Theses supervised by Prof. Dr. Serap Parlar Kılıç
12 theses · İnönü University
Kolonoskopi uygulanan hastalarda progresif gevşeme egzersizlerinin abdominal ağrı ve distansiyona etkisi
Amaç: Bu araştırma, kolonoskopi uygulanan hastalarda progresif gevşeme egzersizlerinin abdominal ağrı ve distansiyona etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metod: Araştırma randomize kontrollü deneysel araştırma modelinde yürütüldü. Güç analizi sonucunda araştırma, 45 deney, 45 kontrol olmak üzere toplamda 90 kolonoskopi uygulanmış hastayla tamamlandı. Veriler Aralık 2019-Ağustos 2020 tarihlerinde, Hasta Tanıtım Formu ve VAS kullanılarak toplandı. Hastalara kolonoskopi randevusu verildiği gün hasta tanıtım formu uygulandı. Deney grubuna progresif gevşeme egzersizleri (PGE) hakkında bilgilendirme yapılıp, araştırmacının kendi seslendirmesi ile hazırladığı PGE ses kaydı verilerek kolonoskopi gününe kadar günde iki defa PGE yapmaları istendi. Kolonoskopi sonrasında abdominal ağrı (VAS ağrı) ve distansiyon (VAS distansiyon) puanları belirlendi, ardından 30 dk PGE uygulandı. Egzersizden sonra VAS abdominal ağrı ve VAS distansiyon puanları tekrar belirlendi. Kontrol grubunun kolonoskopi sonrasında ve 30 dk sonra VAS abdominal ağrı ve VAS distansiyon puanları belirlendi. İşlemden sonraki 2.,4.,8.,12.,16., ve 24. saatlerdeki VAS ağrı ve VAS distansiyon puanlarının belirlenmesi için tüm hastalara VAS formu verilerek, bu saatlerde formu işaretlemeleri istendi. Kolonoskopiden sonraki gün hastalar evde ziyaret edilerek son test verileri toplandı. Verilerin analizinde yüzdelik dağılım, aritmetik ortalama, standart sapma, ki-kare, Mann Whitney U, ANOVA, Friedman testi kullanıldı. Bulgular: PGE öncesi ön test VAS ağrı ve VAS distansiyon puan ortalamalarının deney ve kontrol gruplarında benzer değerlerde olup, aralarındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı bulunmuştur (p>0.05). Deney grubunun PGE sonrası (son test) VAS ağrı ve VAS distansiyon puan ortalamalarının, kontrol grubu ortalamalarına göre önemli düzeyde azaldığı görülmüştür (p<0.05). Sonuç: Kolonoskopi sonrası progresif gevşeme egzersizlerinin abdominal ağrı ve şişkinliği azaltmada etkili olduğu belirlendi.
Hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda öz bakım destekli motivasyonel görüşmenin hastaların öz bakım gücü ve hastalık uyumuna etkisi
Hemodiyaliz Tedavisi Alan Hastalarda Öz Bakım Destekli Motivasyonel Görüşmenin Hastaların Öz Bakım Gücü ve Hastalık Uyumuna Etkisi Amaç: Araştırma hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda öz bakım destekli motivasyonel görüşmenin hastaların öz bakım gücüne, hastalık uyumuna ve metabolik değişkenlerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma randomize kontrollü araştırma deseni kullanılarak planlandı. Araştırma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 77 hasta ile (40 deney, 37 kontrol ) araştırma tamamlandı. Verilerinin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Öz Bakım Gücü Ölçeği (ÖBGÖ), Kronik Hastalığa Uyum Ölçeği (KHUÖ) ve Hastaya Özgü Metabolik Değişkenler Formu kullanıldı. Bulgular: Motivasyonel görüşme öncesi ön test KHUÖ puan ortalamalarının deney ve kontrol gruplarında benzer değerlerde olduğu (p>0.05), motivasyonel görüşme sonrası deney grubunun (son test ve izlem testi) KHUÖ puan ortalamalarının, kontrol grubu ortalamalarına göre önemli düzeyde artış gösterdiği saptandı (p<0.05). Tüm izlemlerde ÖBGÖ toplam puan ortalamalarının her iki grup arasında anlamlı olarak farklı olduğu görüldü (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda ise deney grubundaki hastaların ön test, son test ve izlem test KHUÖ ve ÖBGÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olarak değiştiği (p<0.05) ancak kontrol grubundaki hastaların sadece ön test, son test ve izlem test KHUÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0.05), ÖBGÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın ise anlamlı olmadığı saptandı (p>0.05). Sonuç: Bu sonuçlar motivasyonel görüşme tekniğinin hastaların kronik hastalığa uyumlarını ve öz bakım güçlerini artırmada etkili bir yöntem olduğunu gösterdi. Hemodiyaliz hastalarında daha uzun süreli çalışmaların yapılması öneri olarak sunuldu. Anahtar kelimeler: Antropometrik Ölçümler, Biyokimyasal Parametreler, Hemodiyaliz, Kronik Hastalığa Uyum, Motivasyonel Görüşme Tekniği, Öz Bakım Gücü
Giyilebilir teknoloji ile takip edilen KOAH'lı hastalarda solunum egzersiz cihazı kullanımının ve sesli okumanın yaşam bulguları, yorgunluk ve solunum fonksiyon parametreleri üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma giyilebilir teknoloji ile takip edilen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan bireylerde solunum egzersiz cihazı kullanımının ve sesli şekilde kitap okumanın yaşam bulguları, yorgunluk düzeyi, dispne şiddeti ve solunum fonksiyon parametreleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma Kasım 2020-Kasım 2021 tarihleri arasında randomize kontrollü deneme modeli olarak yürütüldü. Araştırmanın örneklemini 96 Evre I, II ve III KOAH'lı birey oluşturdu. Bireylere pozitif ekspiratuar basınç oluşturan cihazlar ile solunum egzersizleri ve seçtikleri kitaplar aracılığı ile sesli okuma aktiviteleri yaptırıldı. Veriler; Kişisel Tanıtım Formu, akıllı saat, KOAH ve Astım Yorgunluk Ölçeği, Vizüel Analog Skala ve Solunum Fonksiyon Testleri aracılığı ile toplandı. Bulgular: Araştırma 103 katılımcı ile tamamlandı. Girişim sonrası hem solunum egzersiz cihazı hem de sesli okuma gruplarındaki hastalarda yorgunluk düzeyi ve dispne şiddeti puan ortalamalarında azalma görüldü. Solunum egzersiz cihazı grubundaki hastalarda oksijen satürasyonu ve solunum fonksiyon parametreleri puan ortalamalarında artış görülürken kan basıncı ve nabız puan ortalamalarında bir değişiklik olmadığı belirlendi (p<.05). Kontrol grubundaki hastalarda ise hiçbir parametrede anlamlı değişiklik olmadığı saptandı (p>.05). Sonuç: KOAH'lı bireylerde solunum egzersiz cihazı uygulamasının yorgunluk ve solunum fonksiyon parametrelerinde, sesli okuma uygulamasının ise yorgunluk ve yaşam bulguları üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Giyilebilir Elektronik Cihaz, KOAH, Sesli Okuma, Solunum Egzersizleri, Solunum Fonksiyon Parametreleri, Yaşam Bulguları
Artırılmış gerçeklik uygulamasının hemşirelik öğrencilerinin intravenöz kataterizasyon uygulama becerisi, öğrenmede memnuniyet düzeyi ve özgüven algısı üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma artırılmış gerçeklik (AG) uygulamasının hemşirelik öğrencilerinin intravenöz (IV) katater yerleştirme becerisi, öğrenmeden memnuniyet düzeyi ve özgüven algısı üzerine etkisi olup olmadığını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Metot: Randomize kontrollü olarak yürütülen bu araştırma 101 hemşirelik bölümü öğrencisiyle başlayıp 91 öğrenci ile tamamlandı. Verilerin toplanmasında; "Öğrenci Tanıtıcı Özellikler Formu", "Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği" ve "İntravenöz Katater Yerleştirme İşlem Basamakları Formu" kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik dağılım, aritmetik ortalama ve parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U testi uygulandı. Uygulama sonrası elde edilen verilerin sonuçlarına göre güç değeri GPower programı kullanılarak katılımcı sayısına göre hesaplandı. Etki büyüklüğü 0.62 ve hata payı 0.05 olan ve 91 katılımcı ile tamamlanan bu çalışmanın gücü 0.90 olarak belirlendi. Bulgular: AG uygulaması ile eğitim gören deney grubundaki öğrencilerin "Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği" toplam ve "Öğrenmede Özgüven" alt boyut puan ortalaması kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı daha yüksek saptandı (p=0.005; p=0.001). Ancak öğrencilerin "Şimdiki Öğrenme ile İlgili Memnuniyet" alt boyut puan ortalaması her iki grupta farklılık göstermemesine rağmen deney grubundaki öğrencilerin memnuniyet puanları daha yüksekti (p>0.05). Yine deney grubundaki öğrencilerin IV katater yerleştirme başarı puan ortalaması daha yüksek, uygulama gerçekleştirme süre ortalamaları daha kısa saptanmasına rağmen, her iki grupta anlamlı bir farklılık göstermedi (p>0,05). Sonuç: AG uygulaması öğrencilerin özgüven düzeylerini arttırmaktadır. AG uygulaması ile beceri öğretiminin diğer hemşirelik uygulamalarının öğretiminde kullanımının yaygınlaştırılması öğrencilerin başarı düzeylerine olumlu katkı sağlayacaktır.
Tip 2 diyabetli hastalarda mobil teknoloji ile güçlendirilen motivasyonel görüşmenin öz yönetim, yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeyine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Tip 2 diyabetli hastalarda oyun tabanlı mobil teknoloji ile güçlendirilen motivasyonel görüşmenin öz yönetim, yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeyine etkisini belirlemektir. Materyal ve Metot: Bu çalışma, randomize kontrollü deneysel araştırma tasarımı kullanılarak Tip 2 Diabetes Mellitus tanılı 64 hastası ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında Hasta Bilgi ve Takip Formu, Diyabet Öz Yönetim Skalası (DÖYS), Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Form 36 (SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği) ve Memnuniyet Soru Formu kullanıldı. Deney grubundaki hastalara oyun tabanlı mobil teknoloji ile güçlendirilen motivasyonel görüşme uygulanırken, kontrol grubundaki hastalara ise rutin hemşirelik bakımı uygulandı. Bulgular: Girişim sonrası, deney grubunda öz yönetim ve yaşam kalitesinin tüm alt boyut puanlarında en yüksek ortalama puanın izlem testinden elde edildiği (p<0.001), tüm metabolik kontrol değişkenlerinin izlem testi aşamasında iyileşme gösterdiği (p<0.05) ve %71.9'unun aşırı derecede memnun olduğu saptandı. Kontrol grubunda ise ölçüm zamanlarına göre öz yönetim toplam ve diyet kontrolü alt boyut ve yaşam kalitesi mental sağlık alt boyut puanlarında düşüş olduğu ve bazı metabolik kontrol değişkenleri için en yüksek ortalama değerin izlem testinden elde edildiği saptandı (p<0.001). Sonuç: Oyun tabanlı mobil teknoloji ile güçlendirilen motivasyonel görüşmenin Tip 2 diyabet hastalarının öz yönetim, yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeylerini artırmada etkili bir yöntem olduğu sonucuna ulaşıldı. Oyun tabanlı mobil uygulamalar ile desteklenen motivasyonel görüşme çalışmalarının artırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Memnuniyet, Mobil Teknoloji, Motivasyonel Görüşme, Oyun, Öz Yönetim, Tip 2 Diyabet, Yaşam Kalitesi
Nöropatik ağrısı olan diyabetli hastalara uygulanan ayak refleksolojisinin hastaların yaşam kalitesi, umut ve ağrı düzeylerine etkisi
Amaç: Bu araştırma nöropatik ağrısı olan diyabetli hastalara uygulanan ayak refleksolojisinin yaşam kalitesi, umut ve ağrı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Randomize kontrollü ve deneysel bir çalışma olarak tasarlanan bu çalışma Ocak 2022-Aralık 2022 tarihleri aralığında tamamlandı. Araştırmanın verilerini 51 müdahale, 51 kontrol olmak toplam 102 nöropatik ağrısı olan diyabetli hasta oluşturdu. Veri toplama araçları olarak; Hasta Bilgi Formu, Herth Umut Ölçeği (HHI), Dört Soru Nöropatik Ağrı Anketi (DN4Q), Nöropatik Ağrının Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi Anketi (NePIQoL) ve Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanıldı. Müdahale grubundaki hastalara, altı hafta boyunca haftada iki defa olmak üzere toplam 12 seans ayak refleksolojisi uygulandı. Kontrol grubunda yer alan hastalara herhangi bir girişim yapılmadı. Bulgular: Ön test aşamasında (ayak refleksolojisi uygulama öncesi) müdahale ve kontrol grupları arasında DN4Q ve VAS puanları, HHI ve NePIQoL tüm alt boyut ve toplam puanları bakımından anlamlı bir fark olmadığı saptandı (p>0.05). Ancak son test aşamasında (ayak refleksolojisi uygulama sonrası) ayak refleksolojisi uygulanan müdahale grubunda DN4Q, VAS ve NePIQoL toplam ve tüm alt boyut puanlarının ayak refleksolojisi uygulanmayan kontrol grubuna göre önemli düzeyde azalma gösterdiği (p<0.05) ve HHI toplam ve tüm alt boyut puanlarının kontrol grubuna göre önemli düzeyde artış gösterdiği saptandı (p<0.05). Sonuç: Ayak refleksolojisinin nöropatik ağrısı olan diyabetli hastaların yaşam kalitesini ve umut düzeyini arttırdığı, ağrı düzeyini ise azalttığı saptandı.
Entübe yoğun bakım hastalarına bakım veren hemşirelerin ağız bakımına yönelik görüşleri, uygulamaları ve yaşadıkları sorunların belirlenmesi
Amaç: Bu araştırmada; entübe yoğun bakım hastalarına bakım veren hemşirelerin ağız bakımına yönelik görüşleri, uygulamaları ve yaşadıkları sorunların belirlenmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: Bu tanımlayıcı araştırma İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, yetişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 154 hemşire ile yürütüldü. Çalışma verileri "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Ağız Bakımına Yönelik Uygulamaları Değerlendirme Formu", "Ağız Bakımına Yönelik Karşılaşılan Sorunlar Formu" ve "İnovasyona Yönelik Değerlendirme Formu" ile toplandı. Bulgular: Hemşirelerin %50.0'sinin kadın olduğu, günde ortalama 2 hastaya bakım verdikleri ve iş yüklerini fazla olarak değerlendirdikleri, ortalama yaş değeri 28.7±4.1 yıl, yoğun bakım ünitesinde çalışma süresi 3.9±3.4 yıl olarak saptandı. Hemşirelerin %39.6'sının günde 3 defa ağız değerlendirmesini yaptığı, %30.5'inin günde 4 veya daha fazla ağız bakımı yaptığı, %65.8'inin araç-gereç olarak abeslang ve %68.5'inin solüsyon olarak sodyum bikarbonat kullandığı belirlendi. %43.5'inin oral açıklığı sağlamak için airway kullandıkları ve entübe hastalara ağız bakımı verirken birçok engel ya da sorun yaşadıkları saptandı. Hemşirelerin cinsiyet, yaş, meslekte çalışma süresi, ağız bakımı eğitimi alma durumu ile bazı engel ve sorunlar puanları arasında anlamlı fark olduğu tespit edildi (p˂0.05). Sonuç: Yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin entübe hastalara ağız bakım uygulamalarında birçok engel ve sorun yaşadıkları, bu engel ve sorunlar ile bazı mesleki ve sosyo demografik özellikleri puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ağız Bakımı, Entübe Hasta, Hemşire, Yoğun Bakım Ünitesi
Fibromiyalji tanılı kadın hastalara uygulanan pranayama ve diyafram nefes egzersizinin uyku kalitesi, ağrı ve yorgunluk düzeyine etkisi
Amaç: Bu çalışma, fibromiyalji tanılı kadın hastalara uygulanan pranayama ve diyafram nefes egzersizinin uyku kalitesi, ağrı ve yorgunluk düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Randomize kontrollü ve deneysel bir çalışma olarak tasarlanan bu çalışma, Kasım 2022-Haziran 2023 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın verilerini pranayama grubu 32, diyafram nefes egzersiz grubu 33 ve kontrol grubu ise 35 kişi olmak üzere 100 fibromiyalji tanılı kadın hasta oluşturdu. Veri toplama araçları olarak; Hasta Bilgi Formu, Vizüel Analog Skala, Yorgunluk Şiddet Ölçeği ve Pitsburg Uyku Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Çalışma sırasında kontrol grubu rutin tedavisini alırken, müdahale grubundaki iki gruba araştırmacı tarafından daha önce verilen eğitim doğrultusunda; günde 3 set (sabah-öğlen-akşam) şeklinde, haftada 7 gün 6 hafta boyunca pranayama ve diyafram nefes egzersizi yapmaları istendi. Bu sürecin sonunda üç grubun yeniden uyku kalitesi, ağrı ve yorgunluk düzeyi değerlendirildi. Bulgular: Üç grubun başlangıç ağrı ve uyku kalitesi toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı (p>0.05), uygulama sonrası gruplar arasında ağrı, yorgunluk ve uyku kalitesi puanları açısından anlamlı farklılık olduğu görüldü (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak nefes egzersizlerinin hastaların ağrı ve yorgunluk düzeyini azalttığı ve uyku kalitesini iyileştirdiği saptandı. Anahtar kelimeler: Ağrı, diyafram solunumu, fibromiyalji, pranayama, uyku kalitesi, yorgunluk
Erken gebelik döneminde solunum egzersizinin bulantı kusma ve yaşam kalitesine etkisi
Amaç: Bu araştırma, erken gebelik döneminde solunum egzersizinin gebeliğe bağlı bulantı kusma ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metod: Araştırma randomize kontrollü deneysel araştırma modelinde yürütüldü. Araştırma öncesinde yapılan güç analizi sonucunda araştırma 52 deney, 52 kontrol olmak üzere toplamda 104 gebe kadın ile tamamlandı. Veriler Haziran 2019- Mayıs 2020 tarihlerinde Kişisel Bilgi Formu, Gebelikte Bulantı Kusma Aracı (GBKA) ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36 YKÖ) kullanılarak toplandı. Tüm kadınlar dört hafta boyunca her hafta ev ziyareti ve telefon görüşmesi yapılarak takip edildi. Deney grubundaki kadınlara araştırmacı tarafından solunum egzersizi eğitimi verilerek dört hafta boyunca (günde en az iki defa olmak üzere) solunum egzersizi yapmaları istendi ve her görüşmede GBKA dolduruldu. Kontrol grubundaki kadınlara ise herhangi bir girişim uygulanmadı ve her görüşmede GBKA dolduruldu. Araştırmanın bitiminde tüm kadınlara GBKA ve SF-36 YKÖ tekrarlandı. Verilerin analizinde; yüzdelik dağılım, aritmetik ortalama, standart sapma, pearson ki-kare, bağımsız gruplarda t testi, eşleştirilmiş t testi, Mann Whitney U testi ve kullanıldı. Bulgular: Deney grubundaki gebe kadınlarda solunum egzersizi sonrası dört hafta boyunca bulantı, kusma ve öğürme puanlarının kontrol grubundaki gebe kadınlara göre daha düşük olduğu ve puan ortalamalarının olumlu yönde azalış gösterdiği saptandı (p˂0.05). Araştırmanın ön test SF-36 YKÖ alt boyut puan ortalamalarına göre deney ve kontrol grubunun benzer olduğu görülürken (p>0.05), son test ölçümlerinde deney grubundaki gebe kadınlarda SF-36 YKÖ alt boyut puan ortalamalarında artış olduğu, kontrol grubundaki hastalarda ise düşüş görüldüğü ve bu değişimin her iki grupta anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0.05). Sonuç: Erken gebelik döneminde gebelere uygulanan solunum egzersizinin gebeliğe bağlı bulantı kusmayı azalttığı ve yaşam kalitelerini arttırmada etkili olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Gebelik, hemşirelik, solunum egzersizi, yaşam kalitesi, bulantı kusma.
Hizmetkar liderlik davranışları ile iş doyumları ve bakım verici rolleri arasındaki ilişki: Yoğun bakım hemşireleri üzerine araştırma
Amaç: Bu araştırma, yoğun bakım ünitelerinde görev yapan hemşirelerin iş doyumu düzeyleri ile bakım verici rollerine yönelik tutumlarının, yönetici hemşirelerin sergilediği hizmetkâr liderlik davranışlarıyla olan ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte planlanan araştırma, Eylül 2024–Haziran 2025 tarihleri arasında Malatya ilinde bulunan üç farklı hastanenin yoğun bakım ünitelerinde yürütüldü. Evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi ve araştırmaya katılmayı kabul eden 505 yoğun bakım hemşiresi çalışmanın örneklemini oluşturdu. Veriler; "Tanıtıcı Bilgi Formu, Hizmetkâr Liderlik Davranış Ölçeği, Minnesota İş Doyumu Ölçeği ve Bakım Verici Rollerine İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılarak toplandı. İstatistiksel analizler SPSS 22.0 programı aracılığıyla gerçekleştirilmiş olup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin genel iş doyumu puan ortalaması 3,64±0,46, bakım verici rollerine ilişkin tutum puan ortalaması 4,14±0,25 ve hizmetkâr liderlik davranışları toplam puan ortalaması 145,68±13,07 olarak saptandı. Yönetici hemşirelerin hizmetkâr liderlik davranışları ile hemşirelerin genel iş doyumu arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlendi (r=0,536; p<0,01). Hizmetkâr liderlik davranışları ile bakım verici rollerine ilişkin tutumlar arasında pozitif bir ilişki bulundu (r=0,134; p<0,01). Regresyon analizleri, hizmetkâr liderlik davranışlarının hemşirelerin iş doyumunu anlamlı düzeyde artırdığını ve bakım verici rollere yönelik tutumları pozitif yönde yordadığını gösterdi. Sonuç: Araştırma bulguları, yönetici hemşirelerin hizmetkâr liderlik davranışlarının yoğun bakım hemşirelerinin iş doyumunu güçlendirdiğini ve bakım verici rollerine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, yoğun bakım ortamlarında hizmetkâr liderlik yaklaşımının desteklenmesinin hem çalışan memnuniyeti hem de bakım kalitesi açısından önemli katkılar sağlayabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım verici Rol, Hemşire, Hizmetkar liderlik, İş doyumu
Tip 2 diyabetli hastalarda beslenme okuryazarlığı, sağlık kaygısı ve sağlıklı beslenme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, Tip 2 diyabetli hastalarda beslenme okuryazarlığı, sağlık kaygısı ve sağlıklı beslenme tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlandı. Materyal ve metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma, Fırat Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği'ne Aralık 2024-Nisan 2025 tarihleri arasında başvuran 259 Tip 2 diyabet tanılı bireyle yürütüldü. Araştırma verileri, Kişisel Bilgi Formu, Yetişkinlerde Beslenme Okuryazarlığı Değerlendirme Aracı, Sağlık Kaygısı Envanteri-Kısa Form ve Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programından yararlanıldı. Bulgular: Bu araştırmada katılımcıların beslenme okuryazarlığı, sağlık kaygısı ve sağlıklı beslenme tutumu puan ortalamaları sırasıyla; 24.07±5.12, 22.54±7.12 ve 66.90±9.19 olarak bulundu. Beslenme okuryazarlığı düzeyleri ile sağlıklı beslenme tutumu arasında pozitif yönlü, sağlık kaygısı düzeyleri ile sağlıklı beslenme tutumu arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki belirlendi (p<0.05). Ancak hastaların beslenme okuryazarlığı ile sağlık kaygısı arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Araştırmada hastaların genel beslenme bilgisi, besin grupları, okuduğunu anlama ve yorumlama davranışlarının yeterli düzeyde olduğu, %51'inin yüksek, %44'ünün orta ve %5'inin ideal düzeyde yüksek sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum sergilediği ve %76.1'inin yüksek sağlık kaygısına sahip olduğu belirlendi. Sonuç: Çalışma bulguları, Tip 2 diyabetli hastalarda beslenme okuryazarlığı düzeylerinin yükseltilmesi ve sağlık kaygısı düzeylerinin azaltılması ile sağlıklı beslenme tutumlarının güçlendirilebileceğini göstermektedir. Kadınlar, eğitim ve gelir düzeyi düşük olanlar gibi gruplara yönelik, bireyselleştirilmiş ve kültürel olarak uygun beslenme eğitim programlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Sağlık profesyonelleri, özellikle hemşireler, beslenme okuryazarlığını artıracak ve sağlık kaygısını azaltacak danışmanlık ve eğitim hizmetleri sunarak hastaların öz bakım ve yaşam kalitesi düzeylerini artırabilir. Anahtar Kelimeler: Beslenme okuryazarlığı, Sağlıklı beslenme tutumu, Sağlık kaygısı, Tip 2 diyabet, Hemşirelik
Hemodiyaliz hastalarının diyaliz süresi boyunca zamanı etkili kılmaya yönelik ihtiyaçlarının araştırılması: Nitel bir çalışma
Amaç: hemodiyaliz tedavisi alan hastaların HD süresi boyunca zamanı etkili kılmaya yönelik ihtiyaçlarını nitel ve fenomenolojik desende incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma Mart– Ağustos 2025 tarihleri arasında Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Hemodiyaliz Ünitesinde tedavi alan 28 hasta birey ile ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak yürütüldü. Veriler bireysel bilgi formu ve yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplandı. Hastaların demografik ve hastalık özelliklerine ilişkin verileri tanımlayıcı istatistikler (frekans, yüzde), nitel veriler ise MAXQDA Analytics Pro yazılımı ile analiz edildi. Bulgular: Katılımcıların yüzde 89.29'u hemodiyaliz sürecinde sıkılma yaşamaktadır. Görüşmelerden dört ana tema elde edildi: (1) Makineye Bağlı Olmanın Etkileri, (2) Hemodiyaliz Sürecinde Yaşananlar, (3) Hemodiyaliz Sürecinin Keyifli Geçmesinin Sonuçları, (4) Hemodiyaliz Sürecinin Verimli Geçmei İçin Öneriler. En büyük frekansa sahip kodlar "sıkılma(n=54)", "psikolojik yıpranma(n=31)" ve "zorunluluk hissetme(n=18)" olarak belirlendi. Sonuç: Araştırmanın sonucunda hemodiyaliz makinesine bağımlı olmak bireyde sadece fiziksel zorlukların beraber duygusal ve davranışsal açıdan çok boyutlu etkileri olan bir durumdur. Hastalar zamanlarının belirli kısımlarını hemodiyaliz ünitesinde geçirmektedirler. Buradaki zamanlarını daha verimli ve eğlenceli geçirdikleri zaman psikolojik olarak hastalar kendini daha dinç, mutlu ve huzurlu hissettiklerini, hemodiyaliz ünitesinden çıktıktan sonraki zamanlarında bile onlara olumlu olarak bir katkı sağladığı görülmektedir. Hemodiyaliz makinesine bağlı olmak tıbbi olduğu kadar psikososyal bir deneyimdir; hasta destek sistemlerinin güçlendirilmesi, önerilerin dikkate alınması ve pozitif duyguların artırılması hastaların daha olumlu duygularla zamanlarını geçirmelerini sağlayacağı vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Zaman, Gereksinimler, Nitel, Hemşire