Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Özyurt

14 theses · Karadeniz Technical University, Avrasya University

DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmada bankacılık sektörünün rolü

Ekonomik kalkınma, birçok faktörün etki ettiği karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte hangi faktörlerin daha fazla öneme sahip oldukları ise araştırmaların en çekici konularını oluşturmaktadır. Son yıllarda daha sık dillendirilen sürdürülebilir ekonomik kalkınma anlayışı, kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel unsurlarla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etmektedir. Bu görüşe göre, günümüz kuşakların ihtiyaçları karşılanırken, gelecek kuşakların ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerekir ve üretim süreçleri çevresel etkileriyle birlikte düşünülmelidir. Aksi halde uzun dönemli gerçek sürdürülebilir bir kalkınmaya ulaşılamaz.Büyüme ve finans arasındaki ilişki pek çok araştırmaya konu olmuş ve bankacılık sektörünün büyüme sürecindeki önemi ortaya konmuştur. Bu çalışmada, ekonomik büyüme ve bankacılık sektörü arasındaki ilişki ile sürdürülebilir ekonomik kalkınma sürecinde bankacılık sektörünün rolünün ne olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda gelişmekte olan ülke grubu (GOÜ) ve OECD ülke grubu için sırasıyla 1980-2010 dönemi yıllık veriler kullanılarak statik panel regresyon analizi ve sırasıyla 1990-2009 ile 2000-2009 dönemleri için yıllık veriler kullanılarak ilişkinin yönünü belirlemeye yönelik dinamik panel nedensellik analizi yapılmıştır. Bunlara ilave olarak Türkiye için de 1981-2009 dönemi yıllık veriler kullanılarak Toda Yamamoto Nedensellik Test analizi yapılmıştır.Çalışmada elde edilen sonuçlara göre; GOÜ, OECD ve Türkiye için bankacılık sektörü, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilemektedir.Anahtar Sözcükler: Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma, Bankacılık Sektörü, Sürdürülebilir Beşeri Gelişme Endeksi, Panel Veri Tahminleri, Zaman Serisi Analizi

Bankacılık sektörüBüyümeEkonometrik analiz+5
Dilek Tandoğan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Merkez Bankası şeffaflığının enflasyon ve faiz değişkenleri üzerine etkisi: OECD ülkeleri ve Türkiye örneği

Şeffaflık, politika yapıcıları ile iktisadi aktörler arasındaki bilginin simetrik olması durumudur. Son yıllarda merkez bankaları, sahip olduğu bilgiyi kamuoyuyla daha fazla paylaşarak daha şeffaf hale gelmişlerdir. Bu gelişmenin arkasındaki nedenler; politik ve finansal serbestleşme, para politikasının başarısında beklenti yönetiminin önemi, enflasyon hedeflemesinin merkez bankaları arasında yaygınlık kazanması ve bilişim teknolojilerindeki gelişmeler şeklinde sıralanabilir. Teorik literatür, şeffaflığın para politikasının öngörülebilirliği ve güvenilirliğini artırarak beklentilerin yönetilmesine yardım ettiğini ileri sürmektedir. Beklenti yönetimi ise, politika etkinliğini vasıtasıyla merkez bankasının politika amaçlarına ulaşılmasını sağlamaktadır. Çalışmanın amacı, para politikasının öngörülebilirliği, bekleyişlerin yönetilmesi ve politika etkinliği çerçevesinde, merkez bankası şeffaflığının enflasyon ve faiz değişkenleri üzerindeki etkisini belirlemek ve elde edilen sonuçlara göre politika önerilerinde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, endeks yöntemiyle ölçülen merkez bankası şeffaflığının enflasyon oranı, enflasyon direnci, enflasyon oynaklığı, faiz oranları ve faiz oynaklığı üzerindeki etkisi OECD ülkeleri örneğinde panel veri analizi ile araştırılmıştır. Ayrıca, TCMB?de yaşanan şeffaflık sürecinin enflasyon beklentisi, enflasyon oynaklığı, beklenti hataları ve faiz oranları üzerindeki etkisi zaman serisi analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgulara göre, merkez bankası şeffaflığının enflasyon direncini zayıflatarak beklentilerin yönetilebilmesine ve böylece enflasyon ile mücadeleye yardım edebileceği söylenebilir. Bunun yanı sıra şeffaflık, enflasyon ve faizin oynaklığını düşürerek politikaların öngörülebilirliğini artırabilir. Bununla birlikte, ekonomik ve finansal risklerin de belirtilen değişkenler üzerinde etkili olması, kriz dönemlerinde merkez bankasının fiyat istikrarının yanında finansal istikrar gibi ikincil bir amacının da bulunabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Merkez Bankası Şeffaflığı, Para Politikası, Enflasyon Hedeflemesi, Panel Veri Analizi, Zaman Serisi Analizi.

EnflasyonEnflasyon hedeflemesiFaiz+7
İbrahim Al
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Geçiş sürecindeki merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinin AB ile bütünleşmesinin makro ekonomik etkileri

Sosyalist blok'un dağılması ve planlı ekonominin çökmesi ile ortaya çıkan geçiş ekonomilerinin hepsi piyasa ekonomisine yönelmişlerdir. Bu ekonomileri esas itibariyle iki ana gruba ayırmak mümkündür. Bir tarafta Merkezi ve Doğu Avrupa (MDA) ülkeleri diğer tarafta Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin çözülmesiyle bağımsızlığını kazanmış, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri yer almaktadır. Geçiş sürecinde ülkelerin bir kısmı geçiş sürecinin gerektirdiği reformları başarılı bir şekilde uygularken, diğer bir kısmı geçiş için gerekli reformları uygulama da geride kalmıştır. MDA ülkeleri hem Avrupa ülkelerine olan yakınlıklarıyla, hem de Avrupa Birliği (AB)'den aldıkları teknik-mali destek ve yardımlarla geçiş sürecinde BDT ülkelerinin önüne geçmişlerdir. Geçiş için yapılması gerekli reformları gerçekleştirmede ülkelerin bir kısmı şok terapi, bir kısmı ise aşamalı stratejiyi tercih etmiştir.Bu çalışmanın amacı, dört MDA ülkesi geçiş ekonomisinde AB'ye üyelik sürecinin bu ekonomilerin makro ekonomik performansları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Dört MDA geçiş ekonomisinin 1996-2008 dönemine ait veri seti ve Pedroni eşbütünleşme testleri kullanılarak AB'ye üyeliğin bu ekonomilerin makro ekonomik performanslarına etkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.Çalışmanın analiz kısmında elde edilen sonuçlara göre, 1996-2008 döneminde dört MDA geçiş ekonomilerinde istihdam hacmindeki artış reel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)'yı artırmış ve AB'ye üyelik reel GSYİH, kişi başına düşen reel GSYİH ve sanayileşme üzerinde olumlu etkiye sahip olmuştur. Yani AB'ye üye olduktan sonra bu dört geçiş ekonomisinde reel GSYİH, kişi başına düşen reel GSYİH ve GSYİH içinde sanayinin payı artmıştır.

Avrupa BirliğiBütünleşmeDoğu Avrupa+6
Çiğdem Karış
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Optimal yerel yönetim büyüklüğü ve belediyelerin konsolidasyonu (İstanbul için bir model önerisi)

İlk belediye uygulaması olarak kabul edilen

BelediyelerBelediyelerKonsolidasyon+4
Abdulkadir Topal
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ilinde küçük ölçekli sanayi işletmelerinin istihdam yapısı, çalışan çocuklar ve sorunları

02. Özet Çocuk işçiliği sorunu gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemiz için de önem taşıyan bir konudur. Türkiye, kırsal yerleşimden kentsel yerleşime ve tarım ekonomisinde sanayi ekonomisine geçiş sürecini yaşamaktadır. Bu süreç, çocuk istihdamı sorununu daha fazla gündeme getirmekte, çocukların, eğitimlerini tamamlamadan aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla, erken yaşlarda, her türlü yasal denetimden uzak olan, tarım alanlarında, küçük işletmelerde, sokaklarda ve marjinal sektörlerde çalışmaya başlamaktadırlar. Çalışma hayatı içinde kalan bu çocuklar, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini tamamlayamamakta ve kendilerini geliştirme olanaklarından yoksun kalarak geleceklerini tehlikeye atmaktadırlar. Bu çalışmada; Rize ilindeki küçük ölçekli sanayi işletmelerinin istihdam yapısı, bu işletmelerde çalışan çocuklar ve sorunlarının ele alındığı alan araştırması ve sonuçlan yer almaktadır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre; çalışan çocuk sayısı ve çocuk işgücünün varlık nedenleri yönünden Türkiye'deki durum, gelişmekte olan ülkelerdeki durumla benzerlik göstermektedir. Alan araştırması kapsamındaki işletmelerdeki istihdam içinde; 12-19 yaş arası çok sayıda çocuk ve genç (istihdamın %40,05'i), örgün ve meslek eğitimini tamamlamadan, üretime doğrudan katılarak, ağır çalışma koşullan ve her türlü güvenlikten yoksun olarak çalıştırılmaktadır. Aynca, aUelerinin eğitim ve gelir düzeyi düşük, okumaktan beklentisi olmayan bu çocukların, erken yaşlarda okulu bırakarak aile bütçelerine katkıda bulunmak ve bir an önce meslek sahibi olup, ileride kendi işletmesini açmak düşüncesiyle, geleneksel çıraklık sürecinin yaşandığı küçük sanayi işletmelerinde çahştıklan da elde edilen bulgular arasındadır. vn

KOBİRizeÇalışan çocuklar+2
Mehmet Karasu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Mevduat sigorta sisteminin mevduat birikimi üzerine etkileri: Türkiye örneği

02. Özet Çalışma, "Mevduat Sigorta Sisteminin Mevduat Birikimi Üzerine Etkileri: Türkiye Örneği" başlığını taşımakta olup, Türkiye bankacılık sektöründeki mevduat birikimi üzerinde mevduat sigorta sisteminin belirleyici olup olmadığını ampirik olarak test etmek ve bu uygulamanın neden olduğu istismar etkisini mudiler açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, mevduata verilen güvencenin, özellikle 1994'te getirilen tam korumanın toplam mevduatlar üzerinde nasıl bir etki yarattığı ampirik olarak test edilmiştir. 1986: 1- 2003: 2 dönemini kapsayan üçer aylık reel toplam mevduat, gayri safı milli hasıla, fiyatlar genel düzeyi, döviz kuru, nominal faiz oranı ve reel faiz oranı verilerinin yanı sıra dönem içerisinde mevduat sigorta uygulamasında yapılan değişiklikleri içeren kukla değişkenlerin kullanıldığı çalışmada, oluşturulan modeller Doğrusal En Küçük Kareler ve Stepwise modelleri kullanılarak tahmin edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, mevduata tam güvencenin getirilmesi ile kaldırılması arasındaki dönemde bankacılık sektöründeki toplam mevduatların diğer dönemlere kıyasla daha fazla arttığını, tam korumanın kaldırılmasını takip eden dönemde ise toplam mevduatların azaldığım göstermiştir. Bankacılık kesimindeki mevduatların artmasında iktisadi bakımdan belirleyici olan değişkenlerin yanı sıra mevduat sigortası uygulamasının da belirleyici olduğu, mevduat güvencesinin arttığı dönemlerde bireylerin, diğer alternatif araçlardan ziyade paralarım bankalara yatırmak suretiyle tasarruflarını değerlendirdikleri görülmüştür. Buradan hareketle, mevduat güvencesinin vermiş olduğu rahatlıkla artık bireylerin seçicilikte çok da özenli davranmadıkları, bu nedenle mevduata uygulanan sigorta seviyesi arttıkça istismar etkisinin mudiler açısından söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. VI

Bankacılık sektörüBankacılık sistemiBankalar+5
Fatma Kolcu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Kayıt dışı ekonominin bazı makroekonomik değişkenler ve Crowding Out üzerindeki etkileri

Vergi kaçırma güdüsü ile vergi idaresinin bilgi alanı dışına çıkarılan tüm ekonomik faaliyetleri kapsayan kayıtdışı ekonomi, siyasi rejimleri, ekonomik sistemleri ve gelişmişlik düzeyleri ne olursa olsun hemen hemen her ülkenin az ya da çok bir sorunudur. 1958 yılında akademik literatüre yerleştirilen, dünyanın çeşitli ülkelerinde araştırmalara konu olan ve Türkiye'nin gündemine de 1990 'lı yıllarda giren kayıtdışı ekonomi bu çalışmanın birinci bölümünde kuramsal bir yaklaşıma tabi tutulduktan sonra ülke ve ekonomik sistem analizleri yapılmıştır. İkinci bölümde makro-ekonomik değişkenlerin kayıtdışı ekonomi karşısındaki durumları dikkatlere sunulmuş, Türkiye'de kamu sektörünün özel sektörü dışlaması önce teorik, sonra Türkiye verileri ile üçüncü bölümde analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde genel değerlendirme yapılarak ortaya çıkan ve/veya çıkabilecek problemler için öneriler, önlemler ve bazı stratejiler ön plana çıkarılmıştır. Bu çalışmada varılan sonuçlar şöyle özetlenebilir: Makro-ekonomik değişkenleri ve modelleri kullanarak istikrarlı iktisat politiklarmı uygulamaya koymak sağlıklı verilerle mümkün olur. Kayıtdışı ekonominin dikkatlere alınmadığı model eksik olup, ulaşılmak istenen hedeflerden sapmalar olacaktır. Bu yüzden kayıtdışı ekonominin kayıtlara alınması önemlidir. Türkiye'de kamunun izlediği ekonomik politikalar Crowding Out'a neden olmaktadır. Yüksek faizli iç borçlanma politikası, özel sektör yatırımlarını etkileyip rant ekonomisi oluşturacaktır. Oysa ki kayıtdışı ekonominin kayda alınarak vergilendirilmesi bütçe açıklarını önemli ölçüde azaltarak iç borçlanmanın neden olduğu Crowding Out'u daraltacaktır. VIII

Crowding outKayıt dışı ekonomiMakroekonomik değişkenler
Adem Kalça
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Turizmin Türk ekonomisindeki yeri ve Türkiye'ye olan turizm talebi tahmini

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, turizm, dünya ekonomisinde en hızlı gelişen ve genişleyen sektörlerden biri haline gelmiştir. Turizm, çoğu zaman diğer bir çok endüstri gibi bölgesel veya ulusal kalkınma için bir araç olarak kullanıldı. Turizm sektörü, yaygın biçimde gelir, iş ve vergi gelirlerinin yaratılmasında, ödemeler dengesi problemlerinin hafifletilmesinde, bölgesel ve ulusal ekonomik gelişmelere katkıda bulunmada rol oynayan önemli bir faktör olarak tanınır. Özellikle 1980'li yıllarda Türkiye, dünyadaki bütün turistler için popüler bir turist çekim merkezi haline geldi. Turizm Türkiye için önemli bir döviz kaynağı oldu. Özellikle 1980'li yıllarda, Türkiye'nin uluslararası turizmden elde ettiği gelirler, diğer geleneksel turizm ihracatçısı ülkelerin gelirlerinden daha hızlı arttı. 1980'lerden sonra Türkiye ekonomisinde turizm, gelir yaratılmasında, yeni istihdam olanaklarının yaratılmasında ve ödemeler dengesi problemlerinin giderilmesinde önemli bir rol oynadı. Turizm, artık Türkiye'nin ekonomik kalkınma stratejisinde anahtar sektör olarak kabul edilebilir.. Turizm talebi ve turistik yerlerin seçimi, gelir, enflasyon oranları, döviz kurları ve önemli politik değişmeler gibi beklenmedik olayları kapsayan çok sayıdaki faktörde meydana gelen dalgalanmalardan etkilenebilir. Etkili turizm politikalarının formülasyonu için turizm talep esnekliklerinin güvenilir tahminleri gerekir. Bu çalışmada 1970-1994 yılları arasında 11 ülkeden Türkiye'ye olan turizm talebi tahmin edildi. Sonuçlara göre; Türkiye'ye olan turizm talebini kişi başına düşen gelir, döviz kurları, tüketici fiyatları endeksi, yatak sayısı ve beklenmedik olaylar (savaş, politik değişiklikler) etkilemektedir.

Ekonometrik analizEkonomik etkiTurizm
Mustafa Sarkım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de enflasyonist gelişmelerin faiz politikalarına etkileri

Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye'deki enflasyon ile faiz oranları arasındaki ilişkiyi ve enflasyonist gelişmelerin önlenmesinde ve giderilmesinde uygulanması gereken etkin para politikalarının neler olabileceğini ortaya koymaktır. Bunu yaparken öncelikle enflasyondan faize ve faizden enflasyona doğru etkileşimlerin teorik yaklaşımları üzerinde durulmuştur. Ardından 1970 yılından başlayıp 2018 yılına kadar olan dönemde Türkiye ekonomisinde enflasyonun nedenleri ve uygulanan para ve faiz politikaları dönemler itibarıyla anlatılmıştır.

Ekonomi politikalarıEnflasyonFaiz+2
Semia Bayram
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon, Batum ve Poti limanlarının rekabet açısından AHP yöntemi ile değerlendirilmesi

Uluslararası ticarette, maksimum kar elde edebilmek için en büyük maliyet kalemlerinden birisi olan taşıma maliyetlerini minimize etmek istenmektedir. Ulaştırma modları (denizyolu, karayolu, havayolu ve demiryolu) arasında güvenilir ve birim başına en düşük maliyetli taşıma modu denizyolu taşımacılığıdır. Bu nedenle, artan uluslararası ticarette denizyolu taşımacılığının payı yükselmektedir. Denizyolu taşımacılığının en kritik unsurlarından birisi ise hiç şüphesiz limanlardır. Tamamı literatür araştırması sonucu liman rekabet unsuru olarak belirlenen ölçütler: "Coğrafi konum, fiziksel olanaklar, liman yönetimi ve liman maliyetidir." Çalışmanın amacı, yukarıda bahsedilen rekabet unsurları ile Trabzon, Batum ve Poti limanlarını karşılaştırarak, Trabzon Limanı'nın eksi ve artı yönlerini belirlemek ve yük hareketliliğini arttıracak önerilerde bulunmaktır. Çalışma, hinterlantlarının erişebileceği yük potansiyeli aynı olan Trabzon, Poti ve Batum limanları özelinde değerlendirilmiştir. Limanların birbirleriyle olan rekabetlerini belirlenen nitel ve nicel unsurların bir arada değerlendirilmesini sağlayan, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) Yöntemi kullanılarak ilgili veriler analiz edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre Trabzon Limanı, rakipleri Poti ve Batum limanlarına göre önem derecesi daha yüksek bir limandır. Buna rağmen, günümüz uluslararası ticaretin can damarı olan kombine taşımacılık (En az iki ulaştırma modu kullanılarak bir yükün taşınması) bağlantısı etkinliğinden yoksun Trabzon Limanı, Orta Asya ülkeleri ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri ile Batı ülkelerinin yaptığı yük akışının büyük bir kısmını rakipleri olan Poti ve Batum limanlarına bırakmıştır.

Analitik hiyerarşi süreciDeniz yolu taşımacılığıGürcistan-Batum+5
Ersin Arslan
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Karadeniz Bölgesinde(Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde) girişimci profili üzerine bir araştırma

Bu araştırmayla Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde hizmet ve imalat sektöründe faaliyette bulunan girişimcilerin şirket kurmasında etkili olan faktörleri analiz edilip, bölgenin girişimci yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümünde, işletme kurma kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için 25 soru, ikinci bölümünde kişisel özellikleri ölçmek için 20 soru, üçüncü bölümünde ise demografik bilgilere ilişkin verileri tespit etmek için 25 soru sorulmuştur. Araştırmanın sonucunda girişimcilerin çok büyük çoğunluğunun erkek girişimcilerden olduğu ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin kırsal bölge sayılabilecek köy, kasaba veya küçük ilçelerde doğdukları halde, köyden kente göç niteliği de diyebileceğimiz, il ve büyük kentlerde işlerini kurdukları ve yaşamlarını devam ettirdikleri görülmüştür. Girişimcilerin; genç yaşlarında ilk işletmelerini kurduğunu, çoğunluğunun işletme sahibi olduğu ve mevcut işlerini kurmadan önce başka işletmelerde çalışmadıklarını söyleyebiliriz. Ayrıca girişimcilerin kuruluşlarının şirket türlerinin çoğunluğunun limited şirket ve şahıs şirketi olduğu, bunun yanında profesyonel yönetim şeklinin işletmelerde yaygın olmadığı ve profesyonel yönetimden çok, aile içi yönetime yöneldiği ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin girişimci kişilik özellikleri ile çocuk sayıları değişkeni arasında anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Tek çocuğu olan katılımcıların puanlarının beş ve üzeri çocuğu olanların puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Karadeniz, Girişimci, Girişimci Profili, Demografik Özellik.

BayburtDemografik özelliklerDoğu Karadeniz bölgesi+6
Abdulhamit Karapiçak
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyinin değerlendirilmesi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama

Bu araştırmayla, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyi incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini 402 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki resmi okul ve kurumlarında 2010-2014 yılı "Stratejik Planlama ve Koordinasyon Ekibi"nde görev alan 266 eğitimci oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamı içinde kalan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için stratejik plan çerçevesindeki alt boyutlarla ilgili 20 madde ve kişisel bilgileri içeren bir anket geliştirilip, geçerliliği ve güvenirliliği sağlandıktan sonra kullanılmıştır. Ankette örneklem yeterliliği 0.949 ile mükemmel çıkmıştır. Anketin varyansı toplamın %75.241'ini açıklamıştır. Anketin güvenirlik çalışmasında cronbach alfa katsayısının 0.7'den büyük değer alması ölçeğin "güvenilir" değer aralığında olduğunu göstermiştir. Veriler, SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiş ve sonuçların güvenirlik düzeyinin % 95 düzeyinde olduğu değerlendirilmiştir. Yapılan analizde, kurumlarında stratejik planlama çalışmasına katılan ve katkı veren eğitimcilerin büyük çoğunluğunun öğretmen olduğu ve yarısının stratejik planlama eğitimi almadığı görülmüştür. MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin; hedeflere ulaşma derecesi, stratejik plan uygulama değerlendirmeleri, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri faktörleri değerlendirmesinde katılımcıların görüşleri "kararsızım" ve "çok katılıyorum" düzeyindedir. Ayrıca, MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin genel algı değerlendirmesi "çok katılıyorum" düzeyindedir. Alt faktörler açısından; "Kurum amiri stratejik plan hazırlama ve uygulama sürecine sürekli destek verir" en yüksek, 'Okulumuz/kurumumuz, stratejik planın uygulanması ve izleme değerlendirmesi konusunda yeterli rehberlik ve danışmanlık hizmeti alıyor' en düşük değeri almıştır. Cinsiyet değişkenine göre stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutu açısından anlamlı fark bulunmaktadır. Erkekler kadınlara göre stratejik plan uygulama yeterlilikleri boyutuna ait gerçekleşmeleri daha yeterli görmektedir. Yine stratejik plan eğitimi alma değişkenine göre hedeflere ulaşma derecesi, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutunda, eğitim alanlar ile almayanlar arasında anlamlı farkın olduğu görülmektedir. Okul ve kurumların stratejik plan hazırlama, uygulama, değerlendirme ve eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyini geliştirmek için, yöneticilerin stratejik yönetim sürecine ait tüm uygulamalarda paydaşların katılımını öne çıkaracak önlemleri almaları sağlanabilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki Ar-Ge birimlerine Bakanlık tarafından etkili rehberlik yapılmalıdır. Ayrıca Ar-Ge ekipleri geliştirdikleri deneyim ve donanımlarını sahaya daha çok yansıtmalıdır.

Amaç gerçekleştirme düzeyiAmaçlara göre yönetimEğitim hedefleri+6
Efkan Selami Topcu
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek lisesi müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarının araştırılması (Trabzon/Ortahisar örneği)

Özellikle son yıllarda okul müdürlerinin yönetici olmaları yanında iyi bir lider olmaları gerekliliği de tartışılır olmuştur. Bu bağlamda öğretim liderliği kavramı ortaya çıkmıştır. Bu liderlik türünün diğerlerinden farkı öğrenme ve öğretme üzerinde odaklanmasından kaynaklanmaktadır. Bu araştırmayla meslek lisesi müdürlerinin müdür yardımcıları ve öğretmenlerin görüşlerine göre belirlenen öğretim liderliği davranışlarını etkileyen faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma nicel desen temelinde tarama türünde bir araştırmadır. Bu çalışmanın evrenini 656 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde çalışan 288 eğitimci (müdür yardımcısı ve öğretmen) oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamını oluşturan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için 58 soruluk bir anket kullanılmıştır. Anketin geçerliliği ve güvenirliliği test edilmiştir. Boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile gruplar arasındaki farklılıklar ise Mann Whitney U testi ile SPSS 23.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Müdür yardımcıları ve öğretmenlerin algılarına göre müdürler okul amaçlarını belirleme, öğretimi denetleme ve değerlendirme alt boyutlarında en düşük; ulaşılabilir olma ve öğretmenlerin mesleki gelişimini destekleme alt boyutlarında ise en yüksek puanları almışlardır. Ayrıca öğretmen ve müdür yardımcılarının algılarına göre; müdürün öğretim liderliği davranışında okul amaçlarını iletme, eğitim programını düzenleme, öğrenci gelişimini izleme, öğretim zamanını koruma, ulaşılabilir olma ve öğrenmeyi teşvik etme boyutlarında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Yine müdür yardımcılarından genç olanlar, öğretmenlerden ise yaşlı olanlar müdürü daha başarılı olarak bulmuşlardır.

Eğitim liderliğiEğitim yönetimiLiderlik+7
Hatice Şahin Yener
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında iletişim sorunlarının analizi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama

Bu araştırmayla kamu hastanelerindeki hasta ile sağlık personeli arasındaki iletişim problemleri incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Araştırma, genel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Fatih Devlet Hastanesine başvuran 300.000 hasta oluşturmuştur. Örneklemini ise bu hastalardan rastlantısal biçimde seçilmiş 468 hasta oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak 33 sorudan oluşan "Hasta Memnuniyet Ölçeği" kullanılmıştır. Anket uygulaması 2016 Mayıs- Haziran aylarında tamamlanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21.0 programı ile yapılmış ve sonuçlar %95 güven düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda hipotezlerin test edilmesinde kullanılacak analiz teknikleri, hasta memnuniyeti ölçeği kullanılarak hesaplanan hasta memnuniyet puanının normal dağılıma uygunluk gösterme durumuna göre belirlenmiştir. Puanın normal dağılıma uygunluk göstermediği için parametrik olmayan testlerden Kruskal- Wallis H ve Mann- Whitney U Spearman analiz tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, hastaların büyük çoğunluğunun hastane çalışanları ile iletişim sorunu ve tartışma yaşamadığı ortaya çıkmıştır. Sorun yaşayan katılımcıların büyük çoğunluğunun sağlık görevlisi-hasta bakıcı ve güvenlikle ilgili sorun yaşadıkları görülmüştür. Erkek hastaların (kadın hastalara göre) muayene öncesi hizmetlerden; kişisel ihtiyaçların karşılanması, tetkik hizmetlerinden ve hasta memnuniyeti açısından daha memnun olduğu belirlenmiştir. Ayrıca muayene öncesi hizmetler ve genel görünümün yaşa göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Diğer taraftan hastane çalışanları ile iletişim sorunu/tartışması vb. durum yaşamayan hastalar yaşayan hastalara göre daha memnun olduğunu; sağlık personeli ile iletişim sorunu yaşayanların genel memnuniyetinin diğer personel ile iletişim sorunu yaşayanların genel memnuniyetine göre daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. Genel memnuniyet düzeyinde ise genel görünüm memnuniyetinin yaşa ve sağlık güvencesine göre anlamlı farklılık gösterdiği; hasta memnuniyeti ve muayene öncesi hizmetler memnuniyetinin, hastane çalışanları ile iletişim sorunu/tartışma yaşama durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği; hekimlik hizmetleri memnuniyetinin hastane çalışanları ile iletişim sorunu/tartışma yaşama durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Hastaneler hizmet kalitesini oluşturan tüm unsurları aynı düzeyde ön plana çıkartan stratejiler geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır. Hastanelerin bu çalışmalarında muayene öncesi hizmetler ve fiziksel görünüm boyutları konularında yoğunlaşması gerektiği önerilebilir. Bir başka deyişle, mevcut sağlık politikaları sağlıkta var olan eşitsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde yeniden düzenlenmeli ve herkesi aynı seviye ve kalitedeki sağlık düzeyine ulaştırabilmelidir.

Hasta memnuniyetiHastanelerSağlık iletişimi+5
Meral Kıvanç
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Other supervisors