Prof. Dr. Mustafa Kemal Külekci danışmanlığındaki tezler
11 tez · Çağ University, Tarsus University
Sağlık kurumlarında hastane yöneticilerinin zaman yönetimi becerilerinin bazı demografik özellikler açısından incelenmesi: Bir hastane uygulaması
Yapılan Yüksek Lisans çalışmasında sağlık kurumlarında görevli yöneticilerin zaman yönetimi becerileri, bazı demografik özelikler açısından incelenmiştir. Çalışmada yönetim performansının en önemli kavramlardan biri olan, zaman yönetimini olumlu ve olumsuz yönde etkileyen eğitim, tecrübe, yaş, cinsiyet, zaman planlaması, gelir durumu, iletişim teknolojileri, zaman tuzakları gibi faktörlerin ölçülmesine yönelik anket geliştirilmiştir. Geliştirilen anket Tarsus'ta faaliyet gösteren devlet ve özel hastanelerde görev yapan 132 yöneticiye uygulanmıştır. Anket ile elde edilen veriler İstatistiksel analiz yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; çalışma konusu ile ilgili literatürde yapılan çalışmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde; Sağlık yönetimi, Sağlık kurumları yöneticisi, hastane yönetimi kavramları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde araştırma yöntem ve araçları verilmiştir. Dördüncü bölümde çalışma kapsamında geliştirilen anketlerden elde edilen verilerin analizleri yapılarak zaman yönetimine etki eden bulgulara ulaşılmıştır. Beşinci bölümde, çalışmadan elde edilen sonuçlar tartışılarak, yorumlanmıştır. Altıncı bölümde tez çalışmasından elde edilen sonuçlar ve öneriler verilmiştir.
Yapı işlerinde kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Dünyanın gelişmekte olan ülkeleri arasında yer alan ülkemizde başarılı olunan tekstil, ziraat ve madencilik gibi sektörlerin yanında son yıllarda yapı işlerinden olan inşaat sektöründe de gelişmeler yaşanmıştır. Birçok iş kalemini içerisinde barındıran inşaat sektörü ekonomiye yaptığı katkı açısından önemli bir sektördür. Yapı işlerinden olan inşaat sektörü madencilik ve metal sektörleri ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği açısından en tehlikeli sektörleri oluşturmaktadır. İnşaat işlerinde meydana gelen iş kazalarının nedenleri arasında çalışanların yüksekten düşmesi önemli bir paya sahiptir. Yüksekten düşme şeklinde meydana gelen iş kazalarının önemli bir kısmı ise iskelelerden düşme şeklindedir. Bu araştırmanın amacı yapı işlerinde kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından eksikliklerinin neler olduğunu bulmak ve bu eksikliklerin nasıl giderileceği konusunda önerilerde bulunularak yüksekte yapılan çalışmalarda çalışanların karşılaştıkları tehlikeleri önlemektir. Bu çalışmada inşaat sektöründe kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi için yirmi maddeden oluşan kontrol listesi hazırlanmıştır. Hazırlanan kontrol listesi kapsamında Mersin, Yenişehir mevkiinde devam etmekte olan üç tane konut inşaatında saha araştırmaları yapılmıştır. Yüksekte yapılan çalışmalarda kullanılan asma iskelelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından kurulum ve kullanım aşamaları ile çalışanların sağlık ve güvenlikleri noktasında uygunlukları ve eksiklikleri tespit edilip asma iskelelerin kontrol listesi açısından uygunluk oranları belirlenmiştir. Ayrıca yapı işlerinde iskele kullanımı ile ilgili daha önceden yapılmış literatür araştırmalarından da yararlanılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda asma iskelelerde cephe tekerlekleri ile eğim algılayıcı mekanizmaların bulunmadığı belirlenmiştir. Bu eksikliklerin giderilmesi için asma iskele kullanımında yapı işlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği ve asma iskele kullanım talimatları doğrultusunda hareket edilip gerekli emniyet ve güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Böylece çalışanların ve işyerinin güvenliği sağlanabilmektedir.
Bantlı konveyörlerdeki riskler ve İSG uygulamaları
Bu tez çalışmasında demir çelik fabrikalarında, termik santrallerde, liman yükleme ve boşaltma tesislerinde, çimento ve şeker sanayisinde, tahıl silolarında yaygın olarak kullanılan bantlı konveyörlerde iş sağlığı ve güvenliği açısından risklerin belirlenmesi ve bu risklerin etkilerinin ortadan kaldırılması ya da en aza indirilmesi için yapılabilecek uygulamalar çalışılmıştır. Bugün endüstride işletme ekonomisine en fazla etki eden faktörlerden biri malzeme iletimidir. Bantlı konveyörler, sürekli malzeme iletiminde en elverişli sistemi oluştururlar. Konveyör bantlara bağlı temel tehlikeler metalik niteliklidir. Sıkışma noktalarına takılma, sıyrık ve yanıklar, hareketli ekipmanlara kapılma, kesilme ve ezilme yoluyla zarar verebilecek noktalar konveyörlerdeki temel tehlikeleri oluştururlar. Malzeme yüklerinin boyutu, çalışma hızları, içerdikleri ve tükettikleri enerji miktarı nedeniyle, ciddi yaralanmalara ve ölüm vakaları dahil olmak üzere, konveyörlerin iş kazalarının önde gelen sebeplerinden biri olduğu gösterilmiştir. Ayrıca konveyör kaynaklı kazalar işverenleri milyonlarca lira zarara uğratabilmektedir. Bu sebeple her alanda olduğu gibi bantlı konveyörlerde de iş sağlığı ve güvenliği büyük önem arz etmektedir. Bantlı konveyörlerdeki tehlikelerin tamamı doğru eğitim, hazırlık ve güvenlik önlemleri ile engellenebilir. Yapılan hazırlık çalışmaları ile basit uygulamalarla bile tehlikelerin etkilerinin ortadan kaldırılabildiği ya da en aza indirilebildiği görülmüştür.
Al 7075'in cnc frezelenmesinde işlem parametrelerinin yüzey pürüzlülüğüne ve kesme enerjisine etkisinin taguchi yöntemi ile optimizasyonu
Bu çalışmada, talaşlı imalatta yaygın bir uygulama alanı olan CNC Frezeleme prosesinde 7075 serisi alüminyum malzemenin kuru ortam şartlarında Taguchi yöntemi kullanılarak yüzey pürüzlülüğü ve kesme enerjisi için en uygun işlem parametrelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İşlem parametreleri ilerleme hızı, kesme hızı ve kesme derinliği olarak belirlenmiş olup bu parametrelerin yüzey pürüzlülüğüne, şebeke üzerinden çekilen akım miktarına ve tüketilen enerji üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Deneylerin analizinde Taguchi yönteminin kullanılması çeşitli kontrol ve gürültü faktörleri göz önüne alındığında, bir yanıt değişkeninin optimize edilebileceği etkin ve etkili deneysel yöntem olmasıdır. Ayrıca daha az deneysel çalışma yapılarak en uygun işlem parametrelerinin belirlenmesi sağlanmıştır. Bu da hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sağlamıştır. Deneyler sonucunda en iyi yüzey pürüzlülük değeri 0,39μm olarak bulunmuştur. Bu değer, ilerleme hızının 200mm/dk, kesme hızının 2000dev/dk ve kesme derinliğinin 0,5mm olduğu deney koşullarında elde edilmiştir. Yüzey pürüzlülüğüne en çok etki eden parametre ilerleme hızı olmuştur. Deneyler sonucunda en düşük akım miktarı 0,9A olarak bulunmuştur. Bu değer, ilerleme hızının 150mm/dk, kesme hızının 1000dev/dk ve kesme derinliğinin 0,5mm olduğu deney koşullarında elde edilmiştir. Şebekeden çekilen akıma en çok etki eden parametre kesme derinliği olmuştur. Belirlenen akım miktarı ve işlem süresi göz önüne alınarak tüketilen en düşük enerji miktarı 7089,28j olarak hesaplanmıştır. Bu değer, ilerleme hızının 250mm/dk, kesme hızı 1500 dev/dk ve kesme derinliği 0,5mm olduğu deney koşullarında elde edilmiştir.
Tıg kaynak yöntemiyle birleştirilen inconel 625 ve aisi 316 l malzemelerin mekanik özelliklerinin ve korozyon davranışlarının incelenmesi
Bu tez çalışmasında nükleer, kimya ve petrokimya endüstrilerinde sık kullanılan nikel esaslı süper alaşım Inconel 625 ile östenitik paslanmaz çelik AISI 316L malzemelerinin birbirleri ile kaynağı konusunda çalışılmıştır. Kaynak tipi olarak sürekli akım ve darbeli akım olmak üzere iki farklı TIG (Tungsten Inert Gas) süreci kullanılmıştır. Her bir kaynak tipi için ERNiCr-3, TIG 316L ve burgu (ERNiCr-3) olmak üzere üç farklı dolgu metali kullanılmıştır. Toplam 6 deney düzeneği, makro yapı, mikro yapı, mekanik ve korozyon direnci konularında incelenmiştir. Çalışma sonucunda sürekli akım TIG kaynak yöntemi yerine darbeli akım TIG kaynak yöntemi kullanmanın zararlı ikincil faz oluşumunu azalttığı tespit edilmiştir. Inconel 625 malzemesinin ve ERNiCr-3 malzemenin içinde bulunan Nb elementinin ikincil faz oluşumunu arttırdığı bilinmektedir. Bu sebeple dolgu tellerinden bir tanesi Nb elementinden yoksun TIG 316L teli olarak seçilmiştir. Fakat buna rağmen kaynak bölgesinde yüksek miktarda Nb elementi içeren ikincil fazlar tespit edilmiştir. Bu duruma kalın parçaları kaynatmak için gerekli çok paso uygulamasının fazla ısı girdisinin neden olduğu anlaşılmıştır. Kaynak neticesinde bazı numunelerin SEM/EDAX analiz sonuçlarında ana metal ve ya dolgu metali kimyasal kompozisyonunda bulunmayan elementler tespit edilmiştir. Bu durumu önlemek için kaynak ekipmanlarının kaynaktan önce mutlaka temizlenmesi ve kaynak işleminin çevrede bulunan tozlara karşı yalıtılmış bir bölgede yapılması gerekmektedir. Yapılan bütün mikro yapı, mekanik testlere göre en iyi sonuçlar, korozyon testine göre de en az malzeme kaybı burgu dolgu metalinin darbeli akım TIG ile kullanıldığı deneyde tespit edilmiştir.
Sürtünme karıştırma nokta kaynak yöntemiyle birleştirilen az31b magnezyum alaşımının mekanik özelliklerinin incelenmesi
Savunma sanayi ve havayolu taşımacılığında hafiflik ve mukavemet önemlidir. Bu sebeple magnezyum alaşımları hafiflik ve özgül mukavemet özelliklerinden dolayı bu ve benzer sektörlerde tercih sebebidir. Bununla birlikte iyi işlenebilme, geri dönüşümünün kolay olması, ısıl iletkenliğinin, boyutsal kararlılığının ve sönümlemenin yüksek olması ve elektromanyetik korumanın iyi olması önemli özelliklerindendir. Magnezyum tek başına kullanılan bir malzeme değildir. Çünkü tokluk değeri ve mukavemeti düşüktür. Magnezyumu alaşımlandırarak bu mekanik özellikleri iyileştirilebilir. Magnezyum alaşımları sadece savunma sanayi ve havacılık sektörlerinde değil, mobil telefonlar, otomotiv, bilgisayar, spor malzemeleri gibi sektörlerde de kullanılmaktadır. Sağlık sektöründe de implant malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada magnezyum alaşımlı AZ31B malzemesinin sürtünme karıştırma nokta kaynak yöntemi ile kaynak edilmiştir ve uygun kaynak parametreleri belirlenmiştir. Uygunluk kontrolü görsel ve mekanik testler ile sağlanmıştır. AZ31B magnezyum alaşımlı sac malzemeler üniversal freze tezgahında farklı takım ve devir sayılarında nokta kaynağı ile birleştirilmiştir. Kaynak yapılan parçalardan standart çekme numuneleri hazırlanarak çekme testine tabi tutulmuştur. Kaynak bölgesinin sertlik testleri yapılmıştır. Deneysel çalışmanın sonuçları kullanılan pimin geometresi ve devir sayısının mekanik özellikler üzerinde etkili olduğunu göstermiştir.
30MnCrB4-2 ve 33MnCrB5 ıslah çeliklerinde ısıl işlemin mekanik özelliklere etkisinin incelenmesi
Günümüzde en çok kullanımı yaygınlaşan yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi olan rüzgar türbinlerinin ülkemizde de yaygın olarak kurulumları devam etmektedir. Bu türbinler başta olmak üzere diğer alanlar olan inşaat, otomotiv, köprüler, oto yollar, raylı sistemler gibi sektörlerde bağlantı elemanları kullanımı oldukça yaygın ve önemlidir. Kullanılan bağlantı elemanlarının üretiminde çelikler kritik bir etkiye sahiptir. Günümüzde kullanılan bu çeliklerin daha az maliyetli ve daha uygun mekanik özelliklere sahip yeni türlerinin bağlantı elemanları üretim sektörüne kazandırılması amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışmada piyasa koşullarında bağlantı elemanları için yaygın olarak kullanılmayan 30MnCrB4-2 ve 33MnCrB5 çeliklerinin mekanik özelliklerinin tavlama prosesinden sonra farklı meneviş sıcaklıklarında bağlantı elemanları kalite standardı olan ISO 898-1'in içeriğinde ki 10.9 kaliteye göre uygunluklarının sağlanıp sağlanmayacağı çekme testi, sertlik testleri, çentik testi, kimyasal analiz testi ve metalografik yapı incelemesi ile ortaya koyulmuştur. Sonuçlar değerlendirildiğinde deneylerde kullanılan Ø49'luk malzeme için 33MnCrB5 malzemesinin 455℃ ve 475℃ meneviş sıcaklıklarında ki test sonuçları 10.9 kalitesinin gerekliliklerinin tamamını karşılamıştır. 30MnCrB4-2 malzemesi ise sadece 445 ℃ meneviş sıcaklığında 10.9 kalitesinin tüm gerekliliklerini sağlayarak uygun çıkmıştır. Böylelikle bağlantı elemanlarının üretiminde en çok kullanılan 42CrMo4, 41Cr4 gibi çeliklerin yanı sıra yeni bir malzemenin kullanımının da önü açılmıştır.
İş sağlığı ve güvenliği açısından mevsimlik tarım işçilerinde görülen iş kazaları ve meslek hastalıkları
Bu çalışmada, konuyla ilgili mevcut veriler incelenmiş, konu iş hukuku ile iş sağlığı ve güvenliği kanunları ve yönetmelikleri kapsamında değerlendirilmiş ve konuyla ilgili çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Tarım sektöründe, özellikle de mevsimlik tarım işçilerinin çalışmaları esnasında karşılaştıkları iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla ilgili veriler incelenmiş, nedenleri ve bu olumsuz durumların önlenmesine yönelik çözüm önerileri birçok kaynak araştırılarak aktarılmaya çalışılmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli bir yere sahip olan tarımsal ürünlere nüfusun artmasıyla birlikte talep de artmıştır. Oluşan bu talebin karşılanması için diğer sektörlerden daha fazla işçiye gereksinim doğmuştur. Tarımda çalışan, çalışacak işçilerde tarım makinesi, pestisit ve diğer kimyasallara maruz kalma, tarımsal nedenli trafik kazaları, yılan ve akrep sokması, böcek ısırması, kirli sularla zehirlenme gibi başlıca risk faktörleri görülebilmektedir. Tarım işçilerinin karşılaşabilecekleri hastalık ve kazalar önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum da konunun iş sağlığı ve güvenliği açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. İş kazası nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yaklaşık yarısının tarım sektöründe meydana geldiği tahmin edilmektedir. Tarımda kullanılan makineler ile kimyasallar kaza ve hastalıkların iki temel nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarımda çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli bilince sahip olmamalarının nedenleri, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde benzerlikler göstermektedir. Eğitim seviyesinin düşüklüğü, çalışanların çoğunluğunun kadın ve çocuk işçilerden oluşması, mevsimlik çalışanların sayılarının yüksek olması gibi nedenler sayılabilir. Tabi bu durum tarımda özellikle de mevsimlik çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesini engellemektedir. Özellikle mevsimlik tarım işçilerinin sosyal güvenceye sahip olmamaları nedeniyle bu iş kazaları ilgili yerlere bildirilmemektedir. Bu durum da kesin ve sağlıklı istatistiki bilgilere erişimi sınırlı tutmaktadır. Özellikle mevsimlik (gezici) tarım işçilerinin dönemsel olarak yer değiştirmeleri de sağlıklı verilerin tutulmasını zorlaştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş kazası, meslek hastalığı, iş sağlığı ve güvenliği, işgücü, mevsimlik işçi.
Orman yangınlarında iş sağlığı ve güvenliği
Ülkemiz genelinde ormancılık uygulamaları fidanlık işlemleri, erozyon denetimi ve ağaçlandırma işlemleri, odunun hammaddesinin üretimiyle ilgili faaliyetler, yol yapımı faaliyetleri, ormanların korunması ve bakımına yönelik faaliyetlerden oluşmaktadır. Ormancılık faaliyetlerinde yer alan işçilerin iş verimlerinin arttırılabilmesi için bilimsel yöntemler kullanılarak mevcut durumun tespit edilmesi gerekmektedir. Orman yangınlarına karşı mücadele veren işçilerin çalışma şartları, sağlık sorunları ve iş güvenliği yönünden tehlike altındadır. Yangın ile mücadele faaliyetlerinde birçok iş kazası ve sağlık problemleri yaşanmasına rağmen ne yazık ki bu konu ile ilgili yeterli çalışmalar yapılamamaktadır. Orman yangınlarında canlı yaşamının korunabilmesi için teknik gelişmelerin takip edilmesi ve bunlara uyum sağlanması, karşılaşılabilecek risklerin önlenebilmesi açısından katkı sağlamaktadır. Bu tür durumlarda risklerin kaynağına inilerek mücadele etmek birinci öncelik olmalıdır. Gerçek bir koruma için önleme kültürü çözümü de beraberinde getirmektedir. Doğabilecek tehlikelerin sonuçlarını yok etmeye çalışmak yerine etkili bir önleme politikası belirlenmesi daha uygun olmaktadır. Orman yangınlarından kaynaklanan iş kazalarının önlenebilmesi için yıllardır uygulanan ilkel ormancılık faaliyetlerinin yerine artık gelişen modellemeler ve yenilenen uygulamaların kullanılması, yangında çalışan işçilerin çağın teknolojisine uygun olarak üretilen kişisel koruyucu donanımları kullanması, orman yangınları neticesinde meydana gelen kazaların azalmasına ve iş güvenliğinin ön plana çıkmasına yardımcı olmuştur.
Bilgisayar kontrollü çok fonksiyonlu akım kaynağı tasarımı ve uygulamaları
Elektrodepozisyon tekniği, uzun yıllardır metalik kaplamalar üretmek için kullanılan en ekonomik yöntemlerden biridir. Elektrodepozisyon yöntemi ile metal kaplama proseslerinde temel hedef, aşınma, korozyon, yüksek sıcaklık dayanımı, sertlik gibi konularda malzeme yüzeyleri için daha iyi sonuçlar elde etmektir. Elektrodepozisyon yöntemi ile metal kaplamaların üretimi için yaygın olarak Doğru Akım (DC) kullanılır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, DC elektrodepozisyon yöntemine ek olarak kaplama işlemleri için Pulse Akım (PC) ve Pulse Reverse Akım (PRC) elektrodepozisyon yöntemlerini kullanmanın ve akım dalga formundaki değişikliklerin kaplama sonuçlarını olumlu yönde etkileyebileceği gösterilmiştir. Bu tez çalışmasında, elektrodepozisyon yöntemi ile metal kaplama işlemini gerçekleştirebilmek amacı ile mühendislik alanında kullanılan temel sinyalleri akım dalga formlarına dönüştürebilen yeni bir akım kaynağı (akım üreteci) sistemi tasarlanmıştır. Akım üreteci sistemi, güç elektroniği devre topolojilerinden olan Buck Converter ve H-Bridge kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öngörülen akım dalga biçimlerini üretmek için, doğrusal olmayan bir algoritma olan Yapay Sinir Ağı (YSA), hibrit güç elektroniği sistemine uyarlanmıştır. Üretmiş olduğumuz yeni nesil akım üreteci sistemi kullanılarak elektrodepozisyon yöntemi ile maksimum akım (Imax) koşulu için kaplama deneyleri gerçekleştirilmiştir. Kaplama işleminde katot olarak Bakır (Cu) ve anot olarak Nikel (Ni) kullanılmıştır. Kaplama deneyleri, her akım formu için 3 farklı frekansla tekrarlanmıştır. Kaplama sonrasında, kaplanan alanların yüzey morfolojisi ve kenar kaplama başarısı incelenmiş ve DC, PC ve PRC yöntemleri ile karşılaştırılarak sonuçlar tartışılmıştır.
Folyo aktüatör kaynak cihazı tasarımı, prototip imalatı ve uygulamaları
Buharlaştırılmış folyo aktüatör kaynağı küçük ölçekli uygulamalar için ön plana çıkan, geleneksel kaynak metotlarının sınırlılıklarını aşmayı başaran bir imalat yöntemidir. Özellikle farklı metallerin sorunsuz birleştirilmesini sağlar ve bu yönüyle üstün bir imalata izin verir. Bu tez çalışmasında, katı hal kaynak yöntemlerinden birisi olan ve dünyada yeni bir patlatma kaynak yöntemi olarak geliştirilen, buharlaştırılmış folyo aktüatör kaynağı için bir prototip tasarlanarak imal edilmiş ve deneysel çalışmalar yapılmıştır. Bu tür inovatif imalat yöntemleri, endüstriyel uygulamalarda ve farklı metal birleştirme ihtiyaçlarında önemli bir rol oynamaktadır. Çalışmamız, imalat teknolojileri araştırmalarına ve bu yeni teknolojinin gelişimine katkı sağlaması açısından önem taşımaktadır. İmal edilen prototipte, doğru akım (DC) kapasitörleri aracılığı ile depo edilen elektrik enerjisi, birleştirme bölgesine yönlendirilerek, aktüatör folyo buharlaştırılmış ve folyo üzerinde istiflenen malzemeler için kaynak işlemi gerçekleştirilmiştir. Kaynaklanmış numunelerde, SEM analizi sonuçları değerlendirilerek yorumlanmıştır. Ayrıca yeni bir teknik olan buharlaştırılmış folyo aktüatör kaynağı için güvenli çalışma adımlarını belirlemek amacıyla risk analizi yapılmış ve yorumlanmıştır.