Theses supervised by Prof. Dr. Hayri Baran Yosmaoğlu

16 theses · Başkent University

Master'sOpen AccessTR

Anatomik ön çapraz bağ rekonstrüksiyonunun postoperatif osteoartrit oluşumuna etkisi

Çalışmamızın birincil amacı, anatomik rekonstrüksiyon ile ön çapraz bağ (ÖÇB) yırtığı tedavi edilen hastaların uzun dönem sonuçlarında osteoartrit varlığını değerlendirmekti. İkincil amacımız anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonu olan hastalar ile non-anatomik ÖÇB cerrahisi olan hastalar arasında, diz osteoartritinin gelişim farklılığı olup olmadığının değerlendirilmesiydi. Çalışmamıza ortalama 13 ± 8 yıl önce anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonu cerrahisi uygulanmış, 18 ile 64 yaş aralığındaki 35 birey ve non-anatomik yöntemler ile ÖÇB tedavisi uygulanmış 9 birey olmak üzere toplam 44 kişi dahil edildi. Non-anatomik cerrahi uygulanan grupla cerrahi üzerinden geçen yıl eşleştirilmeli, anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonu geçiren 9 kişilik bir grup (Anatomik 1) oluşturuldu. Eşleştirilen gruplar aralarında kıyaslandı. Olgularda osteoartritin varlığını belirlemek için röntgen üzerinden Kellgren-Lawrence skoru, ağrı şiddeti için Görsel Analog Skalası (GAS), aktivite düzeyinin belirlenmesi için Tegner Aktivite Skoru dizin fonksiyonelliği için Diz Cemiyeti Skoru kullanıldı. Olguların opere ve opere olmayan diz ekstansör ve fleksör kas kuvveti izokinetik kas kuvvet ölçümü ile belirlendi. Anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonu geçiren bireylerin %65,9'unda osteoartrit bulgularına rastlandı. Cerrahi yöntemler arası karşılaştırmada Non-anatomik cerrahi geçiren hastaların GAS sonucu düşük, Diz Cemiyeti Skoru sonuçları daha yüksek çıktı. Osteoartrit dereceleri arasında ise anlamlı bir fark görülmedi. Tüm hastaların rekonstrükte diz izokinetik kuvvet sonuçları, diğer ekstremitedeki diz kuvvetinden düşük çıkarken eşleştirilmiş gruplar arası karşılaştırmada non-anatomik grupla cerrahi üzerinden geçen yıl eşleştirilmeli anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonu geçiren grup (Anatomik 1) grubunun ekstansör kas defisiti 60°/s Work ölçümleri daha yüksek çıktı. Sonuç olarak anatomik ÖÇB rekonstrüksiyonunun postoperatif osteoartrit oluşumuna engel olamadığını ve gruplar arası karşılaştırmada Non-anatomik yöntemle cerrahi geçiren hastaların daha az ağrı hissedip, diz fonksiyonları daha iyi olsa da osteoartrit dereceleri arasında anlamlı bir fark olmadığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Osteoartrit, Ön çapraz bağ, Rekonstrüksiyon

OsteoartritOsteoartrit-dizÖlçekler+1
Bengü Balakkız
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gluteus medius ve Tensor fascia latae kaslarını çalıştıran egzersizlerde pelvis genişliğinin kas aktivasyonuna etkisi

Çalışmamızın amacı pelvis genişliği ve femur uzunluğunun egzersiz sırasında gluteus medius ve tensor fascia latae kasının aktivasyon düzeylerine etki edip etmediğini incelemekti. Çalışmamızda 20 kadın 20 erkek olmak üzere toplam 40 katılımcı vardı. Katılımcıların yaşlarının medyan değeri 23 idi. Tek bacak çömelme, tek bacak köprü ve yan köprü egzersizleri sırasında 2 fizyoterapist gözetimi altında gluteus medius ve tensor fascia latae kaslarının yüzeyel elektromyografi ile kas aktivasyonları ölçüldü. Tek bacak çömelme egzersizi sırasında kinematik veriler kamera ile kaydedilip, fotografik görüntü üzerinden bireylerin diz valgus açıları ölçüldü. Spina iliaca anterior superiorlardan ve trokanter majörlerden iki farklı pelvis genişliği, femur uzunluğu ve boy ölçümleri kaliper ve mezura ile ölçüldü. Tüm egzersizlerde gluteus medius kas aktivasyonu tensor fascia latae kas aktivasyonundan istatistiksel olarak yüksekti (p=0,000*). Yan köprü egzersizinde, TFL kas aktivasyonu diğer iki egzersizdeki TFL kas aktivasyonlarından önemli derecede yüksek bulundu (p=0,010*). Gluteus medius aktivasyonları açısından her 3 egzersiz arasında istatistiksel olarak fark bulunamadı (p>0,05). Fotografik ölçüm üzerinde tek bacak çömelme esnasında diz valgus açıları kadınlarda erkeklere oranla daha yüksekti (p=0,022*). Fakat kas aktivasyonları ve diz valgus değerleri arasında herhangi bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Tek bacak çömelmede (TBÇ) TFL kas aktivasyonu ile, femur uzunluğu (p=0,018) ve trokanter majörlerden ölçülen pelvis genişliği (p=0,026) değişkenleri anlamlı derecede ilişkili bulundu. Tek bacak köprüde yine TFL kas aktivasyonu ile femur uzunluğu arasında istatistiksel olarak ilişkili olduğu bulundu (p=0,031). Gluteus medius aktivasyonları ile pelvis genişlikleri ve femur uzunluğu arasında istatistiksel ilişki bulunmadı (p>0,05). Femur uzunluğu için hesaplanan regresyon katsayısı negatif değerli olduğundan TFL kas aktivasyonu ile arasında ters yönlü bir ilişki, trokanter majörlerden ölçülen Pelvis Genişliği / Boy değişkeni için hesaplanan regresyon katsayısı pozitif değerli olduğundan kas aktivasyonu ile arasında aynı yönlü bir ilişki olduğu bulundu. Femur uzunluğundaki 1 birimlik standart sapma artışı, TBÇ egzersizinde TFL kas aktivasyonunda 0,401 birimlik standart sapma kadar azalışa sebep olmuştur. Trokanter majörlerden ölçülen Pelvis Genişliği / Boy değişkenindeki 1 birimlik standart sapma artışı, TBÇ egzersizinde TFL kas aktivasyonunda 0,311 birimlik standart sapma kadar artışa sebep olmaktadır. Sonuç olarak, pelvis genişliği ve femur uzunluğu TFL kas aktivasyonunu etkilerken gluteus medius üzerinde herhangi bir değişiklik yaratmamıştır. TBÇ ve TBK egzersizlerinde TFL kas aktivasyonu, kadınlarda erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Tüm egzersizlerde TFL kas aktivasyonu, GM kas aktivasyonuna göre daha yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Gluteus medius, tensor fascia latae, pelvis, yüzeyel elektromyografi, femur

ElektromiyografiFemurGluteus medius+2
Ece Başaran
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mat pilates egzersizleri ile aletli pilates egzersizlerinin spinal stabilizasyon üzerine etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı düzenli pilates yapan kadın bireylerde mat pilates egzersizleriyle reformer pilates egzersizlerinin spinal stabilizasyona olan etkisini incelemektir. Çalışma randomize kontrollü̈ klinik çalışma olarak gerçekleştirildi. Çalışmaya katılan 30-50 yaş aralığındaki 40 kadın birey, 20 reformer pilates grubu ve 20 mat pilates grubu olarak ikiye ayrıldı. Reformer pilates grubundaki katılımcılara 4 hafta boyunca haftada 2 gün 50 dakika Reformer üzerinde spinal stabilizasyon egzersizi uygulandı. Mat pilates grubundaki katılımcılara ise 4 hafta boyunca haftada 2 gün 50 dakika mat üzerinde spinal stabilizasyon egzersizi planlaması uygulandı. 4 hafta öncesinde ve sonrasında gövde kaslarının spinal stabilizasyon kuvveti stabilizer aleti ile ölçüldü. Grupların kendi içerisinde gövde spinal stabilizasyon kuvveti arttığı ama iki grup arasında gövde spinal stabilizasyon kuvveti istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur (p0,512). Hem mat pilates hem de Reformer pilates egzersiz yöntemlerinin spinal stabilizasyon ve kas kuvveti gelişimi açısından birbirine üstünlüğü bulunmamaktadır. Pilates egzersizleri uygulamak için hem Reformer aleti hem de mat kullanılabilir. Reformer aleti ile yapılan egzersizler ile mat pilates egzersizlerinin benzer etkiye sahip olduğu gözlendi. Anahtar kelimeler; core egzersizleri, core stabilizasyonu, egzersiz, sağlıklı yaşam tarzı, pilates antremanı.

AntrenmanBeden stabilizasyonuEgzersiz+4
Güneş Aybüke Güdücü
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diz protezi cerrahisi geçiren hastalarda preoperatif ve postoperatif kinezyofobinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, total diz protezi cerrahisi geçiren bireylerde cerrahi öncesi kinezyofobi ile cerrahi sonrası dönemdeki kinezyofobinin incelenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya, total diz protezi cerrahisi geçiren 44 gönüllü birey dahil edildi. Bu çalışmaya katılan bireylere hareket etme korkusunu değerlendirmek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), eklem hareket açıklığını ölçmek için "universal gonyometre", ağrı değerlendirmesi için Vizüel Analog Skala (VAS), hastaların bağımsızlık düzeyini belirlemek için Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA) İndeksi, diz fonksiyonlarını ölçmek için Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), yaşam kalitesini değerlendirmek için Kısa Form- 36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF- 36) uygulandı. Çalışmanın verileri cerrahi öncesinde, cerrahi sonrası 3.günde ve 1.ayda yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Ameliyat öncesi, ameliyat sonrası 3.gün ve ameliyat sonrası 1.ay TKÖ puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Cerrahi öncesi kinezyofobi şiddeti ile cerrahi sonrası 3.gün ve 1.ay kinezyofobi şiddeti arasında pozitif ilişki bulundu (p=0,002, p=0,001). Cerrahi öncesi kinezyofobi ile cerrahi öncesi ağrı şiddeti, cerrahi öncesi SF-36 ağrı ve enerji alt parametreleri, cerrahi sonrası 3.gün SF-36 enerji alt parametresi ve cerrahi sonrası 1.ay EHA arasında negatif yönlü orta düzey ilişki bulundu (p=0,002, p=0,022, p=0,013, p=0,022, p=0,020). Cerrahi sonrası 3.günde ölçülen kinezyofobi şiddeti ile cerrahi öncesi ağrı şiddeti, 1.ay ağrı şiddeti, ve cerrahi öncesi WOMAC skoru arasında pozitif yönlü orta düzey ilişki bulundu (p=0,018, p=0,046, p=0,014). Cerrahi sonrası 1.ayda ölçülen kinezyofobi şiddeti ile 1.ay SF-36 genel sağlık alt parametresi, cerrahi öncesi SF-36 mental sağlık alt parametresi, cerrahi sonrası 3.gün Barthel GYA İndeksi, SF-36 sosyal fonksiyon ve enerji alt parametrelerinde negatif yönlü orta düzey ilişki bulundu (p=0,004, p=0,015, p=0,017, p=0,038, p=0,022). Cerrahi sonrası 1.ayda ölçülen kinezyofobi şiddeti ile cerrahi öncesi ağrı şiddeti ve WOMAC skoru arasında pozitif yönlü ilişki bulundu (p=0,001, p=0,017). Çalışma sonuçlarına göre cerrahi sonrası erken ve uzun dönemdeki kinezyofobi cerrahi öncesindeki kinezyofobi, ağrı şiddeti, fonksiyonel seviye ve yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Hastaların preoperatif dönemde kinezyofobi ile ilgili değerlendirilmesi postoperatif dönemde görülebilecek kinezyofobi için fayda sağlayabilir.

Diz eklemiDiz proteziHareket korkusu+4
Sıla Çağla Demiralay
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
11
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel adölesan okçularda ısınma programıyla birlikte yapılan denge egzersizlerinin atış doğruluğu ve fonksiyonel performans parametrelerine akut etkisi

Bu çalışmanın amacı; okçulukta genel ısınma programı ve genel ısınmaya eklenen denge egzersiz programlarının iki grup sporcuları arasındaki atış performansı, endurans, denge ve koordinasyon değişkenlerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya 32 gönüllü lisanslı okçu dahil edildi. Randomize, çapraz tasarımlı klinik araştırma şeklinde planlanan çalışmada sporcular randomize bir şekilde 16 kişilik iki gruba ayrıldı. İlk aşamada kontrol grubundaki okçular antrenmanlarında yaptığı genel ısınma programını uygularken, deney grubu bu genel ısınmaya ek denge egzersizlerini içeren diğer ısınma programını uyguladı. 2-3 günlük arınma döneminin ardından bu ısınma programları çapraz tasarım şeklinde tam tersi gruba uygulandı. Verilen arınma döneminde sporcuların antrenman ve ok atışı yapmaması istendi. Okçuların ısınma programlarının ardından atış performansı; Türkiye Okçuluk Federasyonu Yarışma Talimatı Kurallarına göre, endurans; 30 Saniye Şınav Testi ile, statik denge; Flamingo Denge Testi ile, koordinasyon ise; Altıgen Testi ile değerlendirildi ve sonuçlar kaydedildi. Bu değerlendirmeler ile farklı ısınma şekillerinde denge egzersizlerinin okçuların performansına olan akut etkisine bakıldı. Araştırmanın sonucunda ilk olarak arınma süresi ve periyot etkisine bakıldı. Verilen ısınma programıın etkisinden arınmak için arınma süresinin yeterli olup olmadığını görmek amacıyla, her iki grubun birinci ve ikinci değerlendirme sonuçları arasında bir fark olup olmadığı incelendi ve istatistiksel açıdan bir fark görülmedi (p>0,05). Periyot etkisine de uygun test istatistiği ile bakıldı ve istatistiksel açıdan bir fark görülmedi (p>0,05). Sonuçlara göre, arınma süresinin yeterli olduğu, gruplara uygulanan ısınma programının bir sonraki uygulanacak olan ısınma programına etkisinin aktarılmadığı görüldü. Genel ısınma programı ve genel ısınmaya ek uygulanan denge eğitiminin sporcuların performans parametreleri üzerine etkisinin olup olmadığı incelendiğinde; 3 günlük arınma döneminden önce ve sonra yapılan analizlerde deney ve kontrol grupları arasında atış performansı, flamingo denge testi, şınav testi ve altıgen koordinasyon test değerlerinde istatistiksel açıdan bir fark olmadığı sonucu çıkarıldı, yokluk hipotezi kabul yoluna gidildi (p>0,05). Genel ısınma programına ek verilen denge eğitiminin okçuların performans parametreleri üzerine arttırıcı bir etkisi olmadığı, iki grubun da test sonuçlarının benzer olduğu sonucuna varıldı.

EgzersizErgenlerIsınma+5
Betül Başak Çimen
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Skolyoza özgü egzersizlerin skolyoz şiddeti, uyku kalitesi ve beden algısı üzerine etkisi

Araştırma, Skolyoz tanısı almış yetişkin bireylerde skolyoza özgü egzersizlerin skolyoz şiddeti, uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve beden algısı üzerine etkisini araştırmak amacıyla tek grupta, ön test son test, deneysel tasarımda yapıldı. Araştırma, Ankara'da Skolyoza özgü bir merkezde Nisan-Ağustos 2022 tarihleri arasında skolyoz tanısı olan 33 yetişkin hastayla yürütüldü. Araştırmanın başlangıcında hastaların skolyoz şiddeti, gövde rotasyon ölçümüyle değerlendirildi. Araştırmada egzersiz öncesinde Kişisel Bilgi Formu, Skolyoz Dış Görünüş Anketi, Scoliosis Research Society-22 anketi (SRS-22) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Skolyoza özgü egzersizler üç ay boyunca toplamda 24 seans, haftada iki gün, bir saat uygulatıldı. Egzersiz sonrasında tekrar gövde rotasyon ölçümü yapıldı ve Skolyoz Dış Görünüş Anketi, Scoliosis Research Society-22 anketi (SRS-22) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği tekrar uygulandı. Araştırmada, ön test ile son test bulguları karşılaştırıldığında, hastaların gövde rotasyon açılarının anlamlı derecede azaldığı ve skolyoz ilişkili semptomlarının şiddet ortalamalarında da azalma olduğu belirlendi. Araştırma sonucunda skolyoz hastalarının beden algısı, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinde pozitif yönde anlamlı bir artış olduğu saptandı (p<0,05). Araştırmada, Skolyoza Özgü Egzersizin hastaların skolyoz ilişkili semptomlarını ve skolyoz şiddetini azalttığı, olumlu beden algısı, uyku ve yaşam kalitesinde artış sağlanmasına katkıda bulunduğu sonucuna ulaşıldı. Çalışmanın bulguları göz önüne alındığında, skolyoza özgü egzersizler konusunda önemli kanıt değeri sunmaktadır. Bu doğrultuda Skolyoza Özgü Egzersizlerin fizyoterapistler tarafından skolyoz tedavisinde kullanılması, konservatif tedavinin etkinliğini arttırmasına katkı sağlayacaktır.

Düzeltici egzersizlerKas germe egzersizleriPittsburg uyku kalitesi ölçeği
Tuğçe Taşkaya Memili
Başkent University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Medial patellofemoral ligament rekonstrüksiyon cerrahisi geçiren bireylerde cinsiyet, beden kütle indeksi ve patellar mobilitenin diz fonksiyonu üzerine etkisi

Medial Patellofemoral Ligament (MPFL), diz kompleksi için oldukça önemli olup dizin lateral yönlü stabilizasyonunu sağlar. Çeşitli yaralanma mekanizmaları olsa da sıklıkla patellar dislokasyon sonucu yaralanır. Bu ligamentin tamiri dizin stabilizasyonu açısından önemli olduğundan son yıllarda rekonstrüksiyon cerrahisi sık yapılmaya başlanmıştır. Cerrahide kullanılan çeşitli greft tipleri ve farklı cerrahi teknikler bulunmaktadır. Çalışmamızın amacı, medial patellofemoral ligament rekonstrükiyonu geçirmiş kişilerdeki Beden Kütle İndeksi (BKİ), cinsiyet ve patellar mobilite değerlerinin kişilerin fonksiyonellikleri üzerine etkisini değerlendirmekti. Araştırmacı tarafından hazırlanan içerisinde demografik ve cerrahi bilgilerin yer aldığı hasta değerlendirme anketi ve diz eklemi fonksiyonu için Lysholm Diz Değerlendirme Skoru, 2000 IKDC Subjektif Diz Değerlendirme Formu, Tegner Aktivite Düzeyi Skalası ve Kujala Patellofemoral Skoru ile değerlendirildi. Katılımcıların patellar mobilite ve patellar apprehension test sonuçları kaydedildi. Ayrıca dirençli diz ekstansiyonu sırasında diz eklemindeki ağrı Görsel Analog Skalası ile sorgulanmıştır. Fonksiyonel skorlar açısından cinsiyetler arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Katılımcıların yüksek BKİ değerleri, özellikle Lysholm ve Kujala skorlarında düşüklüğü neden olmuştur. Lateral patellar glide değeri arttıkça baskın olmayan tarafı ameliyat edilen bireylerde IKDC ve Kujala skorlar puanlamaları düşmüştür. Patellar apprehension testi pozitif çıkan bireylerde Kujala ve Lysholm anket değerlerinde anlamlı düzeyde düşüklük saptanmıştır. Ameliyat sonrası rehabilitasyon alan bireylerde tüm fonksiyonel skorlar daha yüksek olsa da iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bu çalışma sonucunun, medial patellofemoral rekonstrüksiyon cerrahisi geçirmiş kişilerdeki cinsiyet, Beden Kütle İndeksi ve patellar mobilite değerlerinin farklılığının kişinin fonksiyonelliğine etkisini ortaya koyması açısından önemli olduğu düşünülmektedir.

AnketlerCinsiyetPatellar dislokasyon+1
Gizem Mersinli
Başkent University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bedensel engelli çocuklara bakım veren aileleri etkileyen faktörlerin rehabilitasyonda aile işlevselliğine etkisi

Rehabilitasyon programlarında fizyoterapist ile iş birliği içinde hareket eden ailelerin çocuklarının günlük yaşam aktivitelerinde daha fonksiyonel olduğu ve yeterliliklerinin arttığı görülmüştür. Ancak ailenin rehabilitasyon sürecindeki işlevselliğinin hangi faktörlerden etkilendiğine yönelik bir çalışma literatürde bulunmamaktadır. Bu çalışmadaki amaç, bakım verenlerin yaşadığı problemlerin ve yaşamlarında oluşan değişikliklerin incelenerek ailenin rehabilitasyona sağladığı katkıyı engelleyen faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmamız 0-18 yaş aralığında bedensel engelli çocuğa sahip olan 100 primer bakım veren birey üzerinde gerçekleştirildi. Bedensel engelli çocuklarının bağımsızlık düzeyini belirlemek için Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, primer bakım verenlerin bakım yükünü belirlemek için Bakas Bakım Verme Etki Ölçeği ve ailelerin rehabilitasyon sürecindeki işlevlerini değerlendirmek için Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği Ölçeği yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulandı. Çalışmanın sonucunda, Bebeğinin engelli dogacagını bilen ailelerin bilmeyen ailelere göre Bakas Bakım Verme Etki Ölçeği ve Aile İşlevselliği Ölçeğinin rehabilitasyona katılım alt boyutundan aldıkları ortalama puan istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0.05). Bebeğin engel durumu konusunda kendini hazırlayan primer bakım verenler ve kendini çocuğun durumu ile baş etmede yeterli hisseden primer bakım verenlerin Bakas Bakım Verme ve Aile İşlevselliği Ölçeği farkındalık, tutum ve davranış, toplumsal katılım ve rehabilitasyona katılım alt boyutundan aldıkları ortalama puanlar, engel durumu konusuna kendini hazırlamayan ve kendini bu konuda yeterli hissetmeyenlere göre istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0.05). Bakas Bakım Verme, Barthel ve Aile İşlevselliği Ölçeği puanları arasında herhangi bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Bedensel engelli çocuğu 0-2 yaş arasında olan bakım verenlerin Aile işlevselliği ölçeği rehabilitasyona katılım alt boyutundan aldıkları ortalama puan, engelli çocuğu 7-11 yaş arasında olan bakım verenlerden istatistiksel olarak daha yüksekti. Sonuç olarak engel durumunu doğum öncesinde bilen, engelli çocuğu küçük olan ve kendini bu duruma hazırlayan primer bakım veren ailelerin rehabilitasyon sürecine katılımının daha fazla oldugu, bu sebeple rehabilitasyon sürecinde sadece engelli bireyi degil aileyi de beraberinde değerlendirmenin ve çocuğun ve ailenin gereksinimlerinin birlikte karşılanması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bedensel engel, Bakım yükü, Aile işlevi

AileAile işlevleriBakım verenler+4
Merve Değer
Başkent University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 geçirmiş kişilerde tedavi sonrası fiziksel aktivite korkusu ve depresyon

Çalışmanın amacı; COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş kişilerde fiziksel aktivite korkusu ve depresyon durumunu değerlendirmek, hastanede yatan ile yatmayan arasında fark olup olmadığını incelemektir. Çalışmaya 18-65 yaş aralığında mental problemi olmayan, COVID-19 enfeksiyonu geçirerek iyileşmiş 115 gönüllü birey (yaş ortalaması: 31±9) katılmıştır. Çalışmaya katılan bireylere fiziksel aktivite korkusunu değerlendirmek için TKÖ Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), depresyon ve anksiyeteyi değerlendirmek için Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) uygulanmıştır. Tüm bireylerin TKÖ puan ortalaması normalin üzerindeydi (41±5). Hastanede tedavi gören hastaların fiziksel aktivite korkusu (43±4), evde tedavi gören hastalardan (40±5) daha yüksekti (p<0.05). HADÖ sonuçlarına göre tüm bireylerin depresyon ve anksiyete ortalaması normal kabul edilen 7'değerinin üzerindeydi (sırasıyla 7,4 ve 9,5). Hastanede yatan bireylerin depresyon ve anksiyete değerleri evde tedavi olanlara göre daha yüksekti. Tüm hastalarda TKÖ puanı ile hem depresyon (r=0.262; p<0.01), hem de anksiyete düzeyleri (r=0.390; p<0.01) arasında pozitif bir ilişki bulundu ve korelasyon katsayılarına göre anksiyetenin TKÖ ile ilişkisi, depresyondan daha yüksekti. Sonuç olarak; COVID-19 enfeksiyonu vakalarında, kinezyofobi, depresyon ve anksiyete oluştuğu, hastanede tedavi olan bireylerde bu değişkenlerin daha yüksek seviyede görüldüğü ve Fiziksel aktivite korkusu ile depresyon ve anksiyete arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edildi.

COVID 19DepresyonFiziksel aktivite+5
Serkan Kalmaz
Başkent University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yoga yapan bireylerde servikal bölge taktil duyu keskinliği ve vücut farkındalığının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, düzenli yoga yapan sağlıklı bireyler ile yoga yapmayan sağlıklı sedanter bireylerin, servikal bölge taktil duyu keskinliğini ve vücut farkındalığını karşılaştırmaktır. Bu amaçla çalışmaya dahil edilen 18-35 yaş arası 60 bireyden 30'u en az 6 aydır düzenli vinyasa ve hatha yoga yapan birinci grubu; yaş, cinsiyet, beden kütle indeksi bakımından eşleştirilmiş diğer 30 sağlıklı sedanter birey ise ikinci grubu oluşturdu. Taktil duyu keskinliğini objektif olarak değerlendirmek amacıyla her iki grubun servikal bölgede C7, C5, C3, C1 ve T1 segmentlerine, dijital kaliper ile iki nokta ayrım duyu (2NAD) testi ölçümü yapıldı. Vücut farkındalığını ölçebilmek için ise Türkçe geçerlik güvenirlik çalışması yapılmış Vücut Farkındalık Anketi (VFA) kullanıldı. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 kullanılarak analiz edildi. Grupların 2NAD verileri arasındaki fark incelendiğinde, yoga yapanların, yapmayan bireylere göre servikal bölgedeki 2NAD eşiklerinin daha düşük çıktığı görüldü (p<0,001). Grupların VFA toplam skorları arasındaki fark incelendiğinde ise yoga yapanlarda vücut farkındalığının daha yüksek olduğu bulundu (p<0,001). Bununla birlikte, yoga yapma süresi ile vücut farkındalığı arasında pozitif yönde bir korelasyon bulundu (r=0,567, p<0,001). Ayrıca, yoga yapma süresi ile 2NAD eşikleri arasında servikal bölgede ölçüm yapılan tüm segmentlerde negatif yönde korelasyon bulunurken (p<0,001); en büyük korelasyon C7 segmentinde (r=-0,844, p<0,001), en düşük korelasyon C3 segmentinde bulundu (r=0,669, p<0,001). Sonuç olarak; yoga uygulamalarının fizyoterapi programlarına eklenmesi, vücut farkındalığını ve taktil duyu keskinliğini artırarak, ağrı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi üzerinde pozitif yönde bir etki sağlayabilir. Benzer çalışmaların uzun izlem periyotlarını içerecek şekilde yapılması bu uygulamaların sonuçları hakkında daha fazla bilgi verecektir.

AğrıBedensel farkındalıkBiyopsikososyal yaklaşım+4
Hazal Sarak Küçükosmanoğlu
Başkent University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı materyalden yapılmış farklı sertlikteki yatakların basınç dağılım özelliklerinin konfor ve bel mekaniğine etkisi

Çalışmanın amacı sağlıklı bireylerde antropometrik özelliklerine göre üç farklı materyal ve sertlikteki yatak üzerinde üç farklı yatış postüründe elde edilen basınç dağılım özellikleri ile yatak üzerinde hissedilen konforun arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışmamıza 18-65 yaş arası 44 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin omurga uzunluğu, omuz ve pelvis genişliği mezura ile ölçüldü. Çalışmamızda sert yatak olarak lateks, orta sert yatak olarak yaylı ve yumuşak yatak olarak visco yatak kullanıldı. Sırasıyla üç tip yatak üzerine serilen Tactilus basınç dağılım ölçüm cihazı ile bireylerin sırt üstü, sağ ve sol yan pozisyonlarında basınç dağılımları ölçüldü. Yataklar üzerinde üç yatış durumunda bireylerce hissedilen konforun değerlendirilmesinde Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanıldı. Her üç yatak materyalinde sırtüstü yatışta sağ ve sol yana yatışa kıyasla daha düşük "basınç ortalaması" elde edildi (p=0,001). Lateks ve visco yatakta sırtüstü yatışta yan yatışa kıyasla daha düşük "yüksek basınç alanı" elde edildi (p=0,001). Yaylı yatakta yatanların "yüksek basınç alanları" yatış yönüne göre farklılık göstermedi (p=0,124). Yan yatışta en düşük "yüksek basınç alanı" lateks yatakta, en yüksek basınç alanı visco yatakta olduğu görüldü (p=0,001). Sırtüstü yatışta yüksek basınç alanları yataklar arasında farklılık göstermedi (p=0,237). Visco yatağın VAS konfor puanları diğer yataklara göre farklılık göstermemekle birlikte (p>0,05) lateks yatağın VAS konfor puan ortalamasının yaylı yataktan daha düşük olduğu görüldü (p<0.05). Visco yatakta bireyin omurga uzunluğu arttıkça hissedilen konfor arttı (p=0,040). Diğer yataklarda hissedilen konfor düzeyi ile tüm antropometrik özellikler arasında istatiksel olarak ilişki saptanmadı (p>0,05). Sırtüstü yatışta kilo, boy, omurga uzunluğu, omuz ve kalça çap değerlerinin her tip yatakta basınç ortalamaları üzerinde etkisi olduğu görüldü (p>0,05). Vücut ağırlığı arttığında yaylı yatakta sadece yan yatışta yüksek basınç alanı değeri arttı. Diğer yataklarda ise vücut ağırlığı arttıkça yatış yönü farketmeksizin yüksek basınç alanı değeri arttı(p<0,05). Yaylı yatakta yan yatışta omuz çapın ve sırtüstünde pelvis çapın artışı ile ortalama basınç değeri arttı (p<0,05). Yaylı yatakta sırtüstünde boy uzunluğu arttıkça ortalama basınç değeri azaldı (p<0,05). Sonuç olarak lateks yataklara kıyasla yaylı yataklar konfor açısından avantaj oluşturmakla birlikte antropometrik özelliklere göre konfor algısı değişmemektedir. Ancak antropometrik özellikler ve bireyin ağırlıklı olarak tercih ettiği yatış postürü, yüksek basınç ve basınç ortalaması değerlerini etkilemesi açısından ideal yatak seçiminde önem taşımaktadır. Yüksek kiloya sahip sırtüstü ve yan yatış pozisyonunu tercih eden bireylere lateks yatak ve yaylı yatak önerilebilir. Omuzu geniş bireylerin yan yatışta, kalçası geniş bireylerin sırtüstü yatışta yaylı yatak seçmesi dezavantaj yaratabilirken sırtüstü yatışta boy uzunluğu arttıkça yaylı yatak seçilebilir.

Basınç dağılımıBel ağrısıKonfor+5
Melike Naz Gürel
Başkent University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı kişilerde alet destekli miyofasyal gevşetme ve hareket ile mobilizasyon yönteminin el kaba kavrama kuvvetine olan etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı; sağlıklı kişilerde kas ve fasyaya yönelik uygulamanın eklem odaklı uygulama ile karşılaştırılması ve alet destekli miyofasyal gevşetme ve hareket ile mobilizasyonun kavrama kuvvetine olan akut etkilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya 18-40 yaş arası dahil edilme ölçütlerini taşıyan 60 sağlıklı birey dahil edildi. Katılımcılar alet destekli miyofasyal gevşetme grubu (n=30) ve hareket ile mobilizasyon grubu (n=30) olarak randomize edildi. alet destekli miyofasyal gevşetme grubuna dominant taraf el bileği fleksör ve ekstansör kaslarına alet yardımıyla miyofasyal gevşetme toplam 10 dk olacak şekilde; hareket ile mobilizasyon grubuna ise el bileği fleksiyon ve ekstansiyon hareketi bireyin aktif katılımı sağlanarak her iki yönde 10 tekrar 3 set olacak şekilde uygulandı. Uygulamalara başlamadan önce ve seans bitiminden sonra her iki grubun kaba kavrama kuvveti hidrolik el dinamometresi (Jamar® Hydraulic Hand Dynamometer, USA) cihazı yardımı ile ölçüldü. Hem alet destekli miyofasyal gevşetme hem de hareket ile mobilizasyon grubunda uygulama sonrası kavrama kuvveti yüksek bulundu (sırasıyla, p=0,014; p=0,002). Her iki grubun kavrama kuvveti artışı arasında birbirlerine göre üstünlükleri ve cinsiyet bazında farklılık bulunmadı (p>0.05). Hareketle mobilizasyon grubunun kadın bireylerinde ise kavrama kuvvetinde akut artış bulunmuştur (p<0.05). Yaş ve vücut kütle indeksi açısından total (n=30) ve cinsiyet (n=15) açısından kavrama kuvveti ile korelasyon bulunmamıştır. Sonuç olarak; sağlıklı bireylere uygulanan iki farklı manuel uygulamanın kavrama kuvvetine etkisinin pozitif yönde ve aynı olduğu bulunmuştur. Yüzde değişikliği bazında; gruplar arası değişimde farklılık yoktur yani iki uygulamanının birbirine göre üstünlükleri bulunmamaktadır fakat kas kuvvetini artırıcı etkileri mevcuttur.

BilekEl kavrama kuvvetiFizik tedavi+2
Sena Geyikcioğlu
Başkent University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcularda torakal omurgaya uygulanan manuel terapinin vertebral dizilime akut etkisi

çalışmanın amacı postüral problemi ve ağrısı olmayan sporcularda torakal omurgaya yapılan manuel terapinin spinal segmentler üzerine anlık etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma randomize kontrollü ve değerlendirici tarafından tek kör klinik çalışma olarak gerçekleştirildi. Çalışmaya katılan 28 erkek sporcu, 14 uygulama grubu ve 14 sahte tedavi grubu randomize olarak ikiye ayrıldı. Her iki gruba da, sırt bölgesinin raster-stereografi görüntüleme yöntemi ile kinematik analizi alındı. Uygulama grubundaki sporcuların skapulanın inferior kısmındaki torakal omurgaya nefes alışverişinden sonra direkt manipülasyon uygulaması yapıldı. 14 kişilik sahte tedavi grubundaki katılımcılar yüzüstü uzanır şekilde pozisyonlandı. Klinisyen ellerin torakal bölge üzerinde yerleştirdi. Nefes alışverişinden sonra eller geri çekilip uygulama tamamlandı. Uygulama sonrası her iki gruptaki katılımcıların torakal ve lumbal vertebral dizilimi raster-stereografi görüntüleme yöntemi ile, kinematik olarak analiz edildi. Bu çalışma ile Torakal omurga üzerine yapılan manipülasyonun postür üzerine akut olarak kifotik açı ve vertebral rotasyon maksimum açısında kinematik değişiklik yarattığı, (p<0,05) lordotik açı, koronal imbalans, apikal deviasyon ve sagital imbalans anlamlı değişikliğin olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Bu bulgular ışığında, torakal direkt manipülasyon uygulamasının akut kalıcı vertebral kinematik değişiklik yaratıyor olması terapötik amaçlı kullanımı açısından kanıt değeri taşıması değeriyle yol gösterici olabilir. Anahtar kelimeler: Kinematik, manuel terapi, spinal manipülasyon, biyomekanik

BiyomekanikFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+5
Kemal Eren Güdücü
Başkent University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lumbal radikülopati hastalarında farklı bantlama tekniklerinin ağrı, fonksiyonellik ve doku sıcaklığı üzerine etkisi

Çalışmanın amacı; lumbal radikülopati hastalarında farklı bantlama materyal ve tekniklerinin ağrı, fonksiyonellik, doku sıcaklığı üzerinde oluşturacağı etkileri araştırmaktır. Çalışmamıza, 18-50 yaş arası lumbal radikülopati tanısı alıp, bel ağrısı nedeniyle fizyoterapi ve rehabilitasyon programına alınan 51 gönüllü hasta dahil edildi. Hastalar kinezyo bantlama grubu, atletik bantlama grubu ve plasebo bantlama grubu olarak üçe ayrıldı. Aktivite ve istirahat sırasında hissedilen ağrı şiddetinin değerlendirilmesinde vizüel analog skalası kullanıldı. Fonksiyonelliğin ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi ve Roland-Morris Engellilik Anketleri kullanıldı. Bölgesel doku sıcaklığı dijital elektronik infrared termograf ile uygulama öncesi ve sonrası ölçüldü. 10 seans müdahaleden sonra tüm gruplarda ağrı, fonksiyonel durum ve yaşam kalitesinde istatistiksel olarak iyileşme görüldü (p ˂0,05). Tedavi öncesi ve tedavi sonrası klinik değerlerin farkları gruplar arasında karşılaştırıldığında, kinezyo bantlama grubunun ağrı ve fonksiyonelliği arttırmada daha etkili olduğu görüldü (p ˂0,05). Kinezyo bantlama grubunun tedavi öncesi ve sonrası lokal doku sıcaklığının değerlerinin değişmediği (p>0,05), atletik ve plasebo bantlama grubunun doku sıcaklığında artış olduğu görüldü (p ˂0,05). Sonuç olarak; kinezyo ya da atletik bantlama uygulamalarının fizyoterapi programlarına eklenmesi; ağrı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi üzerinde iyileşmeyi arttırmaktadır. Ancak dokuya olan uyumu ve kullanım kolaylığı da göz önüne alındığında lumbal radikülopatili hastalarda kinezyo bant uygulaması tedavi için daha uygun bir tercih olabilir. Anahtar kelimeler: bel ağrısı, kinezyobant, yaşam kalitesi, deri sıcaklığı, fizyoterapi

AğrıBel ağrısıDeri sıcaklığı+4
Tuğçe Namlı
Başkent University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lomber disk hernisi olan bireylerde mikrodiskektomi cerrahisinin erken dönemde ağrı, yaşam kalitesi ve fonksiyonelliğe etkisi

Çalışmanın amacı lomber disk hernisi tanılı bireylerde mikrodiskektomi cerrahisinin ağrı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi üzerine kısa dönem etkilerini incelemekti. Bu amaçla çalışmaya dahil edilen lomber disk hernisi tanılı 53 bireyden 28'i mikrodiskektomi uygulanması kararı alınan cerrahi grubunu, sadece eklem koruma prensipleri hakkında bilgi verilen 25 birey ise kontrol grubunu oluşturdu. Hastaların fonksiyonel durumu Oswestry Özürlülük İndeksi ile, bel ağrısı McGill-Melzack Ağrı Ölçeği ile, spinal stabilizasyon aktivitesi Stabilizer Basınç Biofeedback Cihazı ile, yaşam kalitesi ise Kısa Form 36 (KF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği ile çalışma başlangıcında ve dört hafta sonunda değerlendirildi. Cerrahi yapılan grupta ağrı şiddeti anlamlı düzeyde azalırken fonksiyonellik ve yaşam kalitesinin istatistiksel olarak arttığı bulundu (p<0,05). Kontrol grubunda ise ağrı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi parametrelerinde anlamlı bir değişiklik saptanmadı. Cerrahi yapılan grupta spinal stabilizasyonu koruma aktivitesinde kontrol grubuna kıyasla daha fazla azalma olduğu saptandı (p<0,01). Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre lomber disk hernisi tanılı bireylerde mikrodiskektomi cerrahisi uygulamasıyla kısa dönemde hastaların ağrılarının azaldığı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesinde ise artış meydana geldiği saptandı. Benzer çalışmaların uzun izlem periyotlarını içerecek şekilde yapılması bu cerrahinin sonuçları hakkında daha fazla bilgi verecektir. Anahtar Kelimeler: Diskektomi, fıtıklaşmış disk, bel ağrısı, yaşam kalitesi

AğrıBel ağrısıDiskektomi+3
Ecehan Açbay
Başkent University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lateral ayak bileği yaralanması olan kişilerde esnek ve esnek olmayan bantlama uygulamalarının sıçrama sonrası yere inişte ayak bileği kinematiği üzerine etkinliğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı tek taraflı lateral ayak bileği yaralanması öyküsü olan kişilerde etkilenmiş ayak bileğine uygulanan esnek ve esnek olmayan bantlama uygulamalarının sıçrama sonrası yere inişte ayak bileği eklemi üzerindeki etkisini kinematik olarak karşılaştırmaktır. Tek taraflı lateral ayak bileği yaralanması öyküsü olan 24 kişi, 30 cm yükseklikteki platformdan tek ayak üstüne iniş yaptırılarak ayak bileği kinematik analizi üç boyutlu yüksek hızlı kamera sistemiyle gerçekleştirildi. Aynı analiz yaralanma geçirmiş ayağa esnek (kinezyo bantlama) ve esnek olmayan bantlama (atletik bant) yapılarak tekrarlandı. Hiçbir bantlama yapılmadan gerçekleştirilen inişte yere ilk temasta ve ilk temastan sonraki ilk 150 ms' de etkilenen ayağın inversiyon açı değerinin etkilenmeyen ayaktan daha küçük olduğu ve farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p=0,03967, p=0,04250). Etkilenen ayakta esnek bantlama, esnek olmayan bantlama uygulaması sonrası ve hiçbir bantlama uygulaması yapılmadan gerçekleştirilen üç farklı yere inişte ilk temas, tam temas ve ilk temastan sonraki ilk 150 ms' de ayak bileği kinematik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Çalışmanın sonuçları, esnek ve esnek olmayan bantlama uygulamalarının sıçrama sonrası yere iniş sırasında ayak bileğinin stabilizasyonunda yeterli olmayabileceğini ve bant uygulama teknik ve materyallerinin kinematik açıdan farklı olmadığını göstermektedir. Ayak bileği yaralanması geçiren bireylerde özellikle sportif aktivite sırasında bantlama uygulaması yapılsa dahi yaralanma ile ilgili kinematik risk faktörlerinin devam ettiği göz önüne alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ayak bileği, lateral ayak bileği yaralanması, kinematik analiz, ayak bileği biyomekaniği, bantlama

Ayak bileğiAyak bileği eklemiBiyomekanik+3
Süleyman Korkusuz
Başkent University · Institute of Health Sciences
2019
00

Other supervisors