Theses supervised by Prof. Dr. Lutfiye Özdemir

14 theses · İnönü University

Master'sOpen AccessTR

Sivil havacılık çalışanlarında iş güvenliği algısı ve teknofobik tutumlar arasındaki ilişki üzerine bir araştırma

Bu araştırma, sivil havacılık sektöründe çalışanların teknofobik tutumları ile iş güvenliği algısı ve iş güvenliği iletişimi arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışmanın örneklemini sivil havacılık sektöründe farklı görev tanımlarıyla çalışan 166 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak demografik bilgiler, Teknofobik Tutumlar Ölçeği ve İş Güvenliği Kültürü Ölçeğinden oluşan üç bölümlü bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma modelinde yer alan ilişkiler, varyans tabanlı yapısal eşitlik modellemesi yaklaşımı olan PLS-SEM kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçüm modeli ve yapısal model birlikte değerlendirilmiş; hipotez testleri bootstrap sonuçlarına dayalı olarak yorumlanmıştır. Bulgular, teknofobik tutumlar ile iş güvenliği algısı arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir (β = -0.262; t = 3.136; p = 0.002). Teknofobik tutumlar ile iş güvenliği iletişimi arasında da negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (β = -0.216; t = 2.284; p = 0.022). Bu doğrultuda H1 ve H2 desteklenmiştir. Sonuçlar, örneklemin teknolojiyle yoğun çalışan ve görece homojen bir gruptan oluşmasıyla birlikte değerlendirilmiştir. Çalışma, sivil havacılık bağlamında teknofobik tutumları iş güvenliği algısı ve iş güvenliği iletişimiyle birlikte ele alarak ilgili literatüre katkı sunmaktadır.

Güvenlik kültürüSivil havacılıkYeni teknolojilerin kabülü ve reddi+2
Murat Türker
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilik özelliklerinin politik davranış ve bilgi ifşası üzerine etkisinde algılanan etik iş ikliminin rolü: Malatya sağlık sektörü araştırması

Günümüz çalışma yaşamının sürekli değişmesiyle birlikte iş ilişkilerinin giderek karmaşık hale gelmesi, belirsizliğin artması, özel ve kamu kurumlarında yaşanan büyük skandallar, yanlış ve hatalı uygulamaların artması, örgüt yapısındaki değişmeler, farklı kontrol mekanizmalarının oluşması, istihdam politikalarındaki farklılıkların artması, örgütün sahip olduğu kıt kaynakların paylaşımında yaşanan çekişmeler ve iş dünyasında rekabetin şiddetlenmesi, çalışanlar üzerindeki baskıyı arttırmakta, dolayısıyla politik davranışlar ile bilgi ifşası (sorun bildirme) davranışının ortaya çıkmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Çalışanların politik davranışlar ile bilgi ifşası eğiliminin oluşmasında ise bireysel farklılıkları tanımlayan kişilik özellikleri önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü iş yaşamında benzer durumlarla karşılaşan çalışanların örgüt içerisindeki davranışları farklılık göstermektedir. Bu farklılığın büyük bir bölümü ise kişilik özelliklerinin farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca örgütlerde çalışanların kişilik özelliklerinin belirlenip açığa çıkarılması; çalışan davranışlarının anlaşılması, açıklanabilmesi ve yönetilmesinde önem arz etmektedir. Örgüt çalışanları istediklerini elde edebilmek için kişilik özellikleri doğrultusunda mücadele etmekte ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla politik davranışlar, toplumsal çıkarları korumak amacıyla da bilgi ifşası davranışı sergileyebilmektedirler. Bu davranışların çalışanlar tarafından uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa uygulanma sıklığı etik iş ikliminin kabul edilme derecesi tarafından etkilenmektedir. Çalışanlar, örgütte sergileyecekleri davranışları algılamış oldukları etik iş iklimi ile ilişkilendirerek bir takım davranışları hayata geçirmektedirler. Politik davranışlar ile bilgi ifşası davranışı, örgüt ve çalışanlar açısından olumlu ve olumsuz özellikleri bir arada taşıması ve mevcut çalışma yaşamında kaçınılmaz olması sebebiyle giderek önem kazanmaktadır. Ayrıca literatürde sosyotropik-otonom kişilik özelliklerinin politik davranışlar ile bilgi ifşası arasındaki ilişkiyi inceleyen ve bu ilişkide etik iş iklimi algısının aracılık edip etmediğini araştıran çalışmaların olmaması bu araştırmanın önemini artırmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı sağlık sektöründe çalışanların sosyotropik-otonom kişilik özelliklerinin politik davranışlar ile bilgi ifşası üzerine etkisinde algılanan etik iş iklimi rolünün ele alınıp, değerlendirilmesidir. Bu kapsamda konu ile ilgili yerli ve yabancı literatür taraması yapılarak araştırmanın kavramsal çerçevesi çizilmiş ve literatür taramasıyla elde edilen bilgiler ışığında araştırmanın modeli oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini Türkiye'de Malatya ilinde faaliyet gösteren Turgut Özal Tıp Merkezi ile özel hastane sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi 320 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Bu kapsamda gerek kamu hastaneleri gerek özel hastanelerden resmi olarak izinler alınmış ve anket çalışması yapılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara göre sosyotropik-otonom kişilik özellikleri ile politik davranışlar arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Sosyotropik-otonom kişilik özellikleri ile bilgi ifşası arasındaki ilişkinin ise anlamlı olmadığı ancak sosyotropik kişilik özelliklerinin alt boyutu olan onaylanmama kaygısı ile bilgi ifşası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Sosyotropik-otonom kişilik özelliklerinin politik davranışlar ile bilgi ifşası davranışı üzerindeki etkisinde etik iş iklimi algısının aracılık rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Bilgi ifşasıEtik iklimKişilik+5
Burcu Batga
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The effect of strategic leadership behaviour on crisis management

Businesses work in an intensive environment that has competition, change and developments are constant in today. Works life has a difficult character as well as dynamic because of conditional changes in the business world due to recent requirements of demand and supply pattern of workers besides the economic crisis and political uncertainties anymore. This is required new approaches and practices to offer new solutions to the management of organizational difficulties in this highly competitive environment. Echelons and high-rank employers have an upper role and responsibility to implement new approaches and practices depends on their decision and hesitation, braves or fears. So, this research has been motivated by the belief of high-rank employers must have strategic management skills to deal with a crisis. In this research, scales of the "Strategic Leadership Measures" and "Crisis Management Measures" has been used to determine the ideas and perceptions of the businessman on the relationship between strategic leadership and crisis management. The data collected from the 150 businessmen who participated in the research have been analyzed by SPSS 25 Packet program. Independent Samples t-Test, One Way ANOVA, Tukey HSD, Pearson Correlation Analysis and Linear Regression Analysis methods have been used to analyze data and the Cronbach Alfa coefficient to identify the structural integrity of the measures. According to the finding in this research, it concluded that the managers, businessmen or employers who have strategic leadership characteristics are more effective in crisis management. Keywords: Leadership, Strategic Leadership, Crisis Management.

Crisis managementLeadershipMalatya+3
Serkan Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
22
DoctorateOpen AccessTR

Çalışanların karanlık liderlik ve kayırmacılık algılarının presenteizm (işte varolamama) üzerine etkisi: Tekstil sektöründe bir araştırma

Günümüzde küreselleşmeyle birlikte artan rekabet koşullarında örgütlerin varlığını sürdürmesi ve rakipleri karşısında avantaj sağlaması örgütsel başarılarına bağlıdır. Örgütsel başarı göstergelerinin başında gelen verimlik ve performansın sağlanmasında ise çalışanların verimliliği oldukça önemli bir yere sahiptir. Örgütlerde çalışanları ve dolayısıyla onların verimliliklerini etkileyen birçok unsur bulunmaktadır. Bu kapsamda liderin kişiliğindeki olumsuz özelliklerin liderin aldığı karar ve davranışlarına olumsuz yönde yansıması olarak tanımlanan karanlık liderlik, çalışanları etkilemektedir. Bununla birlikte örgütte çalışanın liyakat ve yeterlilik gibi özellikleri dikkate almaksızın, akrabalık, arkadaş-dostluk bağı esas alınarak örgütte bir mevkiye getirilmesi olan kayırmacılık ve çalışanların işlerinin başında olmalarına rağmen, görevlerini tam anlamıyla yerine getirememeleri olan presenteizm (işte varolamama), çalışan verimliliğinde öne çıkmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı; çalışanların karanlık liderlik ve kayırmacılık algılarının presenteizm üzerine etkisini araştırmaktır. Ayrıca, çalışanların karanlık liderlik ve kayırmacılık algılarının presenteizm üzerine etkisinin onların demografik özelliklerine göre bir değişiklik gösterip göstermediği de araştırılmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın önemli bir kuramsal boşluğu doldurduğu düşünülmektedir. Araştırmanın evreni; Malatya ilinde faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli tekstil işletmelerindeki çalışanlardan oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında anket tekniğinden faydalanılmış olup toplam 513 anket değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde; SPSS 26.0 ve SPSS AMOS 24,0 programları kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre karanlık liderlik ve kayırmacılık ile presenteizm arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan karanlık liderlik ile kayırmacılık arasında ise yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Buna bağlı olarak yapılan analizlerde çalışanların karanlık liderlik ve kayırmacılık algılarının presenteizm üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Çalışanların karanlık liderlik ve kayırmacılık algılamalarında meydana gelen artışlar presenteizmin de artmasına neden olmaktadır. Presenteizmin zararları düşünüldüğünde, örgütlerin karanlık liderlik ve kayırmacılık ile mücadelelerinin kaçınılmaz olduğu sonucuna varılmıştır.

Karanlık liderlikKayırmaLiderlik+3
Hanifi Karaçınar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağının toplumsal cinsiyet algılarının bireysel kariyer planlamaları üzerine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı öncelikle hızla değişen dünyanın ve teknolojinin içine doğmuş ve iş dünyasına yeni girmeye başlayan Z kuşağının toplumsal cinsiyet algısı toplumsal cinsiyet algılarının bireysel kariyer planlamaları üzerinde etkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma evrenini Malatya İnönü Üniversitesinde kayıtlı Z kuşağı öğrencileri oluşturmaktadır, bu kapsamda 400 öğrenci araştırmaya katılmış, 4 öğrencinin hatalı cevap vermesi nedeniyle toplam 396 öğrencinin verdikleri cevaplar incelemeye tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen veri incelendiğinde, katılımcıların toplumsal cinsiyet algılarının geleneksel cinsiyet algısına yakın olduğu belirlenmiştir. Toplumsal cinsiyet algısı ile bireysel kariyer planlaması arasındaki ilişkileri belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda, toplumsal cinsiyet algısı ile bireysel kariyer planlaması arasında düşük düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmiş sadece toplumsal cinsiyet algısı ile plan oluşturma boyutu arasında yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Toplumsal cinsiyet algısının bireysel kariyer planlaması üzerine etkisini ortaya çıkarmak için yol analizi yapılmıştır. Yol analizi sonucunda, toplumsal cinsiyet algısının bireysel kariyer planlaması ve boyutları üzerinde anlamlı bir düzeyde etkisi olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucuna benzer şekilde toplumsal cinsiyet algısının plan oluşturma boyutu üzerinde yüksek düzeyde etkisi olduğu tespit edilmiştir.

KariyerKariyer planlamaKuşaklar+2
Tuğba Yılmaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışanların duygusal zekâ seviyelerinin ve örgütsel adalet algılarının duygusal emek üzerine etkisi ve bir araştırma

Günümüzde teknolojik yenilikler küreselleşme olgusuyla birlikte bilgi ve becerilerin hızlı ve sağlıklı bir şekilde transferini kolaylaştırmıştır. İşletmeler ve bir bütün olarak örgütler sağlıklı bir biçimde varlıklarını sürdürebilmek, rekabet avantajı elde edebilmek ve çağın gerektirdiği şekilde faaliyetlerini yerine getirebilmek için örgütte fiili olarak çalışan insan unsuruna başka bir ifadeyle beşeri sermayeye daha fazla odaklanmaktadırlar. Çünkü insan sermayesi; makine, teçhizat, bina vb. unsurlar gibi taklidi ve transferi kolay olan bir unsur değildir. Duygusal emek, örgütlerin müşteri memnuniyetini sağlamada mutlaka başarmaları gereken bir davranıştır. Bu gerçekler göz önüne alındığında duygusal emeğin örgütsel davranış yazınında önemli bir konu haline geldiği görülmektedir. Ayrıca duygusal zekâ ve örgütsel adalet, duygusal emeğin başarılmasında önemli faktörler olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada duygusal zekânın ve örgütsel adaletin duygusal emeği etkileyip etkilemediği eğer etkilemişse nasıl ve ne yönde etkilediği incelenmiştir. Çalışmanın evrenini Adıyaman ve Rize illerindeki sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 24.0 ve AMOS 24.0 programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda duygusal zekâ ile derinden rol yapma ve samimi davranma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygusal zekâ ile yüzeysel rol yapma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel adalet ile duygusal zekâ arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal emek, duygusal zekâ, örgütsel adalet

AdaletAdalet algısıDuygusal emek+4
Edip Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışanların örgütsel destek algılarının örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkileri: Psikolojik sermayenin bu süreçteki rolü ve bir araştırma

Günümüzde küreselleşmeyle beraber teknoloji ve iletişimdeki hızlı değişim, işletmeleri rakiplerine karşı sürekli bir yenilik arayışı içerisine itmektedir. Bu rekabet koşullarında işletmelere rekabet avantajı kazandıracak en önemli unsurun nitelikli insan kaynağı olduğu yadsınamaz. Bu nedenle çalışan davranışlarını anlamak ve buna yönelik veriler elde etmek çalışmamızı önemli hale getirmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı çalışanların örgütsel destek algılarının örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkilerinin neler olduğunu ve psikolojik sermayenin bu süreçte ne tür bir rol üstlendiğini tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Avrupa yakasında çalışan kolayda örneklem yöntemiyle seçilmiş 503 kamu ve özel sektör çalışanı oluşturmaktadır. Çalışmada dört ana hipotez ve 28 alt hipotez olmak üzere toplam 32 hipotez bulunmaktadır. Kurulan yapısal eşitlik modeline (YEM) göre; örgütsel destek ölçeği örgütsel vatandaşlık ölçeğinin alt boyutlarından özgecilik, vicdanlılık, nezaket, erdem ve centilmenliği pozitif yönde etkilediği (H1 desteklendi, H1a desteklendi, H1b desteklendi, H1c desteklendi, H1d desteklendi, H1e desteklendi), örgütsel destek ölçeği psikolojik sermaye alt boyutlarından umut ve iyimserliği pozitif yönde etkilediği (H2 kısmen desteklendi, H2b desteklendi, H2c desteklendi), Psikolojik sermaye ölçeği alt boyutlarından özyeterlilik ve dayanıklılık alt boyutu örgütsel vatandaşlık ölçeği alt boyutlarından erdem, nezaket ve vicdanlılık alt boyutlarını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik sermaye ölçeği alt boyutlarından iyimserlik alt boyutu örgütsel vatandaşlık ölçeği alt boyutu olan nezaketi pozitif yönde etkilediği (H3 kısmen desteklendi, H3b desteklendi, H3c desteklendi, H3d desteklendi, H3h desteklendi) tespit edilmiştir. Psikolojik sermayenin aracılık rolü olup olmadığına dair yapılan YEM modeline göre; psikoloji sermaye, örgütsel vatandaşlık davranışı alt boyutlarından özgecilik, vicdanlılık, nezaket, erdem ve centilmenlik alt boyutları ile örgütsel destek arasında aracı değişken olduğu (H4 desteklendi, H4a desteklendi, H4b desteklendi, H4c desteklendi, H4d desteklendi, H4e desteklendi) belirlenmiştir. Aracılık etkisi tespit edildikten sonra yapılan Sobel-Aroian-Goodman testleri ile YEM modeli sınanmış ve psikolojik sermayenin her üç test sonucuna göre aracılık etkisi gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Örgütsel Destek, Psikolojik Sermaye.

Psikolojik sermayeÇalışanlarÖrgütsel destek+2
Davut Demirci
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin yıldırma (mobbing) davranışıyla ilgili algıları: Battalgazi İlçesi ortaöğretim kurumları örneği

Yıldırma, 1960'lı yıllardan itibaren kullanılmaya başlanmış, rahatsız edici davranışlarda bulunma veya psikolojik şiddet uygulama anlamında bir kavramdır. Yıldırma hareketlerine insanın bulunduğu hemen her yerde olabildiği gibi eğitim öğretim hizmetinin verildiği okullarda da rastlanmaktadır. Yıldırma hareketlerinin yapılmasında birçok değişik faktör etkili olabilmektedir. Çalışanın kendisini diğer arkadaşlarından üstün görmesi, arkadaşının bulunduğu statüye ulaşma arzusu, arkadaşının kendisinin yerine geçebileceğinden korkması gibi sebeplerle ortaya çıkan yıldırma hareketleri maruz kalanın kişisel özelliklerine göre farklı şekillerde algılanmaktadır. Orta öğretim kurumlarında çalışanların yıldırma algılarının tespit edilmesi amacıyla yapılan çalışmanın sonuçları bağlamında eğitim çalışanlarının cinsiyet, yaş gurubu, medeni durum, aylık gelir, kıdem durumu, hizmet süresi, çalışma saati, eşinin çalışma durumu, okuduğu üniversite, nüfusa kayıtlı olunan yer ve yetişilen yer değişkenlerine göre yıldırmaya maruz kalma durumunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmazken öğrenim durumuna göre yıldırmanın işe yöneliklik alt boyutunda, çalışılan okuldaki öğretmen sayısına göre yıldırmanın işe yönelik alt boyutunda, çocuk sahibi olma durumuna göre yıldırma ve yıldırmanın dışlama alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.

Malatya-BattalgaziMobbingOrtaöğretim kurumları+3
Oğuz Güçlü
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Entellektüel sermayenin kurumsal itibar üzerine etkisi ve bankacılık sektöründe bir araştırma

Günümüz koşullarında pazarlardaki rakip sayısının artışı, işletmeleri elindeki tüm enstrümanlarla mücadele etmek zorunda bırakmaktadır. Bu durum işletmeleri, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için maddi olmayan bazı soyut kavramların önemli olduğu gerçeğiyle yüzleştirmiştir. Bu bağlamda işletmenin sahip olduğu ve ilişki içinde bulunduğu tüm kişi ve kuruluşların işletme için değere dönüşmesini temsil eden entellektüel sermaye ve bu değerler toplamının paydaşlar gözündeki algılanma biçimini temsil eden kurumsal itibar kavramları öne çıkmaktadır. Çalışmada entellektüel sermayenin kurumsal itibar üzerine etkisinin açıklanması amaçlanmıştır. Ayrıca entellektüel sermaye ile kurumsal itibar ilişkisinin incelendiği çalışmaların literatürde yeterince yer almamış olması konunun önemini arttırmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket ile veri toplama tekniği kullanılmış ve Batman ilinde bankacılık sektörü çalışanlarından elde edilen 185 anketin verileri SPSS 23.0 ve AMOS 24.0 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Entellektüel sermayenin kurumsal itibar üzerine etkisi basit doğrusal regresyon analizi ile test edilmiş ve etkisi olduğu bulgulanmıştır. Entellektüel sermaye unsurlarının (insan sermayesi, yapısal sermaye ve müşteri sermayesi) kurumsal itibar bileşenleri (duygusal cazibe, ürün ve hizmetler, vizyon ve liderlik, çalışma ortamı ve iş çevresi, kurumsal sosyal sorumluluk ve finansal performans) üzerine etkisi yapısal eşitlik modeli (YEM) yol analizi ile analiz edilmiş olup; insan sermayesinin, ürün ve hizmetler ve finansal performans, yapısal sermayenin duygusal cazibe ve finansal performans üzerine etkisi olmadığı tespit edimiştir. Diğer değişkenler arasında anlamlı etki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tanımlayıcı (demografik) özellikler ile değişkenler arasında sadece eğitim durumu ile müşteri sermayesi ve ürün ve hizmetler değişkenleri arasında farklılık olduğu ulaşılan diğer bir bulgudur. Anahtar kelimeler: Entellektüel Sermaye, Kurumsal İtibar, İnsan Sermayesi, Yapısal Eşitlik Modeli (YEM)

Bankacılık sektörüEntelektüel sermayeKurumsal itibar+2
Uyum Elitok
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademik personelin işkoliklik ve narsistik kişilik özellikleri arasındaki ilişki: İnönü Üniversitesi'nde bir araştırma

Çalışanların zihinsel olarak işi düşünmesi ve davranışsal olarak aşırı çalışması şeklinde ifade edebileceğimiz işkoliklik son yıllarda yönetim ve organizasyon alanında dikkat çeken kavramlardan biri haline gelmiştir. Modern çalışma hayatının sahip olduğu koşulların ve çalışanların şahsın ortaya çıkabilecek bazı faktörler sonucunda çalışanların işkoliklik davranışları sergiledikleri görülmektedir. İşyerinde belli çalışan davranışlarının ortaya çıkışında kişisel özelliklerin bir etkisi bulunmaktadır. Narsisizm; başkalarını değersiz görme, kendilerini başkalarından üstün görme, kendi çıkarını gözetme, kibirli olma, büyüklenmeci ve şişirilmiş benlik görüşü barındırma eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Narsisizmin çalışma hayatında işkoliklik davranışı ile ilişkisinin ortaya konulması, ilgili ana bilim dalına literatür açısından bir katkı sunulması bu çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, akademisyenlerin işkoliklik ile narsistik kişilik özelliklerinin birbirleriyle olan ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, işkoliklik ve narsistik kişilik özelliklerinin bazı sosyo-demografik niteliklere göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın anakütlesi, İnönü Üniversitesi fakülte ve yüksekokullarında görev yapan 1442 akademik personelden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi 388 akademisyenden meydana gelmektedir. Araştırmada veriler, akademisyenlerin sosyo-demografik niteliklerine ilişkin sorular, Hollanda İş Bağımlılığı Ölçeği Türkçe Formu (Dutch Work Addiction Scale-DUWAS-TR) ve Narsistik Kişilik Envanteri (NKE) ölçeği kullanılarak anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiş olup, örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme metodu tercih edilmiştir. Verilerin istatistiki değerlendirmesinde Açıklayıcı Faktör Analizleri (AFA), Cronbach Alfa güvenirlik analizi, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA ve Tukey HSD testleri kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre, 35 yaş ve altında olan akademisyenlerin diğer yaş gruplarına göre daha fazla "aşırı çalıştıkları", kompulsif çalışmanın erkeklerde kadınlara göre daha fazla olduğu ve bekarların evli olanlara göre daha fazla işkolik oldukları saptanmıştır (p< 0.05). Akademisyenlerin ailede kaçıncı çocuk oldukları, eğitim düzeyi, gelir durumu, idari görev olma durumu, akademisyen olarak çalışma süresi ve akademik unvana göre işkoliklik özelliğinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p> 0.05). Araştırmada 36-50 yaş grubunda olan akademisyenlerin, 51 ve üzerinde olanlara göre, erkeklerin kadınlara göre kendini beğenme eğilimlerinin, erkeklerin kadınlara göre kendine yeterlilik eğilimlerinin daha fazla olduğu görülmektedir (p< 0.05). Yüksek lisans eğitim düzeyine sahip akademisyenlerin doktora eğitim düzeyine sahip olanlara göre daha fazla hak iddia etme eğilimi gösterdiği görülmektedir (p<0.05). Ayrıca bekarların, evlilere, yüksek lisans eğitim düzeyine sahip akademisyenlerin doktora eğitim düzeyine sahip olanlara, öğretim görevlisi unvanına sahip akademisyenlerin "Doç. Dr." ve "Prof. Dr." unvanına sahip akademisyenlere, 1-5 yıllık çalışma deneyimi olan akademisyenlerin, 5-10 yılllık çalışma deneyimi olanlara göre daha fazla üstünlük eğilimi içerisinde oldukları saptanmıştır (p<0.05). Akademisyenlerin NKE toplam puanında ve tüm alt boyutlarında idari görev, gelir durumu ve ailede kaçıncı çocuk olma durumuna göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p> 0.05). NKE alt boyutları ile işkoliklik ölçeği kompulsif çalışma ve aşırı çalışma alt boyutları arasında çok zayıftan zayıfa doğru farklı düzeylerde ilişki tespit edilirken (p<0.05), NKE hak iddia etme ve sömürücülük alt boyutu ile kompulsif çalışma arasında ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Araştırmada, medeni duruma göre akademisyenlerin işkoliklik özelliğinde anlamlı bir farklılık (p< 0.05) tespit edilmiştir. Sosyo-demografik niteliklere göre narsistik kişilik özelliklerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Son olarak, akademik personelin işkoliklik ile narsistik kişilik özellikleri arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, çalışma üç bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde, işkoliklik kavramı üzerinde durulmuş ve literatüründe yardımıyla konu kapsamlı şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, kişilik kavramı ile bir kişilik özelliği olan narsisizm kavramı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise sözkonusu değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik olarak bir uygulama yapılmıştır.

Akademik personelKişilik özellikleriNarsisizm+4
Ahmet Taşhan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal girişimcilik bağlamında OYAK hizmet kalitesinin değerlendirilmesi: Konya İli örneği

Bu çalışma sosyal girişimcilik olgusuna ülkemizden güzel bir örnek olarak gösterilebilecek, başlangıçtaki kuruluş amacı Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin yardımlaşması, sosyal hizmet sağlama, borç para verme, maluliyet ve ölüm yardımları gibi hizmetler olan OYAK hizmet kalitesinin sosyal girişimcilik bağlamında değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. OYAK kuruluş ve yapısı incelendiğinde zamanla değişik alanlarda başarılı yatırım faaliyetlerinin yanında sosyal fayda sağlayan, zamanla çok farklı bir yapıya sahip olarak sistematik bir şekilde faaliyetlerine devam eden, üyelerine farklı alanlarda hizmetler sunan bir kurum karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada kuruma ait hizmet kalitesi farklı boyutlarda değerlendirilmiştir. Bu kapsamda alınan hizmetlerin üyelerce beklenen boyutlarda gerçekleşip gerçekleşmediği ve kuruluşundaki gayesi TSK personeli ve ailelerinin refah seviyelerini yükseltmek ve ihtiyaçlarına çözümler üretmek olan OYAK kurumunun Konya ilinde görev yapan veya ikamet eden üyelerce değerlendirilmesi sonucunda kurumun sosyal girişimcilik bağlamında hizmet kalitesinin boyutlar bazında ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışma sonucunda ortaya çıkan veriler neticesinde kurumun sosyal girişimcilik kapsamında hizmet boyutlarına ait puanları hesaplanmış, üyelerin kalite boyutlarındaki beklenti ve algıları ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda elde edilen veriler üyelerin demografik ve diğer ayırt edici özellikleriyle de karşılaştırılarak anlamlı bir farklılık oluşturan özelliklerin neler olduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede kurumun sosyal girişimciliğin temel boyutlarından biri olan sürdürülebilirlik kapsamında sürekli kendini yenileyen ve zamanın gerekliliklerine göre pozisyon alan bir yaklaşım sergilediği ve ileride oluşturulabilecek bu kapsamdaki organizasyonlara örnek teşkil edecek bir kurum olabileceği değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda kurum üyelerinin sosyal girişimcilik kapsamındaki kurum hizmetleri kalite puanları incelendiğinde beklenti ve algıların olumlu seviyelerde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bir diğer söylem ile üyelerin sosyal girişimcilik bağlamında ortaya koyulan kaliteli hizmetler sonucunda kurumdan beklentileri de buna paralel bir şekilde artmaktadır.

Algılanan kaliteHizmet kalitesiKonya+6
Saffet Sözer
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

İş stresinin örgütsel bağlılığa etkisi: Malatya katılım bankaları araştırması

Çalışan insanlar; iş yoğunluğu, müşteri tutumu ve mesai arkadaşlarıyla olan ilişkilerden kaynaklanan gerekçeler sebebiyle strese maruz kalabilmektedir. Çalışanın maruz kaldığı streslere yönelik algının yüksek olması ve stres ile başa çıkamaması sonucunda psikolojik sorunlar yaşadığı gözlenmektedir. Bu çalışma, Türk katılım bankacılığı sisteminde iş stresinin örgütsel bağlılığa etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, katılım bankacılığında yaşanan iş stresi ve örgütsel bağlılık arasında bir ilişki olup olmadığını ve iş stresinin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Araştırma Malatya ilinde çeşitli katılım bankalarında faaliyet gösteren 60 banka personeline uygulanmıştır. Araştırma verisinin hazırlanmasında kişisel bilgi formu, iş stres ölçeği ve örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 19.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, yapılmış korelasyon analizinin sonunda iş stresinin, örgütsel bağlılıkla ters yönde ve anlamlı bir ilişkisi bulunmuştur. Bu sonuca göre, iş stresi azaldıkça, örgütsel bağlılığın arttığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İş Stresi, Örgütsel Bağlılık, Katılım Bankası

BankalarKatılım bankacılığıMalatya+3
Abbas Ayhan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Etkinlik teorisi bağlamında yerel kalkınma amaçlı sivil toplum kuruluşlarında sosyal girişimciliğin incelenmesi: Türkiye örneği

Günümüzde teknolojik ilerlemelerle hızla küreselleşen dünya, tek tip "ekonomik insan" biçimini oluştururken, insanın yalnızca kâr edilen bir nesne olarak görülmesine neden olmaktadır. Bu durum toplumda bireyciliği artırırken ekonomik, sosyal, sağlık, çevre gibi pek çok konu başlıklarında toplumsal sorunları da artırmaktadır. Artan bu sorunlar gelecek için hem küresel hem de yerel düzeyde endişe uyandırmaktadır. Bu nedenlerle toplumsal sorunların çözülmesi için yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni bakış açısı "sosyal insan" biçimini esas alan, bireysel yaşamdan ziyade sosyal yaşam ve kolektif yaşam konularını kapsayan sivil toplum ve sivil toplumun örgütlenmesini ve yönetilmesini kapsamalıdır. Örgütlenen sivil toplumun iyi yönetilmesi, günümüzde yaşanan toplumsal sorunların çözülmesi için hayati öneme sahiptir. Yönetim ve organizasyon bilim dalı konuları arasında yer alan sivil toplum ve halk konusunda yapılan araştırmalar oldukça sınırlıdır. Belirtilen olumsuzlukları gidermek için incelemeler yapmak ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yönetiminde bir örnek oluşturmak maksadıyla bu araştırma yapılmaktadır. Araştırma, Türkiye'de yerel kalkınmayı amaçlayan LEADER Yaklaşımı kapsamında kurulan yirmi beş dernekte gerçekleştirilmiştir. Araştırmada literatür taraması, anket ve mülakat tekniği ile katılımcı gözlem yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda etkinlik teorisinin STK yönetiminde kullanılabileceği ve STK'ların sosyal girişimciliği bireysel, çevresel ve örgütsel faktörlerde belirtilen boyutlarda gerçekleştirebileceği tespit edilmiştir. Ayrıca sivil toplumun örgütlenmesi için nasıl bir politik, sosyo-ekonomik ve kültürel çevreye sahip olması yönünde bulgular gün ışığına çıkarılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, temel hipotezler "kabul edilir" olarak değerlendirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Etkinlik Teorisi, Sivil Toplum, Sivil Toplum Kuruluşları, Sosyal Girişimcilik, LEADER Yaklaşımı.

Bölgesel kalkınmaEtkinlik KuramıLEADER yaklaşımı+3
Orhan Polat
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik liderlik ve örgüt kültürünün işletmelerin performansı üzerine etkisi: Malatya kayısı işleme işletmeleri üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Türkiye'nin kayısı üretim merkezi olan Malatya'daki meyve işleme sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin performans düzeylerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel hedefi, bu işletmelerin örgüt kültürü ve stratejik liderlik yapılarını analiz ederek, bu faktörlerin işletme performansına olan etkilerini belirlemektir. Araştırmada kullanılan ana araçlar, Cameron ve Quinn'in (2011) OCAI modeli ile işletmelerin örgüt kültürü yapıları değerlendirilmiş ve Pisapia ve arkadaşlarının (2005) Stratejik Liderlik Modeli (SLQ) ile liderlik tarzları incelenmiştir. Ayrıca, işletmelerin performans düzeyleri Veri Zarflama Analizi (VZA) ile karşılaştırılmıştır. Bu yöntemle, işletmelerin girdileri (satın alınan hammadde miktarı, satılan ürün miktarı, sermaye) ve çıktıları (satılan mallar maliyeti, ciro, net kâr) analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, dört işletmenin etkin (performansı yüksek) olduğu, sekiz işletmenin ise etkin olmayan (performansı düşük) işletmeler olarak sınıflandırıldığı tespit edilmiştir. Etkin olmayan işletmelerin, kültürel ve liderlik yapılarındaki eksikliklerin performanslarını düşürdüğü gözlemlenmiştir. Bulgular, etkin (performansı yüksek) işletmelerde yenilikçilik (adhokrasi) ve pazar kültürü gibi yenilikçi ve rekabetçi yapılar ile dönüşümcü liderlik tarzlarının baskın olduğunu göstermektedir. Etkin olmayan (performansı düşük) işletmelerde ise klan ve hiyerarşi kültürlerinin eksik olduğu ve yönetimsel liderlik uygulamalarının zayıf kaldığı ortaya çıkmıştır. Etkin (performansı yüksek) işletmelerde daha esnek ve yenilikçi kültürlerin etkin olduğu, buna karşın etkin olmayan (performansı düşük) işletmelerde hiyerarşi kültürünün daha baskın olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, meyve işleme sektöründe performans sağlamak için örgüt kültürü ve stratejik liderlik yapılarına özel önem verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgüt kültürü, Stratejik liderlik, Veri zarflama analizi, Performans, Meyve işleme sektörü, Tarımsal işletmeler, Yenilikçilik, Rekabet avantajı, Dönüşümcü liderlik.

Bekir Uçar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors