Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Karakayalı

10 theses · Manisa Celal Bayar University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de özelleştirme uygulamaları (Tüpraş örneği)

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında ülke ekonomisinin içinde bulunduğu kötü durum ile birlikte 1929 yılında ortaya çıkan Dünya Ekonomik Krizi sonrasında hakim olan Keynezyen İktisat Politikaları sonucu devletin ekonomik yaşamda etkin bir rol almasını gerektirmiştir. Devletin ekonomi üzerindeki etkinliği ve payı 1970'li yıllara kadar artarak devam etmiştir.Ancak 1970'li yılların başlarında ortaya çıkan petrol krizi ile birlikte ekonomik sorunlar artmış ve devletin ekonomik yaşamdan çekilmesi gündeme gelmiştir. 1980'li yılların başlarında ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde "yeni sağ" politikalarının ülke yönetimine gelmesi ile birlikte özelleştirme politikaları hükümetlerin resmi politikası olmuştur.ingiltere de Thatcher hükümeti ile ABD'de Reagan hükümeti özelleştirme politikalarını etkin bir şekilde kullanarak diğer ülkelere örnek ve model oluşturmuşlardır. Ülkemizde de 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları sonrası liberal iktisadi ekonomi politikalarının uygulanmaya konması ile birlikte özelleştirme politikaları gündeme gelmiştir.Dünya da ise merkezi planlı Doğu Bloku Ülkeleri ile Rusya'nın Serbest Piyasa Ekonomisine geçmesi ile birlikte özelleştirme politikalarının uygulamaya konulması ülkede hız kazanmıştır. Bu çalışmada ülkemizde özelleştirme uygulamaları kapsamında Tüpraş'ın özelleştirilmesi örnek olarak seçilmiş olup, ülke sanayinin öncü kuruluşlarından biri olan bu kuruluşun özelleştirilmesi incelenmiştir.

Ekonomi politikalarıTÜPRAŞÖzelleştirme
Ergün Kaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Devletin Merkez Bankası'ndan borçlanmasının ekonomik etkileri

ÖZET Devletin, belirli bir karşılık veya imkan sağlamak amacıyla, belirlenmiş bir vade sonunda geri ödenmek üzere ve prensip olarak borcu verenlere hiçbir baskı yapmaksızın, iç ve dış piyasalardan çeşitli değerleri elde etmesine "kamu borçlanması" adı verilmektedir. Kamu borçlarının finanse edildiği kaynakların farklılığına göre çeşitli makro ekonomik etkiler görülmesine karşın; çalışmamızda yer alan etkiler sadece Merkez Bankası'ndan borçlanılması varsayımına dayandnılmaktadır. Çalışmamızın uygulama kısmında; "Türkiye'de, 1993-2003 döneminde Merkez Bankası'ndan borçlanılmasının yol açtığı makro ekonomik etkiler" incelenmiştir. n

BorçlanmaBorçlanma yöntemiEkonomik etki+3
Deniz Züngün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekstil sanayinin endüstrilerarası bağlılık ve ekonomik etkilerinin girdi-çıktı analizi yardımıyla değerlendirilmesi (1980 sonrası)

ÖZET Bu çalışmada; tekstil ve konfeksiyon sanayiinin 1980'den sonraki dönemde Türkiye Ekonomisi içindeki rolü ve endüstriler arası bağlılığı incelenmiştir.. Türkiye tekstil ve konfeksiyon sanayi incelemeden önce; dünya tekstil ve konfeksiyon sanayiinin genel dudumu değerlendirilmiştir. İncelemede tekstil ve konfeksiyon sanayii dış ticaretini düzenlemeye yönelik uluslararası anlaşma ve kuruluşları etkileri de gözden geçirilmiştir. Tekstil denince, dar anlamda konfeksiyon sanayiinde kullanılan kumaş akla gelir. Geniş bir tarihi geçmişe sahip bulunan tekstil ve konfeksiyon sanayiini hem dünya ticaretinin hem de Türkiye'nin en önemli ürünleri arasındadır. Dünya ve AB dış ticareti içinde önemli bir paya sahip olan Türkiye tekstil ve konfeksiyon sanayiinin içinde bulunduğumuz son dönemlerde başta uygulanan teşviklerin azalması ve gümrük birliği sonrası dış piyasada zorlu rekabet koşullan ile karşı karşıya kalması, bu sanayii dalının ekonomik etkinliğini belirli ölçüde sınırlandırmıştır. Buna rağmen halen dış ticaretimizin en önemli ürünü konumunda bulunan tekstil ve konfeksiyon sanayiinin diğer sanayi dalları arasındaki ilişkinin boyutu da dikkat çekicidir. Araştırmanın sonunda ele aldığımız modellerde.tekstil ve konfeksiyon sanayiinin endüstriler arası bağlılığının derecesi belirlenmiş, elde edilen sonuçlar dikkate alınarak, bu sanayi dalının ekonomik etkinliği vurgulanmaya çalışılmıştır.

1980 sonrasıEkonomik etkiGirdi-çıktı analizi+5
İlkay Dilber
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

1980'den günümüze, Türkiye'nin dış ticaretindeki yapısal değişimin dış ticaret hadleri üzerindeki etkisi

Dıs Ticaret Hadleri, dıs ticaret analizinde basvurulan ve son yıllarda ekonomikkalkınma, ekonomik yapı degisiklikleri gibi konulara iliskin olarak üzerinde durulan veönem kazanan bir analiz aracı olmustur.Dünya piyasasında ticaret hadleri, ihraç malları fiyat endeksinin ithal mallarıfiyat endeksine oranı olarak tanımlanmaktadır. Genel anlamda dıs ticaret hadleri, birülkenin sattıgı ve satın aldıgı malların fiyatlarındaki degismeler nedeniyle dıs ticarettenkazançlı ya da zararlı çıktıgını gösteren bir kavramdır.Ticaret hadleri kavramlarını sadece fiyat oranı olarak degerlendirmenin eksik biranaliz sekli olusturacagı bilindiginden; iktisat yazınındaki ticaret hadlerisınıflandırmasına baglı kalarak, fiyat, miktar, gelir ve verimlilik açısından, ticarethadleri kavramlarını incelemek gerekmektedir.Genel anlamda degerlendirildiginde, Singer-Prebisch tezine göre, dıs ticarethadleri uzun dönemde, tarımsal ürün ve hammadde ihracatçısı az gelismis ya dagelismekte olan ülkeler aleyhine bir seyir izlerken, sanayi ürünü ihracatçısı gelismisülkeler lehine gelismektedir. Petrol krizi vb. bazı dönemlerde, ticaret hadlerine dairSinger-Prebisch tezinde yapılan genelleme dısına çıkılabilmekle birlikte, bu durumlarçok istisnai ve özel durumlar için geçerlidir.Çalısmada, ithal ikamesine dayalı sanayilesme stratejisinden ihracata dönüksanayilesme stratejisine geçildigi dönem olan 1980'li yılların basından günümüze kadarolan sürede, Türkiye'nin dıs ticaret hadleri; net degisim ticaret hadleri, gayri safidegisim ticaret hadleri ve gelir ticaret hadleri açısından ayrı ayrı hesaplanarak bunlarınbirbirleri ile olan iliskilerinin analiz ve yorumu yapılarak degerlendirilmistir.Çalısmada, Türkiye'nin dıs ticaret hadleri ile ilgili olusturulan analizlerde eldeedilen sonuçlar kısaca söyle özetlenebilir: Son yıllarda Türkiye'nin net degisim ticarethadlerindeki bozulmaya karsın, ihracat ve verimlilikteki artısa baglı olarak, hem gelirticaret hadleri hem de tek faktörlü ticaret hadleri yükselmistir. Söz konusu dönemde,Türk Lirasının asırı degerlenmesine baglı olarak bozulan döviz kurları, Türkiye'ningerçeklestirdigi ihracat miktar artısı ile giderilmistir. 1980'den günümüze kadar olandönemi kapsayan çalısmada, dıs ticaretin gelir etkisinin pozitif bir deger alması daTürkiye'nin dıs ticaretinde dikkat çeken olumlu bir gelismeyi göstermektedir.

Cemal Erdem Hepaktan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası savunma harcamalarının Türkiye ekonomisi üzerine etkileri

Savunma bir ihtiyaç, savunma harcamaları bu ihtiyacı karşılamak için yapılan ödemelerdir. Ülkeler tarih boyunca ilk olarak savunma ihtiyaçlarını gidermek için uğraşmışlardır. İlkel toplumlardan modern toplumlara kadar her aşamada imkanlar ölçüsünde savunma her zaman ilk ve vazgeçilemez bir hizmettir. Ülkelerin savunma için yaptıkları harcamaları etkileyen birçok değişken vardır. Bu değişkenler; ülkenin jeopolitik konumu, çevre ülkelerle ve diğer ülkelerle olan siyasi ilişkileri, ülkenin kendi dinamikleri içinde ülke içi tehditleri (PKK terörü gibi), milli geliri, savunmaya verdiği önem vb. gibi sebepler bunlardandır. Türkiye savunmaya Cumhuriyet tarihi boyunca her zaman diğer ülkelerden daha fazla harcama yapmıştır. Bu harcamaların toplam harcanabilen bütçe içindeki oranı sadece son 6 yılda düşmüştür. Savunma harcamalarının içeriği; bütçe, savunma sanayi destekleme fonu harcamaları ve Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı harcamalarıdır. 1980-2006 yılları arasında bütçe kaynaklı savunma harcamalarının Türkiye'de ekonomik büyümeyi ne yönde ve ne derecede etkilediğini araştıran çalışmada, 2000 yılından sonra normal dağılımı bozan uç değerler bulunmuştur. Böyle bir durum ancak trend değişikliği olması durumunda ortaya çıkabilir. Bu da göstermektedir ki hükümet değişikliği ve AB sürecinde yapılanmaların sonucunda askeri harcamalardaki azalma ekonomik büyümeyi sanıldığı gibi olumlu etkilememiştir, 2000 yılından sonra savunma harcamaları ile ekonomik büyüme arasında ilişki negatife dönmüştür.

Ekonomik büyümeSavunma endüstrisiSavunma harcamaları
Murat Doruk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
10
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal işgücü yapısındaki dönüşümün Türkiye işgücü piyasalarına etkisi

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomi yazınında yer tutan en önemli konulardan biri istihdamdır. Dar anlamda ele alındığında istihdam; bir ülkedeki üretim öğelerinden yalnızca emek öğesi ile ilgilidir. Uzun dönemde, Türkiye'deki işgücü piyasalarında, istihdamın sektörel dağılımının oldukça değiştiği gözlenmektedir. Emek öğesinin, düşük verimlilikteki tarım sektöründen daha yüksek verimlilikteki tarım-dışı sektörlere geçişi yapısal dönüşümün bir unsurudur. Ekonomik gelişme sürecinde tarım sektörünün istihdam payında bir azalmanın olacağı da yadsınmaz bir gerçektir. Ekonomi literatüründeki yaklaşımlar incelendiğinde sanayi ve hizmetler sektörlerinin, işgücü kaynağının tarım sektörü olarak kabul edildiği görülür. Bu yapısal değişim ve dönüşüm sürecinin Türkiye ekonomisi açısından gerçekleşme koşullarının nasıl belirlenebileceğinin araştırılması da tezin temel amacını oluşturmaktadır.Ülke genelinde nüfus artış hızı düşmesine karşın, toplam istihdamın yaklaşık üçte birini bünyesinde bulunduran tarım sektörü istihdamındaki hızlı azalış, yüksek işsizlik seviyesi, düşük işgücüne katılma ve istihdam oranları, işgücünün eğitim seviyesinin ve niteliğinin düşüklüğü ve eğitim ile istihdam arasındaki ilişkinin zayıflığı, rekabet gücü ve istihdam yaratma kapasitesi yüksek bir bilgi toplumuna dönüşüm yolunda önemli sorun alanları olarak ortaya çıkmaktadır.Ülkemizde tarımdaki yapısal değişim sonucu kente göç eden kesimler eğitim düzeylerinin düşük olması ve vasıfsız işgücü olmaları nedeniyle, genellikle hizmetler sektöründe yevmiyeli olarak istihdam edilmektedir. Bu süreçte sanayi sektörünün gerekli istihdam artışlarını sağlayamaması da önemli rol oynar. Gerçekleşen ihracat ve üretim artışlarının yurt içinde katma değeri düşük sektörlerde yoğunlaşması sonucunda istihdam artışları çok sınırlı kalmakta ve işsizlik sorunu derinleşmektedir.

Tarımsal iş gücüİş gücüİşsizlik
Hayriye Başcı Nurıev
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de döviz kurlarındaki değişme ile enflasyon arasındaki ilişki

Birçok ülkenin mücadele ettiği ve ekonomide yer tutan önemli kavramlardan biri olan enflasyon, fiyatlar genel düzeyindeki sürekli ve önemli artışları ifade etmektedir. Türkiye, 1970'lerin sonlarından günümüze kadar yaşanan krizlere ve olumsuz gelişmelere bağlı olarak yüksek ve kronik bir enflasyon süreci yaşayan ve bununla mücadele etmeye çalışan bir ülkedir. Ekonomide istikrarın sağlanabilmesi ve sürdürülebilmesi için, önemli olan olgulardan birisi, düşük oranlı enflasyonun geçerli olabileceği bir ekonomi politikasının benimsenmesidir.Ekonomide önemli bir yer tutan bir diğer kavram olan döviz kuru ise; iki ulusal para birimi arasındaki değişim oranıdır. Özellikle Bretton Woods Sistemi'nin sona ermesi ve petrol fiyatlarındaki yükselme sonucu ortaya çıkan şokun etkisiyle tüm ülkelerin döviz piyasalarındaki istikrarsızlıklar artmıştır. Döviz piyasalarındaki istikrarsızlık sonucu, ulusal ya da uluslararası yaşanan krizler ülkelerin refah (gönenç) düzeylerini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca döviz kurlarındaki değişim ithal eden sektörlerdeki maliyetlere yansıyarak, yurtiçi fiyatları etkilemektedir. Dolayısıyla, döviz kurlarındaki bir artışın, enflasyonu da arttırdığını söylemek olurludur. Ayrıca, eğer ülke parası değer yitirirse, insanlar yerli paradan kaçacak ve bu da döviz kurunun artmasına neden olacaktır. Bunlara bağlı olarak, döviz kuru ile enflasyon arasında sıkı bir ilişkinin olduğunu söylemek olurludur. Bu nedenle bu çalışmadaki amacımız; döviz kurlarındaki değişimin enflasyon üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bunun için, gerekli ekonomik ve ekonometrik analizler yapılmış ve 1983-2009 arası reel efektif döviz kuru ve TÜFE verileri kullanılarak zaman serisi ile çalışılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, TÜFE ile reel efektif döviz kuru arasında çift yönlü bir ilişki bulunmuştur.

DevalüasyonDöviz kuruEkonomik kriz+5
Emine Türkan Ayvaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

1990'dan günümüze Türkiye'de teknolojik değişmenin istihdama etkisi

Günümüzde, bilim ve teknolojideki hızlı ilerlemeler ve teknolojinin oldukça önemli bir üretim faktörü haline gelmesiyle ülkeler, artan ölçüde teknolojinin üretimine, kullanımına ve yayılımına önem vermektedirler. Teknolojik gelişmenin sürdürülebilir ekonomik büyümenin anahtarlarından biri olduğu anlayışı, teknolojik değişmenin istihdam üzerindeki etkilerinin belirlenmesine yoğunlaşan geniş bir deneysel (ampirik) literatürün oluşmasına neden olmuştur.Çalışmanın amacı, ?Teknoloji istihdamı arttırır mı, yoksa azaltır mı?? sorusuna cevap bulmaktır. Bu amaçla, teknolojinin istihdam üzerindeki etkileri incelenmektedir.Dünyada ve Türkiye'de yapılmış ampirik çalışmalar olanaklar ölçüsünde incelendikten sonra, son yıllarda gerçekleştirilen içsel büyüme uygulamalarına koşut olarak Cobb-Douglas üretim fonksiyonu kullanılarak Solow Artığı hesaplanmak suretiyle elde edilen teknolojik değişme hızının Türkiye'de tarım, sanayi ve hizmet kesiminde istihdam edilenlere etkisi 1990-2008 döneminde araştırılmaya çalışılmıştır.Bulgular, uzun dönemde teknoloji değişim hızından ve Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) harcamalarının GSYİH içerisindeki payından en çok etkilenen istihdam değişkeninin tarım kesimi olduğu yönündedir. Elde edilen sonuçlara göre, uzun dönemde teknolojik gelişmelerin, Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) harcamalarının GSYİH içerisindeki payındaki artışla kendisini gösterebileceğini, böylece sanayi kesiminde istihdam edilenlerin verimlilik artışına neden olabileceğini ve söz konusu verimlilik artışlarıyla oluşan istihdam kayıplarının hizmet kesimine yöneldiğini ifade edebiliriz. Sanayi kesimini geliştirici politikaların da tarım kesiminden ayrılan istihdamın önemli bir nedeni olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Cobb-Douglas üretim fonksiyonuEkonomiSolow Büyüme Modeli+6
Ferhan Sayın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık politikaları göstergeleri ve makro ekonomik büyüklükler ile olan etkileşimi

1980'lerden bu yana Türkiye'nin içinden geçtiği neoliberal dönüşüm süreci, ekonomik politikası süreçlerini yeniden tanımlayarak, başta sağlık politikaları olmak üzere, ülkemizdeki diğer sosyal politika yapım süreçlerini de kaçınılmaz olarak etkilemiş ve yeniden yapılandırmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de ve bütün dünyada, sağlığın sosyal bir politikası sahası olarak devletin ve diğer kamusal mekanizmaların ilgili sahaya müdahale ve sağlık sektörünü neoliberal önceliklere göre şekillendirme girişimleri yoğunlaşmıştır.Sağlık ekonomisi yaklaşımları sağlık sektöründe devam ede gelen neoliberal dönüşüm sürecine koşut olarak, paradigmatik değişimler yaşamıştır. Kapitalizmin yeni bir evresi olarak değerlendirilebileceğimiz ve `küreselleşme' dönemi olarak adlandıracağımız uluslararası konjonktürde, ekonominin bir alt disiplini olarak sağlık ekonomisi yaklaşımları, 1960'lardaki sağlığı bir beşeri sermaye olarak gören ve kendi bakışını temel makro ekonomik modellere entegre eden temel paradigmasını, sağlık kavramını sadece mikro-ekonomik modellemeler dahilinde harcamalar, harcamaların etkinliği ve sağlık kurumu örgütlerinin etkinliği ve verimliliğini konu alan neoliberal sağlık paradigmasıyla değiştirmiştir.Türkiye'deki sağlık sektöründe yaşanan dönüşümü ülkemizde devam edegelen neoliberal dönüşüm sürecinden ayrık düşünmek olanaksızdır. Bu kapsamda çalışmamız ilgi neoliberal yapısal değişimlere paralel olarak şekillenen ekonomik göstergeler ve bu dönüşümünün sağlık politikalarında izdüşümü ve sonucu olarak sağlık göstergeleri arasındaki ekonometrik ilişkiselliği saptamayı amaçlamaktadır.Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde sağlık ekonomisi ve kavramlarını disiplinin uluslararası ve ülkemizde tarihsel evrimi ile harmanladıktan sonra sağlık hizmetleri piyasalarının belli başlı özelliklerini ve ilgili piyasalarda arz ve talep kavramı tartışılacaktır. Üçüncü bölüm Türkiye'deki sağlık politikası yapımındaki yapısal aktörleri ve unsurları tarihsel evrimi ile sunacak ve temel sağlık göstergelerinin tanımını yaptıktan sonra, belli başlı sağlık göstergeleri ve belirli ekonomik göstergeleri arsındaki ilişkiyi betimsel istatistikler yardımı ile değerlendirecektir. Sağlık ekonomisi üzerine yapılan ampirik çalışmaların literatür taramasını yapan çalışmamızın dördüncü bölümü üçlü bir ampirik çalışma yapacaktır. Birinci kısımda, belirli sağlık göstergeleri ve ekonomik büyüme; temel kamusal harcamaları olan sağlık, ulusal savunma, eğitim harcamaları arasında ilişkinin sınanmasını VAR Ayrıştırması, Etki Tepki Analizi, Granger nedensellik testi gerçekleştirilirken, toplam, özel ve kamusal sağlık harcamalarının yapısal kırılma dönemlerini belirleyebilmek için CUSUM testleri uygulanacaktır. Son deneysel kısım ise sağlık harcamalarının gelire karşı duyarlılığı Johansen eşbütünleşme prosedürü ile toplam sağlık harcamaları, ulusal gelir ve nüfus büyüme oranı değişkenleri yardımı ile test edilecektir.Anahtar Kelimeler: Sağlık göstergeleri, ekonomik göstergeler, sağlık harcamaları,Türk Sağlık Sektörü, Granger nedensellik testi, CUSUM yapısal kırılma testi, Johansen Eşbütünleşme testi; Sağlık Harcamlarının Gelir Esnekliği

Makroekonomik büyüklüklerSağlık ekonomisiSağlık göstergeleri+4
Özer Buğra
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de cari açık üzerine uygulanan iktisadi politika araçlarının etkileri

Türkiye'nin dünya ekonomisiyle bütünleşme süreci, 24 Ocak Kararları çerçevesinde, 1980 yılından itibaren devam etmektedir. Dışa açık, liberal ekonomi politikalarının uygulandığı bu süreçte, cari açıklar önceki dönemlere göre yüksek oranda artışlar göstermiş ve ekonomik kriz dönemleri dışında, süreklilik kazanmıştır. Cari açıktaki yükselme, sadece dış dengesizliğin değil, iç dengenin sağlanması ve korunmasına yönelik politikaları da etkilemiştir. Bu kapsamda, gerek politika yapıcılar ve uygulayıcılar tarafından, gerekse iktisat yazınında, cari açığın nedenleri ve sürdürülebilirliliği konusunda tartışmalar devam etmektedir.Dışa açık bir ekonomide, cari açık ve iktisadi politika araçları arasındaki ilişkiler çok kapsamlıdır. Uygulanmakta olan iktisadi politikaların sonuçları, cari açığın oluşmasına neden olabileceği gibi, cari açığın giderilmesi amacı da iktisadi politikaları şekillendirebilmektedir. Bu çerçevede, çalışmanın amacı iktisadi politika araçları ve cari açık arasındaki ilişkileri belirleyebilmek ve cari açığın önlenmesine yönelik iktisadi politika araçlarını öngörebilmektir.Çalışmanın ilk bölümünde, cari açık ve nedenleri tanımlanmış, 1980 yılından günümüze cari açıktaki gelişmeler, temel bazı makro göstergeler ile incelenmiştir. İkinci bölümde iktisat politikasının temel unsurları ve dış dengenin sağlanmasına yönelik iktisadi yaklaşımlar değerlendirilmiş, yazın taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde, çalışmanın amacı, önemi ve kullanılan değişkenlere yönelik bilgiler sunulmuş, daha sonra kullanılan yöntem kuramsal olarak tanımlanmıştır.Uygulama aşaması, Türkiye'de 1987:1?2007:3 dönemine ait çeyrek yıllık verilerle, Vektör Otoregresif Model (VAR: Vector Autoregressive Model) analizi uygulanarak yürütülmüştür. VAR analizi, değişkenler arasındaki ilişkilerin çok yönlü öngörülmesini sağladığı için tercih edilmiştir. Analizler, E-wievs 6 paket programı ile yapılmıştır. Uygulama sonuçları, nedensellik ilişkisi çerçevesinde, değişkenler arasındaki ilişkilerin dinamik yapısı, varyans ayrıştırması ve etki-tepki fonksiyonları ile belirlenmiştir.Çalışma sonuçları, cari açığın, geçmiş dönemdeki cari açıklardan pozitif yönde etkilendiğini ortaya koymuştur. Bu sonuç, Türkiye'de cari açığın kronik bir yapı kazandığı yönündeki tartışmaları destekler niteliktedir. Bununla birlikte, reel döviz kuru, yurtiçi büyüme hızı ve dışa açıklık oranı, Granger anlamında cari açığın nedenidir. Belirtilen değişkenlerdeki artış, cari açığı olumsuz etkilemektedir. Cari açıktan reel döviz kuru, yurtiçi büyüme hızı ve dışa açıklık orana doğru istatistiki olarak anlamlı nedensellik ilişkisi bulunmamaktadır. Diğer yandan, cari açığın Granger anlamında nedeni olduğu değişkenler M2Y, iç borçlanma ve ithalat vergilerinin toplam ithalatı karşılama oranıdır. Uygulama sonuçlarında ayrıca, cari açık ve öteki değişkenler arasındaki istatistiki olarak anlamlı olan ilişkiler, etki-tepki ve varyans ayrıştırması analizleri çerçevesinde yorumlanmıştır.Anahtar kelimeler: Cari Açık, İktisat Politikası, Türkiye Ekonomisi, VAR Analizi, Granger Nedenselliği, Dinamik Analiz.

Cari işlemler dengesi
Dilek Sürekçi
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Other supervisors