Theses supervised by Prof. Dr. Nurettin Turgay
10 theses · Dicle University
Nesefî tefsirinde ayetlerin sonlarında yer alan Esmâü'l-Hüsnâ'nın manaya etkisi
Bu çalışmamızda, en-Nesefî'nin "Medârikü't-Tenzîl ve Hakâiku't-Te'vîl" adlı tefsirinde ayet sonlarındaki esmâü'l-hüsnâ'nın siyak-sibak durumuna göre kazandığı manalar incelenmiştir. Allah'ın güzel isimleri anlamına gelen esmâü'l-hüsnâ'nın ayet sonlarında ifade edilmesindeki etkenler üzerinde durulmuştur. Ddefalarca zikredilen aynı ismin, ayetlerin içeriğine binaen kaç tane farklı anlam kazandığı tespit edilmiştir. Gerekli görülen yerlerde diğer tefsir eserleri ile mukayese yapılmış ve isimlere yapılan muhtelif yorumlar ortaya konulmuştur. Ayrıca ele almış olduğumuz isimlerin sözlük ve terim anlamları da açıklanmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde en-Nesefî ve tefsiri "Medârikü't-Tenzîl Ve Hakâiku't-Te'vîl" hakkında genel bilgilere yer verdik. Ayrıca "esmâü'l-hüsnâ" kavramının sözlük ve terim anlamlarını sunduktan sonra konunun Kur'ân ve sünnetteki yeri üzerinde durduk. İlaveten "esmâü'l-hüsnâ" ile alakalı âlimlerin görüşlerine kısaca değindik. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise ayet sonlarındaki Allah'ın güzel isimlerini zikredilen ayetleri ile beraber teker teker ele alarak özelde en-Nesefî'nin genelde ise farklı müfessirlerin görüşlerini açıkladık. Sonuç kısmında ise ulaşmış olduğumuz hususları ifade ettik. Anahtar Sözcükler: Tefsir, en-Nesefî, Medârikü't-Tenzîl Ve Hakâiku't-Te'vîl, Esmâü'l-hüsnâ, Ayet sonları, mana.
Kur'anʼda insanın mutluluğu
Kurʼânʼa göre insanın mutluluk arayışı, Hz. Âdemʼle başlar. Yaratılışından beri insan hayatının merkezinde olan mutluluk, tüm insanlığı muhatap alan Kurʼânʼın da en temel konularındandır. Kurʼân, mutluluğa dair tüm ifadeleriyle, insanın mutluluk arayışına yön vermekte, mutlu bir hayatın yollarına işaret etmektedir. Kurʼânʼa göre insanın dünyevi huzur ve mutluluğu, öncelikle iman esaslarını gönülden kabullenip özümsemeye ve bu esasları, iyi ve güzel davranışlara dönüştürerek hayatın her alanına yansıtmaya bağlıdır. İlgili ayetlerde dile getirilen birçok itikadî, aklî, ahlâkî, amelî ve sosyal prensip, insanı mutluluğa doğru götüren temel faktörlerdir. Ancak her halükârda dünyevi mutluluk, çeşitli yönlerden eksiklik ve kusurlar taşıyabilmektedir. Eksiksiz ve kusursuz bir mutluluğun, nihaî olarak yaşanacağı yer ise cennettir. Kurʼân, bu hususun altını hassasiyetle çizmekte, ayrıca dünya hayatı için sözkonusu edilen tüm faktörlerin aynı zamanda ebedî âlemde de insanı mutluluğa kavuşturacak faktörler olduğunu yani olumlu etkilerinin dünyada başlayıp ahirette ebediyen devam edeceğini vurgulamaktadır. Kurʼân perspektifinden insanın mutluluğunun incelendiği bu çalışmanın giriş kısmında, araştırmayla ilgili genel bilgiler ve mutluluğun tarifine dair görüşlere yer verilmekte; birinci bölümde Kurʼânʼda mutluluğa dair kavramsal çerçeve ele alınmaktadır. İkinci bölümde Kurʼânʼa göre insanın dünyevi mutluluğu, üçüncü bölümde ise insanın uhrevi mutluluğu konuları irdelenmektedir. Anahtar Sözcükler: Kurʼân, insan, mutluluk, sevinç, huzur, dünya, cennet
Kur'ân'da tahâret kavramı
"Kur'ân'da Tahâret Kavramı" adlı çalışma, bir giriş ile üç bölümden oluşmaktadır. Girişte genel olarak taharet kavramının tahlili, araştırmanın konusu ve önemi, Allah'ın kuddüs sıfatının taharetle alakası, Hz. Peygamber (sav)'in taharete verdiği önem ile araştırma metodu gibi konular ele alındı. Birinci bölümde, ibadete hazırlık yönüyle necasetler ve necasetlerden temizlenme yolları, hadesten taharet denilen hükmi kirlilik hallerini ortadan kaldıran abdest ve gusül ve bir de suların hükümleri gibi konular ayrıntılı bir şekilde ele alındı. İkinci bölümde maddi taharet yönüyle beden ve elbise temizliği, yiyecek ve içecek temizliği ile çevre temizliği konularına yer verildi. Son bölümde ise; Akıl ve kalbi, manevi kirlilik hali olan inançsızlık, şirk, nifak, kötü huy ve günahlardan temizleme ile kalp temizliği için kalbe Allah'a inancı, marifeti, zikri, tefekkürü ve güzel ahlakı yerleştirme gibi hususlara yer verdik. Ayrıca kalp temizliğini muhafaza etmek için ibadet, nefis terbiyesi ve salih amellerle meşguliyetin önemi gibi konular üzerinde durularak tez çalışmamız tamamlanmış oldu. Anahtar Sözcükler: Allah, Kuddüs, Kur'ân, Peygamber, Hades, Necaset, Tahâret, Temizlik.
الدلالات التربوية المستقاة من سورة لقمان
Objectives of Research: To determine the most important educatinal signs in consideration of advices that Lukman (pbh) preached to his son and contributions of these signs to educators and learners. Method of Research: Inductive This research consist of an introduction and tree other parts. The Introduction outlines the aim of the research. In the first part, bebeath of 'Lukman Al Hakim Title ' the personality of Lukman Al Hakim is introduced and the topic of'' is Lukman Al Hakim a prophet or is he a saleh man who Allah gave him wisdom'' discussed. In the second part, the outlines of Surah Lukman is introduced. The third part constitutes the theme of the research. In this part, advices that Lukman Al Hakim preached to his son and the conclusions of educational signs in consideration of these advices are discussed. Also, educatinal methods in consideration of expressed verses are discussed. Conclusıon Of Research QUR'AN is excellent method for education. With its supreme methods of educations Qur'an takes in charge to reform aqidah, moral, worship and social life. Surah Lukman contains educational truces and great benefits about education. If this surah has performed in education by educators and learners, inshaALLAH misery of ummah will be perished and ummah will recover from its anguishes. The aims of education of islamic generations that has intented must performed under general rules which expressed in Surah Lukman if we want accomplish the objectives. Keywords Lukman Al Hakim, Educational Methods, Signs of Education, Recommendations, Educational Style.
Kur'an'da nebatat
Bu tez, konulu tefsir alanında yapılmış bir konulu tefsir çalışmasıdır. "Kur'an'da Nebatat" isimli bu çalışmada muteber tefsir kitaplarına ve bu konuyla ilgili telif edilmiş pek çok eserlere müracaat edilmiştir. Bu tezde başlıca amaç, Kur'an-ı Kerim'de bitkilerle ilgili geçen ayetleri tahlil etmek, bunlarda bizim için verilmiş olan mesajları anlamak ve ayetlerde geçen bitkilerin hayatımızda ne derecede faydalı ve lazım olduğunu kavramaktır. Kur'an'da geçen bitkilerin özellikleri, yetiştiği yerler ve bunların insanlar için birer gıda maddesi ve birer şifa kaynağı olduğu açıklanmıştır. Bu çalışma, giriş ve iki bölümden kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Konulu Tefsir ve nebatat hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Kuran'da zikri geçen bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot ve vb. canlıların genel adı olan nebatat ele alınmıştır. İkinci bölümde Kuran'da zikri geçen meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki türü olan ağaçlar ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler Kur'an-ı Kerim, İnsan, Nebatat, Şifa
Tefsirde dilbilimsel yöntem (Taberî örneği)
Kur'ân'ın tefsiri çerçevesinde, dilbilim, en önemli unsur olma özelliğini taşımaktadır. Dilbilimsel tefsir faaliyetlerinin temeli Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemine kadar uzanmaktadır. Erken dönemde yazılan ve günümüze kadar ulaşan, el-Vücûh ve'n-Nezâir, Garîbu'l-Kur'ân ve Me'âni'l-Kurân tarzındaki eserler de dilbilimsel tefsir faaliyetlerinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. İslâmî ilimlerin çoğunda önemli eserlere imza atan Taberî "Câmiü'l-Beyân 'an Te'vîli Âyi'l-Kurân" adlı tefsirinde dilbilimsel izahlarda bulunmuştur. Taberî, eserinde tartışmaya medar olan konularda dil ekollerinin görüşlerini tafsilatlı bir şekilde aktarmıştır. Ancak tercihlerde bulunurken Basralı dilcileri eleştirmekle birlikte Kûfeli dilcilerden yana tavır koymuştur. O, dilsel izahlarında dilbilim alt dallarından Sarf-İştikâk, Nahiv, Dirâsetü'l-Müfredât, İlmü'l-Delâle, İlmü'l-Esvât ve İlmu'l-Lehcât'ı sistemli bir şekilde işlemiştir. Tefsirinde rivâyetlerin ağırlığı önemli derecede hissedilmekle birlikte rivâyetlerle dilsel kaideler arasındaki bağlantıyı kurmaya çalıştığı görülmektedir. Dolayısıyla müfessirin dilsel izahları sathi ve düzensiz olmayıp, belli bir yöntem çerçevesinde olmuştur. Ayrıca dilbimin alt dallarından İlmü'l-Esvât'ın bir bölümü olarak değerlendirilen Kırâatleri işlemesi de tefsirinin önemli bir özelliği olarak zikredilmelidir. Bunun yanında ele aldığı her Kırâatten sonra dilbilimin diğer alt dallarına geçiş yapması da ayrıca belirtilmelidir. Taberî, dilbilimin diğer İslâm bilimlerine yansımasına da işaret etmiştir. Bu doğrultuda kırâatlerin yanında fıkhî yorumların şekillenmesinde dilsel etkenlerin rolünü ortaya koymuştur. Biz de bu çalışmada söz konusu hususları göz önüne alarak Taberî'nin, rivâyetlerin yanında, dilbilimsel tefsir yöntemini kullandığını incelemeye çalıştık.
Beşerî hukuk sistemindeki boşamaların İslam Hukukuna göre hükmü
Günümüzde İslâm hukukunun uygulanmadığı ülkelerde kadının resmî mahkemelerde boşanma talebiyle dava açması üzerine hâkimin boşamaya hükmetmesi hususu Müslümanlar açısından bazen sorun oluşturmaktadır. Bu çalışmada, kocasının rızası olmadan kadının tek taraflı şer'î olmayan mahkemeye başvurması neticesinde yargıcın boşamaya karar vermesinin şer'î hükme uygunluğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Kâdı bulunmadığı durumlarda kâdı yerine geçecek hakemlerin kararları,fukahanın geliştirdiği yöntemler ile amel etmek hususu ve zaruret gibi nedenlerden ötürü İslâmî olmayan mahkemeye başvurmanın caiz olduğu durumlar irdelenmiştir. Şer'î kâdının bulunmadığı durumlarda hakemlere başvurmanın bir çözüm yolu olduğu belirtilmiştir. Bazı araştırmacıların hakemlere sınırsız çözüm rolünü yüklemeleri hususu deliller temelinde tartışılmıştır. Mezkûr problemin çözüme kavuşturulması için diğer bir yöntem olarak tarafların kâdının yokluğunda kâdı yerine geçecek İslâmî mercilere başvurulması gerektiği belirlenmiştir. Meselenin ictihadî boyutundan hareketle zaruret vb. sebeplerden dolayı beşerî hukuk sistemindeki boşamaları geçerli gören kesimin görüşüyle de amel edilebileceği kanaati hâsıl olmuştur. Öte yandan her görüş temsilcisinin delilleri ortaya konulmuş leh ve aleyhteki tüm görüşler değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Şer'î yargının yokluğunda İslâmî mercilere başvurulması gerektiği hususu tercihe şayan görülmüş ve fukahanın klasik ve çağdaş fetvalarına yer verilerek tercih sebebi belirtilmiştir. Son olarak da kâdının yokluğunda kâdı yerine geçecek merciinin veya beşerî hukuk sisteminin boşamalarını geçerli olduğunu savunanlara göre kadının kaç talâkla kocasından boşandığı hususu tespit edilmiştir.
Meryem suresi tefsiri
İslam'ın ilk dönemlerinden günümüze kadar Kur'ân-ı Kerim'in anlaşılmasına yönelik değişik tefsîr metotları kullanılmıştır. Bunlardan birisi de konulu tefsîr metodudur. Bu metod kısaca "tefsîrde belli bir konuyu ele alıp incelemek" demektir. Konulu tefsîrin bir türü de sûre çalışmasıdır. Dolayısıyla Meryem sûresi üzerine yaptığımı bu çalışma, sûre eksenli konulu tefsîre girer. Meryem sûresi üzerine yaptığımız bu çalışmada sûrenin ana konularını, içerdiği edebî sanatları, cedelleri ve kıssaları, elimizden geldiğince açıklamaya çalıştık. Araştırmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmamızın amacını, metodunu, gayesini, konulu tefsîr hakkında genel bilgileri ve konulu tefsîrin tarihçesini verdik. Birinci bölümde "Meryem Sûresine Genel Bakış" başlığı altında Meryem sûresinin ismini, âyet sayısını, sûrenin üslûbuyla ilgili konuları, edebî sanatları ve sûrenin içerdiği cedelleri açıkladık. İkinci ve son bölümde ise "Meryem Sûresinde Kıssalar" başlığı altında Meryem sûresinde geçen, sûrenin ana hatlarını oluşturan ilk iki kıssa olan Zekeriya-Yahyâ (a.s) ile Meryem-İsa (a.s) kıssalarını hemen hemen tüm yönleriyle ele aldık
Kur'an'a göre ceza gerektiren ameller
Ebedi huzur ve mutluluğun yol haritası olan, Allah (c.c.) tarafından peygamberi vasıtasıyla insanlara gönderilen Kuran, insanların Allah (c.c.) ve içinde yaşadığı topluma karşı sergilemesi gereken davranışların esaslarını içermektedir. Bu davranışlar, muhataplara bildirilmeden evvel onlara, bunların düşünsel alt yapısı olan Allah?a (c.c.) ve inanılması gereken diğer hususlara iman telkin edilir. Amelle ifade edilen insanların söz konusu davranışların hiç birisinin karşılıksız kalmayacağı inkâr edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur?an?ı-Kerim?de ameller, iyi ve kötü diye temel bir tasnife tabi tutulmaktadır. İyi ameller ödüllendirilecek, kötü ameller ise cezalandırılacaktır. Ancak bu çalışmamızın konusunu teşkil eden kötü ameller ceza gerektirme cihetiyle değişiklik arz etmektedir. Bunlardan şirk, münafıklık, hak dinden çıkış anlamındaki irtidat gibi inkâr eşliğinde gerçekleştirilenler ebedi azabı; adam öldürme, zina, hırsızlık gibi inkâr olmaksızın insan hak ve hukukunu ilgilendirenler de hem dünyada hem de ahirette ceza gerektirir. Amellerden bazısının da, tevbe veya -insan haklarına giriyorsa- kusuru telâfi etme ve helâlleşme sonucu, cezası affedilmektedir. Bu çalışmamızda Kur?an?a Göre Ceza Gerektiren Ameller konusunu tercih etme sebebimiz, bu amellerden sakınılması durumunda ebedi saadete kavuşma vaadidir. Anahtar Kelimeler: Kur'an, iman, amel, küfür, ceza
Fecr sûresinin tefsiri
Kur?anı Kerîm?in anlaşılmasına yönelik değişik tefsîr metotları kullanılmıştır. Bunlardan biriside konulu tefsîr metodu olup kısaca ?tefsîrde belli bir konuyu ele alıp incelemek? demektir. Konulu tefsîr?in bir türü de sûre çalışmasıdır. Dolayısıyla Fecr sûresine yaptığımız bu çalışma, konulu tefsîr?e girer. Fecr sûresi, Mekke?de inmiş ve 30 ayetten ibarettir. Sûre, kasem, tekit ve kıssa gibi üslupları içerir. Sûrede insanın varlık ve yoklukla imtihanı ve imtihanda aldığı tavır zikredilmiş, insanın yetim ve miskine karşı ilgisizliği kınanmıştır. Mirasın hisse sahiplerine hisseleri verilmeden malın hepsinin alınması ve malın çokça sevilmesinden bahsedilmiştir. Akibetleri helak olan bazı kavimler kısaca zikredilmiştir. Bunlar Âd, Semûd ve Firavun kavmidir. Âd?ın yaşadığı şehir olan İrem zikredilmiş ve sütunlar sahibi diye nitelendirilmiştir. Semûd?dan ise kayaları yontan kavim olarak bahsedilmiş ve Firavun?da zil-evtad diye nitelendirilmiştir. Sûrede müteşabih bir ayet bulunmaktadır. O da 22. ayettir. Allah (c.c) ?Melekler saf saf dizildiği halde Rabbin geldi? demektedir. Burada müfessirlerin kimisi ayeti tevil etmeden tefsîr ederken bazıları ise ayeti tevil yoluna gitmişlerdir. Kafirin azabının çetin ve büyük olacağı zikredilirken, nefsi mutmainne?ye yani mümine ise kullarımın arasına ve cennetime buyur gir denmiştir. Anahtar Kelimeler: Fecr, Âd, Semud, Firavun, İrem, Mirsâd, Nefis.