Theses supervised by Prof. Dr. Nurettin Güz

12 theses · Gazi University

Master'sOpen AccessTR

Türkçe gazete ve Cumhuriyet gazetesinin yeni harfleri öğretme çalışmaları

Bu tezin konusu, "Türkçe Gazete ve "Cumhuriyet gazetesi"nin Yeni Harfleri Öğretme Çalışmalan"dır.Harf İnkılâbı kısa sürede gerçekleşmemiştir. Her ne kadar "yeni harfler^' Cumhuriyet Dönemi'nde kabul edilmiş olsa da Arap harflerinin yetersizlikleri, "yeni harfler^'in kullanılmasının yararlarına dair tartışmalar Cumhuriyet'ten çok daha önceye dayanmaktadır. Tanzimat Dönemi'nde başlayan tartışmalar, Meşrutiyet Dönemi'nde yoğunlaşmıştır. Bu tartışmalara son noktayı 1 Kasım 1928 yılında "yeni harfler^"i kanunlaştıran Mustafa Kemal Atatürk koymuştur.Halkın "yeni harfler^'i benimsemesinde ve öğrenmesinde basının rolü büyüktür. Basın, Türk toplumunu derinden etkileyen "yeni harfler^'i yakından takip etmiş ve büyük ölçüde desteklemiştir. "Yeni harfler^"in kanunlaşmasından önce dönemin birçok gazetesi "yeni harfler^'e sayfalarında yer vermeye başlamıştır. Böylece halkın "yeni harfler^'i öğrenmesi kolaylaşmıştır. Bu dönemde diğer gazetelerden farklı bir gazete ortaya çıkmıştır: "Türkçe Gazete."Bu gazete bu çalışmanın omurgasını oluşturmuştur. Öyle ki gazete, tamamı "yeni harfler-le çıkan ilk gazete olma özelliğine sahiptir. Dönemin gazetelerinden biri olan "Cumhuriyet gazetesi" de bu çalışmada "Türkçe Gazete^yle birlikte ele alınmıştır. Bu çalışma, "yeni harfler^'in basın üzerindeki etkisinin yanı sıra basının Harf İnkılâbı'nın yayılmasında üstlendiği rolü ortaya koyması bakımından önemlidir.Anahtar Kelimeler: "Yeni harfler^'", "Türkçe Gazete", "Cumhuriyet gazetesi"

Cumhuriyet gazetesiGazetelerHarfler+3
Gülden Aydin Pınarcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümü (Milliyetçi basın üzerine bir inceleme)

Bu çalışmada Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin yaşadığı dönüşümü incelemek amaçlanmıştır. Çünkü Türkiye'de Cumhuriyet'in kurucu fikri payesini taşıyan Türk milliyetçiliği hiçbir zaman tekdüze bir ideolojik söylem olmamış, Türk fikir hayatında son derece geniş bir zeminde ve zengin bir görünüm arz etmiştir. Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin kuruluşundaki dominant karakteri başta olmak üzere, günümüze kadar etkinliğini sürdürerek toplumsal, siyasal ve kültürel söylemler geliştiren, üstelik kendi içerisinde ayrışarak pek çok fraksiyona ayrılmış milliyetçilik gerçeği tez çalışmasının ilgi odağını oluşturmaktadır. Türk milliyetçiliğinin ve milliyetçi basının doğuşundan yüzyıl sonra, yeni şartlar karşısında ortaya koyduğu fikirlerin, sorunlar karşısında getirdiği çözüm önerilerinin, alternatif tezlerinin, iddialarının ve ideallerinin sorgulanması açısından bu tarihi bakışa, başlangıcından bugüne milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümünün incelenmesine ihtiyaç olduğu düşüncesiyle, bu tez çalışması yapılmıştır. Tez çalışmasına konu olan milliyetçi basın organlarının yüzyılı bulan yayın hayatlarının incelenmesiyle; konjonktüre, çağın gereklerine ve rakiplerine göre her seferinde yeniden tanımlanan milliyetçilik olgusunun Türkiye'ye ve dünyaya bir o kadar farklı bakış açısı ortaya çıkarılmıştır. Doğrudan bu akımın kendi yayın organlarındaki milliyetçi metinler üzerinden Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümünde hangi zihinsel yapıların ve süreçlerin işin içine dâhil olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde milliyetçiliğin teorik çerçevesi, kavramlar ve tarihi süreç üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü Türkiye'de milliyetçiliğin tarihi gelişimine, Türk milliyetçiliğine ve milliyetçi basına ayrılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümü milliyetçi basın üzerinden analiz edilmiştir.

Haluk Ölçekçi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çok partili sistemin ilk dönemlerinde basın ve basın özgürlüğü: 1946-1954

Çok partili sistemin ilk dönemlerinde CHP ve DP'nin uyguladığı basın politikalarının incelendiği ve dönemin önemli gazetelerinin iki parti tarafından uygulanan basın politikalarına nasıl yaklaştığı konu edilen bu tezde; çok partili sisteme geçişte önemli bir adım olan 1946- 1954 yılları arasında iktidarların basına uyguladığı rejim/politika ortaya konulmaya çalışılmıştır.1946-1954 döneminde iktidarda olan iki farklı siyasal çizgideki parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve Demokrat Parti'nin uyguladığı basın politikalarının benzerlik ve farklılıklarını da belirlemeyi hedefleyen bu çalışmada dönemle ilgili önemli kaynaklar sistematik olarak incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde medya demokrasi ilişkisi ve basın özgürlüğü kavramı, içerdiği haklar ve sınırları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Basın siyaset ilişkisinin çeşitli boyutlarının ortaya konulduğu ikinci bölümde ise CHP ve DP'nin basın rejimleri hakkında geniş bilgiler sunulmuş ve iki dönemin karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise dönemin basın açısından önemli olaylarının Cumhuriyet, Ulus ve Zafer gazetelerine yansımaları araştırılmış ve örneklerle sunulmuştur.Çalışmanın sonucunda her iktidar döneminde basına farklı politikaların uygulandığı ortaya konulmuştur. Ayrıca demokrasinin sağlıklı işleyişi ile basın özgürlüğü arasında doğrusal bir ilişki olduğu, siyasi partilerin iktidar ve muhalefetteyken basına farklı yaklaştıkları, çok partili siyasi rejime geçişle birlikte basının önceki dönemlerle karşılaştığında özgür bir ortama kavuştukları ve Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle uygulanan basın politikaları dönemin basınını CHP dönemine göre daha fazla özgürleştirdiği görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Basın Demokrasi İlişkisi, Basın Özgürlüğü, Basın Siyaset İlişkisi, CHP Dönemi Basın Rejimi, DP Dönemi Basın Rejimi.

BasınBasın tarihiBasın özgürlüğü+9
Yasemin Akşit
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çok partili döneme geçişe yerel basının bakışı Yeni Asır gazetesi örneği (1949-1951)

Bu çalışmanın amacını; 27 yıllık tek partili rejim döneminden çok partili döneme geçiş sürecinde yaşanan gelişmeleri, toplumsal değişimi ve demokratikleşme hareketlerinin yerel basına yansımasını tespit etmek, öte yandan yerel basının bu süreçteki üstlendiği rolü gözler önüne sermektir. Araştırma tek partili dönemde yaşanan buhranlı sürece vurgu yaparak çok partili sürecin başladığı DP'nin kurulduğu 1946 yılında yaşanan gelişmelerle birlikte DP'nin seçim mücadelesini kazandığı 1950 seçimlerini baz almıştır. Seçimlerin sonucunu etkileyen Türkiye'nin toplumsal ve siyasal yapısını inceleyerek kapsamı genişletilen çalışma, Yeni Asır Gazetesi'nin 1949-1951 yılları arasındaki baskılarını inceleme altına almıştır. Ayrıca çalışmanın kapsamını oluşturan Türkiye'deki iç siyaset yapısı, basına yansıması incelenirken durum tespiti yöntemine başvurulmuştur.1946 yılındaDemokrat Parti'nin kurulmasıyla başlayan ve 1950 seçimleriyle birlikte DP'nin iktidar olmasıyla devam eden süreç, toplumsal tarih açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde sadece çok önemli bir politik gelişme yaşanmamış, demokrasi adına önemli adımların atıldığı çok partili rejime geçmenin yanında yeni bir siyasi iktidarın yeni ve kapsamlı uygulamaları bütün ülkede önemli sayılabilecek değişimlere yol açmıştır.Cumhuriyetin ilanından sonra hükümet, basın özgürlüğünü dilediği gibi kısıtlama ve gazete kapatma yetkisindeydi. Basının üzerindeki siyasal baskı, tek parti döneminde İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde daha da artmıştır. Türkiye'de ulusal ve yerel basın bu baskıcı rejimin verdiği bunalım döneminde yeni bir partiye kucak açarak çok partili sisteme destek vermiştir. Basının destekleriyle gelişen ve büyüyen Demokrat Parti, iktidar yanlısı basının yanı sıra ulusal basının ve yerel basının güçlü desteği ve iktidara muhalefetiyle 1950 seçimlerindeki ?Demokrasi zaferi?ni kazanmıştır. Yeni Asır Gazetesi'nin 1949-1951 yıllarındaki baskılarında yapılan incelemeler göstermektedir ki; basın organları, demokratikleşme sürecine zemin oluşturmada, çok partili rejime destek verici ve de kamuoyunu demokratik düzene geçişe hazırlayıcı görevde önemli bir rol üstlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Demokratikleşme2. Demokrat Parti3. Basın4. İzmir5. Menderes

BasınDemokratikleşmeGazeteler+4
Ceyda Aktaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Referandum sürecinde yazılı basının kamuoyunu oluşturma işlevi (Yeni Şafak- Radikal gazeteleri)

Çalışmada, 2010 referandumunda yazılı basının kamuoyunu oluşturma fonksiyonu ele alınmış, bu çerçevede Yeni Şafak ve Radikal gazeteleri ince-lenmiştir. Bu iki gazetenin yazılı basını temsil edebileceği düşünülmüştür. İki gazeteden yola çıkılarak yazılı basınla ilgili genel bir değerlendirme yapılmış-tır.Onbir günlük zaman dilimi içerisinde her iki gazetenin 2010 referandumuyla ilgili olarak değiştirilmesi planlanan Anayasa maddelerine ne kadar haberlerinde yer vererek kamuoyunu bilgilendirdiği üzerinde durulmuştur.

BasınGazetelerKamuoyu+5
Hatice Ertürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Pembe dizilerin kadınlar üzerindeki etkisi

Pembe dizilerin kadınlar üzerindeki etkisi konulu bu çalışmada kulla-nım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde kadınların çeşitli gereksinimlerini karşılamak adına pembe dizileri seyrettikleri varsayımından hareket edilmiş-tir. Bu noktada kadınların aktif izleyici oldukları ve pembe dizi izleme tercihlerini kendi istekleri doğrultusunda yaptıkları görülmüştür. Anket yapılan ev kadını izleyicilerin, pembe dizileri vakit geçirme, dinlenme ve alışkanlık gibi nedenlerden dolayı izlemeyi tercih ettikleri görülmüştür.Anketin gerçekleştirildiği örneklem grubunda, pembe dizleri seyretmelerine bağlı olarak herhangi bir tutum değişikliği saptanmamıştır. Dizilerde meydana gelen olaylarla ilgili duygusal tepkileri olmasına karşın, o dünyanın gerçek olmadığı, yaşananların gerçek dünyada olamayacağı ve dizilerdeki olayların Türk toplum yapısıyla bağdaşmadığı bilinci oldukça yerleşmiş durumdadır. Kadınların pembe dizileri izleme nedenleri ilgili sorulara verdikleri cevaplar arasında da tutum değişimine yönelik herhangi bir veri yoktur.Kadınların kişisel ve psikolojik özellikleri ile sosyo-ekonomik düzeyleri pembe dizileri seyretmelerinde etkili olmaktadır. Ancak bu etki sanıldığı kadar yüksek değildir. Tam tersine örneklem grubunun eskisi kadar pembe dizileri seyretmediği, bunun yerine ruhani içerikli bazı yapımlara yönelmeye başladığı görülmüştür.

DizilerEv kadınlarıKadınlar+2
Şebnem Kadıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Televizyonda yayınlanan magazin programlarında tüketim kültürü olgusu

Medyanın son yıllardaki hızlı gelişmesi, tüketim kültürünün gelişmesine neden olmuştur. Medya, tüketim kültürünün oluşturulmasında ve dağıtılmasında etkili olmaktadır. Son yıllarda tüketim kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte televizyondaki program türleri yeniden şekillenmiştir. Bu program türlerinden birisi olan magazin programları tüketim kültürünün yaygınlaşmasında etkin rol üstlenmektedir. Bu doğrultuda magazin programlarındaki ticari yapının ağırlık kazanmasını sağlayan tüketim kültürü bağlamının açımlanması amaçlanmaktadır. Türk televizyonlarında yayınlanan magazin programları son yıllarda yaşanan değişim sonucu tekrar şekillenmiş ve ticari televizyonun tipik örneği haline gelmiştir.Magazin Programları; şarkıcı, manken gibi ünlü kişilerin yaşamlarını sunarken beraberinde tüketim kültürünü de izleyicilere empoze edilmektedir. Bu programlar, tüketim kültürünün aktif temsilcisi durumundadır ve gündemi sıkı bir şekilde takip ederek; şarkıcıları, şarkıcıların ürünlerini izleyicilere sunmaktadır. Tüketim kültürü izleyicilere aktarılarak, izleyicilerin yaşamlarında değişiklik yaratmayı ve tüketimin teşvik edilmesi hedeflenmektedir.Bu çalışmanın amacı: Televizyonda yayınlanan magazin programlarında tüketin kültürü olgusunu belirlemektir. Bunun yanında magazin programlarında bulunan tüketim kültürü unsurlarının televizyonun ticarileşmesine katkıda bulunduğunu ve bu unsurların kişiler ile programlarda kullanılan materyaller ile aktarıldığını tespit etmek gerekmektedir.Bu amaçla, 31 Aralık 2005 ile 5 Şubat 2006 tarihleri arasındaki 6 hafta boyunca Türkiye'de en çok izlenen 4 televizyon kanalında yayınlanan 4 magazin programı kaydedilmiştir. Bu programlarda tüketim kültürü unsurları içerik çözümlemesi tekniği ile aranmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, magazin programlarında kendisi de bir tüketim kültürü ürünü olan şarkıcıların çoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Giyim tarzları, mekanlar, kendini gündeme getirme mesajları ve ürünlerin sayıca fazlalığı, izleyicilere aktarılan materyallerin tüketim kültürü unsurlarından oluştuğunu ortaya koymuştur. Magazin programları içerisindeki tüketim kültürü unsurları ile hem şarkıcının, hem şarkıcının ürünlerinin, hem de kanalın veya televizyon programının tanıtımı ya da satışı yapılmaktadır. Televizyonun içinde ne kadar tüketim unsuru varsa, o kadar ticarileşmiştir. Zaten içerik çözümlemesi sonuçları, bu programların içerisindeki tüketim kültürü unsurlarının varlığını ortaya koymaktadır.Bu araştırmaya göre, magazin programları televizyon içeriğinin ticarileşmesinin tipik örneğini teşkil etmektedir.Anahtar Sözcükler1. Televizyon2. Magazin Programları3. Tüketim Kültürü

MagazinTelevizyonTelevizyon programları+2
Hüseyin Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel televizyon yayıncılığına geçiş sürecinde TRT'nin yazılı basında sunumu (1990 ? 2007)

1980'li yıllarla başlayan yeniden yapılanma süreci ile birlikte dünyada, gerek sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda gerekse medya alanında köklü değişimler yaşanmıştır. Bu değişen iletişim ortamında, ticari televizyonların birbiri ardına yayın hayatına başlamaları sonucu, kamu hizmeti yayıncıları tekel konumlarını kaybetmişler ve büyük sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Medya alanında yaşanan bu dönüşümler, Türkiye'de de kısa sürede yansımasını bulmuştur. Nitekim kamu hizmeti yayıncısı TRT'nin tekeli, 1990 yılında Star 1'in yayın hayatına başlamasıyla son bulmuştur. Dolayısıyla, önce Star 1'in ardından da diğer tecimsel televizyonların ortaya çıkmasıyla TRT, çeşitli ülkelerde kamu hizmeti yayıncılarının yaşadığı sıkıntı ve sorunları ağır bir biçimde hissetmeye başlamıştır.Bu noktadan hareketle çalışma, hem 1990'lı yıllar hem de 2000'li yıllar boyunca TRT'nin hangi başlıklar etrafında tartışıldığını ve ne tür sıkıntılar yaşadığını, yazılı basında yer alan haberler ve köşe yazıları aracılığıyla ortaya koyabilmeyi amaçlamıştır. Bu amaç çerçevesinde 1990 ? 2007 yılları arasında Zaman, Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinde TRT'nin ele alındığı haberler ve köşe yazıları taranmış ve çalışmanın amacına uygun olanlar örnek olarak seçilmiştir. Örnek olarak seçilen haber ve köşe yazılarından elde edilen veriler ise, belli kategoriler altında toplanarak analiz edilmiştir.Yazılı basın üzerinden yapılan bu analiz neticesinde TRT'nin, izleyicisi ile bir bağ kuramadığı, Türk kamuoyu nezdinde kamu hizmeti yayıncısı olarak konumlandırılmadığı, hep aynı konular etrafında eleştirildiği ve çoğunlukla da olumsuz bir imajla okuyuculara sunulduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak TRT, ticari yayıncılık ortamında tek başına bırakılmış ve ne basından, ne vatandaştan, ne de siyasilerden destek görmemiştir. Kısacası dünyada kamu hizmeti yayıncılarının yaşadığı sorunlara paralel olarak, benzer sıkıntıları Türkiye örneğinde de TRT yaşamıştır.Anahtar Sözcükler1. Yeniden Yapılanma2. Kamu Hizmeti Yayıncılığı3. Ticari Yayıncılık4. TRT5. Star 1

BasınGazetelerKamu yayıncılığı+6
Filiz Erdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk, basın ve Minber gazetesi

Toplumsal yaşamın bir parçası olarak nitelendirilen basın organları toplumsal yaşam üzerinde bir çok açıdan etkide bulunmakta ve buna katkı sağlamaktadır. Kitle iletişiminin dördüncü güç olması, halkın gözü ve kulağı olması, demokrasinin gelişmesini ve yerleşmesini sağlaması, faaliyetlerindeki nesnellik ve objektifliği gerçekleştirmek açısından çok önemli bir yere sahiptir.Basının enformasyon sağlama, toplumu bilinçlendirme ve kamuoyu oluşturma kuvvetinin farkında olan Mustafa Kemal Atatürk, dönemin siyasi yapısı ve kurulan baskılara rağmen inandığının peşinden gitmiş ve bu cesaret ve inancı bir milletin yeniden varolmasını sağlamıştır. Yönetimin tüm muhalefetine rağmen azim ve kararlılıkla yoluna devam eden Mustafa Kemal, dördüncü kuvvet olarak nitelendirilen basının desteğini gözardı etmemiştir.Atatürk'ün ele alınan konuyla ilgili ilk somut girişimi, Harp Okulundaki öğrencilik dönemine rastlar. Türk milli mücadelesi ve inkılabı tarihinin Atatürk çağının ön safta gelen ünlü devlet, diplomasi ve politika adamlarından biri de Ali Fethi Okyar'dır.Ali Fethi ? Mustafa Kemal ikilisinin çıkardığı Minber Gazetesi birçok basın organı gibi çağına ışık tutacak niteliktedir. Atatürk'ün çıkarmış olduğu ilk gazete olma özelliğini taşıyan Minber sayesinde, Milli Mücadele ve Atatürk dönemi tarihinin sisli ve karanlık bölümleri aydınlanır; doğru ve dürüst yorumlara erişilir.Araştırmamız çerçevesinde gördük ki, Minber Gazetesi'nde `enformasyon sağlama ve kamuoyunu bilinçlendirmek' adına birçok makale kaleme alınmıştır.Halktan hak ettiği değeri göremeyen bu gazetede, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, Türk halkına gönül verdikleri ve milletleri için canı gönülden çalıştıklarını birkez daha gözler önüne sermektedir. ?Gerçekler er geç anlaşılır? cümlesinin realitesi ışığında, zamanın Mustafa Kemal ve arkadaşlarını haklı çıkardığını söylemek mümkündür.

Atatürk, Mustafa KemalBasınGazeteciler
Betül Arı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de muhalefet basını: Yarın gazetesi

Yarın gazetesinin yayınlandığı dönemlerde Türk basın tarihi bir asırlık bir ömrü tamamlamış bulunmaktaydı. Fakat yaşanan gelişmeler basını sık sık başlangıç noktasına geri götürdü.İlk gazete de birçok yenilik gibi ?Batı?nın etkisinde çıkartıldı. Türkiye, bir taraftan yenilikleri yerleştirmeye katkıda bulunan, diğer taraftan kamuoyu oluşturma aracı olan ilk basın organları ile tanışmaya başladı. Basın-yayın geliştikçe de basını yakından ilgilendiren düzenlemeler geldi. Bazen basın özgürlüğü lehine bazı yasal düzenlemeler yapılırken, bazen de yasaklamalarla karşılaşıldı.Türk basını, Milli Mücadele dönemine ?amir düzenleme? olarak 1909 tarihli matbuat kanunu ile girdi.Bu dönemde basın organları temelde ikiye ayrıldılar. Bir kısmı milli mücadeleyi destekleyenlerden oluşurken, diğer kısmını ise milli mücadele karşısındakilerden oluşmaktaydı. Basını, Cumhuriyetin ilanından sonra ?hükümet yanlıları? ve ?muhalif? basın olarak adlandırılabilecek ?Ankara? ve ?İstanbul? basını olarak ikiye ayırabiliriz. 1925 Takrir-i Sükûn Kanunu ile basın sıkı bir şekilde denetim altına alındı. Bundan birkaç yıl sonra basında muhalif sesler yeniden çıkmaya başladı.Cumhuriyet Türkiye'sinin ikinci çok partili siyasal yaşam denemesinin gerçekleştirdiği Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesi sırasında tekrar muhalefet basını oluştu. 1931 tarihli yeni basın kanunu ile basındaki muhalif sesler tekrar kısıldı. Bu durum 1946 yılına kadar devam etti.İkinci dünya savaşının sonucunda oluşan yeni dengeler gereği basında yeniden farklı sesler çıkmaya başladı.

Basın tarihi
M. Mesut Ballı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Askeri darbeler öncesi ve sonrası medya özgürlüğü

128 ÖZET Askeri darbeler, bir yönetim biçiminin, askeri kuvvetlerce kesintiye uğratılarak, güç kullanılmak suretiyle iktidarın ele geçirilmesi olarak tanımlanabilir. Askeri darbeler, ülkelerin yönetim biçimini değiştiren eylemler olmalarının yanı sıra aynı zamanda olağanüstü hukuki koşullar doğuran ve ülkenin tüm koşullarını yenibaştan biçimlendirildiği dönemlerdir. Tez çalışmasında Türkiye'nin kuruluşundan bu yana gerçekleştirilen askeri darbelerle, askerlerin verdiği ve devletin yönetim kademelerinin değişmesine neden olan muhtıranın, demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarından olan medyanın üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma kapsamında, ülkeyi askeri darbeye götüren olaylar ve olayların ardından ilan edilen sıkıyönetim dönemleri ile askeri darbe dönemlerinde çıkan gazeteler taranmış, askeri müdahalelerle ilgili haberler nitel ve nicel analize tabii tutulmuştur. Çalışmanın en önemli bulguları şunlardır: - Kamuoyunun haber alma hakkı bu dönemlerde sınırlandırılmış, olan bitenler basın tarafından tüm açıklığıyla duyurulamamıştır. - Askeri darbeyi gerçekleştiren komutanlar devletin elindeki medya organlarını, darbeyi meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. - Özel sektörün elindeki medya araçları ise yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle medya organları eleştiri görevini yerine getirememiştir. - Medya, kendisi için çizilen sınırları sorgulamadan kabul etmiş, talep olmaksızın beklentileri yerine getirmiştir. - Bu yayınlar, darbe dönemlerinde, darbelerin olumlanmasıyla sürmüştür.

Askeri müdahaleBasınBasın özgürlüğü+5
Gökçer Tahincioğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından günümüze Rus basınının 300 yılı ve Rusya`da Türkçe basın

Çar I.Petro'nun girişimi ile çıkarılan Vedomosti gazetesi Rus basınının başlangıcını teşkil eder. Rus basını farklılık göstererek devlet eli ile hayata geçmiş ve Çar, basının şekillenmesinde doğrudan etkili olmuştur. Feodalizmden meşruti monarşiye geçiş, basın faaliyetlerini hızlandırmıştır. 1905 İhtilali'yle Çarın verdiği tavizler ülkede Rusça basınıyla birlikte Türkçe basın faaliyetini de artırmıştır. Ülkede yaşayan Türklerin aydınlanma ve modernleşme eğilimlerini gazete ve dergiler yoluyla duyurduğu görülür. 1917 Ekim İhtilali'ne kadar olan süre, Türkçe basın için altın dönem sayılır. Ekim devrimiyle oluşturulan geçici hükümet döneminde, basın alanında sayı ve tematik olarak büyük bir patlama yaşanmıştır. Bolşevik İhtilali'ne kadar olan altı aylık sürede basındaki bu gelişme kesintiye uğramış ve yıllarca sürecek karanlık bir döneme girilmiştir. Sovyetlerin yıkılması ile birlikte gerçeğe dayanan ve tarafsız bilgilerin egemen olduğu bilimsel çalışmalar bu sahada ortaya çıkmıştır. Sovyet yönetiminin kurulmasıyla ideolojik parti basını oluşmuş ve basın Sovyetlerin dağılmasına kadar faaliyetini Komünist Parti erkinin altında sürdürmüştür. Glasnost ve Perestroyka politikalarının gerçekleşmesinde basın önemli bir unsurdur. Medya yayınları ciddi programların hayata geçtiği alanlar olarak karşımıza çıkar. Sansürü kaldıran basın kanunundan sonra medya araçları, başında bulunan yayıncı ve redaktörlerin eline geçmiştir. İki yıl kadar süren gazetecilerin altın dönemi ekonomik sebepler ile son bulmuştur, iktisadi nedenler zor durumdaki basının, büyük sermaye kesiminin kontrolüne geçmesine zemin hazırlanmıştır. Daha sonra basının bu sermaye kesiminin propaganda aracı olarak ortaya çıktığı görülür. Vlademir Putin'in iktidara gelişiyle birlikte, basını elinde bulunduran siyasallasın iş sermaye kesimine karşı yapılan önemli operasyonlar sonucunda basın, büyük oranda devlet kontrolü altına girmiştir.

BasınDergilerGazeteler+5
Kürşad Melih Sarıarslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00

Other supervisors