Theses supervised by Prof. Dr. Seçkin Özmen
16 theses · İstanbul University
Sosyal medyada ateist kimliğin öz-temsili ve karşı-hegemonyanın inşası: Karikateist öz-örgütlenmesi örneği
Bu araştırma, Ateist kimliğin hegemonik bir ilişki olarak kurulan öteki/madun konumundaki iletişimsel eylem imkanlarını inceler. Türkiye'deki temsili kimlikler rejiminde sembolik olarak ötekileşen Ateist kimliklilerin bir kısmı, hegemonik madunluğunun bir sebebi ve sonucu olan edilgen temsiliyeti ters-yüz etmeyi amaçlayan sosyal medyatik öz-temsil gücüyle öz-örgütlenir ve karşı-hegemonik tarihsel bloğun inşası için bir dizi yapıbozucu anlamı söz-eyler. Bu araştırmada, çevrimiçi Ateist öz-örgütlenmeleri arasında bir avangart ve sembolik güç olan Karikateist'in karşı-kamusal söylemleriyle modellediği kültürün teşhisi ve Ateist egemen konuşmaların karşı-hegemonik söylem yapılarının deşifresi amaçlanır. Karikateist öz-temsili, yalnızca Ateist kimliğini değil, öteki olarak yeniden tanımladığı geleneksel egemenleri de içermesi bakımından hegemonik söylem savaşımını iyi örnekler. Çünkü artık egemen kimliklerin hakkında konuştuğu bir kimlik olmak yerine kendi hakkında ve egemenler hakkında konuşan yeni bir kimliğin egemenleşmesinden söz edilebilir. Karikateist'in kimler ve neler hakkında, nasıl konuştuğu merakı çevresinde bir saha okumasıyla biçimlenen bu araştırma, söz konusu karşı-hegemonik öz-temsili, söylem merkezli kültür paradigmasıyla kavramıştır. Eleştirel söylem çalışmalarının etnometodolojik bir sayısal medya uyarlaması olan Sosyal Medya-Eleştirel Söylem Çözümlemesi metodu, verilere erişim ve tahlil yaklaşımı olarak uygulanmıştır. Karikateist'in karşı-hegemonik kültürü, kimlikler arası söylem pratikleriyle kodlanan bir sosyal külliyat olarak modellenmiştir. Bu kapsamda, sahadaki çok kipli söylemler çözümlenmiş, ayrıca kamusal söylemlerin yorumcular bağlamındaki rezonanslarının irdelendiği derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, Karikateist'in yalnızca din-dinsizlik ekseninde konuşan bir kolektif olmanın sınırlarını geçerek her türlü gündemi konulaştırdığını ve öncelikle politik bir muhalif kimlik profili olarak göründüğünü ortaya koyar. Karikateist, politik öncelikli karşı-hegemonyasında geleneksel bir egemen gibi davranır ve ötekilerinin varlığı üzerine bina ettiği iktidarını söylemlerinde somutlaştırır.
Fantazmagorik bir mekân olarak Twitter ve simülatik flaneurler: Sosyal medyanın kimlik ve mekân inşasındaki rolü
Bu tez kapsamında etkileşimli, katılımcı bir medya türü olarak yeni medyanın politik ve ideolojik söylem üretiminde en etkili mecralarından biri olan Twitter'ın yapısı ve kullanıcılarının varoluşsal konumu/durumu, mekân ve kimlik olguları üzerinden çözümlenmeye çalışılacaktır. Modern yaşamın ontolojik anlamda doğal, teknik anlamda yapay bir uzantısı olan bir bireyselleşme ve toplumsallaşma pratiği olarak sosyal medyanın modern birey üzerindeki varoluşsal boyuttaki etkisi; bireysel ve toplumsal yaşamdaki duyuş, düşünüş, algılayış ve davranış kalıplarını dönüştürmesi; tarihteki örneklerinden çok farklı bir insan ve uygarlık türünün oluşumundaki inkâr edilemez rolünün arka planındaki paradigmatik değişim irdelenecektir. Bunun için de öncelikle sosyal medyanın oluşmuna doğru ilerleyen iletişim tarihi kısa ve eleştirel bir şekilde aktarılacak; modern çağ ve paradigma içindeki yerini ortaya koyduktan sonra mekân ve kimlik açısından benzeşim kurulan kavramların (fantazmagori, simülasyon ve flaneur kavramlarının) kavramsal ve kuramsal olarak kullanım biçimleri, tanımları, anlam alanları ve Twitter pratiği ile benzerlikleri ilişkilendirilecektir. Son olarak da sosyal medyada kullanılan "dil"in (söylemin), politik / ideolojik / parodik bazı yönlerini tespit ettikten sonra, sosyal medyanın mekân algısında ve kimlik inşasısındaki rolü değerlendirilecektir.
İntiharın yeniden inşasında Türk sineması (1980-2015 dönemi)
Bu çalışma 1980-2015 dönemi Türk sinemasında intihar söylemlerinin nasıl yeniden inşa edildiğini tartışmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde intihar olgusunun tarihsel süreçte sosyoloji, psikoloji, felsefe ve din alanlarında nasıl anlamlandırıldığı kuramsal ve kavramsal çerçevede tartışılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte birinci bölümde Türkiye'de yaşanan toplumsal travmalara, Türkiye'de intihar alanında yapılan kuramsal ve kavramsal çalışmalara ve son olarak 1980-2015 dönemini kapsayan Türkiye'de intihar istatistiklerine değinilmiştir. İkinci bölümde egemen ideolojinin ürettiği intihar söylemlerinin gazete metinleri ve edebi metinlerde nasıl yeniden inşa edildiği incelenmiştir. Gazete metinleri incelenirken sosyo-psikolojik yaklaşım ve Teun van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Edebi metinler ise yorumsamacı yöntem ve tematik yaklaşım ile sosyo-psikolojik yaklaşım perspektifinde incelenmiştir. İlk iki bölümden elde edilen kuramsal bilgiler ve bulgular doğrultusunda üçüncü bölümde örnekleme alınan filmler sosyo-psikolojik yaklaşım ve yorumsamacı yöntem çerçevesinde analiz edilmiştir.
Sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya üzerinden sosyal sermaye üretimi: Ahbap platformu Twitter hesabı örneği
Sosyal sermaye kavramı alanyazında çeşitli şekillerde tanımlansa da, özünde, bir topluluğun niteliğini ifade etmektedir. Topluluk içerisindeki; bağlantılar (ağlar), güven, benimsenmiş norm ve değerler, iş birliği ve sivil katılım, bireylerin memnuniyeti gibi özellikler, ilişkisel ve soyut bir kavram olan sosyal sermayenin göstergeleridir. Topluluğu yaşanabilir kılan bu gibi özelliklerin bir toplulukta yüksek olması, o toplulukta sosyal sermayenin de yüksek olduğu anlamına gelmektedir. Geleneksel toplumlarda aile bağları ve din gibi unsurlar üzerinden sağlanan sosyal sermayenin inşasında, modern toplumlarda STK'lar önemli bir rol oynamaktadır. STK'ların bu rolü başarıyla ifa etmeleri ise, toplumla sıkı ve doğru bir etkileşim içerisinde olmalarına ve bütünleşebilmelerine bağlıdır. Bu noktada iletişim olgusunu zaman ve mekanın sultasından kurtaran sosyal medya, STK'lar için önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışma bu bağlamda; toplumla irtibatını büyük ölçüde Twitter üzerinden kuran bir STK olan Ahbap platformunun tweetlerinin, sosyal sermaye bakımından niteliğinin yanı sıra, platformun, Twitter takipçilerince yine sosyal sermaye bağlamında nasıl alımlandığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaca uygun olarak iki farklı yöntemle gerçekleştirilen araştırmada ilk olarak; @ahbap Twitter hesabından paylaşılan tweetler nitel içerik analizi yöntemiyle sosyal sermaye göstergeleri çerçevesinde analiz edilmiş, ikinci safhada ise platform üyesi olmayan Twitter takipçilerinin, platformu sosyal sermaye bağlamında nasıl alımladıkları, yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonuçları, Ahbap platformu tweetlerinin katılım ve güven başta olmak üzere, birçok sosyal sermaye unsurunu ihtiva ettiğini göstermektedir. Buna paralel olarak Twitter takipçilerinin platforma karşı tutumunun da; güven, memnuniyet, katılım ve iş birliği eğilimi gibi sosyal sermaye unsurlarını güçlü bir biçimde yansıttığı ve platformun sosyal sermaye açısından takipçilerde de olumlu karşılık bulduğu sonucuna ulaşılmıştır.
YouTube video anlatılarındaki retorik stratejilerinin analizi ve alımlanması
Retorik kökenleri Antik Çağ'a dayanan önemli bir pratik ve araştırma alanıdır. En temelde ikna için dili cezbedici bir şekilde kullanma sanatı, yetisi veya pratiği olarak tanımlanabilir. Toplumsalın ve sosyopolitik bir gerekliliğin sonucu olarak tarih sahnesine çıkmış, zamanla iletişim pratiğinin tüm alanlarına yayılmıştır. Tarih boyunca iletişim süreçlerini sistemleştirmesi ve kurallarını belirlenmesi itibariyle de önemli pratik ve kavramsal zemin oluşturmuştur. İletişim araçlarının, süreçlerinin, aktörlerinin, biçimlerinin ve söylemlerinin olabildiğince karmaşıklaştığı ve çeşitlendiği günümüz ortamında ise, iletişim ve ikna için hala önemli bir araştırma zemini sunmaktadır. Buradan hareketle bu çalışma iletişimin alanının gündelik bir fonomeni haline gelen YouTuberlar, video anlatıları ve YouTuber hedef kitlelerini retorik merkezli konu ve problem edinmiştir. Bu doğrultuda "YouTuberlar video içerik anlatılarında hangi retorik stratejileri kullanmaktadır?" ve "YouTuber hedef kitleleri izledikleri içeriklerde geçen retorik stratejileri nasıl alımlamaktadır?" şeklinde iki temel soru sorulmuştur. İlgili sorulara cevap bulmak için nitel yöntemlerin kullanıldığı durum desenine sahip bir araştırma yürütülmüştür. Veriler döküman-belge inceleme tekniği ile elde edilmiş, verilerin analizi ise nitel içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmanın evreni ve örneklemi detayları aktarıldığı üzere özenle belirlenmiştir. Ayrıca nitel içerik analizi için kodlamalarda MAXQDA isimli veri kodlama ve analiz etme programı kullanılmıştır. Kodlamalardan elde edilen veriler ilgili program aracılığıyla görselleştirilmiş, sorularımızdan ve literatürden hareketle yorumlanmıştır. Bu doğrultuda Youtuberların video anlatı içeriklerinde retoriğin temelleri olan ethos, logos ve pathos-a yönelik stratejileri ortak ve etkin bir şekilde kullandığı tespit edilmiş ve yoğunlukları ortaya çıkarılmıştır. Hedef kitleye yönelik yapılan alımlama analizinde ise izleyicilerin video anlatılarına yönelik olumlu yaklaşım sergilediği ve retorik sürecin ikna noktasında başarıya ulaştığı görülmüştür. Her iki YouTuberın hedef kitlesinin video anlatılarına yönelik olumlu bakışının oluşmasında, ethos bileşenlerinin ön plana çıkması tespit edilen bir diğer sonuçtur.
Gelenekselden dijitale hikâye anlatıcılığı: Youtube örneği
İletişim süreci insanlığın ilk günlerinden bugünlere kadar süregelmiş ve insanın olduğu her yerde bir hikâye anlatımının olabileceği fikrini akıllara getirmiştir. İlk dönemlerden günümüze doğru kronolojik olarak gelindiğinde, iletişim ve hikâye anlatma sürecinin sözlü, yazılı, basılı, elektronik ve dijital olarak gerçekleştiği görülebilmektedir. Geleneksel olarak başlayan anlatım süreci, günümüzde dijital araçlarla devam etmektedir. İletişim araçlarında ve yöntemlerinde değişim yaşanmasına rağmen, insanlar arasında değişmeyen bir unsur olarak hikâye ve hikâye anlatıcılığının bulunduğu görülmektedir. Bu çalışmada hikâye anlatıcılığı kavramı merkeze alınarak, geleneksel hikâye anlatıcılığından dijital hikâye anlatıcılığına geçen süreçte değişen anlatıcının, izleyicinin ve içeriğin serüvenini daha belirgin kılmak amaçlanmaktadır. Bu araştırmanın temel sorunsalı, geleneksel sözlü hikâye anlatıcılığının, dijital hikâye anlatıcılığına nasıl dönüştüğüdür. Çalışmanın ana amacı, geleneksel hikâye anlatıcılığı ve dijital hikâye anlatıcılığının ne olduğunun anlaşılmasını ve aralarındaki farkların ne olduğunun net bir şekilde gösterilmesini sağlamaktır. Bu bağlamda kullanıcıların YouTube'da dijital hikâyeleri analiz edebilecek düzeye gelebilmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Çalışma nitel araştırma yönteminin ilkeleri benimsenerek yapılmıştır. Veriler, örnek YouTube kanalı olarak seçilen Barış Özcan'a ait videoların analizinden ve üç farklı üniversitenin lisans öğrencileriyle yapılandırılmış online görüşmelerden elde edilmiştir. Sonuç olarak geleneksel hikâye anlatıcılığının günümüzde bitmediği ancak büyük ölçüde dijital hikâye anlatıcılığına doğru evrildiği görülmüştür.
Dijitalleşme ve yeni medya döneminde belgesel film estetiği
Dijitalleşme ve yeni medya dönemi olarak değerlendirilen 21.yüzyılda, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle bağlantılı olarak etrafımız arayüzler ve ekranlarla çevrili hale gelmiştir. Ekranlar ve arayüzler gündelik yaşam pratiklerini etkilemelerinin yanı sıra gösterim ve üretim mecrasına dönüşmeleri nedeniyle sanatı da derinden etkilemiş, geleneksel sınırları ortadan kaldırarak yeni yaklaşımlar ortaya çıkarmıştır. Yani sanatçı, izleyici ve aygıt arasındaki ilişki değişmeye başlamıştır. Bu durum gerçekliğe bağlılığı ile bilinen belgesel sinemayı da derinden etkilemiştir. Belgesel filmlerin üretim boyutundan gösterim boyutuna kadar çok sayıda değişiklik meydana gelmiş, geleneksel film yapım hiyerarşisinin belirlediği keskin sınırlar ortadan kalkarken, seyir pratikleri de değişmiştir. Böylece herkes kendi belgesel filmini yapmaya başlamış ve aracısız bir şekilde gösterme imkânına kavuşmuştur. Ortaya çıkan bu durum hem profesyonel film yapımcıları hem de amatör üreticiler için yeni olanakların kapısını aralamıştır. Böylece farklı mecralarda farklı estetik anlayışa sahip belgeseller yapılmaya başlanmıştır. Çünkü dijitalleşmeyle birlikte üretim ve gösterim mecralarının çeşitlenmesi yönetmenlerin yaratıcılıkları, bakış açıları, estetik kaygıları ve gerçekliğe yaklaşımları üzerinde etkili olmuştur. Bu bağlamda, çalışma kapsamında dijitalleşme ile birlikte belgesel film yapımında ortaya çıkan yeni üretim tarzları ve biçemlerinin belgesel filmlerin estetik yapıları üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu araştırılmıştır. Bu kapsamda, dijital dönemde üretilen geleneksel normlara sahip belgeseller kusurlu estetik kavramsallaştırması altında, interaktif belgeseller arayüz estetiği kavramsallaştırması altında, YouTube belgeselleri ise YouTube estetiği kavramsallaştırması altında değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, belgesel filmlerin biçimsel boyutuyla sınırlandırılmamış, biçim-içerik ilişkisi bağlamında belgesel filmlerin estetik yapısı; gerçeklik, yönetmen ve alınıcın konumu, karakterlerin durumu ve değişen bakış konuları üzerinden bütünlüklü bir yaklaşımla değerlendirilmiş ve sorgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Belgesel Sinema, Dijitalleşme, Yeni Medya, Kusurlu Estetik, Arayüz Estetiği, YouTube Estetiği
Queer medyayı alımlamak: Bir queer televizyon çalışması olarak Netflix televizyon içeriklerinin incelenmesi
Batı televizyon kurgularında queer temsilleri, günümüze kadar belli gelişmeler göstermiş olsa da uzun yıllar çoğunlukla problematik bir çerçevede sunulmuştur. 1990'larda temsil biçimlerdeki değişimi takiben medya araştırmacıları, queerin daha kapsamlı ve görünür temsillerini keşfetme adına yaklaşımlarını çeşitlendirmeye başlamıştır. Sabit kimlik fikrini sorgulayan, hegemonik normlar ve biyolojik özcülük karşıtı bir yaklaşım olan queer kuram ise bu temsilleri incelemek için yeni ve verimli bir bakış açısı sunmuştur. Böylece televizyondaki queer görünümleri geniş bir perspektifte inceleyen queer televizyon çalışmaları da hız kazanmıştır. Günümüzde televizyon endüstrisinin, kurumlarının ve izleyici pratiklerinin bir dönüşüm sürecinde olması ekranlarda queer anlatı ve karakterlerinin tasvirini doğrudan etkilemektedir. Özellikle çevrimiçi yayın kuruluşlarının cinsiyet/cinsellik konularında yenilikçi görünen televizyon içerikleri üretmesi, queere yönelik ifade ve imkân alanlarını genişletmektedir. En geniş kullanıcıya sahip yayın platformu Netflix'in, televizyon içeriklerinde queer görünürlüğe en çok alan sağlayan kuruluş olması içeriklerin izleyicilerde bıraktığı anlamların incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu çalışma, Netflix yapımı queer televizyon içeriklerinin izleyiciler tarafından nasıl alımladığını ortaya çıkarmayı amaçlayan bir izleyici çalışması olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda, Netflix orijinal yapımı olan farklı türde 14 televizyon içeriği seçilmiş ve (heteroseksüel ve queer bireyler olmak üzere) 20 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Veriler, nitel veri analiziyle çözümlenmiş ve katılımcıların alımlama pratikleri çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Sonuç olarak katılımcılar, Netflix içeriklerindeki queer anlatı ve karakterleri yenilikçi/ilerici bularak queerin geleceği için büyük bir gelişme kaydedildiğini ve Netflix'in queer görünürlüğe olumlayıcı bir çerçevede yaklaştığını belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: Queer, Queer Televizyon, Görünürlük, Temsil, Alımlama, Netflix
Dijital oyunlar üzerinden profilleşen kimlikler
Yeni medya teknolojilerinin bir parçası olarak ortaya çıkan dijital oyun endüstrisi her geçen gün büyüyerek eğlence sektöründe önemli bir yer edinmeye başlamıştır. 1960'lı yıllardan itibaren sürekli gelişen ve kullanıcılara farklı deneyimler sunan dijital oyunlar günümüzde Steam, Play Station Store gibi satın alma platformları üzerinden hizmet vermektedir. Kullanıcılar bu platformlar aracılığıyla oyun içi satın almalar yapmakta, oyunlarda avantaj kazandırmasına bakmaksızın ürünleri kullanmaktadır. Bu bağlamda bireylerin satın alma için dijital oyunlarda oluşturdukları sanal kimlikleri ile gerçek yaşamlarındaki kimlik yapıları arasında oluşan ilişki çalışmanın problematiğini oluşturmaktadır. Çalışmanın ana sorusu ise oyunlardaki kimlikler ile gerçek hayattaki kimliklerin ne tür bağlantı içerisinde olduğudur. Bu bağlamda çalışmanın amacı, dijital oyun kullanıcılarının satın almalar sonrası sanal platformlarda sergiledikleri tutum ve davranışlarının gerçek yaşamdaki kimlikleri ve eğilimleri ile olan bağlantı ve nedenini ortaya çıkarmak olarak belirlenmiştir. Araştırmada çalışmanın amacına uygun olarak alan araştırmasına dayalı ölçek geliştirilmiştir. 14-54 yaş grubunda yer alan Z, Y ve X kuşaklarını kapsayan çalışmada kotalandırılmış tesadüfi örnekleme tekniği kullanılmıştır. K=03 tasarım faktöründen yararlanılan çalışmanın temsiliyetinde yaş, eğitim ve sosyo-ekonomik durum gibi kıstaslardan faydalanılmıştır. SPSS programında analizi yapılan çalışmadan elde edilen sonuçlar neticesinde dijital oyunlarda oluşturulan kimlikler ile gerçek yaşamdaki kimliklerin güçlü bir bağlantı içerisinde olduğu ve bireylerin gerçek hayattaki kimliklerini sanal platformlara da yansıttıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Televizyon dramalarının geleceği: Anlatı yapısı bağlamında isteğe bağlı video içeriği
İnternet tabanlı isteğe bağlı video platformlarının internet kullanıcısıyla tanışmasının üzerinden geçen kısa sürede, platformlara özgü içeriklerin her geçen gün daha fazla izleyici tarafından tercih edilmeye başlandığı görülmektedir. Dünyanın önde gelen isteğe bağlı video platformu Netflix'in ve ardından Amazon Prime'ın Türkiye'ye girmesi ve Blu Tv, Puhu Tv gibi yerli platformların orijinal içerikler üretmeye başlaması, gelecekte ülkemizde televizyon ekranında izlenecek içeriklerin nicelik olarak artacağının ve nitelik olarak çeşitleneceğinin bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır. İsteğe bağlı video dramalarının her geçen gün daha fazla izleyiciye ulaşması, bu dramaların literatürde görünür hale gelmesi ve çeşitli açılardan incelenmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu inceleme alanlarından birisi de söz konusu yapımların anlatısının özü, yapısı ve niteliğine ilişkindir. Bu tez çalışması, isteğe bağlı video dramalarının anlatı yapısına dair özelliklerini, anlatının yapısını miras aldığı öncülleriyle ilişkilendirerek çözümlemeye, varsa değişimleri irdelemeye çalışmaktadır. Bu çözümleme çalışması, dramaların dönüşümünde aracın ve anlatının etkilerini sorgulayarak, ülkemizde üretilen yerli isteğe bağlı video dramalarının anlatı yapısına dair özelliklerini bulma ve analiz etme amacını taşımaktadır.
Küreselleşme ve TV endüstrisi: Türk dramalarının uluslararası dolaşımı
Küreselleşmenin aslında bir yanılsama olduğu ve büyük sömürgeci ülkeler tarafından sömürgeciliğin farklı bir versiyonu olarak dolaşıma sokulduğu savları, çeşitli teorisyenler tarafından ortaya atılmış olsa da içinde yaşadığımız günümüz dünyasında kültürel, ekonomik ve siyasal alanlarla birlikte iletişim ve birçok alanda yaşanan bütünleşme ve benzeşme durumları, hepimizin aynı gemide seyahat ettiği küresel bir dünya gerçekliğini ortaya koymaktadır. Küreselleşme ve kitle iletişim araçları arasında birbirini etkileyen oldukça girift bir yapı vardır. Küreselleşme sürecinin yaşanmasının en önemli sac ayakları kitle iletişim araçları ve iletişim teknolojileri olurken, genel olarak kitle iletişim araçları da küreselleşme sürecinden sahiplik ve uluslararası yayın anlamında etkilenmiştir. Küreselleşme sürecinde televizyon yayınları, küresel hale gelmiş, özellikle dramalar tüm dünyada ihracatı yapılan küresel birer ürün haline dönüşmüştür. Son yıllarda Türk dramaları, nicelik ve nitelik olarak yaşadığı yükselişle sadece yurt içinde değil, yurt dışında da beğenilerek izlenilen yapımlar haline gelmiştir. Türk dramalarının bu başarısı hem ihracat anlamında hem de yurt dışı bilinirlik anlamında ülkeye önemli katkılar yapmıştır. Ülkemiz için önemli bir sektör olan Türk dramalarının bu başarısının sürdürülmesi için yapılması gerekenler, dramalarımızın yurt dışında izlenme nedenleri, küreselleşmenin drama sektörümüzü ne şekilde etkilediği gibi sorular çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada yöntem olarak yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu amaçla 19 sektör çalışanıyla dijital ortamda görüşmeler yapılmış, elde edilen veriler betimsel analiz yöntemine göre analiz edilmiştir. Çalışmada genel olarak dramalarımızın kısmi olarak küreselleşmeden etkilense de yerel bir noktada durduğu, izlenme nedenleri olarak Türkiye'nin coğrafi konumu ve kaliteli içerik oluşturmasının etkili olduğu, başarıyı sürdürmek için üretim pratiklerinde her anlamda değişiklikler yapılması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sinema ve zaman: Ömer Kavur sineması
Sinema zamanı yontan, mühürleyen, şekillendiren bir zaman sanatıdır. Sinema ve zaman arasındaki münasebet muhteva olarak zaman, sinematik zaman kavramı, imge ve zaman münasebeti, sinema ve zaman münasebeti uyarınca muhtelif düzeylerde açığa çıkmaktadır. Bu manada zaman nosyonu, felsefi bir kavram olarak zaman, muhteva düzeyinde sinematik bir karakter kazanmakta; inşa edilen sinematik evrene ve bu evrende açığa çıkan montaj stili, montaj nosyonuna koşut olarak imge zamansal, zaman imgesel bir forma yahut zaman harekete tabi, dolaylı bir forma bürünmekte; inşa edilen sinematik evrene ve bu evrende açığa çıkan montaj stili, montaj nosyonuna koşut olarak sinematik zaman karakteri şekillenmekte; inşa edilen sinematik evreni ve bu evreni şekillendiren montaj stilini, montaj nosyonunu belli bir zaman felsefesi, belli bir zaman nosyonu şekillendirmekte, inşa edilen sinematik evrenin, montaj stilinin, montaj nosyonunun arka planında belli bir zaman felsefesi, belli bir zaman nosyonu bulunmaktadır. Ömer Kavur zaman kavramını, zaman nosyonunu sinematikleştiren en mühim yönetmenlerden birisidir. Bu manada, bu çalışma zaman kavramı, sinematik zaman kavramı, imge ve zaman münasebeti, sinema ve zaman münasebeti bağlamında Ömer Kavur sinemasını; Ömer Kavur'un inşa ettiği sinematik evrende açığa çıkan zaman kavramının, zaman nosyonunun kavramsal arka planını, Kavur'un inşa ettiği sinematik evrende zaman kavramının, zaman nosyonunun tezahürlerini değerlendirmektedir. Bu bakımdan Ömer Kavur'un inşa ettiği sinematik evrende zaman kavramı, zaman nosyonu imgenin zamansallaşması, zamanın imgeselleşmesi bağlamında değil; konu, muhteva, diyalog düzeyinde sinematik bir karakter kazanmakta, harekete tabi, dolaylı, edebi bir form marifetiyle açığa çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler: "Zaman", "Sinematik Zaman", "Hareket imge", "Zaman İmge", "Montaj", "Ömer Kavur"
Türkiye'de alternatif müzik sahnesi: Yeni medya bağlamında otoriter yönelimler ve ana akım müzik pratikleri ile müzakereler
Bu çalışmada, Neo-Osmanlıcı tasavvurlara dayalı otoriter eğilimler altında Türkiye'de alternatif müzik sahnesinde umut emeğinin yeni medya bağlamında nasıl oluşturulduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu analizi yapabilmek içinse, Hardt ve Negri'nin duygusal emek kavramı araçsallaştırılmış ve alternatif müzik aktörlerinin ana akım müzik pratiklerinden ayrışmasını sağlayan duygusal emeği incelenmiştir. Bu duygusal emeğin kaynağı olarak ise kamusal yaşamda rezonansa geçen Neo-Osmanlıcı tasavvurlarla sahne aktörlerinin arasındaki sosyal gerilim olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, alternatif müzik aktörlerinin umut emeği, Neo-Osmanlıcı tasavvurları ve ana akım müzik pratiklerini ret eden bir kültüre bağlıdır. Bu ret kültürü, sahne aktörlerinin hem toplumsal aidiyet krizini gidermekte hem de kentli seküler orta sınıfın ekonomik istikrara dayalı kariyer arzusunu sağlamaktadır.
Sinemada Auteur kuram ve star sistemiyle ilişkisi: Ferzan Özpetek Sineması örneğiyle
Sinemada auteur kuram, sinemayı sanat, yönetmeni ise sanatçı olarak kabul eden bir kuram olup 1940lı yıllarda meydana gelmiştir. Kuram, öncelikle fikir olarak sunulmuş ilerleyen süreçle politikaya dönmüş son olarak da Amerikalı akademisyenlerce kurama dönüştürülmüştür. Auteur kuramcılar, Yeni Dalga sinemasının öncü isimleridir. Diğer bir deyimle Yeni Dalga sinemasının auteur kuramın hayat bulmuş şeklidir. Auteur kuram bir anlamda meydana geldiği zamana dek sinemada hayat bulmuş aşağı yukarı bütün olguları kapsayan bir oluşumdur. Star sistemine bakıldığında ise sinemanın ilk yılları, bu sistemin nasıl meydana geldiğine işaret etmektedir. Sinema, ortaya çıktığı zaman tiyatrodan daha az talep görünce sinemayla uğraşanlar, tiyatro izleyicisini sinemaya çekebilmek adına tiyatrodaki en çok beğenilen isimleri sinemaya taşımıştır. Star sistemi, dönemin sinema mantığıyla zamanla bir çeşit tüketim kültürüne dönüşmüş; starlar, tüketilen konumda hayat bulmuştur. Sinemada auteur kuram ve star sistemi arasındaki ilişki üstünden auteur kuramın durumunu ortaya koymak, çalışmamızın temel yanıt aranan sorusu olmuştur.
Halk kahramanının dönüşümü: Şaban'dan Recep İvedik'e
Bu tez, birbirlerinden çok farklı ama bir o kadar da benzer bir ilişkiye sahip olan Şaban ve Recep İvedik tiplemelerini seyircilerinin ne şekilde alımladığını, bu bağlamda 'halk kahramanı' olarak anılan iki tiplemenin Şaban'dan Recep İvedik'e olan dönüşümünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Seyircinin Şaban ve Recep İvedik tiplemeleriyle ne şekilde uzlaşıp ne şekilde çatıştığı ve Şaban ve Recep İvedik seyircileri için tiplemelerin sosyo- ekonomik ve kültürel açılardan ne gibi benzerlik ve farklılıklarının olduğu bulgulanmaya çalışılmıştır. Popüler kültür ürünleri olarak ele alınan Şaban ve Recep İvedik, halk tarafından oldukça sevilen iki tiplemedir. Seyircinin Şaban'a duyduğu sevgi ve bağlılığının ve Recep İvedik'e olan ilgisinin nedenlerini öğrenme isteği, bu araştırmanın itici gücünü oluşturmaktadır. Çalışma, kültürel çalışmalar geleneği özelinde alımlama araştırmalarına dayandırılmış, seyirciler aktif bir konumda ele alınmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme ve yapılandırılmamış gözlem teknikleri kullanılmıştır. Görüşmeler, 20-65 yaş arası, toplumun farklı kesimlerinden, farklı meslek ve eğitim gruplarından kadın ve erkek, filmleri tercihen seyretmiş 28 gönüllü katılımcıyla 1- 15 Mart 2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcılar, ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Seyircilerin alımlama süreçlerinde, koşulların etkisi ve seyircinin tepkisi çift taraflı bir süreç olarak ele alınmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler betimsel bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Çalışmada, seyircilerin farklı sosyal statülere sahip olmalarının alımlama süreçlerinde farklılıklar yaratsa da öz itibariyle birbirlerine yakın anlamlandırmalara ulaştıkları bulgulanmıştır. Yapılan kuramsal araştırmalar ve görüşmeler sonrasında, Şaban'dan Recep İvedik'e olan dönüşümün toplumsal koşullar çerçevesinde şekillendiği sonucu elde edilmiştir. Şaban ve Recep İvedik'in seyircilerinin toplumsal, kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılaması; tiplemelere duyulan sevginin ve yüksek izlenme rakamlarının nedenlerini ortaya koymaktadır.
Farklı dil ve lehçelerde televizyon yayıncılığı: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da TRT Kurdî algısı
Kuruluşundaki adı TRT Şeş (6) olan TRT Kurdî kanalı Türkiye'nin farklı dil ve lehçelerde yayın yapan ilk devlet kanalı oldu. "Farklı Dil Ve Lehçelerde Televizyon Yayıncılığı: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da TRT Kurdî Algısı" adını verdiğimiz bu çalışmamızda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki televizyon izleyicilerinin, TRT Kurdî'nin yayınlarına karşı tutumları, kanalın algılanışı, zihinlerde uyandırdığı izlenim ve kanalı izleyenlerin beklentilerine karşılık verip vermediğine yönelik sorular sorularak kanalın Avrupa Birliği'nin "farklı dil ve lehçelerdeki yayıncılık" politikalarına uygun yayıncılık yapıp yapmadığının saptanması amaçlandı. Araştırmamızın birinci bölümde Avrupa Birliği Türkiye ilişkileri, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde "farklı dil ve lehçelerde yayıncılık" konusunda attığı adımlar ve ilk Kürtçe yayın yapan TRT Kurdî kanalının yayın hayatına başlaması konuları irdelendi. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise "Kullanımlar ve Doyumlar" kuramı ile ilgili bilgilere verilerek, kuramın ortaya çıkışı, gelişimi, yaklaşımın temel kavramları ve televizyonla olan ilişkisi hakkında açıklamalar yapıldı. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yüz yüze anket yöntemiyle yapılan alan araştırmasının sonuçları paylaşıldı. Anket çalışması Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan televizyon izleyicilerinin TRT Kurdî kanalını izlemelerinde hangi tercihlerin rol oynadığını ölçmek için, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Kürt kökenli vatandaşların yoğun olarak yaşadığı Malatya, Muş, Şırnak, Adıyaman, Diyarbakır ve Hakkâri illerinde uygulandı.