Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Delican
16 theses · İstanbul Beykent University, İstanbul University
Mesleki teknik ortaöğretimde okul-işletme işbirliğinin eğitime katkısı
Bilim teknoloji, sanayi ve mesleki teknik eğitim bir birinden ayrılamaz bütün haline gelmiştir. Bilimsel çalışmalar neticesinde teknoloji gelişmiş ve bu teknolojideki gelişme endüstride kullanılan üretim metotlarını ve kullanılan makine ve aletlerin değişmesine gelişmesine sebep olmuştur. Mesleki ve teknik eğitimin üzerine düşen en önemli görevlerden biri çağın gerektirdiği değişimi yetiştirilecek bireylere aktarmaktır.Tezde okul-işletme işbirliğinin, eğitime olan katkılarının analiz edilmesi ve eğitime katkılarının arttırılması amacıyla neler yapılabileceğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.Veriler kaynak tarama ve saha araştırması yapılarak elde edilmiş, istatistiki analize tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul-işletme işbirliğinin; öğrencilerin, iş hayatına uyum sağlamaları ile yeni teknolojileri öğrenme ve kullanma becerileri üzerine olumlu katkılar sağladığı, aynı zamanda öğrencilerin kendi alanlarında istihdam edilmesinde önemli katkısı olduğu tespitine varılmıştır. Bunun yanında koordinatör öğretmenlerin, okulların ve işletmelerin farklı problemlerle karşılaştıkları anlaşılmıştır.
İlköğretim okullarındaki öğretmenlerin etkili okul algıları
Tezde, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, etkili okul kavramını algılayışları ile mevcut ilköğretim okullarını etkili algılama düzeyleri incelenmiştir. Çalışma İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi örneğinde yapılmıştır.Çalışmada, verilerin toplanmasında, ?kaynak taraması? ve ?alan araştırması? teknikleri kullanılmıştır. Alan araştırmasında ilköğretim okulu öğretmenlerine anket formu uygulanmış ve yöntem olarak da survey tekniğinden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda, okullara ilişkin bazı niteliklerin (velilerin okul ile olan ilişkileri, öğrenci başarısı, öğretmenlerin mesleki gelişim imkanları vb.) ve boyutların öğretmen beklentilerini tam olarak karşılamamasına rağmen, öğretmenlerin yeniliklere, değişimlere açık oldukları ve mevcut ilköğretim okullarını, etkili okul olarak algıladıkları tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Etkililik, Etkili Okul, Örgütsel Etkililik, Algı, Okul Geliştirme
İlköğretim okullarındaki yöneticilerin etkili okul algıları
Tezde, ilköğretim okullarında görev yapan yöneticilerin, etkili okul kavramını algılayışları ile mevcut ilköğretim okullarını etkili algılama düzeyleri incelenmiştir. Çalışma İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi örneğinde yapılmıştır.Çalışmada, verilerin toplanmasında, ?kaynak taraması? ve ?alan araştırması? teknikleri kullanılmıştır. Alan araştırmasında ilköğretim okulu yöneticilerine anket formu uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, okullara ilişkin bazı niteliklerin (velilerin okul ile olan ilişkileri, öğrenci başarısı ve disiplini, öğretmenlerin mesleki sorumluluk duygusu vb.) ve boyutların yönetici beklentilerini tam olarak karşılamamasına rağmen, yöneticilerin okulda iyi bir çalışma ortamının oluşmasına dönük davranış sergiledikleri ve mevcut ilköğretim okullarını, etkili okul olarak algıladıkları gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Etkililik, Etkili Okul, Örgütsel Etkililik, Etkili Yönetici, Öğretimsel Liderlik
Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının karşılaştıkları sorunlar: İstanbul ili örneği
Bu tez çalışmasında; İstanbul'da Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde çalışan sosyal hizmet uzmanlarını uygulamada karşılaştığı sorunları tespit etmek amaçlanmıştır. Yaşanılan sorunları tespit etmek için alan araştırması yapılmıştır. Alan araştırmasında veriler anket ve yüz yüze görüşme teknikleri kullanılarak toplanmıştır. Alan araştırmasının sonucunda, sosyal hizmet uzmanlarının hastanelerde, yönetim, hasta, fiziki çevre, sosyal hizmet ve sosyal yardım kuruluşları, sosyal güvenlik kuruluşları ve yasal düzenlemelerden kaynaklanan problemler yaşadığı tespit edilmiştir.
Türkiye'de okul öncesi eğitim ve sorunlar
Bu tez, okul öncesi eğitim kurumlarının fiziki yapılarının eğitim ve öğretime uygunluğunun incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kurumların fiziki özelliklerinin çocuk gelişimi üzerinde önemli bir unsur olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda, öncelikle okul öncesi eğitimin tanımına, önemine, Türkiye'deki ve dünyadaki gelişimine yer verilmiş, ardından kurumlardaki mevcut fiziki yapının durumunun ortaya konması ve eksikliklerin tespit edilmesine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini, İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan resmi ilköğretim okulları bünyesinde görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, Fiziki yapı
Akran istismarının ilköğretim öğrencilerinin okul iklimi algıları üzerindeki etkisi: Esenyurt ilçesi örneği
Tezde; ilköğretim öğrencilerinin zorbalık eğilimleri ile okul iklimi alt boyutlarından (öğretmen-öğrenci ilişkisi, idare, öğrencilerin davranışsal değerleri, öğrenciler arası ilişkiler, anne-baba, toplum ve okul iletişimi, güvenlik ve düzenlilik) memnuniyetleri ölçülerek, akran istismarının öğrencilerin okul iklimi algılarına etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Çalışma İstanbul ili Esenyurt ilçesi örneğinde yapılmıştır.Çalışmada verilerin toplanmasında, ?kaynak taraması? ve ?alan araştırması? teknikleri kullanılmıştır. Alan araştırmasında öğrencilere CASE/KOİD Kapsamlı Okul İklimi Değerlendirme Ölçeği, Zorbalık Eğilimi Ölçeği ve bilgi formu kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, okul iklimi alt boyutları ile zorbalık eğilimleri alt boyutları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Okul iklimi ölçeğinde öğretmen-öğrenci ilişkisi alt boyutu; cinsiyet, yaş ve sınıf değişkenine göre, idare alt boyutu cinsiyet ve sınıf değişkenine göre, öğrencilerin davranışsal değerleri alt boyutu babanın eğitim düzeyi ve ailenin gelir düzeyi değişkenine göre, aile, toplum ve okul arası iletişim alt boyutu, sınıf değişkenine göre, güvenlik ve düzenlilik alt boyutu sınıf ve ailenin gelir düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Zorbalık eğilimi ölçeğinde olumsuz yansıtma alt boyutu cinsiyet değişkenine göre, duygusal paylaşım eksikliği alt boyutu cinsiyet değişkenine göre, güç kullanma alt boyutu cinsiyet ve ailenin gelir düzeyi değişkenine göre, başkalarını üzme alt boyutu cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir.
Okul yöneticilerinin öğretmenlerle olan çatışmayı yönetme stratejileri
Okul yöneticisinin amacı, doğacak çatışmaları engelleyerek veya çatışmaları olabildiğince ortadan kaldırarak çalışma hayatında uyumlu ilişkiler kurulmasını sağlamaktır. Çalışmada çatışmanın nedeni, önemi, türleri, kaynağı, birey içi mi yoksa bireyler veya örgütler arası çatışma mı olduğu, yönetimi, yönetim teknikleri ve son olarak sonucu sorgulanmaktır.Okul yöneticisi olumlu ve tutarlı davranışlar sergileyip, öğretmenlerle olan ilişkisinde daima motive edici ve yapıcı olmaya çalışan, doğacak çatışmalardan korkmayıp kendini hazır hisseden, eksiklikleri önceden görebilen ve bireyler arası etkileşime önem ve dikkat veren kişi olmalıdır.Çalışmada okul yöneticilerinin öğretmenlerle olan çatışmayı yönetme stratejileri açıklayıcı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca konuya ilişkin ilköğretim öğretmenlerinden oluşan bir grup öğretmene yöneticilerinin uyguladıkları çatışma yönetimi stratejileri ile ilgili sorular sorularak bir alan araştırması yapılmıştır.
Öğretmenlerin sendikalardan beklentileri: İstanbul örneği
Öğretmenlerin sendikalardan beklentilerinin ortaya çıkartılması bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Bunun için öncelikle geniş bir teorik çalışma yapılmıştır. İşçi sendikalarındakı durum ve gelişim kavranmaya çalışılmıştır. Buradan hareketle Türkiye'deki, Amerika'dakı ve bazı Avrupa ülkelerindeki öğretmen sendikalarının örgütsel özelliklerine, gelişimlerine, fonksiyonlarına ve faaliyetlerine bakılmıştır. Teorik çalışma sonucunda elde edilen bilgilere dayanılarak anket hazırlanmıştır. Anketin uygulanacağı örneklem alınırken maksimum çeşitleme örneklemesi kullanılmıştır. Anketler yüz yüze görüşme yoluyla yapılarak bilgiler toplanmıştır.Anket sonuçları ilişkisel tarama modeline göre analiz edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında anket ile toplanan bağımsız değişkenlere ilişkin frekans ve yüzdeler bulunmuştur. İkinci aşamada ise, anket ile toplanan bağımsız değişkenin iki kategorili olduğu durumlarda farklılıkları saptamak üzere ilişkisiz T Testi kullanılmıştır. Bağımsız değişkeninin üç ve daha fazla olduğu durumlarda sürekli değişkenlere göre puan ortalamalarının arasındaki farklılıkları saptamak üzere Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) işlemleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın tüm istatistiksel analizleri SPSS for WINDOWS programı ile gerçekleştirilmiştir.Araştırma öncesinde öğretmenlerin sendikalardan ekonomik, sosyal ve siyasal beklentilere sahip oldukları düşünülmekteydi. Araştırma sonucunda öğretmenlerin ekonomik beklentilerinin sosyal ve siyasal beklentilerine göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Öğretmenlerin sendikalardan hak ve menfaatlerini korumasını, sosyal olarak dayanışma ortamı sağlamasını ve günlük siyasetten uzak iş yapmasını istedikleri varsayılmaktaydı ve araştırma sonuçlarıda bunları doğrulamıştır.
Sosyal politikalar ile ekonomik kalkınmanın karşılıklı ilişkisi: Güney Kore örneği
Bu tez çalışmasının konusu Güney Kore'nin kalkınma döneminde yürüttüğü ekonomik ve sosyal politikalardır. Tezin amacı bu politikaların ekonomik kalkınmayla ve birbirleriyle olan karşılıklı ilişkilerini ortaya koymak, kalkınmanın aşamalarına göre ortaya çıkan ilişkileri analiz etmektir. Bu amaçla, literatür araştırmalarına dayalı olarak sosyal politikalar, ekonomik kalkınma, endüstri ilişkileri, sosyal güvenlik, eğitim, sağlık ve yeniden dağıtım başlıkları altında incelenmiş; bunların ekonomik kalkınma ile ilişkileri ortaya konulmuştur. Daha sonra Güney Kore'nin endüstri ilişkileri ve geniş anlamda sosyal politikaları, ekonomik tarihi ve kalkınma politikaları bağlamında incelenmiştir. Sonuç olarak endüstri ilişkilerinin ülke yönetimleri tarafından kalkınma politikalarına dayalı olarak belirlendiği ve sosyal hedefler yerine ekonomik hedefler doğrultusunda kullanılan bir girdi olduğu görülmüştür. Ülkede ekonomik olarak başarılı bir tablo ortaya çıksa da kalkınma döneminde çalışanlar açısından olumsuz bir tablo sergileyen bu endüstri ilişkileri yapısı diğer sosyal politika alanlarındaki sunumları da olumsuz etkilemiş, sosyal güvenlik, sağlık ve eşitsizliklerle mücadele bakımından etkili politikalar ortaya çıkmamıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal politikalar, endüstri ilişkileri, ekonomik kalkınma, ithal ikamesine dayalı kalkınma, ihracata dayalı kalkınma, Güney Kore
Emeklilik sonrası toplumsal hayata uyum sorunları
Bireysel ve toplumsal yönü olan emeklilik birey için çalışmanın olmadığı, toplumsal rol ve statüde değişimlerin gerçekleştiği bir yaşam aşamasıdır. Genel nüfusun ve yaşlı nüfusun artması ile birlikte emekli sayılarında artış görülmüştür. Bunun yanı sıra ortalama yaşam beklentisinin ve emeklilikte geçirilen sürelerinde artması neticesinde de emeklilik dönemi hem politik hem de akademik açıdan ilgi odağı olmaya başlamıştır. Emekliliğin ekonomik, fiziksel, psikolojik ve sosyal sonuçları ve bunların bireylerin yaşamları üzerindeki etkilerinin önemi artmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı emekliliğin sonuçlarını belirleyerek, bu sonuçlara bağlı olarak emekliliği uyum sürecindeki bireysel farklılıklar ile bu süreçte karşılaşılan temel sorunları ortaya koymaktır. Bu doğrultuda sahip olunan kaynakların düzeyleri üzerinden çalışanlar ile emeklilerin karşılaştırılması yapılmıştır. Tezde literatür taramasında elde edilen verilerden, kamu ve özel kurum ve kuruluşların raporlarından, Sosyal Güvenlik Kurumu İstatistik Yıllıkları ile ulusal temsil kabiliyeti olan Türkiye İstatistik Kurumu'nun mikro verilerinden yararlanılarak emekliliğin sonuçları ve emeklilik hayatına uyum değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; emeklilikte her bir kaynağın farklı düzeylerde gerçekleşerek emeklilik hayatına uyumu farklılaştırdıkları tespit edilmiştir. Bir kaynağın düzeyine yönelik verilen tepkilerin de emekliliğe uyum açısından önemli olduğu görülmüştür. Kaynaklar birlikte değerlendirildiklerinde etkilerinin farklı sonuçlara neden olduğu dolayısıyla tek bir kaynağın seviyesi emeklilik hayatına uyumun anlaşılmasında yeterli olmamaktadır. Son olarak emeklilikte çalışma hayatına göre düşük kaynak düzeylerinde olmanın etkileri daha az olumsuz olmaktadır.
Sosyal politika açısından Almanya'da emek piyasasının organizasyonu
Dünya ekonomisinde önde gelen ekonomiler arasında yer alan Almanya Federal Cumhuriyeti'nde, 2002'de Federal İş Kurumu'nda patlak veren 'İşe Yerleştirme Skandalı' (Alm. Vermittlungsskandal) sonrasında 2003-2005 arasında Hartz Reformları hayata geçirilmiştir. Bu reformlar sâyesinde Almanya 1970'lerden beri 'başarısızca' sürdürdüğü işsizlikle mücadelede nihayet olumlu netice elde edebilmiş ve yaklaşık 15 yıldır düşük işsizlik ve yüksek istihdam oranlarıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Aktifleştirici nitelikte emek piyasası politikası yaklaşımını benimseyen bu reformlarla emek piyasaları küresel rekabette sürdürülebilirliği sağlayabilmek için yeniden şekillendirilip çağdaşlaştırılmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede, sosyal politika açısından, Hartz Reformları ile Alman emek piyasasında meydana gelen değişimler tezin konusunu; emek piyasasındaki sağlanan başarının nasıl bir organizasyonel yapıyla elde edildiğinin ortaya konulması ise tezin amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, nitel veri toplama yöntemlerinden faydalanılmış ve ilgili literatür taraması ile elde edilen veriler zaman derinliğinde analiz edilmiştir. Tezde yapılan analizler neticesinde Hartz Reformları ve dayandığı anlayışın Alman geleneğinde bir kırılma ya da paradigma değişimi olup olmadığının literatürde devam eden bir tartışma konusu olduğu görülmüştür. Bununla birlikte Hartz Reformları'nın bir yandan mevcut Sosyal Piyasa Ekonomisi ve Alman sosyal politika paradigması içerisinde kalınarak gerçekleştirildiği, fakat diğer taraftan liberal anlayışa (Anglo-Sakson) yönelen, piyasa ekonomisini güçlendirme yönünde, bir eğilime sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dördüncü Sanayi Devriminin (Endüstri 4.0) emek piyasaları üzerindeki etkileri
Sanayi devriminin başlangıcından itibaren günümüze kadar üç büyük devrim süreci yaşanmıştır. Şimdi ise gelişen teknolojiler ile birlikte Endüstri 4.0 olarak isimlendirilen dördüncü sanayi devriminin etkileri görülmekte ve ülkeler ile çalışanlar için yepyeni bir süreç beklenmektedir. Dördüncü sanayi devriminin, sanayide, makinelerin insan gücüne gereksinim duymadan kendilerini ve imalat süreçlerini idare etmeye başlamalarıyla meydana çıktığı kabul edilmektedir. Endüstri 4.0 devrimi ile birlikte üretim aşamalarında insanların etkisi giderek azalmakta ve yerlerini robotlara, ışıksız fabrikalara terk etmektedir. Gelecek süreçte, robotlar ve insanlar arasında istihdama yönelik çok sert bir mücadelenin olacağı şimdiden tahmin edilmektedir. Robotlar yüzünden işsiz kalanlar olacak, birçok meslek yok olurken, yeni meslekler ortaya çıkacaktır. Bu çalışmada dördüncü sanayi devriminin sosyo-ekonomik sonuçları, emek piyasaları üzerindeki etkileri, yeni teknolijik devrim ile ortaya çıkan meslekler ve değişen koşullara istinaden işgücünün nasıl yeniden yapılandırılacağı gibi konular incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Emek Piyasası, İstihdam, Teknoloji, İşgücü.
Güney Kore ekonomisinde Chaeboller ve endüstri ilişkileri
Kore'nin sanayileşme politikaları ve bu politikalar çerçevesinde endüstri ilişkilerinin şekillenmesinde Chaeboller stratejik bir aktör olarak görev almıştır. Zamanla birer dev şirket grubuna dönüşen Chaeboller, önce Kore'nin sanayileşmesini sağlayan kalkınma planlarının uygulanmasında önemli görevler üstlenmiş, sonra da ülkenin ekonomik büyümesinin devam etmesinde etkili olmuşlardır. Bu çerçevede çalışmanın esas amacı; Kore'nin sanayileşme sürecinde ve sonrasında endüstri ilişkileri açısından Chaebollerin rolünün ve etkisinin incelenmesidir. Kore'nin kalkınmasında kilit rol oynayan Chaebolleri hem kalkınma hem de endüstri ilişkileri bağlamında analiz eden az sayıda çalışma bulunması da bu tezin ortaya çıkış nedenlerinden biridir. Söz konusu amaçla, Güney Kore, kalkınma ve Chaebol üçlemesini içeren yazın derlenmiş, olaylar tarihsel düzlem içerisinde ortaya konulmuş ve analiz edilmiştir. Tezde ulaşılan sonuçlara göre; Kore'de kalkınma planlarının uygulandığı yıllarda hükümetin yönlendirmesiyle Chaebollerin sendikal örgütlenmelerin işyeri düzeyinde şekillenmesinde etkili olduğu ancak daha sonra zamanla ülkede ve dünyada değişen siyasal, ekonomik ve yasal çevre şartları altında Chaebollerin izlediği çalışma ilişkileri politikaları farklılaştığı tespit edilmiştir. Bu noktada bir kısım Chaebolün sendikal yoğunluğun yüksek oranlara ulaşmasına imkan veren politikalar izlemesine karşılık kimi Chaebollerin ise çalışanların sendikalaşma ihtiyaçlarını azaltacak nitelikte yüksek ücret ve diğer sosyal haklar sağlama yoluna gittikleri ve sendikasız çalışma ilişkileri politikalarına yöneldikleri belirlenmiştir.
Çalışma yaşamında Y ve Z kuşağının liderlik tipi algılarının karşılaştırılması:Turizm sektöründe bir araştırma
İşgücünün sevk ve idaresinde çalışanların liderlik algısı önemli rol oynamaktadır. Çalışanların liderlik algılarının farklılığında kuşakların liderlik tercihlerinin rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu çalışmada Y ve Z kuşaklarının liderlik algılarının karşılaştırılması ile fark ve benzerlikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Literatür tarama, alan araştırması anket tekniğiyle veri toplama ve istatistiki analiz yoluyla değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuçta literatürde ileri sürülen kuşaklararası farklar yerine daha çok benzerliklerin olduğu, sadece dönüştürücü liderliğin bireysel ilgi ve yönetsel liderliğin koşullu ödüllendirme boyutlarında farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.
Belediyelerde toplu iş sözleşmesi uygulamaları: İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Bu çalışmada, Türkiye'nin en büyük belediye teşkilatı olma özelliğine sahip olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile belediye çalışanlarının örgütlenebilecekleri "genel işler" işkolunda en çok üyeyi barındıran sendikalardan Belediye-İş ve Hizmet-İş arasında yapılan toplu iş sözleşmelerinde çalışma koşullarının düzenlenmesi bakımından yıllar itibariyle meydana gelen değişimler değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler özellikle kanunlardaki değişiklikler, yetkili sendika değişimi, yönetim anlayışında yaşanan dönüşümler çerçevesinde ele alınmıştır. Konunun incelenmesinde literatür taraması ve İBB ile Belediye-İş/Hizmet-İş arasında 1986-2020 yıllarını kapsayan 17 adet toplu iş sözleşmesinin analizi olmak üzere iki yöntem kullanılmıştır. Sonuç olarak, incelenen toplu iş sözleşmelerinin çalışma şartlarını düzenleyen hükümlerinin önemli bir bölümünde çalışanlar lehine olan düzenlemeler yapıldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kamu İstihdamı, Toplu İş Sözleşmesi, Sendika, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Çalışma Koşulları
Merkezi ve yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşlarının körlere yönelik mesleki eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri
Bu çalışmada, kör bireylerin istihdamına yönelik sosyal politika uygulamalarından biri olan mesleki eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin önemi ve gerekliliği, İstanbul ilinde yaşayan kör bireyler üzerinden anlatılmıştır. Çalışmanın temel amacı, kör bireylerin eğitim, sağlık hizmeti, meslek seçimi, istihdam, bağımsız yaşam ve toplumsal hayata katılım alanlarında yaşadıkları sorunların, mesleki eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine olumsuz etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada veriler literatür tarama yolu ve körler ve körlere yönelik faaliyet yapan kurum ve kuruluşlarda görevli personelle yapılan görüşme ve gözlemler yolu ile elde edilmiştir. Bu çalışma, kör bireyin kendisine ve ailesine psiko-sosyal rehabilitasyon ve topluma sosyal rehabilitasyon hizmetleri verilmeden, iş ve meslek listeleri oluşturulmadan, gelir desteği ile istihdam arasında bağlantı kurmadan, eğitimin tüm kademelerindeki engelleri ortadan kaldırmadan ve özellikle erişilebilirlik sorununu çözmeden, körlere verilecek mesleki eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin, kör bireylerin ekonomik olarak katma değer üretebilecek duruma gelebilmeleri için yeterli olmadığını göstermiştir.