Prof. Dr. Murat Atalı danışmanlığındaki tezler

11 tez · Ankara Yıldırım Beyazıt University, İstanbul University, İhsan Doğramacı Bilkent University

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Compromise at the juridical disputes According to the Legislative Decree Numbered 659

In this study, the provisions with respect to the compromise of the Legislative Decree Numbered 659 that are to be applied in case of settlement of the disputes by using compromise in which the public authorities are the party have been observed. The compromise, which means to end disputes without the need to a court decision through an agreement between parties, has been regulated both in the Code of Civil Procedure Numbered 6100 and the Legislative Decree Numbered 659. In this sense, firstly the concept of compromise has been observed in general and then the provisions that are regulated in the Code of Civil Procedure and the Legislative Decree Numbered 659 have been handled in details and lastly the differences between the concerned Code and the Legislative Decree have been compared. Key Words: Compromise Agreement, Compromise before Court, Legislative Decree Number 659, Code of Civil Procedure Numbered 6100

Code of Civil ProcedureCode of Civil ProcedureLegal disputes+6
Nurbanu Erzurumlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boşanma davasında geçici hukuki koruma tedbirleri

Geçici hukuki korumalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Onuncu Kısmında üst başlık olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde ihtiyati tedbirlere, ikinci bölümde ise delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalara yer verilmiştir. Kanun koyucu, diğer kanunlarda yer alan geçici hukuki korumaları tek tek belirtmek yerine ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında diğer geçici hukuki korumalar olabileceğini ifade etmiştir. Bu bakımdan boşanma davası söz konusu olmaktadır. Boşanma davasında hâkim, kural olarak eşlerin talepleriyle bağlı olarak boşanmaya ya da ayrılığa karar verir. Usul hukukunda her ne kadar tasarruf ilkesi geçerli olsa da, boşanma davaları bakımından kendiliğinden araştırma ilkesi geçerli olacaktır. Nitekim hâkimin, boşanma davasından önce ya da dava sırasında bir takım önlemleri alması gerekebilir. Bu çalışma, boşanma davasını zaman bakımından üçe ayırmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'da ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulüne İlişkin Kanun'da önlem, tedbir ya da geçici önlem olarak adlandırılan bu düzenlemelerin hukuki niteliği ihtiyati tedbir, geçici hukuki koruma ve çekişmesiz yargı işi bakımından değerlendirilmektedir. Ayrıca, boşanma davasından sonra karar verilebilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının da geçici hukuki koruma olup olamayacağı ele alınmaktadır. Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin önlemlerin, Türk Medeni Kanunu m. 169'daki geçici önlemlerin ve 4787 sayılı Kanun'daki önlemlerin hukuki niteliğinin aile hukukuna özgü geçici hukuki koruma olduğu; 6284 sayılı Kanun'daki önlemlerin hukuki niteliğinin çekişmesiz yargı işi olduğu; maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının hukuki niteliğinin dava olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: geçici hukuki koruma, ihtiyati tedbir, çekişmesiz yargı işi, boşanma davası, önlem, tedbir, geçici önlem.

BoşanmaGeçici hukuki korumalarİhtiyati tedbir
Şafak Orhan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The concept of the ordinary flow of life in civil procedure law

The concept of the ordinary flow/course of life appears as a measure used when making an assessment or making a prediction or trying to comprehend an event. As in everyday language, there is an increasing use in law. However, this does not mean that it is a new concept in law. Because, some expressions that have been used as a criterion in evaluation and reasoning processes under different names point to the concept of the ordinary flow/course of life. Accordingly, the concept of the ordinary course of life; It refers to a typical, ordinary, habitual flow or sequence shaped by life experiences, rules of logic and even scientific knowledge. The judge has to make an evaluation at various stages, including the determination of the facts, the legal qualification of the detected facts and the determination of the legal result. Here, one of the criteria used by the judge while making an evaluation is the ordinary flow/course of life. However, when judicial decisions are examined, it is seen that the mentioned concept has a much more intense use in proof. Because, the concept of the ordinary course of life is frequently used in matters such as demonstrating the reliability of an evidence, determining whether a fact has come true or not as claimed, and the value of an existing or proven fact in terms of a separate/independent fact. Therefore, in this study; After making general explanations about the concept of the ordinary flow/course of life, the place of the concept in proof, its relationship with the basic concepts of proof and what kind of function it undertakes in the evaluation of evidences are tried to be explained.

Murat Bildir
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konkordato sürecinde borçlunun doğrudan doğruya iflâsına karar verilmesi

Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan borçlu, borçlarını tasfiye etmek veya malî durumunu düzeltmek amacıyla konkordatoya başvurabilir. Bununla beraber konkordato mühletinin kaldırılması, konkordatonun tasdik edilmemesi ve konkordatonun tamamen feshedilmesi hâllerinde borçlunun iflâsına karar verilmesi mümkündür (İİK m. 292, İİK m. 308, İİK m. 308/f). Konkordato mühletinin kaldırılma sebepleri İcra ve İflâs Kanunu'nun 292. maddesinde düzenlenmiş olup, bu sebepler aynı zamanda birer iflâs sebebidir. Konkordatonun tasdik edilmemesi üzerine borçlunun iflâsına karar verilmesi ise İcra ve İflâs Kanunu'nun 308. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu madde uyarınca iflâs kararı verilmesi için doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birisinin mevcut olması gerekir. Diğer taraftan alacaklının doğrudan doğruya iflâs talep edebileceği hâlleri düzenleyen İcra ve İflâs Kanunu'nun 177. maddesine göre; İcra ve İflâs Kanunu 308. maddesindeki hâl varsa, alacaklı borçlunun doğrudan doğruya iflâsını talep edebilir. Bu hâliyle İcra ve İflâs Kanunu m. 308 ve m. 177 hükümleri birbiriyle çelişmektedir. Ayrıca İcra ve İflâs Kanunu m. 292 uyarınca mühletin kaldırılması üzerine iflâs kararı verilmesi için başka bir sebep aranmazken; İcra ve İflâs Kanunu m. 308 uyarınca iflâs kararı verilmesi için doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birisi aranmaktadır. Konkordatonun tamamen feshedilmesi hâlinde ise mahkeme tarafından İcra ve İflâs Kanunu m. 308 uygulanır (İİK m. 308/f-f. 3). Konkordato sürecinin olumsuz sonuçlanması üzerine mahkeme, şartları mevcutsa borçlunun iflâsına re'sen kararı verir. İflâs kararıyla birlikte mahkemenin tasfiye türünü de belirlemesi gerekir (İİK m. 308/f. 2). Ayrıca gerekli görülmesi hâlinde konkordato komiserinin veya komiserlerinin iflâs idaresi şeklinde görevini sürdürmesi mümkündür. Diğer taraftan mühlet içinde komiserin izniyle doğan borçlar, konkordatonun iflâsla sonuçlanması hâlinde masa borcu sayılır. Anahtar Kelimeler: Konkordato mühletinin kaldırılması, konkordatonun tasdik talebinin reddi, konkordatonun feshi, konkordato komiseri, iflâs.

Şefika Memiş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Vakıaların toplanması açısından teksif ilkesi

Medenî usûl hukukuna hâkim olan ilkelerden biri olan teksif ilkesi, tarafların iddia ve savunmalarının dayanağını oluşturan vakıaları ve delilleri Kanun'da belirlenen usûl kesitine kadar sunabileceği anlamına gelir. Söz konusu usûl kesitinden sonra vakıa ve delillerin ileri sürülme hakkı sukût eder. Yargılamanın hızlandırılması amacıyla İtalyan Kanonik hukukunda ortaya çıkan teksif ilkesi, tarih boyunca değişik hukuk sistemlerinde farklı şekillerde geçerli olmuştur. Teksif ilkesinin bazı ülkelerde çok katı şekilde geçerli olup bazılarında ise sınırlı şekilde geçerli olması bu ilkenin niteliğinden kaynaklanır. Zira teksif ilkesi yargısal temel haklardan olmayıp ne şekilde geçerli olacağı bir hukuk politikası tercihidir. Çalışmanın ilk bölümünde teksif ilkesinin kapsamı, işlevi, ortaya çıkışı, Alman hukuku ve İsviçre hukukundaki düzenlenişi ile diğer ilkelerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise hukukumuzda vakıaların ilk derece yargılamasında ileri sürülme şekli ele alınmıştır. Bu kapsamda dilekçeler teatisinde vakıaların getirilmesi ile dilekçeler teatisinden sonra mevcut olan iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı, vakıalar yönünden incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise çekişmesiz yargıda, tüketici hakem heyetinde, arabuluculukta ve tahkimde vakıaların ileri sürülmesi değerlendirilmiştir. Çalışmada bu konular incelenirken Yargıtay içtihatları ile Türk öğretisindeki ve yabancı öğretideki görüşlere yer verilmiştir.

Savunmayı genişletme yasağıTeklif ilkesiVakıa+3
Alper Tunga Küçük
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
20
DoktoraAçık ErişimTR

Hakemlerin hukuki sorumluluğu

Bu çalışmada, sıklıkla başvurulan bir uyuşmazlık çözüm yolu olan tahkim faaliyetinin kilit unsurlarından birini teşkil eden hakemlerin hukukî sorumluluğunun temeli, kapsamı ve neticeleri incelenmektedir. Bu amaçla ilk olarak hakemlerle uyuşmazlığın tarafları arasındaki ilişkinin hukukî temeli incelenmiştir. Daha sonra söz konusu hukukî ilişkinin temelini teşkil eden hakem sözleşmesinin niteliği irdelenmiş, tarafların bu sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Son olarak da hakemlerin hukukî sorumluluğunun kanunlarda ne şekilde düzenlendiği, bu düzenlemelerin sınırlandırıcı olup olmadığı tartışılmıştır. Ayrıca hakemlerin hukukî sorumluluğu, hâkimlerin hukukî sorumluluğu ile karşılaştırılmış, hakemler açısından hukukî sorumluluktan bağışıklığın söz konusu olup olmadığı sorusuna cevap aranmıştır. Hukukî sorumlulukla ilgili olduğu ölçü de hakemlerin cezai sorumluluğu da sınırlı bir şekilde ele alınmıştır.

Hakem sözleşmesiHakemlerHakemlik+3
Orhan Emre Konuralp
İhsan Doğramacı Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
11
DoktoraAçık ErişimTR

MTK ve HMK kapsamında hakem kararlarına karşı iptal davası

Taraf iradesinin ön planda olduğu tahkim yargılaması neticesinde verilen hakem kararlarının denetimi tahkimde devletin müdahalesinin söz konusu olduğu hallerin başında gelmektedir. Hakem kararlarının devlet mahkemelerince denetlenerek, tahkim yargılaması esnasında gerçekleştirilen hukuka aykırılıkların ortadan kaldırılması amacıyla pek çok ülke mevzuatında yaygın bir şekilde kabul edilen "iptal davası" tahkimin o ülke bakımından geleceğine etki etmektedir. Türk hukuk sistemimize ilk olarak 21.6.2001 tarihli 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15'inci maddesi ile getirilen iptal davası, sonrasında 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 439 ile de benimsenmiştir. Getirilen bu yenilikle, Türk hukuk sisteminde hakem kararlarına karşı tek müracaat yolunun iptal davası olduğu açıkça düzenlenmiştir. "MTK ve HMK Kapsamında Hakem Kararlarına Karşı İptal Davası" isimli çalışmamızda, Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 15 ile Hukuk Muhakemeleri Kanun m. 439'da öngörülen iptal davası açma imkânı karşılaştırmalı olarak incelenmekte, uygulamada yaşanan sorunlar, Yargıtay kararlarına yansıyan ihtilaflar ile doktrinde ileri sürülen görüşler çerçevesinde açıklanmaya çalışılmaktadır.

Hakem kararlarıKanunlar 6100 sayılıKarşı dava+3
Serpil Işık
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçici hukukî koruma tedbirlerine karşı kanun yolları

Bu çalışmada, devlet mahkemelerinde görülen hukuk davalarında geçici hukukî koruma tedbirlerine ilişkin verilen kararlara yönelik başvuru yolları, dar ve teknik anlamda kanun yollarıyla (istinaf ve temyiz) sınırlı olacak şekilde, üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde öncelikle geçici hukukî koruma kavramı, geçici hukukî koruma tedbirlerinin ortak özellikleri ve türleri açıklanmıştır. Ardından, geçici hukukî koruma tedbirleri hakkında tesis edilen kararların hukukî niteliğine ilişkin yapılan değerlendirmeler bağlamında, bu kararların geçici nitelikli nihai karar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İkinci bölümde öncelikle kanun yolu kavramı, hukukî dayanakları ve zaman içerisinde kazandığı dar ve teknik anlam çerçevesinde açıklanmıştır. Sonrasında ilk derece mahkemelerince geçici hukukî koruma tedbirlerine ilişkin tesis edilen kararların kanun yolu denetimi, kanun yolu açıkça öngörülenler ve öngörülmeyenler ile bu konuda herhangi bir düzenleme içermeyenler bakımından ayrı ayrı ele alınmıştır. Son olarak bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalarda, geçici hukukî koruma tedbiri taleplerinin yöneltileceği mahkemeye ve bu kapsamda verilen kararların kanun yolu denetimine ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise öncelikle kanun yolu aşamasında doğan geçici hukukî koruma ihtiyacını konu alan taleplerin hangi yargı organına yöneltileceği belirlenmiştir. Ardından, bu bağlamda verilen kararların kanun yolu denetimini gerçekleştirecek mahkeme ve denetimin kapsamı ele alınıp, Yargıtay tarafından istinaf incelemesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bölge adliye mahkemesiDenetimGeçici hukuki korumalar+6
Sümeyye Sena Fırat
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medenî usûl hukuku açısından taşınmaz mülkiyetine elatmanın önlenmesi davası

Bu çalışmanın özünü elatmanın önlenmesi davasının medenî usûl hukuku açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Bu bağlamda ilk bölümde elatmanın önlenmesi davasının korumayı hedeflediği hukukî değer olan mülkiyet hakkına dair açıklamalar yapılmıştır. Ardından özellikle elatmanın önlenmesi davası üzerinde durularak mülkiyet hakkını koruyan davalar, maddî hukuk boyutuyla açıklanmış ve bu davaların elatmanın önlenmesi davasından farkı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu bölümde son olarak elatmanın önlenmesi davasının konusuna, türüne ve taraflarına dair açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde elatmanın önlenmesi davası medenî usûl hukukunun kurumları açısından incelenmiştir. Bu kapsamda görev ve yetki üzerinde durulmuştur. Ardından paylı mülkiyet ilişkisi içeren uyuşmazlıklarda taşıdığı önem sebebiyle derdestlik üzerinde özellikle durulmuştur. Devamında elatmanın önlenmesi davasında ileri sürülebilecek itiraz ve def'ilere dair açıklamalar yapılmıştır. Ardından ispat meselesine dair açıklamalar yapılmıştır. Bu bölümde ayrıca elatmanın önlenmesi davasının gittikçe uygulama alanı genişleyen tahkim ve arabuluculuğa elverişliliği de incelenmiştir. Son bölümde ise elatmanın önlenmesi davasında verilen hükme dair açıklamalar yapılmıştır. Yine paylı mülkiyet ilişkisi içeren uyuşmazlıklarda taşıdığı önem sebebiyle kesin hüküm meselesi üzerinde özellikle durulmuştur. Ardından kanun yollarına değinilmiştir. Son olarak elatmanın önlenmesi kararlarının icrası açıklanmıştır. Çalışma boyunca açıklanan konular hakkında yakın tarihli yüksek mahkeme kararlarına yer verilmeye çalışılmıştır.

Elatmanın önlenmesi davasıGayrimenkullerMedeni usul hukuku+2
Aziz Çelik
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medeni Usûl Hukuku açısından mirasçılık belgesine ilişkin talep

Bu çalışmada, mirasçılık belgesi medenî usûl hukuku açısından incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, öncelikle mirasçılık belgesi terimi ve öğretide bunun yerine kullanılan diğer terimler üzerinde durulmuştur. Akabinde ise mirasçılık belgesinin işlevleri açıklanmış ve belgenin hukukî niteliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda mahkeme tarafından düzenlenen mirasçılık belgesinin, çekişmesiz yargı işi sonucunda verilen bir mahkeme kararı; noter tarafından düzenlenen belgenin ise resmî bir belge niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Mirasçılık belgesinin hukukî niteliği, çalışma boyunca olduğu gibi, belgeyi düzenleyen makama göre bir ayrım yapılmak suretiyle ele alınmıştır. İkinci bölümde, mirasçılık belgesinin düzenlenmesine ilişkin talep ve belgenin düzenlenmesi usûlü üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda ilk olarak bu talebin hukukî niteliği, belgeyi talep etmeye yetkili kişiler ve maddî hukuk açısından talebin ileri sürülebilirlik koşulları açıklanmıştır. Sonrasında mirasçılık belgesinin düzenlenmesi usûlü incelenmiştir. Bu noktada, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382 gereğince bir çekişmesiz yargı işi niteliğinde olan mirasçılık belgesinin verilmesi işine yönelik bir itiraz söz konusu olduğunda, belgenin çekişmeli yargı kapsamında düzenlenip düzenlenemeyeceğine ilişkin görüşlere yer verilmiştir. Ardından belgenin verilmesine ilişkin kararın niteliği ve bu karar neticesinde başvurulabilecek yollara ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise mirasçılık belgesinin geçersizliği ve bunun sonuçları ele alınmıştır. Bu bağlamda iptal davası ile Noterlik Kanunu m. 71/C'de yer alan itiraz yolu üzerinde durulmuştur. Yapılan değerlendirme sonucunda itiraz yolunun noter tarafından verilen belgenin denetimini sağlamaya yönelik özel bir yol olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Medeni usul hukukuMirasçılık belgesiNoter+1
Miray Altınkaya
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Compromise at the juridical disputes According to the Legislative Decree Numbered 659

In this study, the provisions with respect to the compromise of the Legislative Decree Numbered 659 that are to be applied in case of settlement of the disputes by using compromise in which the public authorities are the party have been observed. The compromise, which means to end disputes without the need to a court decision through an agreement between parties, has been regulated both in the Code of Civil Procedure Numbered 6100 and the Legislative Decree Numbered 659. In this sense, firstly the concept of compromise has been observed in general and then the provisions that are regulated in the Code of Civil Procedure and the Legislative Decree Numbered 659 have been handled in details and lastly the differences between the concerned Code and the Legislative Decree have been compared. Key Words: Compromise Agreement, Compromise before Court, Legislative Decree Number 659, Code of Civil Procedure Numbered 6100

Code of Civil ProcedureCode of Civil ProcedureLegal disputes+6
Nurbanu Erzurumlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

Diğer danışmanlar