Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Çelik

16 theses · Çukurova University, Manisa Celal Bayar University, Fırat University, Konya Technical University

DoctorateOpen AccessTR

Kırmızı dev karides (Aristaeomorpha foliacea) kabuklarından elde edilen ekstraktın buzdolabında depolanan hamsi (Engraulis encrasicolus)'nin kimyasal fiziksel ve duyusal özelliklerine etkileri

Bu çalışmada, kırmızı dev karides (Aristaeomorpha foliacea) kabuklarından elde edilen ekstraktın, hamsi (Engraulis encrasicolus)'nin buzdolabında 18 gün depolanması süresince kimyasal, fiziksel ve duyusal parametrelerinde meydana gelen değişimler üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Antioksidan etkiyi kıyaslamak amacıyla butillendirilmiş hidroksi toluen (BHT) kullanılmıştır.Kabuk ekstraktının toplam antioksidan aktivitesi % 45,84; toplam fenolik madde içeriği 17,87 mg/100g kabuk olarak bulunurken, kabuktaki toplam karotenoid miktarı ise 203,10 mg/kg olarak tespit edilmiştir.Depolama süresince balıklarda meydana gelen değişimler incelendiğinde, süreyle birlikte lipit oksidasyonunun önemli (p<0,01) ölçüde arttığı tespit edilmiştir. Kontrol grubuyla kıyaslandığında, uygulanan BHT ve farklı oranlardaki kabuk ekstraktlarının oksidasyonun önlenmesi üzerine olumlu etkileri gözlenmiştir. Toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiyobarbiturik asit (TBA), peroksit, serbest yağ asitleri ve pH değerleri kıyaslandığında; uygulama grupları içerisinde en olumlu sonuç BHT eklenen grupta bulunurken bunu sırasıyla % 0,5, % 0,1 oranında kabuk ekstraktı içeren gruplar ve kontrol grubu izlemiştir. % 0,5 oranında kabuk ekstraktı ve BHT içeren grupların toplam doymuş, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitleri miktarları depolamanın sonunda önemli değişim göstermemiştir (p<0,05). Duyusal değerlendirmeler sonucunda, BHT grubu daha çok beğeni toplamış ve bunu % 0,5 oranında kabuk ekstraktı eklenen grup takip etmiştir (p<0,05). Mevcut çalışma ile balıkların depolanması esnasında sentetik antioksidanların yanı sıra kabuktan elde edilen doğal ekstraktın da kullanılmasının uygun olacağı belirlenmiştir.

Aygül Küçükgülmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı odun talaşlarının sıcak tütsülenen gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nın renk ve duyusal özellikleri üzerine etkileri

Bu çalışmada gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nın farklı odun talaşları (akçaağaç, meşe, kızılağaç, kiraz, ladin ve kayın) ile sıcak tütsülemeden önce ve sonraki kimyasal, fiziksel parametreleri ve tütsüleme sonrası duyusal özellikleri araştırılmıştır. Araştırmada taze ve tütsülenmiş ürünler arasında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Farklı odun talaşları ile sıcak tütsülenen örneklerin % ham protein, ham yağ ve ham kül oranları taze örneğe göre daha yüksek bulunmuştur. Renk ölçüm sonuçlarına göre gruplar arasında önemli farklılıklar belirlenmiştir (p<0,05). Tüm alabalığın L* değeri, en yüksek meşe grubunda 45,00 olarak bulunurken, a* değeri kiraz ve ladin gruplarında; b* değeri ise kayın, ladin ve kiraz gruplarında diğerlerine göre daha yüksek tespit edilmiştir. Alabalık filetosunun L* değeri en yüksek kızılağaç grubunda, 64,75; a* değeri en yüksek kiraz grubunda, 10,48; b* değeri ise en yüksek kayın grubunda, 21,35 olarak bulunmuştur. pH değeri 6,73?7,05 arasında değişim göstermiştir. Duyusal analizde, görünüş, koku, doku sertliği, lezzet ve genel kabul edilebilirlik parametreleri panelistler tarafından değerlendirilmiştir. Genel kabul edilebilirlik sonuçlarına göre çok tercih edilen talaşlar sırasıyla, kiraz, 8,80; kayın, 8,00; ladin, 7,80; kızılağaç, 7,40; meşe, 6,60 ve akçaağaç, 6,00 olarak belirlenmiştir. Farklı odun talaşlarıyla sıcak tütsülenen tüm gruplar beğenilmiş fakat kiraz materyali kullanılarak yapılan tütsülemenin duyusal açıdan daha fazla beğeni kazandığı belirlenmiştir.

Gülhan Gürlekoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kitosan eklenmiş hamsi marinatlarının soğuk depolanmasında oluşan kimyasal fiziksek mikrobiyolojik ve duyusal değişimlerin incelenmesi

Bu çalışmada, kitosanın hamsi (Engraulis encrasicolus) marinatlarının buzdolabında depolanması süresince kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik ve duyusal özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Marinasyon işlemi, kitosan grupları için, % 10 NaCl + % 1 ve % 0,5 kitosan (% 3 asetik asitte çözdürülmüş); kontrol grubu için % 10 NaCl + % 3 asetik asit solüsyonları ile 1:1.5 (balık:solüsyon) oranında 27 saatte yapılmıştır. Marinasyon işleminden sonra, hamsi filetoları buzdolabında 90 gün depolanmıştır. Marine edilmiş tüm hamsi gruplarında depolama süresince kimyasal, fiziksel ve duyusal değerlerde istatistiki olarak önemli düzeyde değişimlerin olduğu gözlenmiştir (p<0,05). TBA değeri bakımından kontrol grubu 70. gün tüketilebilirlilik sınırını aşarken, kitosan eklenen gruplar depolama süresince limit değerin altında kalmıştır. Peroksit değeri bakımından da gruplar arasında önemli farklılıklar gözlenmiş olup en yüksek değer kontrol grubunda belirlenmiştir (p<0,05). TVB-N değerinin depolama süresince tüm gruplarda düşük seviyelerde olduğu ve hamsi marinatlarında raf ömrünü belirleyici bir parametre olarak kullanılamayacağı tespit edilmiştir. pH değeri tüm gruplarda depolama süresince 4,5'in altında kalmıştır. Yine gruplar arasında L*, a* ve b* değerleri arasında depolamanın belirli günleri önemli farklılıklar gözlenmiştir (p<0,05). Marine edilen tüm gruplarda toplam bakteri sayısı çok düşük seviyelerde bulunmuştur. Duyusal değerlendirmeye göre, en iyi grup % 1 kitosan eklenen grup olurken, bunu sırasıyla % 0,5 oranında kitosan eklenen grup ve kontrol grubu takip etmiştir.

Ali Eslem Kadak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yetiştiricilik sistemlerinden temin edilen gökkuşağı alabalıklarının besin kompozisyonu ve mineral madde içeriklerinin kıyaslanması

Bu çalışmada, Adana Kozan baraj gölündeki kafeslerden ve Saimbeyli ilçesindeki beton havuzlardan farklı büyüklüklerde temin edilen Gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) et verimleri, besin kompozisyonları ve mineral madde (Na, C, K, Mg) içerikleri incelenmiştir. Mineral madde içerikleri yaş yakma yöntemi uygulandıktan sonra ICP-OES ile ölçülmüştür. Gökkuşağı alabalığının et verimi ve besin kompozisyonu analiz sonuçlarına göre; et verimi % 57,43-66,40, ham protein % 16,99-19,93, ham yağ % 3,07-4,18, ham kül % 0,98- 1,58 ve su % 75,10-77,65 aralığında tespit edilmiştir. Mineral madde içeriklerine bakıldığında Na, 19,53-36,04; Mg, 120,75 -137,44; Ca, 2,66-30,58 ve K, 252,79-310,05 mg/kg aralığında bulunmuştur. Araştırma sonucunda gökkuşağı alabalıklarının et verimleri, besin kompozisyonları ve mineral madde içeriklerinin balıkların avlandığı yere ve büyüklüklerine bağlı olarak değişim gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05).

Bilgen Başkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tapınak Şövalyeleri (Kuruluşu, yükselişi, kurumsal yapısı ve düşüşü)

XI. yüzyılın sonlarına gelindiğinde dünya, Batı'da Katolik Hristiyan Kilisesi, Doğu'da Ortodoks Kilisesi, Müslüman Türk ve Arapların oluşturduğu güç denkleminin Ortadoğu coğrafyasındaki büyük mücadelesine sahne oldu. Papa II. Urbanus tarafından 1095 Clermont Konsili'nde tohumları atılan ve yaklaşık iki asır boyunca devam eden bu savaş silsilesi, "Haçlı Seferleri" gibi dinî bir tabirle ifade edilse de, politik ve ekonomik çıkarların ön plana çıktığı uluslararası bir savaş halini aldı. Kudüs'ü kurtarma sloganıyla 1096'da Doğu'ya gelen Birinci Haçlı orduları, 1099 yılında Kudüs'ü Müslümanlardan alarak burada siyasi bir otorite kurdular. Kudüs'ün Müslümanlardan alınması, Avrupa toplumunda büyük bir sevinç yaratmış ve Avrupa toplumunun neredeyse her kesiminden insanlar, hac ibadetlerini ifa etmek için Kudüs'e akın etmeye başlamıştı. Tapınak Şövalyeleri de, hac ibadetinin yarattığı coşku ve şartların bir tezahürü olarak ortaya çıkan bir örgüt oldu. Avrupa'dan Kudüs'e gelen hacı adaylarını Müslümanların saldırılarından koruma gibi bir amaç edinen Tapınak Şövalyeleri, yoksulluk, itaat ve erdenlik yemini ederek o dönem için emsali olmayan dinî-askeri karakterli bir örgüt olarak ortaya çıktı. Kuruluşundan çok kısa bir süre sonra, Papalık tarafından resmi bir örgüt olarak tanınan Tapınak Şövalyeleri, bu durumla birlikte büyük bir yükseliş göstererek Avrupa'nın en zengin ve en prestijli örgütü haline geldi. Sahip olduğu zenginlik ve askeri karakteriyle Haçlı Seferleri'nin asli bir unsuru haline gelen Tapınak Şövalyeleri, bu seferlerin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra sorgulanmaya hatta ihanetle suçlanmaya başlamışlardı. Yükselişleri gibi düşüşleri de çok hızlı gerçekleşen Tapınak Şövalyeleri, 1312 yılında Papalık tarafından resmi olarak ilga edilmiş, fakat arkalarında bitmek bilmeyen soru işaretleri bırakmışlardı. Çalışmamızda, Tapınak Şövalyeleri'nin asıl kuruluş amaçlarının ne olduğu, kısa sürede yükselerek dönemin en zengin ve en güçlü örgütü haline gelemelerini sağlayan faktörlerin neler olduğunu, Haçlı Sefeleri'nde hangi anlamda nasıl aktif bir rol üstlendiklerini ve yargılanmalarına sebep olan olayların perde arkasında yatan gerçeklerin neler olduğunu dönemin kaynakları ve modern çalışmaların desteğiyle ortaya koymaya çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Tapınak Şövalyeleri, Süleyman Tapınağı, Haçlı Seferleri, Kudüs, Papalık, Kral IV. Philip.

Dinler tarihiFilistin-KudüsHaçlı seferleri+2
Muhittin Çeken
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye ilinde su ürünleri tüketim alışkanlıklarının anket çalışması ile belirlenmesi

Bu çalışmada, Osmaniye ilinde su ürünleri tüketimini değerlendirmek için 200 kadın ve 200 erkek katılımcıdan oluşan bir örnekleme üzerinde anket çalışması uygulanmıştır. Katılımcılar çoğunlukla 25-36 yaş aralığında (% 41,1) ve genelde üniversite mezunundan (% 55,1) oluşmuştur. Katılımcıların çoğunlukla 4 kişilik ailede (% 38,6) yaşadağı, % 31,7 oranla çoğunluğunun işçi olarak çalıştığı ve % 48,1 oranla ortalama 2500-5000 TL gelir düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların % 58,8'i tüm et ürünlerini severek tüketmektedirler. Balık ürünlerini tercih etme nedenleri olarak ise lezzetli ve besleyici olması en sık rastlanan nedenler arasında yer almaktadır (% 70). Ayrıca katılımcılar, çoğunlukla (% 49,3) ayda 2-4 defa su ürünlerini tükettiklerini belirtmişlerdir. Bu tercihler arasında deniz balıkları % 86,8 oranla üstünlük göstermektedir. Deniz balıkları içerisinden de levrek en çok tercih edilen balık olmuştur. Balığı pişirmek için % 49,6 ile ızgara; satın alma yerleri olarak % 64,7 oranla balık hali; balık satın alırken % 73,0 oranla tazelik; tür olarak % 36,1 oranla hamsi; tatlı su balıklarından % 91,1 ile alabalık; tüketim mevsimi olarak ta en fazla % 38,9 ile sonbahar mevsimi tercih edilmiştir.

Hüseyin Küçük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalamar (Todarodes pacificus) etinde farklı marinasyon uygulamaları sırasında meydana gelen fiziksel, kimyasal ve duyusal değişimlerin incelenmesi

Bu çalışmada, kalamarın (Todarodes pacificus) farklı uygulamalarla ve sürelerle marinasyonunun yapılarak meydana gelen kimyasal, fiziksel ve duyusal özelliklerindeki farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Marinasyon uygulamasında kullanılan farklı muamelelerin (maya, süt ve soda) ve farklı süre uygulamalarının (3, 6, 12 ve 24 saat) kalamarın besin kompozisyonuna etkilerini belirlemek için kuru madde, ham kül, lipit ve ham protein analizlerinin istatistiki değerlendirmeleri sonucunda önemli değişimlerin olduğu gözlenmiştir. Kalamar kas örneklerindeki farklı süre ve uygulamalardaki protein değişimlerinin belirgin olmadığı yapılan SDS Page ile belirlenmiştir. Doku analizi ile farklı marinasyon muamelelerinin kalamarın doku parametrelerini etkilemediği ancak marinasyon süresinin sertlik, elastikiyet, yapışkanlık ve sakızımsılık özellikleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Kalamar etinin farklı muamele ve süre uygulamaları ile yumuşatılabildiği, kas lif düzenindeki değişimlerle SEM görüntülerinde belirlenmiştir. Kalamar etinin pH düzeyinin muamele, zaman, muamele x zaman interaksiyonundan etkilendiği tespit edilmiştir. Kalamarın renk ölçümlerinde ise; a*, b*, beyazlık (whiteness), renk tonu (Hue) ve renk berraklığı (Chroma) nın marinasyon uygulamalarından etkilendiği görülmüştür. Marinasyon süreleri ile muamele ve zaman arasındaki interaksiyonun ise L*, a* ve beyazlık (whiteness) kriterlerini etkilediği tespit edilmiştir. Duyusal değerlendirmenin lezzet parametresi incelendiğinde marinasyon uygulaması yapılan tüm kalamar halkalarının lezzetli bulunduğu ve en yüksek puanı maya ile 3 saatlik marinasyon uygulamasının aldığı görülmüştür. Çalışma sonucunda kalamarın maya, süt ve soda ile farklı sürelerde marinasyonu ile kimyasal, fiziksel ve duyusal özelliklerinin iyileştirilebileceği saptanmıştır.

KalamarMarinasyonMaya+2
Mehtap Baykal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaçağ Avrupası'nda eğitim: Yükseköğretim

Batı Avrupa dünyasında XVII. yüzyılda ortaya çıkan bilimsel devrimin hazırlayıcısı, XII. ve XVI. yüzyıllar arasında gelişen toplumsal, siyasi ve bilimsel olaylardır. Günümüz modern üniversiteleri için model olan ilk üniversiteler Ortaçağ Avrupa'sında XII. yüzyıl dolaylarında ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı, Batı toplumunu bilimsel, sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan etkileyen ve sonraki dönemlerde Rönasans hareketinin oluşumuna zemin hazırlayan ilk üniversitelerin kurumsal teşekkülünü tarihsel süreç içerisinde ele almaktır. Nitekim çalışmamızda, Ortaçağ Avrupa'sı yükseköğretim kurumları olan ilk üniversitelerin idari, akademik ve kurumsal yapısının bir bütün olarak incelenerek, günümüz yükseköğretim kurumlarına model olan bu kurumların gelişim süreçleri ve eğitim tarihi açısından taşıdıkları önemin anlaşılabilmesi hedeflenmiştir. Böylelikle, Ortaçağ Eğitim Tarihi'ne katkı sağlayacak ve bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalara kısmen de olsa yol gösterecek yeni bilgilerin elde edilmesi ve sentezlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmamız neticesinde, Ortaçağ Avrupa'sı yükseköğretim kurumları olan ilk üniversitelerin tarihsel süreç içerisinde kendiliğinden oluşan kurumlar olarak teşekkül ettiği görülmüştür. Bununla birlikte, ilk üniversitelerin dönemin siyasi, sosyo-ekonomik, kültürel ve ideolojik ikliminden bağımsız hareket etmedikleri tespit edilmiştir. Bu bağlamda, ilk üniversiteler ortaya çıktıkları dönemin karakterini yansıtan bir eğitim politikası belirlemiş ve kurumsal yapıları bu doğrultuda şekillenmiştir. Aynı zamanda, ilk üniversiteler dönemin siyasi, dini otoriteleri karşısında belli ölçülerde birer güç ve meşruiyet kurumları olarak hareket etmişlerdir. Ortaçağ Avrupa'sı ilk üniversiteleri, günümüz evrensel yükseköğretim anlayışının şekillenmesinde çok önemli bir miras bırakmışlardır.

Özlem Gül
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslam'da savaş anlayışı: İslamiyet'in doğuşundan Emevilerin sonuna kadar

Bu tezde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)döneminden Emeviler?in Sonuna kadar yaşanan savaşların arka planını ortaya koymak amaçlanmıştır. Hz. Peygamber, peygamberlik duyurusundan sonra içinde yaşadığı toplumun ciddi bir tepkisiyle karşılaşmıştır. Kabile yaşantısına alternatif olarak teşekkül eden yeni toplumsal yapı güçlendikçe, müşrik grupların baskıları artmış ve Risalet dönemi savaşlarının meşruiyet kazanmasına zemin hazırlamıştır. Yurdundan yuvasından olan Müslümanlar kendilerine karşı ilan edilen savaşta artık aktif bir taraf olmayı hicretle birlikte seçmişlerdir. Ahlakilik ilkesinin getirildiği bu savaşlar, oluşum sürecini tamamlama gayreti içinde olan yeni bir yapının kendini koruma ve var etme mücadelesi olarak yorumlanabilir. Dört Halife dönemi ve Emeviler Döneminde meydana gelen savaşlar Hz. Peygamber?in Temelini attığı binanın tamamlanması şeklinde yorumlanabilir. Hz. Osman?ın öldürülmesinden İslam dünyasında her ne kadar üzücü hadiseler ve iç savaşlar meydana gelse de Emeviler Döneminin sonuna kadar bu binanın tamamlanması için gayret gösteren yöneticilerin olduğunu görmekteyiz. Bu tezde söz konusu sürecin ayrıntıları, Savaşlarda ki strateji ve taktikler kapsamında ele alınmıştır.

Savaşİslam diniİslam tarihi+1
Osman Güreser
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
DoctorateOpen AccessTR

Roma-Bizans Dönemi'nde Ankara (Siyasi, fiziki, idari,sosyo-ekonomik ve dini yapı)

Ankara çevresinde tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşim gören bazı yerler bulunmakla birlikte Ankara şehrindeki ilk yerleşimin, mevcut tarihî ve arkeolojik çalışmalar ışığında Frigler döneminde başladığı görülmektedir. Frigler döneminde Hacı Bayram Tepesi merkezli yerleşim, Galat döneminde kaleye kaymış ve Roma hâkimiyetine giren şehir kaleden aşağı düzlüğe doğru yayılmıştır. Ankara, Roma hâkimiyetinden Türk hâkimiyetine kadar olan tarihî süreçte birçok önemli siyasî ve askerî olaylara sahne olmuştur. Şehrin konumu ve şehirden geçen yollar bu durumun önemli bir sebebidir. Ankara'nın idarî olarak Roma hâkimiyetinden Türk hâkimiyetine kadar önemli bir merkez olduğu görülmektedir. Ankara'nın idarî merkez olduğu alan, zaman içinde değişikliğe uğramasına rağmen şehrin idarî merkez oluşu pozisyonu kesintisiz olarak devam etmiştir. Ankara XII. yüzyıla kadar sırasıyla Galatia Eyaleti, Galatia Prima Eyaleti, Opsicion Theması ve Bucallerian Theması'na merkezlik yapmıştır. Bu durum şehirde yerel yöneticilerin yanında eyalet/thema yöneticilerinin bulunmasını da sağlamıştır. Bugün Ankara'da mevcut olmayan birçok yapı adı veya yapılara dair işaretler kaynaklarda mevcuttur. Roma-Bizans Ankara'sında halk, toplumsal olarak tabakalar halinde yaşamışlar ve şehrin asilleri ve zenginleri şehirde gerekli olan kamu işlerini üstlenmiştir. Ankara'da dinî açıdan paganist dönemin oldukça hareketli oluşu, şehirde tapınım ve saygı gören kültlerin çeşitliliğinden ve bu kültlere ait yapılardan anlaşılmaktadır. Paganizm'den Hıristiyanlığa geçiş sürecinde Roma İmparatorluğunda yaşanan gelişmelerin mikro örnekleri Ankara'da görülmektedir. Roma-Bizans Ankara'sında Yahudilerin bulunduğuna dair kayıtlar da mevcuttur. Şehrin Türk hâkimiyetine girmesinin ardından şehirde İslâmiyet yayılmış ve sonraki süreçte Müslümanlar çoğunlukta olmakla birlikte, Hıristiyanlar ve Yahudiler şehirde beraber yaşamayı sürdürmüşlerdir.

AnkaraAnkaraDini yapı+6
Hasan Akyol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Roma-Bizans döneminde Kudüs (IV.-VII. yüzyıl)

Kudüs, M. Ö. 10.000'lere dayanan bir takım yerleşim yerlerine sahne olmasına rağmen, şehir olarak Bronz çağının başlangıcında ortaya çıkmıştır diyebiliriz. İlk yerleşimcileri Kenâniler olan Kudüs şehrinin, krallık olarak ortaya çıkması Hz. Dâvud dönemine denk gelmiştir. Hz. Süleyman tarafından Tapınağın inşa edilmesi ve Tapınağın Babiller tarafından yıkılması arasında geçen zaman dilimi I. Tapınak Dönemi olarak adlandırılırken, Tapınağın Persler döneminde yeniden inşa edilip M. S. 70'te Romalılar tarafından yıkılması arasında geçen zaman ise II. Tapınak Dönemi olarak adlandırılır. Kudüs, M. Ö. 63'te Romalılar'ın eline geçtikten sonra, Konstantin'in dönemine kadar geçen IV asırlık süre zarfında iki büyük isyana sahne olmuştur. Bu isyanlar neticesinde Yahudiler kanlı bir şekilde bastırılmış olup dünyanın dört bir yanına dağılarak Yahudi diasporasını oluşturmuşlardır. Konstantin'in Bizans İmparatorluk tahtına geçmesiyle birlikte devlet içinde Hristiyanlığa serbestlik vermesi, Kudüs'ün Yahudi kimliğinden sıyrılması ve Hristiyanlık kimliğiyle öne çıkmasının başlangıcı olmuştur. Bu tarihten itibaren Kudüs şehri, Hristiyanlık yapılarıyla donatılarak, dünyanın dört bir tarafından Hristiyan hacıların bu şehre akışını sağlamıştır. Kudüs şehri VII asır Roma-Bizans hakimiyeti altında kaldıktan sonra, 638'de Müslümanların fethiyle, yeni bir dönemin başlangıcına sahne oldu.

Bizans DönemiFilistin-KudüsHristiyanlar+5
Muhittin Çeken
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı tuzlama yöntemleri uygulanarak zeytin ve meşe talaşları ile sıcak tütsülenmiş, +4ºc'de depolanmış gökkuşağı alabalığının raf ömrünün belirlenmesi

Bu çalışmada farklı tuzlama yöntemleri uygulanarak zeytin ve meşe talaşları ile sıcak tütsülemiş, vakum paketlenmiş ve +4ºC'de depolanmış gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'nda meydana gelen kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik ve duyusal değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Balıklara kuru tuzlama, % 10 tuz solüsyonda ve % 10 tuz + % 0,6 NaNO2 karışımından oluşan solüsyonda bekletme işlemleri uygulanmıştır. Depolamanın birinci gününde ölçülen TVB-N değeri 18,66 mg N/100g olarak saptanmıştır. Depolama süresince gruplarda TVB-N değerleri kademeli artış göstermiş (p<0,05) ve 49. günde sadece kuru tuzlanmış, meşe talaşı ile tütsülenmiş grup tüketilebilirlik değerini aşmıştır. Depolama süresince TBA değeri tüm gruplarda limit değerin altında kalmıştır. En düşük TBA değeri sırasıyla sodyum nitritle salamura edilmiş, meşe ve zeytin talaşları ile tütsülenmiş gruplarda ölçülmüştür. Serbest yağ asitleri ve peroksit değerleri kıyaslandığında; depolama süresi boyunca uygulama grupları içerisinde en olumlu sonuç zeytin talaşı ile tütsülenen gruplarda bulunmuştur (p<0,05). En düşük TAMB, TAPB ve maya-küf sayıları, sodyum nitritle salamura edilmiş, meşe ve zeytin talaşları ile tütsülenmiş gruplarda tespit edilmiştir. Duyusal değerlendirmede panelistler 42. güne kadar tüm gruplardaki balıkların hoşa giden bir ürün olduğunu bildirmişlerdir. Tüm çalışma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde, tuzlamanın, vakum paketlemenin ve tütsülemenin alabalığın raf ömrüne pozitif etkiler gösterdiği; gruplar içerisinde de zeytin talaşı ile tütsülenen grupların diğerlerine göre albenisinin daha fazla olduğu görülmüştür. Mevcut çalışma ile balıkların tütsülenmesi için diğer talaşların yanı sıra zeytin talaş atıklarının kullanılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Oncorhynchus mykiss, Sıcak tütsüleme, Zeytin talaşı, Meşe talaşı, Vakum paketleme, Raf ömrü.

Selin Kayalı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam yönetimlerinde Süryaniler (VII-XII. yüzyıllar)

Kadıköy Konsilinden (451) sonraki süreçte, II. yüzyıldan beri Hıristiyanlık dünyasını alt üst eden teolojik ihtilaflar kronikleşmiş, bu çerçevede başlıca Monofizit ve Diofizit kristolojileri etrafında klikleşmiş olan Süryani'ler, Bizans devlet ve kilisesi tarafından sapıklık ve zındıklık ithamı ile istibdat ve kanlı takibatlara tabi tutulmuşlardı. VII. yüzyılda cereyan eden İslam fütuhatı Süryani'lerin Monofizit kolunu Bizans, Diofizit kolunu ise Sasani tahakkümünden, XI. asırda tesadüf edilen Selçuklu yayılması ise genel olarak Süryani'leri, X. yüzyıldan itibaren Suriye'de yeniden hâkimiyet tesis etmiş olan Bizans ve XI. asırdan itibaren Antakya, Urfa ve Kudüs gibi Müslüman ve Süryani'lerin ortak olarak yaşadıkları kentleri ele geçiren Haçlı baskısından kurtarmıştır. Nitekim Süryani tarihinin, Antakya kilisesinin kendi bünyesinden kaynaklanan nüfuz mücadeleleri istisna, teolojik, siyasi ve bilhassa sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan altın çağına da Hulefa-i Raşidin, Emeviler, Abbasiler ve Selçuklular hâkimiyeti altında bulundukları VII-XIII. asırlar arasındaki periyot tanıklık eder. Bu vakıa, devrin Süryani, Ermeni ve Arap kaynakları tarafından da açıkça ortaya konulmuştur. Süryani toplumunu İslam hâkimiyeti altında huzur, refah ve inkişafa sevk eden amillerin büyük bir kısmı İslam dini ve hukukunun nevi şahsına münhasır yapısı ve özelliklerinden, diğer bir kısmı da yaşadıkları acı tecrübeler sebebiyle Bizans ve Latin Kiliselerine karşı daima mesafeli durmayı tercih etmiş olan Süryani'leri, tarihte diğer milletlere nazaran farklı kılan bir takım ayırt edici hassalardan neşet etmiştir.

Abbasiler DönemiEmeviler DönemiHristiyanlar+5
Zafer Duygu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaçağ'da Yezidiler

Tarihçeleri, coğrafi dağılımları, gelenek-görenekleri, ibadetleri, sosyal yapıları ile ele almaya çalıştığımız Yezidiler, Osmanlı Devletinin son dönemlerine kadar da bu sınırlar içerisinde yaşarlarken, daha sonraları Türkiye dışında Irak, Suriye ve şimdilerde ise Avrupa'nın birçok yerine dağılarak yerleşmişlerdir.Yezidiler Şeytan'a Melek Tavus ismini vererek, inançlarına göre Allah'ın ilk olarak yarattığı meleğe temelde Allah'tan sonra en çok saygı gösterdikleri halde bu saygı, görüldüğü gibi, Allah saygısını geçmiş ve sonunda her şeyi idare edenin Melek Tavus olduğu inancı ile ona aşırı saygı göstermelerinden dolayı halk arasında ?Şeytana Tapanlar? olarak anılmışlardır.Bütün canlılardan önce Melek Tavus'un olduğuna inanılır, bütün işleri ve yöneticileri kendisinin yönlendirip idare ettiğini söylerler. Bu amaçla Şeyh Adî'yi de Yezidileri doğru yola sevk etmek üzere yeryüzüne göndermiştir. Şeyh Adî'nin Melek Tavus'un emri ile Şam'dan Laleş'e geldiği şeklinde açıklanmaktadır.Irk olarak Kürt, dil olarak da Kürtçe konuşmaktadırlar. Melek Tavus'un, ?Âlimlerin Çatışmasını hoş görmem? emrine uyularak bir saygı çerçevesi içerisinde yaşatılmaya çalışılan bir inanıştır. Temeli olmayan bazı iddiaların etkili olduğu bu inanış bazı kısımlarının gizli tutulması emredilmiştir . Ve birçok şeyde ağızdan ağza sözlü bir şekilde bugüne gelmiştir. Günümüzde Yezidilere baktığımız zaman birçok ülkeye dağılmış olan Yezidiler her ne kadar kendi aralarında bir birliğin varlığından söz etseler de bugün baktığımız zaman yavaş yavaş bulundukları ülkelerle kaynaşarak asimile olmaktadırlar bu da bir nevi Yezidiliğin ortadan kalkması için önemli bir neden olarak söylenebilir. Ancak bu günlerde (yakın zaman içerisinde) Yezidilerin artık gittikleri yerleri mesken tutmayıp Türkiye'ye geri dönmeye başladıkları görülmektedir. Eğitimin yasak olduğu Yezidilerde köylerde bulunan okullar çoğunlukla Muhtar tarafından ambar olarak kullanılmasıyla çocuklarını eğitim-öğretimden mahrum bırakmaları Yezidilerin diğer bir acı gerçeğidir.

Dini gruplarDinler tarihiOrta Çağ+2
Selman Tür
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

lll-Vll yüzyıllarda Urfa (siyasi, fiziki-idari-dini ve sosyo-ekonomik yapı)

ÖZET DOKTORA TEZİ ffl - VH. YÜZYILLARDA URFA Şükran YAŞAR FD3AT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANA BİLİM DALI 2003; Sayfa: XBJ+388 Seleucoses tarafindaıı kurulan Edessa (Urfa), müstakil krallık döneminden sonra üçüncü yüzyılda Roma kolonisi oldu. Doğudan batıya ve kuzeyden güneye uzanan anayolların kesişme noktasında olmasından dolayı, Ortaçağ boyunca bölgenin askerî ve ticarî en önemli şehri haline geldi. Diğer bir bakımdan Urfa, doğu ve batı küllürlerinin birbirine karıştığı çok önemli eğitim ve kültür merkeziydi. Üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda Roma kolonisi olan Edessa (Urfa)'mn fizikî, idarî, dinî ve sosyo-ekonomik yapısı, dönemin tarihçileri tarafından ekseriyetle araştırılmıştı. Şehrin fizikî yapısı; şehir surları, içkale, idarî binalar, mahalleler, mezarlıklar vs. olarak incelendi. Dinî yapısı incelenirken özel önemlerinden dolayı Paganizm ve Hıristiyanlık iyice tetkik edildi. Yahudi ve Maniheistlere de önem ve elkinlikleri oranında değinildi. Şehrin idarî yapısı, idare birimleri, bürokrasi de araştırıldı. Şehrin sosyo-ekonomik yapısı, iktisadî hayat ve sosyal hayat olmak üzere iki başlık altında incelendi. Anahtar Kelimeler :Urfa, Edessa, Abgar, Osrhoene

Askeri yapıDini yapıEdessa+7
Şükran Yaşar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Helikopter gövdesi kabuk yapılarının deneysel analiz yöntemleriyle aktif titreşim kontrolü

Bu tez çalışması kabuk yapılara yeni bir deneysel modal analiz yöntemi uygulanarak belirlenen piezoelektrik eyleyici yerleşimi ile aktif titreşim kontrolüne yönelik bilimsel yaklaşımları içermektedir. Sayısal ve deneysel uygulamalar yüksek titreşim kontrol performansı sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Metodolojinin kabuk yapılara uygulamasında UH1H helikopteri kargo kapıları (ana kargo kapısı ve yardımcı kargo kapısı) üzerinde geçerleme yapılmıştır. Helikopter kargo kapılarının dinamik karakteristiklerini elde etmek amacı ile literatürde daha önce önerilmemiş, ilk defa ataletsel modal sarsıcı kullanılarak uygulanan, gezici sarsıcı ismi verilen yeni bir deneysel modal analiz yöntemi bu tez çalışması kapsamında sunulmuştur. Özellikle kabuk yapıların yük altında kararsız davranması sebebiyle gezici sarsıcı yönteminin geleneksel deneysel modal analiz yöntemlerine göre üstünlüğü modal analiz doğrulama yöntemleri aracılığıyla araştırılmıştır. Gezici sarsıcı yönteminin doğrusal olmayan modal matriste modal parametreleri bulmada daha başarılı olduğu kanıtlanmıştır. Yapıların deneysel olarak dinamik davranışları elde edildikten sonra sayısal modal analizlere yer verilerek, deneysel/sayısal modal korelasyon değerlerine göre optimal eyleyici/sensör çiftlerinin helikopter kargo kapıları üzerine yerleştirilmesi için mod kombinasyon metodu kullanılmıştır. Bu metot sonlu elemanlar paket programı ile uygulanan ve uygulama bakımından yeni bir yöntem olup benzer çalışmalara kıyasla hızlı ve pratik bir çözüm olarak sunulmuştur. Bu yöntemin başarımının araştırılması üzerine literatürde bulunan iki farklı çalışma ile denenmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Pozitif Pozisyon Geri Besleme (PPGB) kontrolcü tasarımı metodolojisi içerisinde helikopter kargo kapılarının deneysel aktif titreşim kontrolü amacıyla tez kapsamında geliştirilmiş adaptif olarak çalışabilen Tepki Frekans Kompansatörü ile sistem üzerinde UH1H helikopteri uçuş titreşim verilerinden elde edilen tahrik altında oluşan titreşimlerin baskın frekansları spektrum analiz ile tespit edilip bastırılmıştır. Deneysel kontrol sonuçlarına göre laboratuvar ortamında yardımcı kargo kapısı için ortalama %37, ana kargo kapısı için ortalama %30 oranında titreşim azaltma sağlanmıştır. Ayrıca sayısal aktif titreşim kontrolü çalışmalarında kullanılmak üzere yardımcı kargo kapısının ilk üç, ilk beş ve ilk on modu, ana kargo kapısında ise deneysel/sayısal modal korelasyon yüzdesi yüksek olan modlar kullanılarak durum uzay modelleri elde edilmiştir. Tüm sayısal modellerin kontrolünde PPGB kontrolcü tasarımı kullanılmış, oluşturulan kompansatörler de skaler kazanç ve sönüm oranı katsayıları optimize edilerek en etkin titreşim azaltma çalışmaları yapılmıştır.

Erdi Gülbahçe
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Other supervisors