Theses supervised by Prof. Dr. Salahaddin Bekki

21 theses · Kırşehir Ahi Evran University

Master'sOpen AccessTR

Tuva-Türk destanlarında şekil değiştirmeler

Destanlar, toplumların sözlü gelenek içerisinde oluşturup, yaydığı ve gelecek nesillere aktardığı kültür miraslarıdır. Destanlarda, kahramanlıklar, zaferler, başarılar, göçler, yenilgiler, ihanetler, dostluklar, düşmanlıklar, acılar ve sevinçler her yönüyle yer alır. Zengin bir kültür ve sanat hazinesi olan Türk destanları Türklerin kültürlerine çok yönlü olarak ışık tutar. Türk destanlarının vazgeçilmezleri kahramanlardır ve destanlar kahramanları etrafında şekillenir. Kahramanı kahraman yapan ise yüce değerler uğruna ortaya koyduğu mücadelelerdir. Zaman zaman olağanüstüyü de içerisine alan bu mücadeleler milletlerin kültür kodları hakkında önemli verileri barındırır. Kahramanın girdiği mücalelerde işini kolaylaştıran ve onu başarıya ulaştıran en önemli unsurlardan birisi "şekil değiştirme"dir. Şekil değiştirme, Türk kültürü içerisinde doğan ve gelişen destanlarda yaygın olarak görülebilen bir motiftir. Bugüne kadar Türk destanları şekil değiştirme motifi açısından tez ölçeğinde ele alınıp incelenmemiştir. Bu çalışma Türk destan ailesine mensup anlatmalarda yer alan şekil değiştirme motifi üzerine yapılan tez boyutunda ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır. Tuva Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra özerk cumhuriyet statüsü kazanan Türk topluluklarından biridir. Zengin bir kültüre sahip olan Tuvaların, tarihi, coğrafyası ve yaşayışları hakkında bilgi edinmek için başvurulacak en önemli kaynaklardan biri "maadırlıg tool" dedikleri destanlarıdır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tuva destanları yazıya geçirilmeye ve incelenmeye başlanmıştır. Bu destanların önemli bir kısmı da Türkiye Türkçesine aktarılarak yayımlanmıştır. Bu çalışmada Metin Ergun-Mehmet Aça, Ekrem Arıkoğlu-Buyan Borbaanay ve Salih Mehmet Arçın tarafından, Tuvaca ve Türkiye Türkçesi çevirileriyle birlikte yayımlanmış olan toplam on yedi destan (Alday-Buuçu, Boktu-Kiriş, Bora-Şeeley, Kangıvay-Mergen (2), Aldın-Çaagay (2), Aldın-Kurgulday, Erelzey-Mergen, Haragalzay-Mergen Alkışlar, Han-Şilgi Attıg Han-Hülük, Arı-Haan, Arzılan Kara Attıg Çeçen Kara Möge, Şöögün Bora Attıg Şöögün-Köögün, Mögaa Şagaan-Toolay, Tanaa-Herel, Ton-Aralçın Haan, Bayan-Toolay, Haan Tögüldür) şekil değiştirme motifi açısından incelenmiş ve kimlerin, ne zaman, ne şartlar altında, hangi yerde, nasıl şekil değiştirdği tespit edilerek şekil değiştirmelerin destanın seyrini nasıl değiştirdiği belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Destan, Dönüşüm, Motif, Şekil Değiştirme, Tuva.

DestanlarDönüşümMotifler+4
Göksal Metin
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırşehir'den derlenen masalların Kohlberg'in zihinsel ahlaki gelişim kuramına göre incelenmesi

Bireyin değil, toplumun bilgeliğini yansıtan masallar, halkın psikolojisi, ruhu, sosyolojisi, ahlakı vb. konulara dair pek çok bilgiyi barındırırlar. Okuyucular / dinleyiciler, masal kahramanları aracılığıyla toplumun hangi eylemleri doğru ya da yanlış kabul ettiğini, hangi inanışları, örf, âdet ve değerleri benimsediğini, hangi motifleri ve sembolleri gelenekselleştirdiğini öğrenmeye başlarlar. Evrensel ve kültürel değerleri, ön yargıları, farklı karakterlerdeki insanların varlığını, eylemlerinin altındaki sebepleri kısacası insana dair her şeyi insanlığa anlatan masallar, kahramanları aracılığıyla çocuklara rol model olurlar. Çocukların dil, zihin, ahlak, kişilik ve toplumsal gelişimlerini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilirler. Bu çalışmada Kırşehir'den derlenen masallar, kalıplaşmış yöntemlerin dışında bir yöntemle Kohlberg'in zihinsel ahlaki gelişim kuramına göre incelenmiştir. Bu bağlamda ilk olarak sahada masal derleme çalışması yapılmış, ardından derlenen 100 masal yazıya aktarılmıştır. Daha sonra Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramı üzerine bir tarama, araştırma ve inceleme yapılmış, belirtilen kuramın oluşumu, evreleri ve düzeyleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Ardından masalların bireysel ve toplumsal bilinçaltında idealize edilen ana kahramanlarının davranışları, davranışın altındaki niyetlere göre incelenmiştir. Böylece kahramanların ahlaki açıdan ne kadar ideal oldukları belirlenmeye çalışılmıştır. Kahramanların ahlaki davranışlarının temelinde yatan etmenlere, derlenen masalların çocukların ahlaki gelişimine faydaları ile zararlarına dair yorumlarda bulunulmuştur. Kültürel bağlamları dâhilinde incelenen masallar aracılığıyla yörenin ahlaki gelişim yapısı, ahlaki değerleri, kültürel önyargıları, çarpık ilişkileri vb. hakkında bilgi edinilmiş, "halkın ahlakı" ve "ahlaki gelişim düzeyi" ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmadaki 100 masalın 86'sında olaylar tek ana kahraman etrafında gelişirken, 13'ünde iki, 2'sinde de üç ana kahraman etrafında gelişmektedir. Belirtilen ana kahramanların ahlaki gelişim düzeyleri Kohlberg'in evrelerine göre bir tasnife tabi tutularak 10 başlık altında incelenmiştir. Yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda 112 kahramanın 43'ü (%38) gelenek öncesi düzeyde, 35'i (%31) geleneksel düzeyde, 29'u (%26) gelenek sonrası düzeyde yer alırken 5'i (%5) herhangi bir düzeye yerleştirilememiştir. Masallar bireyin değil toplumun ürünüdürler, dolayısıyla onlardan hareketle bireysel değil toplumsal ahlaka dair veriler ortaya çıkar. Bu gerçekten hareketle yapılan incelemenin sonucu değerlendirildiğinde yöre insanlarının ahlaki gelişim düzeyi bakımından en alt seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelemeler sonucunda 112 kahramandan 40'ının davranışları "saf çıkarcı", 20'sinin "evrensel ahlak", 19'unun "iyi çocuk", 16'sının "kanun ve düzen", 9'unun "sosyal sözleşme ve yararlılık", 3'ünün davranışları da "itaat ve ceza" eğilimi evrelerinde yer alırken 5 kahramanın davranışları Kohlberg'in herhangi bir evresine yerleştirilememiştir. İlgili verilerden hareketle bireysel ve toplumsal bilinçaltında idealize edilen masal kahramanlarının en fazla "saf çıkarcı" evrede yer alması, masal kahramanlarının aslında ideal olmadıklarını göstermektedir. Ayrıca saf çıkarcı ana kahramanların çocuklara olumsuz rol model oldukları ve çocukların ahlaki gelişimlerini de olumsuz yönde etkileyecekleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kırşehir masalları, Lawrence Kohlberg, Kohlberg'in zihinsel ahlaki gelişim düzeyleri / evreleri, Erol Güngör, ahlak sosyolojisi, halkın ahlakı.

Ahlak gelişimiGüngör, ErolKohlberg, Lawrence+6
Meltem Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Halk anlatılarının yeniden yazımı sürecinde Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu

Türk ve dünya edebiyatlarında özel bir yeri olan ve Türk milletinin maddi ve manevi değerlerini somut bir şekilde yansıtan Dedem Korkut Kitabı, 1815 yılında Heinrich Friedrich Von Diez tarafından bilim dünyasına tanıtıldığından beri eskimeyen ve tüketilemeyen kaynaklardan biri olarak dikkat çekmektedir. Kitapta yer alan on iki anlatı, Oğuzların 9. ve 11. yüzyıllar arasındaki idari, iktisadi, kültürel ve dinî yapılarını dinleyiciye/ okuyucuya aktarmaktadır. Kilisli Muallim Rıfat'ın Türkiye'deki ilk neşrinden sonraki yüz yıllık süre içerisinde Dedem Korkut Kitabı birçok araştırmacı tarafından ele alınmış ve bilimsel ölçütlerde neşirler ve makaleler yayımlanmıştır. Bunun yanında Dedem Korkut Kitabı'nın masal, efsane, hikâye hatta tiyatro ve sinema filmi senaryosu olarak defalarca yeniden yazılmıştır. Ortaya çıkan yeni metinlerin birçoğu, asıl metinlerin kopyası olarak değerlendirilebilecek tekrarları iken bazıları da dil, üslup, olay örgüsü ve motifleri bakımından farklılaşmış formları olarak karşımıza çıkmaktadır. Dedem Korkut Kitabı'nın yenidenyazımlarının geçirdiği değişim ve dönüşümler ve bunların hangi boyutlarda ve amaçlarda gerçekleştiklerinin ortaya konulması, yazınsal süreç içerisinde anlatıların geçirdiği dönüşümleri aydınlattığı gibi bundan sonra yazılacak olanlara da ışık tutması bağlamında önem arz etmektedir. Çalışmamızda, Dedem Korkut Kitabı'nın Dresden nüshasında beşinci boy olarak yer alan ve Türklerin İslamiyet'i yeni yeni benimsediği bir dönemde inanç karmaşası yaşayan, bu bağlamda da Azrail'e kafa tutan Deli Dumrul'un ölümü bünyesinde hissedişiyle ilahi gücü ve yaşamın gerçeklerini kabul edişini anlatan Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu'nun yenidenyazımları ele alınacak, ortaya çıkan yeni anlatılardaki biçimsel ve anlamsal dönüşümler açıklamalarıyla birlikte ortaya konmaya çalışılmıştır.

Deli DumrulDuhaHalk bilimi+6
Sahra İpek Edis Aydoğan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu türküleri üzerine bir inceleme

Yapısı gereği topluma dair her şeyi içinde barındıran kültür olgusunun en önemli unsurlarından biri türkülerdir. Halk edebiyatının sözlü ürünlerinden olan türküler, belli ezgilere sahiptir ve kuşaklar arası bir köprü vazifesi görür. Toplumu derinden etkileyen olaylar karşısında söylenen türküler, yaşayan bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir. Tezimizin ilk amacı, Ordu türkülerinin metinlerini bir kaynakta toplamak ve bu sayede Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmak, bu anlamda bilimsel bir kaynak ortaya koymaktır. Çalışmamızda TRT Türk Halk Müziği repertuvarından ve Ordu türkülerinin bulunduğu mevcut kaynaklardan yaralanılmış, dördü uzun hava yüz elli ikisi kırık hava olmak üzere yüz elli yedi türkü tespit edilmiştir. Bu türküler edebî ve müzikal açıdan incelenerek şekil, konu, ezgi ve kullanıldıkları alanlar açısından tasnif edilmiştir. Çalışmamız altı bölümden oluşmaktadır. Ordu'nun tarihi, coğrafi özellikleri ve kültürel durumu gibi araştırma alanı hakkında bilgiler giriş bölümünde verilmiş, böylelikle incelemenin daha anlaşılır olması sağlanmıştır. Birinci bölümde türkü kavramı ve türkünün tarihçesi üzerinde durulmuş, Ordu türkülerinin genel özelliklerine yer verilmiştir. Türküler, ikinci bölümde şekil özellikleri bakımından, üçüncü bölümde konuları bakımından, dördüncü bölümde ise kullanıldıkları alanlar bakımından tasnif edilmiştir. Beşinci bölümde Ordu türkülerinin müzikal özelliklerine verilirken altıncı ve son bölümde şekil özelliklerine göre sıralanmış türkü metinlerine yer verilmiştir. İncelemenin son kısmında yöreye ait kelimeler sözlük çalışmasıyla verilmiş, incelemede bulunan bütün türkü isimleri alfabetik olarak sıralanmış ve dizin çalışmasıyla sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ordu, Ordu Türküleri, Ordu Halk Müziği, Salih Turhan, Taner Can.

Can, TanerHalk bilimiMüzik+6
Nurten Lale
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sevdekâr Şah ile Gülenaz Sultan hikâyesi üzerine bir inceleme

Geleneksel sözlü halk anlatıları içerisinde konu, şekil ve söyleyiş bakımından değişik bir tür olan halk hikâyeleri, yüzyıllardan beri kendine özgü belirli tarz ve kurallar çerçevesinde devam ederek gelmektedir. Kaynağını efsane, masal, menkıbe, destan vb. anlatı türlerinden alan halk hikâyeleri, bir toplumun sosyo-kültürel özelliklerinin, politik unsurlarının ve düşünce biçiminin aynası niteliğindedir. Halk hikâyelerinde konular ve anlatılan olaylar gerçek veya gerçeğe yakındır. Olağanüstü olaylara ve masal unsurlarına çok az yer verilir. Bazı halk hikâyeleri konularının kaynağını tarihi olaylardan alır. Ancak bu tarihi olaylar destanlarda olduğu gibi, çok önemli bir olay olmayabilir. Halk hikâyelerinde genelde âşık kahramanların serüvenleri anlatılır. Saz şairleri, kimi zaman kendi yaşam öykülerini, kimi zaman da tarihi veya yöresel bir kahramanın serüvenlerini çeşitli aşk ve kahramanlık epizotlarıyla süsleyerek halk hikâyelerini tasnif ederler. Âşık Şenlik de Prof. Dr. Ensar Aslan'ın tespitine göre, "Sevdekâr Şah ile Gülenaz Sultan Hikâyesi"ni Şah Abbas'a ait bir kıssadan hareketle ortaya koymuştur. Âşık Şenlik, bu kıssaya dayanan olayı daha da genişleterek ve hikâyeye manzum parçalar ekleyerek hikâyeye son şeklini vermiştir. Çalışmamızda Prof. Dr. Ensar Aslan'ın, Âşık Kasım'dan derlediği "Sevdekâr Şah ve Gülenaz Sultan Hikâyesi" ve Doğan Kaya'nın, Âşık İslam Erdener'den derlediği "Âşık Şenlik'in Sevdakâr ile Gülenaz Hanım Hikâyesi" karşılaştırmalı olarak şekil ve içerik bakımından incelenmiştir. Prof. Dr. Ensar Aslan'ın derleme çalışması daha eski olduğundan bu çalışma ana metin kabul edilmiştir. Prof. Dr. Ensar Aslan ve Doğan Kaya'nın derlemiş olduğu bu hikâye (Sevdekâr Şah ile Gülenaz Sultan Hikâyesi) incelenirken Prof. Dr. Ensar Aslan'ın "Yaralı Mahmut Hikâyesi Üzerine Bir İnceleme" isimli kitabında uyguladığı yöntem takip edilmiştir.

Aslan, EnsarHalk hikayeleriTürk edebiyatı+3
Çağla Kablan Kısaoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir'de Ahilik çalışmaları ve Ahi Baba Mustafa Karagüllü (1928-2018)

Ahilik, Türk halkının yaşayışı, düşünüşü, kültürü, ahlakı, sosyal ve ekonomik hayatı üzerindeki fonksiyonel özellikleri ile yaklaşık 700 yıla yakın bir zaman diliminde etkinliğini sürdürmüş sivil bir yapılanmadır. İnsanî faziletleri önceleyerek, sağlam ve düzenli bir toplum yapısı oluşturmayı, ilim ve sanatı yaygınlaştırmayı, üretimi arttırmayı ve yaşam standartlarını yükseltmeyi amaçlayan Ahilik, aynı zamanda Anadolu topraklarına göç etmiş olan Türkmenlerin bu topraklarda tutunmalarını sağlayarak Anadolu'nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin de kilit taşlarından birisi olmuştur. Kırşehir, Ahilik teşkilatının kurucusu olan Ahi Evran'ın medfun bulunduğu bir tarih ve kültür şehridir. Asırlarca teşkilatın yönetildiği bir merkez olmasının yanında, Ahiliğin işlerliğini kaybettiği 20. ve 21. yüzyıllarda da Ahiliği tanıtma ve yaşatma çabalarının merkezi olmuştur. Bu şehirde doğmuş olan Mustafa Karagüllü (1928-2018) de bu çabaların baş aktörlerinden biridir. Ömrünün büyük bir kısmını Kırşehir'in kalkındırılması ve Ahiliğin tanıtılması için harcamış olan Karagüllü, bu fedakârlığının bir sonucu olarak "Ahi Baba" unvanına layık görülmüştür. 2018 yılında vefat eden Mustafa Karagüllü'nün hayatı ve Ahilikle ilgili yaptığı çalışmaların aydınlatılması, onun Kırşehir'e ve Ahilik kültürüne yaptığı hizmetlerin tespiti için de gereklidir. Bu noktada çalışmamızda Ahilik, Ahiliğin kaynakları ve Ahi Evran hakkında genel itibariyle bilgi verildikten sonra, Mustafa Karagüllü'nün hayatı ve Ahilikle ilgili faaliyetleri kronolojik olarak tespit edilmiştir. Son olarak da Ahiliğin manevi merkezi olan Kırşehir'de bugüne kadar yapılmış Ahilik konulu çalışmaların bibliyografik künyelerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahi Evran, Ahilik, Fütüvvet, Kırşehir, Mustafa Karagüllü

Ahi EvranAhilikFütüvvet+2
Enis Yalçın
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara türküleri üzerine bir inceleme

Bu çalışmada Türk Halk kültürünün en önemli taşıyıcılarından sözlü geleneğin bir parçasını teşkil eden türküler ve türküler etrafında şekillenen türkü söyleme geleneği Ankara ili ekseninde incelenmiştir. Ankara yöresinin folklorik açıdan zenginliği artıran özelliği halk müziği ve halk oyunlarıdır (misket,hüdayda). Ankara türküleri, içeriğinde yaşamın dönüm noktalarından (doğum,ölüm,evlilik) inanışlara, günlük yaşamdan yemek kültürüne, tören ve kutlamalardan mizah kültürüne kadar hemen hemen her alandan izler barındırmaktadır. Tezimizin ilk amacı, Ankara türkülerinin metinlerini bir araya toplayan bir kaynak oluşturmak ve böylece Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmak, bu anlamda yapılacak olan diğer çalışmalara bir basamak oluşturmaktır. İncelememizde TRT Türk Halk Müziği repertuvarından ve Ankara türkülerinin bulunduğu diğer kaynaklardan yararlanılmış, ilgili kaynaklar taranarak iki yüz kırk bir türkü metnine ulaşılmıştır. İki yüz kırk bir türkü metni halk bilimi metotlarına uygun olarak hem şekil hem konu bakımından tasnif ve tahlil edilmiştir. Çalışmamızın son kısmında yöreye ait kelimeler sözlük çalışmasıyla verilmiştir. İncelemede bulunan bütün türkü isimleri alfabetik olarak sıralanmış, tez dizin çalışmasıyla son bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ankara Türküleri, Ankara Halk Müziği, Mehmet Tuğrul, Misket, Nail Tan, Salih Turhan

AnkaraHalk müziğiHalk oyunları+3
Ayşe Ersin
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Altay, Tuva ve Hakas Destanlarında ölüp dirilme motifi

Türk Halk Edebiyatının önemli anlatı türlerinden olan destanlar, Türk milletinin tarihini, gelenek ve göreneğini, inanış ve düşünüş sistemini anlamanın kapılarını açan birer anahtar konumundadırlar. Arkaik dönemin izlerini taşıyan ve sözlü gelenekte oluşarak halkın belleğinde nesilden nesle aktarılan bu destanlar içerisindeki önemli motiflerden biri ölüp dirilmedir. Türk mitolojisinde ölüp dirilme iyi insanlar, özellikle toplumun menfaatini gözeten kahramanlar için tasarlanmış bir motiftir. Türk halk hikâyelerinde de görülen bu motif daha çok arkaik kahramanlık destanlarında ön plana çıkmaktadır. Destanlarda kahramanlar, genellikle Erlik Bey ve Erlik Bey'in hâkimiyetindeki kötü insanlar tarafından hile ile öldürüldüğünde diriltilebilmişlerdir. Dirilen kahraman, eskisinden daha güçlü ve daha bilge bir konuma ulaşarak yarım kalan mücadelesini tamamlamış, düşmandan intikamını almış ve halkını refaha ulaştırmıştır. Bu çalışmada ölüp dirilme motifi, oldukça zengin bir sözlü edebiyata sahip olan Altay, Tuva ve Hakas Türklerinin destanlarında incelenmeye tabi tutulmuştur. Altay sahasından 14, Tuva sahasından 8, Hakas sahasından 8 destanda ölüp dirilme motifi tespit edilmiştir. Tespit edilen her ölüp dirilme motifi, kahramanın ölüm nedeni, ölüm tipi, dirilme tipi ve dirilme sonrası olmak üzere dört kategoride ele alınmıştır. Çalışmada ölüp dirilme motifinin destanın seyrine olan etkisi üzerinde durulmuştur. Ayrıca destan kahramanının ölüp dirilme şekli ile şamanın ölüp dirilerek erginlik kazanması arasındaki tipolojik benzerlik gösterilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada ölüp dirilme motifinin kendi içinde sınıflara ayrılması ve destan içerisindeki amacının belirlenebilmesi amaçlanmıştır. Çalışma ölüp dirilme motifi üzerinde daha önce tez bazında çalışma yapılmamış olması münasebetiyle önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Altay, Hakas, Ölüp Dirilme Motifi, Şamanizm, Tuva

AltayDestanlarHakas+7
Kezban Örücü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hakas destanlarında şekil değiştirme motifi

Destanlar, resmî birer tarih belgesi olmamakla birlikte tarihî gerçekliği, anlatım yöntemleri ile kurgulayarak yeniden üreten ve destan türüne özgü icra geleneği içinde toplumun hafızasında önemli yer tutan anlatılardır. Hakasların "alıptığ nımah" adını verdikleri kahramanlık destanları, Türk mitolojisi, Şamanizm inancı, eski Türk topluluklarının geleneklerini ortaya koyma açısından ve dize sayısı 15 binden 30 bine kadar ulaşan büyük hacimleri ile Tük destanları arasında özel bir yere sahiptir. Hakas kahramanlık destanlarında kahramanların doğaüstü güçleri vardır. Daha doğarken bu güçleri beraberlerinde getirirler ve bir kahramanlık gösterdiklerinde bir yakınları veya aile büyüğü tarafından ad alırlar. Adlarında atlarının adı da mutlaka geçer. Asıl kahraman atı olmadan kahraman olamaz. Kahramanın atı onu tehlikeden korur ve düşebileceği zaaflardan alıkoyar. Asıl kahramanların belirgin özellikleri vardır. Ezilenlere devamlı yardım eder, düşmanları yendiklerinde onların mallarını fakirlere dağıtır ve köleleri serbest bırakır. Güzelliklerini ay ve güneşten alan kadın kahramanların çoğunlukta olması Hakas destanlarının bir diğer önemli özelliğidir. Ak Çibek Arığ, Huu İney, Ay Huucın, Altın Arığ, Kün Sarığ Han ve Alp Han Kız yiğitlikleri ve güzellikleriyle ünlü kadın kahramanlardan birkaçıdır. Destanlarda sıkça kullanılan ortak motifler vardır ki bunlar ait olduğu milletin iç dünyasını yansıtır. Motifler destanı besleyen damarlardır ve destanı sürekli canlı tutar. Kahramanın maceradan maceraya koşarken kullandığı en önemli motiflerden biri de "Şekil Değiştirme" motifidir. Şekil değiştiren kahramanlar başka bir canlının (kuş, kurt, yılan) kimliğine bürünebileceği gibi, cansız bir nesne (yüzük, taş) de olabilir. Hakaslar tarih boyunca çeşitli mücadeleler vermiş ve bu mücadeleleri konu alan pek çok kahramanlık destanı yaratmışlardır. Zengin bir kültür hazinesi olan ve içerisinde Türk destanlarına ait pek çok motif bulunan Hakas destanları ile bu destanları besleyen ana damarlardan biri olan "Şekil Değiştirme" motifi çalışmamızın temel konusunu oluşturmaktadır. "Şekil Değiştirme" motifi incelenirken Hakasçadan Türkiye Türkçesine aktarılan Altın Çüs, Ak Çibek Arığ, Ay Huucın, Han Kicegey, Kara Kuzgun, Han Orba, Huban Arığ, Altın Arığ, Kök Han, Hara Molat, Alıp Sarığ Plat Hıs, Altın Taycı ve Kün Sarığ Han başlıklı 13 Hakas destanı ele alınmıştır. Bu destanlarda şekil değiştirme motifleri tespit edildikten sonra tasnifi ve tahlili yapılarak kimlerin, ne zaman, ne şartlar altında, nerde, nasıl şekil değiştirip destanın seyrini nasıl etkilediği belirlenmeye çalışılmıştır.

DestanlarHakasMotifler+4
Esra Köşker
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Altay, Tuva ve Hakas destanlarında tabiat kültleri

Kült, benzerlerinden tanrısal bir güç kaynağı vasıtasıyla ayrılan, yaratıcı-insan ilişkisinde aracı bir misyon yüklendiği gibi yüce ve kutsal kabul edilen, arkaik bir geçmişe sahip, çeşitli ritüellerle hayata geçen mitik ve dinsel bir inanç örüntüsüdür. Tabiat kültleri içerisinde yer alan su, ağaç, toprak, dağ ve taş kültleri; insanoğlunun canlı olarak tasavvur ettiği, yüce ve kutsal kabul ettiği, dini ve dünyevi olarak saygı duyduğu, Tanrı ile arasında vasıta kılarak bünyesinde barındırmış olduğu olağanüstülükten ve güçten faydalandığı ibadet aracı, yaşam kaynağı olan kutsal mekânlar ve kutsal varlıklardır. Eski Türklerin dini inançlarının temelini Gök Tanrı inancı, atalar kültü ve tabiat kültleri oluşturmaktadır. Bununla birlikte geleneksel inanç ve düşünüş sistemine göre canlı ve cansız her şeyin bir ruhu olduğuna inanılmaktadır. Tabiat kültlerinin temelini de bu inanış oluşturmaktadır. Bu inanışa göre ağaç, su, taş, ateş, yağmur vb. gibi tabii unsurların bir koruyucu ruhu ve hamisi vardır. Türk inanç sisteminde iye olarak adlandırılan bu ruhlar, tanrısal güçlere sahip, nesnelerin ve tabiat unsurlarının koruyucusu veya sahibidir. Yeryüzünde iyesi olduğuna inanılan tabiat unsurları da (ağaç, su, dağ vb.) aynı zamanda bir kült nesnesidir. Dolayısıyla tabiat kültleri insanoğlunun inanç ve düşünüş sistemini, tabiatı algılayış biçimini, yaşam tarzını, dini nasıl yaşadığını ve bunun hayatına nasıl yansıdığını ortaya koymaktadır. Kâinatın ve insanlığın yaratılışını, milletlerin doğuşunu, yaşatıldığı toplumun kolektif bilincini, inançlarını ve kültürel değerleri gibi birçok unsuru barındıran kültür tarihimizin en önemli kaynaklarından biri olan destanlar, bu araştırmanın temel kaynakları olarak belirlenmiştir. Altay, Tuva ve Hakas Türklerine ait destanların ele alınmasında bu sahaların sözlü kültür açısından zengin ve önemli bir destan külliyatına sahip olmaları ile Altay, Tuva ve Hakas destanlarının konu, inanç sistemleri, mitolojik ve kültürel unsurlar bakımından benzerlik göstermeleri belirleyici olmuştur. Çalışmamızda Altay, Tuva ve Hakas Türklerine ait destanlar incelenerek tespit edilen tabiat kültleri niteliklerine, özeliklerine, amaç ve işlevlerine göre isimlendirilmiş ve kendi içerisinde bir tasnife tabi tutularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağaç kültü, dağ kültü, kült, su kültü, taş kültü, toprak kültü.

Dağ kültü
Havva Yıldız
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alamanya ağıtları

Ağıt denildiği zaman akla ilk olarak ölüm gelse de, gurbet ve özlem başta olmak üzere pek çok konu ve durum üzerine ağıtlar yakıldığı görülmektedir. Gurbet, göçle bağlantılı bir olay olarak karşımıza çıkmaktadır. 1950'li yıllarda kırdan kente gerçekleşen göçleri, 1960'lı yıllarda Batı Avrupa'nın işgücü talebiyle birlikte gerçekleşen dış göçler izlemiştir. İşgücü göçü ile birlikte pek çok Türk, başta Almanya olmak üzere, Batı Avrupa ülkelerinin yolunu tutmuştur. İlk zamanlarda, ağırlıklı olarak erkeklerden oluşan Türk işgücünün göçü geçici olarak düşünülmesine rağmen ilerleyen süreçte kalıcılığa evrilmiş, durum böyle olunca da pek çok Türk işçisi ailesini yanına almış ve Avrupa ülkelerindeki Türk sayısı artış göstermiştir. Avrupa ülkelerinde yabancı olarak nitelenen Türkler, Türkiye'de Alamancı olarak ifade edilmişler ve pek çok konuda farklılık göstermeleri sebebiyle ötekileştirilmişlerdir. Arkasında sevdiklerini bırakarak farklı bir kültürün içine düşen, ağır iş koşullarında çalışan, ırkçı saldırılara maruz kalan ve sılada kalan sevdiklerine özlemi her dakika artan Alamancılar, yaşadıkları sıkıntıyı, özlemi ve hüznü ağıtlar yoluyla dışa vurmuşlardır. Sadece Alamanya'da olanlar değil sılada kalan anne-babalar, eşler ve çocuklar da yaşadıkları hüznü ve özlemi ağıtlar aracılığıyla dile getirmişlerdir. Alamanya ağıtları ilk başlarda sadece gurbet ve özlemi dile getirirken zaman içerisinde Alamanya'da ve Türkiye'de gerçekleşen ölümler de ağıtların ana yakılma sebepleri arasına girmiştir. Tüm Avrupa ülkelerindeki Türklerin ve sılada kalan sevdiklerinin yaktıkları ağıtları kapsayacak şekilde kullanılan "Alamanya Ağıtları" başlıklı çalışma, bugüne kadar konu ile ilgili kapsamlı bir çalışmanın yapılmamış olmasından yola çıkılarak hazırlanmıştır. Çalışma için yazılı kaynaklar taranmış, sözlü kaynaklarla görüşülmüş, YouTube üzerinden Alamanya ile ilgili kayıtlar dinlenmiş ve toplamda yüz altmış altı (166) ağıt metnine ulaşılmıştır. Çalışmada ağıt metinleri şekil, içerik, dil ve üslup yönlerinden incelenmiştir. Ayrıca ağıtların bölgesi, kimden kime yakıldıkları, ağıt yakıcıların cinsiyeti, ağıtların isimlendirilmesi ve ağıtların muhatabı ile ilgili bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağıt, Almanya/Alamanya, gurbet, işgücü göçü.

AlmanyaAğıtlarGurbet+4
Dicle Demirbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık Celal Yenitürk'ün hayatı, sanatı ve yayımlanmamış şiirleri

Âşıkların, Türk kültürünün kuşaklararası aktarımında hem usta malı eserleri yeniden seslendirmek hem de geleneksel ölçütlere uygun yeni edebî / müziksel eserler üretmek yoluyla oldukça önemli işlevleri gerçekleştirdikleri bilinmektedir. Âşıklık geleneği, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde "atışma", "muamma" ve "lebdeğmez" gibi geleneğe özgü ritüellerle ve "âşıklar kahvesi" olarak bilinen buluşma mekânlarında, geçmişte olduğu kadar yaygın olmasa da kültürel yaşamın önemli bir boyutu olarak yaşatılmaktadır. Âşıklık geleneğinin sürdürüldüğü önemli merkezlerden biri de Van ilidir. Âşıklık geleneğinin önemli temsilcilerinin yetiştiği Van'da, Âşık Celâli, Âşık Çağlari, Dertli Kazım, Âşık Ruhi, Âşık Doğani, Garip Ergül, Zeki Ayhan, Âşık Emin ve Âşık İsmail isimli âşıklar, geleneği günümüze ulaştıran temsilciler olarak öne çıkmaktadırlar. Bu çalışmada "Âşık Celâli" olarak bilinen Celal Yenitürk'ün sanat yaşamının ve eserlerinin edebî özelliklerinin betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma konusuyla ilgili verilere ulaşmak amacıyla "Görüşme" ve "Doküman Analizi" yöntemlerinin kullanıldığı bu çalışma, nitel bir araştırma olup, araştırmanın deseni "Durum Çalışması" olarak belirlenmiştir. Âşık Celâli ile gerçekleştirilen görüşmeden elde edilen bulgular değerlendirilerek âşığın yetiştiği kültürel çevre ve eserlerinde işlediği temalar belirlenmiş ve sonuç bölümünde sunulmuştur. Âşık Celâli'nin "Gönül Gözü-Sözün Özü" isimli çalışmasında yer alan şiirler "Betimsel Analiz" yaklaşımıyla incelenerek, şiirlerin yapısal ve içerik özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Âşık Celâli'nin yayımlanmamış şiirleri derlenerek sunulmuştur. Araştırmanın sonuç bölümünde, âşığın dil üslubu ve eserlerinde belirlenen karakteristik özellikler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Nadide Fatma Yiğiter
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırşehir folklorunda toy

İnsanoğlu, tarih sahnesinde yer aldığından beri hayatın dönüm noktalarına erişmeyi kutlamış, bereketi temin etmek için doğa ve ruh ilişkisini ön planda tutmuş, kötü ve olumsuz durumlara maruz kalmamak için bazı kaçınmalarda bulunmuştur. Pek çok ritüeli belirli amaçlar doğrultusunda yerine getirmiştir. Bu bağlamda toylar, geçmişin kalıcılığını artırırken geleceğe de yön veren kültürün en ayrıcalıklı alanı olmuştur. Hiçbir kültür ögesi, tek başına çıkıp gelişmediği gibi toylar da birdenbire meydana gelmemiştir. Türk kültüründe her ritüelin, her törenin bir uygulanış şekli ve söz konusu uygulamaları belirli bir çerçevede devam ettirme gayesi vardır. Küreselleşmenin ve tek tipleşme tehdidinin en fazla görüldüğü alan törenlerdir. Milletler, kendi kültürel kimliğini bırakıp dünya üzerindeki diğer insanlarla aynı şekilde evlenmeye, aynı şeyleri beğenmeye, aynı amaçlar doğrultusunda bir araya gelmeye başlamıştır. Popüler kültürün etkisiyle günümüzde görülen cinsiyet partisi, baby shower, bekarlığa veda partisi gibi pek çok kutlama, törenlerdeki değişim ve dönüşümün ne denli hızlı ve etkili bir biçimde gerçekleştiğini göstermektedir. Bu değişimin ve dönüşümün etkisinde kalan insanlar, zamanla kendi kültürel mirasını yaşayamaz hâle gelmiştir. Başta dil olmak üzere birçok değerin yok olduğu görülmüştür. Bu çerçevede çalışmamızın amacı, çağa uygun olarak evrilmeye çalışılan toyların Türk kültür tarihindeki yerini, uygulamalardaki değişim ve dönüşümleri tespit ederek bunların yaşatılması hususunda yapılabileceklere katkı sağlamaktır. Çalışmamızın araştırma alanı olan Kırşehir'de toyları yerinde araştırırken insanların bir araya gelme sebepleri ve törenlerdeki uygulamalar tespit edilmiştir. Toyların geçmişten günümüze kadar olan süreçte ortaya çıkan değişimlerin yansımaları açıklanmıştır. Ayrıca toyların bünyesinde barındırdığı ritüellerin, eğlencelerin, sözlü ürünlerin insan ve toplum üzerindeki etkisine değinilmiştir. Kültürün aktarımı, eğitme, eğlendirme, sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve politik işlevleri dile getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Kırşehir, toy, ritüel, şölen, bayram.

Özgenur Altuntaş Gürbüz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Halk hikâyelerinin elektronik kültür ortamındaki serüveni

Teknoloji ve bilimdeki hızlı gelişmeler, çeşitli konulardaki değişim ve dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla artık kültür aktarımını radyo, televizyon, sinema ve internet gibi medya endüstrileri üstlenmiştir. Hâliyle bu süreç, geleneksel ve modern ürünler arasındaki sentezi kaçınılmaz kılmıştır. Geleneksel kültür ortamında icra edilen halk hikâyeleri de bu durumdan etkilenerek varlığını yeni kültür ortamlarında devam ettirmeye çalışmaktadır. Halk hikâyelerinin elektronik kültür ortamındaki serüveninin izini süren bu araştırmada barındırdığı baskın motiflerle halkın zihninde yer edinen, bilinirliği yüksek beş hikâye seçilmiştir. İlk olarak bu hikâyelerin sözlü gelenekteki konumlarına değinilmiş ardından sinema, radyo, televizyon ve internetteki somut varlıkları yapılan tasnif çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Bahsi geçen tasnif çalışmalarında her medya unsurunun dinamik yapısının farklı olması bilinciyle hareket edilerek çeşitli araştırmacılar ve kurumlar tarafından öne sürülen sınıflandırma uygulamaları göz önünde bulundurulup değerlendirilmiştir. İncelemeleri kapsayan son bölümde ise tespit edilen materyallerden seçilen örnekler metinlerarasılık kuramı bağlamında incelenerek gelenekteki hikâye (alt metin) ile elektronik kültür ortamındaki hikâye (ana metin) arasında gerçekleşen değişim ve dönüşümler ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Geleneksel verimleri kullanma eğilimin daha da arttığı yirminci yüzyılın ortalarından itibaren halk hikâyeleri, çeşitli değişim ve dönüşümlerle olsa dahi medya merkezli içeriklerde yeni formlarda yer almıştır. Zaman ve mekân sınırlaması olmaksızın kolay bir şekilde veriye ulaşılabilme imkânının olduğu günümüz dünyasında gerçekleşen bu eylemi, folklorik ürünün yeni yaşam alanlarındaki var olma girişimi şeklinde yorumlamak da mümkündür. Bu husus, kültürün nesillere aktarımında oldukça önemlidir.

Yeliz Saygılı Savaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu sahası Türk kültüründe taş

İnsanoğlunun çevresindeki dünyayı anlamlandırma çabasında tabiat, insanın en temel sorgulama ve keşif alanı olarak öne çıkmıştır. Bunun bir sonucu olarak insan, doğayı ve onun unsurlarını anlam dünyasının büyük bir parçası olarak görmüştür. İnsanlar bu anlam arayışı içinde taşlara da özel anlamlar yüklemiştir. Tarihsel süreç içerisinde, taşın anlamı farklı coğrafyalarda ve farklı kültürlerde benzer biçimde şekillenmiştir. Her kültür, taşın yaşamsal ve kutsal özelliğini kendi inanç sistemine dâhil etmiş ve onu bir kült objesi haline getirmiştir. Kazandığı bu kutsal statü sayesinde taş, insanların manevi dünyasında derin izler bırakan, saygı duyulan ve kutsal kabul edilen bir varlık hâlini almıştır. Türk kültürünün derinliklerinde yer alan Gök Tanrı inancında da taşın yaşamsal ve kutsal özelliklerinin yansımalarını görmek mümkündür. Bu dönemlerde Türkler, yer-su inancı ve atalar kültünün bir yansıması olarak tabiattaki diğer unsurlar gibi taşların da bir ruhu olduğunu kabul edip gizil güçlerinin bulunduğunu düşünmüşlerdir. Bu sebeple de çeşitli taşlara farklı anlamlar yükleyerek, bu taşlar etrafında birçok inanış ve uygulama meydana getirmişlerdir. Taşları ziyaret edip etrafında dolaşarak, içlerinden geçerek, el sürerek, öperek, üstlerinde taşıyarak ya da evlerinde bulundurarak bereket, uğur ve sağlık temenni etmişlerdir. Gök Tanrı inancından İslamiyet'in kabulüne uzanan süreç, Türklerin kültürel belleklerinde yer alan pek çok inanış ve uygulama gibi taşla ilgili ritüellerin de yeni bir form kazanmasına neden olmuştur. Bu süreçte taşa yüklenen anlamlar ve onunla ilgili uygulamalar, İslamî bir kimlik kazanarak varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Bu bağlamda eski Türk inançlarında kutsal kabul edilen bazı taşlar, İslamî dönemde evliya mezarlarıyla, türbelerle veya kutsal mekânlarla ilişkilendirilerek yeni bir anlam kazanmıştır. Bu taşlar, şifa bulmak veya dilek dilemek için ziyaret edilmiştir. Günümüzde Anadolu'nun pek çok yerinde görülen taşla ilgili inanış ve uygulamalar, bu kültürel sürekliliğin canlı tanıklarıdır. Anadolu'da canlı bir şekilde yaşatılan bu inanış ve uygulamalar dikkate alındığında, Türk kültüründe taşın sembolik anlamlarla yüklü bir fenomen olduğu görülür. Çalışmada Türk kültüründe taş konusu fenomenolojik yöntem ve halk biliminin işlevsel kuramı esas alınarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı bireylerin yaşadıkları ortak deneyimlerden hareketle taşın, Türk kültüründeki yerini ortaya koymak olmuştur. Bu kapsamda taşın, insan-doğa-kutsal üçgenindeki önemi ve konumu Anadolu'daki halk inanış ve uygulamaları ile halk hekimliği pratiklerinin somut verileri ışığında tespit edilmiştir. Bunun yanında Anadolu'nun sosyal ve kültürel dokusunu anlamak için taşların kullanıldığı sempatik büyüler, çocuk oyunları ve kültürel miras niteliğindeki taşların işlevsel özellikleri üzerinde durulmuştur. Böylelikle Türk kültüründe taşın özel ve genel anlamlarının nasıl sembolleştiği ve millî kültürün oluşmasına nasıl katkı sağladığı gösterilmeye çalışılmıştır.

Enis Yalçın
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tuva Destanlarında maddi kültür

Sözlü kültür ürünlerinden olan destanlar, oluştukları toplum ile ilgili önemli izler taşımaktadır. Özellikle kahramanlık destanlarında, olayın merkezinde bulunan kahraman ve kahramanlıkları ile birlikte bulunduğu çevre, koşullar, günlük yaşamı gibi konulara da değinilmektedir. İşte bu noktada insanların yaşantısı, kullandıkları eşyalar, hayat görüşleri, sosyal ve ekonomik durumlarını yansıtan maddi ve manevi kültür unsurları devreye girer. Güneyinde Moğolistan, kuzeyinde Krosnoyarks ve Hakas Cumhuriyeti, doğusunda Buryat Özerk Cumhuriyeti ve batısında Altay Özerk Cumhuriyeti bulunan Tuvalar, çok zengin bir sözlü geleneğe sahiptir. Bu sözlü gelenek içerisinde kahramanlık destanlarının ayrı bir yeri vardır. Tuvaların inanışlarını, gelenek ve göreneklerini, sosyal hayatını ve geçmişte vermiş oldukları mücadeleleri efsanevi bir hava içerisinde veren çok sayıda destanları mevcuttur. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tuva destanları incelenmeye ve yazıya geçirilmeye başlanmıştır. Bu destanların önemli bir kısmı da Türkiye Türkçesine aktarılarak yayımlanmıştır. Bu çalışma ile Metin Ergun-Mehmet Aça, Ekrem Arıkoğlu-Buyan Borbaanay ve Salih Mehmet Arçın tarafından, Tuvaca ve Türkiye Türkçesi çevirileriyle birlikte yayımlanmış olan toplam on yedi destan (Alday-Buuçu, Boktu-Kiriş, Bora-Şeeley, Kangıvay-Mergen (2), Aldın-Çaagay (2), Aldın-Kurgulday, Erelzey-Mergen, Haragalzay-Mergen Alkışlar, Han-Şilgi Attıg Han-Hülük, Arı-Haan, Arzılan Kara Attıg Çeçen Kara Möge, Şöögün Bora Attıg Şöögün-Köögün, Mögaa Şagaan-Toolay, Tanaa-Herel, Ton-Aralçın Haan, Bayan-Toolay, Haan Tögüldür) maddi kültür unsurları bakımından incelenerek eşyanın insan hayatındaki yeri tahlil edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çadır, Eşya, Maddi Kültür, Ok-Yay, Tuva.

DestanlarEdebiyatKültür+5
Dicle Demirbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Bala ilçesi Afşar yöresi folkloru

Her milletin kendine özgü maddi ve manevi değerleri vardır. Bu değerler insanların geçmişi ve geleceği arasında bir köprüdür ve insanların yaşama biçimlerinin birer göstergesidir. İnsanoğlu, değişen toplum yapısına ve gelişen teknolojiye karşı meydana getirmiş olduğu bu değerlere sahip çıkmalı ve bu değerleri gelecek nesillere aktarılmalıdır. Bu çalışmada Afşar yöresi folklorunun tespit edilmesi, teknoloji karşısında geleneksel yapısını yitirmeye başlamış olan yörenin kültürel değerlerinin hafızalardan silinmeden derlenip yazıya geçirilmesi ve bu kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak Afşar yöresinin tarihi ve coğrafi yapısından bahsedilmiştir. Geçmişten gelen ve hala günümüzde yaşatılan doğum, evlenme ve ölüm törenlerinde yapılan gelenekler ve görenekler hakkında bilgi verilmiştir. Bayramlar, millî törenler, dinî törenler ve mevsimlik törenlere değinilmiştir. Yöredeki bazı geleneksel uygulamalar anlatılmıştır. Yörenin sofra gelenek ve göreneklerine, yemek çeşitlerine, el sanatlarına, giyim kuşam kültürüne, çocukların ve büyüklerin kendi aralarında eğlenmek amacıyla oynadıkları oyunlara yer verilmiştir. Hastalıkları iyileştirmek için uygulanan tedavi yöntemleri ile toplumu ve insan hayatını etkileyen halk inanışları derlenmiştir. Halk kültüründe sözlü ürünler öemli bir yer tutar. Her yörenin kendine has bir sözlü edebiyatı bulunmaktadır. Bu yöreye ait sözlü edebiyat ürünleri de derlenerek konuşmalık türler, anlatmalık türler ve söylemelik türler olmak üzere üç temel başlık altında ele alınmıştır. Araştırmamızın sonuç bölümünde ise kaybolmaya yüz tutmuş olan maddi ve manevi değerlerimizin tümünün bir an önce kayıt altına alınması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Sözlü ve yazılı kaynaklar, dizin ve özgeçmiş ile nihayete ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Afşar, monografi, halk kültürü, halk edebiyatı, halk bilimi.

Ankara-BalaAnkara-Bala-AfşarFolklor+7
Seçil Çoşan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir İşlek'in Âşık Karayiğit Osman'dan derlediği (Balbörek, Ahmet Bey ve Güheri, Ali Paşa, Âşık Garip, Deli Boran, Gündeşlioğlu) hikâyeler üzerinde bir inceleme

Sözlü kültür ürünleri, kültürel birikimlerimizi ve milli değerlerimizi geçmişten günümüze taşıyan en önemli araçtır. Geniş coğrafyaları etkisi altına alan, sözlü gelenekte doğup âşıklar vasıtasıyla yazılı kaynaklara aktarılan halk hikâyeleri de zengin muhtevasıyla Türk kültür tarihinin mühim kaynaklarındandır. Devamlı olarak kendini yenileyen halk hikâyeleri, sadece geçmişte kalmış ürünler değildir. Günümüzde Çukurova'da âşıklar ellerinde sazlarıyla halk hikâyelerini ve türkülerini çeşitli mekânlarda icra etmektedirler. Çalışmamızda Düziçi yöresinde Bekir İşlek'in Âşık Karayiğit Osman'dan derlemiş olduğu Bal Börek, Ahmet Bey ve Güheri, Ali Paşa, Âşık Garip, Deli Boran ve Gündeşlioğlu hikâyeleri tahlil edilmiştir. Bunun yanında Âşık Karayiğit Osman tanıtılarak "anlatıcı-dinleyici ilişkisi", "metin", "musiki" ve "gelenek" gibi unsurlar hakkında bilgi verilmiştir. İnceleme yöntemi olarak İsmail Görkem'in "Halk Hikâyeleri Araştırmaları, Çukurovalı Âşık Mustafa Köse ve Hikâye Repertuvarı" adlı kitabında kullandığı Performans Teori yöntemi ile Şerif Aktaş'ın "Anlatma Esasına Bağlı Edebî Metinlerin Tahlili / Teori ve Uygulama" adlı kitabında kullandığı tahlil yöntemlerinden yararlanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Âşık Karayiğit Osman, Bekir İşlek, Düziçi, Halk Hikâyeleri ve Hikâyecilik Geleneği, Türkülü hikâye.

Aşık edebiyatıDerlemeEdebiyat+7
Özgenur Altuntaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İbrahim Aslanoğlu hayatı, eserleri ve halk edebiyatı ile ilgili çalışmaları

Bu çalışma 1920–1995 yılları arasında yaşamış, eğitimci, yayıncı, folklor ve halk edebiyatı araştırmacısı olan İbrahim Aslanoğlu'nun biyografisidir. Bu çalışmada, Aslanoğlu'nun yaşantısı,eserleri ve yayıncılık faaliyetleri ele alınmıştır. Türk folkloru ve Türk halk edebiyatı için değerli çalışmalar yaparak, önemli bilgileri gün ışığına çıkaran Aslanoğlu'nun hayatını ve eserlerini, elinizdeki çalışmayla derli toplu ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu tez beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın hayatı (doğumu çocukluğu, öğrenimi, ailesi-çocukları, bulunduğu görevler, hayatının son dönemleri-ölümü) incelendi. İkinci bölümde onunla ilgili yapılmış çalışmalara ve hakkında çıkan yazılara yer verildi. Üçüncü bölümde, eserleri; kitapları, makaleleri, dergiciliği başlıkları altında toplandı. Kitapları, yayımlanış sırasına göre ayrı başlıklar altında incelendi. Türk folkloru, Sivas folkloru ve muhtelif yerlerde yayımlanmış makaleleri tasnif edildi. Dergiciliği başlığı altında ise dergilerin yazar kadrosu ve makaleleri incelendi. Dördüncü bölümde, Aslanoğlu'nun takma isimlerle yazdığı yazılar bulunmaktadır. Beşinci bölümde, Aslanoğlu'nun bibliyografyası yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Halil Dumluca, İbrahim Aslanoğlu, Muharrem Türkmen, Niyazi Kolgu, Pir Sultan Abdallar, Sivas Folkloru, Türk Folkloru.

Aslanoğlu, İbrahimBiyografiEdebi eserler+6
Gülgün Atasoy
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Şereflikoçhisar masallarının propp metoduna göre incelenmesi

Çağımızda teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bizi biz yapan milli kültür unsurlarının saklanıp korunmasını güçleştirmektedir. Halk edebiyatı mahsulleri bu teknolojik gelişmeler sebebiyle kaybolmaya yüz tutmaktadır. Ankara‟nın uzak bir ilçesi olan Şereflikoçhisar, günümüzde halk kültürünün yaşatılmaya çalışıldığı bir bölgedir. Halk Edebiyatı sözlü mahsullerinden olan masal anlatma geleneği bölgede eskiden yoğun bir şekilde varlığını gösterirken günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur. Dünya üzerinde masallar hakkında birçok çalışma yapılmıştır. Rus araştırmacı Vladimir Propp Masalın Biçimbilimi adlı çalışmasıyla olağanüstü masalların yapısını belirlemeye çalışmıştır. Peri masallarında bulduğu 31 fonksiyonu 100 kadar masala tatbik eden Propp, yeryüzündeki tüm masalların ortak bir yapıya sahip olacağını savunmuştur. Çalışmamızda bölgeden derleme yöntemi ile tespit ettiğimiz masalları Rus araştırmacı Viladimir Propp‟un Masalın Biçimbilimi adlı çalışmasıyla ortaya koyduğu Yapısalcı Kuram veya kendi adı ile anılan Propp Metoduna göre inceledik. Çalışmamızda Propp‟un 1985 yılında dilimize çevrilen Masalın Biçimbilimi adlı kitabını ve Propp Metodu‟nun Türk masallarına ilk uygulandığı çalışma olması sebebi ile Prof. Dr. Umay GÜNAY‟ın "Elazığ Masalları ve Propp Metodu" adlı doktora tezini esas aldık. Çalışmamızda Şereflikoçhisar‟daki masal anlatma geleneği ve oradan derlenenen masalların Vladimir Propp Metodu‟na göre incelenmesine yer verilmiştir.

Ankara- ŞereflikoçhisarAnlatım yöntemiEdebiyat+5
Lale Tunçbilek
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Prof. Dr. Mehmet Fatih Köksal'ın şahsi kütüphanesinde bulunan 25 numaralı cönk üzerinde bir inceleme

İlk olarak IV. yüzyılda karşımıza çıkan cönkler, edebiyat ve tarih geçmişimize ışık tutacak, geleceğimize yön verecek yazılı kaynaklar arasında değerlendirilmektedir. İçerisinde birçok folklorik ürün barındıran, daha ziyade eni boyundan uzun olan, sayfaları dikey olarak açılan ve çoğunlukla deri ciltli olan bu defterlerin araştırmacıların istifadesine sunulması ile muallakta kalan birçok husus gereken cevabı bulacaktır. Bu defterlerin incelenmesi ile gün yüzüne çıkmamış şairler ve şiirler, folklorik bilgiler gün yüzüne çıkacaktır. Tarihin tozlu raflarında kalmış olan şiir, şair ve diğer folklorik bilgileri gün yüzüne çıkarmak adına Mehmet Fatih Köksal'ın şahsi kütüphanesinde bulunan 25 numaralı cönk üzerinde bir inceleme yaptık. Arap harfleriyle yazılmış olan bu cönkü transkripsiyon alfabesi kullanarak Latin harflerine aktardık. Cönk incelenirken Mehmet Fatih Köksal'ın Eski Türk Edebiyatında Tenkit ve Teori adlı kitabın "Metin Neşrinin Ana Esasları", "Metin Tamiri (Usul ve Esaslar, Uygulamalar ve Bazı Teklifler)", "Metin neşrinde Vezinle ilgili Bazı Problemler, Bazı Tespit ve Teklifler" bölümlerinden faydalandık. Cönkte yer alan şiirleri -ulaşabildiğimiz kadarıyla- diğer kaynaklarda kim adına kayıtlı olduklarını sorguladık. Araştırmalarımız sonucunda bazı şiirlerin birden fazla şaire mal edildiğini, bazılarının başka şairlere mal edildiğini ve bazılarının da ismi geçen şairin külliyatında yer almadığını gördük. İncelemiş olduğumuz cönkte 304 şiir, 115 şair, 3 dua; Alevî-Bektaşî tarikat silsilesi ve Hacı Bektaş'ın soyuna dair bilgiler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevî-Bektaşî Kültürü, Cönk, Fuzulî, Mehmet Fatih Köksal, Turabî.

AlevilikBektaşilikCönkler+6
Mehmet Bircan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors