Prof. Dr. Okan Tuna danışmanlığındaki tezler
16 tez · Dokuz Eylül University
Prioritization of industrial service dimensions in logistics centers: An industrial marketing approach
Either to utilize common infrastructure and economies of scale opportunities or to develop new business and innovate through synergy, logistics clustering has started to attract significant attention at a global scale. Logistics centers are a form of logistics clustering where intermodal transportation activities are combined with value-added logistics services. They serve as a
Denizde sportif faaliyetlete yönelik tüketici davranışı analizi
Tüketici davranışları pazarlama biliminin temel konularındandır ve davranış bilimlerinin de alt bölümlerinden biridir. En genel anlamda davranış, insanların bütün eylemleri (etki ve tepkilerini) ve çevre ile etkileşim süreci olarak tanılanabilmektedir. Tüketici davranışları ise, satın alma bağlamında insan davranışının özel türleriyle ilgidir. Bu çalışmanın kapsamı içerisinde insan davranışlarını daha spesifik bir alanda sergileyen bir başka terim de ?spor? olup, rekreasyon faaliyetleri içerisinde cazipliği ve çeşitliliği ile önemli bir yer teşkil etmektedir.Bu çalışmanın amacı Pazar karmasının önemli bir bölümünü oluşturan insan davranışlarını analiz etmek olup; analiz kapsamında, bu davranışları etkileyen faktörler, ilgili spor endüstrisi, denizle ilintili spor pazarlaması ve özellikle yelkencilik yer almaktadır. Analiz, pazarlama stratejisi yaklaşımı doğrultusunda yapılmış, önce denizde sportif faaliyetler ile ilgili kişilerin dahil edildiği odak grup çalışmaları ve derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, elde edilen değişkenler kullanılarak İzmir ve çevresinde bulunan yelken kulüpleri üyelerine kişisel değerlerinin üyelik satın alma tercihlerine etkisini anlamaya yönelik bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler kullanılarak, pazara yol gösterici öneriler geliştirilmiştir.
Dynamics of liner shipping networks and trade volume: A case study of West African and Turkish ports
Since the discovery of containers, liner shipping has become an indispensable phenomenon in the transportation industry. It is one of the main means through which cargo is transported around the globe. The various seaports scattered along the coasts of countries in different continents are connected to each other through several services created by shipping lines, transporting cargo in containers from one country to the other. The combination of these seaports and shipping service add up to form liner shipping networks. These networks form the grounds on which international trade is carried out. Trade and liner shipping networks are therefore two highly interconnected variables. This study examines the factors that affect the relationship between liner shipping networks and trade volume in order to understand the different dynamics that exist between them. The Liner shipping network between West Africa and Turkey is used as a case study. Five ports in the West African region were selected and the analysis was based on these ports. Using a qualitative method, information was gathered by carrying out a survey that involved participants from different sectors in the area of study. The findings show five main factors that affect liner shipping networks and trade volume which include; financial factors, infrastructural factors, network structure design, competition/cooperation and trade factors. Hinging on these factors, carriers, policymakers, terminal operators and port planners could make better decisions in order to benefit their different objectives and agenda. Key Words: Liner shipping, Trade, West Africa, Ports, trade volume, Liner Shipping Networks.
Hammaddeler için bütünleşik stok yönetim modelinin uygulanması
Rekabetin hızla geliştiği günümüz iş ortamında, tedarik zinciri yönetimi ve stok yönetimi işletmelerin maliyetleri düşürmesi, verimliliği artırması ve müşteri hizmet düzeylerini yükseltmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Tedarik zinciri yönetimi, malzeme temininden son tüketiciye kadar olan süreci optimize etmeyi amaçlayan stratejik bir yaklaşımdır. Bu sürecin etkin yönetimi, stok seviyelerini ve talep tahminlerini içeren karmaşık kararlar gerektirir. Bu bağlamda, hammadde stoklarının etkin bir şekilde yönetilmesi, üretim süreçlerinin kesintisiz devamını sağlamak ve operasyonel verimliliği artırmak adına kritik bir faktördür. Bu çalışma, tedarik zinciri yönetimi ve stok yönetimi alanlarının bütünleştiği bir perspektiften yaklaşarak, hammaddelerin etkili bir şekilde yönetilmesini sağlayan bütünleşik bir stok yönetim modelinin uygulanmasını incelemektedir. Uluslararası bir şirkette gerçekleştirilen uygulama örneği üzerinden ABC analizi, XYZ analizi ve istatiksel emniyet stok hesaplamaları yapılarak bütünleşik stok yönetim modelinin nasıl uygulandığı, tedarik zinciri performansının nasıl ölçüldüğü ve hammaddelerin stok seviyelerinin nasıl optimize edildiği ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Bu tez, işletmelerin hammaddelerin stok yönetiminde daha etkili bir şekilde nasıl hareket edebileceğini anlamak isteyen araştırmacılar ve uygulamacılar için değerli bir kaynak olmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, bütünleşik stok yönetim modelinin işletmelerin süreçlerini nasıl iyileştirebileceğine dair geniş bir anlayış sunarak gelecekteki çalışmaların temelini oluşturabilir.
Türkiye'deki Ege limanlarının 'Bir Kuşak Bir Yol' Projesi bakış açısından stratejik analizi
The One Belt One Road (OBOR) project is contained of the 'Silk Road Economic Belt (SREB)' and the '21st Century Maritime Silk Road (MSR)' together and its routes will link to more than sixty-five countries, around 35% of the global trade, over 62% of the world's population and approximately 31% of the world's gross domestic product. In the strategic port planning literature, it is envisioned that ports will update their plans according to comprehensive changes in the global economy. In this respect, the MSR especially OBOR, is one of the issues that should be addressed and studied in the long-term port plans for the next 10 to 30 years. Turkish Aegean Ports hasn't got comprehensive strategies to apply next 30 years with respect to the OBOR project. The aim of the dissertation is to present alternative strategies that can be applied to the ports in the Turkish Aegean region and exhibit the best alternative for Turkish Aegean ports, to show them how they can benefit from the project without excluding the SREB effect, in particular on the MSR. Swot Analysis was preferred to determine Swot sub-factors of the Turkish Aegean ports from the perspective of port authorities of the Turkish Aegean ports by using a semi-structured interview method. Alternative strategies that can be applied in the long term for the Turkish Aegean ports are revealed together with the TOWS analysis. In the analysis section of the dissertation, to select the best alternative strategy for the outcome of the TOWS analysis, the Analytic Network process method was applied. The result of the analysis demonstrates that ''Trying to be the main port along to MSR route'' is the best strategy for Turkish Aegean ports in terms of the OBOR initiative.
Hava yolu işletmelerinde yer hizmetlerinin analizi: Sistem dinamikleri yaklaşımı
Ticari uçuşların başladığı yıllarda havayolu şirketleri kendi imkanları ile gerçekleştirdikleri yer operasyonlarını sektörün büyümesi ile bugün artık büyük oranda Yer Hizmetleri Şirketleri vasıtasıyla yürütmektedirler. Özellikle uluslararası geniş uçuş ağları ile dünya çapında yüzlerce farklı destinasyona uçan Havayollarının farklı ülkelerdeki havalimanlarında yer operasyonlarını yürütebilmesi ancak yerel hizmet sağlayıcılarla iş birliği yapılması ile mümkündür. Harekât ve Apron Hizmetleri, Yolcu Hizmetleri, Kayıp ve Bulunan Eşya, Bilet Satış gibi pek çok alanda hizmet alınan Yer Hizmetleri Şirketleri sunulan hizmet kalitesinin yanında Havayollarının karlılığına da doğrudan veya dolaylı olarak etki etmektedirler. Havayolu şirketlerinin en büyük gider kalemlerinden biri yakıt tüketimidir. Bu nedenle yakıt tasarrufu alanında pek çok çalışma yapılmakta olup, havayolları yakıt tüketimini düşürmeye yönelik pek çok yeni uygulamayı hayata geçirmektedir. Bu çalışma ile sefere hazırlanan bir uçağa verilen standart hizmetlere yapılacak küçük katkılarla fark yaratılabileceğinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Sistem dinamikleri yaklaşımı kullanılarak elde edilen sonuçlar, ortalama ağırlık değerlerini gerçekleşme değerlerine yaklaştıran, uçuş planının anlık verilere göre güncellenmesini sağlayan, uçak üzerindeki yük dağılımını ideal CG aralığında planlayan Yer Hizmetleri personelinin yakıt tasarrufuna katkıda bulunulabileceğini göstermektedir. Çalışmanın sonunda alınan örneklem üzerinden sefer başına elde edilebilecek ortalama kazancın ortaya konularak, farklı uçak tipleri ve farklı uçuş hatlarında da yapılacak benzer hesaplamalarla, çalışmanın hava yollarına büyük ölçekte ne oranda katkı sağlayabileceğini gösterebilmek amaçlanmaktadır.
Türkiye'de faaliyet gösteren Ro-Ro şirketlerinin rekabet stratejisi ve firma performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Recent developments in international trade have raised the demand for multimodal transport solutions which allows less dependency on pollutant, costly and risky road transport. Several studies have revealed that maritime transport is the most environmentally friendly transport mode alternative to road. Especially, short sea Roll-on/Roll-off (Ro-Ro) shipping has been addressed in many several policy papers as a significant means of shifting cargoes from road to sea and realizing sustainable economic developments. Ro-Ro transportation is considered the most suitable maritime transportation system in our country thanks to its strategic geographic position, advanced land network connections, and increasing trade volume. However, many Ro-Ro companies have suffered either enter into the market or, even if they achieved entrance, to maintain their operations. The key issue is here to analyze the market environment accurately, and to choose the best fit strategy which leads companies to gain sustainable competitive advantage and improve firm performance. This study aims to tackle competitive strategy and firm performance relationship within the Ro-Ro shipping context. In this regard, twelve competitive strategy components and three firm performance criteria were identified through literature reviews and semi-structured interviews. Then, contextual relationships among these variables were determined and developed into a model via the Interpretive Structural Modeling (ISM) technique. Afterward, most critical variables composing the model were evaluated by means of Cross-Impact Matrix Multiplication Applied to Classification (MICMAC) analysis. According to the research findings, customer orientation and responsiveness, operational flexibility, innovativeness and R&D are the most critical strategy components, while market share is the best performance indicator for Ro-Ro companies operating in Turkey. It is recommended these companies' managers to adopt hybrid strategies to boost firm performance.
Denizyolu konteyner taşımacılığında Türk limanlarını kullanan armatörlerin lojistik yönlü transit süre analizi
Günümüzde küreselleşmenin ve dünya ticaretindeki artışın etkisiyle birlikte denizyolu taşımacılığına olan talep de giderek artmaktadır. Her taşımacılık modunun kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunmakla birlikte, konteynerin sunduğu yükleri taşıma kolaylığı, denizyolu taşımacılığının avantajları ile birleştiğinde denizyolu konteyner taşımacılığının payı ve önemi daha da artmaktadır. Ulaştırma sisteminin ağlarla çevrili karmaşık yapısı ve dahil olan tarafların fazla olması nedeniyle zaman zaman sistemde aksamalar yaşanabilmektedir. Denizyolu konteyner taşımacılığı yönünden bakıldığında konteyner hat taşımacılığı armatörlerinin gemi programlarında duyurdukları transit sürelerden sıklıkla saptıkları görülmektedir. Bu durum tedarik zinciri ve lojistik süreçlerdeki tüm paydaşları farklı yönlerden olumsuz şekilde etkilemektedir. Çalışmanın ana problemini armatörlerin transit süre güvenilirliği problemi oluşturmaktadır. Bu problem çerçevesinde çalışmanın amacı, denizyolu konteyner taşımacılığında Türk limanlarını kullanan armatörlerin transit süre analizinin yapılması, bu konudaki mevcut durumun ortaya koyulması ve etki edebilecek faktörlerin değerlendirilmesi olarak özetlenebilir. Bu amaçla, armatörlerin sefer öncesi bildirdikleri planlamış transit sürelerle taşımalar bazında gerçekleşen transit süreler karşılaştırılarak seçilen rotalar için gün bazında transit süre sapmaları bulunmuştur. Tanımlayıcı istatistiklere ek olarak, transit sürelere etki edebilecek faktörler çerçevesinde oluşturulan hipotezler ANOVA Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way ANOVA) ve Bağımsız Örneklem T-testi (Independent Samples T-Test) uygulanarak test edilmiş ve bulgular yorumlanmıştır.
Dördüncü taraf lojistik hizmet sağlayıcı işletmelerin yetenek alanları hakkında model önerisi
Rekabetin, küreselleşmenin de katkısı ile çok yüksek seviyelere gelmesi sonucunda, işletmeler, lojistik fonksiyonları üzerinden rekabet eder hale gelmiştir. Bu durum lojistik fonksiyonların, işletme dışında bulunan, alanında uzman ve ölçek ekonomisi gibi çeşitli avantajlar yaratabilen hizmet sağlayıcılardan sağlanmasına sebep olmuştur. Lojistikte dış kaynak kullanımının bu yönde artarak ilerlemesi sonucu lojistikte "taraf/parti" kavramları ortaya çıkmıştır. Tarafların aldıkları roller, sağlanan lojistik hizmetin seviyesi gibi görülmektedir. Dış kaynak kullanımının miktar ve kapsamı günümüzde giderek genişlemekte, Dördüncü Taraf Lojistik kavramı Türkiye'de de yer bulmaya başlamaktadır. İşletmeler Dördüncü Taraf Lojistik hizmet sağlayıcı diğer işletmeler ile çalışarak ana işine odaklanmakta, tedarik zinciri yönetimini bu hizmet sağlayıcılara bırakmaktadır. Ancak kavram ve operasyon şekilleri, Türkiye'deki lojistik sektör paydaşları tarafından hala yeterince anlaşılamamış görünmektedir. Bu çalışmada öncelikle, kavramların daha iyi anlaşılabilmesi için literatürde yer almış bilgiler ile desteklenen bir kavramsal çalışma yapılmıştır. Kavramsal çalışmadan çıkarımlar yaparak dördüncü taraf lojistik hizmet sağlayan işletmelerin sahip olması gereken yetenekler belirlenmiştir. Belirlenen yeteneklerin önem dereceleri ve ağırlıkları, Türkiye'de lojistik hizmet alan profesyonellerin beklentileri ve lojistik hizmet sağlayan işletmelerin yöneticilerinin görüşleri sonucunda belirlenmiştir. Önem derecelerinin belirlenmesinde Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılmış ve görüşler alınırken ikili karşılaştırmalarda 1-9 puanlık oran ölçeğinden yararlanılmıştır. Böylelikle, dördüncü taraf lojistik hizmet sağlama amacı güden lojistik şirketlerine yol gösterme konusunda yardımcı olacak bir model oluşturulmuştur.
Lojistik altyapısının ticaret gelişimindeki rolü: Türkiye için bir uygulama
Over the past two decades, Turkey has undertaken considerable investment in transport infrastructure to found a well-developed transport network and to get integrated into global supply chains. This study aims to evaluate trade expansion benefits of transport network investment in Turkey to get insights on transport and industrial policy dimensions. As a research strategy, an inductive content analysis integrated with a systematic literature review approach is performed for the empirical studies on the broader economic benefits of transport infrastructure to derive guidance for the quantitative analysis of the subsequent research phase. The quantitative methods consists of two separate analysis. Firstly, short-run and long-run dynamics between land transportation infrastructure, ICT development and trade expansion are investigated within ARDL framework as a preliminary causality analysis. Then, gravity models of trade are estimated for exports and imports with infrastructure investments in various transport modes as the main explanatory variables as well as other independent variables involving factors of bilateral trade flow, ICT development, control variables for Turkey and control variables for partner countries. A main inference from the analysis entails that transport infrastructure investment acts as a driver for import growth rather than export expansion. As another important insight, transport infrastructure investment should be carried out with all transport types considered, based on a long-term transport policy scheme with special attention on road and rail infrastructure. Moreover, transport modes should be integrated to enhance network and connectivity of the overall logistics system, enabling prevalent practice of multimodal and intermodal transportation.
İşletmeden işletmeye pazarlamada dijitalleşme: Deniz taşımacılığının dönüşümü için strateji ve teknolojilerin geliştirilmesi
Digitalization offers various opportunities such as access to new markets, cost reduction and competitive advantage, the ability to develop and control products more agile, by profoundly influencing the activities of almost all businesses. However, as in many B2B markets, it is observed that it is too late to adapt to this transformation in maritime transportation. In this context, it becomes crucial to emphasize the importance of digitalization to maritime businesses and to identify digital technologies that are appropriate for their purposes and nature and to propose strategies for these technologies. This study addresses the issue of digitalization in maritime transportation in the marketing communication dimension. In this regard, firstly, a literature study was carried out with a deductive approach and digital marketing technologies were handled within the scope of maritime transportation market characteristics. Then, the focus was on social media, which is accepted as the most up-to-date technology of maritime transportation digital marketing communication, and research was carried out to develop strategies for container shipping companies to use social media more effectively. In this process, it has been determined that the engagement rate calculation formulas commonly used in the social media influence literature have expired as a result of the new algorithms used by the platforms and a new calculation method has been developed. In the empirical part of the study, firstly, the current situation of container shipping companies on social media platforms has been revealed. Then a content analysis of 4076 publicly-shared posts for a year was carried out on the companies' LinkedIn pages. This process was developed based on the "Social Media Communication Model" and "Word-of-Mouth (WOM) Psychological Motivation Theory". Accordingly, a theory-based approach consisting of brand strategy (company or product), message appeal (functional or emotional), selling strategy, and external information categories was preferred in coding the posts on the LinkedIn page of the companies. In addition, LinkedIn posts have been categorized in terms of media type, message richness, and level of interactivity. In the research, the highly engaged LinkedIn messages were determined through the engagement calculation method developed as a result of qualitative and quantitative studies, and an answer was sought to the question of whether the engagement rate (target variable) could be predicted with the message characteristics (input variables). In the development of the prediction model, two different learning algorithms were applied by using IBM Watson machine learning services. According to the results of the training and test data, the accuracy rate of the Chi-square Automatic Interaction Detector algorithm was found to be higher. Accordingly, the features that affect the engagement rate of the companies' LinkedIn messages are the level of interactivity, resharing, word count, message purpose, media type, and link usage, respectively. Overall, the results of this study show that it is possible to predict the success of social media communication strategies in terms of engagement level in the container shipping markets with message-oriented features.
Ürün kayıplarının azaltılmasına yönelik lojistik yönlü tedarik zinciri tasarımı: Gıda tedarik zincirleri için bir çerçeve
Food loss is a major problem in the food supply chain and it has negative impacts on the environment, economy and society. Besides these negative impacts, food loss is one of the main challenges for ensuring food security. Hence, it is important to diminish food loss in food supply chains. For this purpose, this thesis aims to investigate how food loss reduction can be achieved to enhance food security within the food supply chains with the logistics viewpoint. Food loss occurs throughout the upstream and midstream food supply chain, but it is not clear that specifically which stakeholders deal with food loss or in other words which stakeholders have more salience while dealing with the food loss. So, it is important to identify and classify stakeholders who have more salience while tackling food loss. In addition, to be able to tackle the food loss, it is important to identify food loss drivers. After identifying food loss drivers, it is important to rank food loss drivers which have a higher impact on the waste amount for reducing the overall food loss. To fulfil these objectives, both qualitative and quantitative methods were employed in this study. To identify and classify stakeholders, systematic literature review, semi-structured interviews and stakeholder analysis were employed. To identify and classify food loss drivers, systematic literature review and semi-structured interviews were employed. To rank the food loss drivers, which have a higher impact on the loss amount, the analytical hierarchy process was employed. The results indicate that not all upstream and midstream stakeholders deal with the food loss with similar intensity. In addition, it has been identified that different factors and sub-factors cause food loss for each food supply chain. It has been determined that 3 main factors and 11 sub-factors lead to food loss in the fats and oil supply chain; while 3 main factors and 11 sub-factors cause food loss in the milk and dairy supply chain. It has been determined that 4 main factors and 13 sub-factors can cause food loss in the meat and poultry supply chain; while 3 main factors and 13 sub-factors lead to food loss in the fruit and vegetable supply chain. Furthermore, another key result of this thesis reveals that different sub-factors cause the most loss for different food supply chains. The thesis, which is prepared on the basis of qualitative and quantitative analysis results, offers implications for academics, practitioners and policymakers.
Deniz canlılarının lojistiği üzerine bir uygulama
Lojistik, küresel dünyanın en kritik sektörlerinden biridir. Lojistiğin en temel faaliyeti ise taşımacılıktır. Taşıma faaliyetleri, genellikle kara, hava, demir ve denizyolu ile yapılmaktadır. Her bir taşımacılık modunun diğerine karşı farklı üstünlükleri ve zayıflıkları vardır. Karayolu taşımacılığı ise bir istasyona, limana ya da havaalanına ihtiyaç duymaksızın hemen her yere taşımacılık yapılabilmesi, nispeten ucuz olması ve hemen her şeyin taşınabilmesi gibi avantajları ile öne çıkmaktadır. Karayolu ile taşınabilen şeylerden biri de deniz canlılarıdır. Deniz canlılarının taşımacılığı, her şeyden önce taşınan malın canlı olmasıyla diğer taşıma türlerinden ayrılmaktadır. Deniz canlılarının taşımacılığında canlı olarak teslim alınan balıkların yine canlı olarak teslim edilmesi gereklidir. Bunun için de taşıma esnasında canlılık sağlayan koşulların sürekliliği gereklidir. Bu çalışmada Aydın Akbük'te faaliyet gösteren bir kuluçkahanenin (Egemar) canlı balık taşımacılığı kapsamında yaptığı bir taşıma faaliyeti, örnek olay yöntemiyle incelenmiştir. Sonuç olarak incelenen taşıma faaliyetine göre Egemar'ın stok yoğunluğu ve kullanılan anestezik maddeler konusunda daha özenli davranması gerektiği önerilmiştir.
Karayolu taşimaciliğinda izlenebilirlik üzerine bir uygulama
Ulaştırma çağımızın ön önemli sektörlerinden biri haline gelmiştir. Öyle ki önceleri tek yaygın yöntem karayolu taşımacılığı iken, son 5-6 asırdır denizyolu taşımacılığı tüm dünyanın ticaret haritalarını değiştirmiştir. Son iki asırdaki teknolojik gelişmeler ise demiryolu taşımacılığını ülkelerin diğer lojistik kaynaklarla beraber üst sıralardaki yatırım maddelerinden birine dönüştürmüştür. Bunlarla beraber nehiryolu taşımacılığı, borularla taşınan sıvı/gaz yükler de göz önünde bulundurulduğunda sektördeki hizmet çeşitliliğinin de gelişime açık bir alan olduğu açıktır. Hem çeşitliliğin sunduğu maliyet avantajları hem de destinasyon için farklı alternatiflerin keşfedilmesi, ulaştırmayı çok modlu yürütülen bir sürece dönüştürmüştür. Fakat tüm bu süreçler içerisinde yaşanan bir sorun var ki o da taşınmakta olan yükün nerede ve ne durumda olduğudur. Bu çalışmamızda farklı çok modlu taşıma senaryolarında yükün nasıl izlenebileceğine dair sorulara cevap aranmıştır. Çalışma esnasında, mevcut durumu belirlemek için, değer akış haritaları yapılarak izlenebilirliğin nerelerde sağlanamadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, ürünün ne zaman nerede olduğu bilgisinin hem gönderici hem de alıcı için neden önemli olduğuna yer verilmiştir. Sonuç olarak, tüm ulaştırma süreci boyunca hangi aşamalarda ne gibi eklentiler kullanılarak izlenebilirliğin sağlanabileceğine değinilmiştir.
Küresel tedarik zinciri eşgüdümünde bütünleşik lojistik uygulamaları
SMEs are considered the backbone of most economies, yet they are facing challenges in their efforts to keep up with new customer expectations emerged from globalization. However, large enterprises utilize their resources and invest in practices such as SCM to reduce costs and evidently gain competitive advantage. Unfortunately, because they don't have these opportunities, SMEs are only able to focus on individual benefits while managing their supply chains. Since logistics activities make up a big part of supply chain cost, companies put their efforts mostly on managing these. Integrated logistics and various supply chain coordination mechanisms such as supplier contracts, flow coordination and IT mechanisms are suggested as solutions to this issue. This research serves as an exploratory case study to reveal the current logistics process map (via Transportation Value Stream Mapping) and coordination level between a large food packaging manufacturer, its European customers and logistics partners. The aim of the study is to understand coordination problems that occur in the real world even in the best possible conditions (since the focal firm is among the leaders of the food packaging sector in its origin country, Turkey) and to propose solutions that are expected to also benefit SMEs. The study suggests utilizing 2 coordinated and integrated logistics solution frameworks to problems. These problems are determined via semi-structured interviews, meetings, workshops and data provided by the company. However, due to time limits and data collection challenges, the suggestions remained in-detailed in terms of the exact network design and prices. Employees in various executive-level positions of the company shared their opinions on feasibility of suggested solutions via Likert scale questionnaires. Results were analyzed and importance of further utilizing joint optimization, via including logistics and warehousing partners' data, is strongly emphasized.
Ege bölgesi için kuru liman yer seçimi üzerine bir araştırma
Uluslararası boyutlarda gerçekleştirilen ticaret, limanların önemini ve işlevini arttırmıştır. Denizyolu taşımacılığı, yük taşımacılığında büyük oranda hizmet vermekte olup ithalat-ihracat performanslarında en çok tercih edilen ulaştırma modudur. Deniz limanlarında yürütülen lojistik aktiviteler kapasite, sıkışıklık, gürültü gibi sorunlara neden olmaktadır. Kuru liman konseptinin deniz limanlarına vereceği destekle, limanların mevcut yükünün azaltılması hedeflenmektedir. Bu çalışma, Ege Bölgesi'nde konumlandırılacak potansiyel bir kuru limanın yer seçiminde değerlendirilecek kriterlerin önem derecelerini baz alarak sunulan 2 alternatif lokasyon arasından seçim yapmayı hedeflemektir. Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılarak hazırlanan anket özel sektörde çalışan denizcilik, lojistik ve dış ticaret uzman ve yetkilerinin katılımı ile gerçekleştirilip, kriterlerin önem dereceleri belirlenmiştir. Anket uygulamasının sonucunda elde edilen veriler bilgisayar programında hesaplanarak Ege Bölgesi için en uygun kuru liman yeri seçimi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuru liman, Denizyolu taşımacılığı, Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci, lojistik