Theses supervised by Prof. Dr. Belkıs Özkara
32 theses · Afyon Kocatepe University
Kayırmacılık ve örgütsel adalet ilişkisi: Turizm işletmelerinde bir araştırma
Örgütlerde ussal olarak çeşitli iş ve görevler ile bu görevleri yapacak çalışanlar ile çalışanların nitelikleri ve performansı ile onlara sağlanan karşılıklar arasında uyum olması beklenir. Bu uyum temelde adalet ilkesine dayandırılır. Bununla birlikte gerek aile bağları ve gerekse kültürel faktörlerle bu ilkenin dışına çıkılarak gerek işe alma gerekse çalışma esnasında kayırmacılık da olabilir. Kayırmacılığın özellikle adalet algısını olumsuz etkileyebileceği varsayılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, otel işletmelerindeki kayırmacılık ve örgütsel adalet arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaçla ilk olarak değişkenler arasındaki kuramsal ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yazın incelemesi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Marmara bölgesinde faaliyet gösteren beş yıldızlı otel işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, anket yöntemi ile toplanmış, çalışma 424 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre otel işletmelerinde nepotizm ile örgütsel adalet arasında anlamlı ve negatif düzeyde etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.
Sağlık kurumlarında etik duyarlılığın performansa dayalı ek ödeme sistemi algısına etkisi: Hekimler üzerine bir araştırma
Neoliberal politikaların sağlık sektöründe kendisini göstermesi ile sağlık sektörü koruyucu ve tedavi edici özelliklerinin yanında piyasa şartlarıyla işleyen bir sektör haline gelmiştir. Sağlık sektörü ciddi uzmanlık gerektiren bir alan olup, bu alanın vazgeçilmezi olan hekimler yeni yapıda ek ödemelerle desteklenerek, sistemin performansının artırılması, kaliteli sağlık hizmetleri sunumunun gerçekleştirilmesi ve buna bağlı olarak hasta memnuniyetinin oluşturulması amacı güdülmüştür. Türkiye'de 2003 yılında başlatılan sağlıkta dönüşüm programının bir bileşeni olarak performansa dayalı ek ödeme sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, hekimlerin etik duyarlılıklarının performansa bağlı kazanç sağlama durumu ile ilişkisi üzerinedir. Çalışma sürecinde hekimlerin performansa dayalı ödeme sistemini nasıl algıladıklarına dair "PDEÖS Hekim Algısı Ölçeği" geliştirilmiş ve "Ahlaki Duyarlılık Ölçeği" ile birlikte veriler toplanarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS ve yapısal eşitlik modellemesinde Lisrel programları kullanılmıştır. Araştırma sürecinde geliştirilen PDEÖS Hekim Algısı Ölçeği, hekim performansı, hizmet kalitesi, hasta memnuniyeti, hekim tatmini olmak üzere dört boyuttan oluşmakta olup, hekim tatmini soruları ters kodlanmıştır. Çalışma neticesinde hekimlerin etik duyarlılıklarının artmasıyla iş tatminlerinin azalacağı ve performans ödemesi almayan hekimler ile alan hekimlerin aynı performansı gösterdikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak hekimlerin performans sisteminden memnun olmadıkları ancak sistemin kaliteli hizmet, hasta memnuniyeti ve çalışan performansları gibi konularda sağlık sistemine olumlu katkılar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Şehir hastanelerinde kurumsal mantıkların yönetilmesi
Bu araştırmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Birinci amacı, kamu özel işbirliği ile faaliyete geçirilen şehir hastanelerine yönelik algıların belirlenmesidir. İkinci amacı ise, şehir hastanelerinde bulunan kurumsal mantıkların açığa çıkartılması, bu kurumsal mantıkların birbiri ile etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çatışma nedenleri ve bu çatışmalara verilen stratejik yanıtların tespit edilmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni olarak durum çalışması tercih edilmiştir. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlemler ve dokümanlardan elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde hem tümevarımsal hem de tümdengelimsel yaklaşımla tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analiz sürecinde Maxqda 2020 programından yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre şehir hastanelerine yönelik algılar; şehir hastanelerinin tanımlanması, kurulma nedenleri, avantajları, dezavantajları ve eleştiriler temaları altında toplanmıştır. Şehir hastanelerinde "meslek, devlet, şirket ve piyasa" kurumsal mantıklarının bir arada bulunduğu ortaya konmuştur. Şehir hastanelerinde çoklu kurumsal mantıkların "sağlık politikaları, sağlık hizmeti sunumuna bakış açıları, bina, demirbaş ve personel yönetimi" konularında çatışma yaşadığı tespit edilmiştir. Yaşanan çatışmalara aktörler "uyum, reddetme, sözleşmeye uyum, müzakere, karşılıklı taviz verme ve zamana bırakma" olmak üzere altı stratejik yanıt verdiği belirlenmiştir. Araştırmada, farklı kurumsal mantıkların bir arada bulunduğu ve farklı nedenlerle farklı kurumsal mantıkların çatıştığı ve bu kurumsal mantık çatışmalarına aktörlerin farklı stratejik yanıtlar verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları hem kamu-özel işbirliği hem de kurumsal mantıkların mikro süreçlerdeki yansımalarına yönelik gelişen literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.
Turizm sektöründe örgütler arası ilişkiler: Topluluk ekolojisi bağlamında bir araştırma
Aynı popülasyona ait olan farklı örgüt formları arasındaki fonksiyonel ilişkiyi anlamak araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca, çalışma örgütler arasındaki ilişkileri makro-topluluk düzeyinde incelemeyi hedeflemekte ve popülasyon ekolojisi bu çalışmanın temel kuramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, aynı alanda bulunan, benzer kaynakları kullanan ve farklı formlara sahip popülasyonların aralarındaki etkileşimlerin niteliğini ortaya koymaktır. Afyonkarahisar'da termal su kaynaklarının olduğu ve termal turizm yatırımlarına elverişli dört bölge (Gazlıgöl, Ömer-Gecek, Sandıklı-Hüdai ve Bolvadin Heybeli Kaplıca alanları) bulunmaktadır. Afyonkarahisar'daki termal turizm merkezleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde farklı örgüt popülasyonların varlığından, toplanmasından söz edilebilir. Çalışmada, Afyonkarahisar'da Ömer- Gecek, Gazlıgöl, Sandıklı ve Bolvadin termal havzalarında iki farklı forma sahip popülasyonlar olan oteller ve devre mülkler araştırma alanı olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, ikincil verilere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Popülasyon dinamiklerini belirlemek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve yerel yönetimlerden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, Lotka-Volterra modeli kullanılarak test edilmiş ve çalışma, parametre tahminlerinin istatistiksel anlamlılıklarını incelemiştir. Bu analiz sonucunda, Afyonkarahisar'daki termal oteller ve devre mülkler arasında mutualist (karşılıklı yaşama) bir ilişkinin varlığı ortaya çıkmıştır.
Karşılıklılık normunun örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkisi: Zaman yöneliminin düzenleyici rolü
Örgütlerin başarısında insan faktörünün önemi son yıllarda daha fazla dikkate alınmaktadır. Özellikle hem örgütlerin çevresindeki hem de içindeki belirsizliğin artması önceden öngörülemeyen durumlarda çalışanların daha fazla inisiyatif kullanmasını ve görev tanımlarının dışında roller üstlenmesini gerektirdiği ileri sürülmektedir. Rol dışı davranışlara dair beklentiler artarken, çalışanların gösterecekleri davranışlar için yeterli düzeyde bir karşılık alıp almayacakları ya da belirli bir karşılığın olup olmadığı belirsizdir. Bu nedenle çalışanların yapacakları yardımlar ya da gönüllü davranışlar için belirli bir karşılık beklentisinin yüksek ya da düşük olmasının örgütsel vatandaşlık davranışını etkileyeceği varsayılmaktadır. Öte yandan çalışanların zaman perspektiflerinin (şimdiki zaman ve gelecek zaman yönelimi) hem karşılıklılık normunu hem de örgütsel vatandaşlık davranışını etkileyerek sözü edilen etkiyi ılımlaştıracağı varsayılmaktadır. Bu çalışma karşılıklılık normunun örgütsel vatandaşlık davranışına etkisinde zaman yöneliminin ılımlaştırıcı bir rolünü inceleyecektir.
Sağlık endüstrisinde şiddet korkusunun örgütsel bağlılığa etkisi ve mesleki yabancılaşmanın aracı rolü üzerine bir inceleme
Bu çalışma, sağlık sektöründe faaliyet gösteren profesyonellerin şiddetle görme korkusunun, örgütsel bağlılık düzeylerine olan etkisini ve mesleki yabancılaşmanın aracı rolünü incelemektedir. Araştırma, şiddet korkusundaki artışın örgütsel bağlılığı azaltacağı, ayrıca mesleki yabancılaşmanın bu etkide aracı bir rol oynayacağı hipotezine dayanmaktadır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ilindeki hastanelerde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma evreninden kartopu örnekleme yöntemi yoluyla 236 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, sağlık çalışanlarının demografik özellikleri ile şiddet görme korkusu, örgütsel bağlılık ve mesleki yabancılaşma arasındaki ilişkinin incelenmesi için güvenilirlik analizi, regresyon analizi, T-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. ANOVA ile yapılan ilişki analizinin ardından LSD tekniği kullanılarak Post-Hoc testi gerçekleştirilmiştir. Afyonkarahisar'daki hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarının şiddet görme korkuları, örgütsel bağlılık, mesleki yabancılaşma ve demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi, meslek sınıfları, çalışma süresi) arasında yapılan analiz sonuçlarına göre kısmi anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ayrıca, şiddet görme korkusunun, örgütsel bağlılık ve mesleki yabancılaşmayı etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mesleki yabancılaşmanın, şiddet görme korkusu ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide aracı bir rol oynamadığı belirlenmiştir
Yenilikçi örgütsel damgaların oluşumu ve dönüşümü: Şirketleşmiş start-up'lar üzerine bir araştırma
Bu çalışmada yenilikçi örgütsel damgaların nasıl oluştuğu ve oluşmuş olan bu damgaların hassas dönemler sonrasında nasıl bir dönüşüme uğradığının araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın keşifsel bir araştırma olmasından dolayı nitel araştırma yöntemi kullanılarak durum analizi deseni tercih edilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerden ve doküman analizinden elde edilmiştir. Elde edilen veriler tümevarımsal ve tümdengelimsel içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada yenilikçi örgütsel damgaların oluşumu ve dönüşümünü ortaya koyan bulgular temalar, kategoriler ve kodlar ile sınıflandırılmıştır. Araştırma bulguları ile yenilikçi örgütsel damgaların nasıl oluştuğu ve nasıl dönüşüme uğradığına ilişkin açıklayıcı sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarından birincisi, yenilikçi örgütsel damgaların kurucunun girişimci olmadan önce çeşitli damga kaynakları (aile ve arkadaşlar, ekonomik ve ekolojik koşullar gibi) vasıtası ile kurucuya aktarıldığıdır. Araştırmanın ikinci sonucunda, yenilikçilik damgası ile damgalanmış olan kurucunun bu izi kuruluş aşamasında örgütüne yansıttığı ve örgütünü yenilikçi olarak damgaladığı görülmektedir. Araştırmanın üçüncü sonucu ise yenilikçi örgütsel damgaların kuruluş sonrası hassas dönemlerin etkisi ile dönüşüme uğradığını göstermektedir.
Ceza infaz kurumlarında örgütsel yapı unsurlarının çalışan performansına etkisi
Ceza infaz kurumları, suç işleyen bireylerin cezalarının infaz edilmesi, ıslah edilmesi ve topluma yeniden kazandırılması amacıyla faaliyet gösteren, güvenlik ve denetimin ön planda olduğu kamu kurumlarıdır. Bu kurumlarda görev yapan personel; yüksek stres, psikolojik baskı, duygusal yıpranma ve fiziksel tehdit gibi zorlu çalışma koşullarıyla karşı karşıyadır. Söz konusu koşullar, çalışanların görevlerini yerine getirme biçimini ve genel iş performanslarını önemli ölçüde etkilemektedir. Çalışan performansını etkileyen birçok bireysel ve kurumsal faktör bulunsa da, örgütsel yapının biçimsel özellikleri (örneğin; merkezileşme, biçimselleşme ve uzmanlaşma) çalışanların performansı, özerkliği ve kurumsal bağlılığı üzerinde belirleyici bir role sahiptir. Literatürde ceza infaz kurumu çalışanlarının tükenmişlik, stres, iş doyumu gibi psikolojik yönleri geniş biçimde incelenmiş olmakla birlikte, örgüt yapısı ile performans arasındaki ilişkileri bütüncül biçimde ele alan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı, Türkiye'deki ceza infaz kurumlarında görev yapan personelin performansının, örgütsel yapı unsurlarıyla nasıl ilişkilendiğini ampirik olarak incelemektir. Araştırma, pozitivist paradigma çerçevesinde ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüş; 2025 yılı itibarıyla farklı ceza infaz kurumlarında görev yapan 230 personelden, örgütsel yapı ve performans ölçekleri aracılığıyla nicel veri toplanmıştır. Veriler, istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, biçimselleşme çalışan performansını en fazla etkileyen pozitif unsur olurken, merkezileşmenin performans üzerinde negatif etkisi tespit edilmiştir. Uzmanlaşma ise zayıf düzeyde ama anlamlı bir pozitif ilişki göstermektedir. Bu sonuçlar, ceza infaz kurumlarında görev tanımlarının netleştirilmesi, karar alma süreçlerinin daha katılımcı hale getirilmesi ve uzmanlaşmaya dayalı yapıların teşvik edilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Performans değerlendirme kriterlerinin örgütsel bağlılığa etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma
Performans değerlendirme çalışanların örgüte katkılarını belirlemeyi, ödüllendirmeyi ve onlara performansları hakkında geribildirim vermeyi amaçlar. Performans değerlendirme kriterlerinin gerçek performansı adil bir biçimde ölçmesi ve geribildirimin geliştirici olması gerekir. Adil performans değerlendirme ve geliştirici geribildirimin çalışanların örgütsel bağlılığını etkileyeceği varsayılmaktadır. Buna göre, performans değerlendirme kriterlerinin örgütsel bağlılığa etkisini belirlemek için bankacılık sektöründe bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Afyonkarahisar'daki kamu ve özel banka şubelerinin çalışanları oluşturmaktadır. Veriler demografik, performans değerlendirme kriterleri ve örgütsel bağlılık değişkenlerini çalışanların özdeğerlendirmesi yoluyla ölçen anket yoluyla toplanmıştır. Bulgular çalışanların performans değerlendirme kriterlerine dair algılarının örgütsel bağlılık ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Performans, Performans Değerlendirme Kriterleri, Örgütsel Bağlılık, Bankalarda Performans Değerlendirme
Endüstri 4.0'a geçiş sürecinde kurumsal hafızanın rolü
Endüstri 4.0 veya diğer adıyla dördüncü Endüstri 4.0 devrimi, işletmelerin ve çevresinin geçirdiği dijital dönüşümü tanımlayan sürecin genel adıdır. Bu süreçte veri ve bilgi kavramları kaldıraç etkisi oluşturmakta ve yoğun dijitalleşme ile birlikte iletişim alt yapısının hızlı değişimi örgütleri bu sürece çok hızlı bir şekilde dahil etmeye zorlamaktadır. Bu sürece dahil olamayan işletmelerin, diğer işletmeler üzerindeki rekabet avantajını yitirmesi kaçınılmazdır. Endüstri 4.0 süreci belli başlı kriterlerin sağlanması konusunda sektörlerine göre işletmeleri belli bir dönüşüme zorlamaktadır. Bu dönüşümün sağlanmasını sağlayan kriterlerin başında büyük veri kavramı gelmektedir. Büyük veri, her türlü nesneden merkezi veri depolama ünitelerine, daha formal adı ile kurumsal hafızanın depolandığı dijital ortamlara, gelen verilerin tamamına verilen genel bir isimdir. Genellikle hacminin büyüklüğünden dolayı ismine büyük veri denilmiştir. Teknolojinin hızlı gelişimi ve dördüncü Endüstri 4.0 devriminin de etkileri ile işletmelerin sahip oldukları kurumsal hafızaları da dönüşüme uğramaktadır. Bu dönüşüm bu çalışmada Kurumsal Hafıza 2.0 olarak isimlendirilecektir. Bu dönüşüm sayesinde işletmelerin kurumsal hafızaları Endüstri 4.0 sürecinde, sürecin ihtiyaç duyduğu bilgileri hızlı bir şekilde sunabilmektedir ve işletmelerin geçirdiği dönüşüme belki de en büyük desteği vermektedir.
Yenilikçiliğin kurumsal sürdürülebilirliğe etkisi: Afyonkarahisar termal otel işletmelerinde bir araştırma
Günümüzde işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri kurumsal sürdürülebilirlik ile mümkün olmaktadır. Kurumsal sürdürülebilirlik yolu da yenilikçilik yapmakla gerçekleşebilir olmaktadır. Bu çalışma, termal otel işletmelerinde yenilikçiliğin kurumsal sürdürülebilirliğe etkisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Afyonkarahisar ilinde faaliyet gösteren termal otel işletmeleri yöneticileri üzerinde nicel araştırma yöntemi olan anket tekniğinden faydalanılmıştır. Elde edilen veriler, istatistik paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Korelasyon analizi, regresyon analizi, tek yönlü anova testi ile sonuçlar elde edilmiştir
Örgütsel vatandaşlık davranışının entelektüel sermayeye etkisi
Entelektüel sermaye artan bir şekilde hem işletmeler hem de ulusal büyümenin temel lokomotifidir. Günümüzdeki yeni ekonomik ortamda değer yaratmanın temel kaynağı, entelektüel sermayedir. Entelektüel sermaye; genellikle insan sermayesi, sosyal sermaye ve ilişkisel sermaye şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bu sermaye türlerinin geliştirilmesinde çalışanların rol davranışlarının ötesinde gönüllü olarak sergiledikleri örgütsel vatandaşlık davranışlarının katkısı çok fazladır. Entelektüel sermayenin geliştirilmesinde örgütsel vatandaşlık davranışlarının etkisinin araştırılması bu nedenle gereklidir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu yardımıyla, sektöründe lider durumda olan bir tekstil firması çalışanlarının örgütsel vatandaşlık davranışları ile entelektüel sermaye arasındaki ilişki araştırılmıştır. 268 çalışandan toplanan verilerin analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışlarının ve entelektüel sermaye algılarının sosyo-demografik değişkenler açısından farklılıkları ortaya konulmuştur. Ayrıca yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütün sahip olduğu entelektüel sermaye arasında pozitif yönlü bir ilişki var olduğu sonucuna ulaşılmıştır
İş özelliklerinin sanal kaytarmaya etkisi: Kamu hastanelerinde bir araştırma
Bu araştırma kamu hastanelerinde görev yapan sağlık çalışanlarının, iş özellikleri değerlendirmelerinin sanal kaytarma davranışına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada ilk olarak konuyla ilgili yapılan yerli ve yabancı literatür taraması doğrultusunda araştırmanın kuramsal çerçevesi hazırlanmıştır. Araştırmanın devamında, söz konusu konuyla ilgili olarak kamu hastaneleri sağlık çalışanları üzerinde bir anket tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar il merkezinde faaliyet gösteren kamu hastaneleri çalışanları oluşturmakta olup, toplamda 435 anket analize dâhil edilmiştir. Anketin iş tanısı ve sanal kaytarma ile ilgili ölçeklerine ilişkin gerekli olan geçerlilik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların ankete ilişkin vermiş olduğu yanıtların; faktör analizi, frekans, yüzde ve aritmetik ortalamaları belirlenerek; t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi yöntemleri uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlara göre, sağlık çalışanlarının genel anlamda iş özellikleri değerlendirmelerinin olumlu olduğu ve sanal kaytarma davranışlarının düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca, gerçekleştirilen analizler sonucunda iş özelliklerinin sanal kaytarma davranışına negatif yönde orta kuvette anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Örgütsel politikanın toksik davranışa etkisi
Örgütsel unsurlar ve bireysel özellikler etkileyerek çalışanların algılarını, tutumlarını ve davranışlarını etkilemektedir. Bu etkileşim her zaman olumlu yönde gerçekleşmemektedir. Örgütsel politika bireylerin kendi menfaatlerini korumak ve arttırmak için örgütsel kaynakları kullanarak sergiledikleri çabalardır. Örgütsel politika olumsuz yönleriyle ortaya çıkarsa, toksik olarak nitelendirilen davranışlara neden olmaktadır. Bireylerin kendi çıkarlarına yönelik çalışarak uzun süre maruz kalındığında örgüte yıkıcı ve kalıcı zararlar vermeleri ise toksik davranışı ifade etmektedir. Örgütlerin karanlık yüzü olarak ifade edilen örgütsel politika ve toksik davranışlar örgütsel bağlılığı, motivasyonu, verimliliği ve iş tatminini azaltıcı yönde etkiler oluşturmaktadır. Ayrıca çalışanların iş stresi, tükenmişlik, örgütsel yabancılaşma ve işten ayrılma niyetlerini artırmaktadır. Örgütsel faaliyetlere olumsuz etkiler yapan örgütsel politika ve toksik davranışlar ile nasıl mücadele edileceğini anlamak için bu kavramların araştırılması son derece önemlidir.Bu çalışmanın amacı, örgütsel politikanın toksik davranışa etkisini araştırmaktır. Örneklem Afyonkarahisar'da belediyede çalışan 113 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama anket formu aracılığı ile yapılmıştır. Anket formunun birinci bölümünde kişisel bilgiler, ikinci bölümünde ise Örgütsel Politika Ölçeği ve Algılanan Örgütsel Toksisite Ölçeği yer almaktadır. Katılımcılardan toplanan veriler frekans analizi, güvenilirlik analizi, t testi, varyans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre örgütsel politikanın toksik davranışa anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Yenilik odaklı bir örgüt formu olarak teknoparkların doğuşu: Birlikte evrim teorisi çerçevesinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, birlikte evrim bakış açısıyla yenilik odaklı bir örgüt formu olarak teknoparkların ortaya çıkış sürecini, bu süreçte etkili olan dinamikleri, koşulları, aktörleri ve teknoparkların form olarak özelliklerini açığa çıkarmaktır. Çalışma keşifsel bir araştırma olduğundan dolayı nitel yöntem tercih edilmiştir. Veriler doküman analizi ve görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler tümevarımsal içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu kapsamda, danışman ve öğrenci tarafından yenilik odaklı bir örgüt formu olarak teknoparkların ortaya çıkış sürecine ilişkin özgün bir model geliştirilmiştir. Bu model, kurumsal mantıkları, tetikleyici koşulları, kurumsal çevrede değişime neden olan olayları, bu süreçte rol oynayan ve etkileşim içine giren örgütsel aktörleri, bu aktörler arasında etkileşimi hızlandıran mekanizmalar olarak katalizörleri, etkileşim dinamikleri sonucu oluşan öncül formu içermektedir. Çalışmanın sonucuna göre, yenilik odaklı bir örgüt formu olarak teknoparklar birlikte evrimsel bir süreçte ortaya çıkmıştır ve bu süreç 24 Ocak 1980 serbest piyasa ekonomisine geçişle başlamıştır. Formun ortaya çıkışında devlet kurumsal mantığının baskın olduğu, devletin kurumsal düzenleyici bir aktör olarak formun yapısını ve işleyişini şekillendirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, ODTÜ'nün kurumsal girişimci rolü üstlendiğine, TEKMER'lerin birlikte evrim sürecini hızlandıran katalizör olduğu ve yasadan önce kurulan ODTÜ Teknoparkın etkileşim dinamikleri sonucu oluşan öncül form olduğuna ulaşılmıştır.
Stratejik işbirliklerinin işlem maliyetleri üzerine etkisi: Sivil havacılık sektöründe bir araştırma
Kapsam, ölçek ve yoğunluk ekonomilerinden faydalanmak isteyen havayolu firmaları operasyonel maliyetlerini azaltmak ve uçuş ağlarını artırmak gibi hedefler temelinde işbirliği oluşturmaktadırlar. Bununla birlikte işbirliğine dahil olan birçok firma bir yandan uçuş maliyetlerini azaltırken diğer taraftan, öngürülemeyen işlem maliyetlerine de katlanmak durumunda kalmaktadır. Bu kapsamda bu çalışmada stratejik havayolu işbirliklerine dahil olan toplam 59 küresel havayolu firmasının oluşturdukları işbirlikleri işlem maliyeti yaklaşımıyla araştırılmıştır. Araştırma online anket yoluyla işbirliğine dahil olan havayolu firmalarının orta ve üst düzey yöneticilerinden toplam 85 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Partner güvenilirliği, sözleşmesel önlemler, ortak girişim, fırsatçı davranış, işbirliği yaşı, varlık özgünlüğü ve işbirliği çıktısı değişkenleriyle oluşturulan teorik model çerçevesinde PLS-YEM ve SPSS programları kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Kurgulanan hipotezler verilerin yapısına göre yapısal eşitlik modeli, bağımsız örneklemler t-testi, one way anova testi ve regresyon analizleri kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda işlem maliyeti yaklaşımının temel varsayımlarının hepsinin desteklendiği sonucuna ulaşılmıştır. Partner güvenilirliği, ortak girişim ve sözleşmesel önlemler değişkenlerinin fırsatçı davranışı tahmin etmede, fırsatçı davranışın da işbirliği çıktısını tahmin etme noktasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç verdiğine ulaşılmıştır. Benzer şekilde işbirliği yaşı ile fırsatçı davranış ve işbirliği çıktısı arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Bunlara ek olarak varlık özgünlüğü ile de fırsatçı davranış ve işbirliği çıktısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Liderlik tarzlarının inovasyon performasına etkisinde örgütsel desteğin aracı rolü
Bu çalışmanın temel amacı, liderlik tarzlarının inovasyon performansına etkisinde örgütsel desteğin aracı rolünü araştırmaktır. Bu amaçla ilk olarak değişkenler arasındaki kuramsal ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yazın incelemesi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar il merkezinde faaliyet gösteren beş yıldızlı otel işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, anket yöntemi ile toplanmış, çalışma 332 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre liderlik tarzlarından dönüştürücü liderlik tarzı ve etkileşimci liderlik tarzının inovasyon performansı ve örgütsel destek üzerinde anlamlı ve pozitif düzeyde etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde örgütsel destek ile inovasyon performansı arasında da anlamlı ve pozitif düzeyde ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sıra dışı liderlik tarzlarının algılanan örgütsel politikaya etkisinde örgüt kültürünün aracılık rolü
Son yıllarda değişim ve yenilenme ile birlikte kaos, belirsizlik ve karmaşa sonucunda liderliğin yeniden sorgulanması sonucunda sıra dışı liderler ortaya çıkmıştır. Örgütlerin değişime uyum sağlayabilmesi için örgüt kültürü ve örgütsel politika konularının dikkate alınması gerekli hale gelmiştir. Liderlik, örgüt kültürü ve örgütsel politika konularına ilişkin birçok çalışma vardır. Ancak sıra dışı liderliğin örgüt kültürü ve örgütsel politika ile ilişkisini açıklayan araştırmaların olmaması bu çalışmanın önemini artırmaktadır. Araştırmanın amacı hizmet sektörü olan turizm işletmelerinde olası kaos ve kriz ortamlarında sergilenecek davranışlar çerçevesinde; örgüt kültürünün, sıradışı liderlik tarzları ile örgütsel politika arasındaki ilişkiye olası aracılık rolünü ortaya koymaktır. Araştırmada sıra dışı liderlik tarzları olarak karizmatik, ideolojik ve pragmatik liderlik ele alınmıştır. Literatür taraması ve uzman görüşleri alınarak ölçme aracı hazırlanmıştır. Hazırlanan beşli likert tipi anket, Antalya ilinde faaliyet gösteren beş yıldızlı otel işletmelerinde görev yapan 453 yöneticiye uygulanmıştır. Verilerin analizinde Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi, Faktör Analizi, One Way Anova Analizi ve T- Testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sıra dışı liderlik ölçeği geliştirilmiştir. Karizmatik, ideolojik ve pragmatik liderlik tarzlarının örgüt politikalarını ve örgüt kültürünü doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Aracı değişken sonuçları incelendiğinde sıradışı liderliğin örgütsel politikaya etkisinde örgüt kültürünün aracı etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Endüstri 4.0 olgunluk düzeyinin örgütsel öğrenmeye etkisinde teknolojik yatkınlığın aracılık rolü
Endüstri 4.0 süreci, bilişim teknolojilerinin üst düzeyde ve yaygın olarak kullanılmasını gerektirmektedir. Bunun örgüte etkisi ise, yeni teknolojilerin gerektirdiği bilgi, beceri ve davranışların edinilmesidir. Ancak teknolojiye yatkınlık olmadığında örgütsel öğrenme sürecinin güç olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Endüstri 4.0 olgunluk düzeyinin örgütsel öğrenmeye etkisinde teknolojik yatkınlık düzeyinin aracılık rolünün belirlenmesidir. Bu kapsamda, ISO 500/1000 listesinde bulunan ve Endüstri 4.0 çalışmalarını uygulayan büyük ölçekli imalat işletmelerinden üst düzey yönetici, operasyonel müdür, mühendis ve teknik uzmanların katılımı ile nicel bir çalışma yapılmıştır. Anket yöntemi ile toplamda 107 işletmeden, 401 geçerli veriye ulaşılmıştır. Araştırmanın hipotezleri, SPSS 22 ve AMOS 22 programları kullanılarak ve yapısal eşitlik modelleri oluşturularak test edilmiştir. Araştırma sonucunda, Endüstri 4.0 olgunluk düzeyinin örgütsel öğrenmeye ve teknolojik yatkınlığa, teknolojik yatkınlığın örgütsel öğrenmeye etkilerinin anlamlı ve olumlu yönde olduğu görülmüştür. Aynı zamanda, Endüstri 4.0 olgunluk düzeyinin örgütsel öğrenmeye etkisinde teknolojik yatkınlığın tam aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, teknolojik yatkınlık değişkeni modele aracı değişken olarak dahil edildiğinde, Endüstri 4.0 olgunluk düzeyinin örgütsel öğrenmeye etkisi tamamen aracı değişken üzerinden gerçekleşmektedir.
Küresel krizlerin Türkiye mermer sektörüne etkileri ve Afyon mermer sektüründe bir araştırma
Küreselleşme son zamanlarda sürekli olarak gündemde. Küresel hareketler ve olaylar bir çok şeyi hızlı şekilde etkilemektedir. Krizler artık bölgesel veya ülkesel olmaktan çıkıp küresel etkiye sahip hale gelip bütün dünyayı etkilemektedirler.Bu çalışma üç ana bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde küreselleşme ve kriz kavramı ele alınmış ve bunların günümüzde ne ifade ettiği incelenmiştir. İkinci bölümde Türk Doğaltaş Sektörünün güncel durumu değerlendirilmiş ve küresel krizin Türk Doğaltaş Sektörüne Etkileri ele alınmıştır.Son bölümde Afyonkarahisar Doğaltaş sektörünün güncel durumu ve küresel krizden etkilenme durumu değerlendirilmiş ve krizden çıkış stratejileri ortaya konmuştur.
Örgütlerde problemli davranışlar ve davranışsal risk yönetimi
Son yıllarda örgütsel davranış ve örgüt psikolojisi literatüründe örgütü, örgüt çalışanlarını ve örgüt çalışanlarının yakın çevresini olumsuz yönde etkileyen problemli davranışların ön plana çıktığı görülmektedir. Problemli davranışlarla ilgili çalışmalar son yıllarda yaygınlaşmış olsa da, sanayi devriminden günümüze çalışanların problemli davranışlarının yönetimi örgütlerdeki en temel sorunu oluşturmuştur. Problemli davranışların giderek yaygınlaşması ise problemli davranışlarından kaynaklanan davranışsal risklerin yönetimini gerekli kılmıştır. Bu bağlamda çalışma, örgütlerde farklı yayılımda ve türde problemli davranışlarla karşılaşılabileceği ve bu farklı davranışlardan kaynaklanan risklerin farklı davranışsal risk yönetimi uygulamaları ile yönetilebileceği varsayımı ile şekillendirilmiştir. Çalışmada bu varsayım örgütün faaliyet gösterdiği sektör ve sermaye yapısı ile örgüt yöneticilerinin yaşı, kıdemi, yönetim kademesi ve yönetim tarzı ile ilişkilendirilmeye çalışılmıştır.Nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı alan araştırmasının bulgularına göre örgütlerde karşılaşılan problemli davranışların yayılımı ve türünün; örgütün faaliyet gösterdiği sektöre, sermaye yapısına, örgüt yöneticilerinin kıdemine, örgüt yöneticilerin çalıştığı yönetim kademesine ve yönetim tarzına göre farklılık göstermediği görülmüştür. Örgütlerde karşılaşılan problemli davranışların yayılımı ve türünün örgüt yöneticilerinin yaşlarına göre farklılık göstereceği varsayımı ise sadece problemli davranışların yayılımının kişiler arası sapma boyutunda doğrulanmaktadır. Araştırmada davranışsal risk yönetimi uygulamaları ile ilgili olarak ise; örgütlerdeki davranışsal risk yönetimi uygulamalarının örgüt yöneticilerinin yaşına, örgüt yöneticilerinin kıdemine, örgüt yöneticilerin çalıştığı yönetim kademesine ve yönetim tarzına göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamındaki örgütlerde davranışsal risk yönetimi uygulamaları sadece örgütün faaliyet gösterdiği sektöre ve sermaye yapısına göre farklılık göstermektedir.
Örgüt kültürünün değişiminde insan kaynakları yönetiminin rolüne ilişkin bir uygulama
Örgüt kültürü örgütteki çalışanların davranışlarını yönlendiren normlar, davranışlar, değerler, inançlar ve alışkanlıklar sistemidir. Bu nedenle, örgüt kültürünün örgüt üyelerinin düşünce ve davranışlarını şekillendiren hâkim değer ve inançlar olduğu söylenebilir. Günümüz rekabet ortamında örgütleri ayakta tutan kültür kavramı, çağdaş yönetim tekniklerinin özellikle Toplam Kalite Yönetim (TKY) anlayışının örgütlerde uygulanması ile birlikte değişim sürecine girmektedir. Örgüt kültürünün değişiminin insana bağlı olduğu düşünüldüğünde kalite yönetim sistemlerinin gerektirdiği kültürün oluşmasında ve uygulanmasında İnsan Kaynakları Yönetimine (İKY) büyük görev düşmektedir. Değişim sürecinde İnsan Kaynakları Yönetiminin planlama (seçme, yerleştirme, oryantasyon, iş tanımı, iş değerleme ) eğitim, ücretlendirme, performans değerleme fonksiyonlarını etkin olarak kullanımı kültürel değişimi belirleyici rol oynamaktadır.Örgütlerde değişim aşamasında yenilenen örgüt kültürünün iş görenler arasında kabul görme ve benimsenmesinde önemli rol oynayan İnsan Kaynakları Yönetimi, diğer tüm organizasyonel birim ve düzeylerle entegre biçimde çalışması gereken çok fonksiyonlu bir araç konumuna gelmektedir. Bir başka deyişle, İnsan Kaynakları Yönetimi, Toplam Kalite Yönetiminin getirdiği yeni kültürün örgüt içinde benimsenmesi için belirleyici bir rol oynamaktadır.
İşletme gruplarında sahiplik yapısı ile strateji arasındaki ilişki: Türkiye'de işletme grupları üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, işletme gruplarının kullandıkları sahiplik ve kontrol yapılarının stratejik tercihlerindeki farklılıklar ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırman evrenini; İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören 336 şirketten Türkiye'de faaliyet gösteren ve Türkiye merkezli bir holdingle organik bir ilişkisi olan şirketlerden oluşmaktadır.Elde edilen bulgular çerçevesinde işletme gruplarındaki sahiplik ve kontrol ilişkisi iki aşamada ele alınmıştır. İlk aşamada sahiplik ve kontrol yapıları holding ve bağlı halka şirket düzeyinde tek tek incelenerek kullanılan yapı ortaya çıkarılmıştır.İkinci aşamada sahiplik yapısı ve stratejiler arasındaki ilişkilere ait bulgular ele alınmıştır. İşletme gruplarının halka açık şirketleri arasında çeşitlendirme stratejilerinde farklı sermaye yoğunluluklarında bir farklılığa rastlanmamıştır. Uluslararasılaşma konusunda özellikle dışa dönük uluslararasılaşma işletme gruplarınca tercih edildiği görülmektedir. Odaklanma stratejisinin benimsendiği görünürken, grupların odaklı yapıyı özellikle işletme grubu mantığı içinde kalarak tercih ettikleri saptanmıştır.
Duygu etkileşiminin liderlik tarzına etkileri
Liderin karar ve davranışlarında, mantık etkileşimi kadar duygu etkileşimini de dikkate alması ve duygu etkileşimi ile hangi liderlik tarzının daha etkin olabileceği çalışmanın problemidir. Çalışmada, duygu etkileşiminin liderlik tarzına etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Kütahya ilinde özel ve devlet hastanesinde görev yapan doktor ve hemşirelerin, duygu etkileşimlerinin liderlik tarzına nasıl etki ettiği incelenmiştir. İncelemede veri toplama aracı olarak, anket çalışmasından istifade edilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin değerlendirilmesi ışığında, duygu etkileşimi ile liderlik tarzı arasında pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür.Sonuç olarak; duygu etkileşiminin liderlik tarzına etkisinin olduğu ve duygusal etkileşim ile yeteneklerin, liderlik sürecinde rol oynadığı ifade edilebilir. Bu bağlamda duygusal etkileşim ve yeteneklerin, liderlik tarzı üzerindeki etkisinin izleyiciler ve örgüt açısından sonuçları, müteakip çalışmalarda incelenebilir.