Prof. Dr. Mehmet Pala danışmanlığındaki tezler

15 tez · Haliç University, Yıldız Technical University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireylerin besin etiketi incelemesi konusundaki tutum ve davranışları ile etiket bilgisinin besin seçimine etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı etiket bilgisinin tüketiciler tarafından ne kadar önemsendiğinin ve gıda ürünlerini satın alma davranışını nasıl etkilediğinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya İstanbul ilinde yaşayan, Vera Tıp Merkezi Beslenme ve Diyetetik Polikliniği'ne başvuran 20-60 yaş arasında 220 birey katılmıştır. Araştırma kapsamında, katılımcıların besin etiketlerini okuma sıklıkları, besin etiketleri ile ilgili genel memnuniyetsizlikleri, sağlıklı beslenme ve gıda etiketi bilgilerine ilişkin tutumları, etiket bilgilerinin kullanılmama sebepleri ve demografik özelliklerin bu değişkenlerden etkilenip etkilenmediği belirlemek amacıyla yüz yüze görüşme tekniği ile anket uygulanmıştır. Bireylerden alınan veriler SPSS 23.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde frekans dağılımı, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %80'i kadın, %20'si erkektir. Medeni durumlarına göre bireylerin %55,5'inin evli, %41,8'inin bekâr ve %2,7'sinin de boşanmış olduğu görülmüştür. Eğitim durumlarına göre katılımcılar %60,9 ile çalışıyor iken; %39,1 ile çalışmadığı saptanmıştır. Cinsiyet ile etiket okuma sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Cinsiyeti erkek olan katılımcıların kadınlara göre daha fazla etiket okuduğu görülmüştür. Medeni durum ile etiket okuma sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür (p<0,05). Buna göre medeni durumu evli ve bekar olan bireyler arasında istatistiksel olarak fark bulunamamışken; medeni durumu evli ve bekar olan bireylerin boşanmış bireylere göre daha fazla etiket okuduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi ile etiket okuma sıklığı durumu karşılaştırılmış ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Üretim tarihi ile eğitim durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p<0,05). İlkokul mezunu bireyler ortaokul, lise, lisans ve lisansüstü mezunu bireylere göre daha fazla okuduğu görülmüştür. İlkokul dışında diğer eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Son kullanma tarihi ile eğitim durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Etiketlemenin zorunlu olduğu günümüzde tüketiciler etikette zorunlu bildirilen maddeler hakkında eğitilmelidir.

Besin etiketiBesin tercihleriDavranış+4
Fatma Nur Erdaş
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kafein içeren besinler ve beslenme üzerine etkileri

İnsanoğlunun kafeinle olan etkileşimi milattan önce paleolitik dönemde kahve ve çeşitli kafein içeren besinlerin keşfiyle başlamış günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde kafein, uyarıcı bir madde ve gerektiğinde tedavi edici olarak çeşitli içecek, yiyecek ve ilaç bileşiminde bulunmakta ve dünya genelinde kullanılmaktadır. Bu araştırma İstanbul'da bulunan özel bir diyet polikliniğine zayıflamak amacıyla başvurmuş 100 danışan üzerinde bireylerin kafein hakkında bilgi düzeylerini ölçme ve kafein içeren ürünler konusunda tercihlerini saptamak üzere planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, katılımcıların kafein içeren ürünleri kullanım sıklıkları, yaygın olarak tükettikleri gıdaların içerisindeki kafein miktarına bakma alışkanlıkları, sağlıklı beslenme davranışları değerlendirilmiş ve demografik özelliklerin bu değişkenlerden etkilenip etkilenmediğini belirlemek amacıyla yüz yüze görüşme tekniği ile anket uygulanmıştır. Bireylerden alınan veriler SPSS 23.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde frekans dağılımı, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %95'i kadın, %5'si erkektir. Sonuç olarak bireyler kafein içeren ürünleri fonksiyonel amaçla değil, tamamen zevk amaçlı kullandıkları belirlenmiştir. Kafein içeren ürünlerin tüketimindeki bilinçsizlik araştırmadan elde edilen önemli verilerdendir. Anahtar kelimeler: Kafein içeren ürünler, diyet polikliniği, anket verileri, bilinçsizlik.

AnketlerBesinlerBeslenme+3
Hasan Basri Akkuş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'da yaşayan farklı gelir gruplarının beslenme durumunun saptanması ve değerlendirilmesi

Çalışma İstanbul da yaşayan yetişkinlerin gelir durumuna göre gıdaya erişimini tespit etmek ve beslenme durumunu saptamak amacıyla planlanmıştır. Çalışma 18-65 yaş arası 205 yetişkine 30.04.2023-10.05.2023 tarihleri arasında uygulanmıştır. Katılımcılar tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Katılımcılardan ilk olarak 2 günlük besin tüketim kaydı alınmıştır. İkinci aşama olarak gönüllülere online anket iletilmiştir. Online ankette, sosyodemografik özellikler, gelir düzeyi, besin tüketim sıklığı, gıda güvencesi anketi (FİES), gıdaya erişim durumlarını sorgulayan sorular yer almaktadır. Besin değeri hesaplamaları BEBİS 8.2 programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi'nde (2022) yer alan gereksinimler ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizlerde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılan kişilerin %25,4 (n=52) ü erkek % 74,6 (n=153)' sı kadındır. Yaş ortalamaları 34,60'tır. %35,6'sı özel sektör çalışanı, %16,6'sı öğrenci, %16,1'i memur olduğunu belirtmiştir Kişisel gelire göre B 12, B 2 vitamini, C vitamini, folat, potasyum, kalsiyum, fosfor, çinko, demir g/mg alımları ve gereksinim karşılama yüzdeleri gelir düzeyi düştükçe anlamlı olarak düşmüştür. Hane gelirine göre yapılan incelemelerde ise B 12 ve çinko alımı gelir düzeyi düştükçe düşerken, A vitaminin gelir düzeyi düşük gurupta alımı artmaktadır. B 12 vitamini alımlarının yetersizliği incelendiğinde ise düşük gelir grubunda belirgin oranda yetersiz beslenenlerin yüzdesi artmaktadır. Tüketilen protein miktarları tüm gelir gruplarında gereksinimi karşılamaktadır fakat gelir düzeyi arttıkça tüketim miktarı artmaktadır. Gelir düzeyi düşük kişilerin maliyeti düşük olan tavuk ve yumurtayı daha çok tükettiği görülmüştür. Maliyeti daha yüksek olan kırmızı et ve balık tüketimi ise gelir düzeyi azaldıkça düşmüştür. Çalışmamızda gıda güvencesi ile gelir durumu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Bu nedenle kişilerin mikro ve makro besinler konusunda bilinçlendirilmesi ve uygun mikro besin kaynakları hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir.

BeslenmeBeslenme durumuDengeli beslenme+3
Simge İçten
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 salgını döneminde üniversite öğrencilerinde stres ile beslenme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Covid-19 salgını döneminde pek çok kişinin sağlık durumu olumsuz yönde etkilenmiştir. Özellikle beslenme alışkanlıklarını etkileyen bu süreçte yapmış olduğumuz çalışma; Türkiye'de yaşayan 18-35 yaş grubunda üniversite öğrencilerinde stres ile beslenme arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Tanımlayıcı tipte olan çalışma, Kasım 2020-Mart 2021 tarihleri arasında 386(101 erkek, 285 kadın) üniversite öğrencisi ile yapılmıştır. Çalışmada sosyodemografik özellikleri belirleyen Sosyo-demografik Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği ve Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin Covid-19 öncesi ve sonra beslenmelerine bakmak için besin tüketim sıklıkları da incelenmiştir. Bekar öğrencilerin evli öğrencilere göre, 18-24 yaş grubunda olanların 25-35 yaşa göre ve devlet üniversitesinde okuyanların vakıf üniversitesinde okuyanlara göre stres seviyelerinin yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). BKİ grupları arasında yapılan Duygusal Yeme Ölçeği ve alt boyutları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi ile algılanan stres ile duygusal yeme arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve bu ilişkide algılanan stres arttıkça duygusal yeme davranışlarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır (p<0.01). Sonuç olarak; pandemi öncesinde de pandemi döneminde de üniversite öğrencilerinin stresli olduklarını ve buna bağlı olarak duygusal yeme davranışlarının etkilendiğini söyleyebiliriz. Özellikle kadınların erkeklere oranla daha fazla duygusal yeme eylemi gösterdikleri gözlemlenmiştir (p<0.05). Belli bir eğitim seviyesinde olan bu öğrencilerin, sağlıklı beslenmeyle ve stres yönetimiyle ilgili daha fazla bilgilendirilmeleri gerekmektedir.

BeslenmeCOVID 19Pandemiler+2
Rumeysa Aybatılı
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 döneminde insanların gıda tüketimi ve beslenme bilinçlenmesi/ alışkanlıklarında meydana gelen değişimler

Bu çalışma global ölçekte etkili olan COVID-19 salgınında, kendini ve toplum sağlığını korumak adına evlerinde sosyal izolasyonda olan bireylerin, gıda tüketimi ve beslenme alışkanlıklarında meydana gelen değişiklikleri incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubuna, İstanbul Kâğıthane ilçe genelinde COVID-19 nedeni ile sosyal izolasyonda olan 19-65 yaş arası 400 birey dâhil edilmiştir. Araştırma 15.02.2021 – 28.05.2021 tarihleri arasında çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden Kâğıthane ilçesindeki bireyler ile yapılmıştır. Bireylere araştırmacı tarafından hazırlanan 28 soruluk anket formu online görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik sorular ve ikinci bölüm COVID-19 salgınının bireylerin beslenme alışkanlıkları üzerine etkisini ortaya koymayı amaçlayan sorulardan oluşmaktadır. COVID-19 salgınının bireylerin beslenme alışkanlıkları üzerine etkisinin önemine ilişkin görüşlerini ortaya koyan 5'li Likert ölçeği ile ölçen 11 ifade oluşturulmuştur. Çalışmaya katılan bireylerin %68,2'si (n:273) kadın ve %31,8'i (n:127) erkektir. Bireylerin yaş ortalamaları 35,5±11,5 yıl olup, 57,4'ünün lisans mezunu olduğu saptanmıştır. Salgın öncesi kadınların vücut ağırlığı ortalaması 64±12,2 kg iken erkeklerin 81,6±13,3 kg'dır. Sosyal izolasyon (iki ay) sonrası kadınların vücut ağırlığı ortalaması 65,4±12,1 kg, erkeklerin 83,3±13,2 kg olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Bireylerin genel olarak %38,5'inin obez sınıfında olduğu belirlenmiştir (p<0,05). COVID-19 salgın döneminde katılımcıların öğün sayılarında artış olduğu belirlenmiş olup, kadınların %5,8'inin beş öğün tüketmeye başladığı tespit edilmiştir (p<0,05). Bu süreçte, bireylerin besin takviyesi kullanımlarının arttığı ve cinsiyete göre istatistiksel olarak önemli bir fark olduğu görülmüştür. (p<0,001). Sosyal izolasyon döneminde bireylerin et, tavuk, yoğurt, ekmek, çay, yağlı tohumlar sarımsak, zerdeçal ve söğüş, sebze tüketimlerinin arttığı görülürken zeytinyağlı sebze, kuru meyve, yağlı tohum ve mayonez tüketimlerinin azaldığı saptanmıştır. Bireylerin online yemek siparişi (%47,9), online market alışverişi (%63,4) ve aktar-kuruyemiş (%57,7) alışverişlerinin arttığı görülmüştür. Bununla beraber bireylerin dışarıda yemek yeme sıklıklarının azaldığı tespit edilmiştir. COVID-19 salgın süreci bireylerin yaşam standartlarını birçok açıdan etkilemiştir. Bu sürecin olumsuz etkilerini gidermek adına sağlık profesyonellerinden destek alınmalıdır.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme incelemeleri+4
Sümeyye Yılmaz
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balkabağı suyu üretim teknolojisinin geliştirilmesi

Latince adı Cucurbita moschata olan balkabagı, yaklasık 10.000 yıldır üretilen bir tarım ürünüdür. Ilıman iklimlerde yetisen bir meyve olup ilk olarak Amerika'da yetistirilmis daha sonraları Asya ve Avrupa'da da üretilmeye baslanmıstır. Günümüzde Dünya üretimine bakıldıgında en çok üretimin Çin'de yapıldıgı görülmektedir. Bu çalısma ile balkabagından parçalama, ısıtma, mayse enzimi ilavesi, presleme, pastörizasyon ve konsantrasyon islemleri ile laboratuvar ölçeginde balkabagı suyu konsantresi elde edilmistir. Çalısmada balkabagından sebze suyu eldesi üzerine etkili olabilecek ısıtma, mayse enzimi ilavesi, mayse enzimi miktarının arttırılması gibi parametreler belirlenmis ve bunların etkileri gözlenmistir. Mayseye ısıtma ve mayse enzimasyonu uygulamalarının yapılması sebze suyu verimini arttırmakta oldugu saptanmıs ve mayse enzimasyonunda kullanılan pektinaz kompleksi ve selülaz enzimlerinin dozajı sırasıyla 200 mL/ton ve 600mL/ton olması gerektigi bulgulanmıstır. Çalısma sonunda elde edilen balkabagı suyunun seker ve organik asit bilesimi, asitlik, A vitamini ve mineral madde analizleri yapılmıstır. Çalısmada ayrıca elde edilen balkabagı suyunun 10, 20, 30, 40, 45 oBx degerlerinde ve 10, 20, 30, 40, 50 ve 60 oC sıcaklıklardaki reolojik özelikleri rotaviskozimetre ile incelenmistir. Balkabagı suyunun kayma gerilimi-kayma hızı ve kayma hızı-viskozite grafikleri çizilmis ve akıskanın davranısının psödoplastik davranıs oldugu saptanmıstır. Anahtar kelimeler: Balkabagı, Cucurbita moschata, konsantre üretimi, mayse enzimasyonu, reolojik özellikler.

Dilek Kaya
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ispanağın modifiye atmosferde ambalajlama tekniği ile muhafazası ve matematiksel modellenmesi

Gıda maddelerinin dayanma sürelerini artırmak: amacıyla modifiye atmosferde ambalajlama tekniği son zamanlarda önemli ölçüde uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışmada, ıspanağın düşük sıcaklıklarda (0 ve 5°C) modifiye atmosferde ambalajlama tekniği ile kalitesinin korunumuna ve dayanma süresinin uzatılmasına çalışılmıştır. Bu amaçla denemelerde pasif ve aktif modifikasyon işlemleri ve ambalajlamada farklı kalınlıktaki LDPE polimer filmleri kullanılmıştır. Depolama süresince kalite parametrelerinde meydana gelen değişimleri belirliyebilmek amacıyla kimyasal, fiziksel ve duyusal analizler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca modifiye atmosferde ambalajlama tekniğine etken olan denge gaz bileşimi ve polimer filmlerin gaz geçirgenlik değerlerini hesaplamak amacıyla enzim kinetiği hesaplamaları kullanılarak sistemin matematikesl modellemesine çalışılmıştır.

AmbalajlamaDepolama süresiIspanak+1
Burç Yavuzdoğan
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fındığın besleyici nitelikleri ve üniversite öğrencilerinin fındık tüketimi, beslenme bilinç düzeylerinin saptanması

Fındık ekonomik olarak ülkemizin önemli kaynaklarındandır. Araştırma fındık konusunda kapsamlı bilgi sahibi olunması ve üniversite öğrencilerinin sağlık bilgi düzeyini öğrenmek için yapılmıştır. Bu araştırma Haliç Üniversitesinde eğitim gören 18-28 yaş aralığında 400 öğrenci katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıları uygulanan anket sonuçları ile birlikte genel bilgiler, antropometrik ölçümler, sağlık durumu, beslenme durumu, fındık ve türevleri tüketim sıklıkları, sağlık bilgi düzeyleri saptanmıştır. 24 saatlik besin tüketim formu alınmıştır. Ölçek olarak Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların TÜBER verilerine göre beslenme gereksinim karşılaştırıldığında besin ögelerinden C vitamini, D vitamini, potasyum, kalsiyum ve selenyum yetersiz kaldığı; doymuş yağ asidi, niasin, B12 vitamini, sodyum, fosfor, omega 3 ve kolesterol alımı olması gerekenden fazla ve diğer değerlerin normal aralıkta olduğu görülmüştür. En çok tüketilen kuruyemiş çeşidi sorulduğunda %26'sının fındık cevabını verdiği görülmekle birlikte; fındığın en fazla tercih edilen çeşidinin kavrulmuş olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin %6'sı hiç, %10'u ayda bir, %20.3'ü 15 günde bir, %31.5'i haftada 1-2 gün, %22.3'ü haftada 3-4 gün, %5.3'ü haftada 5-6 gün ve %4.8'i her gün fındık tükettiği bulunmuştur. Ortalama olarak tükettikleri miktar 38.53 gramdır. Ailede fındık tüketim miktarı arttıkça katılımcıların tükettikleri ortalama fındık miktarının arttığı görülmüştür. Fındığın sağlık ilişkisine ait 21 soruya verilen yanıtlarda kadınların doğru cevap ortalaması 11.82 ± 3.68'dir. Erkeklerin doğru cevap ortalaması 10.55 ± 3.33'tür. Kadınların bilgi düzeylerinin erkeklere göre daha yüksek olduğu söylenebilmektedir (p< .05). Bu araştırma sonuçlarında sadece %4,8'i fındığın çok yüksek seviyede etkili olduğunu düşünmektedir. Sağlık üzerine etkisinin bilinmesi sağlık alanında okuyan bölümlerde anlamlı yönden ilişkili olmasına rağmen fındık tüketim sıklığında en fazla her gün tüketen bölümün %29.4 ile Bilgisayar Mühendisliği bölümüne ait olduğu görülmüştür. Bu analiz sonuçlarına göre sağlık alanında okuyanların bilgi seviyesi yüksek olduğu halde tüketiminin az olduğu da söylenebilmektedir.

Yağmur Öztürk
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite kız öğrencilerinde duygu durumu değişikliğinde görülen beslenme alışkanlıklarının, sağlıklı beslenme bilinci ile ilişkisi

Üniversite kız öğrencilerinde duygu durumu değişikliğinde görülen beslenme alışkanlıklarının sağlıklı beslenme bilinci ile ilişkisini araştırmak amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Çalışma Haliç Üniversitesi'nde eğitim alan 18-26 yaş arası herhangi bir sağlık problemi bulunmayan ve beslenme dersi almamış 158 sağlıklı kız öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunun yaş ortalaması 20,20±2,18 yıl olup, boy ortalaması 164,56 ±5,93 cm, ağırlık ortalaması 58,32±10,12 kg ve beden kütle indeksi (BKİ) 21,25±7,61 kg/m2 olarak bulunmuştur. Araştırmada Beck Depresyon, Duygusal İştah, Üç Faktörlü Beslenme ölçekleri kullanılmıştır. Ampirik analizlerde katılımcıların eğitim öncesi ve sonrası depresyon seviyeleri ve beslenme alışkanlıklarını karşılaştırmak için paired t-testinden ve değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda eğitim öncesi ve sonrasında "Kontrolsüz Yeme", "Duygusal Yemek Yeme Pozitif Duyguları" ve "Duygusal Yemek Yeme Pozitif Durumları" puanlarının istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0,01). Ölçekler arasındaki ilişki düzeyi incelendiğinde eğitim öncesi Kontrolsüz Yeme ile Duygusal Yeme, Duygusal Yemek Yeme Negatif Duyguları, Duygusal Yemek Yeme Negatif Durumları arasında pozitif bir ilişki vardır (p<0,05). Eğitim öncesi BKI ile Bilişsel Kısıtlama, Duygusal Yeme davranışları arasında pozitif bir ilişki vardır (p<0,05). Katılımcıların besin tüketimleri incelendiğinde; enerji, protein, yağ, CHO, lif, A vitamini, D vitamini, E vitamini, B1 vitamini/tiamin, B2 vitamini /ribofl., niasin, pantotenik asit, B6 vitamini /Pirid., Biotin, Folat, B12 vitamini, kalsiyum, demir, bakır, magnezyum, fosfor, sodyum, potasyum, çinko, iyot, flor, manganez ölçümlerinin eğitim sonrası anlamlı olarak artış gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,01). Buna karşın kız öğrencilerin eğitim öncesi ve sonrası Beck depresyon puanları, Duygusal Yeme ve Bilişsel Kısıtlama davranış puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Bunun nedeni zaman kısıtlılığından dolayı eğitimden kısa bir süre sonra ikinci anketlerin tekrarlanması olabilir. Buna rağmen bu kısa sürede bile kız öğrencilerin duygu durumu kaynaklı beslenmelerinde önemli ve anlamlı farklılıklar olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Duygusal İştah, Kız öğrenciler, Üç Faktörlü Beslenme

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme bilgisi+7
Sinemnur Tufan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel bir beslenme ve diyet danışmanlık merkezine başvuran 18-65 yaş arası bireylerde insülin direnci ile vücut yağ oranı ilişkisi

Bu çalışma, özel bir diyet kliniğine başvuran ve insülin direnci teşhisi olan 18-65 yaş arası kişilerin antropometrik ölçümleri, vücut yağ oranları, tahlil verileri incelenerek beslenme alışkanlıkları, vücut yağ oranı ve insülin direnci ilişkisini içeren gözlemsel-analitik, kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek kişiler araştırmaya katılmadan önce araştırmayla ilgili detaylıca bilgilendirilmiş ve haklarını korumak için onam formu imzalattırılmıştır. Çalışmadaki veriler Temmuz 2022 ve Kasım 2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Katılımcıların kan tahlilleri (kan glikoz, kan insülin veya insülin direnci sonuçlarını içeren) çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara yüz yüze anket çalışması yapılmış, diyet merkezinde antropometrik ölçümleri (boy, kilo ve bel çevresi) alınmıştır. Sonuç olarak çalışmamızda insülin direnci yüksek olan bireylerin vücut yağ oranlarının yüksek olduğu, bel çevrelerinin kalınlaştığı görülmüştür. Çalışmamız 45'i kadın, 7'si erkek olmak üzere 52 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışma grubunun yaş ortalaması 34,27±11,02 yıldır. Katılımcıların %26,9'unun (14 kişi) BKİ değeri <30,0 kg/m2 ve %73,1'inin (38 kişi) bki değeri ≥30,0 kg/m2'dir. Katılımcıların ağırlıklarının ortalaması 87,06±17,05 kg, boylarının ortalaması 161,31±7,51 cm, BKİ ortalaması 33,42±5,87 (kg/m2), bel çevresi ortalaması 97,41±3,40 cm, vücut yağ kütlesi ortalamaları 38,16±11,38 kg ve vücut yağ oranı ortalamaları % 43,19±6,50 'dir. İnsülin direnci varlığında, BKİ değerlerinin, vücut yağ oranının, bel çevresinin yüksek olduğu saptanmıştır. Obeziteyle insülin direnci arasında çok güçlü bir ilişki bulunmaktadır. BKİ değerleri arttıkça HbA1c ve bel çevresi değerlerinin arttığı saptanmıştır. HOMA-IR ve vücut yağ oranı değerlerinin arasında istatistiksel olarak anlamlı bir değer bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Diyabet, HOMA-IR, İnsülin direnci,Obezite, Vücut yağ oranı.

Hilal Can Ramazanoğlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Protein tozu kullanan aktif spor yapan bireylerin beslenme durumlarının saptanması

Bu çalışma Mayıs 2017- Ocak 2018 tarihleri arasında, İstanbul ilinde protein desteği kullanan 100 birey ile anket tekniği uygulanarak bireylerin protein tozu tüketim durumlarının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Önerilen günlük protein miktarlarını aşan protein alımı hem dayanıklılık hem de güç sporcuları için yaygın olarak uygulanmaktadır. Fakat mevcut olan proteinlerin çeşitliliği göz önüne alındığında, bir proteini diğerine karşı tüketmenin yararları hakkında bilgi sahibi olan bireyler daha az sayıdadır. Bu çalışma ile hem günlük hayatlarında sporla ilgilenen bireyler için hem de profesyonel olarak spor yapan bireylere karşı bir sorumluluk bilinciyle önerilerde bulunmak, temel faktörleri tanımlamak ve analiz etmek amaçlanmıştır. Proteinlerin değerlendirilmesi, sporcu bireyin diyetindeki uygunluğu ve miktarın belirlenmesinde temel unsurdur. Çalışmamızda proteinlerin, protein kaynaklarının detaylı incelenmesinin yanı sıra teknolojinin ilerlemesiyle hayatımıza giren protein toz ve içecekleri tartışılmıştır. Çalışmamızın istatistiksel araştırma bölümünde ise; protein tozu tüketen bireylerin genel bilgileri, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, protein tozu tüketme durumlarını belirlemek amacıyla daha önce yapılmış bilimsel çalışmalardan yararlanılarak oluşturulmuş bir anket formu kullanılmıştır. Katılımcıların besin tüketim durumlarını belirlemek için besin tüketim formu kullanılmıştır. Günlük alınan enerji ve besin öğeleri, Türkiye için geliştirilen "Bilgisayar Destekli Beslenme Programı, Beslenme Bilgi Sistemleri Paket Programı (BEBİS 6.1)" kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucu elde edilen bulguların istatistiksel analizlerleri SPSS 23 (Statistical Package for Social Sciences) istatistik paket programı kullanılmıştır. Hipotezlerde belirtilen farklı gruplardaki bireylerin gözlenen frekansların dağılımları arasındaki fark ki kare (χ2) testi ile, normal dağılım gösteren verilerin ortalamaları arasındaki farkın anlamlılıkları iki grup için bağımsız gruplarda t testi ile ikiden çok grup için tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: protein, sporcu beslenmesi, kas gelişimi

BeslenmeBeslenme durumuBeslenme incelemeleri+4
Hande Nur Çırak
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vücut geliştirme sporu ile ilgilenen antrenörlerin sporcu beslenmesi ile ilgili bilgi düzeyleri ve takviye edici gıda ürünleri kullanımı hakkında pratiklerinin saptanması

Bu çalışma, vücut geliştirme sporu ile ilgilenen antrenörlerin sporcu beslenmesi ile ilgili bilgi düzeyleri ve takviye edici gıda ürünlerinin kullanımı hakkında pratiklerinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, Mart 2021-Mayıs 2021 tarihleri arasında, çalışmaya katılan gönüllü antrenörler ile online video yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul ilinde aktif olarak bir spor merkezinde çalışan, 20-50 yaş aralığındaki vücut geliştirme antrenörleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, n= p.q.t2/d2 formülü kullanılarak %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde güç analizi sonucunda 95 kişi olarak belirlenmiştir. Veriler, çalışmaya antrenörlerin sporcu beslenmesi bilgi düzeylerinin belirlenebilmesi için 11 adet sosyo demografik bilgi sorusu, 23 çoktan seçmeli genel sporcu beslenmesi bilgi sorusu ve 4 adet açık uçlu takviye edici gıda ürünleri kullanımı ile ilgili toplam 39 sorudan oluşan anket formu ile toplanmıştır. Sonuçlar, SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılarak iki grup karşılaştırması için bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grup için tek yönlü ANOVA analizleri ile test edilerek değerlendirilmiştir. Katılımcıların cinsiyet, medeni durumları ve yaş, eğitim düzeyi ve antrenörlük yapma süresi değişkenlerine göre sporcu beslenmesi bilgi puanları kıyaslandığında istatiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur (p > 0,05). Çalışmada, katılımcılardan 86 kişinin (%90,5) 50 ve altı puan alarak yetersiz bilgi düzeyine ve 9 kişinin (%9,5) 51-69 arası puan alarak orta düzey bilgi sahibi oldukları saptanmıştır. Katılımcıların sporcu beslenme bilgisi ve takviye edici gıda ürünleri hakkında destek aldığı kaynaklar arasında yetersiz bilgi düzeyine sahip antrenörler için %36 ile spor hocaları olduğu saptanmıştır. Katılımcılardan yetersiz bilgi düzeyine sahip antrenörlerin %23,3'ünün takviye edici gıda ürünlerini önerdiği, %76,7'sının önermediği, orta bilgi düzeyine sahip antrenörlerin ise %100,0'ünün takviye edici gıda ürünleri önermedikleri görülmüştür. Antrenörlerin %40,0'ı protein takviyesi, %25,0'i BCAA, %3'ü glutamin, %25,0'i L-karnitin, %30'u CLA, %45'i kafein, %20'si arjinin, %20'si kreatin, %100'ü vitamin suplementi önerdiklerini belirtmişlerdir. Çalışma sonunda, antrenörlerin sporcu beslenmesi alanında bilgi durumlarını geliştirmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyet takviyeleri, Sporcu beslenmesi, Vücut geliştirme, Vücut Geliştirme Antrenörü.

AntrenörBesin destekleriBeslenme+4
Esma Erdi
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ev hanımlarının gıda güvenliği ve beslenme konusu hakkındaki bilgi düzeylerinin incelenmesi

Gıda güvenliği canlı yaşamı için vazgeçilmez bir olgu olmakla birlikte gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Gıda güvenliği sağlık uygulaması gereken temel prensipleri içermek zorundadır. Gıda tedarik zincirinin en temel bilgilerinin insan sağlığı açısından öneminin bilinmesi toplumsal ve evrensel bir önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada Beylikdüzü Kalkan sokakta oturan 100 (yüz) ev hanımının Gıda güvenliği konusundaki bilgilerinin, gıdalarda bulunan bakterilerin, besin seçiminde, ürün satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaların neler olduğu konusunda bilgileri sorgulanarak çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında veriler 100 Ev Hanımı üzerinde değerlendirilmiştir. %32'si bakterilerle kontamine olmasından dolayı yaşanan gıda zehirlenmelerinin çok yaygın olduğunu düşünmektedir. Tüketicilerin %23'ü gıdalarda bulunan yapay renklerden çok endişeli oldukları belirlenmiştir. Tüketicilerin %40'ı gıdalarda bulunan bakterilerden son derece endişe duydukları belirlenmiştir. Kişilerin %94'ü yemeğe başlamadan önce her zaman ellerini yıkadıkları %44'ü ürün satın alırken doğaya zarar verme derecesinde onlar için önemli olduğunu ve %68'i ürün satın alırken lezzetli olmasının çok önemli olduğu belirlenmiştir. Kişilerin %87'si Gıda paketlerinde organik ifadesine baktıkları belirlenmiştir. İstatistiksel değerler tüketicilerin gıda satış ve tüketim yerlerinde, gıda güvenirliği açısından ne derece güvenilir bulduklarına ait istatistiklerin analizinde Ki Kare analiz testi kullanılmıştır. Bu analiz testine göre, restoranlar, 24 saat açık yerler ve kantinlerin analizleri belirlenmiş olup sonuçta, anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimler: Beslenme, Ev Hanımları, Gıda Güvenliği.

BeslenmeBilgi düzeyiEv kadınları+2
Rüveyde Kahraman
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Burdur ilinde 19-65 yaş grubu bireylerde meyve suyunun besleyici özelliklerinin sağlık açısından algısı

Son yıllarda tüketiciler artan sağlık ve refah koşulları ile içtikleri içeceklerin daha sağlıklı ve doğal olması konusunda dikkat etmektedir dolayısıyla tüketiciler yapay aromalı içecekleri tercih etmemektedirler. Meyve suları doğal ve sağlıklı olmaları nedeniyle tüketiciler arasında popüler bir seçimdir. Bu araştırma, Haziran - Eylül 2018 tarihinde başvuran, yaş ortalamaları 27,43±7,10 olan (n:213) kadın ve (n:172) erkek toplam 385 bireyin demografik özellikleri, meyve suyu algıları hakkında bilgi elde etmek ve meyve suyu tüketimlerini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Veri toplama formu olarak, bireylerin demografik durumları ve meyve suyu tüketimi olmak üzere 2 ayrı bölümden oluşan araştırmacı tarafından ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan anket formu kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulguların istatistiksel analizlerleri SPSS Statistics 23 programı ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin meyve suyu tüketim sıklığı incelendiğinde, kadınların %44,6'sının ayda 1 kez, erkeklerin %30,2'sinin haftada 3-4 kez meyve suyu tükettikleri saptanmıştır (p<0,001). O günlerde meyve suyu öğün tüketimine göre kadınların %23'ü ve erkeklerin %34,9'u sabah öğününde tükettiklerini belirtmişlerdir (p<0,001). Bireylerin diyabet tanısında meyve suyu tüketimi incelendiğinde; kadınların %94,4'ünün ve erkeklerin %98,3'ünün etkisi olmadığını belirtmiştir (p<0,05). Diyabet hastası olan bireylerin meyve suyu tüketmelerinin yan etikisi olup olmadığı sorulduğunda; kadınların %5,6'sı ve erkeklerin %1,7'si yan etki görülmediğini belirtmişlerdir (p<0,05).. Meyve suyunun enerjisine dikkat etme durumu sorulduğunda; kadınların %43,2'si ve erkeklerin %33,7'sinin enerjisine dikkat ettiğini söylediği belirlenmiştir (p<0,05).

BurdurMeyve sularıMeyve suyu endüstrisi+3
Gülşah Özacar
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Depresyon tanısı almış olan bireylerle sağlıklı bireylerin gıda tüketiminin karşılaştırılması

DEPRESYON TANISI ALMIŞ OLAN BİREYLERLE SAĞLIKLI BİREYLERİN GIDA TÜKETİMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Depresyonla gıda tüketimi arasındaki ilişki birçok bilimsel çalışmanın konusu olmuştur. Bu çalışmada geniş literatür kaynakları taranarak depresyonun tanımı, çeşitleri ve tedavi şekilleri incelenmiş, depresyonla beyin, ince bağırsak ve beslenme arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Ayrıca depresyonla ilişkili olduğu bilimsel çalışmalardan belirlenen A vitamini, B grubu vitaminleri, D vitamini, Omega 3 ve Çinko gibi besin öğeleri bu kapsamda incelenmiş ve kanıta dayalı bilgi sunulmuştur. Bu çalışma, Eylül 2017 – Ocak 2019 tarihleri arasında İstanbul'da özel bir danışmanlık merkezine gelen 18-64 yaş aralığındaki işitme ve anlama problemi olmayan çalışmaya katılmak için gönüllü olan 100 bireyle yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi 100 bireyden ( psikiyatrist tarafından depresyon tanısı konulmuş 50 birey ile herhangi bir sağlık sorunu olmayan 50 birey ) oluşmuştur. Araştırmaya katılan bireylerin genel bilgileri, sağlık durumları, antropometrik ölçümleri, besin tüketim sıklığı ve besin tüketim kayıtlarını incelemek için yüz yüze soruşturma yöntemi kullanılarak anket (EK 2) uygulanmıştır. Bu çalışma depresyon görülen grup ve görülmeyen grup arasındaki gıda tüketiminin karşılaştırılması yoluyla depresyon görülmesi üzerine besin tüketiminin etkisinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür Literatürdeki çalışmalara bakıldığında B12 vitamini, Folik asit, D vitamini, Omega 3 gibi bazı mikrobesin öğelerinin yetersiz alınmasının depresyon üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu gözlenmektedir. Depresyon gözlenen grup ve depresyon gözlenmeyen grup arasında günlük alınan A vitamini, B12 vitamini, Folik asit, D vitamini, Omega 3 yağ asitleri bakımından istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmamıştır ( p > 0.05). Depresyon gözlenen grup ve depresyon gözlenmeyen grubun ikisininde de günlük alınan çinko ve bakır miktarları günlük önerilen DRI değerlerinin altındadır. Depresyon gözlenen grup ve depresyon gözlenmeyen grup arasında günlük alınan çinko ve bakır miktarları bakımından istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur ( p < 0.05). Depresyon gözlenmeyen grubun günlük aldığı çinko ve bakır miktarlarının depresyon görülen grubundan fazla olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmada her ne kadar depresyonla B12 vitamini, Folik asit ( B9 vitamini ), D vitamini, Omega 3 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamasıyla birlikte yaptığımız geniş literatür araştırmasında bu mikrobesinler ve depresyon arasında ilişki bulan birçok bilimsel çalışma vardır. Bu çalışmada mikrobesinlerle depresyon arasında geniş kapsamlı istatistiksel ilişki kurulamamasında örneklem sayısının az olması veya katılımcıların anketteki günlük besin tüketim verilerinin de etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Depresyon, beslenme, gıda

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme durumu+3
Ahmet Sulukaya
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00

Diğer danışmanlar