Theses supervised by Prof. Dr. Metin Berber

15 theses · Karadeniz Technical University

Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sürecinden sonra Tacikistan'da sosyo-ekonomik gelişmeler

Tacikistan Cumhuriyeti'nin sosyo-ekonomik yapısının değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan bu çalışmada, ülkenin mevcut sosyo-ekonomik yapısı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ülkenin gelişmesini engelleyen sorunlar üzerinde durulmuş ve gelişmeye hız verecek öneriler belirtilmiştir. Bunlara ilaveten yeri geldiğinde Tacikistan ekonomisi ile bazı Asya ve Orta Asya ülkeleri karşılaştırılmıştır. Gerçekçi sonuçlara varabilmek için ülkenin sosyo-ekonomik yapısının nitel yönden tarihsel olarak analizi yapılmıştır. Tacikistan Cumhuriyeti'nde sosyo-ekonomik alanlarda reformlar, genişlemeler, yenilenmeler iç savaş sonrasında başlamıştır. 2000 yılına geldiğimizde Tacikistan yeni demokratik hükümetin kuruluşu itibariyle sosyo-ekonomik alanlarda ve ülkenin göstergelerinde gelişmeler ortaya çıkmıştır. Tezin içinde esas olarak ülkenin gelişme ve yenilenme sürecinde sosyo-ekonomik yapımın gösterdiği gelişim ve özelikler incelenmiştir. Hâlihazır duruma baktığımızda Tacikistan Cumhuriyeti hem mutlak hem de görecelik açısından zayıf ve kırılgan bir sosyo-ekonomik yapıya sahiptir. Anahtar Kelimeler: Tacikistan, Geçiş ekonomileri, Orta Asya ekonomileri, SSCB ve Sonrası, ekonomik ve sosyal dönüşüm

BağımsızlıkEkonomiEkonomik gelişmeler+5
Mustafo Ubaydulloev
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret ve e-devletin ekonomik etkileri

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmelerin yarattığı yeni düzende, bütün ekonomik faaliyet alanlarında araştırma, geliştirme ve teknolojinin rolünün artması sonucunda, ekonominin ortamı da bilgi ağlarına kaymaya başlamış ve eski ekonomi yerini yeni ekonomiye bırakmıştır. Bilgi ve iletişim ağları ile bütünleşen bir yapı olan yeni ekonomide, teknolojik gelişmeler interneti yalnızca iletişim aracı olmaktan çıkarmış; internet teknolojisinin ticari faaliyetlerde ve devlet kurumlarında kullanılması elektronik ticaret ile e-devlet kavramını ve bunların giderek artan önemini gündeme taşımıştır. Elektronik ticaretin ve e-devletin küresel boyutta taraflarına birçok fayda sağlaması bu iki kavramın ekonomik performans üzerinde merkezi bir yer edinmesine yol açmıştır.Bu çalışmada da, sırasıyla bilgi işlem teknolojilerine bağlı olarak şekillenen yeni ekonomi ve lokomotifleri olan elektronik ticaret ile e-devlet kavramlarının tüm ayrıntılarıyla ele alınması ve bu iki kavramın ekonomik etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu bağlamda internet kullanım oranları ile elektronik ticareti belirleyen diğer faktörlerin, elektronik ticareti ve dolayısıyla reel ekonomiyi hangi boyutlarda etkilediği Türkiye ve Dünya ülkeleri bazında güncel verilerle desteklenmiştir. Son kısımda ise ülkelerin e-hazırlık ve e-devlet endeks değerleri ile bunların ekonomiye yansıması incelenmiştir.Bu şekilde bir yaklaşım, hem bulunduğumuz ekonomik düzenin tasvirini yapmamız, hem de gelecek için strateji ve yeni bakış açıları geliştirmemize yardımcı olacaktır. Ayrıca geleneksel ekonominin yerini yeni ekonomiye bırakması ve bu süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının artması ile elektronik ticaretin ve e-devlet uygulamalarının yaygınlaştırılması karşısında, yeni ekonomik düzene geçişin gerekliliği ve önemini daha iyi vurgulamamızı sağlayacaktır.

DevletEkonomiEkonomik etki+4
Cemil Yavuz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Bölgeselleşme ve bölgeselleşmenin ticaret akımları üzerindeki etkisinin çekim modeli ile analizi

Uluslararası ticari ilişkiler, İkinci Dünya Savaşı sonrası çok taraflı serbestleşme görüşmelerine dayanan GATT/WTO odaklı devam etmektedir. Aynı zamanda 1960'lı yıllar ile birlikte Avrupa merkezli bölgeselleşme başlamış ve dünyanın gelişmekte olan bölgelerine yayılmıştır. 1990'lı yıllar ile birlikte SSCB'nin dağılması, ABD'nin bölgeselleşme tarafında tutum değiştirmesi ve Avrupa Kıtası'nda bölgeselleşme lehinde yaşanan gelişmeler bölgeselleşmeye olumlu yansımıştır. Yeni bölgeselleşme olarak adlandırılan bu süreç, günümüzde dünya genelinde önemli boyutlara ulaşmıştır. Bu gelişmeler paralelinde bölgeselleşmenin ticaret akımlarını ne yönde etkileyeceği hem teorik hem de ampirik olarak uluslararası iktisat literatüründe sıkça tartışılan konular haline gelmiştir.Literatürdeki görüşler, bölgeselleşmenin çok taraflı serbestleşme sürecini olumlu ve olumsuz yönde etkileyeceği noktasında ikiye ayrılmaktadır. Diğer taraftan bölgeselleşme, meydana getirdiği ticaret yaratıcı ve saptırıcı etkiler ile de ticaret akımlarına yön vermektedir. Bu çalışmanın amacı ticaret akımlarının belirleyicilerini ve bölgeselleşmenin ticaret akımları üzerindeki etkisini analiz etmektir. Bu nedenle, önce bölgeselleşme kavramı ve süreci ile bölgeselleşmenin ulaştığı seviye incelenmiştir. Ardından ticaret akımlarının belirleyicileri ve bölgeselleşmenin ticaret akımları üzerindeki etkileri çekim modeliyle belirlenmiştir. Çekim modeli 8 bölgesel ticaret anlaşması ile 92 ülkeden oluşan grup için yatay-kesit ve panel veri yöntemleri ile tahmin edilmiştir. Elde edilen bulgular bölgesel girişimlere göre farklılıklar sergilemiştir. Bölgeselleşmenin MERCOSUR, ANDEAN, COMESA ve CACM'ın üyeleri arasındaki ticareti artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan EU, NAFTA, AFTA ihracat ve ithalatı pozitif MERCOSUR ihracatı pozitif ithalatı negatif etkilemiştir. SAPTA, ANDEAN, COMESA ve CACM'ın ihracat ve ithalatı negatif etkilediği bulunmuştur.

BölgeselleşmeCazibe modelleriTicaret+1
Murat Can Genç
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon'un sosyo-ekonomik yapısı

Yerleşim birimleri, toplumsal düzeydeki sosyo-ekonomik gelişmelerin izlenebilmesine fırsat vermektedir. Bu nedenle illerin sosyal ve ekonomik yapılarının iktisat bilimi tarafından ele alınması bir zorunluluktur. Trabzon ilinin sosyo-ekonomik yapısının değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan bu çalışmada, ilin mevcut sosyo-ekonomik yapısı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Ayrıca ilin gelişmesinde ortaya çıkabilecek sorunlar üzerinde durulmuş ve Türkiye geneli ile karşılaştırması yapılmıştır.Trabzon iline dışarıdan bakıldığı zaman geri kalmış bir yöre olarak gözükmemektedir. Ancak Doğu Karadeniz Bölümü illerinin merkez ilçeleriyle diğer ilçeleri arasında çok büyük gelişmişlik farkı vardır. Şehir merkezi dışında yaşayan nüfusun, tarımla uğraştığı kabul edilmekle birlikte, hatırı sayılır bir tarımsal üretimin bölgede yapılamadığı çok açık bir gerçektir. Bu durumda elde edilen veriler ışığında kalkınmayı engelleyen faktörlerin giderilmesi ile Trabzon ilinin gelişim hızı daha iyi konuma gelebilir.Anahtar Kelimeler: Trabzon, Sosyo-Ekonomik Yapı, Kalkınma

Sosyoekonomik yapıTrabzon
Eda Öztürk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel yönetimler reformunun yerel ve bölgesel kalkınmaya etkisi

21. yüzyıla girerken toplumsal ve ekonomik alanda yaşanan hızlı değişim kamu yönetimini de bu değişime adapte olmaya zorlamış ve kamu yönetiminin toplumsal rolü ve işlevleri ile bunları yerine getirirken oluşturacağı kurumsal yapılar ve uygulayacağı yöntemler son derece radikal bir biçimde yeni baştan tasarlanmıştır.Kamu yönetiminde yaşanan değişim sürecinde küreselleşme-yerelleşme dinamikleri bağlamında, katılımcılık, çoğulculuk, yerellik, şeffaflık ve demokratikleşme eğilimleri ön plana çıkmış ve yerel yönetim birimlerinin önemi iyice artmıştır. Ancak kamu yönetiminde değişim sürecini etkileyen ve tüm dünyada geçerli olan bu eğilimlerin yanı sıra her ülkenin kendi iç dinamikleri de süreçte belirleyici olmuştur. Türkiye gibi merkeziyetçi yönetim geleneği güçlü olan ülkelerde, hemen bugünden yarına merkezi yönetimin küçültülmesi, merkezden yerele bir yetki ve görev aktarımı mümkün değildir. İşte bu nedenle 2000'li yılların hemen başında ülkemizde yaşanan kamu yönetimi-yerel yönetimler reformu büyük ölçüde dış dinamikler kaynaklı olsa da, sürece daha çok bu dinamikler yön verse de, süreç sonunda ortaya çıkan tabloda büyük ölçüde iç dinamikler belirleyici olmuştur.Reform kapsamında gündeme gelen ve kamuoyuna açıklanan yasa tasarıları ile bu tasarıların yasalaşma süreci sonunda resmi gazetede yayınlanan metinlerine bakıldığında bu durum çok net bir şekilde görülebilir. Tabii ki reform süreci kanun metinlerinin yasalaşması ile bitmemiş, sadece teorisi tamamlanmıştır. Reformun amaçlarıyla ilgili asıl belirleyici aşama söz konusu yasaların hayata geçirilmesidir ki; çalışmamız kapsamında yaptığımız araştırma bu konuda daha kat edilmesi gereken bir hayli yolumuz olduğunu göstermektedir. Araştırmanın sonucu `'yerel yönetimlerin mali yapısı ve insan kaynaklarının güçlendirilmesi `' konusunda oldukça iyi gelişmeler olduğunu gösterirken, `'kamu yönetiminin yerel ve şeffaf hale getirilmesi `' konusunda istenen düzeyde birgelişme olmadığını ortaya koymuştur. Ancak gerek genel anlamda kamu yönetimi, gerekse özelde yerel yönetim birimlerinin reform öncesinden çok ileri bir noktada olduğu da tartışılmaz bir gerçektir.Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması, Yerel Yönetimler Reformu, Yerel ve Bölgesel Kalkınma,

Bölgesel kalkınmaKalkınmaReform+3
Yasemin Özata Çetinkaya
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Düzey 2 bölgelerinde sanayi sektörü rekabet analizi

Sanayi sektörü, gerek diğer sektörlerle olan bağlantısı gerekse yarattığı katma değer ve istihdam bakımından ekonomik büyümenin kilit sektörü konumundadır. Temel bileşenler analizini kullanarak, Düzey 2 bölgelerinin sanayi sektörü rekabet analizini yapmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada, bölgelerin mevcut sanayi yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca sektörün sorunları incelenerek, çözüm önerileri getirilmiş ve bölgeler arası karşılaştırma yapılmıştır. Türkiye'de bölgeler arasındaki büyüme ve kalkınma tüm dönemler boyunca eşitsiz ve dengesiz gerçekleşmiştir. Temel Bileşenler Analizi kullanılarak yapılan sanayi gelişmişlik sıralamasında, bölgeler arası gelişmişlik farklarının olduğu bir gerçektir. Bu durumda, elde edilen veriler ışığında, sanayi sektörünün gelişmesini engelleyen sorunların ortadan kaldırılması ile ülkenin büyüme hızı daha iyi konuma gelebilir. Anahtar Kelimeler: Düzey 2 Bölgeleri, Sanayi Sektörü, Temel Bileşenler Analizi

Endüstri bölgesiEndüstri sektörüEndüstriyel yapılar+3
Selda Konak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Düzey 2 bölgeleri sağlık sektörü rekabet analizi

Sağlık hizmetlerinin etkin sunumu sosyal gelişmenin en temel öğelerinden birini oluşturmaktadır. Bu tezde, Türkiye?de Düzey 2 bölgelerinin sağlık sektörlerinin rekabet analizi yapılarak sosyal gelişmişlik sıralaması yapılmıştır. Bu çalışmada analiz yöntemi olarak Temel Bileşenler Analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, bölgeler arasında gelişmişlik farkları olduğu belirlenmiştir. Gelişmişlik sıralamasında sağlık sektörü açısından Düzey 2 bölgelerinde en gelişmiş beş bölge Türkiye?nin batısında yer alırken, gelişmişlik açısından son beş sıradaki bölgeler ise Türkiye?nin doğusunda yer aldığı belirlenmiştir. 2003 ve 2013 gelişmişlik sıralaması karşılaştırması sonucunda, bölgelerin sağlık sektörlerinin dengesiz bir gelişme içinde olduğu görülmüştür. Yapılan analiz sonucunda, Türkiye?de sağlık sektöründe sunulan hizmetlerden herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Sektörü, Düzey 2 Bölgeleri, Temel Bileşenler Analizi

Bölgesel kalkınmaEndüstri bölgesiRekabet+3
İrfan Sürül
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de transfer harcamaları ve ekonomik performans ilişkisi (2006-2018)

Bu çalışmanın amacı, transfer harcamalarının gelişim sürecini ele alarak, bu harcamaların ekonomik performans ve ekonomik büyüme ilişkisini incelemektir. Birinci bölümde transfer harcamaları tanımlanmış sonrasında alt sınıflandırmalarına geniş bir biçimde yer verilmiştir. Transfer harcamaları literatürde kabul gören tanımlama ve sınıflandırma biçimi dikkate alınarak incelenmiştir. Transfer harcamasının yapısı itibariyle bir kalıba göre sınıflandırmak diğer harcama türlerine göre daha zordur. Transfer harcamalarının nasıl sınıflandırıldığı kadar bütçede hangi harcama türlerinin transfer harcaması olarak kabul edildiği de önem taşımaktadır. Bu sebeple transfer harcamaları bütçe ayrımına göre ele alınıp ayrıca incelenmiştir. İkinci bölümde transfer harcamalarının gelişim süreci hem dünya hem de Türkiye özelinde ele alınmıştır. Transfer harcamalarının dünyadaki gelişimine gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin transfer harcamaları yapısına ve bu harcamaların etkilerine değinilmiştir. Türkiye'deki transfer harcamaları gelişim süreci ise üç ayrı başlık altında incelenmiştir. Bu ayrım, planlı kalkınma dönemi ile başlayıp sonrasında program bütçe sisteminden analitik bütçe sistemine geçiş süreci dikkate alınarak günümüze kadarki transfer harcamaları gelişim süreci ele alınmıştır. Bu bölüm ile birlikte transfer harcamalarının hangi alt kalemine bütçeden ne kadar pay ayrıldığı daha net bir şekilde ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise transfer harcamalarının refah göstergeleri arasındaki ilişkiye değinilmiştir. Çalışma boyunca yapılan tanımlamalar, transfer harcamalarının olumlu-olumsuz etkileri daha gerçekçi biçimde ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Transfer harcamalarının ekonomik göstergeler üzerindeki özet niteliğindeki etkilerine değinilmiştir. Transfer harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki nedenselliği ortaya koymak üzere 2006Q1-2009Q4 dönem verileri kullanılarak zaman serisi analizi yöntemlerinden Engle-Granger Koentegrasyon Analizi ve Hata Düzeltme Modeli ile ampirik olarak test edilmiştir.

Cointegration testEkonomik büyümeEkonomik performans+4
Nurselin Süer
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni korumacı politikalar ve ülke grupları ile Türkiye üzerindeki etkileri

Dünya ekonomisinde genellikle doğal afet, ekonomik kriz, salgın hastalık ve savaş dönemlerinde korumacı politikalara daha fazla başvurulmaktadır. 2008 Küresel Finans Krizi ve bu krizin etkileri sürerken ortaya çıkan Covid-19 salgını nedeniyle de tüm dünyada korumacı politikalara eğilim artmıştır. Bu dönemde uygulanan korumacı politikalar "yeni korumacılık" olarak adlandırılmaktadır. Çünkü bu dönemde uygulanan politikaların araçları örtülü korumacılık, devletlerin teşvik ve kurtarma paketleri, geri dönüşü teşvik uygulamaları gibi daha önceki dönemlerde görülmeyen yeni ve döneme özgü araçlardır. Ayrıca bu dönemde uygulanan korumacı politikalar önce rekabetçi devalüasyonlar ve kur savaşları ile başlamış daha sonra ticaret savaşlarına dönüşmüştür. Covid-19 salgını nedeniyle de ülkeler, daha önce görülmedik şekilde içe kapanmışlar, salgının etkilerini azaltmak amacıyla kısıtlayıcı önlemler almışlardır. Bu önlemlerin, insan sağlığının korunması düşüncesi gibi haklı bir gerekçesi vardır. Ancak salgının önlenmesi amacıyla pek çok ülkede ek bütçe ve fonlar yoluyla korumacı önlemler alınmış, yeni korumacı politikalar uygulanmıştır. Ayrıca ihracat yasakları, ithalat kısıtlamaları gibi yeni korumacı politika önlemleri de uygulanmıştır. Sonuç olarak; serbest ticaret ve korumacı politikalar birbirinin alternatifi değildir. Dünya'da uluslararası ticarette ana akım serbestleşme yönünde gelişmektedir. Korumacı ve günümüzde uygulanan şekli ile yeni korumacı politikalar ekonomik konjonktüre bağlı olarak, özellikle kriz dönemlerinde uygulanan geçici ve tamamlayıcı politikalardır. Özellikle 2008 Küresel Finans Krizi'nden sonra uygulanan yeni korumacı politikalar ülkelerde dışa açıklık oranlarını düşürmüştür. Uluslararası iş bölümü ve uzmanlaşmadan sağlanan yararlar azalmış, küresel değer zincirlerinde bozulmalar meydana gelmiştir. Ayrıca yeni korumacı politikalar sermaye piyasalarını olumsuz etkilemiş, yatırımlar azalmış, dış borçlar yükselmiştir. Yeni korumacı politikalar nedeniyle Dünya Ticaret Örgütü'nün işlevselliği azalmış, ticaret savaşlarının da etkisiyle küresel ticarette çatışmalar artmıştır. 2008 Küresel Finans Krizi'nden sonra uygulanan yeni korumacı politikalar sonucu ortaya çıkan ekonomik ve sosyal sorunlar, iş bölümü ve uzmanlaşma ilkesine dayalı serbest ticaretin tüm ülkelerin yararına olduğu düşüncesini desteklemektedir.

Dünya Ticaret ÖrgütüKorumacılık politikalarıKüresel değer zincirleri+3
Eda Gültekin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik konjonktür teorileri; Geleneksel fırsatçı model Türkiye uygulaması

Politik Konjonktür Dalgalanmalar teorisi analizlerinde beklentilerin kullanımı açısından iki farklı yaklaşım mevcuttur. Adaptif beklentileri kabul etmekle oluşturulan yaklaşımlar geleneksel yaklaşım olarak adlandırılırken rasyonel beklentileri dikkate alarak oluşturulan yaklaşımlar modern yaklaşımlar olarak bilinir. Her iki yaklaşımda kendi içinde Fırsatçı ve Partizan yaklaşım olmak üzere alt ayrımları mevcuttur. Fırsatçı modelde politikacılar, seçilme şanslarını artırmak amacıyla ekonomiyi kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ederler. Seçimlerden önce toplam talebi artırıcı politikalar izlerken, seçimlerden sonra ortaya çıkan enflasyonist baskıları azaltıcı politika değişikliğine giderler. Partizan modelde esas olan destekleyici seçmen kitlesinin taleplerinin karşılanmasıdır. Politikacılar onlara yönelik politikalar uygulayarak oylarını kazanmaya çalışırlar. Bu politikaların uygulanması ise politik konjonktür dalgalanmalarına yol açmaktadır. Bu çalışmada politik konjonktür dalgalanmalar teorisi bağlamında Türkiye'de geleneksel fırsatçı modelin varlığı test edilmiştir. Bu doğrultuda, geleneksel model çerçevesinde, 2003-2019 yılları arasında yapılan 2007, 2011, 2015 ve 2018 genel seçimleri incelenmiştir. Çalışmada fırsatçı model için gayri safi yurt içi hasıla, cari transferler, işsizlik oranı, kamu harcamaları, para arzı, yurt içi krediler, kamu bankaları kredileri, enflasyon oranı çeyrek dönemlik verileri kullanılmıştır. Analiz kısmında Alesina, Cohen ve Roubini 'nin 1992 yılında OECD ülkeleri ve endüstriyel ülkeler için yaptıkları çalışmalarında kullandıkları otoregresif modelden faydalanılmıştır. Geleneksel fırsatçı modelin analizinden elde edilen bulgulara göre, milletvekili genel seçimlerinin kamu harcamaları, kamu bankaları kredileri, yurt içi krediler, M2 para arzı ve enflasyon üzerinde etki yarattığı görülmüştür. İncelenen diğer değişkenlerde genel seçimlerin, kullanılan değişkenler üzerinde politik konjonktür dalgalanmalar yarattığına ilişkin kanıtlara ulaşılamamıştır. Bu durum iktidar partisinin seçim dönemlerinde uyguladığı politikaların farklı olduğu, böylece politik konjonktür dalgalanmalarının oluştuğunu göstermektedir.

EkonomiEkonomi politikalarıGeleneksel fırsatçı yaklaşım+3
Selda Konak Kuruçelik
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisi

Ekonomi literatüründe, gelişmiş bir finansal sistemin piyasa tıkanıklıklarının üstesinden gelmeye ve ekonomik büyümeyi hızlandırmaya hizmet edeceği belirtilmektedir. Fonksiyonlarını yerine getiren bir finansal sistem, kıt kaynakların en verimli alanlara transfer edilmesini sağlamak yoluyla etkinlik ve verimliliği yükseltmektedir. Bu çalışma, finansal sistemin gelişmesinin bahsedilen ilişki bağlamında ekonomi üzerinde bir etkiye sahip olup olmadığını incelemektedir. Çalışma, ekonomik büyüme ile finansal gelişme arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışmaktadır. Bu amaca ulaşmak için, birinci bölümde finansal sistem özetlenmektedir. Bu bölümde, finansal sistemin, araçların ve aracıların tanımı ve finansal sektörün düzenlenmesi konularına yer verilmektedir.İkinci bölümde, finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki, dünyadaki finansal gelişmelere yoğunlaşmış teorik ve ampirik çalışmalar incelenerek açıklanmaktadır. Finansal gelişmenin tanımı, ekonomik büyümeyle ilişkisi, finansal gelişme ve finansal gelişme ölçülerine değinilmekte; bu ikisi arasındaki ilişkileri sınayan ampirik çalışmalar ve teorik çalışmalarla bahsedilen ilişkiye dair farklı bakış açıları ortaya konulmaktadır.Üçüncü bölümde, Türkiye'de finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisi açıklanmakta ve test edilmektedir. Öncelikle, Türkiye'de finansal gelişme süreci özetlenmektedir. Daha sonra, finansal gelişmenin ölçüleri, Türkiye örneğinde ortaya konulmakta ve Türkiye'de finansal gelişme ve ekonomik büyüme konusunu inceleyen ampirik çalışmaların bir kısmı özetlenmektedir. Uygulama kısmında ise 1987-2006 döneminde Özel Sektöre Verilen Krediler/GSYİH, Yurtiçi Krediler/GSYİH ve Özel Kesime Verilen Krediler/Yurtiçi Krediler ile Reel GSYİH değişkenleri kullanılarak, Eşbütünleşme Analizi ve Granger Nedensellik Testi yapılmakta ve ekonomik büyüme ile finansal gelişme arasında uzun dönem ve kısa dönem ilişkinin varlığı araştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Finansal Gelişme, Ekonomik Büyüme, Koentegrasyon, Nedensellik.

BüyümeEkonomik büyümeFinansal gelişme+1
Bülent Akdemir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Enflasyon-ekonomik büyüme ilişkisi: Literatür ve uygulama

Enflasyonun ekonomik büyümeyi ne yönde etkilediği konusu uzun zamandan beri makro iktisat literatüründe tartışılmaktadır. Keynesyen ve Yapısalcı ekole mensup bazı iktisatçılar, enflasyonun ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkilediğini ileri sürmüşlerdir. Ancak, yapılan ampirik çalışmalarda bu konuda net bir ilişki ortaya konulamamıştır. Elde edilen bulgular sadece gözlemsel verilere dayandırılmıştır. Günümüzde genel kabul gören görüş ise, uzun dönemde, enflasyonun ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilediği şeklindedir. Çünkü enflasyon, özellikle de yüksek ve istikrarlı olmayan enflasyon, gelecekteki fiyat seviyesinin ne olacağı ile ilgili bir belirsizlik yaratmakta ve bu belirsizlik yeni yatırımları caydırmak suretiyle ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışma, enflasyon-ekonomik büyüme ilişkisini, gelişmiş, gelişmekte olan ve bireysel ülke (Türkiye) örneği için test etmektedir. Çalışmada, Grimes (1991)'in, enflasyonun ekonomik büyüme üzerindeki kısa ve uzun dönemli etkilerini bir arada test etmeye yarayan modeli esas alınmıştır. Ancak, sadece gelişmiş 21 ülkeyi inceleyen Grimes (1991)'den farklı olarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye örneği için enflasyon-ekonomik büyüme ilişkisi analiz edilmiştir. Çalışmada, 72 ülke ele alınmıştır. Bu ülkelerin 23 tanesi gelişmiş ve 49 tanesi gelişmekte olan ülkedir. Enflasyon-ekonomik büyüme ilişkisinin testinde üç yaklaşımdan hareket edilmiştir: a) Yatay-kesit analiz b) Panel veri analizi c) Zaman serisi analizi. Her üç analizden elde edilen bulguya göre, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyon ekonomik büyümeyi uzun dönemde negatif yönde etkilemektedir. Bu sonuç, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birlikte ya da ayrı ayrı ele alınması durumlarında dahi değişmemektedir. Ayrıca Türkiye'de ele alman dönem içerisinde, enflasyon ve enflasyon belirsizliğinin ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ancak uzun dönemde, enflasyon belirsizliğinin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkisi enflasyona kıyasla çok daha fazladır. Bu nedenle, Türkiye'de ekonomik büyümenin arttırılabilmesi ve sürdürülebilir bir büyümenin gerçekleştirilebilmesi için yüksek enflasyonun ortaya çıkardığı orta ve uzun dönemli belirsizliklerin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir. vm

BüyümeEkonomik büyümeEnflasyon
Seyfettin Artan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet, etkinlik ve kalkınma

02. Özet Devletlerin üstlendikleri işlevlerle, harekete geçirebildikleri kaynaklar arasındaki uyumsuzluk 1970'lerin sonlarında bir çok ülkede ağır bütçe ve borç krizleriyle su yüzüne çıkmıştır. Yaşanan bu kriz minimalist devlet anlayışına dayalı bir reform dalgasına yol açmıştır. Bu bağlamda özellikle gelişmekte olan ülkelerde devletin etkinliğini neredeyse yitirecek bir konuma gelmesi bir kriz etkeni olarak belirmiştir. Yaşanan bu gelişmeler, devletin etkin bir yapıya kavuşturulması gerekliliğini göstermiştir. Etkin bir devlet yapısını oluşturma yolunda sanayileşmiş ülkelerde kamu yönetimi reformu uygulamaları başlamış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Bu alandaki başarılı sonuçlar gelişmekte olan ülkelere de bir ümit vermiştir. Kamu yönetimi reformu uygulamalarıyla devlet idari yönden etkin bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmıştır. Bu değişim süreci Türkiye'yi de etkilemiştir. Özellikle 1980'li yıllardan itibaren kamu kesiminin yeniden yapılandırılmasına yönelik olarak kamu reformu kalkınma planlarında ve hükümet programlarında yer almıştır. Ancak, reform uygulamalarından istenilen sonuçlar alınamamıştır. Ayrıca, 1997 yılında Doğu Asya'da yaşanan finansal krizin bir nedeni olarak piyasalarda yeterli açıklığın ve şeffaflığın olmaması üzerinde durulmuştur. Bu anlamda devletin özellikle kamu kaynaklarını tahsis amacı olması, beklenen bütçelerinde ve buna ilişkin diğer mali mevzuatında saydamlığın sağlanması, makroekonomik istikrarın sağlanması ve yetkin devlete ulaşılması açısından önem taşımaktadır. Türkiye'de mali saydamlık alanında, özellikle 2000Tİ yıllardan itibaren önemli sayılabilecek adımlar atılmıştır. Bu çalışmada, devlet anlayışındaki değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkan etkin devlet kavramı, etkin devlet anlayışında yönetimde etkinliğin sağlanmasının bir yolu olan kamu yönetimi reformu, devletin ekonomik anlamda etkinliği sağlamasında da regülasyon ve rekabet politikalarının işlevi, önemi ve Türkiye'nin 1980 sonrası itibariyle yönetimde etkinliği ne derece sağladığı üzerinde durulacaktır. IX

1980 sonrasıDevletDevlet anlayışı+7
Çiğdem Karış
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye (1980-2020)

Bu çalışma, Türkiye için DYY'ler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. DYY'ler ve ekonomik büyüme ilişkisi 1980-2020 dönemi yıllık verileri kullanılarak Fourier ADL Eşbütünleşme testi, Tam Düzeltilmiş En Küçük Kareler (FMOLS) yöntemi, Dinamik En Küçük Kareler (DOLS), Kanonikal Koentegrasyon Regresyon Tahmini ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda, DYY'ler, ekonomik büyüme ve ihracat değişkenleri arasında nedensellik ilişkileri Granger Nedensellik, Toda ve Yamamoto Nedensellik, Enders Jones, Nazlıoğlu, Pata ve Yılancı Nedensellik testleri ile incelenmiştir. Fourier ADL Eşbütünleşme testinden elde edilen bulgular değişkenlerin eşbütünleşik olduğunu göstermiştir. Yapılan çeşitli EKK tahminlerine göre (FMOLS, DOLS, CCR) DYY'de meydana gelecek değişikliğin ekonomik büyümeyi etkilediği tespit edilmiştir. Granger, Toda ve Yamamoto, Enders ve Jones, Nazlıoğlu, Pata ve Yılancı nedensellik testleri bulgularına göre ekonomik büyümeden DYY'lere doğru ve ekonomik büyümeden ihracata doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Bulgular, ekonomik büyüme ile DYY'ler arasındaki ilişkinin ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak tüm bu testler bir arada değerlendirildiğinde; Türkiye ekonomisinde DYY'lerde meydana gelen artışın ekonomik büyümeyi de artırdığı ve ekonomik büyümeden DYY'lere doğru tek yönlü nedensellik bulunduğu tespit edilmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyümeEkonomik etki+4
Özgenur Demirel Yıldız
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

2008 krizi sonrasında makro ihtiyati politikalar ve geleneksel olmayan araçların kullanımı: Türkiye örneği

Bu tez çalışmasının amacı, 2008 küresel finans krizi sonrası dönemde Türkiye'de uygulanan makro ihtiyati politikaların ve geleneksel olmayan para politikası araçlarının etkinliğini finansal istikrar ve fiyatlar genel düzeyindeki değişim çerçevesinde incelemektir. Araştırmada yöntem olarak zaman serisi yaklaşımlarından yararlanılmış; değişkenlerin eşbütünleşik olup olmadıklarını test etmek amacıyla ARDL Sınır Testi Yaklaşımı ve ayrıca değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisini incelemek amacıyla Toda-Yamamoto ve Granger Nedensellik analizi ile birlikte VAR uygulanmıştır. Uzun dönem katsayıları ise DOLS ve FMOLS yöntemleri kullanılarak tahmin edilmiştir. Türkiye'de 2009Q1-2022Q1 dönemine ait "çeyrek dönemlik" verilere dayalı yürütülen analizde, geleneksel olmayan para politikasını temsilen politika faizi ve faiz koridoru; makro ihtiyati politikaları temsilen ise kredi/GSYH açığı, kredi-teminat oranı, borç/gelir oranı ve kaldıraç oranı değişken olarak seçilmiştir. Araştırma süreci, geleneksel olmayan araçlardan seçili değişkenlerin "fiyat istikrarı" ile "finansal istikrar" üzerindeki, makro ihtiyati araçlara ilişkin değişkenlerin ise "finansal istikrar" üzerindeki etkinliğini analiz etmeye dayalı yürütülmüştür. Çalışmada, finansal istikrar endeksinin hesaplanmasında BİST mali endeks, tahvil faizi, kur sepeti, kredi/GSYH ve CDS primi değişkenleri esas alınmıştır. Analiz sonuçları kapsamında araştırmada elde edilen bulgular özetle şu şekildedir. Makro ihtiyati politika araçları ile finansal istikrar endeksi ilişkisi açısından değişkenlere ilişkin seriler uzun dönemde eşbütünleşik olup, kısa dönem hata düzeltme terimi katsayısı negatif ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Makro ihtiyati araçlardan kredi/GSYH açığının finansal istikrarı olumlu; borç-gelir oranı ile kaldıraç oranı değişkenlerinin ise finansal istikrarı olumsuz yönde etkilediği tahmin edilmektedir. Değişkenlerden kredi-teminat oranı ise finansal istikrar endeksi üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildir. Geleneksel olmayan para politikası araçları ile finansal istikrar endeksi ve TÜFE ilişkisi açısından bakıldığında ise değişkenlere ilişkin seriler uzun dönemde eşbütünleşik olup, kısa dönem hata düzeltme terimi katsayıları negatif ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Çalışılan döneme ilişkin olarak, geleneksel olmayan para politikası araçlarından politika faizinin finansal istikrarı olumsuz, TÜFE'yi ise olumlu yönde etkilediği tahmin edilmektedir. Bununla birlikte DOLS ve FMOLS katsayı değerlerinin yüksek olmadığı not edilebilir. Öte yandan finansal istikrar endeksi üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmayan faiz koridoru değişkeni TÜFE üzerinde sınırlı bir etkiye sahiptir.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizFinansal kriz+4
Ceyda Bayraktar Daştan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors