Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Halil Çiçek
10 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University
Hadâiku'r-Ravhi ve'r-Rayhân fî Ravâbî Ulûmi'l-Kur'an'da tefsir yöntemi -âl-i imrân sûresi örneği-
Tefsirle meşgul olan müfessirlerin hedefi Kur'an'ı anlaşılır kılmaktır. Her dönemde farklı yöntem ve yaklaşımlarla Kur'an tefsir edilmeye çalışılmıştır. Son yüzyılda gerek metot gerek anlayış ve gerekse içerik açısından tefsirde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu yöntem tartışmaları günümüzde de devam etmektedir.1930 yılında dünyaya gelen ve hayatta olan El-Hererî, İslamî ilimlerin hemen her dalında eserler yazmıştır. Tefsir alanında yazdığı Hadâiku'r-Ravhi ve'r-Rayhân fi Ravâbî Ulûmi'l-Kur'an isimli tefsiri XX. yüzyılın sonunda yazılan önemli tefsirlerden biridir. Yöntem ve içerik açısından araştırılması gereken bir tefsirdir. Biz el-Hererî'nin söz konusu tefsirini (Âl-i İmrân sûresi örneğinde) Kur'an ilimleri ve tefsir yöntemi açısından incelemeye ve özellikle de tefsirin öne çıkan yanlarını tahlile gayret ettik. Rivayet ve dirayeti özünde toplayan bu tefsir, kendine özgü bir yöntemle yazılmıştır. Münasebetten kıraat vecihlerine, irâbdan belagate, şiir ile istişhaddan neshe, ahkâm tefsirinden, içtimâî ve işârî tefsire, dilbilimsel tahlillerden Kur'an'ın i'cazına kadar her konuya yer vermiştir.
Hâşiyeciliğin tefsir ilmine katkısı: Hâşiyetü'ş-şihâb örneği
On yedinci yüzyılda yaşamış Mısırlı Hanefî âlim Şihâbüddîn el-Hafâcî (ö. 1069/1659)'nin İnâyetü'l-Kâdî ve Kifâyetü'r-Râdî adlı Beyzâvî (ö. 685/1286) hâşiyesi, hâşiye geleneği içerisinde önemli bir yer teşkil eder. İnâye, tefsir hâşiye geleneğinin bir örneği olarak kendisinden önce işlenen konuları çok daha ciddi ve derinlikli olarak ele almıştır. Bunun yanında eleştirel bir yöntem benimsemiştir. Hafâcî (ö. 1069/1659)'nin hâşiyesi, üslup, içerik ve örnekler açısından sonraki hâşiyeleri de etkilemiştir. Şihâbüddîn el-Hafâcî (ö. 1069/1659)'nin hâşiye anlayışını ve hâşiye geleneğindeki yerini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konunun amacı, önemi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde İslam tefsir geleneğinde hâşiyecilik, tarihi, eğitim sistemiyle ilişki ve özellikleri açısından genel hatlarıyla tasvir edilmiştir. İkinci bölümde Hafâcî (ö. 1069/1659)'ın hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemin özellikleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde İnâye üslup, yöntem ve kaynakları açısından incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise İnâye, ulûmu'l-Kur'ân ve Tefsir çeşitleri yönünden incelenmiş ve ilgili konularda İbn Temcîd (ö. 880/1475), Suyûtî (ö. 911/1505), Şeyhzâde (ö. 950/1543), Siyâlkûtî (ö. 1067/1657) ve Konevî (ö. 1195/1780) haşiyeleriyle karşılaştırılmıştır.
Kırâat ilminde Ashâb-ı Sıla ve vucuhâtlarının tahlili (Eş-Şâtıbiyye ve ed-Dürre özelinde )
Kırâat ilmi içersinde sıla konusu önem arz etmektedir. Ashâb-ı Sıla'nın kendine has vucûhâtı bulunmaktadır. Sıla uygulamasını temsil eden kırâat imamları; Kalun, İbn Kesir, Ebû Caʿfer'dir. Bu kurraların ortak özelliği, çoğul ( كم ,هم ,أنتم ) muttasıl ve munfasıl zamirlerinde, (م ) harfinde ( و ) varmışçasına ( sıla ) geçiş yapmalarıdır. Sıla konusunun kırâat ilminin yanında, telaffuzundaki farklılık yönüyle fonetik, kelimenin aslına işaret etme yönüyle de morfolojik yönü vardır. Bunun yanında "Ha'i Kinâye" konusunda da kırâat imamları arasında sıla yaparken ortak yönler ve farklılıklar bulunmaktadır. Kırâat ilmi içerisinde, Ashâb-ı Sıla'nın ayrı olarak ele alınması, ortak benzerliği olan bu kırâat imamlarının okuyuşlarını anlamada kolaylık sağlayacaktır. Ashâb-ı Sıla okuyuşlarındaki benzerlikler ve usul farklılıkları karşılaştırmalı analiz yöntemiyle ele alınmıştır. Ashâb-ı Sıla okuyuşlarındaki benzerlikler ve usul farklılıkları, eş-Şâtıbiyye ve ed-Dürretü'l Mudiyye (el-Qıraatu's Suğrâ) ekolü kaynak edinilerek, bir giriş, üç bölüm ve sonuç şeklinde yazılmıştır. Giriş bölümünde araştırmanın amacına, kapsam ve kırâat ıstılahlarına yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; Ashâb-ı Sıla hakkında genel bilgi verilerek bu grubun tanıtımı yapılmıştır. Bu grubu ortak kılan sıla konusu ayrı olarak işlenmiş, kırâat imamlarının hayatları hakkında bilgiler verilmiş, tarikleri ve sembolleri gösterilmiştir. İkinci bölümde; Ashâb-ı Sıla hakkında usul yönünden benzerlikler ve farklılıklar karşılaştırmalı olarak işlenmiştir. Usul konuları işlenirken asıl kaynak olan eş-Şâtıbiyye ve ed-Dürretü'l Mudiyye manzumeleri şahit gösterilmiştir. Son bölümde ise Ashâb-ı Sıla kırâatlarının "ferşi'l hurûf" yönünden incelemesi yapılmıştır. Ashâb-ı Sıla vücûhâtları ile diğer kırâat imamlarının okuyuşları karşılaştırılarak analiz edilmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de helal ve haramların tespitinde fayda-zarar ilkeleri (Gıda örneği)
İnsanoğlunun yaratıldığı ilk günden itibaren en önemli ihtiyacı, beslenmedir. Diğer canlılar gibi beslenme, dolayısıyla gıda maddeleri insan için en hayati önem arz eden tabii ve temel ihtiyaçların başında yer almaktadır. Bu kadar önem arz eden gıda konusunda birçok bilimsel çalışma yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir. Bu arada gıda konusu ilahi olsun beşerî olsun tüm dinlerin ilgi alanına girmiştir. Doğal olarak beslenmenin kaynağı, elde edilme şekli, tüketilmesi, beden ve ruh sağlığına etkileri kamu hakkını ve sosyal düzeni ilgilendiren bir konu olması hasebiyle İslam dininin ilgi alanı olmuştur. Kur'an, kâinatta var olan nimetlerin insanın istifadesine sunulduğunu birçok ayette zikretmiştir. Helal ve haram konusunda itidalli bir yol izleyen Kur'an, geniş bir helal dairesi çizerek bu nimetlerden haram olanları sınırlamıştır. İnsanlar bu geniş serbestlikle beraber helal ve haram hassasiyetinde titiz olmalarını da istemektedir. Kur'an'da gıdaların haram kılınırken, Yahudilikte olduğu kadar katı bir tutum olmamakla birlikte, Hristiyanlıktaki gibi her şeyi mubah gören bir anlayış da kabul edilmez. Zaruret halinde haram gıdaları helal kılan ayetlerde bile insanlar, haddi aşmama noktasında uyarılır. Bu durum helal ve haram konusunda hassasiyet gösterilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Helal ve haramların tespitinde, nass, taabbudîlik, temiz-necis olma, boğazlama şekli, israf ve kamu zararı, zarûret, fayda-zarar gibi bazı ilkeler benimsenmiştir. Bu tezimizde helallerin ve haramların tespitinde, fayda-zarar ilkelerini tefsir literatürü açısından inceleyeceğiz. Tezimiz bir giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Birinci bölümde helal ve haram kavramlarının tarifini açıkladık. İkinci bölümde Kur'an'a göre helal ve haram konusuna, diğer dinlerdeki helal ve haram kavramlarına, ilkelerine ve bu dinlerin haram kılma yetkilerine ve hikmetlerine değindik. Üçüncü bölümde helal ve haramın tespitinde fayda-zarar ilkeleri konusunu tefsir literatürü bağlamında ayrıntılı bir şekilde inceledik. Ayrıca haram kılmanın hikmetleri nelerdir? Diğer dinlerde haram uygulaması var mıdır? Tefsir literatürü bağlamında fayda-zarar ilkeleri nelerdir? gibi sorulara cevap aradık. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an, Helal, Haram, Fayda, Zarar, Helal Gıda
İmam Süyûtî'nin el- İklîl fî İstinbâti't-Tenzîl eserinin Ahkâmü'l Kur'ân açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmamız h. 849-911 yıllarında Mısır'da yaşamış olan Celâleddîn es-Süyûtî'nin hayatı, eserleri ve Kur'ân'daki ahkâm âyetlerinin incelendiği el-İklîl fî İstinbâti't- Tenzîl adlı eserini konu edinmektedir. Çalışma, bir giriş ile üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmamızın konusu, önemi ve araştırmamızın yöntemi belirtilmektedir. Birinci bölümde Celâleddîn es-Süyûtî'nin hayatı, yaşadığı dönem, üstlendiği görevler, hocaları, talebeleri ve eserleri hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümde Ahkâmü'l Kur'ân ilmiyle ilgili genel bir bilgi verilerek Ahkâmü'l Kur'ân eserlerinden bazı örnekler incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise Süyûtî'nin el-İklîl fi İstinbâti't-Tenzîl adlı eserinin Ahkâmü'l Kur'ân açısından yöntemi incelenmektedir. Süyûtî'nin ahkâm âyetlerine yaklaşımını, metodunu ve bu alandaki düşüncelerini yansıtacak konuların seçimine özen gösterilmiştir.
Arap dili edebiyatında Kur'an'dan iktibas
En sağlam söz Allah'ın kelamı Kur'an-ı Kerim'dir. Arap lisanıyla indirilmiş olan bu kitabın; gerek üslubu, gerekse içerdiği ayet, terkip ve cümleleri vasıtasıyla özelde Arap edebiyatını genel olarak da İslam edebiyatını büyük oranda etkilediği herkesçe malumdur. Bu çalışmada, şiir ve nesir gibi Arap edebiyatının gözde edebî metinlerinin genel akışı içinde; Kur'an'ın ayetlerinin, terkiplerinin ve cümlelerinin nasıl kullanıldığı incelenmeye çalışılmış ve bu kullanımın ne gibi faydalarının olduğu irdelenmiştir. "İktibas" sanatının kullanılması, müelliflerin eserlerini mana yönünden zenginleştirdiği gibi okuyucuları da derin bir şekilde etkilemiştir. Sadece belli bir devirdeki Arap edebiyatı değil, İslam'ın ilk asırlarından başlayarak günümüze kadar geçen zamanlar, Kur'an'dan yapılan iktibaslar bağlamında araştırma konusu yapılmıştır. Modern zamanlarda dahi birçok şair ve edebiyatçının, yazılarındaki konuya, üsluba ve tarza uygun olarak, Kur'an-ı Kerim ayetlerinden istifade ettiklerini gösteren kayda değer örnekler ele alınmıştır. Kur'an ayetlerinin şiir ve nesir ürünlerinde kullanımı (iktibas) Arap edebiyatında yaygın olarak kullanıldığı görülür. Bu çalışmada ayetlerin iktibasını, ikinci Abbasi ve Endülüs dönemi (Hicri 4.-8. Asırlar) edebi ürünlerinde araştırdık. Bu asırlardaki eserlerde kullanılan edebi sanatların çeşitliliği, özellikle nesir alanında alıntının (İktibas) çok kullanılması, bu dönem edebiyatının çok gelişmiş olduğunu gösterir. Çünkü bu dönemde dini alanda hutbeler vaazlar yaygınlaşmış, edebiyatta da yeni edebi sanatlar ortaya çıkmıştır. Bu sanatların en önemlisi ölçülü bir üslupla hikaye anlatımı olan makamât sanatıdır. Makamât türü kitaplarda yer verilen çeşitli hikayelerde Kur'an ayetlerinin kullanımı adet haline gelmiştir. Bu dönem, Arap literatürüne eserleriyle renk katan ve zenginleştiren meşhur edebiyatçıların yaşadığı dönemdir. Makamât sahibi Hemezânî ve Harirî gibi isimlere ilaveten Zemahşerî, İbnu'l Esir, İbn Nübâte, İbnu'l Cevzî, İbnu'l Verdî dönemin meşhur ebediyatçılarıdır. Çalışmamızda bu dönemde yazılan eserlerden çok sayıda alıntı (İktibas) örnekleri gösterdik ve bu sanatın nesirlerinde kullanımının edebiyat ve belagat açısından önemini açıkladık. Emevi Halifeleri ve emirlerinin mektuplarında (ki bunlar Tevkiât adıyla bilinmektedir) da alıntının (iktibas) kullanıldığı görülmektedir. Mektuplarda İktibas, maksadı anlatmak ya da tehdit ifade etmek için kullanılırdı. Arap edebiyatında -gerek nesirde ve gerek şiirde- iktibasın pek çok örneği vardır. Bu dönemdeki nesirlerde kullanılan iktibas örnekleri yanısıra modern dönem nesirlerinde kullanılan iktibas örneklerini de inceledik. Ardından şiir alanına geçtik. Bu kısımda Kur'an'ın nüzulündan başlayıp Abbasi dönemi ile biten edebi dönemi inceledik. Çalışmamız sınırlı olduğu için eski dönem şiirlerindeki bütün örnekleri ele almamız mümkün olmadığından bu konudaki bazı örnekleri zikretmekle yetindik. Ardından modern şiirde Kur'an'dan yapılan iktibas örneklerine geçtik. Son olarak Arap olmayanların edebiyatta yaptıkları İktibas örneklerine değindik. Burada da Kur'an'ın evrenselliği, Araplar ve diğer milletler üzerindeki edebi icazının sürekliliğini ortaya koymayı hedefledik.
Arap dili edebiyatında Kur'an'dan iktibas
En sağlam söz Allah'ın kelamı Kur'an-ı Kerim'dir. Arap lisanıyla indirilmiş olan bu kitabın; gerek üslubu, gerekse içerdiği ayet, terkip ve cümleleri vasıtasıyla özelde Arap edebiyatını genel olarak da İslam edebiyatını büyük oranda etkilediği herkesçe malumdur. Bu çalışmada, şiir ve nesir gibi Arap edebiyatının gözde edebî metinlerinin genel akışı içinde; Kur'an'ın ayetlerinin, terkiplerinin ve cümlelerinin nasıl kullanıldığı incelenmeye çalışılmış ve bu kullanımın ne gibi faydalarının olduğu irdelenmiştir. "İktibas" sanatının kullanılması, müelliflerin eserlerini mana yönünden zenginleştirdiği gibi okuyucuları da derin bir şekilde etkilemiştir. Sadece belli bir devirdeki Arap edebiyatı değil, İslam'ın ilk asırlarından başlayarak günümüze kadar geçen zamanlar, Kur'an'dan yapılan iktibaslar bağlamında araştırma konusu yapılmıştır. Modern zamanlarda dahi birçok şair ve edebiyatçının, yazılarındaki konuya, üsluba ve tarza uygun olarak, Kur'an-ı Kerim ayetlerinden istifade ettiklerini gösteren kayda değer örnekler ele alınmıştır. Kur'an ayetlerinin şiir ve nesir ürünlerinde kullanımı (iktibas) Arap edebiyatında yaygın olarak kullanıldığı görülür. Bu çalışmada ayetlerin iktibasını, ikinci Abbasi ve Endülüs dönemi (Hicri 4.-8. Asırlar) edebi ürünlerinde araştırdık. Bu asırlardaki eserlerde kullanılan edebi sanatların çeşitliliği, özellikle nesir alanında alıntının (İktibas) çok kullanılması, bu dönem edebiyatının çok gelişmiş olduğunu gösterir. Çünkü bu dönemde dini alanda hutbeler vaazlar yaygınlaşmış, edebiyatta da yeni edebi sanatlar ortaya çıkmıştır. Bu sanatların en önemlisi ölçülü bir üslupla hikaye anlatımı olan makamât sanatıdır. Makamât türü kitaplarda yer verilen çeşitli hikayelerde Kur'an ayetlerinin kullanımı adet haline gelmiştir. Bu dönem, Arap literatürüne eserleriyle renk katan ve zenginleştiren meşhur edebiyatçıların yaşadığı dönemdir. Makamât sahibi Hemezânî ve Harirî gibi isimlere ilaveten Zemahşerî, İbnu'l Esir, İbn Nübâte, İbnu'l Cevzî, İbnu'l Verdî dönemin meşhur ebediyatçılarıdır. Çalışmamızda bu dönemde yazılan eserlerden çok sayıda alıntı (İktibas) örnekleri gösterdik ve bu sanatın nesirlerinde kullanımının edebiyat ve belagat açısından önemini açıkladık. Emevi Halifeleri ve emirlerinin mektuplarında (ki bunlar Tevkiât adıyla bilinmektedir) da alıntının (iktibas) kullanıldığı görülmektedir. Mektuplarda İktibas, maksadı anlatmak ya da tehdit ifade etmek için kullanılırdı. Arap edebiyatında -gerek nesirde ve gerek şiirde- iktibasın pek çok örneği vardır. Bu dönemdeki nesirlerde kullanılan iktibas örnekleri yanısıra modern dönem nesirlerinde kullanılan iktibas örneklerini de inceledik. Ardından şiir alanına geçtik. Bu kısımda Kur'an'ın nüzulündan başlayıp Abbasi dönemi ile biten edebi dönemi inceledik. Çalışmamız sınırlı olduğu için eski dönem şiirlerindeki bütün örnekleri ele almamız mümkün olmadığından bu konudaki bazı örnekleri zikretmekle yetindik. Ardından modern şiirde Kur'an'dan yapılan iktibas örneklerine geçtik. Son olarak Arap olmayanların edebiyatta yaptıkları İktibas örneklerine değindik. Burada da Kur'an'ın evrenselliği, Araplar ve diğer milletler üzerindeki edebi icazının sürekliliğini ortaya koymayı hedefledik.
Kur'ân'da atıf yapılan meslekler
Toplumsal bir varlık olan insan, hayatını sürdürebilmek ve hedeflerine ulaşabilmek için çalışmak zorundadır. Her birey, içinde yaşadığı toplumun ihtiyaçları ve şahsi kabiliyetlerine göre kendine uygun bir meslek seçer ve çalışır. Bu durum, şahsiyet ispatının vazgeçilmez bir yolu olmanın yanı sıra toplum hayatı ve düzeni için de bir zorunluluktur. Meslek; kişinin dünyada yaşamak ve geçinmek için tutunduğu ve yol edindiği, belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş manasına gelir. Her ne kadar zamanın ve ihtiyaçların değişmesiyle şekil değiştirmiş olsa da meslekler, ilk insandan bu yana var olagelmiş ve nesilden nesile aktarılmıştır. Allah'ın kullarına son hitabı olan Kur'an, insanlık için en mükemmel dini ikame etmiş, Müslümanların tesis edeceği bir medeniyete öncülük etmiş, bu itibarla hayatın gerçekleriyle ilgilenmiş ve insana çalışmayı emrederek yeryüzünün imarına sevk etmiştir. Peygamberler ve geçmiş milletlerden haberler içeren kıssalarda, hüküm bildiren, Allah'ın tevhit ve azametini ispat eden ayetlerde hayatın parçası olan birçok mesleğe işaret edildiğini müşahede etmekte ve bunun hikmetinin, insanlığın dikkatini celbetmek olduğunu düşünmekteyiz. Bu çalışmada meslek ve yakın anlamdaki terimler tanımlanmış, gerek sosyolojik gerek semavi dinler açısından çalışmanın ve meslek sahibi olmanın önemi vurgulanmıştır. Mesleklerin tarihi süreci içerisinde meslek sahibi peygamberler ve Hz. Muhammed'in meslekleri, cahiliye dönemi ve asrısaadetteki mesleki hayat incelenmiş, Sahabe'nin ileri gelenlerinin meslekleri anılmış, mesleklerde meydana gelen değişikliklere dikkat çekilmiştir. Son olarak Kur'ân'da atıf yapılan meslekler belirtilerek bunlar içerisinden tarım, hayvancılık/çobanlık, avcılık, dalgıçlık ve denizcilik ayrıntılı bir şekilde ele alınmış, bu mesleklerle ilgili ayetler ve tefsirleri incelenmiştir. Sonuç itibariyle Kur'ân'ın, anlatmak istediği hakikatleri insana sunarken, onun aşina olduğu hayatın içindeki olguları kullandığı, bu sayede ilgisini canlı tuttuğu görülmekte, bu yönünü göz ardı etmeden onu okumak ve incelemek gerektiği anlaşılmış olmaktadır.
Farklı sûrelerdeki peygamber kıssalarının öne çıkan maksatları
Kur'an'ı Kerim, tüm çağlara ve bütün insanlığa gönderilmiş evrensel bir kitaptır. Bizlere rehber olması hasebiyle içerisinde pek çok konuyu barındırır. En büyük özelliği ise az kelamla çok şey anlatıyor olmasıdır. İ'cazı gereği her kelimesi, her harfi yerli yerindedir. Bundan mütevellit seçtiği her kelimeyle ve kurduğu her cümleyle muciz bir kitaptır. Biz bu çalışmayla muciz olan yüce kitabımızda anlatılan peygamber kıssalarının anlatım maksatlarını incelemek istedik. Kur'an'ı Kerim'de peygamberler ve peygamber olmayan bazı şahıslar hakkında pek çok kıssa anlatılır. Bu kıssalar Kur'an'ı Kerim'de ciddi yer tutar. Hepsi belli bir amaca ulaşmak niyetiyle anlatılmaktadır. Bundan dolayı incelenme konusu olmuştur. Ayrıca indirildiği dönemde meydana gelen hadiseler ve geçmişte yaşanmış olaylar da anlatılır. Biz araştırmamızın kapsamını yalnızca birden fazla bahsi geçen peygamber kıssalarıyla sınırlandırdık. Bunu yaparken yüz on dört sûre içerisinde kıssa anlatımının en yoğun olduğu on sûreyi inceledik. Dağınık gibi duran peygamber kıssalarının, aslında ne kadar da hassas ve ince bir şekilde yerleştirildiklerini göstermeye çalıştık. Son derece beliğ ifadelerle, Kur'an'ın kendine has üslûbuyla kıssa anlatımında hedeflediği maksatları göstermek istedik. Kur'an'ın sûreleri içerisinde, adeta dağıtılmış inci taneleri gibi duran kıssalar, dikkatlice incelendiğinde her birisinin nasılda özenle yerleştirildiği görülecektir. Örneğin, Hz. Musa (a.s.)'ın kıssası en çok bahsi geçen peygamber kıssasıdır. Pek çok sûrede farklı bölümleriyle anlatılır. Dışarıdan bakıldığı zaman kıssa sürekli tekrar ediliyormuş gibi görülebilir. Fakat dikkatlice incelendiği zaman, aslında her anlatıldığı yerde kıssanın farklı bir bölümüne yer verildiği ve farklı bir üslupla ele alındığı, her geçtiği yerde verilmek istenen mesaja uygun bir şekilde anlatıldığı görülecektir. Özet olarak araştırmamızda Kur'an'ı Kerim'de geçen peygamber kıssalarının hangi maksatla ve ne kadarının anlatıldığı ve bunu yaparken nasıl bir üslûp kullandığı ortaya konularak, bir bütünlük oluşturmak istenmiştir.
İslam öncesi şiirlerle mukayeseli Kur'ân-ı Kerîm'in Arap şiirine etkisi. (İslam'ın başlangıcından Emevi Dönemin'in sonuna kadar)
İslam dininde birinci derecedeki kaynak Kur'an'dır. Bu yüzden Kur'an'ın Müslüman Araplar nazarında itibarı çok yüksektir. Bunun yanında Araplar nazarında Edebiyat sahasındaki şiirin de geçmişten beri yüksek bir makamı vardır. Biz de buradan yola çıkarak Kur'an ayetlerinin, yönlendirmelerinin ve amaçlarının, İslamî dönem ve Emeviler dönemindeki Arap şiiri örnekleri üzerindeki etkisini inceledik. Çalışma; önsöz, giriş ile, dört bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümü araştırmanın sınırlarını, önceki çalışmaları ve araştırmanın yöntemini içermektedir. Araştırmanın birinci bölümünde Kur'an-ı Kerim'in Arap Edebiyatına tesiri ve Müslümanların ilmi, edebi ve toplumsal hayatları üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. İkinci bölümde Cahiliye şiirinden ve Cahiliye devrindeki yaygın şiir temalarından bahsedilmektedir. Üçüncü bölümde Arap şiirinin Hz. Peygamber (s.a.v) ve dört halife devrindeki durumu izah edilmeye çalışılmaktadır. Araştırmanın dördüncü bölümünde İslamî dönem Arap Edebiyatında, Kur'an'ın Arap şiir temaları üzerindeki etkisi ele alınmakta ve Hz. Peygamber'in (s.a.v) bi'setinden Emevi döneminin sonuna kadar devam eden İslam ümmetinin hayatında siyasi, dini ve edebi açıdan önem arz eden yeni etkileşimden bahsedilmektedir. Böylece Kur'an'ın bu dönemdeki şairler üzerindeki tesiri ortaya koyulmaktadır.