Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Ali Koyuncu
24 theses · Isparta University of Applied Sciences
Derim öncesi salisilik asit uygulamasının depolama boyunca taze kekiğin (Origanum onites L.) bazı kalite özellikleri üzerine etkisi
Çalışma, 2021-2022 yıllarında, Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Araştırmada, kekik (Origanum onites L.)'te derim öncesi salisilik asit (SA) uygulamasının ürünün depolama süresi ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla tam çiçeklenmeden 10 ve 20 gün önce 1.5 mM SA uygulaması yapılan kekikler, tam çiçeklenme döneminde derilerek, vakit kaybetmedenden laboratuvara getirilmiştir. Modifiye atmosfer paketleme (MAP) için geliştirilen poşetlere yerleştirilen kekik örnekleri 1°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem koşullarında 25 gün süre ile normal atmosfer (%21 O2 ve %0.03 CO2) koşullarında depolanmıştır. Depolama boyunca 5 gün aralıklarla depodan çıkarılan kekiklerde kalite analizleri (ağırlık kaybı, yaprak rengi, MAP içi gaz bileşimi, solunum hızı, etilen üretimi, duyusal değerlendirme, uçucu yağ miktarı ve uçucu yağ bileşenleri) yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, genel olarak SA uygulamaları kontrole göre daha iyi sonuçlar vermiştir. Salisilik asit uygulamasıyla kekiklerde solunum hızı, etilen üretim miktarı, uçucu yağ miktarı, uçucu yağ bileşeni miktarı ve dış görünüş bakımından olumlu sonuçlar alınmıştır. Sonuç olarak derim öncesi SA uygulamasının, MAP koşullarında kekiklerin depolanması sırasında kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından, ucuz ve kolay uygulanabilir yöntemlerden biri olabileceği ortaya konmuştur.
Golden Delicious elma çeşidinde etilen, 1 -metilsiklopropen ve 1-n- naftilfitalamik asit uygulamalarının depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi
Çalışma 2021-2022 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada, Golden Delicious elma çeşidinde derim sonrası bazı uygulamaların meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda elmalar 4 gruba ayrılarak ilk gruba, oda koşullarında 12 saat süreyle 625 ppb 1-MCP, ikinci gruba ise 3 dakika süre ile 0.5 g/L etilen uygulanmıştır. Üçüncü gruba, kombine uygulama için 3 dakika 1 μg/L 1-N-naftilfitalamik asit ve 12 saat süreyle 625 ppb 1-MCP uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubu ise diğer uygulamalarda olduğu gibi 0.1%'lik Tween 20 içeren saf suya daldırılmıştır. 12 saat süreyle meyvelerin üzerindeki fazla suyun uzaklaştırılması sağlanmış, meyveler plastik kasalara yerleştirilmiş ve normal atmosfer bileşimine sahip soğuk odada; 0℃ ve %90-95 oransal nemde, 6 ay süreyle muhafaza edilmiştir. Depolama boyunca elmalarda kabuk rengi, ağırlık kaybı, solunum hızı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), etilen üretim miktarı ve duyusal özelliklerdeki değişim belirlenmiştir. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan elmalar 7 gün boyunca 20ºC ve %60±5 oransal nemde bekletilerek aynı analizler yinelenmiştir. Çalışmada Golden Delicious elma çeşidinde 1 -MCP uygulamasının kalite kriterlerini önemli derecede koruduğu, NPA+1 -MCP uygulamasının 1-MCP'ye göre bariz üstünlüğünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, 1-MCP uygulanmış Golden Delicious elma çeşidinin 0℃ ve %90-95 oransal neme sahip normal atmosfer koşullarında 6 ay süreyle başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği görülmüştür
Farklı ozon uygulamalarının kuru incirde soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi
Çalışmada, kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinde farklı ozon uygulamalarının soğukta depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin I. ve II. yılında kuru incirler 5 gruba ayrılmıştır. İlk yıl incirlere 4 ppm ozon (suda çözünmüş, yüksek basınç altında ve suda çözünmüş+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. İkinci yıl ise 4 ppm ozon (havada, yüksek basınç altında ve hava+yüksek basınç altında) ve kontrol uygulamaları yapılmıştır. Her iki yılda da uygulamalardan sonra incirler, 1 kg'lık köpük tabaklara yerleştirilerek gaz geçirgenliği olmayan poşetler içerisinde 0.8 bar vakum altında ambalajlanmıştır. Ambalajlanmış kuru incirler 0°C ve %55-60 oransal nemde 12 ay boyunca depolanmıştır. Kuru incirlerde kalite değişimini belirlemek için muhafaza boyunca 2'şer ay aralıklarda çeşitli analizler (toplam kuru madde miktarı, ağırlık kaybı, su aktivitesi, sertlik, yapışkanlık, renk, suda çözünür kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asitlik miktarı, UV renk testi, toplam maya-küf yükü, toplam bakteri yükü, aflatoksin, şekerlenme, dış görünüş ve tat) yapılmıştır. Muhafaza boyunca kuru incirlerin kalitesi üzerine uygulamaların etkisi farklı olmuştur. Gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalaj içerisinde ve 0°C'de depolanan kuru incirlerde muhafaza süresince ağırlık ve nem kaybı olmaması bariz bir şekerlenmenin ortaya çıkmasını engellemiştir. Toplam maya-küf yükünün azaltılmasında havada (H-Ozon) ve suda çözünmüş (S-Ozon) ozon uygulamaları en etkili uygulamalar olarak belirlenmiştir. Duyusal kalite bakımından ilk yıl ozon uygulamalarının bariz bir olumlu etkisi görülmezken, ikinci yıl H-Ozon uygulaması en iyi sonucu vermiştir. Kuru incirlerde derim sonrası meyve kalitesinin korunması ve kalite kayıplarının geciktirilmesi bakımından en etkili uygulama H-Ozon uygulaması olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak kurutulmuş Sarı Lop incir çeşidinin gaz geçirgenliği olmayan vakumlu ambalajlar içerisinde 0°C'de 12 ay boyunca başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.
Derim sonrası salisilik asit uygulamasının eşme ayva çeşidinde depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi
Ayvanın da dahil olduğu klimakterik meyvelerde olgunlaşma metabolizması büyük ölçüde etilen biyosentezinden etkilenmektedir. Bu meyvelerde olgunlaşma sırasında etilen sentezi önemli ölçüde artar. Etilen sentezini baskılamaya yönelik uygulamalar meyvelerde olgunlaşma ve yaşlanmayla ilgili süreçleri de yavaşlatarak derim sonrası kalite kayıplarını geciktirmektedir. Salisilik asidin (SA) meyve muhafazası sırasında bilinen en önemli faydaları arasında etilen biyosentezini baskılaması, çürüme oranını ve meyve eti kararmasını azaltması/engellemesi gelmektedir. Çalışmada Eşme ayva çeşidine derim sonrası SA uygulanarak (0, 1 ve 2 mM) depolama sırasında meyvelerdeki kalite değişimi ile et kararması incelenmiştir. Uygulamalardan sonra ayvalar 0±1°C ve % 90±5 oransal nem içeren normal atmosfer (NA) koşullarında 180 gün depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için ise her analiz döneminde soğuk odadan çıkartılan meyveler, 7 gün 20°C ve % 60±5 oransal nem koşullarında bekletilmiştir. Çalışmada SA uygulamalarının, incelenen bazı kalite parametreleri (meyve eti sertliği, ağırlık kaybı, etilen üretim miktarı ve solunum hızı) üzerine kontrol uygulamasına göre olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Özellikle 1 mM'lik SA uygulamasının meyve eti kararması, meyve kabuk kararması ve üşüme zararını azalttığı belirlenmiştir. Ancak SA uygulamalarının etkileri tür ve çeşit bazında değişiklik gösterebileceği için farklı çeşitlerde değişik dozlar uygulanarak yürütülecek çalışma sayısının arttırılması gerektiği düşünülmektedir.
Melatonin ve gamma-aminobütirik asit uygulamalarının eşme ayva çeşidinde depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışma, Eşme ayva çeşidinde derim öncesi ve sonrası melatonin (MEL), gamma-aminobütirik asit (GABA) ve MEL+GABA uygulamalarının depolama boyunca meyve kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla tahmini derim tarihinden 14 gün önce, ağaçlara saf su (kontrol), MEL (200 μmol L−1), GABA (5 mM) ve MEL+GABA (100 μmolL−1 + 5 mM) uygulaması yapılmıştır. Uygulama yapılan ve uygulama yapılmayan meyveler optimum derim tarihinde toplanarak laboratuvara getirilmiştir. Derim sonrası uygulamalar için 4 farklı gruba ayrılan meyveler saf su (kontrol), MEL (200 μmolL−1), GABA (5 mM) ve MEL+GABA (100 μmolL−1 + 5 mM) çözeltilerine 10 dk daldırılmıştır. Hem derim öncesi hem de derim sonrası uygulama yapılan meyveler plastik kasalara yerleştirilerek 0±1°C sıcaklık ve %90±5 oransal neme sahip normal atmosfer koşullarında 6 ay depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için meyveler 20°C ve %50-60 oransal nemde 5 gün bekletilmiştir. Derim öncesi GABA uygulaması hariç tüm uygulamalar soğukta muhafazada ağırlık kaybını azaltmıştır. Yine tüm uygulamalar muhafaza sırasında solunum hızını azaltmış ve etilen üretim miktarını kısmen düşürmüştür. Uygulamaların suda çözünür kuru madde ve titre edilebilir asit miktarı üzerine anlamlı bir etkisi olmamıştır. MEL uygulamaları meyve eti kararması bakımından ön plana çıkmıştır. Üşüme zararı ve çürüme oranının azaltılmasında her iki uygulama da (MEL ve GABA) kontrole kıyasla etkili olmuştur. Soğukta muhafaza ve raf ömrü çalışmalarında dış görünüş bakımından en yüksek puanları MEL uygulamaları almıştır. Tüm uygulamalar polifenol oksidaz enzim aktivitesini kontrol grubuna göre önemli derecede baskılamıştır. Derim sonrası MEL uygulaması yapılan ayvaların normal atmosfer koşullarında (0±1°C, %90±5) 180 gün başarılı bir şekilde depolanabileceği saptanmıştır.
Farklı ozon uygulamalarının washıngton navel portakal çeşidinin depolanma süresi ve kalitesi üzerine etkileri
Çalışma, 2018-2019 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada derim sonrası farklı ozon uygulamalarının (suda çözünmüş ve gaz halinde) 'Washington Navel' portakal çeşidinin depolanma süresi ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada meyve materyali olarak Antalya yöresinde turunç anacı üzerine aşılı 9 yaşlı 'Washington Navel' portakal çeşidinin meyveleri kullanılmıştır. Farklı ozon uygulamalarından sonra portakallar 5±0.5°C ve %95 oransal nemde 5 ay normal atmosfer koşullarında muhafaza edilmiştir. Depolama boyunca 30 gün aralıklarla soğukta muhafazadan çıkartılan portakalların yarısında kalite analizleri (ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde miktarı, titreedilebilir aitlik, pH, solunum hızı, meyve kabuk rengi ve duyusal değerlendirmeler) yapılmıştır. Diğer yarısı ise raf ömrü çalışmaları için 5 gün süreyle 20°C ve %65 oransal nemde muhafaza edilmiştir. Raf ömrü değerlendirmeleri için de soğukta muhafazada belirtilen tüm analizler yinelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ozon uygulamasının kontrol grubuna göre genel olarak incelenen kalite parametreleri açısından daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Ozon uygulamasıyla ağırlık kaybı azaltılmış, meyve asitliğini korumuş, solunum hızı azaltılmış, duyusal değerlendirmelerden olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Mikrobiyolojik yükün daha az olduğu ozon uygulanmış meyvelerde çürüme oranı düşük bulunmuştur. Bu tez çalışmasıyla, portakallarda depolama boyunca meyve kalisinin korunmasında ozon uygulamalarının kullanılabileceği ortaya konmuştur.
Farklı ozon uygulamalarının washıngton navel portakal çeşidinin depolanma süresi ve kalitesi üzerine etkileri
Çalışma, 2018-2019 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada derim sonrası farklı ozon uygulamalarının (suda çözünmüş ve gaz halinde) 'Washington Navel' portakal çeşidinin depolanma süresi ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada meyve materyali olarak Antalya yöresinde turunç anacı üzerine aşılı 9 yaşlı 'Washington Navel' portakal çeşidinin meyveleri kullanılmıştır. Farklı ozon uygulamalarından sonra portakallar 5±0.5°C ve %95 oransal nemde 5 ay normal atmosfer koşullarında muhafaza edilmiştir. Depolama boyunca 30 gün aralıklarla soğukta muhafazadan çıkartılan portakalların yarısında kalite analizleri (ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde miktarı, titreedilebilir aitlik, pH, solunum hızı, meyve kabuk rengi ve duyusal değerlendirmeler) yapılmıştır. Diğer yarısı ise raf ömrü çalışmaları için 5 gün süreyle 20°C ve %65 oransal nemde muhafaza edilmiştir. Raf ömrü değerlendirmeleri için de soğukta muhafazada belirtilen tüm analizler yinelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ozon uygulamasının kontrol grubuna göre genel olarak incelenen kalite parametreleri açısından daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Ozon uygulamasıyla ağırlık kaybı azaltılmış, meyve asitliğini korumuş, solunum hızı azaltılmış, duyusal değerlendirmelerden olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Mikrobiyolojik yükün daha az olduğu ozon uygulanmış meyvelerde çürüme oranı düşük bulunmuştur. Bu tez çalışmasıyla, portakallarda depolama boyunca meyve kalisinin korunmasında ozon uygulamalarının kullanılabileceği ortaya konmuştur.
Farklı ozon uygulamalarının washıngton navel portakal çeşidinin depolanma süresi ve kalitesi üzerine etkileri
Çalışma, 2018-2019 yıllarında Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi Laboratuarı'nda yürütülmüştür. Çalışmada derim sonrası farklı ozon uygulamalarının (suda çözünmüş ve gaz halinde) 'Washington Navel' portakal çeşidinin depolanma süresi ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada meyve materyali olarak Antalya yöresinde turunç anacı üzerine aşılı 9 yaşlı 'Washington Navel' portakal çeşidinin meyveleri kullanılmıştır. Farklı ozon uygulamalarından sonra portakallar 5±0.5°C ve %95 oransal nemde 5 ay normal atmosfer koşullarında muhafaza edilmiştir. Depolama boyunca 30 gün aralıklarla soğukta muhafazadan çıkartılan portakalların yarısında kalite analizleri (ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde miktarı, titreedilebilir aitlik, pH, solunum hızı, meyve kabuk rengi ve duyusal değerlendirmeler) yapılmıştır. Diğer yarısı ise raf ömrü çalışmaları için 5 gün süreyle 20°C ve %65 oransal nemde muhafaza edilmiştir. Raf ömrü değerlendirmeleri için de soğukta muhafazada belirtilen tüm analizler yinelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ozon uygulamasının kontrol grubuna göre genel olarak incelenen kalite parametreleri açısından daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Ozon uygulamasıyla ağırlık kaybı azaltılmış, meyve asitliğini korumuş, solunum hızı azaltılmış, duyusal değerlendirmelerden olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Mikrobiyolojik yükün daha az olduğu ozon uygulanmış meyvelerde çürüme oranı düşük bulunmuştur. Bu tez çalışmasıyla, portakallarda depolama boyunca meyve kalisinin korunmasında ozon uygulamalarının kullanılabileceği ortaya konmuştur.
Ozon uygulamasının kaptan kırmızı biber (Capsicum annuum) çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri
Çalışmada, Kaptan kırmızıbiber (Capsicum annuum) çeşidine farklı dozlarda suda ozon uygulamasının muhafaza süresi ve kalitesi üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla optimum derim zamanında derimi yapılan biberler vakit kaybetmeden laboratuvara getirilmiştir. Çeşide özgü irilik ve boyda olan sağlam meyveler denemede kullanılmak üzere seçilmiş ve hemen ön soğutma işlemine tabi tutulmuştur. Ön soğutmadan sonra meyveler uygulamalar için 4 gruba ayrılmıştır. İlk üç grup 3 farklı dozda (1 ppm, 2 ppm ve 3 ppm) 5-6°C'deki ozonlu suya 15 dk daldırılmıştır. Son grup ise 5-6°C'deki saf suya 15 dk daldırılmış ve kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Daldırma işleminden sonra tüm biberler fazla suyun uzaklaştırılması için 30 dk oda koşullarında hava karıştıran fan altında bekletilmiş ve modifiye atmosfer poşetlerine yerleştirilmiştir. Bütün uygulama meyveleri 8±1°C'de ve %90±5 oransal nemde 25 gün boyunca depolanmıştır. Ayrıca raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan biberler 20±1°C'de ve %60±5 oransal nem koşullarında 1 gün bekletilmiştir. Soğukta muhafazadan çıkartılan örneklerde 5'er gün aralıklarla ağırlık kaybı, meyve sertliği, SÇKM, TEA, pH, solunum hızı, meyve kabuk rengi, MAP içi gaz bileşimi, duyusal özellikler, mikrobiyolojik yük ve çürüme oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak bütün ozon uygulamaları kontrol grubuna göre biberlerin mikrobiyolojik yüklerinin azaltılması bakımından daha etkili olmuştur. Yüksek doz ozon uygulamalarının (2 ppm O3 ve 3 ppm O3) biberlerin özellikle meyve rengi üzerine olumsuz etkileri olmasına rağmen, mikrobiyolojik yükün azaltılması bakımından olumlu etkileri saptanmıştır. Kullanılan dozlar arasında en düşük doz olan 1 ppm ozon uygulaması, ağırlık kaybının azaltılması, solunum hızının düşürülmesi, meyve sertliğinin korunması ve duyusal özellikler bakımından en etkili uygulama olarak belirlenmiştir. Ozonun uygulama şekli, süresi ve dozunun tür ve çeşitlere göre değiştiği dikkate alınarak, 1 ppm O3 uygulaması ile Kaptan kapya kırmızıbiber çeşidinin MAP içerisinde (8±1°C ve %90±5 oransal nem koşullarında) 20 gün soğukta başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.
Ozon uygulamasının kaptan kırmızı biber (Capsicum annuum) çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri
Çalışmada, Kaptan kırmızıbiber (Capsicum annuum) çeşidine farklı dozlarda suda ozon uygulamasının muhafaza süresi ve kalitesi üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla optimum derim zamanında derimi yapılan biberler vakit kaybetmeden laboratuvara getirilmiştir. Çeşide özgü irilik ve boyda olan sağlam meyveler denemede kullanılmak üzere seçilmiş ve hemen ön soğutma işlemine tabi tutulmuştur. Ön soğutmadan sonra meyveler uygulamalar için 4 gruba ayrılmıştır. İlk üç grup 3 farklı dozda (1 ppm, 2 ppm ve 3 ppm) 5-6°C'deki ozonlu suya 15 dk daldırılmıştır. Son grup ise 5-6°C'deki saf suya 15 dk daldırılmış ve kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Daldırma işleminden sonra tüm biberler fazla suyun uzaklaştırılması için 30 dk oda koşullarında hava karıştıran fan altında bekletilmiş ve modifiye atmosfer poşetlerine yerleştirilmiştir. Bütün uygulama meyveleri 8±1°C'de ve %90±5 oransal nemde 25 gün boyunca depolanmıştır. Ayrıca raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan biberler 20±1°C'de ve %60±5 oransal nem koşullarında 1 gün bekletilmiştir. Soğukta muhafazadan çıkartılan örneklerde 5'er gün aralıklarla ağırlık kaybı, meyve sertliği, SÇKM, TEA, pH, solunum hızı, meyve kabuk rengi, MAP içi gaz bileşimi, duyusal özellikler, mikrobiyolojik yük ve çürüme oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak bütün ozon uygulamaları kontrol grubuna göre biberlerin mikrobiyolojik yüklerinin azaltılması bakımından daha etkili olmuştur. Yüksek doz ozon uygulamalarının (2 ppm O3 ve 3 ppm O3) biberlerin özellikle meyve rengi üzerine olumsuz etkileri olmasına rağmen, mikrobiyolojik yükün azaltılması bakımından olumlu etkileri saptanmıştır. Kullanılan dozlar arasında en düşük doz olan 1 ppm ozon uygulaması, ağırlık kaybının azaltılması, solunum hızının düşürülmesi, meyve sertliğinin korunması ve duyusal özellikler bakımından en etkili uygulama olarak belirlenmiştir. Ozonun uygulama şekli, süresi ve dozunun tür ve çeşitlere göre değiştiği dikkate alınarak, 1 ppm O3 uygulaması ile Kaptan kapya kırmızıbiber çeşidinin MAP içerisinde (8±1°C ve %90±5 oransal nem koşullarında) 20 gün soğukta başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.
Ozon uygulamasının kaptan kırmızı biber (Capsicum annuum) çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri
Çalışmada, Kaptan kırmızıbiber (Capsicum annuum) çeşidine farklı dozlarda suda ozon uygulamasının muhafaza süresi ve kalitesi üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla optimum derim zamanında derimi yapılan biberler vakit kaybetmeden laboratuvara getirilmiştir. Çeşide özgü irilik ve boyda olan sağlam meyveler denemede kullanılmak üzere seçilmiş ve hemen ön soğutma işlemine tabi tutulmuştur. Ön soğutmadan sonra meyveler uygulamalar için 4 gruba ayrılmıştır. İlk üç grup 3 farklı dozda (1 ppm, 2 ppm ve 3 ppm) 5-6°C'deki ozonlu suya 15 dk daldırılmıştır. Son grup ise 5-6°C'deki saf suya 15 dk daldırılmış ve kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Daldırma işleminden sonra tüm biberler fazla suyun uzaklaştırılması için 30 dk oda koşullarında hava karıştıran fan altında bekletilmiş ve modifiye atmosfer poşetlerine yerleştirilmiştir. Bütün uygulama meyveleri 8±1°C'de ve %90±5 oransal nemde 25 gün boyunca depolanmıştır. Ayrıca raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan biberler 20±1°C'de ve %60±5 oransal nem koşullarında 1 gün bekletilmiştir. Soğukta muhafazadan çıkartılan örneklerde 5'er gün aralıklarla ağırlık kaybı, meyve sertliği, SÇKM, TEA, pH, solunum hızı, meyve kabuk rengi, MAP içi gaz bileşimi, duyusal özellikler, mikrobiyolojik yük ve çürüme oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak bütün ozon uygulamaları kontrol grubuna göre biberlerin mikrobiyolojik yüklerinin azaltılması bakımından daha etkili olmuştur. Yüksek doz ozon uygulamalarının (2 ppm O3 ve 3 ppm O3) biberlerin özellikle meyve rengi üzerine olumsuz etkileri olmasına rağmen, mikrobiyolojik yükün azaltılması bakımından olumlu etkileri saptanmıştır. Kullanılan dozlar arasında en düşük doz olan 1 ppm ozon uygulaması, ağırlık kaybının azaltılması, solunum hızının düşürülmesi, meyve sertliğinin korunması ve duyusal özellikler bakımından en etkili uygulama olarak belirlenmiştir. Ozonun uygulama şekli, süresi ve dozunun tür ve çeşitlere göre değiştiği dikkate alınarak, 1 ppm O3 uygulaması ile Kaptan kapya kırmızıbiber çeşidinin MAP içerisinde (8±1°C ve %90±5 oransal nem koşullarında) 20 gün soğukta başarılı bir şekilde muhafaza edilebileceği belirlenmiştir.
Ozon ve askorbik asit uygulamalarının taze kesilmiş lincoln pırasa çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında ozon ve askorbik asit uygulamasının depolama boyunca taze kesilmiş 'Lincoln' pırasa çeşidinin kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Derimi yapılan pırasalar laboratuvara nakledilerek 5 gruba ayrılmıştır. Ozon ve askorbik asit uygulanmış pırasalar 0±1°C ve %90±5 oransal nemde 30 gün boyunca depolanmıştır. Depolama boyunca 6 gün aralıklarla pırasalarda ağırlık kaybı (%), yalancı gövde sertliği (N), suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100 ml), solunum hızı (ml.CO2/kg‐1h‐1), yalancı gövde rengi, mikrobiyolojik yük ve duyusal özellikler belirlenmiştir. Çalışmada muhafaza süresinin artmasına bağlı olarak tüm uygulamalarda pırasa dilimlerinde sertlik azalmıştır. %2 AA yalancı gövde sertliğinin korunmasında en etkili uygulama olmuştur. Depolama sonunda SÇKM miktarı kontrol örneklerinde daha yüksek olmuştur. Pırasalarda TEA miktarı deneme sonunda başlangıca göre %1 AA hariç tüm uygulamalarda azalmıştır. Solunum hızını en iyi baskılayan uygulamanın ise 2 ppm O3 olduğu belirlenmiştir. Toplam maya küf ve bakteri düzeyi bakımından en etkili uygulamanın 2 ppm O3 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, taze kesilmiş Lincoln pırasa çeşidinin 24 gün 0±1°C ve %90±5 oransal nemde kaliteli olarak depolanabileceği belirlenmiştir. Uygun ozon doz ve süreler seçilerek taze kesilmiş pırasaların daha kaliteli ve uzun süre depolanabileceği düşünülmektedir. Ancak bunun için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Ozon ve askorbik asit uygulamalarının taze kesilmiş lincoln pırasa çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında ozon ve askorbik asit uygulamasının depolama boyunca taze kesilmiş 'Lincoln' pırasa çeşidinin kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Derimi yapılan pırasalar laboratuvara nakledilerek 5 gruba ayrılmıştır. Ozon ve askorbik asit uygulanmış pırasalar 0±1°C ve %90±5 oransal nemde 30 gün boyunca depolanmıştır. Depolama boyunca 6 gün aralıklarla pırasalarda ağırlık kaybı (%), yalancı gövde sertliği (N), suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100 ml), solunum hızı (ml.CO2/kg‐1h‐1), yalancı gövde rengi, mikrobiyolojik yük ve duyusal özellikler belirlenmiştir. Çalışmada muhafaza süresinin artmasına bağlı olarak tüm uygulamalarda pırasa dilimlerinde sertlik azalmıştır. %2 AA yalancı gövde sertliğinin korunmasında en etkili uygulama olmuştur. Depolama sonunda SÇKM miktarı kontrol örneklerinde daha yüksek olmuştur. Pırasalarda TEA miktarı deneme sonunda başlangıca göre %1 AA hariç tüm uygulamalarda azalmıştır. Solunum hızını en iyi baskılayan uygulamanın ise 2 ppm O3 olduğu belirlenmiştir. Toplam maya küf ve bakteri düzeyi bakımından en etkili uygulamanın 2 ppm O3 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, taze kesilmiş Lincoln pırasa çeşidinin 24 gün 0±1°C ve %90±5 oransal nemde kaliteli olarak depolanabileceği belirlenmiştir. Uygun ozon doz ve süreler seçilerek taze kesilmiş pırasaların daha kaliteli ve uzun süre depolanabileceği düşünülmektedir. Ancak bunun için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Ozon ve askorbik asit uygulamalarının taze kesilmiş lincoln pırasa çeşidinde depolama boyunca kalite değişimi üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında ozon ve askorbik asit uygulamasının depolama boyunca taze kesilmiş 'Lincoln' pırasa çeşidinin kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Derimi yapılan pırasalar laboratuvara nakledilerek 5 gruba ayrılmıştır. Ozon ve askorbik asit uygulanmış pırasalar 0±1°C ve %90±5 oransal nemde 30 gün boyunca depolanmıştır. Depolama boyunca 6 gün aralıklarla pırasalarda ağırlık kaybı (%), yalancı gövde sertliği (N), suda çözünebilir kuru madde (%), titre edilebilir asitlik (g/100 ml), solunum hızı (ml.CO2/kg‐1h‐1), yalancı gövde rengi, mikrobiyolojik yük ve duyusal özellikler belirlenmiştir. Çalışmada muhafaza süresinin artmasına bağlı olarak tüm uygulamalarda pırasa dilimlerinde sertlik azalmıştır. %2 AA yalancı gövde sertliğinin korunmasında en etkili uygulama olmuştur. Depolama sonunda SÇKM miktarı kontrol örneklerinde daha yüksek olmuştur. Pırasalarda TEA miktarı deneme sonunda başlangıca göre %1 AA hariç tüm uygulamalarda azalmıştır. Solunum hızını en iyi baskılayan uygulamanın ise 2 ppm O3 olduğu belirlenmiştir. Toplam maya küf ve bakteri düzeyi bakımından en etkili uygulamanın 2 ppm O3 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, taze kesilmiş Lincoln pırasa çeşidinin 24 gün 0±1°C ve %90±5 oransal nemde kaliteli olarak depolanabileceği belirlenmiştir. Uygun ozon doz ve süreler seçilerek taze kesilmiş pırasaların daha kaliteli ve uzun süre depolanabileceği düşünülmektedir. Ancak bunun için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Scarlet spur elma çeşidinde hasat zamanının belirlenmesi ve farklı depolama sistemlerinin meyve kalitesi üzerine etkileri
Isparta/Eğirdir koşullarında yetiştirilen Scarlet Spur elma çeşidinde optimum hasat zamanını belirlemek için tahmini hasat tarihinden 5 hafta önce başlayarak 8 hafta süreyle 7 gün aralıklarla meyve örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde ağırlık, en-boy, nişasta içeriği, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), kabuk rengi ve solunum hızı ölçümleri yapılmıştır. Meyveler iki dönemde hasat edilerek normal (NA) ve kontrollü (KA) atmosfer koşullarında 0°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde muhafazaya alınmıştır. NA koşullarında muhafaza edilen meyvelerin yarısına 625 ppb dozunda 12 saat süreyle 1-Metilsiklopropen (1-MCP) uygulaması yapılmıştır. KA koşullarında depolama için %1 O2 + %3 CO2 ve %3 O2 + %4 CO2 ve dinamik kontrollü atmosfer (DKA) olmak üzere 3 farklı atmosfer bileşimi kullanılmıştır. DKA ortamında CO2 oranı %1 olarak ayarlanmış ve klorofil flüoresans sensörü aracılığıyla stres sinyalinin alındığı minimum O2 seviyesi belirlenmiştir. Soğukta muhafaza edilen ve 7 gün raf ömrü koşullarında (20°C sıcaklık ve %60±5 oransal nem) bekletilen meyvelerde belirli aralıklarla çeşitli kimyasal ve fiziksel analizler yapılmıştır. Scarlet Spur çeşidinin optimum hasat zamanındaki solunum hızının ortalama 5.5 mL CO2/kg s, sertlik değerinin ortalama 75 N, nişasta düzeyinin ise oluşturulan skalaya göre 5-6 seviyesinde olması gerektiği belirlenmiştir. Optimum hasatta NA ortamında 1-MCP uygulamasıyla Scarlet Spur elma çeşidinin 6 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabildiği görülmüştür. DKA ortamında minimum O2 seviyesinin %0.2 olduğu bulunmuş ve %0.3 güvenlik payı eklenerek %0.5 O2 seviyesinde depolama yapılmıştır. Kalite kriterlerini en iyi koruyan atmosfer bileşiminin DKA ortamı olduğu, bu ortam koşulunda meyvelerin 10 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir.
Scarlet spur elma çeşidinde hasat zamanının belirlenmesi ve farklı depolama sistemlerinin meyve kalitesi üzerine etkileri
Isparta/Eğirdir koşullarında yetiştirilen Scarlet Spur elma çeşidinde optimum hasat zamanını belirlemek için tahmini hasat tarihinden 5 hafta önce başlayarak 8 hafta süreyle 7 gün aralıklarla meyve örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde ağırlık, en-boy, nişasta içeriği, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), kabuk rengi ve solunum hızı ölçümleri yapılmıştır. Meyveler iki dönemde hasat edilerek normal (NA) ve kontrollü (KA) atmosfer koşullarında 0°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde muhafazaya alınmıştır. NA koşullarında muhafaza edilen meyvelerin yarısına 625 ppb dozunda 12 saat süreyle 1-Metilsiklopropen (1-MCP) uygulaması yapılmıştır. KA koşullarında depolama için %1 O2 + %3 CO2 ve %3 O2 + %4 CO2 ve dinamik kontrollü atmosfer (DKA) olmak üzere 3 farklı atmosfer bileşimi kullanılmıştır. DKA ortamında CO2 oranı %1 olarak ayarlanmış ve klorofil flüoresans sensörü aracılığıyla stres sinyalinin alındığı minimum O2 seviyesi belirlenmiştir. Soğukta muhafaza edilen ve 7 gün raf ömrü koşullarında (20°C sıcaklık ve %60±5 oransal nem) bekletilen meyvelerde belirli aralıklarla çeşitli kimyasal ve fiziksel analizler yapılmıştır. Scarlet Spur çeşidinin optimum hasat zamanındaki solunum hızının ortalama 5.5 mL CO2/kg s, sertlik değerinin ortalama 75 N, nişasta düzeyinin ise oluşturulan skalaya göre 5-6 seviyesinde olması gerektiği belirlenmiştir. Optimum hasatta NA ortamında 1-MCP uygulamasıyla Scarlet Spur elma çeşidinin 6 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabildiği görülmüştür. DKA ortamında minimum O2 seviyesinin %0.2 olduğu bulunmuş ve %0.3 güvenlik payı eklenerek %0.5 O2 seviyesinde depolama yapılmıştır. Kalite kriterlerini en iyi koruyan atmosfer bileşiminin DKA ortamı olduğu, bu ortam koşulunda meyvelerin 10 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir.
Scarlet spur elma çeşidinde hasat zamanının belirlenmesi ve farklı depolama sistemlerinin meyve kalitesi üzerine etkileri
Isparta/Eğirdir koşullarında yetiştirilen Scarlet Spur elma çeşidinde optimum hasat zamanını belirlemek için tahmini hasat tarihinden 5 hafta önce başlayarak 8 hafta süreyle 7 gün aralıklarla meyve örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde ağırlık, en-boy, nişasta içeriği, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), kabuk rengi ve solunum hızı ölçümleri yapılmıştır. Meyveler iki dönemde hasat edilerek normal (NA) ve kontrollü (KA) atmosfer koşullarında 0°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde muhafazaya alınmıştır. NA koşullarında muhafaza edilen meyvelerin yarısına 625 ppb dozunda 12 saat süreyle 1-Metilsiklopropen (1-MCP) uygulaması yapılmıştır. KA koşullarında depolama için %1 O2 + %3 CO2 ve %3 O2 + %4 CO2 ve dinamik kontrollü atmosfer (DKA) olmak üzere 3 farklı atmosfer bileşimi kullanılmıştır. DKA ortamında CO2 oranı %1 olarak ayarlanmış ve klorofil flüoresans sensörü aracılığıyla stres sinyalinin alındığı minimum O2 seviyesi belirlenmiştir. Soğukta muhafaza edilen ve 7 gün raf ömrü koşullarında (20°C sıcaklık ve %60±5 oransal nem) bekletilen meyvelerde belirli aralıklarla çeşitli kimyasal ve fiziksel analizler yapılmıştır. Scarlet Spur çeşidinin optimum hasat zamanındaki solunum hızının ortalama 5.5 mL CO2/kg s, sertlik değerinin ortalama 75 N, nişasta düzeyinin ise oluşturulan skalaya göre 5-6 seviyesinde olması gerektiği belirlenmiştir. Optimum hasatta NA ortamında 1-MCP uygulamasıyla Scarlet Spur elma çeşidinin 6 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabildiği görülmüştür. DKA ortamında minimum O2 seviyesinin %0.2 olduğu bulunmuş ve %0.3 güvenlik payı eklenerek %0.5 O2 seviyesinde depolama yapılmıştır. Kalite kriterlerini en iyi koruyan atmosfer bileşiminin DKA ortamı olduğu, bu ortam koşulunda meyvelerin 10 ay süreyle başarılı bir şekilde depolanabileceği belirlenmiştir.
Taze kesilmiş eşme ayva çeşidinin soğukta muhafazası
Bu çalışma farklı dozlardaki askorbik asit uygulamalarının, taze kesilmiş (fresh-cut) Eşme ayva dilimlerinin soğukta depolanması sırasındaki kalite değişimleri üzerine etkilerini belirlemek amacı ile 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Bu amaçla derimi yapılan meyveler 3 gruba ayrılmıştır. Birinci grup meyvelere derimden hemen sonra taze dilimleme işlemi gerçekleştirilmiştir. İkinci grup meyveler 90 gün depolandıktan sonra, üçüncü grup meyveler ise 180 gün depolandıktan sonra taze kesme işlemine tabi tutulmuşlardır. Her üç gruptaki meyvelerde dilimlendikten sonra 4 farklı dozda askorbik asit [0 (kontrol saf suya daldırma), %0.5, %1 ve %2] içeren çözeltilere 20 saniye süre ile daldırılmıştır. Daldırma işlemlerinden sonra meyveler 1 kg'lık plastik kaplara yerleştirilerek 0 ± 1°C'de ve %90 ± 5 oransal nem koşullarında 1 hafta süre ile depolanmışlardır. Depolama boyunca ikişer gün aralıklarla bazı kalite parametreleri (ağırlık kaybı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asit miktarı, meyve solunum hızı ve meyve et rengi) ile duyusal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Mikrobiyolojik analizler ve duyusal değerlendirme sonuçları dikkate alındığında, askorbik asit uygulamalarından kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar alınmıştır. Askorbik asit uygulamalarının ayva dilimlerinin kalite değerlerinin korunması üzerine etkisi önemli olmuştur. İncelenen parametreler açısından değerlendirildiğinde en etkili uygulamanın %2 askorbik asit dozu olduğu, %1 ve %0.5 askorbik asit uygulamalarının ise benzer etkiler yaptığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayva, Eşme, Askorbik asit, Taze kesilmiş
Taze kesilmiş eşme ayva çeşidinin soğukta muhafazası
Bu çalışma farklı dozlardaki askorbik asit uygulamalarının, taze kesilmiş (fresh-cut) Eşme ayva dilimlerinin soğukta depolanması sırasındaki kalite değişimleri üzerine etkilerini belirlemek amacı ile 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Bu amaçla derimi yapılan meyveler 3 gruba ayrılmıştır. Birinci grup meyvelere derimden hemen sonra taze dilimleme işlemi gerçekleştirilmiştir. İkinci grup meyveler 90 gün depolandıktan sonra, üçüncü grup meyveler ise 180 gün depolandıktan sonra taze kesme işlemine tabi tutulmuşlardır. Her üç gruptaki meyvelerde dilimlendikten sonra 4 farklı dozda askorbik asit [0 (kontrol saf suya daldırma), %0.5, %1 ve %2] içeren çözeltilere 20 saniye süre ile daldırılmıştır. Daldırma işlemlerinden sonra meyveler 1 kg'lık plastik kaplara yerleştirilerek 0 ± 1°C'de ve %90 ± 5 oransal nem koşullarında 1 hafta süre ile depolanmışlardır. Depolama boyunca ikişer gün aralıklarla bazı kalite parametreleri (ağırlık kaybı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asit miktarı, meyve solunum hızı ve meyve et rengi) ile duyusal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Mikrobiyolojik analizler ve duyusal değerlendirme sonuçları dikkate alındığında, askorbik asit uygulamalarından kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar alınmıştır. Askorbik asit uygulamalarının ayva dilimlerinin kalite değerlerinin korunması üzerine etkisi önemli olmuştur. İncelenen parametreler açısından değerlendirildiğinde en etkili uygulamanın %2 askorbik asit dozu olduğu, %1 ve %0.5 askorbik asit uygulamalarının ise benzer etkiler yaptığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayva, Eşme, Askorbik asit, Taze kesilmiş
Taze kesilmiş eşme ayva çeşidinin soğukta muhafazası
Bu çalışma farklı dozlardaki askorbik asit uygulamalarının, taze kesilmiş (fresh-cut) Eşme ayva dilimlerinin soğukta depolanması sırasındaki kalite değişimleri üzerine etkilerini belirlemek amacı ile 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Bu amaçla derimi yapılan meyveler 3 gruba ayrılmıştır. Birinci grup meyvelere derimden hemen sonra taze dilimleme işlemi gerçekleştirilmiştir. İkinci grup meyveler 90 gün depolandıktan sonra, üçüncü grup meyveler ise 180 gün depolandıktan sonra taze kesme işlemine tabi tutulmuşlardır. Her üç gruptaki meyvelerde dilimlendikten sonra 4 farklı dozda askorbik asit [0 (kontrol saf suya daldırma), %0.5, %1 ve %2] içeren çözeltilere 20 saniye süre ile daldırılmıştır. Daldırma işlemlerinden sonra meyveler 1 kg'lık plastik kaplara yerleştirilerek 0 ± 1°C'de ve %90 ± 5 oransal nem koşullarında 1 hafta süre ile depolanmışlardır. Depolama boyunca ikişer gün aralıklarla bazı kalite parametreleri (ağırlık kaybı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı, pH değeri, titre edilebilir asit miktarı, meyve solunum hızı ve meyve et rengi) ile duyusal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Mikrobiyolojik analizler ve duyusal değerlendirme sonuçları dikkate alındığında, askorbik asit uygulamalarından kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar alınmıştır. Askorbik asit uygulamalarının ayva dilimlerinin kalite değerlerinin korunması üzerine etkisi önemli olmuştur. İncelenen parametreler açısından değerlendirildiğinde en etkili uygulamanın %2 askorbik asit dozu olduğu, %1 ve %0.5 askorbik asit uygulamalarının ise benzer etkiler yaptığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayva, Eşme, Askorbik asit, Taze kesilmiş
Derim sonrası bazı uygulamaların Angeleno ve black diamond erik çeşitlerinin soğukta muhafazası ve kalitesi üzerine etkileri
Angeleno ve Black Diamond erik çeşitleri ile yürütülen bu araştırmada, derim sonrası uygulanan bazı maddelerin eriklerin depolanma süre ve kaliteleri üzerine etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla, sert olum döneminde derilen eriklere salisilik asit (SA) (1.5 mM, 10 dk), putresin (PUT) (2 mM, 6 dk), oksalik asit (OA) (5 mM, 3 dk) ve nitrik oksit (NO) (1 mM, 3 dk) uygulamaları (daldırma şeklinde) yapılmıştır. Uygulamalardan sonra erikler modifiye atmosfer poşetlerine yerleştirilmiş ve 0±0.5°C'de %90±5 oransal nem koşullarında Black Diamond çeşidi 100 gün, Angeleno çeşidi ise 120 gün süreyle depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan erikler 5 gün oda koşullarında (20°C, %60±5 oransal nem) bekletilmiştir. Soğukta muhafaza boyunca 20 gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde bazı fiziksel ve kimyasal analizler (ağırlık kaybı, meyve et sertliği, solunum hızı, etilen üretim miktarı, meyve rengi, toplam antosiyanin miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam karotenoit miktarı, toplam klorofil miktarı, askorbik asit miktarı) yapılmıştır. İncelenen çeşitlerde, bütün uygulama grupları kontrol uygulamasına kıyasla muhafazası boyunca meyve kalitesinin korunması açısından etkili bulunmuştur. Uygulama gruplarının, solunum hızı ve etilen üretim miktarının azaltılması, meyve eti sertliği ve duyusal özelliklerin korunması üzerine etkisi daha belirgin ve olumlu olmuştur. İncelenen parametreler açısından değerlendirildiğinde en etkili uygulamanın SA olduğu, OA ve PUT uygulamalarının ise benzer etkiler yaptığı saptanmıştır. Erik dahil bir çok meyve tür ve çeşidinde yapılmış araştırmaların aksine NO uygulamasından beklenen sonuç her iki çeşitte de elde edilememiştir. Bütün kalite kriterleri dikkate alındığında, SA uygulamasının muhafaza süresini kontrol grubuna göre Angeleno çeşidinde 20-30 gün, Black Diamond çeşidinde ise 20 gün kadar uzattığı söylenebilir. Bitkilerden elde edilen bu maddelerin (SA, PUT ve OA) Angeleno ve Black Diamond erik çeşidinde derim sonrası kalitenin ve biyokimyasal içeriğin korunması ve muhafaza ömrünün uzatılmasında başarılı bir şekilde kullanılabileceği düşünülmektedir.
Derim sonrası bazı uygulamaların Angeleno ve black diamond erik çeşitlerinin soğukta muhafazası ve kalitesi üzerine etkileri
Angeleno ve Black Diamond erik çeşitleri ile yürütülen bu araştırmada, derim sonrası uygulanan bazı maddelerin eriklerin depolanma süre ve kaliteleri üzerine etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla, sert olum döneminde derilen eriklere salisilik asit (SA) (1.5 mM, 10 dk), putresin (PUT) (2 mM, 6 dk), oksalik asit (OA) (5 mM, 3 dk) ve nitrik oksit (NO) (1 mM, 3 dk) uygulamaları (daldırma şeklinde) yapılmıştır. Uygulamalardan sonra erikler modifiye atmosfer poşetlerine yerleştirilmiş ve 0±0.5°C'de %90±5 oransal nem koşullarında Black Diamond çeşidi 100 gün, Angeleno çeşidi ise 120 gün süreyle depolanmıştır. Raf ömrü çalışmaları için soğukta muhafazadan çıkartılan erikler 5 gün oda koşullarında (20°C, %60±5 oransal nem) bekletilmiştir. Soğukta muhafaza boyunca 20 gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde bazı fiziksel ve kimyasal analizler (ağırlık kaybı, meyve et sertliği, solunum hızı, etilen üretim miktarı, meyve rengi, toplam antosiyanin miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam karotenoit miktarı, toplam klorofil miktarı, askorbik asit miktarı) yapılmıştır. İncelenen çeşitlerde, bütün uygulama grupları kontrol uygulamasına kıyasla muhafazası boyunca meyve kalitesinin korunması açısından etkili bulunmuştur. Uygulama gruplarının, solunum hızı ve etilen üretim miktarının azaltılması, meyve eti sertliği ve duyusal özelliklerin korunması üzerine etkisi daha belirgin ve olumlu olmuştur. İncelenen parametreler açısından değerlendirildiğinde en etkili uygulamanın SA olduğu, OA ve PUT uygulamalarının ise benzer etkiler yaptığı saptanmıştır. Erik dahil bir çok meyve tür ve çeşidinde yapılmış araştırmaların aksine NO uygulamasından beklenen sonuç her iki çeşitte de elde edilememiştir. Bütün kalite kriterleri dikkate alındığında, SA uygulamasının muhafaza süresini kontrol grubuna göre Angeleno çeşidinde 20-30 gün, Black Diamond çeşidinde ise 20 gün kadar uzattığı söylenebilir. Bitkilerden elde edilen bu maddelerin (SA, PUT ve OA) Angeleno ve Black Diamond erik çeşidinde derim sonrası kalitenin ve biyokimyasal içeriğin korunması ve muhafaza ömrünün uzatılmasında başarılı bir şekilde kullanılabileceği düşünülmektedir.
Farklı dozlarda ozon uygulanan narların modifiye atmosfer koşullarında depolanması
Bu tez çalışmasında Antalya'nın Serik ilçesinde bulunan kapama nar bahçesinden toplanan 'Hicaznar' meyvelerine, farklı dozlarda uygulanan ozonun depolama süresince meyve kalitesine etkileri araştırılmıştır. Meyveler optimum dönemde derildikten sonra Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi laboratuarına taşınmıştır. Hava ile önsoğutma işlemine tabii tutulduktan sonra meyveler 7 gruba ayrılmıştır. İlk 5 grup meyveye farklı dozlarda ozon (0,5, 1, 2 ve 3 ppm) ve % 0.9 prochloraz (N-propyl-N-[2-(2,4,6-trichlorophenoxy)ethyl]imidazole 1carboxamide) uygulaması yapılmıştır. Ozon uygulanan gruplardan 3' ü (1, 2 ve 3ppm) ve prochloraz uygalanan meyveler MAP'a yerleştirilirken, 0.5 ppm uygulama yapılan örnekler plastik kasa içerisinde her ay aynı doza 30 dakika süreyle maruz bırakılmıştır (fasılalı uygulama). Hiçbir uygulamanın yapılmadığı son 2 grup meyve [(kontrol 1: açıkta), kontrol 2: modifiye atmosfer poşetlerinde (MAP)] ise kontrol uygulamaları olarak denemeye dahil edilmiştir. Uygulamalardan sonra meyveler 6 C sıcaklıkta ve %905 oransal nemde 4 ay süre ile muhafaza edilmiştir. Depolama süresince 30 gün aralıklarla soğuk odadan çıkartılan meyvelerde; ağırlık kaybı (%), solunum hızı (mL. CO2/kg-1. s-1), modifiye atmosfer poşet içi gaz bileşimleri (%) , titre edilebilir asitlik (g / 100 ml), suda çözünebilir kuru madde (%), pH, meyve kabuk rengi ve duyusal analizler yapılmıştır. 'Hicaznar' meyvelerinde duyusal analizler sonucunda kontrol grubuna kıyasla fasılalı ozon uygulaması ve 1 ppm ozon+MAP kombinasyonundan daha iyi sonuçlar alınmıştır. Ayrıca 1 ppm ozon+MAP uygulamasında meyve kabuk rengi L* ve h° değerleri ile solunum hızında olumlu sonuçlar elde edilirken, yüksek doz ( 2 ppm ve 3 ppm ozon) uygulanan meyvelerde diğer uygulamalara göre daha olumsuz sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak ozon ve prochloraz uygulamalarının 'Hicaznar' çeşidinde meyvelerin depolanma süre ve kalitesi bakımından kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği ve özellikle fasılalı ozonun nar depolanmasında alternatif bir uygulama olabileceği ortaya konmuştur. Ancak MAP kullanılamadığı için fasılalı ozon uygulamasında daha yüksek ağırlık kaybı ortaya çıkmıştır.
Farklı dozlarda ozon uygulanan narların modifiye atmosfer koşullarında depolanması
Bu tez çalışmasında Antalya'nın Serik ilçesinde bulunan kapama nar bahçesinden toplanan 'Hicaznar' meyvelerine, farklı dozlarda uygulanan ozonun depolama süresince meyve kalitesine etkileri araştırılmıştır. Meyveler optimum dönemde derildikten sonra Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyolojisi laboratuarına taşınmıştır. Hava ile önsoğutma işlemine tabii tutulduktan sonra meyveler 7 gruba ayrılmıştır. İlk 5 grup meyveye farklı dozlarda ozon (0,5, 1, 2 ve 3 ppm) ve % 0.9 prochloraz (N-propyl-N-[2-(2,4,6-trichlorophenoxy)ethyl]imidazole 1carboxamide) uygulaması yapılmıştır. Ozon uygulanan gruplardan 3' ü (1, 2 ve 3ppm) ve prochloraz uygalanan meyveler MAP'a yerleştirilirken, 0.5 ppm uygulama yapılan örnekler plastik kasa içerisinde her ay aynı doza 30 dakika süreyle maruz bırakılmıştır (fasılalı uygulama). Hiçbir uygulamanın yapılmadığı son 2 grup meyve [(kontrol 1: açıkta), kontrol 2: modifiye atmosfer poşetlerinde (MAP)] ise kontrol uygulamaları olarak denemeye dahil edilmiştir. Uygulamalardan sonra meyveler 6 C sıcaklıkta ve %905 oransal nemde 4 ay süre ile muhafaza edilmiştir. Depolama süresince 30 gün aralıklarla soğuk odadan çıkartılan meyvelerde; ağırlık kaybı (%), solunum hızı (mL. CO2/kg-1. s-1), modifiye atmosfer poşet içi gaz bileşimleri (%) , titre edilebilir asitlik (g / 100 ml), suda çözünebilir kuru madde (%), pH, meyve kabuk rengi ve duyusal analizler yapılmıştır. 'Hicaznar' meyvelerinde duyusal analizler sonucunda kontrol grubuna kıyasla fasılalı ozon uygulaması ve 1 ppm ozon+MAP kombinasyonundan daha iyi sonuçlar alınmıştır. Ayrıca 1 ppm ozon+MAP uygulamasında meyve kabuk rengi L* ve h° değerleri ile solunum hızında olumlu sonuçlar elde edilirken, yüksek doz ( 2 ppm ve 3 ppm ozon) uygulanan meyvelerde diğer uygulamalara göre daha olumsuz sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak ozon ve prochloraz uygulamalarının 'Hicaznar' çeşidinde meyvelerin depolanma süre ve kalitesi bakımından kontrol grubuna kıyasla daha iyi sonuçlar verdiği ve özellikle fasılalı ozonun nar depolanmasında alternatif bir uygulama olabileceği ortaya konmuştur. Ancak MAP kullanılamadığı için fasılalı ozon uygulamasında daha yüksek ağırlık kaybı ortaya çıkmıştır.