Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Halil Diken
15 theses · Anadolu University, Eskişehir Osmangazi University
Eve dayalı olarak gerçekleştirilen etkileşim temelli erken çocuklukta müdahale programının (ETEÇOM) otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar ve anneleri üzerindeki etkililiği
Geçmişten günümüze değin çocuk gelişimi üzerine yapılan araştırmalar, ebeveyn davranışlarının çocuklarının gelişimi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Özellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında, çocukları ile olan etkileşiminde daha duyarlı ve yanıtlayıcı olan ebeveynlerin, çocukların bilişsel, iletişim ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki olumlu etkileri, duyarlı ve yanıtlayıcı olmayan ebeveynlerle karşılaştırıldığında altı kat daha fazladır. Bu olumlu etkiler, gerek normal gelişim gösteren çocuklar, gerek erken doğmuş ve gelişimi risk altında bulunan çocuklar ve gerekse yetersizlikten etkilenmiş çocuklar için geçerlidir. Dolayısıyla araştırmacılar genellikle birincil bakıcılar durumunda olan anneler ile çocuklarının etkileşimini daha nitelikli hale getirmeye yönelik programların geliştirilmesini ve uygulanmasını önermektedir. Ebeveynlere yanıtlayıcı etkileşim stratejilerini kullanmayı öğreterek ebeveyn-çocuk etkileşiminin niteliğini arttırmayı hedefleyen programlardan bir tanesi de Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programıdır (ETEÇOM). ETEÇOM'un Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocuklar ve anneleri üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olmakla birlikte bunların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada eve dayalı gerçekleştirilen ETEÇOM'un OSB tanısı almış çocuklar ve anneleri üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan annelerin programa ilişkin görüşleri de alınmıştır. Araştırma yaşları 3 ile 5 arasında değişen OSB tanısı almış altı çocuk ve anneleri ile her bir katılımcı anne-çocuk çiftinin kendi evinde, anne, çocuk ve uygulamacının katıldığı bireysel oturumlar şeklinde gerçekleştirilmiştir. Her bir katılımcı anne-çocuk çifti ile haftada bir öğretim oturum düzenlenmiş ve ortalama 10 haftalık bir sürede program tamamlanmıştır. Karma araştırma yöntemi ile desenlenen araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Tek grup ön test son test modeline göre anne ve çocuklarının etkileşimsel davranışları Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri ile değerlendirilmiş ve ön test ile son test arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca video analizi, gözlem, saha notları, günlükler ve görüşmeler şeklinde nitel veri toplama teknikleri kullanılarak da programın anneler ve çocukları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın hem nicel hem de nitel verilerinden elde edilen bulgular, ETEÇOM programının çalışmaya katılan OSB tanılı altı çocuk ile annelerinin etkileşimsel davranışları üzerinde olumlu etkileri olduğu göstermiştir. Ayrıca nitel veriler incelendiğinde katılımcı çocukların bazı gelişimsel davranışlarında da değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Anneler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise, anneler çocukları ile olan etkileşimlerine ve ETEÇOM programına yönelik olumlu görüşler bildirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn-çocuk etkileşimi, ETEÇOM, otizm spektrum bozukluğu, yanıtlayıcı etkileşim
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların babalarına sunulan ETEÇOM programı çevrimiçi grup müdahalesinin etkililiği
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemdeki Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların babalarına aile merkezli bir erken müdahale programı olan "Etkileşim Temelli Erken Çocukluk Müdahale Programı" (ETEÇOM)'u çevrimiçi ve grup eğitimi şeklinde uygulayarak babalar ile çocukları üzerindeki etkililiğini araştırmaktır. Ön test- son test kontrol gruplu deneysel desen ile yürütülen çalışmada 20 baba-çocuk çifti yansız atama ile deney ve kontrol grubuna ayrılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni ETEÇOM programının çevrimiçi ve grup eğitimi şeklinde uygulanmasıdır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise a) babaların nitelikli etkileşim davranışları, b) babaların ETEÇOM ebeveyn stratejilerini kullanma becerileri, c) çocukların nitelikli etkileşim davranışları, d) çocukların ETEÇOM temel davranışlarını kullanma becerileri, e) çocukların sosyal etkileşim davranışları ve f) deney grubundaki babaların ve çocukların annelerinin araştırmaya ilişkin görüşleridir. Araştırmadaki bağımlı değişkenler için farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Babaların etkileşim davranışlarını ölçmek için Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği (EDDÖ-TV); babaların ETEÇOM stratejilerini kullanma düzeylerini ölçmek için Ebeveyn Strateji Profili (ESP); çocukların, etkileşim davranışlarını ölçmek için Çocuk Davranış DeğerIendirme Ölçeği (ÇDDÖTV); çocukların ETEÇOM temel davranışlarını sergileme düzeylerini ölçmek için Temel Davranış Profili (TDP); çocukların sosyal etkileşim düzeylerini ölçmek için Sosyal Etkileşimi Değerlendirme Aracı (EKDF-TV) ile veri toplanmıştır. Ayrıca deney grubundaki babaların ve annelerden memnuniyet anketi ve yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla sosyal geçerlik verisi alınmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda OSB olan çocukların babalarına sunulan ETEÇOM programı çevrimiçi grup müdahalesine dahil olan babalarının nitelikli yetişkin davranışlarını ve ebeveyn stratejilerini, çocuklarıyla kurdukları etkileşimlerde istendik ve istatiksel olarak anlamlı düzeyde farkla kullanabildikleri görülmüştür. Ayrıca ETEÇOM programı çevrimiçi grup müdahalesine katılan babaların çocukları da ebeveynlerinin davranışlarındaki değişimler sonucunda temel etkileşim davranışlarında ve sosyal etkileşim becerilerinde istatiksel olarak anlamlı ilerlemeler kaydetmiştir. Aynı zamanda ETEÇOM programı çevrimiçi grup müdahalesine katılan babalar ve bir dış göz olarak anneler, uygulanan bu programdan yüksek düzeyde memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmada elde edilen bulgular, OSB olan çocuklarla babalarının etkileşim örüntülerini inceleyen, ETEÇOM programının etkilerini araştıran, ebeveyn koçluğu ile sunulan çevrimiçi müdahalelerin etkililiğini araştıran ve babaların müdahale sürecine katılımda yaşadığı sorunları inceleyen araştırmaların bulguları ile benzerlik göstermektedir. İleri araştırmalara ve uygulamalara yönelik öneriler çalışmanın sonunda sunulmuştur.
Eğitsel planlama için otizm tarama araçları (ASIEP-3)'nın psikometrik niteliklerinin belirlenmesi: Türkiye örneği
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB, yaşamın ilk üç yılında kendisini gösteren son yıllarda da giderek yaygınlaşan bir gelişimsel bozukluk olarak karşımıza çıkan nöro-gelişimsel bir bozukluk ve bir özel eğitim kategorisi olarak kabul edilmektedir. Çocukların dilsel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini etkileyen nörobiyolojik bir bozukluk olan OSB'nin yaygınlığı diğer bozukluk türlerine göre son yirmi yıldır beklenmeyen bir şekilde artış göstermektedir. OSB'li çocukların değerlendirmesi, çocukların gelişimi, alınması gereken önlemler ve yapılması gereken müdahaleler için karar verebilmek amacıyla farklı kaynaklardan ve farklı değerlendirme yöntem ve araçları kullanarak veri/bilgi toplama süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı Eğitsel Planlama İçin Otizm Tarama Aracı-3 (ASIEP-3)' te yer alan dört informel değerlendirme aracının Türkçe versiyonlarının psikometrik niteliklerini belirlemektir. Araştırmanın modeli korelasyonel ve nedensel karşılaştırmalı araştırma modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları Denizli, Isparta ve Antalya illerinde hizmet vermekte olan üç Özel Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine devam etmekte olan OSB ve Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik (ADZY) tanısı almış 230 özel gereksinimli öğrenci ve aynı kurumlarda görev yapmakta olan 33 öğretmendir. Araştırma kapsamında ilk olarak araçların Türkçeye çeviri işlemleri gerçekleştirilmiştir. Ardından sırasıyla pilot çalışma ve ana çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Vokal Davranış Örneği Kayıt Formu aracının güvenirliğini incelemek üzere iç tutarlık katsayısı, kararlılık katsayısı, değerlendiriciler arası kayıt güvenirliği ile Cronbach Alfa katsayısı ve madde-toplam puan korelasyon değerleri hesaplama yöntemleri kullanılmıştır. Geçerlik boyutunda ölçüt bağımlı geçerlik ve yapı geçerliği yöntemleri kullanılmıştır. Etkileşim Değerlendirme Kayıt Formu aracının güvenirliğini incelemek üzere gözlemciler arası güvenirlik katsayısı Kuder-Richardson madde güvenirliği yöntemi kullanılmıştır. Geçerlik boyutunda ise yapı geçerliği incelenmiştir. Eğitsel Değerlendirme Kayıt Formu için karalılık katsayısı, ölçüt bağımlı geçerlik ve yapı geçerliği yöntemleri kullanılarak güvenirlik ve geçerlik incelenmiştir. Öğrenme Hızı Öngörüsü Kayıt Formu için güvenirlik boyutunda değerlendiriciler arası güvenirlik ve geçerlik boyutunda yapı geçerliği yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlar, dört aracın da OSB olan öğrencileri değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir araçlar olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler; Otizm Spektrum Bozukluğu, Özel Eğitim, Eğitimsel ve Davranışsal Değerlendirme
Gelişimsel yetersizliği olan çocuklara sahip ebeveynler için koza ebeveynden ebeveyne destek programının geliştirilmesi ve uygulanması
Bu çalışmada Koza Ebeveynden Ebeveyne Destek Programının Geliştirilmesi kapsamında sosyal duygusal, hak savunuculuğu ve bilgi desteği içerikleri oluşturularak farklı gelişim gösteren çocuğu olan ebeveynlerin güçlenme deneyimleri incelenmiştir. Araştırma eylem araştırması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları farklı gelişim gösteren (OSB, DS, WS, CP) çocuğu olan ebeveynler (n=22) ve kardeşi olan katılımcılardır (n=3). Araştırma kapsamında gerçekleştirilen eylemler, gözlemler ve görüşmeler, ebeveynlerin tanı ile karşılaştıkları erken dönemde yaşadıkları zorlukların sosyo-kültürel bağlam içerisinde değerlendirilmesinin önemli olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Ebeveynlerin güçlenmeleri için bir araya gelmelerinin, deneyimlerini paylaşmalarının, hikayelerini yeniden yazmalarının, sosyal destek ağları oluşturmalarının etkili araçlar olabileceği belirlenmiştir. Araştırma kapsamında, odak gruplarla görüşme, yapılandırılmamış görüşme, gözlem, kontrol listesi gibi veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Araştırma pandemi koşullarında gerçekleştirildiği için çevrimiçi konferans ve medya araçları kullanılmıştır. Programın geliştirilme sürecinde, dinleme, rol oynama, tartışma, uzman daveti gibi etkinlikler aracılığıyla veri toplanmıştır. Ebeveynlerin sosyal duyusal, hak savunuculuğu ve bilgi alanlarında güçlendikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Alanyazınla paralel olarak ebeveynden ebeveyne destek programlarının erken çocuklukta özel eğitim hizmetlerinin tamamlayıcısı olarak değerlendirilebileceği ve ebeveynlerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara ihtiyaç olduğu söylenebilir.
Gelişimsel yetersizliği/riski olan bebeklere yönelik duyu-motor fonksiyonlar ile etkileşim temelli gelişimsel değerlendirme formu ve müdahale programının (DUMFET) geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı, gelişimsel yetersizliği/ riski olan bebeklere yönelik Duyu-Motor Fonksiyonlar ile Etkileşim Temelli Gelişimsel Değerlendirme Formu ve Müdahale Programının (DUMFET) geliştirilmesidir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Analiz (Analysis), Tasarım (Design), Geliştirme (Develop), Uygulama (Implement) ve Değerlendirme (Evaluation) ADDIE modeli temel alınarak uzman destekli ebeveyn uygulamalı bir müdahale programı hazırlanmıştır. Araştırmada tasarım tabanlı araştırma yaklaşımı olan Tip 1 Tasarım ve Geliştirme Araştırma yöntemi (DDR) kullanılmıştır. Araştırmanın analiz aşamasında alan yazın taraması ve altı uzman ile ihtiyaç analizi yapılmıştır. Tasarım ve geliştirme aşamalarında altı uzmandan ihtiyaç analizi ve alan yazın doğrultusunda oluşturulan değerlendirme formu için görüşü alınarak, DUMFET Uygulama Kılavuzu, Değerlendirme Formu ve Aktivite Kitapçığı hazırlanmıştır ve beş uzmandan kapsam geçerliği alınmıştır. Uygulama aşamasında; altı bebek (0-12 ay) ve on ebeveyn ile DUMFET Programı uzman uygulamalı ve ebeveyn destekli olarak pilot uygulaması gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulamadan elde edilen bulgular, DUMFET'in katılımcıların duyu-motor ve etkileşim temelli becerilerine becerilerine ilişkin performanslarında olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Elde edilen sosyal geçerlik bulguları, DUMFET'İn sosyal geçerliğinin yüksek olduğunu göstermektedir.
Öğrenme güçlüğü riski taşıyan 4-6 yaş arası çocukların problem davranış ve sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 4-6 yaş arası (48-72 ay) çocukların öğrenme güçlüğü (ÖG) riski ile sosyal beceri düzeyleri ve problem davranışları arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada, Bursa ilinde özel anaokullarına devam eden ve öğrenme güçlüğü riski taşıyan çocuklar ve onların ebeveynlerinden veriler toplanmıştır. Veri toplama sürecinde anket yöntemi kullanılmış ve nicel bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın deseni ilişkisel tarama modeli ve betimleyici model olarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan demografik bilgi formunun yanı sıra, Öğrenme Güçlüğü Erken Belirtileri Tarama Ölçeği ile Anaokulu ve Okul Öncesi Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, öğrenme güçlüğü riski ile çocukların sosyal becerileri ve problem davranış düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Öğrenme güçlüğü riski yüksek olan çocukların sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinde belirgin yetersizlikler yaşadığı ve bu çocukların problem davranış sergileme eğilimlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, öğrenme güçlüğü riski düşük olan çocukların sosyal beceri puanlarının daha yüksek olduğu ve bu çocukların problem davranış düzeylerinin daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bulgular, öğrenme güçlüğü riski taşıyan çocukların sosyal gelişim ve davranış düzenleme alanlarında desteğe ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, öğrenme güçlüğü riski taşıyan çocuklar için erken müdahale programlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle okul öncesi dönemde uygulanacak sosyal beceri eğitimleri ve davranış düzenleme programlarının, bu çocukların gelişimini destekleyeceği düşünülmektedir. Araştırma sonuçları, hem eğitimciler hem de aileler için önemli ipuçları sunmakta ve okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğü riskine yönelik yapılacak çalışmalara katkı sağlamaktadır.
COVİD-19 pandemisi sürecinde 0-6 yaş aralığında özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin kaygı düzeyinin incelenmesi
Bu araştırmada Covid-19 Pandemisi sürecinde 0-6 yaş aralığında özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri incelenmiştir. Ayrıca ebeveynlerin durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişki, kaygı düzeyinin demografik değişkenlerle ilişkisi ve pandemi döneminde çalışma, Covid-19 ve/veya varyantlarını geçirme, özel gereksinimli çocuklarını dışarı çıkarma durumlarıyla ilişkisini incelemek de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ilinde bulunan 0-6 yaş arasındaki özel gereksinimli çocukların aileleri oluşturmaktadır. Araştırmanın amaçları kapsamında, 101 ebeveyne Demografik Bilgi Toplama Formu, Durumluk Sürekli Kaygı Ölçeği çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda ebeveynlerin durumluk ve sürekli kaygı puanları arasında pozitif korelasyon bulunurken; durumluk ve sürekli kaygı puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Annelerin kaygı puanları babalara göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca özel gereksinimli çocukların yaşı küçüldükçe ailelerin kaygı seviyelerinin arttığı saptanmıştır. Pandemi döneminde çalışma durumunun kaygı düzeyinde etkili olduğu saptanırken diğer değişkenler ilişkisiz bulunmuştur.
COVID-19 pandemi sürecinde gelişimsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin gereksinimleri ve psikolojik durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 0-6 yaş aralığında gelişimsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin aile gereksinimleri, ebeveyn öz yeterlikleri ve anne-baba tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma modeli ilişkisel tarama modeli olan bu araştırmaya, 87 anne katılmıştır. Araştırmada ebeveynlere ilişkin bilgi toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Aile Gereksinimleri Belirleme Aracı (AGBA)", "Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği (EÖYÖ)" ve "Anne-Baba Tükenmişlik Ölçeği (ATÖ)" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; ebeveyn öz yeterliği, aile gereksinimi ve tükenmişlik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmadaki katılımcıların öz yeterliliklerinin, aile gereksinimlerinin ve anne-baba tükenmişlik düzeyinin çocukların yetersizlik türü göre farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmada annelerin ebeveyn öz yeterlikleri yüksek, aile gereksinimleri ve tükenmişlikleri orta düzeyde olduğu bulgularına ulaşılmıştır.
Covid-19 pandemisi sürecinde okul öncesi eğitime yeni başlayan özel gereksinimli çocukların okula uyumlarının incelenmesi
Bu araştırma, Covid-19 Pandemisi sürecinde okul öncesi eğitime yeni başlamış olan özel gereksinimli çocukların okula uyum düzeylerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmaya İstanbul ilinde sınıfında okul öncesi eğitime yeni başlayan özel gereksinimli öğrencisi olan 115'i kadın, 18'i erkek olmak üzere toplam 133 öğretmen katılmıştır. Araştırmanın amacı kapsamında, katılımcılara Demografik Bilgi Toplama Formu ve Okula Uyum Öğretmen Derecelendirme Ölçeği Kısa Formu (OUÖDÖ-KF) çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Nicel verilerin toplandığı bu araştırmada ilişkisel tarama modeli ve betimleyici model kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 ile analiz edilmiştir. Normal dağılım şartlarının sağlandığı durumlarda Pearson, sağlanamadığı durumlarda ise Spearman korelasyon katsayıları kullanılmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler; t-testi, varyans analizi, Kruskal-Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, çocuğun okula uyum düzeyi ile çocuğun yaşı arasında düşük düzey de olsa pozitif, özel eğitim hizmetlerinden yararlanmaya başladığı yaş ile negatif korelasyon bulunmuştur. Fakat çocuğun cinsiyeti ve haftalık aldığı özel eğitim ders saati ile okula uyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bulgular ışığında, ileride yapılacak olan araştırmalar ve uygulamalara yönelik öneriler de tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi, Covid-19, okula uyum, OUÖDÖ-KF, özel gereksinimli çocuklar.
36-72 aylık otizm spektrum bozukluğu olan çocukların bı̇lı̇şsel oyun becerı̇lerı̇nin ı̇ncelenmesı̇
Bu araştırma 3-6 yaşlarındaki otizm spektrum bozukluğu (OSB) bulunan çocukların bilişsel oyun becerileri ile otizm derecesi, sosyal etkileşim düzeyi, vokal davranış örneği ve eğitimsel değerlendirme arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışma grubunu 80 OSB'li çocukla anneleri oluşturmaktadır. OSB'li çocukların otizm derecelerini saptamak için Uyarlanmış Otizm Davranış Kontrol Listesi (UODK-L), bilişsel oyun becerilerini değerlendirmek amacıyla Bilişsel Oyun Değerlendirme Formu (BODEF), sosyal etkileşim düzeylerini değerlendirmek için Sosyal Etkileşim Değerlendirme Aracı (SEDA), vokal davranış örneklerini değerlendirmek için Vokal Davranış Örneği Değerlendirme Aracı (VODA) ve eğitimsel düzeylerini belirlemek için de Eğitimsel Değerlendirme Aracı (EDA) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre bilişsel oyun becerileri, oyun çeşitlilik ve sıklık düzeyleri hesaplanmıştır. Oyun çeşitlilik ve sıklık düzeyleri ile diğer değişkenlerin ilişki düzeyleri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda bilişsel oyun zamanındaki sıklık ortalamaları ile; U-ODKL arasında negatif yönde, SEDA arasında pozitif yönde, EDA arasında negatif yönde, VODA arasında negatif yönde ve istatistiksel bakımdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bilişsel oyun çeşitlilik ortalamaları ile; U-ODKL arasında istatistiksel bakımdan anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı, SEDA arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanmadığı, EDA ve VODA arasında da istatistiki bakımdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İleri araştırmalarda ailelere ya da kardeşlere verilecek koçluk eğitimi ile çocukların oyun öğrenim düzeyleri incelenebilir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların iletişim işlevlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların iletişim işlevlerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu yirmi OSB olan çocuk ve anneleri oluşturmaktadır. OSB olan çocukların iletişim işlevlerini belirlemek amacıyla, İletişim İşlevleri Gözlem Formu (İİGF), annelerin etkileşimsel davranışlarını belirlemek amacıyla Ebeveyn Davranışı Değerlendirme Ölçeği – Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV; Diken, 2009) , Otistik Bozukluk İndeksi (OBİ) puanlarını belirlemek amacıyla Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği -2- Türkçe Versiyonu (GOBDÖ-2-TV; İ.H.Diken, Ardıç ve Ö. Diken 2011) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, OSB olan çocukların, yönerge takip (361), onaylama (175), eylem reddetme (96), nesne talep etme (67), nesne reddetme (48), durumu yorumlama (28), eylem talep etme (27), soru cevaplama (23), olayı yorumlama (2) ve bilgi talep etme (1) iletişim işlevlerini sergiledikleri belirlenmiştir. Ebeveynlerin başarı odaklı-yönlendirici olma davranışı ile iletişim işlevlerinin çeşitliliği ve sıklığının ilişkili olduğu, OSB'den etkilenme düzeyi ile iletişim işlevleri çeşitliliği arasında negatif yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Down sendromlu çocuğu olan ebeveynlere yönelik geliştirilen doğal öğretime dayalı erken müdahale (DÖDEM) programının ebeveyn ve çocukları üzerindeki etkililiği
Bu araştırmanın amacı; Down Sendromlu çocuğa sahip olan ebeveynlerin çocukları ile olan etkileşimlerini güçlendirmeye ve çocuklarının gelişimlerini doğal ortamlarında meydana gelen rutin, etkinlik ve geçişlerde desteklemelerine yardımcı olabilecek olan bilgi ve becerilerin kazandırılmasını amaçlayan bir erken müdahale programının geliştirilmesi ve geliştirilen bu programın uygulanarak etkililiğinin sınanmasıdır (www.down-dodem.com). Araştırmada, iki çalışma grubu oluşturulmuştur. Bir grup katılımcıya DÖDEM Programı grup aile eğitim oturumları ve ev ziyaretleri ile yüz yüze sunulmuştur. Bir grup katılımcı ise programı tablet bilgisayar üzerinden uzaktan takip etmiştir. Çalışma yaşları 25-48 ay arasında değişen Down Sendromlu çocuğa sahip 10 ebeveyn-çocuk çifti ile yürütülmüştür. Araştırmada nicel ve nitel bulguların birleştirilerek ya da karşılaştırılarak yorumlanması temeline dayanan birleştirme temel deseni kullanılmış olup, araştırma Öntest-Sontest Denkleştirilmemiş Gruplu Karma Yöntem Deneysel Deseni ile desenlenmiştir. Sonuçlar DÖDEM Programını hem yüz yüze eğitimlerle takip eden ebeveynlerin hem de tablet bilgisayar üzerinden uzaktan takip eden ebeveynlerin etkileşimsel davranışlarında anlamlı ilerlemeler ve ebeveynlerin doğal öğretim stratejilerini kullanma sıklıklarında anlamlı artış olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda her iki grupta yer alan çocukların temel davranışlarında, sözel taklit çıktılarında anlamlı artış, bilişsel ve dil gelişimlerinde anlamlı ilerlemeler olduğu bulunmuştur. Uygulamadan bir ay sonra ise programın etkilerinin devam ettiği görülmüştür. Ebeveynler ile yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçların, bu bulguları destekler nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Fizyoterapistlerin gelişimsel yetersizliği olan çocuklar ile etkileşimlerinin niteliğini artırmaya yönelik yetişkin eğitimi uygulamaları'nın etkililiği
Özel gereksinimli bireyler, birden fazla gelişim alanında yetersizlikler gösterebilmekte ve sahip oldukları yetersizlik türlerine dayalı olarak, farklı alanlardaki uzmanlardan hizmet almaları gerekebilmektedir. Özellikle bedensel yetersizliği olan bireylerin hizmet aldıkları uzmanlardan birisi de fizyoterapistlerdir. Alanyazında, özel gereksinimli çocuklar ile çalışan fizyoterapistlerin, çocuklarla etkileşime girmelerinin, sundukları hizmetin etkililiğini artırdığına dair araştırmalar bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, araştırmacı tarafından geliştirilen fizyoterapistlerin gelişimsel yetersizliği olan çocuklar ile etkileşimlerinin niteliğini artırmaya yönelik düzenlenen yetişkin eğitimi uygulamaları'nın etkililiğinin incelenmesidir. Bu uygulama ile özel gereksinimli çocuklarla çalışan fizyoterapistlerin ETEÇOM stratejilerini öğrenmeleri ve çocuklarla gerçekleştirdikleri uygulamalarda uygun olan stratejileri kullanmalarını sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre uygulanan eğitim uygulamaları fizyoterapistlerin fizyoterapi sırasında kullandıkları etkileşimsel davranışlarının ve oturumlara katılan çocukların etkileşimsel davranışlarının olumlu yönde arttırdığını göstermektedir.
Otizm davranış kontrol listesi Türkçe versiyonu geçerlik ve güvenirlik çalışmaları
Geçmiş yıllarda seyrek rastlanan durumlar içerisinde değerlendirilen Otizm Spektrum Bozuklukları (OSB), son yıllardaki araştırma bulgularına göre bu özelliğini yitirmiştir. OSB günümüzde diğer gelişimsel yetersizliklerin çoğundan daha sık görülmekte ve bu nedenle ülkeleri erken tanılama ve eğitim konularında önlemler almaya itmektedir. Günümüzde, OSB'nin güvenilir olarak tanılanmasında kullanılabilecek biyolojik testler ya da görüntüleme teknikleri bulunmadığından, OSB yalnızca bireyin davranışlarının gözlenmesi ve raporlanması yoluyla tanılanabilmektedir. Özellikle yurt dışında, OSB'nin değerlendirilmesinde kullanılan standart araçlar değerlendirme sürecinde uzmanlara yardımcı olmakta ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde, OSB'ye yönelik araçların kullanımı son yıllarda artmakla birlikte, bunların sayısı henüz yeterli düzeyde değildir. Amerika Birleşik Devletlerinde geliştirilmiş olan Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL), OSB'ye yönelik, uzun yıllardır kullanılmakta olan güvenilir ve geçerli bir araçtır. Bu araç, kısa sürede sonuç vermesi ve kolay kullanımı nedeniyle ülkemiz koşullarına uygun olarak değerlendirilmiş ve bu çalışma ile Türkçe uyarlamasının yapılması amaçlanmıştır. Aracın uyarlama çalışmaları dilsel eşitliğin sağlanması ile başlamış, ancak ortaya çıkan gereksinimler doğrultusunda ODKL'ye, orijinalinde bulunmayan bir takım eklemeler yapılmasına karar verilmiştir. Araca, OSB'yi tanılamada kullanılacak ek maddeler eklenmiş ve bütün maddelerin altına açıklamalar yazılmıştır. Bu değişiklikler sonrasında yapılan pilot çalışma bulguları aracın ana uygulama için uygun olduğunu göstermiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 21 ilden OSB tanısı almış 969 çocuk oluşturmaktadır. Geçerlik çalışmalarında değerlendirilmek üzere de zihinsel yetersizlik gösteren 164 çocuktan veri alınmıştır. Çalışma kapsamında yapılan geçerlik çalışmaları; faktör analizleri, Gilliam Otistik Bozukluk Dereceleme Ölçeği 2-Türkçe Versiyonu (GOBDÖ 2 -TV) ile ölçüt bağımlı geçerliğinin sınanması ve OSB ile zihinsel yetersizlik gösteren gruplar arasında aracın ayırt ediciliğinin belirlenmesidir. Bunlara ek olarak, yaş, cinsiyet, zihinsel yetersizlik ve konuşma davranışlarına göre ODKL puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı da analiz edilmiştir. Yapılan güvenirlik analizleri ise; test-tekrar test güvenirlik düzeyinin, iç tutarlılık katsayısının ve madde katsayılarının belirlenmesi olmuştur. Son olarak ise aracın kullanımı için gerekli olan kesme puanları ve yüzdelik dilimlerin analizleri yapılmıştır. Yapılan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ODKL'nin ana grup maddelerinin (49 maddenin) iki faktörlü yapı altında toplanabileceğini göstermektedir. Araçtaki 57 madde içerisindeki sekiz madde ise faktör analizi sonrasında araçtan elenmiştir. Aracın GOBDÖ 2-TV ile korelasyon düzeyi ölçüt bağımlı geçerliğini desteklerken, OSB ve zihinsel yetersizlik gösteren gruplar arasında ayırt etme gücü tatmin edici düzeylerde görülmüştür. ODKL puanları yaş ve cinsiyet bağlamında farklılaşmamakla birlikte, zihinsel yetersizlik ve konuşma değişkenleri açısından farklılıklar görülmüştür. Yapılan güvenirlik analizlerinin bulguları da, test-tekrar test güvenirlik düzeyinin, iç tutarlılık katsayılarının ve madde katsayılarının gerekli koşulları sağladığını göstermiştir. Son olarak, aracın OSB'nin değerlendirilmesinde kullanılan kesme puanları ve DSM V ile uyumlu olan yüzdelik dilim karşılığı puanlar belirlenmiştir. Yapılan bütün bu çalışmalar sonucunda, ODKL'nin yeterli geçerlik ve güvenirlik düzeylerine sahip, Türkiye için uygun bir tanılama aracı olduğu yorumu yapılabilir.
Annelerin özel gereksinimli çocuklarının okulöncesi dönemden ilkokula geçiş sürecine ilişkin yaşantılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı özel gereksinimli çocuk annelerinin a) çocuğun ilkokula yerleştirilmeden önceki b) çocuğun ilkokula yerleştirildikten sonraki ve c) annelerin ilkokula geçiş sürecindeki beklenti ve önerilerine ilişkin görüşlerini almaktır. Araştırma verileri Sakarya ilinde bulunan dokuz anne ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Görüşmeler için önceden bir görüşme formu hazırlanmış, görüşmeler annelere uygun gün ve saatte gerçekleştirilmiş ve ses kaydı alınmıştır. Ardından görüşmelerin dökümü yapılmış ve tümevarım yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgularda E-okul sistemi sayesinde annelerin özel gereksinimli çocuklarının bir ilkokula yerleştirilmesinde ciddi bir sorunla karşılaşmadıkları; ancak bazı okulların bu çocukları kendi okullarına kabul etmeyip özel eğitim okullarına yönlendirdikleri görülmüştür. Araştırmada annelerin yetkili makamlara şikayette bulunarak çocuklarını bir ilkokula kaydettirebildikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer sonucu ise ilkokula geçiş sürecinde ilkokullarda hiçbir hazırlık yapılmamasıdır. Anneler çocuklarının öğretmenleriyle okulun ilk günü tanıştıklarını, gerekli fiziksel düzenlemelerin çocuk okula başladıktan sonra yapıldığını belirtmişlerdir. Özel gereksinimli çocuğun ilkokula yerleştirilmesi sonrasında ortaya çıkan fiziksel düzenlemeler, maddi sorunlar gibi konularda okul müdürlerinin ailelerin taleplerini yerine getirmeleri ve ailelere destek olmaları araştırmanın bir diğer bulgusudur. Araştırma kapsamında görüşme yapılan anneler ilkokula geçiş sürecine ilişkin okul yönetimi ve öğretmenlerden özel gereksinimli çocuklarıyla daha fazla ilgilenmelerini beklerken; ailelere haklarını savunarak sabırlı ve kararlı olmalarını, ilkokula geçiş sürecine ilişkin yaşayabilecekleri olası sorunlara karşı önceden hazırlanmalarını ve bu konuda bilgilenmelerini önermektedirler. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulardan, özel gereksinimli çocukları ilkokula geçiş yapan ailelere yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir. İlköğretime geçiş sürecinin yalnızca okula yerleştirilme değil, geçişin tüm boyutlarıyla takip edilmesi ve kurumlar arasında koordinasyon sağlanarak ailelere hem yerleştirme öncesinde hem de yerleştirme sonrasında geçiş hizmetleri sağlanması öneriler arasında sayılabilir. Ayrıca öğretmen ve okul müdürlerinin özel eğitim ve yasal yönetmelikler konularında eğitilmesi de araştırma bulgularından elde edilen önerilerden bazılarıdır.