Theses supervised by Prof. Dr. Hayriye Yıldız Daşgan
32 theses · Çukurova University
Mikronize-bentonitli-kükürt ile buna eklenmiş demir (Fe) ve çinko (Zn) mikro elementlerinin organik domates yetiştiriciliğindeki etkinliklerinin araştırılması
Bu çalışmada, serada organik domates yetiştiriciliğinde, toprağa uygulanan beş farklı ürünün; 1) Mikronize-bentonitli-kükürt, 2) Geleneksel toz kükürt, 3) Mikronize-bentonitli-kükürt+demir (Fe), 4) Mikronize-bentonitli-kükürt+çinko (Zn), 5) Mikronize-bentonitli-kükürt+demir (Fe)+çinko (Zn) ve uygulama yapılmayan kontrolün; bitkilerde büyüme, verim ve meyve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca toprak pH'sı ve Fe ile Zn içerikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Denemede bitki boyu, yaprak sayısı, salkım sayısı, gövde çapı bitkide toplam yeşil aksam ağırlığı, meyvede ağırlık, çap, boy, hacim gibi fiziksel özellikler ve meyve suyunda çözülebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir toplam asitlik, vitamin C, meyvede pH ve EC gibi bazı kimyasal özellikler, bitkilerde makro ve mikro mineral maddeler, ayrıca toprakta pH ve EC, Fe, Zn, Mn, Cu mikro-element konsantrasyonları incelenmiştir. Bitki büyüme parametreleri, toplam verim, meyve kalite özellikleri, yaprakta besin maddeleri konsantrasyonları bakımından uygulamalar arasında istatistiki yönden önemli farklar belirlenmemiştir. Sadece Nisan ayında yapılan analizde yaprakta Fe değerleri bentonitli-mikronize-kükürt uygulamalarında daha yüksek bulunmuştur. Sera toprağında başlangıç pH değeri 7.80 iken, bütün uygulamalarda toprak pH değerlerinde 5 ay gibi bir sürede (Şubat-Haziran) 0.16 ile 0.36 birim düşmeler meydana gelmiştir. Bu denemede, domates bitkilerinin organik beslenmesi için katı ve sıvı organik gübrelerin kullanımı toprak pH'sının düşmesine neden olmuştur. Bu nedenle, hiç kükürt uygulaması yapılmayan kontrol parsellerinde bile pH düşmesi kaydedilmiştir. Bu durum, denemede kullanılan kükürt ürünlerinin 5 ay gibi bir sürede pH düşürme etkinliğinin ortaya çıkarılmasını ve birbirleri ile karşılaştırılmasını maskelemiştir. Toprak Zn konsantrasyon değerleri,Zn içeren bentonitli-mikronize-kükürt uygulamalarında yüksek bulunurken, Fe içeren uygulamalarda belirgin bir farklılık dikkat çekmemiştir.
Açıkta hıyar yetiştiriciliğinde yapraktan uygulanan selenyum ve silisyumun etkileri
Bu çalışmada, yapraktan selenyum (Se) ve silisyum (Si) gübrelemelerinin açık tarla koşullarında yetiştirilen hıyarda (Cucumis sativus L.) bitki büyümesi, verim, bitki besin maddeleri alımı ve bazı meyve kalite özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Selenyum, Na2SeO4 bileşiği olarak 50 ppm dozunda ve Silisyum, K2SiO3 bileşiği olarak 300 ppm dozunda yapraklardan sprey şeklinde olmak üzere 3 defa 15 gün aralıklarla uygulanmıştır. Deneme süresince bitkilerde ve meyvelerde ölçülen, analiz edilen ve incelenen parametreler şunlardır: yaprak sayısı, bitki boyu, hasat süresince meyve sayısı ve ağırlığı, meyve hacmi, meyve çapı, meyve boyu, meyve sertliği, meyvede suda çözülebilir kuru madde (SÇKM), meyvede pH, meyvede EC, meyvede kuru madde üretimi, yaprakta mineral element analizleri N, P, K, Mg, Ca, Fe, Mn, Cu, Zn, Se ve Si yapılmıştır. Ayrıca Se ve Si'un insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri nedeniyle, yaprak gübrelemesi ile meyvenin Se ve Si içeriğinin değişimini incelemek için meyvede de Se ve Si analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, yaprak uygulamaları şeklinde Selenyum hıyar meyve veriminde % 11, Silisyum, % 8 ve Se + Si uygulaması ise verimde % 25 artışlar sağlamıştır. Her iki mineralin beraberce yapraktan kullanımı verimi artırıcı etki yapmıştır. Bitki büyümesi ve meyve özellikleri üzerine Se ve Si'un etkileri belirgin değilken,meyvenin Se ve Si içeriği üzerine artırıcı etkiler görülmüştür.
Domateste tuza tolerans sağlamak için aşılama ve tolerant anaç kullanımı
Sunulan bu tez çalışması iki aşamadan oluşmaktadır. Birincisi iklim odasında genç bitki aşamasında, ikincisi ise verim ve meyve kalitesinin incelendiği olgun bitki aşamasında serada gerçekleştirilmiştir. Daha önceki çalışmalardan tuz stresine tepkileri bilinen 4 adet tolerant ve 2 adet duyarlı genotipin aşılanması ile elde edilen 22 faklı kombinasyonu, iklim odasında tuzlu ve kontrol koşullarında yetiştirilerek bir seri fizyolojik ve morfolojik ölçümler yapılmıştır. İklim odası denemesinde aşı kombinasyonlarında 150 mM tuz stresinde ve kontrol koşullarında karşılaştırmalı olarak 1-5 görsel skala değerlendirmesi yapılmış, yeşil aksam ve kök taze ve kuru ağırlıkları, bitki boyu, yaprak sayısı, stoma iletkenliği, yaprak osmotik potansiyeli, yaprak su potansiyeli, klorofil miktarı, yaprak membran zararlanması, yaprak, gövde ve kökte Na, K, Ca, Cl iyonlarının konsantrasyonları, aşı noktasının üzerinde ve altında sakkaroz, fruktoz, glikoz ve toplam fenol içeriği ölçülmüştür. İklim odası denemesi sonuçlarına göre tolerant üzerine duyarlı aşılı 174/121 ve kendi üzerine aşılı 174/174 ile 121/121 aşılı kombinasyonları ilkbaharda topraksız yetiştiricilik serasında 50 mM NaCl ve kontrol koşullarında yetiştirilmiştir. Sera denemesinde verim kayıtları ve domates meyvelerinde ortalama ağırlık, boy, çap ve hacim gibi meyvede fiziksel özellikler ve vitamin C, pH, EC, SÇKM ve toplam kuru madde üretimi gibi kimyasal özellikler incelenmiştir. Sera denemesinde, tolerant anaç 174, duyarlı genotipin verim azalmasını %44.38'den %2.53'e indirmiştir. Tolerant üzerine aşılı duyarlı genotipde tuz stresinde, meyvede irilik, toplam kuru madde üretimi, vitamin C artarken, pH düşmüştür. Bu özelikler meyvenin tüketim ve besinsel kalitesini artırmıştır.
Tuza tolerant bazı domates genotiplerinin arazi performanslarının belirlenmesi
Domates genotiplerinin tuza dayanımı fizyololojik ve morfolojik olarak incelenirken, agronomik olarak verim ve meyve kalite özellikleri değerlendirilerek UPOV kriterlerine göre morfolojik karakterizasyon yapılmıştır. Çalışmada, bitki büyümesini takip etmek için bitki yeşil aksam yaş ve kuru ağırlıkları, bitki gövde çapı ve boyu, yaprak alanı indeksi, yeşil aksamda tuzdan etkilenmenin 0-5 skalasına göre değerlendirilmesi, tuza dayanımı ortaya çıkarmak için fizyolojik olarak domates bitkilerinde; yaprak su potansiyeli, yaprak ozmotik potansiyeli, yaprak sıcaklığı, yaprak stoma iletkenliği, yapraklarda SPAD metre ile kloroz durumunun belirlenmesi, yaprak hücrelerinde membran zararlanması, bitki Na, K, Ca, Cl, K/Na, Ca/Na içerikleri ve sulama suyu randımanı parametreleri incelenmiştir. Ayrıca toplam verim, meyve sayısı ve domates meyvelerinde; meyve ortalama ağırlığı, meyve çapı ve boyu, meyve sertliği, meyvede suda çözünebilir kuru madde miktarı, meyvede titre edilebilir asitlik, meyve C vitamini, meyve pH ve meyve EC içeriği gibi meyve kalite özellikleri de incelenmiştir. Çalışma sonunda tuza dayanıklılık bakımından incelenen morfolojik, fizyolojik, agronomik ve pomolojik tüm özellikler değerlendirildiğinde seçilerek denemeye alınan 9 adet domates genotipi kendi arasında en toleranslıdan duyarlıya doğru Tom23, Tom148, Tom18, Tom209, Tom26, Tom106, Tom150, Tom161 ve Tom29 şeklinde sıralanmaktadır.
Domateste yüksek sıcaklığa dayanıklılığın fizyolojik ve tarımsal açıdan incelenmesi
Bu çalışma özellikle yaz aylarında, hava sıcaklığının yüksek olduğu bölgeler için yüksek sıcaklığa tolerant domates hatlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. İlk yıl 131 adet domates genotipi kullanılmıştır. İkinci yıl denemelerinde, ilk yıl sonuçlarına göre seçilen 20 adet en dayanıklı saf hat, 2 duyarlı ve 2 şahit çeşit (F1 Hazera 5656 ve H2274) ile denemeler kurulmuştur. Her iki yılda da denemeler, kontrol ve yüksek sıcaklık olmak üzere 2 farklı dönemde ve 2 deneme şeklinde arazide yaz aylarında kurulmuştur. İlk yıl; 0-5 skala değerlendirmesi, yeşil aksam taze ve kuru ağırlıkları, yaprak sıcaklığı, yaprak alan indeksi, toplam meyve ağırlığı, ortalama meyve ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. İkinci yıl ise kontrol ve stres denemelerinde bitkilerde ve meyvelerde ölçülen, analiz edilen ve incelenen parametreler şunlardır: yüksek sıcaklık stresinin bitki yeşil aksamdaki görsel zararının 0-5 skalası ile değerlendirilmesi, yaprak stoma geçirgenliği, yaprak hücrelerinde membran zararlanması, yaprak su potansiyeli, yaprak ozmotik potansiyeli, yaprak sıcaklığı, yaprak alan indeksi, yeşil aksam kuru ağırlığı, yaprak ve meyvede K ve Ca konsantrasyonları, çiçek tozu canlılık testi, bir anterdeki çiçek tozu üretim miktarı, çiçek tozlarında çimlenme testi, toplam meyve verimi, toplam meyve sayısı, meyvede ortalama ağırlık, meyvede ortalama boy, meyve tutum oranı, tohum sayısı, meyvede ortalama çap, meyve hacmi, meyvede suda çözülebilir kuru madde (SÇKM), meyvede titre edilebilir toplam asitlik, meyvede C vitamini, meyvede pH ve EC, genotiplerin su kullanma etkinliği. Yüksek sıcaklık stresi altında yetiştirilen 24 adet domates genotipinde, yukarıda bahsedilen parametrelerin kontrollerine göre değişimleri hesaplanmış ve bu değişimler üzerinden gerçekleştirilen tartılı derecelendirme yöntemi uygulanmıştır. Bu tartılı derecelendirmeye göre domates genotipleri en çok puan alandan en az puan alana doğru sıralanmıştır. Çalışma sonunda aday saf hatlar ortaya çıkarılmış ve aynı zamanda yüksek sıcaklık stresi taramasında kullanılan fizyolojik parametrelerinden öne çıkanlar belirlenmiştir.
Kavunda tuza tolerans sağlamak için aşılama ve tolerant anaç kullanımının etkileri
Bu tez çalışmasında "Kavun kavun üzerine aşılandığında" duyarlı kavun genotiplerinin tuz stresine hassasiyeti, dayanıklı anaç kullanımı ile ne kadar artırılabileceği incelenmiştir. Bunun için 3 adet dayanıklı ve 2 adet duyarlı olmak üzere 5 kavun genotipinin aşılama tekniği ile 17 farklı kombinasyon ve kendi üzerine aşılı genotipleri iklim odasında genç bitki aşamasında saksı denemesinde 150 mM NaCI stresi altında vermikulit ortamında yetiştirilmiştir. Bu çalışma sonuçlarına göre seçilen 2 adet dayanıklı (Mln-9 ve Mln-28) ve 1 adet duyarlı (CU-40) kavun genotipleri ile 7 kombinasyonda serada 50 mM tuz stresinde topraksız yetiştiricilik tekniği ile hindistan cevizi lifinde yetiştiricilik denemesi yapılmıştır. Denemede iklim odası koşullarında verime kadar gidilmezken sera koşullarında meyveye kadar gidilmiştir. Bu süreçte bir seri morfolojik ve fizyolojik ölçümler ve analizler yapılmıştır. Bunlar; 0-5 skalasına göre genotiplerde semptomatik zararlanmanın puanlandırılması, yeşil aksam taze ve kuru ağırlıkları, kök taze ve kuru ağırlıkları, yaprak sayısı, bitki boyu, yaprak alanı, membran zararlanma indeksi, SPAD-klorofil metre okumaları, yaprak oransal su içeriği, yaprak su potansiyeli, yaprak osmotik potansiyeli, stoma geçirgenliği, yaprak sıcaklığı, yeşil aksam ve kökte N, P, K, Ca ve Cl analizleri, toplam meyve sayısı, meyvede ortalama ağırlığıdır.İklim odası denemsinde genel olarak tuz stresine dayanıklı anaçların duyarlı genotipleri olumlu desteklediği ancak bazı özelliklerde anaç/kalem uyumu seçiciliğinin ön plana çıktığı görülmüştür. Sera denemesinde tuz stresinde duyarlı genotip CU 40'ın dayanıklı anaçlar Mln-9 ve Mln-28 üzerine aşılanmasında vegetatif gelişme azaltılarak meyve eldesi ile meyvede kuru madde üretimi artırılmıştır.
Topraksız yetiştiricilik ortamlarının havuçta verim ve kaliteye etkisi
Bu çalışmada, topraksız tarım tekniği ile havuç yetiştiriciliğinin olanakları araştırılmıştır. Havuç kökleri kokopit, vermikülit, perlit, kaya yünü, su kültürü ve aeroponik ortamlarda yetiştirilmiştir. Deneme Akdeniz iklim koşullarına sahip Adana ilinde sonbahar-kış döneminde gerçekleştirilmiştir. Denemede havuç kökünün büyümesi, verim, havuçta β-karoten, fenoller, suda çözülebilir kuru madde (briks) ve kökün mineral içeriği açısından vermikülit ve kokopit kültür ortamlarından, diğerlerine göre daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte, şekil bakımından her iki substratta yetişen havuç kökleri orijinal karakteristik özelliklerinin altında olmuştur. Özellikle kök uzunluğu, toprakta yetiştirilen orijinalden daha kısa olmuştur. Denemede kullanılan perlit, 0-4.0 mm arası heterojen partikül büyüklüğü nedeniyle başarılı olmamıştır. Küçük ve en büyük perlit parçacıkları karıştırıldığında havuç kökü için uygun olmamıştır. Su kültüründe yetiştirilen havuç kökleri küçük kaldığı gibi aynı zamanda yüksek oranda çatallanmış kök ve yan kökler göstermiştir. Denemede aeroponik sistemin sprey aralığının (10 dakika) ve spreyleme süresinin (21 saniye) havuç için ideal olmayacağı düşünülmüştür. Buna bağlı olarak bitkilerin su ve mineral yetersizliği nedeni ile strese maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Havuç, topraksız yetiştirme, verim, besin içeriği
Topraksız aeroponik tekniği ile taze soğan yetiştiriciliğinde fasılalı püskürtme sürelerinin verim ve kalite üzerine etkileri
Yeşil yapraklı sebzeler aeroponik sistemde başarılı bir şekilde yetiştirilmektedir. Daha hızlı hasat döngüsü, daha yüksek verim, daha iyi renklenme, tekstür, besin içeriği ve tat, aeroponik yetiştiricilikte avantajlar olarak bilinmektedir. Bu çalışmada aeroponik yetiştiricilikte yeşil soğanların köküne fasılalı olarak besin çözeltisi püskürtme süresi optimizasyonu çalışılmıştır. Bitkiler kış mevsiminde cam serada yetiştirilmiştir. Tez projesi kapsamında birbiri ile bağlantılı iki deneme kurulmuştur. Her iki denemede de püskürtme aralığı sabit olarak 10 dakika tutulmuştur. Birinci denemede her 10 dakikada bir 7, 15 ve 21 saniyelik püskürtme süreleri çalışılmıştır. Bu denmede en iyi sonuçlar 15 saniyede alınınca ikinci denemede yeni püskürtme süreleri 10, 14 ve 18 saniye belirlenerek ikinci deneme kurulmuştur. Her iki denemde de bitki boyu, beyaz gövde boyu, gövde çapı, yeşil aksam ve kök yaş ve kuru ağırlıkları, taze soğanda şeker içerikleri, makro ve mikro elementler, fenol ve flavonoidler, SÇKM, pH ve EC içerikleri ve toplam verim incelenmiştir. Sonuç olarak taze yeşil soğanın aeroponik yetiştiriciliğinde köklere her 10 dakika fasıla ile 18 saniye besin çözeltisi püskürtülmesi ideal bulunmuştur.
Soğuk stresine dayanıklı fasulye genotiplerinin taranması
Bu çalışma özellikle kış aylarında, hava sıcaklığının düşük olduğu bölgeler için düşük sıcaklığa dayanıklı fasulye genotiplerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Deneme 97 adet fasulye genotipi ile kontrol ve düşük sıcaklık stresi uygulamaları olmak üzere kontrollü iklim odasında kurulmuştur. Kontrol ve stres bitkilerinde ölçülen, analiz edilen ve incelenen parametreler şunlardır; 0-5 skala değerlendirmesi, bitki boyu, yaprak sayısı, gövde çapı, yeşil aksam taze ağırlığı, yeşil aksam kuru ağırlığı, yaprak stoma geçirgenliği, yaprak hücrelerinde membran zararlanması, yaprak su potansiyeli, yaprak ozmatik potansiyeli, yaprak alan indeksi, yaprak oransal su içeriği. Düşük sıcaklık stresi altında yetiştirilen 97 adet fasulye genotipinde, yukarıda bahsedilen parametrelerin kontrollerine göre değişimleri hesaplanmıştır. Bu tartılı derecelendirmeye göre fasulye genotipleri en çok puan alandan en az puan olana doğru sıralanmıştır. Çalışma sonunda genotipler dayanıklı, orta derecede dayanıklı ve duyarlı olarak sınıflandırılmıştır. Sonuçlar tartılı derecelendirme yöntemi ile sıralandığında, fasulye genotipleri arasından BN-131, BN-138, BN-74, BN-14, BN-26, BN-10, BN-54, BN-70, Bn-75B, Bn-57 ve Bn-66'nın en fazla puan aldığı ve böylece soğuğa dayanıklı olarak belirlenmiştir.
Domateste besin özellikleri ve kalitenin kuraklığa dayanıklılıkla arttırılması
Bu çalışmanın amacı, kuraklığa dayanıklılığı daha önceki projelerde belirlenmiş olan domates genotiplerinde yüksek besin içeriği ve kalite özellikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu amaçla iki yıl süren arazi ve laboratuvar çalışmalarında kuraklığa dayanıklı 10 domates genotipi ve 2 şahit çeşit kullanılmıştır. Tezde kullanılan bitkiler 2017 ve 2018 yıllarında ilkbahar-yaz dönemlerinde kontrol ve kuraklık uygulamalarına maruz bırakılmıştır. Kuraklık stresinde şahit çeşitlere kıyasla β-karoten içeriği, toplam şeker içeriği, L-askorbik asit, fenol, meyve Ca içeriği, meyve K içeriği ve meyve kuru maddesi %9.5, %31.77, %65.31, %27, %13.64, %23.46 ve %12.48 oranında artmıştır. L-askorbik asit ile meyve MDA, pH ve fenol arasında; yaprak stoma iletkenliği ile meyve hacmi arasında; membran zararlanma indeksi ile fenol arasında pozitif korelasyon görülmüştür. Meyve ağırlığı ile meyve hacmi, bitki yaş ağırlığı ve yaprak osmotik potansiyeli arasında yüksek pozitif korelasyon ortaya çıkmıştır. Yaprak su potansiyeli ile bitki kuru ağırlığı ve brix arasında aynı zamanda, yaprak malondialdehit (MDA) ile brix, bitki kuru ağırlığı, meyve süperoksit dismutaz (SOD) ve yaprak su potansiyeli arasında yüksek negatif korelasyon bulunmuştur. Yaprak stoma iletkenliği ile meyve kuru ağırlığı arasında ise negatif korelasyon ortaya çıkmıştır.
Su kültürü marul yetiştiriciliğinde mikoriza bakteri ve mikroalg ile mineral gübrelerin azaltılması
Bu tez çalışmasında hedef, serada su kültüründe kıvırcık marul yetiştiriciliğinde mineral gübre miktarını yarı yarıya azaltmaktır. Mineral gübreler %50 azaltılınca, bitki büyümesi, verim ve ürün kalitesinin düşmemesi ve korunması biyo-gübreler sayesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada mikroalg, bakteri ve mikoriza biyo-gübreleri kullanılmıştır. Bakteri (Rhizofill) ve mikoriza (Endo Root Soluble) biyo-gübreleri kolay bulunabilen ticari ürünlerden seçilmiştir. Mikroalg ise Ç.Ü. Su ürünleri Fakültesi'nde üretilen mikroalg Chlorella vulgaris kullanılmıştır. Azaltılan mineral gübrelerin verimi biyo-gübrelerin tamamlaması, bitki büyümesi, verim, ürün kalitesi ve bitki besleme yönlerinden incelenmiştir. Verim değerleri uygulamalara göre istatistik olarak faklı bulunmuştur. En yüksek verim değerleri 16.51 kg/m2 ile %100 mineral gübreleme olan kontrol grubundan elde edilirken bunu 16.24 kg/m2 ile %50 Besin+Bakteri izlemektedir ve bu ikisi istatistiksel olarak aynı grupta yer almıştır. Sonraki 3. ve 4. sıradaki verim sıralamasında 13.87 kg/m2 mikoriza ve 13.08 kg/m2 ile mikroalg uygulamaları gelmektedir. Mineral gübreler %50 azaltılıp bunun yerine bakteri, mikoriza ve mikroalg biyo-gübreleri eklendiğinde, birim alana verim, sırasıyla %50 gübreye göre %42, %20 ve %13.6 artmıştır. Bitki boyu, çevresi, marul ağırlığı, yaprak alanı, yaprakta kuru madde oranı, yaprak sayısı gibi parametrelerde biyo-gübrere uygulamaları, sadece %50 mineral gübre kullanılan uygulamadan her zaman daha yüksek değerler göstermiştir. Biyo-gübreler içerisinde bitki gelişmesi bakımından bakterinin biraz daha ön plana çıktığı bunu mikorizanın takip ettiği örülmektedir. En yüksek vitamin C değeri Bakteri uygulamasından alınırken, bunu takip eden mikoriza ve mikroalg uygulamaları gelmektedir. Denemede kullanılan mikorizabiyo-gübresi toplam fenol ve toplam flavonoid içeriği bakımından fark yaratan tek biyo-gübre olmuştur. Denemedeki marul yapraklarındaki nitrat miktarları en yüksek biyo-gübrelerden bakteride kaydedilmiştir. Bu durum Bakteri biyo-gübresinde havanın azotunun nitrat olarak bağlandığını gösterebilir çünkü %100 Besin uygulamasının içerdiği nitrattan bile fazla çıkmıştır. Bu tez çalışmasında elde edilen marullardaki nitrat miktarları Türk Gıda Kodeksinin izin verdiği sınır değerlerin oldukça altında kalmaktadır ve insan sağlığı için tehlike içermemektedir
Çukurova bölgesinde soğan (Allium cepa L.) yetiştiriciliğinde organomineral gübrelerin verim ve kaliteye etkileri
Bu çalışma, Çukurova bölgesinde soğan (Allıum cepa) yetiştiriciliğinde organomineral gübrelerin verim ve kalite üzerine etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, organomineral ve mineral gübreler ile farklı kombinasyonlar yapılmıştır. Mineral taban gübresi için Toros firmasına ait ve içeriği % 15.15.15 NPK olan gübre kullanılırken, organomineral taban gübresi için Hexaferm firmasına ait içeriği % 9.9.9 NPK+ % 20 organik madde olan gübre kullanılmıştır. Üst gübreleme için organomimeral gübre kaynağı Organiksa firmasının Ormin Gold % 15.15.15 NPK+iz elementler içeren gübresi, mineral üst gübre kaynağı olarak amonyum sülfat ((NH4)2SO4), fosforik asit (H3PO4) ve potasyum sülfat (K₂SO₄) kullanılmıştır. Çalışmada 6 farklı mineral ve organomineral gübre kombinasyonu seçilmiştir. Bunlar (OMG:OrganoMineralGübre, MG:MineralGübre) ; 1) Sıfır gübre (gübre yok), 2) OMG(%0)+MG(%100), OMG(%25)+MG(%75), OMG(%50)+ MG(%50), OMG(%75)+MG(%25) ve OMG(%100)+MG(%0)'dır. Organomineral gübrelerin etkilerini görmek üzere, soğan bitkilerinde büyüme ve gelişme parametreleri olarak; en uzun yaprak boyu, yaprak sayısı, yalancı gövde çapı, yaprak alanı, yeşil aksam taze ağırlığı incelenmiştir. Baş soğan verimi, ortalama baş ağırlığı, baş çapı, baş yüksekliği, baş şekil indeksi, L, a, b renk karekterleri, soğanlarda sertlik ölçülmesi, dış kabuk sayısı, etli yaprak sayısı, etli yaprak kalınlığı, pH, EC, SÇKM, titre edilebilir asitlik, toplam kuru madde, uçucu aroma bileşikleri, C vitamini, toplam fenol, toplam flavanoid madde tayini, nitrat içerikleri, soğan bitkisi yapraklarında ve baş soğanda mineral besin maddesi analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak verim ve baş soğan özellikleri açısından organomineral ve mineral gübrelerin yarı yarıya kullanıldığı OMG(%50)+MG(%50) uygulaması ön plana çıkmıştır ve kontrol olarak sadece mineral gübre uygulamasından daha başarılı bulunmuştur.
Su kültürü fesleğen yetiştiriciliğinde mikoriza, bakteri ve alg ile mineral gübrelerin azaltılması
Bu tez çalışmasında serada su kültüründe fesleğen yetiştiriciliğinde mineral gübre miktarı %50 azaltılarak yerine biyo-gübreler eklenmiştir. Çalışmada mikroalg, bakteri ve mikoriza biyo-gübreleri kullanılmıştır. Su kültüründe yetiştirilen Dino çeşidi fesleğen çeşidinin toplam yaprak verimi, %100 ve %50 mineral gübre kontrol uygulamalarında sırası ile 3702 g/m2 ve 2307 g/m2 olmuştur. Bakteri, mikoriza ve mikrolag biyo-gübreleri 2744 g/m2, 2616 g/m2 ve 2439 g/m2 toplam verim ile %50 kontrol uygulaması toplam veriminden sırası ile %18.94, %13.94 ve %5.72 daha fazla fesleğen verimi oluşturmuştur. Biyo-gübre uygulamalarının Dino çeşidi fesleğen yaprağı üzerine etkisinin daha az sayıda ama daha ağır ve kalın yapraklar şeklinde olduğu söylenebilir. Biyo-gübreler fesleğen bitkisinde yan dal oluşumunu artırıcı etkiler yapmıştır. Biyo-gübrelerin fesleğen bitkisinde gövdeyi kalınlaştırmadığı görülmüştür. Su kültürü fesleğen yetiştirme ortamına biyo-gübreler eklendiğinde bitkinin kuru madde oluşturma kapasitesi alg hariç arttığı görülmüştür. Su kültürü ortamında fesleğen yetiştiriciliğinde ortama eklenen biyo-gübrelerin bitkinin kök gelişmesine katkı yapmıştır. Su kültüründe yetiştirilen Dino feslegen çeşidi yapraklarında SÇKM, fenol ile flanovoid miktarının artmasında yetiştirme ortamına eklenen biyo-gübrelerin olumlu etkisi olmuştur. Mikroalg ve mikoriza gübreleri fesleğende C vitamini üzerine hafif artırıcı etkide bulunmuştur. Bakteri ise azaltmıştır. Genel olarak nitrat miktarı biyo-gübrelerle yetiştirilen yapraklarda daha az kaydedilmiştir. Bakteri biyo-gübresi uçucu aroma maddelerini artırmıştır. Ancak, mikoriza ve mikrolagde böyle bir artış görülmemiştir. Fesleğen yapraklarında N, P, K, Ca, Mg makro besin elementleri ile Fe, Mn, Zn, Cu mikro besin elementleri konsantrasyonları üzerine biyo-gübrelerin özellikle de bakteri ve mikorizanın daha yüksek oranlarda ve mikroalgin ise daha düşük oranda artırıcı etkiler yaptığı belirlenmiştir. Su kültürü fesleğen yetiştiriciliğinde mineral gübrelerin azaltılıp yerine biyo-gübrelerin ikame edilmesi verimi, bitki büyümesini, yaprak tat ve yeme kalitesini, antioksidan içeriklerini artırıcı etkiler yapmıştır.
Çukurova ekolojik koşullarına uygun bazı karpuz çeşitlerinin kuraklığa tolerans seviyelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, ülkemizde karpuz üretiminde çok önemli bir bölge olan Çukurova ekolojik koşullarına uygunluğu daha önceki adaptasyon çalışmalarıyla ortaya konan yeni karpuz çeşit adaylarının kuraklık stresine karşı tepkilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çeşit adaylarının kurak stresi altında bitki büyümesi, verim ve meyve kalitesinde ortaya çıkacak değişiklikler agronomik, fizyolojik ve pomolojik olarak incelenmiştir. Deneme Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait açık arazi deneme alanında ve Bitki Fizyoloji Laboratuvarında yürütülmüştür. Bitkisel materyal olarak; 50024, Minipool, Miracle, Splendit and Starburst isimli beş karpuz çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada üç farklı seviyede sulama yapılmış ve bitkiler kuraklık stresine sokulmuştur. Bunlardan birisi kontrol olarak düşünülen ve tam sulanan parseller, diğeri kontrolün yarısı kadar sulanan parseller ve son olarak kontrolün ¼'ü kadar sulanan parsellerdir. Açıkta karpuz üretiminde %50 ve %25 sulama koşullarında bitkilerin su stresi altında yetiştirilmesi sonucunda; agronomik, fizyolojik ve pomolojik olarak başarılı bulunan çeşitler Splendit ve Miracle bulunmuştur.
Mikorizanın su kültürü fesleğen yetiştiriciliğinde mineral gübreleri azaltma üzerine etkisi
Bu tez çalışmasında serada su kültüründe mor yapraklı Rosie fesleğen yetiştiriciliğinde mineral gübre miktarı %100 tam besin uygulamasından sırasıyla %20, %40, %60, %80 azaltılmış ve yerine mikoriza biyo-gübresi tohum ekimi sırasında aşılanarak devreye sokulmuştur. Fesleğen yaprağı verim değerlerine göre mineral gübreyi %100 kullanmaya gerek olmadığı görülmektedir. %80 mineral gübre ve mikoriza, %100 mineral gübreden daha yüksek verim oluşturmaktadır. İlginç bulgu ise %20 mineral gübre mikoriza ile beraber kullanıldığında %60 mineral gübre verimi kadar verim oluşturabilmiştir. Toplam hasat verilerinde bütün mineral gübre dozlarında mikorizanın verimi artırıcı etkisi görülmektedir. Fesleğen veriminde kendi kontrollerine göre artış oranları %100, %80, %60, %40 ve %20 mineral gübre uygulamalarında sırasıyla %2, %18, %3, %36 ve %58 olmuştur. Mikorizanın %40 ve %20 gibi düşük mineral gübre dozlarında daha etkin olduğu açıkça görülmüştür. Sera içerisinde haziran ayı ortalarından itibaren Rosie fesleğen çeşidinde sıcaktan olumsuz etkilenme görülmüştür. Artan sıcak ile beraber yapraklardaki mor renk açılması belirlenmiştir. Mikorizanın yaprak alanı üzerine etkisinin yaprak ağırlığına etkisi ile paralel artışlar göstermediği söylenebilir. Başka bir deyişle mikoriza yaprakta yüzey genişleme etkisi yapmamış kalın yapraklar oluşturulmasını sağlamıştır. Mikorizanın pozitif artırıcı etkisi en fazla yaprak ağırlığı üzerinde görülürken, yaprak alanı üzerinde daha az etkili olduğu söyleyebilir. Yaprak sayısı üzerinde de mikorizanın etkili olduğu belirlenmiştir. Yan dal oluşumu ve gövde kalınlaşması bakımından %20 mineral gübre dozunda mikoriza en etkili olmuştur. Azalan mineral gübre dozlarında mikoriza uygulamalarının kontrol bitkilerine göre yaprak pH, EC ve SÇKM değerlerinde istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır. Fenol ve flavanoid içeriği bakımından %40 ve %20 mineral gübre dozlarında mikorizanın daha etkili olabildiği görülmüştür. Bitki beslenme bakımından mikorizanın makro ve mikro besin elementleri alımında olumlu arttırıcı etkileri belirlenmiştir.
Su kültüründe ıspanak yetistiriciliginde mineral gübre kullanımının bıyo-gübrelerle azaltılması
Bu tez çalışmasında serada su kültürü tekniği ile ıspanak yetiştiriciliğinde mineral gübre miktarı %50 azaltılarak yerine biyo-gübreler eklenmiştir. Mineral gübrenin %50 azaltılıp mikoriza, bakteri ve mikroalg biyo-gübreleri ilavesinin %50 kontrol uygulamasına göre sırası ile %11.0 ,%5.6, %7.0 oranında verimi arttırdığı belirlenmiştir. Biyo-gübreler ıspanakta toplam yaprak alanı ve yaprak sayısını arttırmıştır. Yaprak sayısı ve yaprak alanı üzerine mikroalg uygulamasının etkili olduğu saptanmıştır. Biyo-gübre ilavesi toplam flavonoid içeriğini değiştirmemiş,C vitamini içeriğini arttırmıştır. Mikoriza ilavesi fenol içeriğini %0.7 oranında arttırmış, mikroalg ilavesi %11.3, bakteri ilavesi ise %9.4 oranında azaltmıştır. Azaltılmış mineral element içeren besin solüsyonuna biyo-gübre ilave edilen çözeltilerle beslenen ıspanak yapraklarında nitrat miktarı %100 kontrol uygulamasına göre azalmıştır. Yapraklardaen az nitrat miktarı 206 mg/kgile %50 azaltılmış mineral gübre+bakteri uygulamasında kaydedilmiştir. Biyo-gübre uygulamalarının ıspanakta makro ve mikro besin elementi alımını arttırdığı belirlenmiştir.Toprakta yetiştirilen ıspanak bitkisine göre daha temiz ve hijyen yapraklar elde edilmiştir.
Hatay-yayladağ bölgesinde beyaz baş lahana (Brassica oleracea var. capitata L.) yetiştiriciliğinde organomineral gübrelerin verim ve kaliteye etkileri
Bu çalışma Hatay'ın Yayladağı ilçesinde beyaz baş lahana (Brassica 0leracea var. capitata) yetiştiriciliğinde organomineral gübrelerin lahana verimi ve kalitesi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada 6 farklı mineral ve organomineral gübre kombinasyonu kullanılmıştır. Bunlar (OM:Organomineral Gübre, M:MineralGübre); Sıfır gübre, %0OM+%100M, %25OM+%75M, %50OM+%50M, %75OM+%25M ve %100OM+%0M'dır. Mineral taban gübresi olarak %15.15.15 NPK içeren gübresi kullanılırken, organomineral taban gübresi olarak %15 organik madde ve 15.15.15 NPK içeren Ormin Gold gübresi kullanılmıştır. Üst gübreleme olarak, organomimeral gübre kaynağı Instela Yield %20 organik madde ve %5.0.30 NPK+2Mg+0.5Zn içeren gübresi, amonyum sülfat, kalsiyum nitrat, potasyum sülfat ve magnezyum sülfat gübreleri kullanılmıştır. Organomineral gübrelerin etkilerini görmek üzere, lahana verimi, lahana baş ağırlığı, çapı, yüksekliği, çevresi, yaprak sayısı, yaprak kalınlığı, yaprak boyu, lahana yaprağı C vitamini toplam fenol, toplam flavanoid içerikleri, mineral besin maddesi analizleri yapılmıştır. Sonuç verim ve incelenen özellikler bakımından olarak organomineral ve mineral gübrelerin yarı yarıya kullanıldığı %50OM+%50M uygulaması öncelikli ve ikinci sırada %75OM+%25M uygulaması yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Lahana, verim, bitki besleme, organik madde, ürün kalitesi
Su kültüründe maydanoz yetiştiriciliğinde biyo-stimulantların kullanımı
Bu tez çalışmasında serada su kültürü tekniği ile maydanoz yetiştiriciliğinde verim ve ürün kalitesinde artış sağlamak amacıyla biyo-stimulantlar kullanılmıştır. Bu amaçla birbirini takip eden iki yetiştiricilik denemesi kurulmuştur. İlkinde biyo-stimulantların doz tespiti yapılmış, ikinci denemede ise en uygun bulunan dozlar ile ikili ve üçlü biyo-stimulant kombinasyonları uygulanmıştır. İlk denemede; kontrol, fulvik asit 80 ppm, fulvik asit 120 ppm, aminoasit 40 ppm, aminoasit 80 ppm, kitosan 0.3 ml/L, kitosan 0.6 ml/L dozları denenmiştir. Kontrole göre verim artışı fulvik asit 80 ppm uygulamasında %24 ve kitosan 0.3 ml/L uygulamasında ise %30 bulunmuştur. İkinci denemede, toplam verim artışı kontrole göre; fulvik 80 ppm+kitosan 0.3 ml/L uygulamasında %74, aminoasit 40 ppm+kitosan 0.3 ml/L uygulamasında %58 ve üçlü kombinasyon aminosit 40 ppm+kitosan 0.3 ml/L+fulvik asit 80 ppm uygulamasında ise %41 oranlarında gerçekleşmiştir. Maydanoz bitkisi için en önemli besin öğelerinin başında C vitamini gelmektedir. İlk denemede C vitamini miktarları, 75.35mg/100g ile fulvik asit 120 ppm uygulamasında en yüksek bulunmuştur. İkinci denemede ise C vitamini arttıran en iyi biyo-stimulant kombinasyonu fulvik asit 80ppm+kitosan 0.3 ml/L ve miktar ise 64.52 mg/100g olarak kaydedilmiştir. Birinci denemede maydanoz yapraklarındaki toplam fenol içeriği 237.9 ile 391.1 mg GA/100 g TA arasında değişmiştir. İkinci denemede ise 414.5 ile 560.3 arasında değişmiştir. Toplam flavanoid, ilk denemede 420-530.5 539.9 mg RU/100g TA arasında ve ikinci denemede ise 513.9 ile 539.9 mg RU/100g TA arasında değişmiştir. Maydanoz bitkisinin nitrat içeriği birinci denemede 423 ile 1153 mg/kg arasında değişmiştir. En düşük nitrat fulvik asit uygulamalarında bulunmuştur. İkinci denemede 460 ile 937mg /kg arasında nitrat tespit edilmiştir. En düşük fulvik asit 80ppm+kitosan 0.3 ml/L uygulamasından alınmıştır. Sonuç olarak su kültürü maydanoz yetiştiriciliğinde biyo-stimulant uygulamaları oldukça başarılı bulunmuştur. Tek uygulamalarda kitosan 0.3 ml/L ve fulvik asit 80 ppm, kombinasyon halinde fulvik asit 80ppm+kitosan 0.3 ml/L ve aminoasit 40 ppm+kitosan 0.3 ml/L önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hidroponik yetiştiricilik, sera, biyo-aktivatör, Petroselinum hortense
Su kültüründe baş salata (ıceberg) marul yetiştiriciliğinde biyo-stimülantların etkisi
Çalışmada, su kültürü marul yetiştiriciliğinde biyostimülantların verim ve kalite üzerine etkileri araştırılmıştır. Tez çalışması, iki deneme şeklinde yürütülmüştür. Birinci denemede Fulvik asit (FA) (40-80 ppm), Aminoasit (AA) (75-100 ppm) ve Vermikompost (VK) (1-2 ml/L) biyostimülantlarının iki farklı dozu denenmiştir. İkinci denemede biyostimülantların belirlenen en iyi dozlarının kombinasyonları çalışılmıştır. Toplam verim miktarı incelendiğinde en yüksek verim 12.57 kg/m^2 ile VK 2 ml/L uygulamasında saptanmıştır. Bu değeri 12.11 kg/m^2 ile FA 40 ppm uygulaması izlemektedir. İkinci denemede ise en yüksek toplam verim miktarı 17.15 kg/m^2 ile FA 40 ppm + VK 2 ml/L uygulamasından elde edilmiştir. Bu değeri 17.03 kg/m^2 ile FA 40 ppm + AA 100 ppm uygulaması takip etmektedir. Birinci denemede en yüksek marul ağırlığı 424 g ile VK 2 ml/L uygulamasından elde edilmiş olup kontrole göre % 23 oranında arttırmıştır. İkinci denemede ise en yüksek marul ağırlığı 579 g ile FA 40 ppm + VK 2 ml/L kombinasyonundan elde edilmiştir. İnsan beslenmesinde önemli yeri olan C vitamini miktarı 7.23 mg/100 g ile en yüksek VK 1 ml/L uygulamasından ve en düşük C vitamini değeri ise 5.40 mg/100 g ile kontrol uygulamasından alınmıştır. Tek biyostimülant uygulamalarında, en düşük nitrat miktarı 690 mg/kg ile AA 75 ppm uygulamasından elde edilmiştir. Bu uygulama, nitrat miktarını % 39 azaltmıştır. FA 40 ppm + AA 100 ppm + VK 2 ml/L kombine biyostimülant uygulaması 275 mg/kg ile nitrat miktarını % 56 azaltmıştır.
Kırmızı yapraklı fesleğen bitkisinin su kültürü yetiştiriciliğinde renk ve besin bileşenlerinin arttırılması
Bu tez çalışmasında serada su kültüründe fesleğen yetiştiriciliğinde kimyasal gübreye ek olarak farklı biyostimulant gübreler eklenmiştir. Yapılan bu çalışmada bakteri, kitosan, fulvik asit ve vermikompost biyostimulantlarının iki farklı dozları kullanılmıştır. Fesleğen bitkilerine uygulanan gübrelerin fenol ve flavonoid içeriklerini arttırdığı belirlenmiştir. Uygulanan bazı biyostimulantlar, fesleğen yapraklarda ki antioksidan ve antosiyanin miktarını arttırmıştır. Su kültüründe yetiştirilen Rosie fesleğen çeşidi yapraklarında SÇKM içeriğine ortama eklenen biyostimulant gübrelerin arttıcı bir etkisinin olduğu fakat istatistiksel olarak ise bir fark bulunmamıştur. Üstelik gübreler, fesleğen yapraklarında parlaklık ve kırmızılık oranlarının artmasında etkili olmuştur. Fesleğen yapraklarında N, P, K, Ca, Mg makro besin elementleri ile Fe, Mn, Zn, Cu mikro besin elementleri konsantrasyonları üzerine biyostimulantların arttıcı bir etkisi olduğu görülmüştür. Su kültüründe yetiştirilen Rosie çeşidi fesleğen bitkilerinin toplam yaprak veriminde uygulanan biyostimulant gübrelerle birlikte yetişen bitkiler, kontrol bitkilerinden daha fazla verim oluşturmuştur. En az verim oluşturan uygulama 5459,75 g/m^2 ile kontrol bitkilerinden olmuştur. Uygulanan farklı biyostimulant gübrelerinin toplam verime etkisinin en fazla olduğu uygulama 9714,56 g/m^2 ile Bakteri 500µl/L oluşmuştur. Denemede kullanılan farklı biyostimulant gübrelerin fesleğen bitkilerinde yan dal oluşumunu hem arttırıcı hem de azaltıcı etkileri olmuştur. Bu etkilerden Kitosan 300µl/L (24 birim/bitki) uygulaması bitkinin yan dal sayısını en fazla arttıran uygulama olmuştur. 1 Haziran tarihindeki hasatta, uygulanan biyostimulant gübrelerin gövde çapını bütün uygulamalarda kalınlaştırdığı belirlenmiştir. Bitkilere uygulanan farklı biyostimulant gübrelerin kök uzunluğu, kök taze ve kuru ağırlığı üzerine geliştirici bir etkisi olmuştur. Su kültürü fesleğen yetiştiriciliğinde kimyasal gübreye ek olarak kullanılan biyostimulantların verimi, bitki ve kök gelişimini arttırıcı etkiler yapmıştır.
Sera domates yetiştiriciliğinde biyostimulantların verim, bitki besleme ve ürün kalitesi üzerine etkileri
Bu tez çalışmasın da topraksız tarım sera domates üretiminde ilkbahar yetiştiriciliğinde kimyasal gübrelere ek olarak farklı biyostimulant gübreler periyodik olarak yapraktan ve kökten uygulanmıştır. Kullanılan biyostimulantlar amino asit, bakteri fülvik asit, kitosan ve vermikomposttur. Topraksız yetiştiricilik olarak cocopeat ortamında yapılan çalışmada Samyeli F1 domates çeşidi kullanılmıştır. Denemede biyostimulant uygulanan bitkiler kontrol bitkisinden daha başarılı olmuştur. En az domates verimi 7.66 kg/m2 ile kontrol uygulamasından alınmıştır. Uygulanan biyostimulantlardan toplam verim üzerine etkisi en fazla olan uygulama kontrole göre %43 verim artışı oluşturan, 10.39 kg/m2 toplam verim ile vermikompost uygulaması olmuştur. Denemede kullanılan biyostimulantlar domates bitkilerinde bitki boyu, gövde çapı, yaprakta kuru madde oranı, ortalama meyve ağırlığı, C vitamini, toplam fenol, toplam flavonoid, SÇKM, asitlik ve EC gibi parametrelerde arttırıcı etki yapmıştır. Domates bitkisi yapraklarında yapılan makro ve mikro besin elementi analizlerine göre biyostimülantların N, P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn ve Cu alımını arttırıcı etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak sera topraksız domates yetiştiriciliğinde biyostimülant kullanımının bitki büyümesi, verim ve meyve de kaliteyi artırdığı belirlenmiştir.
Mikoriza, faydalı bakteri (PGPR) ve bazı organik gübrelerin domateste bitki büyümesi, bitki besleme, verim ve kalite üzerine etkisi
Bu çalışmada Malatya ekolojik koşullarında domates yetiştiriciliğinde Mikoriza, Bakteri (PGPR) biyo gübreleri ile yüksek oranda organik özellikte olan CaMgK, aminoasit kaynaklı açıkta kullanıma uygun CO2 gübrelerinin kullanılmasıyla mineral gübre kullanımının azaltılması ve biyo-organik gübrelerin domateste verim, kalite, bitki gelişimi ve bitki beslenmesi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanımıştır. Çalışmada Egemen F1 domates çeşidi kullanılmış olup 12 uygulama yer almıştır.Biyo-organik gübreler tek başlarına, %50 mineral gübre ile beraber, kombinasyon halinde kullanılmıştır. En yüksek domates verimi ise CO2 +50 NPK ve CaMgK+50NPK (10,20 Ton/da ve 9,79 Ton/da) uygulamalarından elde edilmiş olup Kontrol (%100 NPK) uygulamasına kıyasla verimde sırasıyla %12,15 ve %8,47 oranlarında artış sağlanmıştır. Denemede kullanılan biyo-organik gübrelerin bitki boyu, gövde çapı, bitki yeşil aksam yaş ve kuru ağırlığı, fotosentez oranı, stoma geçirgenliği, internal CO2 kapasitesi, transpirasyon oranı, klorofil miktarı parametrelerinde artış sağladığı, meyvede fiziksel ve kimyasal kalite özelliklerini olumlu yönden etkilediği, meyvede antioksidan kapasitesini arttırıp nitrat miktarını düşürdüğü ve son olarak meyve, yaprak analizleri sonucunda N,P,K,Mg,Ca,Zn,Fe,Cu ve Mn konsantrasyonlarını yükselttiği böylece bitki beslenmesini arttırdığı görülmüştür. Sonuçta çalışmada kullandığımız biyo-organik gübrelerin açıkta domates yetiştiriciliğinde çoğu parametrede önemli etkileri görülmüştür. Mineral gübre maliyetlerini azaltıcı ve çevre dostu bulunmuştur.
Hidroponik ıspanak (Spinacia oleracea) yetiştiriciliğinde vermikompost, deniz yosunu ve kitosan kullanımı
Hidroponik sistem (durgun su kültürü) ıspanak yetiştiriciliğinde kimyasal gübrelere ek olarak farklı biyostimülant kullanımının etkisi araştırılmıştır. Yapılan bu çalışmada biyostimülant olarak deniz yosunu, kitosan ve vermikompost biyostimülantlarının iki farklı dozu kullanılmıştır. Araştırmada Ranchero F1 ıspanak çeşidi kullanılmıştır. Deneme bir kontrol grubu ve altı biyostimulant grubu şeklinde toplamda yedi uygulama olarak kurulmuştur. Her uygulamada dört tekerrür ve her tekerrürde 45 bitki kullanılmıştır. Deneme sonunda vermikompost uygulamaları diğer uygulamalara göre 5 gün erken hasata gelmiş olup erkencilik sağlamıştır. Toplam verimde kontrole göre %49,2 artış ile en çok verim alınan uygulama vermikompost 1000µl/L olmuştur. Yaprak alanı ve tam boy ölçümlerinde de vermikompost 1000µl/L uygulaması en yüksek sonuçları vermiştir. 44 ile kitosan 300µl/L uygulamasında bulunmuş olup kontrole göre %7,36 artış göstermiştir. Kök taze ve kuru ağırlığında tüm biyostimülant uygulamalarının kontrolden aşağıda kaldığı gözlenmiştir. Biyostimülant uygulamalarının bitkileri köküne nazaran yeşil aksama daha çok çalıştırdığını söyleyebiliriz. Nitrat birikimi bakımından sonuçlar orta seviye grubunda yer almış olup ıspanak bitkilerimizdeki nitrat miktarı normal seviyededir. Makro ve mikro element sonuçlarında biyostimülantların özellikle vermikompost ve deniz yosunu uygulamalarının olumlu etkileri saptanmıştır. pH, EC, SÇKM ve Asitlik oranlarında da biyostimülantların olumlu etkileri gözlenmiştir. Çalışmamızda yapılan tüm gözlem, ölçüm ve analiz sonuçlarının ışığında biyostimülant uygulamalarının genel anlamda vermikompost, deniz yosunu uygulamaları başarılı bulunmuştur ve en iyi uygulama vermikompost 1000µl/L olarak tespit edilmiştir. Bu biyostimülantların yetiştiricilikte kullanılması gerektiğini, kitosan uygulamalarının da bazı parametrelerde olumlu etkileri olduğunu fakat diğer biyostimülantlara kıyasla geride kaldığını ve farklı dozlarda yeni denemeler yapılabileceğini söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Su kültürü, Ispanak, Vermikompost, Deniz Yosunu, Kitosan
Organik marul yetiştiriciliğinde biyogübre ve biyostimulantlar kullanılarak bitki beslemenin iyileştirilmesi ile verim ve kalitenin artırılması
Tarım arazilerinde bilinçsiz kimyasal gübre ve ilaç kullanımı, insan ve diğer canlıların sağlığını tehdit etmekte, doğal kaynaklara ciddi şekilde zarar vermektedir. Yapılan bu uygulamalar toprakların sürdürülebilir kullanımını kısıtlayan faktörlerdir. Bu nedenle tarımsal üretimde verimliliğin arttırılması, toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısının iyileştirilmesi için sentetik ürünler yerine doğal organik ürünlerin kullanımı önerilmektedir. Deneme 2018-2019 ve 2019-2020 sonbahar yetiştiriciliği döneminde serada gerçekleştirilmiştir. Organik tarım menşeli gübrelerle serada marul yetiştiriciliği yapılmıştır. Syngenta firmasına adı Presidential olan ait marul çeşidi kullanılmıştır. Üst Uygulamalar olarak; (1)Kontrol grubu (2) Humik Asit (3) Deniz Yosunu (4) Aminoasit grubu organik menşeli ve sertifikalı gübreler 10 gün arayla uygulanmıştır. Alt gübreleme olarak Kontrol, Vermikompost, Mikoriza, Bakteri, Vermikompost+Mikoriza, Vermikompost+Bakteri, Mikoriza+Bakteri ve Vermikompost+Mikoriza+Bakteri uygulanmıştır. Denemede yer alan farklı uygulamalar için,8 toprak uygulaması,4 üst uygulama, 3 tekerrür ve her tekerrürde 13 bitki (39bitki/uygulama) 2 faktörlü faktöriyel tesadüf blokları deneme deseni bitkiler olacak şekilde yetiştirilmiştir. Organik tarım yetiştiriciliğinde biyogübreler ve biostimulantlar kullanımının, marul bitkisinde büyüme ve gelişme, verim ve bitki besin maddeleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemede bitki boyu, yaprak sayısı, yaprak taze ağırlığı, bitki çapı, bitki çevresi, gövde çapı, en uzun yaprak uzunluğu, kuru ağırlık oluşturma yüzdesi, SÇKM(Suda çözünebilir Kuru madde miktarı), Vitamin C, TEAM(Titre Edilebilir Asitlik Miktarı), klorofil(SPAD) ve nitrat içeriği önemli bulunmuştur. Ph ve EC uygulamalardan etkilenmemiştir. Sonuçlara bakıldığında, üreticiler açısından pazarlanabilir baş ağırlığının ticari önemi bulunmaktadır. 1.yıl deneme sonuçlarında Vermikompost+Mikoriza/Humik asit (13.31kg/m2) ve Mikoriza/Aminoasit (13.00.kg/m2) uygulamaları verim açısından en iyi sonuçları elde etmiştir. 1.yıl deneme sonuçlarında Kontrol uygulamalarına kıyasla sırasıyla %40 %37 daha fazla verim artışı gerçekleşmiştir. 2.yıl deneme sonuçlarında sırasıyla Bakteri/Aminoasit(15.38kg/m2),Vermikompost/Aminoasit(15.13kg/m2),Vermikompost+Mikoriza+Bakteri/Aminoasit(14.84kg/m2),Vermikompost+Mikoriza/Humik Asit (14.43.kg/m2) ve Mikoriza/Aminoasit (14.21.kg/m2) uygulamaları olmak üzere verim açısından en iyi sonuçları elde etmiştir. 2.yıl deneme sonuçlarında Kontrol uygulamalarına kıyasla sırasıyla %62 %59 %56, %52, %49 daha fazla verim artışı gerçekleşmiştir. Yapılan yaprak analizlerinde marul bitkilerine N, P, Ca, Mg, Fe, Mn, Cu ve Zn beslenmesi bakımından artırıcı katkılar sağladığı belirlenmiştir. Deneme öncesi ve sonunda toprak analizleri de gerçekleştirilmiştir. Deneme sonunda İŞBA(su yüzdesi), toprağın Ph,toplam kireç yüzdesi, toprak organik madde,fosfor potasyum, kalsiyum,magnezyum, bakır, çinko, mangan ve demir içerikleri istatistiki olarak önemli bulunmuştur. EC ve toplam tuz içerikleri etkilenmemiştir. Çalışmanın genel sonuçları: Organik marul yetiştiriciliğinde hastalık ve zararı üzerinde bitkiler, kullanılan organik gübre çeşitlerinden önemli ölçüde etkilenmemiştir. Bu sonuçlar göz önüne alındığında; topraktan vermikompost ve mikoriza kullanılarak ve damlamadan humik asit ve aminoasitli organik menşekli biyostimulantların organik marul yetiştiriciliği üretimi önerilmektedir. Toprak uygulaması olarak katı ve sıvı vermikompost uygulamasının uygulamasının kimyasal gübre uygulamasına alternatif olabileceği ya da kimyasal gübre kullanım oranını azaltılabileceği söylenebilmektedir. Esas olarak Organik menşeli gübrelerin kullanımın çeşitlendirerek yaygınlaştırılması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Lactuva Sativa Var. Longifolia,organik yetiştiricilik, biyo-gübre, biyostimulant, verim, ürün kalitesi