladığı öğretmen ve yakın arkadaş özerklik desteğinin, akademik yeterlik, akademik özerklik ve özerk akademik motivasyona, özerk akademik motivasyonun da akademik başarıya etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın genel amacı, akademik başarıyla ilgili, öz belirleme kuramı temelli bir motivasyonel modeli test etmektir. Araştırmada ayrıca öğrencilerin açık uçlu sorulara cevap vermek suretiyle paylaştıkları düşünceleri ile ölçek maddelerine verdikleri tepkilerin örtüşüp örtüşmediğini belirlemek ikincil bir amaç olarak düşünülmüştür. Bu amaçla öğrencilere açık uçlu yedi soru sorulmuş ve elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırma, tarama modelinde betimsel bir çalışma olup hem nicel hem de nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ili Etimesgut ilçe Merkezi ve Eryaman semtinden seçilmiş 17 ilköğretim okulundaki 849 ilköğretim beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanması dört aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada çeviriler yapılmış ve uzman değerlendirmesi sağlanmıştır. İkinci aşamada denemelik ölçek maddeleri ve açık uçlu sorularla ilk pilot uygulama yapılmıştır. Üçüncü aşamada istatistiksel çözümlemelerin yapıldığı ikinci pilot uygulama, dördüncü ve son aşamada ise görüş birliğiyle son şekli verilen ölçek maddeleri ve açık uçlu sorular kullanılarak asıl uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında test edilen modeldeki değişkenleri ölçmek için "Yaşam Alanlarında Algılanan Özerklik Ölçeği", "Kişilerarası Davranışlar Ölçeği (Öğretmen davranışlarını sorgulamak için)", "Kişilerarası Davranışlar Ölçeği (Yakın arkadaş davranışlarını sorgulamak için)", "Akademik Motivasyon Ölçeği (İlkokul Seviyesinde)" ve "Çocuklar için Benlik Algısı Profili" kullanılmıştır. Nicel veri toplamak amacıyla işe koşulan ölçek maddelerine verilen tepkiler, yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Nitel veri toplamak amacıyla işe koşulan açık uçlu sorulara verilen cevaplar, iki grup için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede çalışma grubu, başarı düzeylerine göre ortalamanın altında ve yüksek başarılı olmak üzere ikiye bölünmüş ve betimsel analiz bu bölümlemeye göre yapılmıştır. Nicel ölçümlere ait sonuçlar, ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin okulla ilgili konularda öğretmenlerinden aldığı özerklik desteğinin akademik yeterlik algısını doğrudan etkilediğini; ancak arkadaşlardan alınan özerklik desteğinin akademik yeterliliği etkilemediğini göstermektedir. Öğrencilerin okulla ilgili konularda öğretmenlerinden aldığı özerklik desteği onların akademik özerkliklerini doğrudan etkilemektedir. Okulla ilgili konularda yakın arkadaşlardan alınan özerklik desteği, öğrencilerin akademik özerkliklerini doğrudan fakat zayıf etkilemektedir. Okulla ilgili konularda öğretmenlerinden ve yakın arkadaşlarından aldığı özerklik desteği öğrencilerin özerk akademik motivasyonlarını doğrudan etkilemektedir. Öğrencilerin kendileriyle ilgili algıladıkları akademik yeterlik, özerk (öz belirlenmiş) akademik motivasyonlarını kuvvetli ve doğrudan etkilemektedir Ancak kendileriyle ilgili algıladıkları akademik özerkliğin öğrencilerin özerk (öz belirlenmiş) akademik motivasyonlarına etkisi, doğrudan olmakla beraber düşüktür. Son olarak ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin özerk (öz belirlenmiş) akademik motivasyonları, onların okul performansını (akademik başarı) doğrudan etkilemektedir. Literatürde yaygın olarak kullanılan RMSEA, RMR AGFI, GFI, NFI gibi uyum indeksleri incelendiğinde modelin kabul edilebilir uyum düzeyinde olduğunu söylemek mümkündür. Nitel verilere ilişkin sonuçlara göre ise başarılı öğrencilerin % 71'i, öğretmenleri tarafından az da olsa özerklik desteği almaktadır. Vasat ya da vasatın altında başarı düzeyinde olan öğrenciler ise, öğretmenlerinden başarılı öğrencilere göre çok daha az özerklik desteği almaktadır. Başarılı öğrencilerin % 68'inin arkadaşları tarafından özerklik desteği hissetmediği bulgusuna ulaşılmıştır. Vasat ya da vasatın altında başarı düzeyinde olan öğrencilerin % 82'si arkadaşlarının özerklik destekleyiciliğini hissetmediklerini ifade etmektedir. Bulgular, başarı düzeyi iyi ve yüksek olan öğrencilerin % 94'ünün özerklik duygusu yaşadığı; başarı düzeyi vasat ya da vasatın altında zayıf olan öğrencilerin ise % 59'unun hiç bir zaman özerklik duygusu hissetmediğini ortaya çıkarmıştır. Nitel araştırma bulguları, vasat ya da vasatın altında başarı düzeyinde olan öğrencilerin kendilerini, seçimlerini yapma noktasında özgür hissetmediklerini açığa çıkarmıştır. Başarılı öğrencilerin % 94'ünün kendini akademik alanda yeterli hissettiği, bir başka deyişle kendine ve yapabileceklerine inandığı sonucuna ulaşılmıştır. Başarı düzeyi vasat ya da vasatın altında zayıf olan öğrencilerde ise durum tam tersidir. Bu gruptakilerin % 81'i kendini akademik alanda yetersiz hissetmektedir. Başarılı öğrencilerin en çok okula gitmek için içsel güdülere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Başarı düzeyi vasat ya da vasatın altında zayıf olan öğrenciler ise, iki kişinin öğretmeni dinlemek için sahip olduğunu dile getirdiği başarma güdüsü dışında, hiçbir içsel motive ediciye sahip değildir. Çocuğun doğal merakı ve ilgisiyle öğrendiği her zaman, içsel güdülenmenin varlığından söz edilebilir. Eğitimsel çevre yoluyla elverişli fırsatlar, uyaranlarla zenginleştirilmiş kaynaklar ve özerklik sağlandığında bu motivasyonel öğrenme kaynağının zenginleşmesi muhtemeldir. Araştırma sonuçları doğrultusunda ailelere ve öğretmenlere özgür seçimler yapabilen, kendi kararlarını kendi veren, kendi davranışlarını dışsal bir kontrol olmadan düzenleyebilen ve onların sorumluluğunu üstlenen bireyler yetiştirebilmek için çocukların özerkliğini destekleme yanında onların yeterlik ve aidiyet duygusunu doyuracak bir atmosfer oluşturmaları önerilmektedir.

Şükran Calp
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Umudun özyeterlik, algılanan sosyal destek ve kişilik özelliklerinden yordanması

Araştırma ilişkisel bir tarama modelidir. Araştırmada Sürekli Umut Ölçeği, Genellenmiş Özyetkinlik Beklentisi Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Uygulamaya geçilmeden önce Sürekli Umut Ölçeğinin uyarlama çalışması yapılmıştır. Umudun farklı yaş gruplarında nasıl anlaşıldığını ve yaşandığını belirlemek amacı ile ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite düzeyinden öğrencilere ?umut? konulu kompozisyonlar yazdırılmış ayrıca üniversite öğrencileriyle odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları kompozisyon ve odak grup görüşmelerini içeren nitel bulgularla desteklenmiştir.Araştırmanın nicel verileri Ankara'da farklı üniversitelerde öğrenim gören 1680 öğrenciden elde edilmiştir. Nitel veriler ise söz konusu üniversiteler yanında ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören öğrencilerden toplanmıştır. Tüm eğitim kademelerinden nitel çalışmaya katılan öğrenci sayısı toplam 500'dür. Bu öğrencilerin 476'sı kompozisyon yazmış, 24'ü ise odak grup görüşmelerine katılmıştır. Araştırmada veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerinin çözümünde bağımsız örneklemler için t testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal regresyon, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümünde ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi uygulanmıştır.Araştırmanın bulguları demografik değişkenler açısından incelendiğinde; doğum sırası ve ailenin aylık toplam gelirinin öğrencilerin Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) puanı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın nicel bulgularına göre cinsiyet SUÖ puanı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değilken, odak grup görüşmelerinde toplumsal cinsiyet rolleri nedeni ile cinsiyetin umut üzerinde etkili olabileceği ifade edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre Genellenmiş Özyetkinlik Beklentisi Ölçeği puanının SUÖ puanının yordama gücünün yüksek, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi puanlarının SUÖ puanını yordama gücünün orta düzeyde, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanlarının SUÖ puanını yordama gücünün zayıf olduğu belirlenmiştir. Alan araştırmacıları ve rehber öğretmen/psikolojik danışmanlar için önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Umut, Özyeterlik, Algılanan Sosyal Destek, Kişilik Özellikleri, Beş Faktör Kişilik Kuramı

Algılanan sosyal destekEğitim psikolojisiKişilik+9
Sinem Tarhan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin başarı hedef yönelimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin başarı hedef yönelimlerinin; ana-baba tutumu, algılanan sosyal destek, algılanan yetenek, algılanan akademik başarı düzeyleri ve cinsiyetlerine göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma grubu; 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 887 kişiden oluşmaktadır.Araştırmanın bağımlı değişkeni olan başarı hedef yönelimlerini belirlemek için Başarı Amaç Oryantasyonları Ölçeği; algılanan sosyal desteği belirlemek için ?Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği?, ana-baba tutumlarını belirlemek için ?Ana-baba Tutum Ölçeği? kullanılmıştır.Verilerin çözümlenmesinde bağımlı değişkenle ilişkide olan yordayıcı değişkenlerin başarı hedef yönelimini ne derece açıkladığının bulunması için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yöntemi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra bu araştırmada öğrencilerin başarı hedef yönelimlerinin algılanan akademik başarı ve algılanan yetenek'e göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One-Way Anova) uygulanmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda bu farkın hangi akademik başarı ve hangi yetenek alanından kaynaklandığını bulmak amacıyla `Scheffe Testi' kullanılmıştır. Ayrıca başarı hedef yönelimi ile cinsiyet arasındaki ilişkinin ölçümü için t testi uygulanmıştır.Bu araştırmada aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:Ustalık hedef yönelimini benimseyen öğrenciler daha çok demokratik ana-baba tutumuna sahipken, performans yaklaşma hedef yönelimini benimseyenler koruyucu ana baba tutumuna, performans kaçınma hedef yönelimine sahip öğrenciler ise otoriter ana baba tutumuna sahiptir. Algılanan sosyal destek ile başarı hedef yönelimi ilişkisinde, aile sosyal desteği hisseden öğrenciler ustalık hedef yönelimini benimsemektedir. Algılanan akademik başarı düzeyi yüksek olan öğrenciler algılanan akademik başarı düzeyi düşük olan öğrencilere göre ustalık hedef yönelimini daha fazla benimsemektedirler.Algılanan yetenek düzeyi yüksek olan öğrenciler algılanan yetenek düzeyi düşük olan öğrencilere göre ustalık hedef yönelimini daha fazla benimsemektedirler. Algılanan yetenek düzeyi düşük olan öğrenciler yüksek olanlara göre performans kaçınma hedef yönelimini benimsemektedirler.Kız ve erkek öğrencilerin başarı hedef yönelimleri cinsiyete göre değişmektedir.

Akademik başarıAlgılanan sosyal destekAna-baba tutumu+5
Sinem Tutaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Mesleki seçim hedeflerinin kariyer engelleri ve sosyal bilişsel değişkenler tarafından yordanmasına ilişkin bir model sınaması

Bu araştırmanın amacı üniversite birinci sınıf öğrencilerinin kariyer engelleri, öz-yetkinlik, sonuç beklentileri ve ilgileri ile mesleki seçim hedefleri arasındaki ilişkilerini bir model çerçevesinde incelemektir.Çalışma grubuna, birinci sınıfa devam eden 520 kız, 221 erkek ve 2 cinsiyet belirtmeyen toplam 743 üniversite öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında Algılanan Kariyer Engelleri Ölçeği, Matematik Öz-Yetkinlik Ölçeği, Mesleki Sonuç Beklentileri Ölçeği, Temel Bilim İlgisi Ölçeği ve Mesleki Seçim Hedefleri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS, AMOS ve LISREL istatistik paket programlarıyla analiz edilmiştir. Araştırmada önerilen hipotezleri sınamak için Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonuçları algılanan kariyer engelleri, matematik öz-yetkinliği ve bilim ilgisinin doğrudan ve dolaylı olarak mesleki seçim hedefleriyle ilişkili olduğunu ve sınanan bu model bir bütün olarak mesleki seçim hedefleri ile doğrudan ilişkilidir. Algılanan kariyer engelleri, matematik öz-yetkinliği ve bilim ilgisi mesleki seçim hedefleri ile doğrudan ilişkilidir. Algılanan kariyer engelleri ve mesleki seçim hedefleri ilişkisinde matematik öz-yetkinliğinin aracı değişken olduğu söylenebilir. Matematik öz-yetkinliği mesleki seçim hedefleri ilişkisinde bilim ilgisinin, aracı değişken olduğu söylenebilir. Algılanan kariyer engelleri, matematik öz-yetkinliği ve mesleki sonuç beklentileri ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkilidir. Matematik öz-yetkinliği mesleki sonuç beklentileri ve bilim ilgisi ilişkileri (orta düzeyde) anlamlıdır. Algılanan kariyer engelleri bilim ilgisi ilişkileri pozitif, düşük düzeyde ancak anlamlıdır. Toplam ilişkiler karşılaştırıldığında, mesleki seçim hedefleri üzerinde diğer yordayıcılara göre matematik öz-yetkinliğinin en önemli yordayıcı olduğu görülmüştür. Bunu sırasıyla algılanan kariyer engelleri ve bilim ilgisi izlemektedir. Sonuçlar literatür ve kuramlar açısından tartışılmış, ileride yapılacak araştırmalara ve uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kariyer engelleri, öz-yetkinlik, sonuç beklentileri, seçim hedefleri

KariyerKariyer engelleriMeslek seçimi+2
Mustafa Sürücü
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim birinci kademe öğrencilerinde ebeveyn katılım algısını açıklamaya yönelik bir model geliştirme

Bu araştırmanın genel amacı, çocukları ilköğretimde öğrenim gören ebeveynlerin motivasyonel faktörlerinin dışsal değişken ve diğerlerinden algılanan katılım daveti ile zaman ve enerji algısının aracı değişken olarak ele alınıp ebeveyn katılımıyla ilişkisini betimleyen bir model tanımlamaktır.Nedensel modelleme yapılan çalışmada araştırmada Aile Katılım Ölçeği, Ebeveyn Rol Yapısı Ölçeği, Okul Deneyimi Ölçeği, Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği, Okul Personelinden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Öğretmenden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Rehber Öğretmenden Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Çocuktan Algılanan Katılım Daveti Ölçeği, Ebeveynin Zaman ve Enerji Algısı Ölçekleri kullanılmıştır. Bu kapsamda kullanılan veri toplama araçları, çocukları ilköğretim birinci kademede öğrenim gören 790 (418 anne, 372 baba) ebeveyne, sınıf öğretmenlerinin yardımıyla uygulanmıştır. Araştırmada veriler SPSS 16.0 ve AMOS 7.0 programlarıyla analiz edilmiştir.Araştırmanın sonuçlarına göre; ebeveynlerin özyeterlik düzeyleri yükseldikçe, rol yapıları aktifleştikçe ?çocuklarının eğitimlerinden birincil derece sorumlu olduklarına dair inanç arttıkça- ve geçmiş okul deneyimleri olumlu olarak algılandıkça çocuklarının eğitim yaşantılarına katılım düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bu olumlu etkinin ebeveynlerin zaman ve enerji algısı ile diğerlerinden algıladıkları katılım daveti üzerinden olduğunu belirtmek mümkündür. Bir başka deyişle, motivasyonel faktörler, ebeveyn katılımını yeterli düzeyde zaman ve enerji algılayıp algılamamasına ile diğerlerinden katılım daveti algılayıp algılamamasına göre etkilemektedir.

Aile katılımıEbeveynlerEğitim+8
Özer Kaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Öz-belirleme kuramı çerçevesinde ihtiyaç doyumu, içsel güdülenme ve bağlanma stilllerinin üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluşlarına etkileri

Bu araştırma öz-belirleme kuramı çerçevesinde ihtiyaç doyumu, içsel güdülenme ve bağlanma stillerinin üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluşlarına olan etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Gazi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinden 404 kadın, 234 erkek olmak üzere 638 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada ?İhtiyaç Doyumu Ölçeği?, ?Güdülenme Kaynakları ve Sorunları Ölçeği?, ?İlişki Anketi? ve ?Öznel iyi Oluş Ölçeği? kullanılmıştır. Veriler hiyerarşik regresyon yöntemiyle analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonrasında, ihtiyaç doyumu alt boyutları olan özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ile öznel iyi oluş arasında olumlu yönde ve anlamlı ilişki bulunmuş, ayrıca ihtiyaç doyumunun öznel iyi oluşu açıklamada büyük önem taşıdığı ortaya çıkmıştır. Güdülenmenin alt boyutları olan içsel güdülenme, dışsal güdülenme ve güdülenememe ile öznel iyi oluş arasında olumlu yönde ve anlamlı ilişki bulunmuş, ayrıca içsel güdülenme ve güdülenememenin öznel iyi oluşu açıklamada önem taşıdığı ortaya çıkmıştır. Bağlanma stillerinin alt boyutları olan güvenli bağlanma ile öznel iyi oluş arasında olumlu; kayıtsız, korkulu ve saplantılı bağlanma ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş, ayrıca sadece güvenli bağlanmanın öznel iyi oluşu açıklamada önem taşıdığı ortaya çıkmıştır.Anahtar kelimeler: Öz-belirleme, ihtiyaç doyumu, güdülenme, bağlanma stilleri, öznel iyi oluş.

Bağlanma stilleri
Gözde Özer
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenilmiş iyimserlik eğitim programının 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin iyimserlik düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, öğrenilmiş iyimserlik eğitim programının 9. ve 10. Sınıf öğrencilerinin iyimserlik düzeylerine etkisi incelenmiştir.Araştırma 2008-2009 eğitim- öğretim yılında İstanbul ili Küçükçekmece ilçesindeki Gazi Anadolu Lisesi 9. ve 10. sınıfta öğrenim gören toplam 43 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada Yükleme Biçimi Envanteri ile Yaşam Yönelimi Envanteri kullanılmış ve araştırmacı tarafından hazırlanan öğrenilmiş iyimserlik eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, programın etkililiğini test etmek amacıyla Tek Faktör Üzerinde Tekrarlanmış Ölçümler için İki Faktörlü Varyans Analizi yapılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni öğrenilmiş iyimserlik eğitim programı, bağımlı değişkeni ise öğrencilerin iyimserlik düzeyleridir.Toplam 217 öğrenci içerisinden Seligman Yükleme Biçimi Envanteri Olumsuz Bileşik Puan alt boyutuna göre deney ve kontrol gruplarına öğrenciler tespit edilmiştir. Deney grubundaki öğrencilere haftada 2 oturum 45 dak olmak üzere 8 oturumluk araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenilmiş iyimserlik eğitim programı uygulanmış, kontrol grubuna araştırma süresince hiçbir işlem yapılmamıştır. Eğitim programının öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik düzeylerine ve yükleme biçimi olarak iyimserlik düzeylerine etkisini incelemek amacıyla öğrencilerin ölçeklerden aldığı öntest-sontest puanları karşılaştırılmıştır. Ayrıca öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik düzeyleri ile yükleme biçimi olarak iyimserlik düzeyleri ilişkisi araştırmanın diğer bir denencesidir.Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik düzeylerinde anlamlı bir artış gözlenmezken, olumsuz yükleme puanlarında anlamlı düzeyde bir azalmanın, diğer bir ifadeyle yükleme biçimi olarak iyimserlik düzeylerinde anlamlı düzeyde bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan analizler sonucunda olumsuz yükleme yapan öğrencilerin geleceğe yönelik iyimserlik puanları arasında anlamlı düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: İyimserlik, Öğrenilmiş İyimserlik, Yükleme Biçimi

Dilek Avcı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Öz-belirleme modeli: Özerklik desteği, ihtiyaç doyumu ve iyi olma

Bu araştırmada öz-belirleme kuramına dayanan, temel psikolojik ihtiyaçların doyumuna ilişkin öz-belirleme modeli test edilmiş, Türkiye'de ne düzeyde işlediği araştırılmıştır. Öz-belirleme kuramında; özerklik, yeterlik ve ilişkili olma olarak adlandırılan üç temel psikolojik ihtiyaç ele alınmaktadır. Bu ihtiyaçların evrensel olduğu kabul edilmektedir. Kuram üç temel psikolojik ihtiyacın doyurulma derecesinin bireyin sosyal çevreden aldığı özerklik desteğine bağlı olduğunu ve ihtiyaçların doyumunun iyi olma için gerekli olduğunu ileri sürmektedir. Öz-belirleme modelini test etmek üzere Türkiye de bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Tarih Öğretmenliği, Arapça Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği, Biyoloji Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği, Fizik Öğretmenliği, Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programlarında okuyan, 216 kız, 198 erkek olmak üzere toplam 414 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaçlarının doyumu, Deci ve Ryan (1991) tarafından geliştirilen, Bacanlı ve Cihangir-Çankaya (2003) tarafından, Türkçeye uyarlanan "İhtiyaç Doyumu Ölçeği" ile ölçülmüştür. Öğrencilerin öz-saygı düzeyleri Benlik Saygısı Ölçeğiyle (Ancak, 1999); kaygı düzeyleri Sürekli- Durumluk Kaygı Envanteriyle (Spielberger, Gorsuch ve Lushene, 1970); yaşam doyumu düzeyleri Yaşam Doyumu Ölçeğiyle (Diener, Emmans, Larsen ve Griffin, 1983); özerklik desteği ise, Sosyal Destek Ölçeğiyle (Yıldırım, 1997) ölçülmüştür. Bu araştırmada "öz-belirleme modeline" göre ihtiyaç doyumunu etkileyen özerklik desteği faktörünün ve ihtiyaç doyumundan etkilenen iyi olma faktörünün Türkiye de etkili olup olmadığı test edilmiştir. Bu amaçla çalışma grubuna uygulanan ölçeklerin puanları hesaplanmış ve veriler yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 1 1.0 ve LISREL 8.30 programları kullanılmıştır. Yapılan analiz sonrasında, modelde bağımlı değişken olan öznel iyi olmaya bağımsız değişkenlerin (ihtiyaç doyumu ve özerklik desteği) ve ihtiyaç doyumu değişkenine özerklik desteğinin doğrudan ve dolaylı etkileri ortaya konulmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir: 1. Özerklik desteği ihtiyaç doyumunu doğrudan, olumlu olarak etkilemektedir. 2. Bireylerin temel psikolojik ihtiyaçlarının doyumu onların özsaygı düzeylerini doğrudan, olumlu olarak etkilemektedir. 3. Bireylerin temel psikolojik ihtiyaçlarının doyumu onların kaygı düzeylerini doğrudan, olumsuz olarak etkilemektedir. 4. Bireylerin temel psikolojik ihtiyaçlarının doyumu onların yaşam doyumu düzeylerini doğrudan, olumlu olarak etkilemektedir. 5. Test edilen öz-belirleme modeli Türkiye de toplanan verilere uygunluk göstermektedir. Diğer bir ifadeyle bireylerin aile ve arkadaş çevresinden aldıkları özerklik desteğinin, onların temel psikolojik ihtiyaçlarının doyumunu etkilediği, temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun da öznel iyi olmayı olumlu etkilediği görülmüştür. Araştırma sonunda elde edilen bulgular, öz-belirleme modelinin Türk kültüründeki geçerliğini göstermektedir.

Zeynep Cihangir Çankaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Öznel iyi olmaya ilişkin psikolojik dayanıklılık modeli

Bu araştırmanın amacı, stresli yaşam durumları karşısında etkili başa çıkmayı sağlayarak bireylerin öznel iyi olmalarını etkileyen "Psikolojik Dayanıklılık Modeli"ni test etmektir. Araştırmaya 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Coğrafya Öğretmenliği, Fransızca Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Öğretmenliği 'nde öğrenim gören 222'si kız, 173'ü erkek, toplam 395 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere, stresi bilişsel değerlendirmelerini ölçmek için Bilişsel Değerlendirme Ölçeği, psikolojik dayanıklılık düzeylerim belirlemek için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, belirli bir gerilimli durumla karşılaştıkları zaman nasıl davranış sergilediklerini belirlemek için Başa Çıkma Yollan Ölçeği, iyi olmalarını ölçmek için ise Benlik Saygısı Ölçeği, Sürekli Kaygı Envanteri ve Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin istatistiksel analizinde SSPS 11.0 (Statistical Package for Social Sciences) ve yapısal eşitlik modeli programlarından LISREL 8.30 (Linear Structural Equation Models) programlan kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyle özetlenebilir. 1. Stresli yaşam durumlannı bilişsel değerlendirme iyi olmayı dolaylı olarak etkilemektir. 2. Stresli yaşam durumlanyla başa çıkma iyi olmayı dolayb olarak etkilemektedir. 3. Psikolojik dayanıklılık kişilik özelliği bilişsel değerlendirme ve başa çıkma aracılığı ile iyi olmayı dolaylı olarak etkilemektedir. 4. Araştırmadan elde edilen veriler modele uygunluk göstermektedir.

Aday öğretmenlerPsikolojik dayanıklılıkStres+3
Şerife Terzi
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Öznel iyi oluşa dayalı mizah tarzları modeli

ÖZET Bu araştırmanın amacı, mizah tarzlarının öznel iyi oluş üzerindeki rolünü bir model içerisinde açıklamaktır. Araştırmada yer alan katılımcılar 2004-2005 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesinde okuyan 154 erkek, 300 kız öğrencilerden oluşmaktadır. Bu çalışmada veri toplamak amacıyla; Beş Faktör Kişilik Envanteri, Mizah Tarzları Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Genelleştirilmiş Öz- Yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 13.0 ve EQS 6.1 paket programından yararlanılmıştır. Bu araştırmada, öncelikle mizah tarzlarının rolüne ilişkin hipotez bir model önerilmiş, daha sonra üretilen alternatif modeller arasından en uygun olanı tercih edilmiştir. Tanımlanan nihai model, yüksek düzeyde uyum katsayılarına sahip olmasına karşın mizah tarzlarının model içerisinde iyi oluşu çok düşük düzeyde açıkladığı bulunmuştur. Diğer bir ifadeyle, mizah tarzları içerisinde sadece Kendini Geliştirici Mizahın öz-yeterlik yoluyla dolaylı bir şekilde iyi oluşu etkilemiştir. Buna karşın, öznel iyi oluş üzerinde en fazla etkiyi kişilik özellikleri (dışadönüklük ve duygusal tutarsızlık) ve öz-yeterlik yapmaktadır. Kişilik özelliklerinden dışadönüklük ve duygusal tutarsızlık, hem doğrudan hem de kendini geliştirici mizah ve öz-yeterlik üzerinden dolaylı bir şekilde iyi oluşa etki etmektedir. Öz-yeterlik ise iyi oluşu orta düzeyde ve doğrudan etkilemektedir. Sınıf düzeyinin ve cinsiyetin iyi oluş üzerinde çok düşük seviyede bir etkisi bulunmaktadır.

Tahsin İlhan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim II. kademe öğrencilerinde sosyal becerilerin sosyo-ekonomik düzey, cinsiyet ve yaş ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, Matson Çocuklarda Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeğinin (MESSY) Türkçe'ye uyarlanması ve 12-14 yaş grubundaki çocukların sosyal beceri düzeyleri ile yaş, cinsiyet ve sosyo ekonomik düzey arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma 2001-2002 öğretim yılında Ankara ilindeki 3 resmi ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan 526 öğrenci (244 erkek, 282 kız) üzerinde yürütülmüştür. MESSY'nin geçerlik ve güvenirlik analizleri için Nihat Başakar İlköğretim Okulundan tesadüfi olarak 180 öğrenci seçilmiştir. Diğer istatistiksel analizler ise örneklemin tamamı (526 öğrenci) için uygulanmıştır.11 MESSY'nin geçerliği benzer ölçek geçerlik yöntemi ve faktör analizi ile belirlenmiştir. Benze ölçek geçerliği için Sosyal Beceri Ölçeği ve Öğretmen Dereceleme Formu kullanılmıştır. Güvenirlik için ise test-tekrar- test uygulaması yapılmış ve Cronbach Alpha yöntemi ile iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Çocukların sosyal beceri düzeylerinin yaşa, cinsiyete ve sosyo-ekonomik düzeye göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla MESSY'nin toplam, Olumsuz Sosyal Davranışları alt ölçeği ve Olumlu Sosyal Davranışları alt ölçeğinden alınan puanlara yönelik üç ayrı çift yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulguları MESSY'nin 12-14 yaş grubundaki çocukların sosyal becerini değerlendirmede yeterli derecede geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmada çocukların MESSY'den aldıkları toplam puanların cinsiyete göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Bulgular kız öğrencilerin toplamda MESSY'den, erkek öğrencilere göre daha yüksek puanlar aldığını göstermektedir. Bu durum, kız öğrencilerin kendi sosyal beceri düzeylerini, erkek öğrencilerle karşılaştırıldığında, daha yüksek olarak algıladıklarına işaret etmektedir. Araştırmada, ayrıca bu yaş grubundaki öğrencilerin olumsuz sosyal davranışlarının yaşa göre farklılaştığı görülmüştür. Bulgular, öğrencilerin olumsuz sosyal davranışlarının yaş ilerledikçe azaldığını göstermektedir. Son olarak araştırmanın bir diğer sonucu, cinsiyet ve sosyo-ekonomik düzeyin bu yaş grubundaki öğrencilerin olumlu sosyal davranışları üzerinde orta etkiye sahip olmasıdır. Bulgular, üst sosyo-ekonomik düzeydeki kız öğrencilerin olumlu sosyal davranış düzeylerinin, alt sosyo-ekonomik düzeydeki kız öğrencilere nazaran daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ancak bu durum erkek öğrenciler için geçerli değildir. Erkeklerde sosyo-ekonomik düzeyin olumlu sosyal davranışlar üzerinde bir etkisi olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: MESSY, sosyal beceri, ilk öğretim II. kademe

Sosyal beceriÖğrencilerİlköğretim öğrencileri
Filiz Erdoğan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal kaygıya ilişkin kendini sunma modeli

Bu araştırmada sosyal kaygıya ilişkin Kendini Sunma Modelinin Türkiye'de ne düzeyde işlediği araştırılmıştır. Araştırmada sözkonusu modeli test etmek amacıyla bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubuna 2001- 2002 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim, İktisadi ve İdari Bilimler, Fen Edebiyat ve Mühendislik-Mimarlık Fakültelerinin 2. ve 3. sınıflarında okuyan 1 123 öğrencileri dahil edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin sosyal kaygıları Mark R. Leary (1983) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanan Etkileşim ve İzlenme Kaygısı Ölçeği ile ölçülmüştür. Kendini sunma modeline göre sosyal kaygıya etki eden faktörler şu ölçeklerle ölçülmüştür: Bu faktörlerden benlik saygısı düzeyi, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile yoklanmıştır. Ölçek Rosenber (1965) tarafından geliştirilmiş, Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Diğer faktör olan onay ihtiyacı ise A. T. Beck ve arkadaşları (1983) tarafından geliştirilen, Şahin ve arkadaşları (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Sosyotropi-Otonomi Ölçeği'nin alt ölçeği olan Onaylanmama Kaygısı Ölçeği ile yoklanmıştır. Sosyal kaygıya etki eden genel ben bilinci ise Rugancı (1995) tarafından geliştirilen Ben Bilinci Ölçeği ile ölçülmüştür. Kendini sunma modeline göre sosyal kaygıya etki eden diğer faktörler ise araştırmacı tarafından oluşturulan 10 Tu dereceleme sorularıyla ölçülmüştür. Bu faktörler; Dinleyicilere atfedilen önem, ortamda bulunan yabancılar, geçmişteki sosyal başarısızlıklar, algılanan sosyal beceri eksikliği ve olumsuz değerlendirilme korkusudur. Bu araştırmada kendini sunma modeline göre sosyal kaygıya etki eden faktörlerin Türkiye'deki üniversite öğrencileri üzerinde etkili olup olmadığım tespit etmek amacıyla çalışma grubuna uygulanan ölçeklerin toplam puanları hesaplanmıştır. Elde edilmiş toplam puanlarla ölçeklerin korelasyon matriksi oluşturulmuştur. Oluşturulan matriks üzerinden Path analizi yapılmıştır. Araştırmadan şu bulgular elde edilmiştir: 1. Kendini sunma modelinin sosyal kaygıya etki ettiğini ileri sürdüğü değişkenler Türkiye'de de anlamlı bir şekilde etkili olmaktadır. 2. Etkileşim kaygısının %67'sini, izlenme kaygısı, genel ben bilinci, onay ihtiyacı, olumsuz değerlendirilme korkusu, benlik saygısı, dinleyicilere atfedilen önem, ortamda bulunan yabancılar, geçmişteki sosyal başarısızlıklar ve algılanan sosyal beceri değişkenleri oluşturmaktadır 3. İzlenme kaygısının %33'ünü, Genel ben bilinci, onay ihtiyacı, olumsuz değerlendirilme korkusu, benlik saygısı, dinleyicilere atfedilen önem, ortamda bulunan yabancılar, geçmişteki sosyal başarısızlıklar ve algılanan sosyal beceri değişkenleri oluşmaktadır. 4. Etkileşim ve izlenme kaygısı üzerinde en büyük etkiye sahip olan değişkenin onay ihtiyacı olduğu ortaya çıkmıştır. 5. Genel ben bilinci, ortamda bulunan yabancılar ve geçmişteki sosyal başarısızlıkların etkileşim ve izlenme kaygısı üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmadıkları sadece dolaylı etkilerinin olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Sosyal kaygı, kendini sunma, path analizi.

Abdülkadir Öztürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00

Other supervisors