Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Şimşek
10 theses · Kırşehir Ahi Evran University, Tokat Gaziosmanpaşa University
Örtük program uygulaması olarak öğretimsel okul sokağı uygulamasının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, son yıllarda okullarda sıkça rastladığımız öğretimsel okul sokağı uygulamasının yabancı dil öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Örtük program kapsamında yer alan öğretimsel okul sokağı uygulamasını hazırlayan, düzenleyen ve öğrencilerine bu konuda rehberlik eden yabancı dil öğretmenlerinin bu konudaki görüşlerinin alınması bu uygulama konusunda farkındalık oluşturacağı düşünülmektedir. Genel amaçlar doğrultusunda on yabancı dil öğretmeni ile gerçekleştirilen nitel görüşmeler neticesinde elde edilen bulgular ile öğretimsel okul sokağı uygulaması değerlendirilmiştir. Bu araştırma nitel bir araştırma olup veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular incelendiğinde araştırmaya katılan tüm yabancı dil öğretmenleri öğretimsel okul sokağı uygulamasının Örtük program kapsamında öğrencilerin yabancı dil öğrenimine katkı sağladığı, yabancı dil derslerine yönelik motivasyonlarını artırdığı, yabancı dil derslerindeki öğrenci akademik başarısına katkı sağladığı ve yabancı dil ders sürecini olumlu etkilediğini ifade etmişlerdir. Ayrıca yabancı dil öğretmenleri bu uygulama ile yabancı dil öğretimini ders dışına aktardıklarını, öğrencilerin birbirleri ile olan etkileşiminin arttığını, farkında olmadan hedef dile yönelik bilgi ve beceri kazandıklarını ve resmi öğretim programında yer alan kazanımlara ulaşılmasında kolaylık sağlandığını belirtmişlerdir. Yabancı dil öğretmenleri bunlara ek olarak öğretimsel okul sokağı uygulamasını hazırlarken öğrencilerinden, okul idaresinden ve öğrenci velilerinden hem destek hem de olumlu tepkiler aldıklarını, öğrencilerin ilgi, istek, seviye ve ihtiyaçlarına yönelik resmi programdaki kazanımlar ile örtüşen, öğrencileri motive eden hazır ve el yapımı materyaller ve öğrenci çalışmalarını kullandıklarını ve öğretimsel okul sokağı uygulamasında yer alan materyal ve çalışmaları genelde her ünite sonunda güncellediklerini ve bu süreçte zaman, maddiyat ve programlama gibi sorunlarla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir.
Yükseköğretimde üst düzey yeterlik tanımlama sorunsalı ve yeni bir yeterlik modeli geliştirilmesi
Bu çalışma, eğitim programları ve öğretim (EPÖ) alanı doktora programlarına yönelik üniversiteler tarafından tanımlanan yeterlikleri, Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (TYYÇ) ile belirlenmiş düzeyler ve alanlar bağlamında incelemeyi, bu programların hangi yeterlikleri kazandırmaya odaklandıklarını tespit etmeyi ve uzman görüşleri doğrultusunda yeni bir yeterlik modeli ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma, iki aşamalı nitel bir araştırma şeklinde tasarlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında temel nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. EPÖ alanında doktora programı bulunan ve öğrenci alımına devam eden 35 üniversiteye ait Bologna sayfalarındaki yeterlikler araştırmacı tarafından geliştirilen doküman inceleme formu ile incelenerek araştırmanın ilk aşamasına ait veriler toplanmıştır. Elde edilen bu veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Analiz süreci TYYÇ'de daha önceden tanımlanmış yeterlik düzeyleri ve alanları ile karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, Delphi tekniği kullanılmıştır. Bu aşamadaki veriler EPÖ alanı doktora düzeyinde öğrenci alımına devam eden üniversitelerde çalışan ve EPÖ alanı doktora mezuniyetine sahip 29 uzmandan üç tur süren Delphi anketleri ile toplanmıştır. İlk Delphi turunda açık uçlu sorular ile uzmanlardan EPÖ alanına yönelik yeterlikleri tanımlamaları istenmiştir. Bu turdan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz tekniklerine başvurulmuştur. İçerik analizi sürecinde uzmanlar tarafından kelime, kelime grubu ya da cümle şeklinde ifade edilen görüşler anlamı yansıtan alt kodlara (görüşler) ayrılmıştır. Bu alt kodlar, anlamsal benzerlikleri dikkate alınarak bir araya getirilmiş ve kodlara (yeterlikler) dönüştürülmüş, daha sonra bu kodların (yeterlikler) sınıflandırılması ile alt temalar (alt yeterlik alanları) belirlenmiştir. Betimsel analiz sürecinde ise, yeterlik ifadeleri bilgi, beceri, yetkinlik, tutum ve değerler yeterlik alanları (temalar) altında toplanmıştır. Delphi 2. ve 3. tur anketleri, Delphi 1. tur anketindeki soruların analizi doğrultusunda elde edilen yeterliklerden oluşmaktadır. 7'li Likert şeklinde hazırlanan bu anketler ile uzmanlara yeterliklere ilişkin katılma düzeyleri sorulmuştur. Delphi 2. ve 3. tur anketinden elde edilen verilerin analizinde merkezi eğilim ve dağılım hesaplamaları yapılmıştır. Araştırma sonucunda, EPÖ alanına yönelik; 5'i bilgi, 10'u beceri ve 7'si tutum ve değerler olmak üzere toplam 22 yeterlik ifadesinin yer aldığı bir model önerilmiştir. Modele ait bilgi yeterlik alanını; bilgiye sahip olma ve bilgiyi derinleştirme şeklinde iki alt yeterlik alanı oluşturmaktadır. Beceri yeterlik alanını; ekip çalışması ve liderlik, bilgiyi paylaşma ve yaygınlaştırma, bağımsız çalışabilme ve özerklik, problem çözme ve eleştirel düşünme ve yenilikçi ve analitik düşünme alt yeterlik alanları oluşturmaktadır. Tutum ve değerler yeterlik alanını ise; mesleki duyarlılık ve profesyonellik, hayat boyu öğrenme, etik ilkelere ve değerlere bağlılık alt yeterlik alanları oluşturmaktadır.
Üniversite öğrencilerinin öz yönelimli öğrenme becerileri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı farklı düzeydeki üniversite öğrencilerinin öz yönelimli öğrenme becerileri ile kişilik özellikleri arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda iki farklı ölçekten faydalanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin öz yönelim becerilerini tespit etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Öz Yönelimli Öğrenme Ölçeği"nden faydalanılırken; kişilik özelliklerini tespit etmek için Benet-Martinez ve John (1998) tarafından geliştirilip, Sümer, Lajunen ve Özkan (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan ''Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu'' kullanılmıştır. Çalışmada nicel verilere dayalı bir model olan betimsel tarama modelinden faydalanılmıştır. Tarama modelleri genel tarama modelleri ve örnek olay taramaları olarak sınıflandırılmakta ve genel tarama modelleri ilişkisel ya da tekil taramalar için kullanılabilmektedir. Bu çalışma ise öz yönelim becerileri ve kişilik özellikleri olmak üzere iki değişken arasındaki ilişkiyi tespit etmeyi amaçladığından, araştırmanın modeli genel tarama modellerinden birisi olan ilişkisel tarama olarak belirlenmiştir. Araştırmaya Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde öğrenim görmekte olan toplam 553 öğrenci katılmıştır. Bu öğrencilerden 281'i fakültede, 39'u enstitüde, 29'u yüksekokulda ve 204'ü ise meslek yüksekokullarında öğrenim görmektedir. İki ölçekten elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Bu noktada ilk olarak araştırmacı tarafından bu araştırmada kullanılmak üzere geliştirilen ölçeğin geçerlilik analizi, madde analizi, güvenirlik analizi, madde-ölçek toplam korelasyonu, açıklayıcı faktör analizi, madde ayırt edicilik analizleri ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan bu analizler neticesinde ölçeğe ilişkin uyum indekslerinin kabul edilebilir değerler aldığı görülmüş ve bu haliyle ölçeğin 4 faktörlü yapısı doğrulanmıştır. Bunun yanı sıra "Öz Yönelimli Öğrenme Ölçeği"nin 0,895 güvenirlik düzeyi ile yüksek seviyede güvenilir bir ölçek olduğu görülmüştür. Araştırmada kullanılan iki farklı ölçeğe ait betimleyici analizlerde ise ortalama ve standart sapma değerler hesaplanmıştır. Bağımsız değişken ile bağımlı değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde pearson korelasyon analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerinin belirlenmesi için regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre farklı düzeydeki üniversite öğrencilerinin dışadönüklük, uyumluluk, açıklık ve dürüstlük düzeyleri, nevrotiklik diğer bir deyişle duygusal dengesizlik düzeylerinden fazladır. Araştırmada ortaya çıka bir diğer sonuca göre üniversite öğrencilerinin öz yönelim becerileri yüksektir. Yapılan korelasyon analizi neticesinde, öz yönelimli öğrenme becerisi ile kişilik özellikleri arasında bir ilişki olduğu saptanmıştır. Buna göre; öz yönelimli öğrenme ile kişilik özellikleri ölçeğinin alt boyutları olan dışadönüklük, uyumluluk, dürüstlük ve açıklık arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunurken; öz yönelimli öğrenme ile nevrotiklik arasında negatif bir ilişki saptanmıştır. .
Farklılaştırılmış öğretim yaklaşımının 4. sınıf öğrencilerinin İngilizce dersi akademik başarısına ve motivasyonlarına etkisi
Bu çalışma, farklılaştırılmış öğretim yöntemlerinden katlı öğretim tekniğinin dördüncü sınıf öğrencilerinin İngilizce dersi akademik başarılarına ve İngilizce dersine yönelik motivasyon düzeylerine etkisini belirlemek için gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Kırşehir Merkez İlçesi, Şehit Recep Yıldırım İlkokulunda öğrenim gören 4/A ve 4/B sınıf öğrencileri oluşturmuş olup deney grubunda 18 ve kontrol grubunda 19 öğrenci yer almıştır. Araştırma kapsamında verileri toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen "Akademik Başarı Testi" ve Yılmaz (2007) tarafından Türkçeye uyarlanmış "İngilizce Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. 8 hafta süren çalışma kapsamında, 4. Sınıf İngilizce dersi Jobs (Meslekler) ve My Clothes (Kıyafetlerim) temalarının öğretim süreci gerçekleştirilirken kontrol grubunda İngilizce Dersi Öğretim Programında yer alan yöntem ve teknikler deney grubunda ise katlı öğretim tekniği kullanılmıştır. Katlı öğretim tekniğinin öğrencilerin akademik başarılarına etkisini belirlemeye yönelik analizlerde bağımlı ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Öğrencilerin motivasyon düzeylerine etkisini belirlemeye yönelik analizlerde ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışma öncesinde deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin hem akademik başarı hem de motivasyon düzeylerine yönelik ön-test puanları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır bu bağlamda her iki grubun hem akademik başarı hem de İngilizce dersine yönelik motivasyon düzeyleri açısından farklılık göstermediği birbirine denk olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, deney grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarı son-test puanları ile kontrol grubundaki öğrencilerin akademik başarı son-test puanları karşılaştırıldığında deney grubu lehine anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin motivasyon düzeylerine yönelik ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmasına rağmen, deney grubu öğrencilerinin motivasyon düzeyi son-test puanları kontrol grubu öğrencilerinin motivasyon düzeyi son-test puanları ile karşılaştırıldığında istatistiki olarak anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır. Çalışma ile ilgili araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur.
Türkiye ve Almanya ortaöğretim İngilizce öğretim programlarının, ders kitaplarının ve öğretim uygulamalarının kapsayıcı eğitim bağlamında karşılaştırılması
Bu çalışma ile Türkiye ve Almanya'nın ortaöğretim İngilizce dersi öğretim programlarının ve ders kitaplarının kapsayıcı eğitim bağlamında incelenmesi ve karşılaştırılması, ayrıca söz konusu ülkelerde görev yapan ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin ortaöğretim İngilizce dersi öğretim programına, ders kitabına ve kapsayıcı öğretim uygulamalarına yönelik görüşlerinin ve deneyimlerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden iç içe geçmiş çoklu durum deseni kullanılarak yürütülmüştür. İnceleme için seçilen dokümanları Türkiye ve Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaletindeki ortaöğretim İngilizce dersi öğretim programları ve ders kitapları oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem alınmıştır. Örneklemin belirlenmesinde ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında 7'si Türkiye'de ve 7'si Almanya'da görev yapan toplam 14 ortaöğretim İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanması sürecinde ise doküman analizi ve görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, betimsel ve içerik analizi birlikte kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sürecinde ayrıca nitel veri analizi programı MAXQDA 2020 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kapsayıcılık açısından Türkiye'deki programda yer alan toplam 322 kazanımdan 26'sı yani kazanımların %8,1'inin kapsayıcı eğitimle ilişkili iken, Almanya'daki programda 117 kazanımdan 21'i yani kazanımların %17,9'unun kapsayıcılığa yönelik olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki İngilizce programda yer alan kapsayıcılık ile ilgili kazanımlar içerisinde en çok farklılıkları tanımaya, en az farklılıklarla etkileşim boyutuna yönelik kazanımların olduğu tespit edilmiştir. Almanya programında ise tam tersi en çok farklılıklarla etkileşim boyutuna yönelik, en az ise farklılıkları tanıma boyutuna yönelik kapsayıcılık ile ilgili kazanımların olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte Türkiye'deki programda kapsayıcı eğitimin alt boyutlarına yer verildiği ancak belirli bir derinlikten yoksun olduğu; Almanya'daki programda ise kapsayıcı eğitimin sadece bazı alt boyutlarına yer verildiği ancak bunun derinlemesine işlendiği görülmüştür. İncelenen ortaöğretim İngilizce ders kitaplarında ise görsel ve yazılı ifadelerde "dil ve etnik köken farklılığı"nın her iki ülkede de en çok rastlanılan kapsayıcılık alanı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, ders kitaplarının, kapsayıcı eğitim bağlamında farklılıklara duyarlılık yönüyle daha kapsayıcı ve dengeli bir şekilde düzenlenmesine, daha kapsayıcı ve farklılaştırılmış yaklaşımların geliştirilmesine olan ihtiyacı ortaya koymuştur. Türkiye ve Almanya'da görev yapan ortaöğretim İngilizce dersi öğretmenlerinin görüşlerine ait bulgulardan elde edilen sonuçlara göre ise öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda bilgi ve deneyim sahibi oldukları, kapsayıcı eğitimin tanımına yönelik yaptıkları açıklamaların "çeşitliliğe duyarlılık", "fırsat eşitliği" ve "ayrımcılıkla mücadele" olmak üzere üç alt tema etrafında toplandığı, ancak öğretmenlerin neredeyse tamamının kapsayıcı eğitimin amacının uygulamadan oldukça uzakta olduğunu belirttikleri görülmüştür. Ayrıca Türkiye'de görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu öğretim programının, kapsayıcı eğitim açısından uygun olduğunu, Almanya'da görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu ise öğretim programının yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. İki ülkede görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu ortaöğretim İngilizce ders kitaplarını ise kapsayıcı eğitim açısından yetersiz bulduklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin etkili ve verimli kapsayıcı eğitime yönelik önerileri ise "eğitim sistemine yönelik öneriler", "okula yönelik öneriler", "öğretim uygulamalarına yönelik öneriler" ve "velilere yönelik öneriler" olmak üzere dört alt tema altında toplanmıştır.
Yurt dışındaki Türk okullarında görev yapmış öğretmenlerin mesleki uygulamalarında karşılaştığı sorunlar ve çözüm stratejileri
Bu araştırmanın amacı, yurt dışındaki Türk okullarında görev yapmış öğretmenlerin mesleki uygulamalarda karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve bu sorunlara yönelik çözüm stratejileri geliştirmektir. Çalışma öğretmenlerin yabancı bir ülkede karşılaştıkları kültürel, mesleki ve kişisel zorlukları anlamayı ve bu zorlukların çözümüne katkı sağlamayı hedeflemektedir. Aynı zamanda yurt dışında görev yapmayı planlayan öğretmenler ve diğer ilgili paydaşlar için rehberlik edici bilgiler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma nitel bir yaklaşımla yürütülmüş olup araştırmada fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Bu yöntem, öğretmenlerin mesleki deneyimlerini derinlemesine anlamak için uygun bir çözüm sunmaktadır. Çalışma grubunu Kırgızistan, Türkmenistan, Gürcistan, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi farklı ülkelerde MEB'e bağlı Türk okullarında görev yapmış 10 öğretmen oluşturmaktadır. Katılımcılar, kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler, literatür taraması sonucu oluşturulan ve uzman görüşleri ile geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayıyla yüz yüze ya da çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiş ve her biri yaklaşık 30 dakika sürmüştür. Verilerin analizi için içerik analizi yöntemi kullanılmış, veriler kodlanarak kategorilere ve temalara ayrılmıştır. Elde edilen bulgular öğretmenlerin eğitim süreçlerinde öğrencilerle iletişim, ulusal sınav hazırlığı, öğretim yöntemleri, sınıf yönetimi, okul yönetimiyle ilişkiler, meslektaş ve veli etkileşimleri gibi pek çok alanda sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra öğretmenlerin kültürel uyum, kişisel gelişim ve yeni yaşam koşullarına uyum sağlama gibi bireysel düzeyde zorluklar yaşadıklarını ortaya koymuştur. Çalışma, yurt dışında görev yapmayı planlayan öğretmenlere ve bu süreçte görev alan paydaşlara hem teorik hem de pratik açıdan önemli bilgiler sunmaktadır. Aynı zamanda ilgili literatüre katkı sağlayarak bu alanda yapılacak yeni çalışmalar için bir referans niteliği taşımaktadır.
Boğazlıyan Sulama Birliği sulama sahasında farklı bitki desenlerinin su kaynağı ihtiyacına etkilerinin TAGEM SUET sistemi ile belirlenmesi
Dünyadaki su kaynakları her geçen gün artan nüfusun taleplerini karşılayamaz hale gelmektedir. Giderek artan talep karşısında yetersiz kalan nitelikli su kaynaklarının korunması gerekmektedir. Su tüketiminin fazla olduğu alanların başında ise tarımsal sulama vardır. Tarımsal sulamada uygulanan geleneksel yöntemlerin terk edilerek modern sulama yöntemlerinden faydalanılması ve kısıtlı su kaynağı ile en yüksek verim elde edilerek artan arzın karşılanması önemlidir. Sulama zaman planlaması, vejetasyon süresi boyunca bitkilerin su ihtiyaçlarının hesaplanarak en az su kaybı ile sulanmasının yolunu açmaktadır. Bu çalışmada, Yozgat ili, Boğazlıyan ilçesi Boğazlıyan Sulama Birliği sulama sahasında TAGEM (Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü)'in hazırlamış olduğu TAGEM SUET (Sulama Yönetimi ve Bitki Su Tüketimi Sistemi) ile farklı bitki desenleri ve su kısıtı koşullarında standardize Penman-Monteith (Stz-PM) ve Blaney-Criddle yöntemlerine göre sulama programı hazırlanarak farklı bitki desenleri ve su kısıtlarının su kaynağı ihtiyacı ve kanal kapasiteleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır.
Sulama için infiltrasyon hızı ve denklemlerinin belirlenmesi
İnfiltrasyon hızının ve denklemlerinin belirlenmesi sulama ve drenaj çalışmalarında gerekli bir bilgidir. İnfiltrasyon oldukça basit görünür ama infiltrasyonun yer yer değişkenlik göstermesinden dolayı belli bir alan için bir infiltrasyon değeri ve denkleminin kesin olarak belirlenmesi söz konusu olamaz. Bu çalışmada killi bünyeye sahip Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezine ait arazide Kostiakov ve Philip eşitlik parametreleri ve infiltrasyon hızı belirlenmiştir. İnfiltrasyon hızını belirlemek için çift silindir infiltrometre yöntemi kullanılmıştır. Kostiakov'un eklemeli infiltrasyon denklemindeki K ve n sabiteleri bulunmuştur. K için değerler sırasıyla 2.48, 8.92, 14.74, 57.29 ve n için 0.74, 0.88, 0.70, 0.40 olarak elde edilmiştir. Philip eşitliğinin eklemeli su alma denklemine ait S (sorptivite katsayısı) değerleri ise 12.58, 125.79, 188.53, 331.68 olarak bulunmuştur. İnfiltrasyon değerleri yer yer farklılık göstermiştir. Yaklaşık olarak infiltrasyon hızları 18 mm/saat, 202 mm/saat, 74 mm/saat ve 20 mm/saat olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar literatürde killi toprak bünyesi için tanımlanan ortalama infiltrasyon hızından fazla çıkmıştır. Çalışma alanında projelenen bir sulama sisteminin tasarımında infiltrasyon hızı 18 mm/saat olarak alınabilir.
Klasik sulama şebekelerinde sanat yapıları maliyetleri üzerine bir araştırma: Sivas ili Ulaş Karacalar sulaması örneği
Bu çalışmada DSİ 19. Bölge Müdürlüğü, Sivas ili Ulaş Karacalar Barajı proje sahası sınırları içerisinde yer alan klasik sulama şebekesi kapsamında bulunan sanat yapıları incelenmiştir. Çalışmada DSİ'nin ön raporundan elde edilen her bir sanat yapısının metrajları kullanılmıştır. Metraj cetvelindeki malzeme miktarları, DSİ'nin Proje ve İnşaat Dairesi 2015 yılı birim fiyatlarıyla çarpılarak toplanması neticesinde keşif bedelleri bulunmuş ve her yapının maliyeti tespit edilmiştir. Bu işlem Microsoft Excel programı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sivas ili Ulaş Karacalar Sulaması 2015 yılı birim fiyatları ile 13 979 474.80 TL olarak hesaplanmıştır. Sanat yapıları ise toplamda 2 035 005.33 TL olarak hesaplanmıştır. Şebekenin toplam keşif bedeli, her bir sanat yapısının ayrı ayrı maliyetine oranlanmış ve bu oran % 14.56 olarak bulunmuştur. Sonuç kısmında yapılan çalışma tartışılarak gerekli görülen öneriler verilmiştir.
Niksar Ovası'nda taban suyu seviyesi ve kalitesinin değişimi
Bu çalışma, Tokat-Niksar Ovası'nın sulanan alanlarında taban suyu derinliğinin ve su kalitesinin değişiminin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Niksar Ovasında 68 adet taban suyu gözlem kuyusu çalışır durumdadır. Devlet Su İşleri VII. Bölge Tokat Şube Müdürlüğü ve/veya Sulama Birlikleri tarafından 2003-2019 yılları arasında, aylık olarak taban suyu derinlikleri ve elektriksel iletkenlik değerleri ölçülmüştür. Ayrıca yörede bulunan 18 adet sondaj kuyusundan farklı dönemlerde elde edilen su kalite analiz sonuçları ve gözlem kuyularından elde edilen veriler, bilgisayar ortamında ArcGIS 10.3 programında işlenerek taban suyunun konum dağılımı, seviye değişimi ve kalite değişimlerine ilişkin haritalar oluşturulmuştur. Taban suyu izleme alanı 6 364 ha olarak belirlenmiştir. Yeraltı suyu seviyelerinde özellikle 2008 yılı içerisinde gözle görülür bir yükseliş gözlenmiştir. Akifer özelliği taşıyan derin kuyularda pH değerleri 6.70-8.50, elektriksel iletkenlik 510-1 118 micromhos/cm aralığında değişmiştir. Genel olarak, sulama suyu kalite sınıfı C2S1 olarak tespit edilmiştir. Taban suyu etütleri yapılan 68 adet gözlem kuyusunda pH değerleri 6.12-7.8, elektriksel iletkenlik ise 100-4 420 micromhos/cm aralığındadır. Aylık olarak izlenen taban suyu ölçümlerinin değerlendirilmesi sonucunda, taban suyu derinliğinin 0-1 m olduğu alan 924 ha (% 10); 1-1.5 m olduğu alan 2 980 ha (% 33); 1.5-2 m olduğu alan 969 ha (% 11), 2-3 m olduğu alan 719 ha (% 8); 3-4 m olduğu alan 2 836 ha (% 32); 4 m'den derin olduğu alan 487 ha (% 6)' dır. Sulama suyu ihtiyacının en çok olduğu ay Ağustos ayı olarak belirlenmiştir. Son 10 yıllık periyotta tarımsal sulama faaliyetlerinin arttığı, bitki deseninin çeşitlendiği gözlenmiştir. Sulama randımanında ise oransal bir artış gözlemlenmiştir. İzleme faaliyetlerinin sıklaştırılması, gözlem kuyuları ve sondaj kuyularının titizlikle korunması ve sayılarının artırılması tavsiye edilir. Taban suyu derinlik ve tuzluluk değerlerinin izlenmesine özenle devam edilmelidir. 2019, 143 SAYFA ANAHTAR KELİMELER: Niksar Ovası, Su tablası, Taban suyu, Gözlem kuyusu, Tuzluluk, Hidrojeoloji, Akifer