Theses supervised by Prof. Dr. Levent Şahin

14 theses · İstanbul University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de işsiz engellilerin sosyo ekonomik durumu: Niğde ilinde alan araştırması

İşsizlik ve engelliliğin bir bireyde aynı anda tezahür etmesi çoklu bir dezavantajlılık halini yansıtmakla birlikte söz konusu durumdaki bireyin sosyoekonomik sorunların merkezinde olduğunu da göstermektedir. Bu çerçevde hayat mücadelesine işsizlik zemininde devam eden engellilerin sorunlarına odaklanılması, engelli politikaları noktasında oldukça önem kazanmaktadır. Bu noktadan hareketle "Türkiye'de işsiz engellilerin sosyoekonomik durumu nasıldır?" araştırma sorusuyla şekillenen tez konusunun amacı; işsizliğin getirdiği sosyoekonomik sorunların, engellilerin sosyal ve ekonomik hayatına nasıl tesir ettiğinin derinlemesine kavranması ve işsiz engellilerin sosyoekonomik durumlarının analiz edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yönteminin esas alındığı ve temellendirilmiş teorinin araştırma deseni olarak şeçildiği tez çalışmasında Niğde'de ikamet eden 57 işsiz engelli bireyle yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle görüşmeler gerçekleştirilmiş ve konu özelinde çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre işsiz engellilerin sosyal durumu kapsamında; sosyal ilişkilerinde yalnızlaştıkları, gündelik faaliyetlerinde genelde ev içinde olmak üzere internette zaman geçirdikleri, sosyo kültürel faaliyetlerinin baskılandığı, siyasi dışlanma yaşadıkları, sosyal yaşamda sağlık hizmetleri başta olmak üzere çeşitli kamu hizmet açıklarından etkilendikleri ve son olarak toplumun tutumunda ostrasizm temelli dışlanma biçimin hâkim olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ekonomik durum kapsamında, katılımcıların çoğunda ekonomik yaşamlarında düşük kişisel harcamaların ön planda olduğu ve ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluk çektikleri, sosyal yardımlara yönelik serzenişte bulundukları tespit edilmiştir. Psikolojik durum kapsamında ise katılımcıların büyük bir kısmının engelliliği dışsallaştırarak topluma ve kader anlayışına atfettiği bu duruma karşın araştırma grubunun neredeyse tamamında işsizlik durumunu içselleştirildiği ve bunalım halinin yaşandığı belirlenmiştir. İş arama motivasyonun kaynağında ise itibar ve kişisel gelişim gibi isteklerin yerine, ekonomik temelli etkenlerin ve sosyalleşme isteğinin ön plana çıktığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Engelli istihdamıEngelli kişilerNiğde+5
Ersin Eraslan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim öğrencilerinin kariyer beklentilerini ölçmeye yönelik bir araştırma: İstanbul Üniversitesi AUZEF örneği

Toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinin toplumsal sistemin bütün tabakalarında kısa, orta ve uzun vadede görülebilecek köklü değişimlere neden olduğu bilinmektedir. Özellikle dijital dönüşüm alanında yaşanan hızlı gelişmeler hayatın her alanına nüfuz ederek geleneksel yapıları yıkmakta ve yeniliklerin önünü açmaktadır. Dönüşen toplum yapısı ve dijitalleşme karşısında eğitimin etkilenmeyeceğini düşünmek mümkün değildir. Tarihsel kökeni çok eskiye dayanan ve özellikle son yıllarda yaşanan küresel salgınla tüm dünyada uygulanır hale gelen uzaktan eğitim, giderek eğitim alanında başat konuma doğru yükselmekte ve dikkatleri üzerine çekmektedir. Zamandan ve mekândan bağımsız öğrenme imkânı sunan uzaktan eğitime her geçen gün talep artmakta iken aynı zamanda istihdam edilebilirlik alanında fark yaratmak oldukça önemli hale gelmektedir. Hayat boyu öğrenme felsefesini bünyesinde barındıran uzaktan eğitim, bireylerin bilgi, beceri ve yetkinliklerini artırmaları noktasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, uzaktan eğitim ile kariyer beklentisi arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak uzaktan eğitimine devam eden öğrencilerin aldıkları eğitimin kariyer beklentileri üzerindeki etkisinin demografik değişkenler açısından değerlendirilmesidir. Aynı zamanda uzaktan eğitimin tercih edilme sebepleri de çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Söz konusu amaçlar doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi'nde eğitimine devam eden 6875 öğrencinin katılımıyla bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca araştırmada kullanılmak üzere güvenirliliği ve geçerliliği kanıtlanan "kariyer beklenti ölçeği" ve "uzaktan eğitimi değerlendirme ölçeği" geliştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, uzaktan eğitimine devam eden öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik görüşleri tespit edilmiş ve söz konusu kariyerlerine yönelik beklentilerin düşük olmadığı, kendilerini geliştirdikleri takdirde kariyerleri açısından istediklerini elde edebileceklerinin bilincinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak uzaktan eğitimine devam eden öğrencilerin, uzaktan eğitime yönelik değerlendirmelerinin pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırmaya katılanların çoğunluğunun çalışıyor olmasından kaynaklı uzaktan eğitimi, entelektüel bilgi birikimlerine katkı sağlamak amacıyla tercih ettikleri görülmüştür

Açıköğretim FakültesiKariyerKariyer beklentileri+4
Merve Yosunkaya
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kayıt dışı ekonominin yoksulluğa etkisi: Ekonometrik bir analiz

Kayıt dışı ekonomi ve yoksulluk tüm dünyada hem ekonomik hem de sosyal etkileri olan iki olgudur. Bu iki olgunun birbiri ile olan ilişkisi kimi zaman olumlu sonuçlar ortaya çıkarsa da genellikle olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışmanın temel problematiği de kayıt dışı ekonominin yoksulluk üzerindeki etkisini irdelemek ve ortaya koymaktır. Bu amaçla çalışmada 134 ülke üzerinde 1993-2018 yılları arasını kapsayan verilerle panel veri analizi yapılmıştır. Söz konusu 134 ülke insani gelişmişliklerine göre dört grupta ele alınarak analiz edilmiştir. Çalışmada bağımlı değişken olarak yoksulluk (insani gelişme) ve bağımsız değişken olarak da kayıt dışı ekonomi kullanılmıştır. Yapılan nedensellik testlerine göre her ülke grubunda kayıt dışı ekonomiden yoksulluğa doğru bir nedensellik tespit edilmişken, düşük ve yüksek insani gelişmişliğe sahip ülkelerde yoksulluktan da kayıt dışı ekonomiye doğru bir nedensellik tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular kayıt dışı ekonominin yoksulluk üzerinde olumsuz etkisinin olduğunu göstermektedir. Buna göre kayıt dışı ekonomi %1 arttığında farklı ülke gruplarında farklı oranlarda yoksulluk düzeyi de artmaktadır.

Sefa Karagöz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ferdi kaza sigortalarının iş kazalarının azaltılmasına olan etkisinin ölçülmesi: İnşaat sektörüne yönelik bir model önerisi

İş kazaları sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de oldukça önemli sosyo-ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bununla birlikte insani gelişmişlik indeksi yüksek olan ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin farklı yöntem ve sistemler geliştirilerek etkili bir şekilde uygulanması, güvenli çalışma bilincinin kişi ve kurumlar tarafından benimsenmesini kolaylaştırarak, iş kazaları ve iş kazası sonucu ölümlerin sürekli olarak azalmasına imkan sağlamıştır. Gelişmiş ülkelerde özellikle riskli sektörlere yönelik bazı özel tedbirlerin uygulandığı bilinmektedir. Almanya'da ilk olarak kömür madenciliğinde uygulanan kaza sigorta sisteminin bir benzeri 2015 yılının ikinci yarısından itibaren Türk madencilik sektöründe kısmi olarak uygulanmaya başlamıştır. Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası adıyla hayata geçirilen sistem, kapsam dahilindeki iş kollarında iş kazasına uğrayan çalışanlara ve yakınlarına ivedi şekilde tazminat imkanı sağlarken aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katkı sunarak iş kazaları sayılarında da düşüş sağlamıştır. Bu sigorta sözleşmesi türünün akdedilebilmesi ve sözleşmenin devam edebilmesi, kapsam dahilindeki işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği bakımından asgari şartlara sahip olmasına bağlı tutulmuştur. Bu anlamda gerekli akreditasyona sahip bağımsız uzman ve eksperler tarafından maden işletmelerinde düzenli aralıklarla gerçekleştirilen risk inceleme çalışmalarının, iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katkı sağladığı düşünülmektedir. Tez kapsamında maden işletmelerinde çalışmış ve çalışmakta olan 423 yerbilimi mühendisi ile bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Türkiye'de faaliyet gösteren maden işletmelerinde, Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası kapsamında gerçekleştirilen risk inceleme çalışmalarının etkinliği incelenmiş; ayrıca işletmelerde görev alan yerbilimi mühendislerinin kişisel gözlem ve değerlendirmeleri de dikkate alınmıştır. Yerbilimi mühendislerinin büyük bir kesimi Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından görevlendirilen risk inceleme heyetlerince yapılan risk inceleme çalışmalarının işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına olumlu katkısının bulunduğunu belirtmektedir. Bu çalışmanın iki temel amacı söz konusudur. Bunlardan ilki Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası'nın kapsam dahilindeki iş kollarında iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katkı sunarak, süreç içerisinde gerçekleşen iş kazaları sayıları üzerine olumlu bir etkisinin olup olmadığını incelemek, ikincisi ise ferdi kaza sigortalarının, iş kazaları ve iş kazası sonucu ölümlerin sıklıkla yaşandığı inşaat sektöründe zorunlu olarak uygulanabileceği politik bir model oluşturmaktır. Türkiye'de her yıl gerçekleşen iş kazaları ve iş kazaları sonucu ölümlerin önemli bir bölümü inşaat sektöründe yaşanmaktadır. Düzensiz ve riskli çalışma ortamlarına sahip inşaat sektöründe gerçekleşen iş kazalarının istenilen seviyelere indirilmesi, bilinen iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile maalesef mümkün olmamıştır. Tez kapsamında tasarlanan İnşaat Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Model'inin inşaat sektöründe hayata geçirilmesi, çalışanlara ek güvence sağlayacağı gibi sektördeki iş kazası ve iş kazası sonucu ölüm sayılarının da süreç içerisinde azalmasına katkı sağlayacaktır.

Kaza sigortasıMadencilik sektörüSigorta+3
Kamil Hakan Derin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstri 4.0 gelişmelerinin işin ve işgücünün niteliği üzerindeki muhtemel etkileri: Almanya ve Türkiye karşılaştırması

Çalışmanın amacı Endüstri 4.0 Devrimi çerçevesinde Almanya'da ve Türkiye'de yaşanan gelişmeleri detaylıca inceleyip Endüstri 4.0'ın işin ve işgücünün üzerindeki muhtemel etkilerini karşılaştırmalı şekilde ortaya çıkararak projeksiyon oluşturmaktır. Endüstri 4.0 ile iktisadi yarışta kazanan olmak isteyen ülkeler, planlarını sadece günümüz değil yarının şartlarına göre de yapmak zorundadır. Bu sebeple geleceğe yönelik yapılan çalışmalar hayati önem arz etmektedir. Çalışma kapsamında Endüstri 4.0'dan önceki endüstri devrimlerine, Endüstri 4.0'ın temel bileşenlerine ve eleştirel tartışmalara yer verilmiştir. Endüstri 4.0 gelişmeleri hizmet, sanayi ve tarım olmak üzere üç sektörde incelenmiştir. Detaylı olması açısından her iki ülke için hizmet sektörü; eğitim, sağlık, veri yönetimi, iletişim ve siber güvenlik; sanayi sektörü ise ulaşım, elektrik/elektronik, iklim ve çevre ve enerji olmak üzere çeşitli başlıklara ayrılmıştır. Endüstri 4.0'la ilgili çeşitli parametrelere yer verilmiştir. Muhtemel etkiler belirlenmek istendiğinden bu çalışmada belirlenmiş sektörler bütüncül bir yaklaşımla teknolojik etki değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma sonunda yatırımlarını eğitim ve teknoloji odaklı yapan ülkelerin Endüstri 4.0 devriminde kazanan tarafta yer alacağı, devrimin işgücü piyasasında, işgücünün niteliğinde ve işlerde köklü değişikliklere sebep olacağı, mevcut işlerin büyük bir kısmının sermaye tarafından ikame edileceği ve aynı zamanda yeni işlerin ortaya çıkacağı görülmüştür. İzlediği politikalar ve yatırım stratejileri sayesinde Almanya'nın, Endüstri 4.0 dönüşümünde Türkiye'den daha iyi bir durumda yer aldığı gözlemlenmiştir.

AlmanyaEndüstri 4.0Karşılaştırmalı analiz+7
Alptuğ Bektaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nde sertifika programlarına katılan kadınların hayat boyu öğrenme, sürekli eğitim merkezi ve çalışma hayatında kadın olgularına yönelik bakışları

Çalışmanın amacı sürekli eğitim merkezinden eğitim alan kadınların hayat boyu öğrenme, sürekli eğitim merkezi ve çalışma hayatında kadın olgusuna dair görüşlerinin derinlemesine ve ayrıntılı olarak irdelenmesi, böylelikle düşüncelerin altında saklı olan kavramları keşfederek konuya anlam kazandırılmasıdır. Çalışma kapsamında İstanbul Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nde 2017 ve 2018 olmak üzere her iki yılda da açıldığı belirlenen sertifika programlarında eğitim alan 26 kadın katılımcı bulunmaktadır. Nitel araştırma yönteminin esas alındığı çalışmada desen olarak Gömülü Teori (Temellendirilmiş Kuram) yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışma hayatında kadınların dezavantajlı konumlarının devam ettiği gerçeğiyle birlikte hayat boyu öğrenme politikalarının işgücü piyasası kapsamında dönüşüm yaşadığı görülmektedir. Bu iki gerçekten yola çıkarak sürekli eğitim merkezlerinde eğitim alan kadınlara yönelik yapılacak nitel bir araştırma ile bahsi geçen konuları nasıl anlamlandırdıklarının keşfi çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda sonuç olarak çalışmada katılımcıların hayat boyu öğrenmeyi piyasacı bir yaklaşımla ele alıp ekonomik yapının gerektirdiği bir zorunluk olarak gördükleri ortaya çıkmıştır. Sürekli eğitim merkezi konusunda ise mesleki eğitimin temel katılım sebebi olduğu görülmüştür. Çalışma hayatında kadın olgusuna dair elde edilen sonuçlarda ise kadınların dezavantajlı konumlarını içselleştirdikleri, çalışmayı temel sosyal bir hak olarak görmekten ziyade lütuf olarak algılıyor oldukları, öte yandan temel sorunun toplumsal cinsiyetle ilgili olduğu ve yasal düzenlemelerden önce zihniyet değişiminin gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.

KadınlarSürekli eğitim merkezleriYaşam boyu öğrenme+3
Hanife Candır Şimşek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzun süreli genç işsizliğin sosyo-ekonomik belirleyicileri: İstanbul ili üzerine bir alan araştırması

Uzun süreli genç işsiz kavramı bir yıldan uzun süredir işsiz olan gençleri kapsamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de uzun süreli genç işsizliğin belirleyicilerini tespit ederek, uzun süredir işsiz olan gençlerin demografik özelliklerinin bu belirleyiciler üzerinde etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu amaçla uzun süreli genç işsizliğin belirleyicileri eğitim sistemi ve istihdam, işverenlerin istihdam tercih ve eğilimleri, demografik eğilimler ve kentleşme, ekonomik yapı ve girişimcilik ekosistemi ile gençlerin istihdam tercih ve eğilimleri boyutlarında ele alınmış olup, ölçek araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Anket çalışması İstanbul'da ikamet eden ve bir yıldan uzun süredir işsiz olan 18-29 yaş aralığındaki gençlerle yapılmış ve uzun süredir işsiz olan gençlerin mevcut algıları ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre kadınların, düşük ücret beklentisinde olanların, kayıtdışı çalışanların ve 25-29 yaş aralığında olanların uzun süreli işsizliklerinde belirleyici olan boyut işverenlerin istihdam tercih ve eğilimleri olarak gözlenmiştir. Bir önceki iş deneyiminde kayıtdışı çalışmanın uzun süreli genç işsizlik riskini artırdığı sonucuna varılmış, ayrıca evli olanların, mesleki eğitim almış olanların ve yeterli deneyime sahip olmayanların ekonomik yapı ve girişimcilik ekosisteminden kaynaklanan sorunlar nedeniyle uzun süredir işsiz oldukları tespit edilmiştir. Önlisans ve altı eğitime sahip olanların, kayıtdışı çalışanların, 25-29 yaş aralığında olanların ve yeterli deneyime sahip olmayanların uzun süreli işsizliklerinin belirleyicilerinin eğitim sisteminden kaynaklandığı ortaya konmuş, demografik eğilimler ve kentleşmeden kaynaklanan sorunların ise işsizlik süresini arttırdığı tespit edilmiştir.

GençlikGençlik sorunlarıSosyoekonomik durum+5
Elvin Dinler
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de yetenek yönetimi uygulamaları: Bir model önerisi

Örgütlerin maddi varlıklarının geçmiş dönemlere kıyasla önemini yitirdiği, buna karşın maddi olmayan varlıklarının öneminin arttığı günümüzde örgütlerin insan sermayeleri sürdürülebilir rekabet ve rekabet üstünlüğü konularında belirgin biçimde öne çıkmaktadır. Yetenekli çalışanlar artık her geçen gün daha da zorlaşan rekabet şartlarında farklılaşmayı sağlayan unsurlardır. Stratejik insan kaynakları yönetiminin bir uygulaması olarak ortaya çıkan yetenek yönetiminin gündemde yerini alması 1990'ların sonlarına dayanmaktadır. Bu bakımdan oldukça yeni bir uygulamadır. Yetenek yönetimi, yeni bir kavram olmasına karşın günümüzde örgütler büyük ölçüde öneminin farkına varmışlar ve insan kaynakları sistemlerini buna uygun hale getirmeye çalışmışlardır. Örgütler için yeteneğin artan önemine karşın henüz çok yeni olan yetenek yönetimi ile ilgili çalışmalar istenilen düzeyde değildir. Özellikle tezin ana ayağını oluşturan model önerisi noktasında nispeten sınırlı modellerin olduğu belirtilebilir. Bu tezde literatür taraması odağında insan kaynakları yönetiminin evrimi, yetenek yönetimi uygulamaları, dünyada ve Türkiye'de yetenek yönetimi yaklaşımları incelenmiştir. Yetenek yönetimi literatüründe yer alan modeller ışığında da bir model önerisi sunulmuştur.

TürkiyeYetenekYetenek yönetimi+3
Serkan Çelik
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nedenleri ve sonuçları bakımından Türkiye'de düzensiz göç: 2000 – 2015 yılları arasında bir değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin düzensiz göç akışı içindeki yerini veriler ışığında ve geniş bir perspektifle ele almaktır. Bu kapsamda, konuya ilişkin ulusal ve uluslararası literatürün yanında, düzensiz göçmenlere ilişkin yapılmış saha çalışmaları, T.C. İç İşleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nden doğrudan temin edilmiş bilgiler, yıllık göç raporları dâhil olmak üzere ulaşılabilen en son veriler kullanılmıştır. Ayrıca Türkiye'ye gelen ve herhangi bir nedenle Türkiye'de yaşayan yabancılara ve onların çalışma hayatlarına dair istatistiklere de yer verilmiştir. Bu doğrultuda istatistiklerin bir kısmı doğrudan kullanılırken, bir kısmı yeniden sınıflandırılmıştır. Genel olarak yıllar içindeki değişimin doğrudan görülmesi amaçlanmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, Türkiye perspektifinden düzensiz göç olgusunun, kendine has niteliklerini ve eksikliklerini ortaya koymuştur. Türkiye'nin coğrafi konumu ile batı ve kuzey ülkelerini hedefleyen düzensiz göçmenler için transit ülke olma durumunun devam ettiği bir gerçektir. Bununla birlikte Türkiye 2000'li yıllardan sonra düzensiz göçmenlerin hedefi haline gelmiştir. Bu durumun gerekçelerini ise; Türkiye'de kendi ülkelerinden daha çok kazanç temin edebilmeleri, esnek vize uygulamaları, coğrafi, dini ve kültürel yakınlık, Türklerin yabancılara yaklaşımı ve mevcut coğrafyada Türkiye'nin etrafındaki ülkelere nispeten refah seviyesinin daha yüksek olması şeklinde sıralamak mümkündür. Fakat sonuç olarak, mevcut verilerle Türkiye'nin hedef ülke olma özelliğinin transit ülke olma durumunun önüne geçtiğini gösteren net bir sonuca ulaşılamamıştır.

Düzensiz göçGöçlerGöçmenler+2
Sündüs Öksüz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan motivasyonunu artırma araçlarının örgütsel bağlılık üzerindeki etkileri: Gıda sektöründe bir alan araştırması

Çalışanların örgüt ile özdeşleşme derecesi ve örgütün performans düzeyini arttırmayı sağlayan örgütsel bağlılık, son yıllarda oldukça önem kazanan bir konu haline gelmiştir. Çalışan davranışlarını inceleme ve onların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik fayda sağlayan motivasyon, modern örgütlerin dikkate aldığı bir diğer önemli konudur.Bu çalışmanın temel amacı, çalışanların motivasyonlarını artırmada kullanılan araçların örgütsel bağlılık boyutlarını etkileyip etkilemediğini ayrıntılı biçimde incelemektir. Bu amaçla, gıda sektöründe bir alan araştırması yapılmıştır. Farklı demografik özellikleri bulunan bireylerin hangi motivasyon araçları ile örgüte bağlandıklarına yönelik tutumları sorgulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, sadece erkek çalışanların dahil edildiği analiz sonuçlarına göre, çalışanların motivasyonlarını artırmada kullanılan araçlardan psiko-sosyal araçların duygusal ve normatif bağlılığı, ekonomik araçların ise devam bağlılığını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Fakat analize kadın çalışanlar da dahil olduğunda, psiko-sosyal motivasyon araçların normatif bağlılık üzerinde, örgütsel ve yönetsel araçların devam bağlılığı üzerinde etki gösterdiği tespit edilmiştir.

Gıda sektörüMotivasyonÇalışanlar+2
Kübra Sarıoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik davranış tarzlarının X ve Y kuşaklarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkileri: Bağcılar eğitim araştırma hastanesi uygulaması

Günümüzde kurumlar sadece görevine odaklı yöneticilere değil aynı zamanda yeniliği ve entelektüel sermayeyi önemseyen, liderlik yeteneğini ön plana çıkaran, hizmet veren ve alanın beklentilerini daha iyi karşılamaya uğraşan, dâhil olduğu örgütü bu çizgide ilerletmeye cesaretli ve kararlı davranan liderlere ihtiyaç duymaktadırlar. Örgütsel bağlılık, çalışan bireylerin örgütlerine olan sadakatidir. Bundan dolayı hizmet ve ürün kalitesini artırması yönünden önem arz etmektedir. Liderlik tarzı, örgütsel amaç ve hedeflere ulaşılmasında, örgütte çalışan bireylerin etkin bir şekilde çalıştırılmasında büyük önem arz etmektedir. Bu açılardan bakıldığında bu çalışmanın temel amacı, hastanelerde görev yapan yöneticilerin sergiledikleri liderlik davranış tarzları ile X ve Y Kuşağı çalışanlarının örgütlerine olan bağlılıkları arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını incelemektir. Çalışma, İstanbul Bağcılar Eğitim Araştırma Hastanesi'nde çalışan personele anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Anket, web üzerinden oluşturularak internet aracılığı ile gönderilmiştir. Verilerin analizi, SPSS 22 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Anket verileri ve demografik bilgiler farklı istatistik metotlarla incelenmiştir. Elde edilen sonuç otokratik liderlik davranışının duygusal bağlılıkla, demokratik ve tam serbesti sağlayan liderlik davranışlarının ise duygusal ve normatif bağlılıkla pozitif yönlü bir ilişki içerisinde olduğu yönündedir. Ancak liderlik davranış tarzlarının devamlılık bağlılığı ile herhangi bir ilişki içerisinde olmadığı görülmektedir. Elde edilen bir diğer sonuç da Y Kuşağı'nın demokratik tipte liderlik tarzını otokratik ve serbesti sağlayan liderlik davranışlarına göre daha fazla önemsediği saptanmıştır.

HastanelerKuşaklarLiderlik+5
Dursun Ramazan Altundağ
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de açıköğretim fakültelerinde kalite kültürü: İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi (AUZEF) örneği

Kalite, zaman içinde hata ayıklama, kalite kontrol, toplam kalite gibi farklı yaklaşımların öne çıktığı süreçlerden geçerek günümüze kadar gelmiştir. Kalite çalışmalarının faydaları görüldükçe, her alandan bu çalışmalara yönelmeler olmuştur. Son yüzyılda önemi daha da artan, kültürlere katkıda bulunarak toplumların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan üniversitelerde, eğitim hizmetinin daha verimli ve kazanımların daha nitelikli olabilmesi için kurum yönetimlerinde bu çalışmaların uygulanmasına ilişkin örnekleri görebilmekteyiz. Üniversitelerde ve onlara bağlı açıköğretim fakültelerinde kalite çalışmaları, tüm çalışanlar aracılığıyla, kalite kültürü olarak yayılmadıkça başarılı olarak görülmemektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de Açıköğretim fakültelerinin kültürleri üzerinde, köklü bir değişim anlamına gelen Toplam Kalite Yönetimi yöntemlerinin uygulanması sonrasında oluşabilecek kalite kültürünü, AUZEF örneği üzerinden ortaya koymak ve değerlendirmektir. Bu araştırmada, literatür taraması ve anket çalışması yöntemleriyle, kalite kültürünün çok yönlü olduğu ve uzun bir süreci kapsadığı; yapılan kalite çalışmaların bir yönetici veya kalite kontrol uzmanı tarafından değil, tüm çalışanlar tarafından, sistemli ve sürekli denetlenmesi gerektiği; kalite belgelendirme çalışmalarının kalite kültürü oluşumu açısından olumlu olduğu, AUZEF'te kalite kültürü oluşumu açısından farklılıkların görüldüğü ve bu durumun kurum ve kurumun paydaşlarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

AçıköğretimAçıköğretim FakültesiEğitim kalitesi+4
Mehmet Akarsu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliği'nin karşılaştırmalı demografik yapısı

Türkiye Cumhuriyeti yıllar boyunca uluslararası konjonktürde yapılan çalışmaları yakından takip etmiş ve medeniyetlerle iletişim halinde olmuştur. Avrupa Birliği ise giderek büyüyen ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin giderek daha fazla dikkatini çeken bir birlik olmuştur. Türkiye de genç nüfusa sahip dinamik yapısı, tüketilebilir doğal kaynakları ve işgücü potansiyeli ile Avrupa Birliği ülkeleri arasına girmeye aday ülke konumundadır. Bu durumda, Türkiye ve Avrupa birliğinin karşılaştırmalı yapısını incelemek gerekli bir ihtiyaç olmaktadır. Bu çalışmada Türkiye ve Avrupa Birliği karşılaştırmalı demografik yapısı incelenmektedir. Buradaki amaç temel farkları ortaya koymak ve sağlıklı bir analiz çıkarmaktır. Çalışmada ayrıca yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum karşılaştırmaları da yapılmaktadır. Çalışma doğrultusunda incelenen veriler de gösteriyor ki, Türkiye genç nüfusa sahip, istihdam oranları daha düşük işsizlik nispeten daha yüksek ve eğitim durumu da Avrupa Birliği'ne göre daha geridedir.

Avrupa BirliğiDemografik yapıNüfus+2
Gonca Saraç Canpolat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bireysel emeklilik sistemine dahil olanların sosyo-ekonomik durumları: Bir alan araştırması

Türkiye'de bireysel emeklilik sistemine dahil olanların sayısı, sistemin 2001 senesinde uygulanmaya başladığı günden bu yana giderek artmaktadır. İnsanların geleceklerini maddi olarak güvence altına alma isteğinin artması, devletin sisteme dahil olanlara yönelik teşvikleri ve işverenlerin çalışanları namına sosyal hak olarak sisteme ilave katkı payı ödemeleri gibi nedenlerle bireysel emeklilik her geçen gün önemini artırmaktadır. Bu araştırmanın amacı, bireysel emeklilik sistemine dahil olanların sosyo-ekonomik durumlarını tespit etmek ve bu sosyo-ekonomik durumlarının sistemde yapmış oldukları tasarrufların miktarına ve sistemde kalış sürelerine olan etkilerini analiz etmektir. Bu amaçla İstanbul ili içerisinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya göre, bireysel emeklilik sisteminde sisteme dahil olma durumunu, bireylerin gelir seviyesindeki artış, hanehalkı toplam gelirindeki artış, eşlerin çalışması gibi faktörlerin artırmadığı ancak sosyo-ekonomik seviyedeki artışların sisteme katılımı artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan sisteme dahil olanların, sosyo-ekonomik durumları, gelir seviyeleri, eşlerinin çalışması durumu, sistem içerisinde kaldıkları süre gibi faktörler artıkça, katılımcıların sistem içerisinde ödedikleri prim miktarının arttığı sonuca varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Emeklilik, Bireysel Emeklilik

Bireysel emeklilikEmeklilikEmeklilik sistemi+5
Ahmet Can
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors