Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Akay
14 theses · Sakarya University, Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Ahmet İğciler'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bir inceleme
Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde Ahmet İğciler'in hayatı, doğumu, çocukluğu ve yetiştiği çevre,eğitimi ve meslek hayatı, öğretmenliği, muhabirliği ve tercümanlığı, aile hayatı, edebişahsiyeti işlenmekte, kendisiyle yapılan mülakatlardan yararlanılarak İğciler'inKosova Türk Edebiyatı'nda yeri ve değeri hakkındaki görüşler irdelenmekte, ayrıcaAnton Çehov'un, İğciler üzerinde bıraktığı etki incelenmektedir.İkinci bölümde, İğciler'in yayımlanan yüzden fazla hikâyesi ayrıntılı bir şekildebilimsel olarak tahlil edilmekte, hikâyelerdeki olay örgüsü, metnin gerektirdiği yerde,bazen özetleme tekniği ile bazen eleştirel irdeleme tekniği ile bazen olay zincirininakışı gösterilerek bazen de gelenek ve göreneklerin hikâyelerde görünüş biçimlerindenkısa alıntılar yapılarak incelenmekte, hikâyelerdeki tasvirlerin mekân ve zamanaçısından önemi vurgulanmaya çalışılmaktadır. Bir bölümdeki, hem basılmışkitaplardaki hikâyeler, hem dergi ve gazete sayfalarında kalan hikâyeler, hem debaşka yazarların kitaplarında var olan hikâyeler tespit edilerek kronolojik bir sıralamaile incelenmektedir. 9 - 12 ve 13 -15 yaş gurubuna ait hikâyeler, sırasıyla bütünhikâyeler yapı başlığı altında, olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân, bakış açısıve anlatıcı, konu, tema başlıkları altında incelenirken İğcilerin çok sevdiği Prizrenşehri ve orada yaşayan halk tanıtılmaya çalışılmaktadır.Üçüncü bölümü, İğcilerin yayımlanmış ve yayımlanmamış şiirleri üzerinde yaptığımızirdeleme oluşturmaktadır. İğcilerin yayımlanmış ve yayımlanmamış şiirleri dört aynıbaşlık altında, farklı konuları içeren şiirlerle birlikten tematik açıdan incelenmekte,devrin diğer şairleriyle ortak olan noktaları tespit edilerek irdelenmektedir.Dördüncü bölümde, şairin, dinî mimari, sivil mimari ve askeri mimariden oluşan `yokolan Osmanlı eserleri'ni araştıran Yok Olan Osmanlı İzleri adlı kitabı üzerindedurulmakta, bu eserlerin Prizren'e ilave ve hediye ettiği medeniyet eserleri/ izlerivurgulanmaya çalışılmaktadır. Araştırmanın devamında, İğciler'in Monografi adlıkitabından alıntılar yapılmakta, bölümün son kısmında İğciler'in araştırma yazıları,gelenek ve görenek yazıları, internetteki yazıları ve gazete yazıları incelenmektedir.Araştırmanın beşinci aynı zamanda son bölümünde ise İğciler'in kullandığı dil veüslûp ile bu anlatım tarzının nedenleri ve etkileri genel hatlarıyla ortayakonulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Prizren, Osmanlı Eserleri, Kosova Türk Edebiyatı.
Bosna Savaşı'nın modern Türk şiirine yansıması
?Bosna Savaşı'nın Modern Türk Şiirine Yansıması? adlı yüksek lisans tezimiz, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Bosna Hersek'in tarihinden, siyasi durumundan ve vizyonundan, dini yaşantısından ve kültüründen bahsedilmekte, ikinci bölümünde ise Bosna Hersek ve Türkiye arasında kurulan tarihi, siyasi, dini ve kültürel ilişkiler üzerinde durulmaktadır. Bosna Hersek'te yaşanan savaşın, Avrupa'nın ortasında herkesin gözü önünde gerçekleştirilen ve dünyanın sadece seyrettiği bir katliam nedenleri ve sonuçları, üçüncü bölümde irdelenmekte, savaşın arka planına dair ipuçları açığa çıkarılmaktadır. Dördüncü bölümde dünyanın, Bosna Hersek'teki fiilî durum ile ilgili görüşleri ve yaptıklarını anlatılmaya çalışılmaktadır.Beşinci bölümde ise Bosna Hersek'te yaşanan savaşın etkisiyle kaleme alınan şiirler, belli edebi düzeyi aşanlar esas alınmak üzere, tematik açıdan bazı başlıklar altına alınarak tahlil edilmekte, savaşın nüfuz ettiği alanlar tespit edilmektedir. Bu tematik başlıklar şu şekildedir: Savaş Görmüş Çocuk Şiirleri, Mostar Köprüsü Şiirleri, Srebrenica Şiirleri, Aliya İzzetbegoviç Şiirleri, Toprak ve Memleket Şiirleri, Şehitler için Şiirler, Bosna Savaşı'nın Mantığı ile İlgili Şiirler.Bu çalışma ile ilgili yazılmış olan seçkin şiir kitaplarını ve seçkilerde yer alan önemli metinleri ele aldık. Bosna Savaşı'na bağlı olan temalara göre bulduğumuz ve seçtiğimiz şiirler üzerinde bir değerlendirme yaptık.Bu inceleme esnasında ve sonucunda gördük ki, bütün Türk şairleri arasında paylaşılan hâkim duygu, samimi bir hüzün duygusu yanı sıra kardeşlik duygusudur. Zulme ve zorbalığa, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı susmayan Türk şairleri Bosna Savaşı'nın çeşitli yönlerini ele alarak Bosna Tarihinin şahitler olduklarını hem metinleriyle hem de yürekleriyle göstermişlerdir.
Mehmet Akif Ersoy'da aile, toplum ve insan
Bu araştırmanın konusu ?Mehmet Âkif Ersoy'da Aile, Toplum ve İnsan?dır. Bu konuyu seçmemdeki amaç Âkif'in bu üç kavrama çok önem vermesi ve bu kavramaları onun yaşam prensibi haline getirmesidir. Niçin bu unsurlar Âkif için önemlidir? Sorusunun cevapları şöyle verebilriz.Âkif'e göre ailenin önemi şuradan gelir. Aile hayatı ile insan gerçek mutluluğa ve huzura kavuşur. Aile hayatının sağlam olduğu bir toplumda devletin ve milletinde sağlam olacağını bildiği için Âkif aile kurumuna gereken önemi vermiştir.?Toplum?, Âkif topluma da gereken önemi verir. O toplum kavramı yerine şiirlerinde ?cemiyet? kavramını kullanır. Âkif, yaşadığı dönem içerisinde şiirleriyle yaptığı cemiyetin aksayan yönlerini ortaya çıkarmak ve bunların çözümlerini cemiyete anlatmaktır. Âkif'in üzerinde durduğu toplumsal yaraların başında ahlak bozukluğu, dinin yanlış anlaşılması ve cehalet gelir.?İnsan? bölümünde Nurettin Topçu'nun Âkif için : ? Sanat bütün insandır. Sözü onun şahsında gerçekleşmiş bulunuyor.? Değerlendirmesine katılarak, Âkif'in ideal insanın özelliklerini, çalışmak, azmi elden bırakmamak, dinine sarılan ve dinini doğru yaşayan insan olarak göstermektedir.Araştırmada, Âkif hakkında yazılan eserler irdelenmiş, konuyla ilgili olanlar kullanılarak ve şiirlerin de katılımıyla bu araştırma yapılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde Çanakkale muharebeleri ve etkileri
Çanakkale Muharebeleri şiirimizde sıklıkla işlenen bir konudur. Bu konuyu doğrudan veya dolaylı olarak işleyen binden fazla şiirin varlığı tarafımızdan tespit edilmiştir.Amacımız, Çanakkale Muharebelerinde kazanılan zaferleri destanlaştıran şiirleri bilimsel açıdan ele alıp değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda yaptığımız araştırmalar neticesinde, konuyu işleyen binden fazla şiire rastladık. Tespit ettiğimiz şiirlerin sayı olarak çok olması ve büyük çoğunluğunun edebî ve estetik değerden yoksun olması nedeniyle şiirler arasında seçim yapmak zorunda kaldık. Şiir seçiminde kriter olarak, Prof. Dr. Hasan Akay'ın Sedat Umran'la beraber oluşturdukları ?Cumhuriyet Dönemi Şiirimizin Altın Sayfaları? adlı antolojinin önsözünde tespit ettikleri kriterleri esas aldık.Çalışmamızın kapsamını ise, ilk yazılan ?Çanakkale Güllelenirken? adlı şiirle başlayıp günümüze kadar geçen süreçte yayınlanmış binden fazla şiir arasından belli kriterler çerçevesinde belirlediğimiz iki yüz civarında şiirle çizdik. Çalışmamızda önce Çanakkale Muharebelerini tarihi açıdan sebep ve sonuçlarıyla beraber özetledik. Ardından muharebenin şiirimize ilk akislerini özet halinde sunduk. Üçüncü bölümde şiirlerle Çanakkale Muharebelerini ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştık. Dördüncü bölümde ?Çanakkale Zaferleri üzerine yazılmış şiirlerde öne çıkan kavramlar?ı ele aldık. Beşinci bölümde konusu, üslubu veya sanat değeri açısından önemli sayılabilecek on şiiri örnek olarak çözümlemeye gayret ettik. Çözümleme bölümünde Prof. Dr. Hasan Akay'ın ?Şiiri Yeniden Okumak? eserinde uyguladığı ?yapı çözümleme? yöntemini, bir ?okuma yöntemi? olarak uyguladık.Altıncı bölümde Çanakkale'ye artan ilginin sebeplerinin şiirimizdeki ve toplumdaki yansımasını tespit ettik. Son bölümde, genel bir değerlendirme yaptıktan sonra, çözümlenen şiirlerin tam metinlerini sona ekleyerek çözümlemelerin anlaşılmasını kolaylaştırmak istedik.Sonuç olarak, Osmanlı Devleti, savaş başlar başlamaz müzik ve edebiyatın etkisinden faydalanmak için çeşitli kampanyalar düzenleyerek ilk defa bir ?harp edebiyatı? teşekkül ettirmeye çalışmıştır. Bunun sonucunda Türk Harp Edebiyatının şiir türünün mühim bir yekûnunu Çanakkale Zaferleri üzerine yazılmış şiirler oluşturur.
Modern Türk şiirinin leylâları
?Modern Türk Şiirinin Leylâları? adı altında ele aldığımız yüksek lisans tezinde, Klâsik Türk Edebiyatının önemli isimlerinden Fuzûli'nin ?Leylâ ve Mecnûn? adlı eseri merkeze alınarak, gerekli görülen yerlerde benzer ve farklı noktalara da dikkat çekilmek sûretiyle, Modern Türk Şiirinin ?Leylâ? temalı eser veren önemli şahsiyetlerinin (Sezai Karakoç, Yahya Kemal, Mehmet Âkif), bu eserlerindeki ?Leylâ? anlayışları tespit edilmeye çalışılmış, Klâsik Türk Edebiyatıyla, Modern Türk Edebiyatı arasında karşılaştırmalı değerlendirme yapılmış; zaman ve mekân değişmelerinin getirdiği farklılıklar, zamanlar ve mekânlar üstü benzerlikler de dikkate alınarak bütüncül bir gözle ortaya konulmuştur.Özünde bir Arap çöl efsanesi olan ?Leylâ ve Mecnûn?, Türk Edebiyatında 16. yüzyılda Fuzûli'nin kalemiyle kemâle ermiştir. Arapçada ?çok uzun, karanlık gece? anlamına gelen ?Leylâ?, çilelerle dolu seyr-i sülûk yolculuğunda, Mecnûn'un gönlüne sırlı bir ayna olmuş, onun mecazî aşktan İlahî aşka varmasında çok önemli bir rol üstlenmiştir. Beşerî anlamda aşkı Mecnûn'dan bile derin yaşayan, karanlığı ve uzun geceyi bir geçiş olarak gören değil, her dâim kendinde taşıyan ?Leylâ?, denilebilir ki, mesnevimizin beşerî anlamda gerçek âşığıdır. İlahi aşka eren âşık ise, Kays'tan geçerek Âşık (Mecnûn) adını alan Mecnûn'dur.Türk Edebiyatında Fuzûlî'yi bir biçimde takip eden şairler vardır. Bunlar arasında müstakil olarak Leylâ ve Mecnûn eseri oluşturanların sayısı fazla değildir. Biz bunlar içinde en gözde ve en değerli olarak tespit ettiğimiz ?Leylâ?ları, bunların şiir sahasındaki tezâhür biçimlerini ve işlevlerini incelemeyi gâye edindik.Modern Türk Şiirinde Leylâ'ya peyrev olan esas şair Sezai Karakoç'tur. Modern Türk Edebiyatında ?diriliş şairi? olarak anılan Sezai Karakoç'un (1933-) "Leylâ ve Mecnûn" adlı eseri ?diriliş? düşüncesi etrafında şekillenir. Onun mısralarında hüzünlü bir aşığın içe kapanışından ziyâde, her güçlüğe rağmen direnen bir diriliş âşığı ile karşılaşırız. Karakoç'un eserinde, Leylâ hem bu dünya dirilişi, hem öte dünyadaki diriliş için vardır, bunun bilincindedir.Yahya Kemal'in (1884- 1934) eserindeki Leylâ ise, âdeta masal âlemindeki bir peri kızı gibidir. Leylâ bu şiirde, kendi yolculuğuna yapar şekilde konumlandırılmış; dolunayın suya yansıyan ışığında gördüğü ?Hüsn?ün peşinden gitmiş, nihayetinde şeâmetli gibi görünen bir ölümün ardında, saadetli bir sonsuzluğa varmıştır. Bununla birlikte, şiirde her ne kadar, Mecnûn'a yer verilmemiş ise de, Mecnûn'un Yahya Kemal nezdinde şiir üstü evrende var olabileceği unutulmamalıdır.Mehmet Âkif'in (1873?1931) şiirinde ise, Leylâ şairin kendisinin de açıkça dile getirdiği gibi, tüm ?Doğu toplumu?nun simgesi olarak tanımlanan, Mecnûn'un ulaşmak için mücadele verdiği, ?İslâm'ın geleceği?dir. Âkif'e göre, sözde Leylâ, özde Mevlâ'ya vardıracaktır.Modern şairlerimiz yalnızca ?Leylâ? temalı şiirlerinde değil, aynı zamanda ?Leylâ? vasfındaki şiirleriyle (Monna Rosa, Mehlika Sultan, Gece gibi) de âdeta bir Mecnûn gibi, gönüllerindeki aşkı ortaya koymuşlar, böylelikle Modern Türk Şiirinin Leylâlarını, Türk Edebiyatına kazandırmışlardır. Bu derin bahsi tamamlayan farklı nazarlar, ?Başka Leylalar? olarak çalışmaya dahil edilmişlerdir. ?Leylâlar Arasında Karşılaştırma? bölümüyle de çerçeve tamamlanmıştır.
Ahmed Hâşim'in şiirlerinde müphemiyet
Ahmed Hâşim, modern Türk edebiyatının kurucu şairlerindendir. Hakkında çok farklı açılardan tezler yapılmış, modern şiire kazandırdıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Ancak, araştırmalarmızda, şairin esaslı kavramlarından olmasına rağmen "müphemiyet"e ilişkin düşünce ve pratiği hakkında geniş ve derinlikli bir çalışma yapıldığına rastlamadık. Bu tezde, bahsi geçen alandaki boşluğu doldurmak amacıyla Hâşim'in şiirlerinde, nesirlerinden ve hakkında yazılanlardan da yararlanmak suretiyle, felsefi ve edebi arka planı dikkate alan kavramsal ve yöntemli bir çalışma yaptık.
İkinci Yeni şiirindeki parodi, pastiş, satir ve ironi yansımaları
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı içinde önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen İkinci Yeni şiiri, 1950'li yılların ortalarına doğru belirmeye/şekillenmeye başlamış ve etkisi günümüze kadar devam etmiştir. İlk kez Muzaffer İlhan Erdost'un neşrettiği bir yazısında ismiyle karşılaştığımız bu şiir hareketi, edebiyat araştırmacıları tarafından modernist bir çizgide değerlendirilmiştir. Şiirlerinde kendilerine özgü bir dil ve imge dünyası kuran İkinci Yeniciler, ele aldıkları konuları farklı tekniklerin yardımıyla anlam ve anlatım olanakları bakımından zenginleştirmiş ve birçok yönden çağdaş Türk şiirinde derin izler bırakmışlardır. Bu çalışmada, İkinci Yeni şiirinde parodi, pastiş, satir ve ironi gibi tür ve tekniklerin hangi amaçlar ve işlevlerde kullanıldığı, eserlerden örneklerle incelenmiştir.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın roman ve hikayelerinde hayal hafıza rüya ilişkişi
Bu çalışmada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın roman ve hikayelerindeki hayal, hafıza, rüya ilişkisi karakterlerin dünyaları üzerinden ele alınmıştır. Çalışmanın amacı Tanpınar'ın edebi düşüncesini oluşturan hayal, hafıza, rüya kavramları edebiyat-felsefe ilişkisi bağlamında ele alınarak incelenecektir. Romanlarında ve hikayelerinde bu kavramlar iç içedir, birbirleriyle bağlantılı olarak verilir. Bu kavramlar üzerinden Tanpınar'ın düşünce evrenini ve estetik anlayışını nasıl inşa ettiğine dikkat çekilmiştir. Hayal, hafıza ve rüya kavramları ile eserlerine verdiği bu derinlik algısını karakterler üzerinde görmekteyiz. Hatırlamadan hayale, hayalden rüyaya geçiş sağlayarak bu derinliği yaşatır. Bir nevi karakterlere rüyada, hülyada bir dünya yaratır ve o dünyada onları yaşatır, hafızalarında olmak istedikleri gibi özgür bırakır. Durumlar değişse de kahramanlarına bir anda farklı yepyeni bir dünyada var eder. Bu bağlamda Tanpınar'ın felsefesini, romanlarını, hikayelerini kuşatan bu üç unsur arasındaki ilişki üzerinde durulacaktır.
Rasim Özdenören'in roman ve hikayelerinde buhran öfke isyan
Bu çalışma Rasim Özdenören'in roman ve hikayelerindeki "buhran, öfke ve isyan"ın karakterler üzerine nasıl sirayet ettiği ele alınmıştır. Çalışmanın amacı Rasim Özdenören'in bu kavramları karakterlere nasıl ördüğünü ve yazarın hangi bakış açısıyla ele aldığı incelenmiştir. Bu kavramlar çalışılırken psikoloji kitaplarından yararlanılmıştır. Bu kavramların karakterlerin psikolojilerini nasıl şekillendirdiği ve yaşamlarına nasıl etki ettiği roman ve hikayelerinde gösterilmiştir. Rasim Özdenören buhrana düşen, öfkeye kapılan, isyan eden insanı anlatırken karakterlere bir çıkış yolu gösterir. Hayatın içinde var olan insanı bu meziyetleriyle de var eder. Bu bağlamda insanı bütün yönleriyle eserlerinde ele alır. Rasim Özdenören'in kavramlara İslam'ın penceresinden bakıp Müslüman bir bakış açısıyla buhran, öfke ve isyan kavramları üzerinden ürettiği dikkatler karakterler üzerinden tespit edilmiştir.
Türk edebiyatında 2000 sonrası yazılan şiir eleştirisi metinlerinde eleştirel temayüller
Sanatın, başlangıcından beri, eleştiriyle yakından ilişkili olduğunu söyle-memiz mümkündür. Bilgi gibi sanat da eleştirilerek, kusurları belirtilerek, eserlere çeşitli boyutlardan bakarak gelişmektedir. Türk edebiyatında eleştirinin, gerçek manada Servet-i Fünûn dergisiyle beraber girdiğini söyleyebiliriz. Cumhuriyet döneminde de değişip gelişen ve 2000 sonrasındaki özellikle ilk on senede önemli gelişmeler kat eden eleştirinin izleri, klâsik edebiyatımıza dek götürülebilir. Çalışmamız, şiir eleştirisini hem şairlerin hem de şair olmayan eleştirmenlerimizin gözünden ele almak ve hâlen devam eden bir sürece, 2000 sonrası şiir eleştirisine bazı eleştirmenlerimiz çerçevesinde bakmak üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda, şair, akademisyen ve sadece eleştiri metni kaleme alan eleştirmenlerimizin etkilendikleri isimler, eleştiri metotları, daha çok üzerinde durdukları şairler gibi önemli gördüğümüz bazı noktalara değineceğiz. Anahtar Kelimeler: Şiir, Şair, Eleştiri, Eleştirmen, Yöntem, Metin, Nesnellik, Öznellik, Teori
Necı̇p Fazıl Kısakürek'ı̇n şı̇ı̇rlerı̇nde ı̇ktı̇dar
Bu çalışmada Necip Fazıl'ın şiir türünde yazdığı eserleri incelenmiş ve şiirlerde iktidarın nasıl ele alındığı ortaya çıkarılmıştır. Bu inceleme yapılırken doküman inceleme ve veri analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde İslam felsefesinden ve Batı felsefesinden iktidar teorileri ortaya konulmuştur. İkinci bölümde iktidarın devlet içinde meşrulaşması, iktidarın edebiyata yansıması ve buna bağlı olarak kanon kavramı ele alınmıştır. Bu bölümde kanon, kavramsal olarak açıklanmış; kanonik metinler ve yazarlar örnekleriyle gösterilmiştir. Tezin son bölümünde ise Necip Fazıl'ın Çile ve Öfke ve Hiciv kitaplarında yer alan şiirleri incelenmiştir. Necip Fazıl'ın ideolojik ve poetik değişimi göz önünde bulundurularak bütüncül bir inceleme olabilmesi adına tüm şiirleri incelenmiştir. Bu şiirlerde şairin iktidara karşı tutumu ele alınmış ve bu tutum ilk bölümde yer alan teorilerle açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda Necip Fazıl'ın iktidar karşısındaki tutumu tarihsel gerçeklerle açıklanmıştır.
Sezai Karakoç, Abdullah et-Tayyib ve T.S. Eliot'ın şiir ve nesirlerinde medeniyet algısı
Bu çalışmada Türk şair Sezai Karakoç, Amerikan-İngiliz şair Thomas Stearns Eliot ve Sudanlı şair Abdullah et-Tayyib'in eserlerinden hareketle karşılaştırmalı edebiyat bağlamında medeniyet algısı incelenmiştir. Medeniyet algısı üzerinde sundukları benzerlikler ve farklılıklar göz önünde bulundurularak ait oldukları toplumları nasıl etkiledikleri tartışılmıştır. Bu üç ismin edebiyat, düşünce, sosyal hayat ve eğitim alanlarında izledikleri yollar incelenerek eserlerindeki medeniyet algıları tespit edilmiştir. Bu üç şair-düşünürün medeniyet algılarının büyük önem taşıdığını vurgulamak gerekir. Şairlerin medeniyet algısının önemi, yaşadıkları dönemlerden kaynaklanmaktadır. Zira 19. yüzyıldan itibaren yaşanan düşünme tarzlarındaki değişim, psikolojik bozukluklar, toplumsal hayatın karmaşaları, teknolojinin gelişmesi, hâkim düşünce akımları, modernizm, postmodernizm, materyalizm, anarşizm, ateizm, komünizm ve diğer felsefi akımlar, İnsanların medeniyet algılarını etkilemiştir. Bunun için bu üç ismin eserleri, yaşam biçimlerinin yeniden inşası ve dünyada yeni bir düzen kurmak için yapılan çabalar olarak algılanmaktadır. Mevcut sorunları yorumlayabilen ve halkına yön verebilen kimselerin düşünceleri büyük bir önem taşımaktadır. Bu çalışma, üç şairin medeniyet algılarının önemini ve toplumları üzerindeki etkisini kanıtlamaya çalışmaktadır. Bu şair-düşünürlerin inançlarına göre uygarlık algılarını yansıttıkları tespit edilmiş ve yarattıkları farkındalık ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bir yanda Sezai Karakoç ve Abdullah Tayyib'in eserlerinin İslam medeniyetini diriltmeye ve inşa etmeye çalıştığı belirlenirken, diğer yanda Thomas Stearns Eliot'un eserlerinde hak olarak kabul ettiği Hıristiyan medeniyetini yeniden kurmaya çalıştığı ispatlanmaya çalışılmıştır. Bu karşılaştırmalı çalışmada Sezai Karakoç, Thomas Stearns Eliot ve Abdullah et-Tayyib'in medeniyet algılarının oluşmasında, kültür, dinî düşünce, inanç, coğrafya, tarih ve gelenek gibi konuların önemli rol oynadığı tespit edilmiştir.
Mavera şairlerinin şiirlerinde varoluşçu başkaldırı biçimleri
1976-1990 yılları arasında varlık gösteren Mavera dergisi, bünyesinde Türk edebiyatı için önem arz eden isimleri barındırır. Bu çalışmada, "Mavera'nın beş şairi" olarak belirlenen isimlerin şiirlerindeki "varoluşçu başkaldırı"nın izleri sürülmüştür. Hareket noktası olarak varoluş felsefesi seçilmiştir. Teist bir filozof olarak, Cahit Zarifoğlu'nda bıraktığı tesir sebebiyle Søren Kierkegaard üzerinde bilhassa durulmuştur. Albert Camus'nün "başkaldırı felsefesi" açıklanarak onun, Mavera şairlerinde rastladığımız, "tarihsel başkaldırı" kavramından istifade edilmiştir. Sanayileşme ile birlikte gelen modernliğin kent hayatı üzerindeki etkisine ve şairlerin bu duruma karşı "bunaltı" içerisinde oluşan başkaldırısına değinilmiştir.
15 Temmuz girişiminin edebiyat sanat ve düşünce dergilerindeki yansımaları
Bu çalışma, 15 Temmuz darbe girişiminin edebiyat sanat ve düşünce dergilerindeki yansımalarını incelemek adına yapılmıştır. Çalışmanın amacı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yayınlanan dergilerin ilgili sayılarında teşebbüs aşamasında kalan darbenin izlerini yazın türleri üzerinden tespit ve tetkik etmek, süreli yayınlar aracılığıyla edebiyat dünyasında oluşturulan tutumu değerlendirmektir. Genel olarak edebiyat toplum ve darbe arasındaki ilişki, toplumsal değişim ve darbe süreçlerinde ortaya çıkan edebi üretimler üzerinde durulmuştur. Belirlenen edebiyat sanat ve düşünce dergilerindeki ilgili yazılar tür bakımından tasnif edilerek değerlendirilmiştir. Edebi tür dışında kalan metinlerde 15 Temmuz darbe girişiminin izleri sürülmüş ve darbe karşısında çeşitli açılardan "körlük" olarak ifade ettiğimiz tutumlar değerlendirilmiştir. Çalışmanın neticesinde hemen hemen her derginin genellikle Ağustos ve Eylül sayılarında gerek özel sayı gerekse içerikteki türler minvalinde darbe girişimine değindiği, bir kısım dergilerin de kalkışmayı göz ardı ettiği yahut farklı yaklaşımları benimsediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: 15 Temmuz, darbe, kalkışma, dergi, süreli yayın.