Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Eroğlu
17 theses · Fırat University, Gazi University
Çelik–fiber lamine kompozitlerin balistik performansına bileşenlerin etkisi
Hibrit kompozitler, mukavemet/ağırlık oranı, düşük maliyet ve imalat kolaylığının gerekli olduğu mühendislik uygulamalarında önemli kullanıma sahiptir. Hibrit kompozitler, kompozit malzemelerde gerçekleştirilemeyen çekme modülü, basınç dayanımı ve darbe dayanımı gibi özelliklerin kombinasyonunu sağlar. Son zamanlarda hibrit kompozitler, yüksek verimli, yüksek performanslı yapısal malzemeler olarak kabul görmüş ve kullanımları hızla artmaktadır. Bu çalışmada Jüt, Bazalt, Cam ve Çelik fiber içerikli hibrit kompozitlerin mekanik ve balistik özellikleri incelenmiştir. Deneysel çalışmada, kompozit üretiminde jüt, bazalt, cam ve 304 tipi paslanmaz çelik dokuma kullanılmıştır. Matris malzemesi olarak da sertleştiricisiyle beraber epoxy reçine seçilmiştir. Üretim sürecinde tüm hibrit ve hibrit olmayan kompozitler 8 katman fiber kullanılarak üretilmiştir. Mekanik testler için 4 farklı hibrit olmayan, 3 farklı ikili, 3 farklı üçlü ve 1 adet dörtlü hibrit kompozit üretilmiştir. Kompozit laminatların üretimi için elle yatırma tekniği kullanılmış olup, numunelerin 24 saat süreyle pres altında bekletilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Hibrit kompozit üretimi sonrası gerekli standartlara göre çekme, eğme, tokluk ve kesme numuneleri çıkartılmıştır. Ayrıca, balistik testler için 4'lü hibrit kompozite yüksek karbonlu çelik levha ilave edilerek NIJ -0101.06'ya göre (Seviye-II standartında) atış testi yapılmıştır. Yapılan mekanik testler sonucunda hibrit olmayan kompozitler de dayanımın yüksekten düşüğe doğru, bazalt, cam, çelik ve jüt şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Hibrit kompozitlerde ise en yüksek dayanımı 4'lü hibrit kompozitin sergilediği görülmüştür. Eğme durumu için hibrit olmayan kompozitler de dayanımın yüksekten düşüğe doğru, cam, bazalt, çelik ve jüt şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Hibrit kompozitlerde ise en yüksek eğme dayanımını 4'lü hibrit kompozit vermiştir. Tokluk değerlerine bakıldığında hibrit olmayan kompozitlerde en yüksek tokluk çelik dokuma kompozitlerde ve hibrit kompozitler içinde ise 4'lü kompozitte elde edilmiştir. Kesme testlerinde ise benzer sonuçlar elde edilmiştir. Balistik atış testinde ise 4'lü hibrit kompozite 2 mm 48 HV sertliğe sahip 2 mm sac ilavesi mermi geçirimini durdurmuştur. Sonuç olarak jüte ilave edilen cam, bazalt ve paslanmaz çelik dokumanın mekanik ve balistik özellikleri arttırdığı görülmüştür.
Orta manganlı ileri yüksek mukavemetli çeliklerde krom ilavesinin mikroyapı ve mekanik özelliklere etkisi
Yirminci yüzyılın sonlarından itibaren otomotiv sektörünün öncelikleri değişmiş, yakıt tüketimi ve yolcu güvenliği gibi etkenler otomobillerin tasarımında belirleyici rol oynamıştır. Bu faktörler, yeni çelik türlerinin geliştirilmesini mecbur kılmış ve yüksek mukavemet ve gelişmiş uzama kabiliyeti gösteren ileri yüksek mukavemetli çelikler geliştirilmiştir. Sektörün artan talepleri ve katı güvenlik kuralları, zaman içerisinde yeni AHSS türlerine olan gereksinimi arttırmış ve çelik endüstrisini yeni nesil AHSS türlerini üretmenin yollarını bulmaya itmiştir. Geliştirilen bazı çelik türleri, sektörün taleplerine karşılık vermiştir. Yeni nesil AHSS olabilecek bu çelik türlerinden biri de, orta manganlı çeliklerdir. Bu çalışma orta manganlı çeliklerde krom (Cr) ilavesinin mikroyapı ve mekanik özellikler üzerindeki etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, farklı oranlarda Cr içeren (ağırlıkça % 0, 0.4, 0.8, 1.2) dört ayrı orta manganlı çelik plaka dökülmüş, bu plakalar sıcak dövme yöntemi ile sac formuna getirilmiştir. Bu saclardan alınan numunelere farklı ısıl işlem prosesleri uygulanmış, kritik tavlama sıcaklığı (650, 675, 700 ve 800 °C), kritik tavlama süresi (30, 60 dakika), soğutma ortamı (su ve hava), temperleme sıcaklığı (200, 250, 300 °C) ve temperleme süresi (20, 40, 60 dakika) gibi ısıl işlem parametreleri ile bu prosesler geniş bir şekilde ele alınmıştır. Optik mikroskop (OM) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri ile numunelerdeki mikroyapısal farklılıklar incelenmiş, X-ışını spektroskopisi (EDS) ve X-ışını difraksiyonu (XRD) analizlerinden elde edilen veriler kullanılarak kalıntı östenit fazının bileşimi ve hacimsel oranları hesaplanmıştır. Çekme ve sertlik testleri ile belirlenen mekanik özellikler, numunelerin mikroyapıları ile ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Son olarak çekme numunelerinin kırılma yüzeylerinden alınan SEM mikrografları ve makro görüntüler ile kırılma davranışları incelenmiştir. Elde edilen bulgular, düşük oranlardaki Cr ilavelerinin orta manganlı çeliklerde kalıntı östenit fazının termal kararlılığını arttırdığını ve mukavemet-uzama kombinasyonunu geliştirdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, kritik tavlama işleminin gelişmiş özellik kombinasyonu için oldukça belirleyici olduğu görülmüş, en iyi mekanik özellik kombinasyonları 650 °C'de tavlanan %1.2 Cr ilaveli numunelerde elde edilmiştir (⁓ 32 GPa.%). Kırılma yüzeylerinden alınan görüntülerde ise soğutma ortamının kırılma davranışı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Bu kapsamda, hava ortamında soğutulan numunelerde kırılmanın karma formda gerçekleştiği gözlemlenmiş ve suda soğutulan numunelerde gevrek kırılma mekanizmasının daha etkin olduğu tespit edilmiştir.
Elazığ ferrokrom cürufundan yüzey kaplama amaçlı Tozaltı kaynak tozu üreti̇mi̇ni̇n araştırılması
Bu çalışma da; Elazığ ferrokrom cürufundan sert dolgu (yüzey) kaplama amaçlı on alti (16) farklı kompozisyonda tozaltı kaynak tozu üretilmiştir. Üretilen kaynak tozları ferrokrom cürufu, demir esaslı ferro alaşımlar, seramik esaslı katışkılar ve bağlayıcıdan oluşmaktadır. Üretilen tozlar içerisine artan miktarlarda ferrokrom, ferrokrom-ferrobor, ferroniyobyum-ferrobor ve ferrotitanyum-ferrobor katılarak sert dolgu kaplamalar elde edilmiştir. Kaynak tozları ile yapılan sert dolgu kaplama işlemleri SAE 1020 çelik yüzeylere tozaltı kaynak makinesi ile gerçekleştirilmiştir. Kaplama işlemlerinden sonra kaplama bölgesinden alınan numuneler mikroyapı incelemeleri, sertlik ölçümleri ve abrasiv aşınma testlerine tabii tutulmuştur. Deney sonuçları neticesinde; Elazığ ferrokrom cürufundan tozaltı kaynak tozları üretilmiştir. Toz karışımındaki ferrokrom, ferrokrom-ferrobor, ferroniyobyum-ferrobor ve ferrotitanyum-ferrobor miktarının artmasıyla; sert dolgu kaplamaların mikroyapıları değişmiş, sertlikleri artmış ve aşınma kayıpları azalmıştır.Üretilen toz grupları içerisinde en yüksek ferro alaşım içeren toz karışımları ile elde edilen kaplamaların en yüksek sertlik ve aşınma direncine sahip oldukları tespit edilmiştir. Öte yandan; en yüksek oranlarda ferroalaşım içeren kaynak tozları neticesinde oluşan cürufların kaynak metalinden ayrılmasında da (kalkmasında) kısmi zorluklar oluştuğu gözlenmiştir. Buna rağmen; atık bir cüruftan tozaltı kaynak tozu üretilebileceği ve ferro alaşımların toz bileşimine katılmasıyla sert dolgu kaplamalar elde edilebileceği bu çalışma neticesinde ortaya koyulmuştur.
Metal toz ilavesiysiyle MAG kaynak yönteminin sert yüzey kaplama amaçlı kullanılabilirliği
Bu Yüksek Lisans tez çalışmasında metal tozu ilavesiyle MAG kaynak yönteminin sert yüzey kaplama amaçlı kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışmada AISI 1020 çelik levha, altlık malzeme olarak kullanılmış ve 4 farklı miktarda FeCrC (yüksek karbonlu) tozu özel bir aparatla ark bölgesine beslenmiştir. Kaplama işleminde 4 farklı akım kullanılmıştır. Bazı denemelerde FeCrC tozları 400 ᵒC ve 600 ᵒC 'ye ısıtıldıktan sonra kaplamalar yapılmıştır. Ayrıca bir numunede FeCrC tozu ile %4 grafit karışımı kaplama için kullanılmış ve kaplamadaki değişiklikler incelenmiştir. Yüzey kaplama işleminden sonra mikroyapı incelemesi, kimyasal ve X-Ray analizleri, sertlik ölçümleri ve abraziv aşınma testleri yapılmıştır. Sonuç olarak FeCrC toz miktarındaki artışla birlikte kaplamadaki krom ve karbon miktarının arttığı görülmüştür. Ayrıca tozlarda ön ısıtmanın kaplamaya geçen krom ve karbonun miktarındaki artışa olumlu etkisi olmuştur. Buna ek olarak FeCrC tozuna grafit takviyesi kaplamanın karbon içeriğini arttırmıştır. FeCrC tozundaki artışla beraber kaplamanın mikroyapısı martenzitten östenit+martenzit+kromkarbürlere dönüşmüştür. Benzer şekilde krom ve karbon artışıyla kaplamada sertlik değerleri ve abraziv aşınma direncinin arttığı görülmüştür.
Plazma ark yöntemiyle düşük karbonlu bir çeliğin farklı borürlerle kaplanabilirliği
Bu yüksek lisans tez çalışmasında plazma ark yüzey kaplama yöntemi kullanılarak düşük karbonlu bir çeliğin yüzeyi borürlerle (niyobyum borür ve vanadyum borür) kaplanmıştır. Plazma ark yüzey kaplama yönteminde, plazmayla meydana gelen çok yüksek ısıyla altlık malzeme yüzeyindeki tozun ergimesi sağlanmaktadır. Çalışmada bor kaynağı olarak ferrobor, Nb ve V kaynağı olarak ferroniobyum ve ferrovanadyum kullanılmıştır. Kaplamalarda hem niobyum borür hem de vanadyum borür oluşumu için beş farklı oranda toz kullanılmış olup, böylece farklı oranlarda borür içeren kaplamalar elde edilmiştir. Ayrıca, en yüksek borür içeriği için kromun etkisine de bakılmıştır. Yapılan kaplama çalışmaları sonrasında, kaplamalarda mikroyapısal incelemeler, elementel ve X-ışınları analizleri, sertlik ölçümleri ve abrasiv aşınma testleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, kaplamadaki borür miktarındaki artışa bağlı olarak sertliklerin ve aşınma direncinin arttığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Plazma yüzey kaplama, Borür, Serlik, Aşınma direnci
Türkiye'nin Avrupa entegrasyonunda araç muayene istasyonlarının durum değerlendirilmesi
Bu tezde, 01.01.2008-01.12.2009 tarihleri arasında muayene edilen ve Ulaştırma Bakanlığı otomasyon bilgilerinde tutulan muayene raporları kullanılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Türkiye'de taşıtların durumunun ne olduğu ve araç muayenelerinin 2008 yılındaki trafik kazaları üzerinde etkisi araştırılmıştır. 01.01.2008-01.12.2009 tarihleri arasında araç muayene istasyonlarına gelen, 1999-2008 model yılları arasında incelenen, tüm araçlar içerisinde en fazla tehlikeli kusurun bulunduğu taşıt cinsi tespit edilmeye çalışılmıştır.Yapılan muayeneler sonucunda, kamyonet cinsi taşıtlar, trafik güvenliği açısından en fazla tehlikeli kusurun tespit edildiği araç cinsleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tezde, taşıt yaşının, taşıtın eski model olmasının, taşıtın trafik kazasına karışıp karışmaması üzerinde etkisi araştırılmıştır. Araç muayenelerinin trafik kazalarını azaltıp azaltmadığı, 01.01.2008-01.12.2009 tarihleri arasında Türkiye geneli en fazla ağır kusur, hafif kusur ve emniyetsiz kusurlar araştırılmıştır. Türkiye'de araçların muayeneye gelip gelmediği, muayene olmayan taşıt sayısı tespit edilmeye çalışılmıştır. 01.01.2008-01.12.2009 tarihleri arasında 2008 yılının Ocak ayında hizmet vermeye başlayan araç muayene istasyonlarıyla birlikte 2008 yılında meydana gelen trafik kazalarında ölümlü-yaralanmalı bir trafik kazasına karışan taşıt sayısında % 2 oranında azalma ve trafik kazalarında da % 2 azalma olduğu tespit edilmiştir. Ancak, araç muayene istasyonlarının trafik kazalarını, trafik kazalarına karışan taşıt sayısını azaltıp azaltmadığı konusunda, gerçek etkisinin ileriki zamanlarda 5-10 yıl sonra, verilerin birikmesiyle birlikte, belli olacağı tahmin edilmektedir.
Trafikte seyahat eden ve ilaç firmalarında çalışan tıbbi mümessillerin ilkyardım bilgi düzeyinin ölçülmesi: Ankara ili örneği
Çalışma tıbbi mümessillerin ilkyardım konusundaki bilgi düzeylerini tespit etmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın evreni Ankara ilinde faaliyet gösteren ilaç firmalarında çalışan tıbbi mümessiller olup, örneklemi çalışmaya katılmayı kabul eden gönüllü bireylerdir.Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmış, elde edilen veriler SPSS 15 programında değerlendirilerek tablolaştırılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzde alınmış, Anova, Kruskalwallis testleri kullanılarak istatiksel değerlendirmeleri yapılmıştır.Tıbbı mümessillerin %32'si kadın, %68'i erkek olup %60,6'sı 21-30 yaş arasındadır. Bireylerin %63,3'ü 1-5 yıl arası ilaç firmasında çalışmakta, %51,3'ünün çalıştıkları kurum ilk kurumudur. Ayrıca mümessillerin % 84,3'ü yaptıkları işten memnun olduklarını, % 34,7'si günde 101-200 km arasında yol katettiklerini; %90,4'ü araba ile seyahat ettiklerini; %81,3'ü seyahat sırasında trafik kazasına şahit olduklarını bildirmişlerdir. Bireylerin %64,1'i kaza sırasında ilkyardım yapamamış %62,7'si ilkyardım kursu almamış,%88'inin sertifikası yoktur.Bireylerin ilkyardım bilgi düzeyleri yetersiz bulunmuştur. Ancak yaş, eğitim durumu, cinsiyet, medeni durum, çalışma ve ehliyet süresi ile ilkyardım bilgi puanları arasında istatiksel olarak fark bulunmazken(p>0.05), ilkyardım sertifikası bulunması ile fark anlamlı bulunmuştur(p<0.05).Sonuç olarak, ilkyardım bilgisi toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren önemli bir durumdur. Bu nedenle 7'den 77'ye hayat kurtarmak için herkesin ilkyardım eğitimi alması gerekmektedir.
Araç hasar tespit programı ve sürücüler arasında tanzim edilen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının incelenmesi
Bu tez çalışması ile hazırlanan hasar ekspertiz programıyla, bir aracın darbe almış olduğu kesim veya kesimlerin, hasar şiddeti ile birlikte bilgisayara girilmesi ile hasara uğraması muhtemel parçalarının, parça numarası ve birim fiyatı ile birlikte ortaya çıkması, hasarlı parçaların kullanıcı tarafından seçimi ile de hasar raporunun yazımına ilişkin bir bilgisayar programı geliştirilmiştir.Ayrıca, maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarında, sürücülerin ilgili trafik görevlisini çağırmaksızın tanzim ettikleri Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı yurtdışı örnekleri ile birlikte incelenerek geliştirilmeye çalışılmıştır.
Titanyum ve bor içeren özlü tellerle yapılan kaplamaların mikroyapı ve aşınma özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada, demir esaslı TiB2 takviyeli sert yüzey kaplama için Fe-C-Ti-B içerikli dört farklı özlü tel üretilmiştir. Üretilen tellerde titanyum ve bor içeriği değişirken, diğer alaşım elementleri sabit tutulmuştur. İmal edilen özlü teller kullanılarak düşük karbonlu bir çeliğin (SAE) yüzeyi TİG kaynak yöntemi kullanılarak kaplanmıştır. Kaplama işleminden sonra kaplama bölgesinden numuneler çıkartılarak mikro yapı incelemeleri, sertlik ölçümleri ve abrasiv aşınma testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan mikro yapı incelemeleri sonucunda bütün kaplamlarda TiB2 fazının oluştuğu gözlenmiştir. Kaplamadaki Ti ve B miktarındaki artışla beraber oluşan TiB2 fazının görünümü küçük boyutlardaki altıgen ve dörtgen yapıdan iri çubuksu yapıya doğru değişmiştir. Yine Ti ve B miktarındaki artışla beraber, kaplama sertliği artmış, aşınma kaybı azalmıştır. Sonuç olarak, sertlik ve aşınma kaybı değerleri göz önünde bulundurulduğunda, en iyi sonucun %17.2 Ti ve %7.5 B içeriğinde elde edildiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: TiB2, Sertlik, Aşınma, Mikroyapı
Araçların karşılıklı çarpışmasında sürücüye etkiyecek kuvvet ve ivme değişimlerinin analizi
İnsan hayatını ilgilendiren projelerin emniyetinin yüksek olması gerektiği, buna karşılık, oluşacak fiziksel niceliklerin ne olacağının gözlenip değerlendirilmesi için gerçek ortamda iki aracın farklı hızlarla çarpıştırılması deneylerinin ise uygulama bakımından bir hayli zahmetli ve maliyetli olması nedeniyle, bu imkanı bilgisayar ortamında sağlayan simülasyon, mühendislikte büyük öneme sahiptir. Amacı, çarpışmanın sonucunu ağırlaştıran faktörlerden yüksek hızın yanında, büyük kütlenin de çarpışmanın şiddetine katkısını göstermek olan bu çalışmada, araçlara herhangi bir dış kuvvetin etki etmeyip sürtünmenin ihmal edildiği ortamda, özellikleri korunmuş olan otomobilin, kendisi ile aynı özelliklere sahip bir otomobil ve kütlesi, kendi kütlesinden 10 kat daha fazla olan bir kamyonla 50 km/saat ve 120 km/saat lik hızlarla esnek olarak karşılıklı çarpışması sırasında, otomobil ile ağırlığı 70 kg. olarak alınan otomobil sürücüsünün aynı etki süresinde maruz kalacakları kuvvet ile ivme değerlerinin büyüklükleri arasındaki farklılıklar bilgisayar programı kullanılarak gösterilmiştir.
ABS fren sisteminin kazalara etkisinin istatistiksel analizi
Otomobillerde sürüs güvenligi, çok büyük önem tasımaktadır. Kaygan zemin sartlarında, sürücünün panik frenlemesi sonucunda, tekerlekler kilitlenerek araç kontrolden çıkar ve savrulmaya baslar. Çesitli yol - zemin sartlarında, aracın emniyetli bir mesafede durması, tekerleklerin kaymamasına baglıdır. Fren sisteminden beklenen, emniyetli durma mesafesini saglamasıdır. Bu anlamda, otomobillerde kullanılan fren sistemleri, aktif güvenlik sistemi olarak tanımlanabilir. Bu sistemi destekleyen en önemli gelisme ise her türlü frenleme sartlarında tekerleklerin kilitlenmesini önleyen ABS fren sistemidir. ABS fren sistemi, tekerlekler üzerinde bir tür basınç sınırlaması esasına göre çalısır. Böylece, fren kilitlenmesi olmadan maksimum durma kuvveti uygulanmıs olur. Panik frenleme sırasında ABS fren sistemi, lastiklerin kilitlenmeyecegi sekilde tekerlek silindirlerine uygulanan fren hidrolik basıncını kontrol eder. ABS fren sistemi'nin, bu acil frenlemeler sırasında iyi bir dogrusal kararlılık saglanmasına yardımcı oldugu tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler : Tasıt Güvenligi, Aktif Güvenlik Sistemleri, ABS, Durma Mesafesi
İki serbestlik dereceli stabilizasyon platformunun pozisyon kontrolü
Bu çalışmada hidrolik pistonlar vasıtası ile iki serbestlik dereceli stabilizasyonplatformunun pozisyon kontrolü çalışılmış ve sistemin bağlı bulunduğu ortamınhareketine karşı üst tablanın sabit olması sağlanmaya çalışılmıştır. Durum geribeslemeli kontrol ve PID kontrolcü ile kontrol yöntemleri sistem üzerindedenenmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Matlab® programında Simulinkortamında modellenen sistemin, çalışma bölgesi boyunca güncelleşendenklemlerle lineer sistem modeli elde edilmiştir. ki serbestlik derecesi için de0,003 rad'dan az açısal sapma ve 0,5 s'den az sürede yerleşim elde edilmiştir.Güncelleştirme işleminin PID kontrolde valf konum sinyalinde gürültüye nedenolduğu ve sistem denklemlerinin güncelleme aralığı artırıldığında sisteminçıkışının zaman cevabında kötüleşmeye neden olduğu görülmüştür. Durum geribeslemeli kontrol ile PID kontrol karşılaştırıldığında da güncelleştime aralığı ilelineerleştirme işleminin valf sinyalinde gürültü etkisi yaratmasından dolayıdurum geri beslemeli kontrolün daha uygun sonuç verdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler : Stabilizasyon, pozisyon kontrolü
Bilgisayar yardımıyla araç arızalarının tespiti
Bilgisayar çağımızın en önemli teknolojik gelişmelerinden biridir. İnsandanbağımsız olarak çözüm üretebilen makinaların kapsamı hala istenilen düzeydedeğildir. makinalar beynin gelişme seviyesindeki işlemleri yapabilmektedir.Uzman sistemler insan zekasına benzer özellikler taşıyan bilgisayarlar olarakkabul edilmektedir. Her sektörde uygulama alanları vardır. Ancak ülkemizdegerekli ilgiyi görmedikleri açıktır.Profesyonel olmayan kişilerin araç arızalarını gidermek için çaba sarf ettiklerigörülmektedir. Uygulamaları ise günlük hayata girmiş durumdadır. Buçalışmada araçta meydana gelebilecek herhangi bir mekanik veya elektrikarızasının bilgisayar yardımıyla tespiti ve çözüm önerisi verilmektedir.Böylelikle araç sahibi arızanın ne olabileceğini öğrenmekte ve kimi çözümönerileri ile aracını doğabilecek daha kötü aksaklıklara karşıkoruyabilmektedir.Bilim Kodu : 1021Anahtar Kelimeler : Bilgisayar Uygulamaları, Taşıt, Uzman SistemSayfa Adedi : 84Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Mehmet EROĞLU
Esnek üretim sisteminde görüntü işleme tekniği ile robotik eğitim modeli geliştirilmesi
ESNEK ÜRET M S STEM NDEGÖRÜNTÜ ŞLEME TEKN Ğ LEROBOT K EĞ T M MODEL GEL ŞT R LMES(Doktora Tezi)Mehmet TEKEREKGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜEkim 2006ÖZETModern toplum yaşamına belirgin bir şekilde giren robot sistemler ve benzerimekatronik yapıların üretim sistemlerindeki etkin kullanımları, günlükyaşamda ki yerleri ve bu doğrultuda yeni alanların oluşumunun teknolojikaçıdan ele alındığı bu çalışmada, esnek üretim sistemlerinde dijital görüntüişleme tekniklerinden renk tanıma yöntemi aracılığıyla deneysel bir eğitimrobotu olan XR3 ve yan ekipmanlarının kinematik kısıtlar altında kontrolüsağlanarak bir robotik eğitim modeli geliştirilmesi amaçlanmıştır.Renk bilgisinin kullanıldığı görüntü işleme alanında renkli nesnelerin tanınarakesnek üretim sisteminde istenilebilecek işlemlerin altı eksenli robot manipülatöraracılığıyla gerçekleştirilmesi üzerinde durulmuştur. Altı serbestlik dereceli birdeneysel robot manipülatör ve esnek üretim sistemi mantığına sahip birkonveyör bant, sistemin mekanik aksamını oluşturmaktadır. Gerçek uzaydahareketli nesnelerin yerlerinin belirlenmesi, kamera ile elde edilen görüntüüzerinde, çalışma bünyesinde geliştirilen kalibrasyon yöntemi kullanılaraksağlıklı renk bilgisinin işlenmesi sureti ile sağlanmıştır.Çalışma kapsamında belirlenen amaçların tamamını bünyesinde barındıran verobot sistem üzerinde eğitsel amaçlı deneylerin yapılabilmesine izin veren görselnitelikli ve kullanıcı etkileşimli bütünleşik gaziXR3.exe olarak adlandırılan biryazlım da geliştirilmiş ve bu tez çalışması ile birlikte sunulmuştur. Yazılımbünyesinde robot kontrolünün sağlanmasının yanında bu yapı matematikselolarakta eğitsel materyal olması yönüyle sunulmuştur.Aynı zamanda her bir eksen hareketi görsel olarak tanımlanmış ve robotunhareketiyle eş zamanlı olarak simüle edilmiştir. Farklı seviyelere yönelebilmekamacıyla Türkçe robot programlama dili geliştirilerek yazılım bünyesinekatılmıştır.Bilim Kodu : 705Anahtar Kelimeler : Bilgisayarlı görüntüleme, Görüntü işleme, RobotikEğitimi, Robot Denetimi, Esnek Üretim SistemiSayfa Adedi : 165Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Mehmet EROĞLU
Türkiye'de karayolu stratejileri
iiiTÜRKİYEDE KARAYOLU STRATEJİLERİ(Yüksek Lisans Tezi)Sedat ZAVARGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜMart 2006ÖZETBu çalışmada, Ülkemizde ki karayollarının mevcut durumu uzunluk, ekonomikolma durumu, ülke bütçesinden karayolları için ayrılan pay miktarları,tasarım kriterleri açısından incelenmiş, taşımacılık alanında alternatif olanDemiryolları ile özellikle bir karşılaştırma yapılmıştır. Karşılaştırmada yolyapım maliyeti işletme maliyeti gibi avantajlar ve dezavantajlar ortayakonulmaya çalışıldığı gibi Hava Yolları ve Denizyollarının durumuna dadeğinilmiş olup gelişmiş ülkelerde ki durum da gözden geçirilmiştir. Çalışmadaelde edilen bilgiler neticesinde Karayollarının tasarımında mevcut kriterlerdoğrultusunda beklenilen verimin elde edilemediği ve bir ülke için önemli olanstratejik bir sürecin işlenemediği ifade edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca özellikletaşımacılıkta alternatif, ekonomik, güvenli, alternatif yollara doğru bir sürecegirmenin gerekliliği vurgulanmıştır.Bilim Kodu : 920. 1.029, 801.1.077Anahtar Kelimeler : Karayolu, tasarım, stratejiSayfa Adedi : 75Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Mehmet EROĞLU
Patlamalara dayanıklı hibrit kompozitlerin geliştirilmesi
Elyaf takviyeli hibrit ve hibrit olmayan kompozitler mukavemet/ağırlık oranının gerekli olduğu mühendislik uygulamalarında önemli kullanıma sahiptirler. Hibrit kompozitler, hibrit olmayan kompozit malzemelerde gerçekleştirilemeyen çekme modülü, basınç dayanımı ve darbe dayanımı gibi özelliklerin kombinasyonunu sağlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren hibrit kompozitler; verimi yüksek ve performansı arttırılmış yapısal malzemeler olarak kabul görmüş ve kullanım alanları hızla artmaktadır. Yapılan bu çalışmada, hibrit ve hibrit olmayan kompozitlerin mekanik, tokluk ve düşük hızda ağırlık düşürmedeki özellikleri incelenmiştir. Deneysel çalışmada, kompozit üretiminde karbon fiber, bazalt fiber, cam fiber ve 50 mesh boyutuna sahip 304 tipi paslanmaz çelik dokuma kullanılmıştır. Matris malzemesi olarak da sertleştiricisiyle beraber epoxy reçine seti seçilmiştir. Üretim sürecinde tüm hibrit ve hibrit olmayan kompozitler 10 katman fiber kullanılarak üretilmiştir. İlgili testler için 4 farklı hibrit olmayan, 4 farklı üçlü kombinasyon ve 4 farklı dörtlü kombinasyon olmak üzere toplamda 12 farklı kompozit malzeme üretilmiştir. Yapılan testler sonucunda hibrit ve hibrit olmayan malzemelerin mekanik dayanımları büyükten küçüğe doğru karbon fiber, bazalt fiber, cam fiber ve çelik dokuma şeklindedir. Hibrit kompozitlerin tokluk ve düşük hızda ağırlık düşürme testinde çelik dokumanın önemli bir rol oynadığı görülmüştür.
Su verme ve karbon ayrıştırma ısıl işlemi ile üretilen ileri yüksek mukavemetli çeliklerde kromun mikroyapıya ve mekanik özelliklere etkisi
Motor teknolojisinin fosil yakıtlı veya elektrikli olmasına bakılmaksızın, otomobillerin menzilini arttırmak otomotiv sektörünün ana amacıdır. Bu amacı sağlamak için güvenlik standartlarınından ödün vermeden, düşük ağırlıklı otomobiller geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Su verilmiş ve karbon ayrıştırılması yapılmış (Q&P) çelik teknolojisi, düşük alaşımlı çeliklere uygulanabilirliği, üretiminin otomasyona uygunluğu, ısıl işlemde ihtiyaç duyulan enerjinin daha az olması, mukavemet ve süneklik birleşik değerinin yüksek olması gibi birçok nedenle bu alanda öne çıkmıştır. Bu doktora tezinde, krom elementinin Q&P çeliklerinde mekanik ve mikroyapı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, kimyasal kompozisyonu kromsuz ve ağırlıkça yüzde 0,6, 0,9 ve 1,2 krom içeren düşük karbon içeriğine sahip 30 mm kalınlığında çelik plakalar kum kalıba döküm yöntemiyle elde edilmiştir. Plakaların kalınlığı, önce sıcak presleme ile 16 mm'ye ve sonrasında dövme işlemiyle 4 mm'ye düşürülmüştür. Elde edilen bu saclardan mikroyapı ve mekanik özelliklerin incelenmesi için standartlara uygun numuneler çıkarılmıştır. Sayısal çalışmalarla elde edilen sıcaklık ve bekletme zamanı gibi parametrelere göre her bir numune grubuna üç karbon ayrıştırma sıcaklığı ve üç farklı ayrıştırma süresinde Q&P işlemi uygulanmıştır. Bu numunelere, çekme ve sertlik testleri uygulanmıştır. Ayrıca bu veriler, X-ışını spektroskopisi (EDS) ve X-ışını difraksiyonu (XRD), optik mikroskop ve SEM incelemeleri birlikte değerlendirilerek malzemelerin içyapıları, kopma türü, kalıntı östenit miktarı ve kalıntı östenit karbon oranları hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar istatistik programları yardımıyla karşılaştırılmıştır. Yapılan mikroyapı incelemeleri ve mekanik testler sonucunda krom oranının arttırılmasının, kalıntı östenit miktarını ve çekme mukavemetini arttırırken uzama değerleri üzerinde önemli bir etkisi olmadığı görülmüştür. Tüm numunelerde yoğun sünek kopma ve az miktarda gevrek kırılma yüzeyleri görülmüştür. Sonuç olarak, en yüksek kalıntı östenit miktarının en yüksek krom içerikli numunede 420 °C de 200 s bekleme süresinde elde edildiği görülmüştür. En yüksek östennit karbon konsantrasyonlarının, ısıl işlem süresinden bağımsız olarak en yüksek sıcaklıkta işlem gören numunelerde görülmüştür. Deneysel çalışmalar sonucunda, numunelerin mukamevet-süneklik çarpımı değerinin geniş bir aralıkta (15519-37100 MPa.%) değiştiği tespit edilmiştir.