Theses supervised by Prof. Dr. Mine Mengi

12 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Kani'nin manzum Letaifnamesi (inceleme ve metin)

Letaifname'nin istanbul Üniversitesi Kütüphanesi nüshasının başında konusu belirtilir. Buna göre Letaifname, Yeğen Mehmet Paşa'nın hizmetinde görevli Dadi ve Badi mahlaslı iki askerin ağzından birbirlerine nazire olarak şaka yollu söyledikleri ve herhangi bir kimseyi hedef alma yan manzum ve mensur sözlerden ibarettir. Günlük yaşantıda karşılaşılan çeşitli olaylar, toplum içerisinde bazı kişilerle meslek mensupları, özellikle Allame takma adlı kişiye yöneliktir. En yoğun eleştirinin yapıldığı Allame, Kani'nin yakından tanıdığı, bilgisiz olduğu halde toplum içeri sinde bilginmiş gibi davranan ancak her zaman küçük düşen, cahil, bigisizliğinin farkında olmayan davranışlarında tutarsızlık gösteren biridir. Allame takma adlı kişinin Hekimoğlu Ali Paşa olduğunu tahmin etmekteyiz. Kani'nin gezip gördüğü yerlerin ilginç yönleri (Şumnu, Şam, Halep, Eflak....) ile İstanbul ile İstanbul 'un semtlerinin öne çıkan yönleri belirtilir. Her ne kadar bir kimseyi hedef almadığı belirtilse de tanınmış bazı şahsiyetlere ismen eserde yer verildiği görülür.Karacaoğlan, Aşık Ömer, Hacı Bektaş-ı Veli, Hebennaka, İncili Çavuş... Aile içi ilişkiler, günlük yaşantıda karşılaşılan bazı sorunlar işlenirken, örf, adet, gelenek ve görenekler yer yer eleştirilir. Bireyler arasındaki diyaloglarla toplumun çeşitli kesimleri eleştirilirken zaman zaman çocuksu bir ifadeyle şiirde hiç beklenmeyecek bazı sözlere yer verilir. Bütün bu konular işlenirken de alabildiğince müstehcen, ağır, kaba ve argo diye nitelendirmekten daha öte yüz kızartıcı ifadelere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yergi, Allame, Mizah

Divan edebiyatıDivan edebiyatıHiciv+3
Durmuş Ali Çıraklı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Enderunlu Mehmed Akif Mirat-ı Şiir

Mir'ât-ı Şicr, 18. yüzyılda Enderunlu Mehmed Akif tarafından yazılmış bir tezkiredir. Bu tezkirede Mehmed Akif, Enderun'da yetişmiş 23 şairden bahseder. Aynı zamanda kendi biyografisiyle ilgili az da olsa tanıtıcı bilgi verir. Mir'ât-ı ŞiVde diğer tezkirelerde olduğu gibi her kategoriden şair yer almaz. Bu yönüyle Mir'ât-ı Şicr kendi türü içerisinde özgün bir eserdir. Mirât-ı Şicr, altı bölümden oluşur. Bunlar ön söz, dört bölüm ve son sözdür. Ön söz ve son söz dışındaki bölümlerde Akif, şairleri ele almıştır. Akif, bu şairleri Enderun'un bölümlerine göre gruplandırmıştır. Bu çalışmada Mir'ât-ı Şicr metnini Arap harflerinden Latin harflerine çevirdik. Elde edebildiğimiz iki nüshanın farklarını gösterdik. Ayrıca tezkirenin kısa bir değerlendirmesini yaptık. Vardığımız sonuca göre bu esere her edebiyat araştırmacısı sahip olmalıdır. Zira edebiyat inceleme alanının çeşitlendiği günümüzde tezkirelerin ışığında yeni yeni şairler keşfedilecektir. Anahtar Sözcükler: Enderunlu Mehmed Akif. Enderun şairleri. Tezkire.

Enderunlu Mehmed AkifMirat-ı ŞiirTezkireler+1
Mehmet Kılcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Nedim Divan'ında mahallileşme

Nedim Divanı'nda Mahallileşme " adıyla hazırlamış olduğumuz bu Yüksek Lisans Tezi aşağıdaki bölümlerden oluşmaktadır : 1- önsöz 2- Giriş 3- Nedim Divanı'nda Mahallileşme a) Nedim Divanı'nda İçerikteki Mahallileşme öğeleri b) Nedim Divanı'nda Dil ve Üsluptaki Mahallileşme öğeleri c) Nedim Divanı'nda Biçimdeki Mahallileşme öğeleri 4- Sonuç 5- Bibliyografya Giriş bölümünde genel olarak mahallileşme kavramı üzerinde durulmuş, bu amaçla çeşitli kaynaklarda yer alan mahallileşme tanımları verilerek mahallileşmenin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra da Nedim'e gelinceye kadar Divan şiirimizde mahallileşmenin gelişimi ele alınmıştır. Çalışmamızın asıl konusu olan Nedim Divanı'nda Mahallileşme bölümünde ise Nedim Divanı'nda içerikte, dil ve üslupta, biçimde görülen mahalli özellikler verilmiştir. iSonuç bölümünde de, Nedim Divanı'nın mahallileşme açısından özellikleri ve önemi ortaya konularak, toplumumuzu, gelenek ve göreneklerimizi, yaşam biçimimizi yansıtmadığı düşünülen Divan şiirimizin de kendi dünyası ve kuralları içinde az da olsa yukarda belirtilen özellikleri yansıttığı, sanıldığı kadar toplum yaşamımızdan uzak olmadığı gösterilmeye çalışılmıştır. Yukarda verdiğimiz plandaki sıralamayı yaparken Nedim Divanı'nda yer alan mahalli öğelerin ağırlığına göre düzenlemeye gittik. Bu nedenle de Divanda ağırlıklı olarak işlenen içerikle ilgili mahalli öğeler ön planda ele alınmış daha sonra da mahalli dil ve üslup özellikleriyle mahalli biçimsel öğelere yer verilmiştir. Mahalli öğelerin biraraya getirilebilmesi için Nedim Divanı taranarak mahalli öğeleri içeren beyitler seçilmiştir. Yaptığımız bu çalışmalar sonucunda Nedim'in Divanı 'ndaki şiirlerde mahallileşmeyle ilgili pek çok öğenin yer aldığını gördük. Bilindiği gibi Nedim 18. yüzyıl Divan edebiyatının en önemli sanatçılarından biri olduğu gibi aynı zamanda mahallileşmenin de edebiyatımızdaki en başarılı temsi İçlerindendir. Şair, yaşadığı yüzyılın diğer şairlerinden farklı, kendine özgü şiirler yazmasıyla dikkati çeker. Çünkü Nedim şiirlerinde diğer şairlerin kullanmadığı mahalli öğeleri kullanır. Mahallileşme, Divan şiirimizde dilde sadeleşmeyle başlayarak zaman içinde3 gelişen, dilden biçime ve içeriğe de yansıyan edebiyatımızın kendi toplumumuza* ve yaşamımıza yönelmesine kadar genişleyen, coğrafi yönü de bulunan bir millileşme hareketidir. Bu hareket hem dildeki sadelikle hem de edebiyatımızın biçimindeki ve içeriğindeki milli olma özelliğiyle yakından ilgilidir. 16. yüzyıldan itibaren kendi toplumumuza özgü bir kimlik kazanma yoluna giren Divan şiirimizde, 15. yüzyıl Divan şairlerinden Aydınlı Visali, Necati, Ca'fer Çelebi ve Yahya Bey' in şiirde atasözlerini, deyimleri ve halk söyleyişlerini kullanarak başlattıkları mahallileşme hareketi 16. yüzyılda Tatavlalı Mahremi ile Edirneli Nazmi'nin temsilcisi oldukları Türki-i Basit Cereyanı olarak bilinen akımla devam etmiştir. 17. yüzyıldan sonra mesnevilerde, kaside ve gazellerde kullanılan atasözleri ve deyimler başka mahalli öğelerin yanı sıra eserlere yenilik sadelik ve millilik özelliklerini kazandırmıştır. 17. yüzyıldaki dilde sadeleşmenin ve mahallileşmenin en önemli temsilcisi de Sabit olmuştur. 18. yüzyıla gelindiği zaman Divan şiirinin önde gelen sanatçısı Nedim'in kendisinden önce başlatılan mahallileşme hareketini oldukça başarılı bir biçimde geliştirdiğini görüyoruz. Nedim şiirlerinde özellikle içerikle ilgili mahalli öğelere geniş yer vermiş, şiirleride yaşadığı dönemin hayatını yansıtabilmiştir. Onun şiirlerinde gelenekleri, görenekleri, inançları, insanları giyimgiyim Ruşamı ve yaşam biçimiyle bütün olayları, ramazanları, bayramları, semtleri, güzellikleri ve canlılığıyla Lale Devri İstanbul'unun yankıları görülür. İstanbul hayal ürünü bir şehir olarak değil, içinde insanların yaşadığı, sokakları, camileri, sarayları ve köşkleri olan, büyük, güzel ve bakımlı bir şehir olarak karşımıza çıkar. Şaire göre İstanbul'un bir taşına bütün bir Acem mülkü bile feda edilir. Bu şehir herşeyiyle güzeldir. Nedim şiirlerinde sadece istanbul'u ve Lale Devri 'ni değişik özellikleriyle anlatmakla kalmaz. Atasözlerini, deyimleri, halk dilinde kullanılan kelimeleri ve İstanbul Türkçesini de kendisinden önceki şairlerden daha çok ve ustaca kullanır. Şen, coşkulu ve içten söyleyişi, şiirde yaptığı yenilikler dolayısıyla kendinden sonra gelen pek çok şairi de etkiler. Şair, şiirlerinde biçimsel özellikler bakımından da yeniliklere gider. Kasidelerinde klasik kasidede bulunması gereken bütün bölümleri kullanmaz. Kaside nazım şekliyle anlatılması gereken konuları şarkı nazım şekliyle anlatır. Şarkı nazım şeklinin konularını genişletir. Şarkılarında daha çok İstanbul'u ve İstanbul yaşamım anlatır. Halk kültürüne, halk zevkine duyduğu ilgi dolayısıyla hece vezni yi e bir de türkü yazan şair, biçimsel özellikler bakımından da şiirlerine mahalli bir renk katar. Kafiye ve rediflerin Türkçe kelimelerden olmasına özen gösterir. Kısaca söylemek gerekirse Nedim şiirleriyle edebiyatımıza yeni bir renk, yeni bir soluk getirmiş mahalliöğelerle zenginleştirdiği şiirleriyle bütün bir Lale Devri'ni ve bu devirde istanbul halkının yaşam biçimini bir tablo güzelliğiyle gözler önüne sermiştir. Kendisinden önce ve kendisinden sonra mahalli öğeleri kullanan, eserlerinde mahalli özellikler bulunan şairler olmasına rağmen Divan şiirinde mahallileşme denildiği zaman ilk akla gelen isim Nedim olmuştur. Bunun nedeni daha önce de söylediğimiz gibi şairin mahalli öğeleri kullanmadaki başarısıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki yaşadığı dönemin özelliklerini ve toplum yaşamını başarıyla yansıtması ve taşıdığı mahalli özellikler dolayısıyla Nedim'in Divanı mahallileşme ve mahallileşmenin değişik özelliklerinin ortaya çıkarılması bakımından oldukça önemlidir.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+2
Dilek Batislam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk hiciv edebiyatında Ziya Paşa

BiyografiHicivTürk edebiyatı+2
Mustafa Apaydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

15. yüzyıl şairlerinden Mesihi'nin Gül-i Sad-Berg'i

15. yüzyılDivan edebiyatıDüzyazı+7
İbrahim Çetin Derdiyok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzuli, Baki, Nef`i ve Nedim Divanlarında iç mekan

Adından da anlaşıldığı gibi tezimizin konusunu dört büyük Dîvan şairinin divanlarındaki iç mekân unsurları teşkil etmektedir. İç mekân denilince, "genel olarak insanların ferdî,ailevi ve sosyal yaşantılarının önemli bir kısmını sürdürdükleri, içerisinde barındıkları ve birtakım ihtiyaçlarını giderdikleri, her tarafı kapalı, ancak dış mekânla ilişkisi kapı, pencere ve baca gibi kısımlarla sağlanan, çoğunlukla insan eliyle yapılmış bina " anlaşılmaktadır. Bu anlamda iç mekân kavramı içerisine ev (beyt,hane,külbe ) dergâh (tekke), mâbed (kabe, cami, deyr, bütgede, ateşhane), meyhane hârâbat, humhane ), saray, kasr (kâşane, sahilhane, yalı), konak, medrese (mektep), hammam, darüşşifa, imaret, kütüphane, dükkân, kârhâne, değirmen, otağ (çetr) gibi yapılar girmektedir. Bunların hemen hepsi de söz konusu divanlarda değişik şekillerde geçmektedir. Bunlardan bir kısmı, iç mekân anlamının dışında,Dîvan şiiri geleneğinde kazandığı soyut anlamda kullanılmıştır. Bundan da teşbih, istiare, teşhis, telmih, mecaz ve mübalağa gibi söz sanatlarının rolü büyük olmuştur. Fuzûli, iç mekân olarak ev, dergâh, meyhane ve mâbed ile ilgili unsurlara sıkça yer vermiş; saray, kasr, konak gibi unsurlara gerçek anlamda hemen hiç temas etmemiştir. Bunda Fuzûlî'nin Dünya görüşünün, aşk anlayışının, yaşadığı sosyal ve doğal çevrenin etkisi büyüktür. Baki ise ev, saray, kasr, mâbed ve meyhane gibi yapılara fazla yer vermiştir. Bu da onun yaşadığı sosyal hayatla doğru orantılıdır. Nefî de iç mekân unsurlarını kullanım sayısı itibariyle Bâki'den pek farklı değildir. Ancak Nef Tde mübalağa, teşbih, teşhis ve mecaz sanattan, bu unsurların mahiyetini değiştirmektedir. Nedîm ise kasr, saray, ev, dergâh ve meclis gibi unsurları daha sık ve diğer şairlere göre daha somut anlamda kullanılmıştır. Bunda da özellikle Nedim'in yaşadığı sosyal ve doğal çevre ile birlikte mizacının fonksiyonu büyük olmuştur. Fuzûlî Dîvanı'nda toplam 218, Bakîde 203, Nef Tde 231, Nedim'de 379 adet iç mekân unsuru kullanılmıştır. Her ne kadar çoğu klişe ise de bu kullanımlar, şairlerin yaşadıkları devirlerle ilgili çok yönlü bilgiler edinmemizi sağlamaktadır. Bu kullanımlara bakıldığında, iç mekân unsurlarında Fuzûli'den Nedim'e doğru bir artma ve bununla birlikte bir somutlaşma, bir maddileşme görülmektedir.

BakiDivan edebiyatıDivan edebiyatı+4
Rizvan Yıldızhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Kani'nin mensur Letaifnamesi ve Hezliyyatı

Konusu, 18. yüzyıl Divan şairi Kânî'nin Mensur Letâif nâmesi ve Hezliyyâtı olan hu doktora tez çalışması metin ve inceleme olmak üzere iki ana bölümden meydana gelmiştir. İnceleme bölümünde, eserin yazarı Kânî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra, incelemenin konusu olan mensur Letâifnâme ve Hezliyyât'ın tanıtımı ve incelemesi yapılmıştır, incelenen eserde yer alan değişik türlerde yazılmış metinler içerdikleri mizah ve hiciv öğeleri bakımından değerlendirilmiştir. Metin bölümünde ise, eserin Lâtin Alfabesi' ne çevirisi yapılmış, metinde geçen Arapça ve Farsça ibarelerin Türkçe karşılıkları da metnin sonunda verilmiştir. Sonuç olarak, Kânî'nin eserinden yola çıkarak 18. yüzyıl Divan edebiyatının nesir dili ve üslubuyla hiciv ve mizah konulu Divan edebiyatı eseri erininin içeriği ve özelliği hakkında bilgi verilmiştir. ANAHTAR KFLÎMFIFR: 1- Kânî ?- Hiciv 3- Mizah 4- Nesir 5- Letâifnâme

Divan edebiyatıDivan edebiyatıDivanlar+4
H. Dilek Batislam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Sehî Beg ve Latîfî Tezkirelerinde istitrâd

Tezimizde Sehî Beg ve Latîfî tezkirelerinde istitrâd amaçlı anlatılan hikâyeler üzerinde durduk. İstitrâd, anlatılan konuya zenginlik ve çeşitlilik katarak okuyucunun ilgisini canlı tutmak amacıyla ana konu arasına konuyla bağlantılı başka bir konu sıkıştırmaktır. Bir üslûp özelliği olarak değerlendirebileceğimiz istitrâdın Sehî Beg ve Latîfî tezkirelerindeki yerini ortaya koymaya çalıştık.Sehî Beg Tezkiresi, Anadolu sahasının ilk tezkiresidir. Dolayısıyla Sehî Bey eserini, kendisine örnek kabul ettiği kendisinden önce farklı sahalarda yazılmış tezkirelerle benzer nitelikte yazmıştır. Buna bağlı olarak tezkiresinde bazı şairler hakkında anlattığı hikâyeler de model aldığı tezkirelerdeki hikâye anlatım amacına uygunluk göstermektedir.Latîfî Tezkiresi, Anadolu sahasında yazılmış ikinci tezkiredir. Biçim ve içerik yönünden Sehî Beg Tezkiresi'nden farklı bir yapıdadır. İstitrâd amaçlı hikâye anlatımı bakımından da farklılık göstermektedir. Latîfî Tezkiresi'nde anlatılan hikâyelerin çoğu belli bir amaca yöneliktir. Yani Latîfî, anlattığı bu hikâyeleri bazı şairler hakkındaki tespitlerine tanık göstermiştir. Bu yönüyle Latîfî Tezkiresi'ndeki hikâyeler oldukça işlevseldir.Anahtar Kelimeler:Tezkire, İstitrâd, Sehî Beg, Latîfî, Hikâye

Emine Seymen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Pinhan ve Mahrem romanları odağında Elif Şafak`ın romanlarında görülen klasik Türk edebiyatı dönemi kültür unsurları

Bu çalışmada, Pinhan ve Mahrem romanları odağında, Elif Şafak'ın romanlarında Klasik Türk Edebiyatı dönemine ait kültür unsurlarını saptamayı ve bu unsurların romanlarda nasıl ve hangi amaçla kullanıldığını belirlemeyi amaçladık.Pinhan romanın tematik olarak da biçimsel olarak da tasavvuf düşüncesi üzerine inşa edildiğini gördük. Anasır-ı erbaa, devir, tekerrür, zıtlık, Aşk, içsel yolculuk, denge, insan sevgisi, halka, isimler, inci gibi tasavvuf kavramlarının yanında çift cinsiyetlilik, eski İstanbul mahalle yaşamı, hurafeler gibi temaların masalsı, fantastik bir biçimde anlatıya dönüştürüldüğünü saptadık. Romanın biçimsel düzenlenişinin dört unsura göre tasarlandığını, kurgunun da çember kavramına göre düzenlendiğini belirledik.Mahrem romanında görme ve görülme sorunları anlatılırken, yazarın bu soruna tarihsel bir arka plan kurgulayarak mitolojiden, dinsel metinlerden, efsanelerden, Şamanizm'den, Kuran'dan yaptığı alıntılarla metinlerarasılık çerçevesinde mahrem kavramını derinliğine sorunsallaştırdığını gördük. Her iki romanın anlatımında Klasik Türk Edebiyatı metinlerinde görülen telmih, teşhis, teşbih, seci, aliterasyon ve tekrarlara bolca yer verildiğini, böylece masalsı-şiirsel bir üsluba ulaşıldığını saptadık. Yazarın; Şehrin Aynaları, Bit Palas, Baba ve Piç, Araf, Siyah Süt, Aşk romanlarında ise bireysel ve toplumsal temaları belirledik. Bireysel tema olarak sorunlu aile bireylerinin iç dünyalarının, yalnızlığın, yabancılaşmanın, köksüzleşmenin, sevgisizliğin, korku ve endişenin, intihar ve ölüm düşüncesinin, arada kalmışlığın, aşkın, varoluş sıkıntısının, aidiyet duygusunun, çocukluk acılarının, ruhsal sorunların sıklıkla işlendiğini gördük. Toplumsal tema olarak geçmişin, tasavvufun, dinsel çatışmanın ve hoşgörünün, azınlık sorunlarının, geleneksel mahalle yaşamının, hurafelerin, kadın sorunlarının, modern dünyanın getirdiği sorunların, kaderin, zamanın, Doğu-Batı sorunlarının ele alındığını belirledikSonuç olarak, Elif Şafak'ın romanlarında tema ve anlatım açısından Klasik Dönem Türk Edebiyatı unsurlarının belirleyici bir öneme sahip olduğu görüşüne vardık.Anahtar Kelimeler: Çift cinsiyetlilik, halka, sır, isim, vuslat, geçmiş, Avrupalılaşma, görme.

EdebiyatKlasik Türk edebiyatıKültür+4
Mustafa Ever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Lârendeli Şânì Gülşen-i Efkâr (inceleme-metin)

16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın başlarında yaşamış olan Lârendeli Şânî'nin yazdığı dinî-tasavvufî içerikli Gülşen-i Efkâr mesnevisi çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır.Çalışmamızın ?Giriş? bölümünde sanatçının hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkındaki bilgiler verilmiş ve Gülşen-i Efkâr tanıtılmıştır. Sonraki bölümde eserin biçimsel özellikleri üzerinde durulmuştur. Dil ve anlatım özelliklerini içeren sonraki bölümde ise sanatçının anlatımdaki çeşitliliği nasıl yakaladığı ve dili kullanmadaki başarısı incelenmeye çalışılmıştır. İçerik özellikleri başlıklı diğer bölümde Gülşen-i Efkâr'ın konusu, özeti, kişileri, mekânı ve zamanı hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. Sonuç kısmında Lârendeli Şânî ve Gülşen-i Efkâr'a ilişkin tespit ettiğimiz noktalardan yola çıkılarak bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın son bölümü olan ?Metin? kısmında ise metne esas olan nüshalar ve çeviri yazıda izlenen yöntemle ilgili açıklamalarda bulunulmuş ve mesnevinin çeviri yazılı metni verilmiştir.

EdebiyatGülşen-i EfkarLarendeli Şani+1
Cengiz Veli Kurmuş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Cemali Divanı (inceleme-metin)

BiyografiCemaliCemali+2
İbrahim Çetin Derdiyok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1988
00
DoctorateOpen AccessTR

Garib-name (1-5.bablar)

Aşık PaşaBiyografiGaribname
Hasan Altınzincir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1991
10

Other supervisors