Theses supervised by Prof. Dr. Sadık Tural

10 theses · Gazi University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de "edebiyat sosyolojisi" yle ilgili araştırmalar, bakışlar ve yorumlar

Edebiyat eseri basit ve tek yönlü değil, karmaşık bir yapıyı gösterir. Çünkü bir edebiyat eseri, sadece yazarın hayatı, düşünce ve duygularını değil, onun içinde yaşadığı toplumu da yansıtır. Bu tespit, elbetteki Taine'ın öne sürdüğü kadar sert değildir. Ancak yine de toplumun edebiyat eserine katkısı önemlidir. Edebiyat eserindeki gerçeklik, yüzyıllardır tartışılan bir konudur. Romanesk döneminden bugüne kadar edebiyat eseri hem nesir hem de nazım olarak önemli değişiklikler kaydetmiştir, ilk zamanlarda basit ve kaba şekillerle karşımıza çıkan gerçeklik, 19. yüzyılda Avrupa'da romanın zirvesini yaşadığı yüzyıl da dahil olmak üzere artık farklı şekillerle karşımıza çıkmaktadır. Okuyucu gruplarının tercihlerinde rol oynayan etkenler, daha çok hissî ve bilimsellikten uzak görünmektedirler. Bir kişi Türkiye'de en az 14 yıl eğitim gördükten sonra üniversiteyi bitirmektedir. Ancak bu zaman da bireye okuma alışkanlığını kazandırmak için yeterli olmamaktadır. Türkiye'de edebiyat sosyolojisi kriterleri uygulayarak çalışmalar yapılmaya devam edilmeli ve Türkiye'nin okuması sağlanmalıdır. Çünkü, bizim okurumuz, tek taraflı okumaktadır ve farklı dünyalara açık değildir. Buradan hareketle bilimsellik ve buna bağlı yayınlar çok az okunmaktadır. Teknolojik ilerleme baskı tekniklerinin de gelişmesine sebep olmuştur ve bugün artık kitap okuyucuya çok farklı yollardan ulaşmaktadır. Reklamcılık da Türkiye'de okum etkilemekte ve özellikle kitle iletişim araçlarında sık rastlanan kitaplar daha fazla okunmaktadır. Edebî nüfus, daha sağlam yönlendiricilere sahip olduğunda, okur kitlesi de istenen seviyeye gelmiş olacaktır. 135

BaskıEdebi eserlerEdebiyat sosyolojisi+3
Murat Lüleci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Gençlik edebiyatı ve eğitim değerleri açısından Mustafa Necati Sepetçioğlu`nun dünkü Türkiye dizisindeki tarihi romanlarının incelenmesi

Gençler için edebiyat olmalı fikrine katılma dereceniz Kitap seçerken üzerinde gençler için ibaresinin olupolmamasına dikkat etme dereceniz.BÖLÜM-III-Bu bölümdeki sorular sizin en çok beğendiğinizeserleri ve yazarları belirlemek için sorulmuştur.69- En çok beğendiğiniz beş kitabın adını beğenmederecenize göre yazınızBütünüyle Çok Az Çok Az Hiç70-En çok beğendiğiniz beş yazarın adını beğenme derecenizegöre yazınız.71-En çok beğendiğiniz beş romanın adını beğenmederecenize göre yazınız.72. Soru sizin okuduğunuz romanlar içinde tarihiromanların yerini belirlemek için sorulmuştur.72-En çok beğendiğiniz beş tarihi romanın adını beğenmederecenize göre sıralayınız.73-En çok beğendiğiniz tarihi roman yazarlarını beğenmederecenize göre yazınızÖZET Eğitimin temelini dil ve edebiyat, dil ve edebiyatın temelini de edebî verimler oluşturur. Tahkiyeli eserler bu edebî verimlerin bir parçasıdır. Dolayısıyla çocuğun ve gencin eğitiminde tahkiyeli metinlerin önemli bir yeri vardır. Metinlerin önemi, çocuğun ve gencin benlik, kimlik ve kişiliğinin oluşumu noktasında düğümlenmektedir. Edebiyat ile eğitim, birbirlerini etkileyen aralarında sıkı bağlar bulunan iki aîaııun. inşâm konu âin'ıâ ve onu htsı yönüyle iyiye götürme çabası bakımından edebiyatla eğitimin amaçları örtüşür. Bu iki alan, kişinin kendini tanımasını, sürekli olarak iyiyi ve güzeli aramasını, daha uyumlu yaşamasını amaçlar. Her ikisi de iyi yurttaşlar, çalışkan ve yaratıcı bireyler, erdemli kişiler yetiştirme çabası güder. İnsanlığa saygıyı, yurt ve millet sevgisini, kişilik ve bağımsızlık onurunu öğretir, bunları gönüllerde yetiştirmeye çalışır. Bütün bunları eğitim, okul kanalıyla, bir güzel sanat olan edebiyat ise estetik yolla sağlar. Edebiyat eğitimi, öğrencilere duyuş, düşünüş ve yaşayış bakımından yaşantı zenginliği kazandırmanın, onların daha sağlıklı bir kişilik gelişimleri ve iyi birer gözlemci olabilmeleri için, olaylara ve sorunlara daha geniş açıdan yaklaşabilmeleri için katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Gençlik Edebiyatı ise, 13-23 yaş grubundaki insanların, benimsemesini, kabul etmesini, kendi nefsinin bir parçası haline getirmesini istediğiniz kavramları, kabulleri, değerleri, davranışları, tepkileri, tercihleri aşılamaya matuf eserlerdir. Konu, içerik, sorunların ele alınışı ve biçim bakımından, çeşitli yaş basamaklarındaki gençlerin ilgi ve merak düzeyine uygun, edebi, eğlendirici, öğretici cima özelliklerinin yanında, estetik bakımından da hoşa gidecek şekillendirme ile yetişmekte olanların sanat zevklerinin gelişmesine hizmet etmesi beklenen ve çoğu kere dolaylı olarak eğitici karakterli eserlere gençlik edebiyatı adı verilmektedir. "İnsanı hem fert, hem de cemiyet plânında vak'a halinde ele almaya çalışan bilgi sahalarından ikisi "târih" ve "edebiyattır."

Edebiyat eğitimiGençlik edebiyatıRoman+3
Nesrin Zengin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

1928-1946 arası yayımlanan Türk romanlarında Dünya savaşları, Milli Mücadele ve Ağrı Dağı İsyanı`nın yansıma biçimleri ile belgesellik özellikleri

ÖZET Bu çalışma; 1928-1946 yılları arasında yayımlanan Türk romanlarını kapsamaktadır. Konusu, savaş ve askerlik olan on sekiz Türk romanı, çalış manın ana dokusunu oluşturmaktadır. Yakın Türk tarihine, hattâ dünya tarihi ne yön veren Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), Türk Millî Mücadelesi (1919 -1922), Cumhuriyet'in ilk yıllarında meydana gelen Kürt İsyanları (1925- 1930) ve İkinci Dünya Savaşı (1939/1945) dönemlerindeki savaş ve asker lik konularını anlatan romanlar incelenmek suretiyle konu sınırlandırması yapılmış ve bu şekilde araştırma, daha etkili kılınmaya çalışılmıştır. Söz Başı bölümünde de açıklandığı gibi, Türk sosyal, siyasal ve kültürel hayatında önemli birer basamak noktası bilinen 1928 yılında yapılan Harf İnkılâbı ile 1946 yılında geçilen Çok Partili Hayat; çalışma konusunun sınırlanmasında, bir başka etkendir. 1928-1946 yılları arasında yayımlanmamış olmasına rağmen, Mücadele döneminin olaylarını ve kişilerini etkili bir üslûpla yansıtan Tarık BUĞRA'nın Küçük Ağa adlı romanının inceleme alanına dahil edilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Nitekim, Türk milletinin; bağımsızlık ve özgür lük mücadelesini anlatan romanlar içinde tarihî gerçeklere en uygun roman olarak Küçük Ağa gözlemlenmiştir. Ayrıca, dil, üslûp, entrik unsurlar, roman kahramanlarının özelliklerinin verilmesi ve mekân tasvirlerinde de Küçük Ağa, diğer romanlara göre, daha başarılı bir niteliktedir. Çalışmada; bir taraftan romanları, roman tekniği (zaman, mekân un surları ve tasvirleri, dil ve üslûp özellikleri, figürler vb.) yönünden ele alırken, diğer taraftandan da romanlarda anlatılan olay ve kişilerin tarihî gerçeklerle olan ilişkisi üzerinde durulmuştur.. Durum böyle olunca, iki önemli kaynak581 ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi, inceleme alanına dahil edilen romanlar; ikincisi ise, dönemlerle ilgili yazılmış anı, biyografi ve tarih kitaplarıdır. Araştırma; beş ana bölümden meydana gelmektedir. Bunlar: I. BÖLÜM: 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanların Ro man Tekniği Yönünden İncelenmesi II. BÖLÜM: Birinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanların Tarihî Olay larla İlişkisi III. BÖLÜM: Millî Mücadele Dönemi'ni Anlatan Romanların Tarihî Olaylarla İlişkisi IV. BÖLÜM: Cumhuriyet'in ilk Yıllarındaki Kürt isyanları ve Kürtçülüğü Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Dağları Bekleyen Kız) Tarihî Olaylarla ilişkisi V. BÖLÜM: İkinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Ankara Ekspresi) Tarihî Olaylarla İlişkisi Çalışmanın I. Bölümü'nde yer alan romanların teknik yönden incelen mesinde dikkate alınan plân, şudur: A. VAK'A TERTİBİ 1. Ana Çizgileriyle Vak'a 2. Fiktif Yapıyı Belirleyen Unsurlar a. Zaman b. Mekân c. insan Unsuru Dışında Kalan Figürler ç. Dil ve Üslûp ile Merak Unsurlarının Düzeni ve Gücü 3. Ana Fikir B. FİGÜRLER 1. Merkez Figür 2. Karşıt Figür 3. Yardımcı Figürler C. KAVRAMLAR ve KABULLER582 Çalışmanın diğer dört bölümünde, romanlarda yansıtılan olaylar ve kişilerin, tarihî gerçeklerle ilişkisini ve uyumunu ortaya koymada temel kay naklar olarak anı, biyografi ve tarih kitaplarına müracaat edilmiş ve bunlar dan doğrudan ya da dolaylı olarak alıntılar yapılmıştır. Doğrudan yapılan alıntılar, sayfanın sağından ve solundan içeri girmek suretiyle ve italik harflerle yazılmıştır. Dolaylı alıntılar ise, metin içinde dip not numarası verile rek ve sayfa altında dip not açıklamaları yapılarak gösterilmiştir. Kaynakça bölümü, kendi içinde üç alt bölüme ayrılarak çalışmada yararlanılan temel kaynakların, daha anlaşılır tasnifi yapılmış, bu şekilde konuyla ilgili araştırma yapacak olanlara kolaylık sağlanılmıştır. Kaynakça' nın alt bölümleri şunlardır: 1. 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanlar Listesi 2. İncelemeye Tâbi Tutulan Romanlar Listesi 3. Anı, Biyografi ve Tarih Kitapları Listesi

Ağrı Dağı İsyanıBelgesellerBelgeseller+6
Ahmet Kıymaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

İsmail Habip Sevük hayatı ve edebiyat tarihçiliği

İsmail Habip Sevük, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı tarihçisi ve eleştirmenidir. Gazete ve dergilerde yazılar yazan, hukuk tahsili yapmasına rağmen öğretmenliği kendisine meslek seçen İsmail Habip Sevük'e, 1925 yılında yayınladığı Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi, büyük bir şöhret kazandırmıştır. İsmail Habip Sevük, Edebî Yeniliğimiz ve Yeni Edebî Yeniliğimiz Tanzimattan Beri I Edebiyat Tarihi olmak üsere iki edebiyat tarihi daha yazmıştır. Bizim bu çalışmamız, bir taraftan edebiyat tarihi kavramına yönelik problemleri, nazarî sahada ortaya koyarken, diğer taraftan da İsmail Habip Sevük'ün edebiyat tarihçiliğine ve eserlerine ışık tutuyor. Bu çalışma, Giriş, altı Bölüm, Sonuç ve Toplu Değerlendirme, Kaynakça ve Eklerden oluştu.

BiyografiEdebiyat tarihiSevük, İsmail Habip+1
Nezahat Özcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Selim Sabit Efendi ve Usul-i Cedid hareketi içerisindeki yeri

Ill ÖZET Batı eğitim sistemindeki gelişmeler zaman içerisinde Avrupa kıtası dışına taşarak Osmanlı eğitim sistemini de etkilemiştir. Bugünkü eğitim sistemimizin şekillenmesinde Tanzimat öncesi başlayan ve Meşrutiyet sonlarına kadar devam eden yenileşme hareketlerinin önemli bir etkisi vardır. Osmanlı eğitim sistemindeki yenileşme hareketleri temelde "mektep" ve "medrese"lerde ortaya çıkan gelişmeleri ifade etmektedir. Eğitim tarihimizde mekteplerdeki yenileşme faaliyetlerine fikirleri ile yön veren ve Tanzimat döneminin en önemli eğitimcilerinden biri olan Selim Sabit Efendi, "mekteplerdeki yenileşme faaliyetleri" olarak değerlendirilen usûl-i cedîd hareketinin ortaya çıkmasını sağlamış ve çalışmaları ile bu harekete yön vermiştir. Bu vasıfları ile Selim Sabit Efendi, kendisinden sonra gittikçe gelişerek devam eden ve yaklaşık yirmi yıl sonra Rusya Türklerinde de görülen usûl-i cedîd hareketinin hazırlayıcısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Selim Sabit Efendinin, Türk dünyası sıbyan mekteplerindeki yenileşme hareketlerine tesirinin yanısıra Cumhuriyet devri ilköğretim kurumlarının yapısal oluşumunda da önemli rolü vardır. Zira geleneksel yapıdaki mekteplerin yanında, gelişme ve değişmelere paralel olarak biçimlenen usûl-i cedîd mektepleri Cumhuriyet döneminin modern eğitim anlayışı ile ortaya koyduğu ilkokullara temel teşkil etmiştir.

EğitimEğitimcilerSelim Sabit+3
Fahri Temizyürek
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup yükseköğrenim öğrencisi üzerinde kelime serveti araştırması

Söz varlığıTürkçeTürkçe öğretimi
Musa Çiftçi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1991
00
DoctorateOpen AccessTR

1908-1923 kitaplaştırılmış edebiyat nazariyatı ve Türk edebiyatı bilgileri

Edebiyat kuramlarıMeşrutiyet II
Ali Atalay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Mülakat kitabından yedi ana kavram

Edebi eleştiriEdebi metinlerEdebiyat+4
Nezahat Özcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

Sevinç Çokum`un hikaye ve romanlarında zaman, mekan ve insan unsuru, I. Cilt

HikayeKadın yazarlarKadınlar+5
Ayfer Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Mecami'ül Edeb'in şiirde ahenk kavramı açısından incelenmesi

ÖZET GİRİŞ - Bizde Arapça uzun yıllar ilim dili olarak rağbet görmüştür. Bu sebepten 19. Asır belagat kitaplarında özellikle Arapça'nın hemen ardından Farsça'nın etkisi büyük ölçüde dikkatleri çeker. Bununla birlikte bu yüzyılda Batıyla resmî anlamda temasların başlaması, eğitim sisteminde ki batılı mânâda gelişen değişiklikler belagat kitaplarına da etki etmiştir. Batıdaki rhetorique sistemi edebiyatımızda yerini bulmaya başlamıştır. Re- caizâde Mahmud Ekrem'in Tâlim-i Edebiyat adlı eseriyle bizdeki Batılı edebiyat anlayışı sistemleştirilmiş olur. Mebâni'l - İnşâ'da Batı Edebiyatı rhetorique'i âdeta Türkçe'ye adapte edilmiştir. Mecâmiü'l - Edeb eskiye sıkıca bağlı kalmakla birlikte Batıyı da benimsediğini örnekleriyle aksetti ren bir kitaptır. I. BÖLÜM- İstilahât-ı Edebiyye'de nazım ve nesir için öncelikle belîğ olması gerektiği fikri esastır. Şiiri edebiyatın en güzel parçası olarak gören Muallim Naci her manzum sözün şiir olamayacağını belirtir. Şiir mutlaka manzum olacaktır, görüşü söz konusu değildir. Şiir hem manzum hem de mensur olabilip derken tabiat itibariyle manzum şiire daha fazla meyledildiğini belirtir. Bunun sebebi nazımdaki âhenktir. Kâfiye ise bu hususta cazibeyi artıran unsurdur. Sözün varoluşundan beri şiirin de var olduğu görüşündedir. Cevdet Paşa'nın Belâgat-ı Osmâniyye'sinde şiir, hayâllerden oluşmuş bir terkib olarak görülür. Şiirin nazım ve nesir olabileceğini fakat Arapların vezinli ve kafiyeli söz dışında kümuhayyel olsa bile nesir saydıklarını söyler. Bu tip nesirlerde ise bediî sanatların varlığına değinir. Mecâmiü'l - Edeb 'de bir çok hususta Muallim Naci'nin fikirlerine riâyet edilmiştir. A. Cevdet Paşa'nın eserine de sık sık atıflarda bulunarak fikir birliği bildirilmiştir. Mehmed Rifat'in nesirde, nazımda ve şiirde dol durma sözlere karşı olduğu görülür. Kötü, laubali sözlere, kaba, soğuk tâbirlere, alışılmışın dışındaki sözlere edebiyatta yer verilmemesinden yanadır. Sözün akıcı olması, telaffuza dikkat edilmesi maksadın açık ve düzgün ifade edilmesini belirtmesi yanında boşuna tekrarların güzellikle yapılması durumunda ahengi sağlayabileceğini söyler. M. Rifat, şiiri hayâl gücüyle yazılan vezinli ve kafiyeli sözden ibaret görür. Şiirin birtakım tabii doğuşları açığa çıkaran, hisleri tahrik eden sözlerden husüsi bir zevk meydana getireceğini söyler. Ona göre nesirle de hisler tahrik edilebilir; ancak şiir vezinli ve kafiyeli olmalıdır. Nesirle nazmı burada ayırır. II. BÖLÜM - Bu bölüm, sâdece Mecâmiü'l - Edeb'le ilgilidir. Ahenk bahsi etraflıca ele alınır. Ahenk, üslûbun esâsı olarak belirtilir. Sözlerin dizilmesinden ortaya çıkan bu işitme zevki âheng-i müfred, âheng-i kelâmî ve âheng-i tasviriyye olmak üzere üç kısımda incelenir. Vezin bahsinde "aruz"a büyük ölçüde yer verir. Bir kelâmın manzum olup olmadığını tamamıyla bildiren ilme, aruz der. Arapların kullandıkları aruzun Türkçe'ye tamamen uymaması, uysa bile güzel olmaması sebebiyle on dört bahrin alındığını bildirerek bunlarla ilgili örnekler verir.Ona göre kafiye, aynı cinsten, tekrar edilen harflerin, hareket ve dur günlükte beraber olması ve farklılaşmasıdır. Mürekkeb ve mücerred olmak üzere aslında iki çeşit kâfiyenin olduğunu belirtir ve örneklerle açıklar. Bazı mühim kâfiyeleri cinslerine göre ayırır ve örnekler verir. (Elif, bâ, tâ,... vb.) Revî harfinden sonra tekrar eden zamir, edat veya bir kelimeye değişik adlar verir. Eğer tekrar eden kelime ise ona redif der. "Vasi u şâygân", tekrar eden zamir veya edat; kâfiye olan kelimeden önce aynen tekrar eden kelime ise "hicâb"dır. Itnab, cinas ve seci bahislerini, armoni kısmına almayı uygun bulduk. Ayrıca armoni ve armoniyi sağlayan asonans, alliterasyondan bahsedilmemiştir. III. BÖLÜM - Giriş, I. ve II. bölümde ifâde edilenlerin kısaca değerlendirilmesi yapılmıştır.

Mecami'ül EdebMehmed RıfatNazım şekilleri+3
Yasemin Dinç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00

Other supervisors