Theses supervised by Prof. Dr. Serpil Tangolar
11 theses · Çukurova University
Topraksız kültür ortamında yetiştirilen sofralık üzüm çeşitlerinde ortam ve ürün yüklerinin verim ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışmada materyal olarak topraksız kültür sisteminde yetişen Prima ve Early Sweet sofralık üzüm çeşitleri kullanılmıştır. Bu çeşitlerde Cocopeat, Perlit:Torf ve Bazaltik Pomza olmak üzere üç farklı yetiştirme ortamının ve Prima çeşidinde bitki başına 10 ve 20 salkım; Early Sweet çeşidinde ise 10 ve 15 salkım ürün yüklerinin etkisi denenmiştir. Uygulamaların etkisini belirlemek amacıyla fenolojik devrelere gelme zamanına, verim ve bazı kalite özelliklerine bakılmıştır. Her iki çeşitte de salkım, tane ve şıra özellikleri bakımından Cocopeat ve Perlit+Torf ortamları Bazaltik Pomza ortamından daha üstün bulunmuştur. En yüksek üzüm veriminin Perlit+Torf ortamında yetişen ve 20 salkım ürün yükü olan Prima ve 15 salkım ürün yükü verilen Early Sweet üzüm çeşitlerinde sırasıyla 42 t ha⁻¹ve 38 t ha⁻¹ olduğu belirlenmiştir. Deneme alanında elde edilen salkımların ağırlık bakımından TS-101 standardına göre ekstra sınıfında yer aldığı belirlenmiştir. Her iki çeşitte de Suda Çözünebilir Kuru Madde ve olgunluk indisi değerleri Cocopeat ve Perlit+Torf ortamında Bazaltik Pomza ortamından daha yüksek çıkmıştır. Genel olarak bakıldığında her iki çeşidin iki farklı dönemde alınan yaprak örneklerinde N, P, K, Ca, Fe ve Zn element seviyelerinin optimal sınır değerlerinden daha düşük, Cu ve Mg elementlerinin ise sınır değerlerinden yüksek olduğu görülmüştür. Meyve örneklerinin P, K, Ca ve Na değerleri düşük; Cu, Mn, Fe ve Zn element değerleri ise sınır değerlerinden yüksek bulunmuştur. Sonuçta yeterli verim ve kalite düzeyine erişilebilmesi nedeniyle deneme koşullarında Perlit+Torf ortamında Prima'da 20 salkım/asma; Early Sweet çeşidinde ise 15 salkım/asma ürün yükü uygulamalarının önerilmesi uygun görülmüştür.
In vitro'da tuz stresi altında yetiştirilen bazı amerikan asma anaçlarının genotipik tepkileri ve bitki besin elementi tercihlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, in vitro'da tuz stresi uygulanan altı Amerikan asma anacının (41B, 5BB, 140Ru, SO4, Salt Creek ve Harmony) morfolojik tepkilerini ve mineral beslenme tercihlerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Murashige and Skoog besi ortamında çoğaltılan bitkiciklere 0, 0.75 ve 1.5 g L-1 NaCl uygulanmıştır. Uygulamaların etkisini saptamak için; bitki zararlanma derecesi, sürgün uzunluğu, boğum sayısı, ortalama kök uzunluğu, kök sayısı, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı, yaprak klorofil ve besin elementi konsantrasyonu incelenmiştir. Çalışma sonucunda artan NaCl dozlarıyla bazı anaçlarda büyüme ve gelişmede gerileme, bazılarında ölümler görülmüştür. Benzer şekilde sürgün yaş ve kuru ağırlıkları ile kök yaş ve kuru ağırlıklarının da azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca yaprak klorofil içerikleri ile besin elementi içerikleri de artan NaCl dozundan olumsuz etkilenmiştir. 41B anacı iki NaCl uygulamasında; SO4, 5BB ve 140Ru anaçları ise 1.5 g L-1 NaCl dozunda canlılığını yitirmiştir. Bütün çeşitlerde artan tuz uygulamalarına bağlı olarak Cl ve Na konsantrasyonları artış göstermiş, makro ve mikro elementlerde ise genel olarak azalış dikkati çekmiştir. İncelenen tüm parametreler dikkate alındığında, anaçlar hassastan dayanıklıya doğru; 41B, SO4, 5BB, 140Ru, Harmony ve Salt Creek şeklinde dizilmiştir.
Bazı üzüm çeşitlerinde organik ve organomineral gübre uygulamalarının verim, kalite ve bitki beslemeye etkileri
Organik ve Organomineral sıvı gübrelerin asmalarda ve diğer bitki türlerinde, alternatif bitki besleme ürünleri olarak kullanımı gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle gübrelerin bölge için önemli yeni bazı üzüm çeşitlerinde etkilerinin denenmesinin faydalı olacağı düşünülmüştür. Konu ile ilgili bu araştırma, 2019 yılında kendi kökü üzerinde yetiştirilen Prima ve 1103 P anacı üzerine aşılı Black Magic üzüm çeşitleri kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmada yapraktan ve topraktan olmak üzere Organik (BioGas, sırasıyla 400 cc 100 L-1 ve 4L da-1) ve Organomineral (AminoSEL-K, sırasıyla 300 cc 100 L-1 ve 4L da-1), gübre uygulamalarının tek tek ve birlikte uygulanmasının etkileri karşılaştırılmıştır. Uygulamaların etkisini belirlemek için verim ve kalite ile bitki besleme özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda Black Magic çeşidinin verim ve salkım ağırlığı değerleri üzerine gübre uygulamalarının etkisinin önemli olmadığı, en yüksek Suda Çözünebilir Kuru Madde (SÇKM) değerlerinin, Organomineral (%17.63) ve Organik+Organomineral (%17,48) uygulamalarından elde edildiği saptanmıştır. Prima üzüm çeşidinde ise en yüksek verim, salkım ağırlığı ve SÇKM değerlerinin Organomineral (sırasıyla 9251 g omca-1, 462.6 g ve %15.58) uygulamasında olduğu belirlenmiştir. Uygulamaların Black Magic çeşidinde bitki besleme üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmazken, Prima çeşidinde bitkilerin azot (N), demir (Fe), çinko (Zn) ve bakır (Cu) konsantrasyonuna uygulama etkisinin önemli olduğu belirlenmiştir. Sonuçta Prima çeşidinde gübre; Black Magic çeşidinde ise uygulama şeklinin önemli olduğu saptanmıştır. Ancak, bu gübrelerin etkisi konusunda kesin yargıya varılabilmesi için çalışmanın izleyen yıllarda da sürdürülmesinin uygun olacağı kanısına varılmıştır.
Topraksız kültürde yetiştirilen early cardinal üzümünde farklı ortam, kimyasal ve organik gübre uygulamalarının verim ve kaliteye etkileri
Bu araştırmada, Early Cardinal sofralık üzüm çeşidi, Zeolit (Z), Kokopit (K), Z+K (1:1, ve 1:2, v:v) olmak üzere 4 farklı yetiştirme ortamı ile 2 kimyasal (Hoagland A (HA), Hoagland (H)) ve bir Organik sıvı solucan gübresi (OSSG) kullanılarak yetiştirilmiştir. Çalışmanın birinci yılında sürgün gelişmesi bakımından Z+K (1:1 ve 1:2) karışım ortamları ile, HA ve H kimyasal gübreleri daha iyi sonuçlar vermiştir. İkinci yılda, 1:1 ve 1:2 Z+K karışım ortamları en yüksek üzüm verimini (sırasıyla, 38.4 ve 38.9 ton ha-1) ve en yüksek salkım ağırlığı değerlerini (sırasıyla, 291.0 g ve 288.0 g) vermiştir. Besin çözeltileri arasında ise 34.2 ton ha-1 verim ile en iyi sonuç H ile gübrelenen asmalardan alınmıştır. Salkım ağırlıkları da HA ve H' de (sırasıyla, 260.3 g ve 280.7 g), OSSG' den (157.5 g) daha yüksek çıkmıştır. Tane ağırlığı ve büyüklüğü gibi incelenen tane özelliklerinin tamamındaki değerler, HA ve H besin çözeltilerinde OSSG'den daha yüksek bulunmuştur. Tam çiçeklenmede azot (N), fosfor (P), potasyum (K); Ben düşmede ise P ve K konsantrasyonunun Kokopit ortamında diğer ortamlardan daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Ben düşme örneklerinde en yüksek P değerleri H çözeltisinden elde edilirken N, K, kalsiyum (Ca) ve magnezyum (Mg) bakımından fark çıkmamıştır. Organik gübrede tam çiçeklenmede Mn; ben düşmede ise çinko (Zn) ve mangan (Mn) daha yüksek çıkmıştır. Sonuçta Z+K (1:1 ve 1:2) karışımlarının ve HA ve H çözeltilerinin topraksız kültürde başarıyla kullanılabileceği saptanmıştır. Ancak çalışmada, OSSG' den elde edilen üzüm veriminin de Türkiye ortalamasının 2.2 kat üzerinde bulunması ve yapraklardaki bazı elementlerin yüksek değerleri de dikkate alındığında OSSG'nin organik üzüm yetiştiriciliğinde başarıyla kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
140 Ru Amerikan asma anacının in vitro mikro çoğaltımı üzerine farklı silikon kaynakları ve konsantrasyonlarının etkisi
Değişik alanlarda yaygın kullanımı olan silikonun (Si) son yıllarda bitkisel üretimde in vivo ve in vitro çalışmalarda da kullanıldığı görülmektedir. Özellikle in vitro doku kültürü çalışmalarında büyüme ve gelişme üzerine etkisi araştırmalarda yer bulmaktadır. Bu çalışma, üç farklı silikon kaynağı ve bunların dört konsantrasyonunun 140 Ru Amerikan asma anacının mikro çoğaltımı üzerine etkisini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırmada eksplant olarak, 140 Ru Amerikan asma anacının tek gözlü yeşil çelikleri, besi ortamı olarak da MS (Murashige ve Skoog) kullanılmıştır. Çeliklerden sürgün elde etme aşamasında ortama 1 mg L-1 BA (Benzil Adenin); sürgünleri köklendirme aşamasında ise ortama 1 mg L-1 IBA (Indol Butirik Asit) eklenmiştir. Her iki aşamada da besi ortamına potasyum (K2SiO3), sodyum (Na2SiO3) ve kalsiyum silikatın (CaSiO3) 0 (Kontrol), 0.5, 1.0 ve 2.0 mg L–1 konsantrasyonları ilave edilmiştir. Uygulamaların etkisini belirlemek için eksplant canlılık ve ölüm oranı, sürme oranı, bitki uzunluğu, boğum sayısı, bitki yaş ve kuru ağırlığı, SPAD değeri, kök sayısı, ortalama kök uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı incelenmiştir. Çalışmanın varyans analizi, iki faktörlü Tesadüf Parselleri deneme düzenine göre yapılmıştır. Sonuçlara göre; silikon kaynakları arasında en yüksek sürme oranı (% 84.40) Na2SiO3 içeren ortamda tespit edilmiştir. En yüksek bitki yaş ve kuru ağırlığı (sırasıyla, 0.178 g ve 0.026 g) ile kök yaş ve kuru ağırlığı (sırasıyla, 0.213 g ve 0.023 g) K2SiO3, kök sayısı ise K2SiO3 ve CaSiO3 içeren (sırasıyla, 2.98 adet ve 2.91 adet) ortamlarda kaydedilmiştir. Konsantrasyonlar bakımından yapılan incelemede 1 mg L-1 silikat içeren ortamların daha başarılı olduğu saptanmıştır. Bu konsantrasyonda en yüksek değerler; bitki boyunda 4.49 cm, boğum sayısında 7.44 adet, bitki yaş ve kuru ağırlığında sırasıyla, 0.183 g ve 0.028 g, SPAD değerinde 28.37 ve kök sayısında ise 3.27 adet olarak belirlenmiştir. Çalışmanın bir sonucu olarak, besi ortamına K2SiO3, CaSiO3 ve Na2SiO3 eklemenin mikro çoğaltımdaki bazı özellikler üzerine olumlu etkileri nedeniyle 1 mg L-1 konsantrasyonun sonraki çalışmalarda kullanılabileceği kanısına varılmıştır.
Topraksız kültürde farklı mikoriza türleri ve besin çözeltisi dozlarının early cardinal üzüm çeşidinde verime ve kalite üzerine etkisi
Bu araştırma, topraksız kültür üzüm yetiştiriciliğinde verim ve kalite kayıpları olmadan kullanılan gübre miktarının azaltılması üzerine mikoriza mantarlarının etkisini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmada, Zeolit:Kokopit (1:1, v/v) karışımından oluşan ortamda yetiştirilen Early Cardinal sofralık üzüm çeşidinde, dört farklı mikoriza uygulaması (Doğal, Glomus etunicatum, Glomus clarum ve kontrol) ile Hoagland besin çözeltisinin üç farklı dozu (%100, %85 ve %70) kullanılmıştır. En yüksek üzüm verimi ve salkım ağırlığı değerleri G. clarum (sırasıyla, 24.6 ton ha-1 ve 221.2 g) ve G. etunicatum (sırasıyla, 23.4 ton ha-1 ve 210.5 g) mikoriza türleri ile %70 (sırasıyla, 23.6 ton ha-1 ve 212.0 g) ve %85 (sırasıyla, 23.4 ton ha-1 ve 210.7 g) Hoagland besin çözeltisi dozlarında belirlenmiştir. Farklı mikoriza türlerinin SPAD indeksine etkisi tam çiçeklenme döneminde, yaprak sıcaklığına etkisi ise ben düşme döneminde önemli olmuş, en yüksek değerler G. etunicatum (sırasıyla, 34.13 ve 38.01 oC) uygulanmış asmalarda belirlenmiştir. Tam çiçeklenme döneminde alınan yaprak örneklerinde çinko ve magnezyum konsantrasyonunun G. clarum uygulamasında, diğer uygulamalardan daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Ben düşme zamanında alınan yaprak örneklerinde ise Hoagland dozları arasında fosfor değerleri bakımından farklılık bulunmazken; potasyum, kalsiyum, mangan, bakır ve demir bakımından en yüksek değerler Doğal mikoriza uygulaması yapılan asmalardan sağlanmıştır. Kök infeksiyon yüzdesi, üç mikoriza türünde de kontrolden yüksek çıkmış ve en yüksek kök infeksiyon oranı %70 Hoagland besin çözeltisi uygulamasında saptanmıştır. Derim sonrasında incelenen rizosfer toprağında en yüksek mikoriza spor sayısı Doğal ve G. clarum türlerinde belirlenmiştir. Sonuçta; G. clarum ve G. etunicatum mikoriza uygulamaları ile Hoagland besin çözeltisi kullanımının %30 ve %15 oranında azaltılabileceği saptanmıştır.
Tuz stresi koşullarında in vitro'da SO4 asma anacına silikat uygulamalarının sürgün ve kök gelişimi üzerine etkisi
Tuzluluk stresi, dünya genelinde tarımsal üretimi kısıtlayan ve bitkilerin anatomik, fizyolojik ve enzimatik özelliklerini etkileyen en önemli çevresel sorunlardan birisidir. Bu çalışma, farklı tuz stresi koşullarındaki SO4 asma anacına potasyum silikat uygulamalarının bitki gelişimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Başlangıç sürgünlerinin elde edilmesi için anacın tek gözlü mikro çelikleri 1 mg L-1 BAP içeren MS ortamında 3-4 hafta süreyle kültüre alınmıştır. Bu kültür süresinin sonunda oluşan sürgünler, 1 mg L-1 IBA içeren MS ortamında dört hafta kültüre alındıktan sonra, elde edilen köklü bitkilerin yaklaşık 2 cm uzunluğundaki sürgün uçları kesilerek alınmıştır. Bu sürgün uçları sonra, 1 mg L-1 IBA ilaveli MS ortamında 0, 0.20, 0.40, 0.60 ve 0.80 g L-1 NaCl ile kombinasyon halinde 0, 25 ve 50 mg L-1 potasyum silikat içeren ortamda kültüre alınmıştır. Sonuçlara göre; bütün tuz konsantrasyonlarında besi ortamına eklenen potasyum silikatın 50 mg L-1 dozunda bitki boyu, ortalama kök uzunluğu, yaprak oransal su içeriği ve membran geçirgenliği; 25 mg L-1 ve 50 mg L-1 dozlarında ise boğum sayısı, bitki yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı, kök sayısı, SPAD indeksi, bitki zararlanma derecesi, sürgün ve kök tolerans oranı, sürgün ve kök tolerans indeksi ve bitki besin element konsantrasyonları kontrol ile aynı düzeyde bulunmuştur. Böylece; çalışmada model bitki olarak kullanılan SO4 asma anacının tuzluluk kaynaklı olumsuz durumlardan korunması için besi ortamına potasyum silikatın 25 mg L-1 ve 50 mg L-1 dozunun eklenmesinin uygun olacağı belirlenmiştir. Genel olarak, bu çalışmanın sonuçları, mevcut ya da yeni ıslah materyalleri ile ilgili olarak yapılacak tuzluluk stresine dayanıklılık ve toleransın artırılması çalışmalarında in vitro tekniğin başarıyla kullanılabileceğini göstermiştir.
Kısıtlı su uygulanan black magic üzüm çeşidine yapraktan potasyum silikat, glisin betain ve salisilik asit uygulamasının kuraklığa dayanım ile verim ve kaliteye etkisi
Bu tez, küresel ısınma kaynaklı iklim değişikliğinin neden olabileceği kısıtlı su kaynaklarının bağlarda da yaratabileceği kuraklık sorununa karşı glisin betain, potasyum silikat ve salisilik asit uygulamasının etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, sulamasız (yağmur suyu dışında su verilmeyen) ve kısıtlı sulama (tam suyun %50'sinin bitkiye verilmesi) koşullarında yetiştirilen Black Magic üzüm çeşidinde tane tutumunda ve ben düşme başlangıcında olmak üzere iki kez yapraktan uygulanan potasyum silikat (%0.1 ve %0.2), glisin betain (25 mM ve 50 mM) ve salisilik asitin (1 mM ve 2 mM) üzüm verimi ve kalitesi ile ekofizyolojik özellikler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, %50 sulama uygulaması genel olarak en yüksek verim (9451 g/omca), salkım ağırlığı (295.4 g), salkım genişliği (11.93 cm), salkım büyüklüğü (216.3 cm2), tane uzunluğu (26.66 mm), tane genişliği (17.94 mm), tane büyüklüğü (478.7 mm2) ve tanenin saptan kopma direnci (326.3 g) değerlerini vermiştir. En yüksek SÇKM ve asitlik değerleri (sırasıyla, %18.27 ve 0.424 g 100 mL-1şıra) sulamasız uygulamasından elde edilmiştir. Biyostimulant uygulamalarında verim ve salkım ağırlığı bakımından 2 mM salisilik asit uygulaması dışındaki diğer biyostimulantlar ve dozlarında kontrolden daha yüksek değerler saptanmıştır. En yüksek SÇKM %0.2 potasyum silikat, olgunluk indisi 1 mM salisilik asit uygulamasından elde edilmiştir. Olgunluk döneminde ölçülen yaprak su potansiyeli değerleri biyostimulant uygulamalarının tamamında kontrol uygulamasından (-13.71 bar) daha yüksek çıkmıştır. Sulama x Biyostimulant etkileşimi açısından değerlendirme yapıldığında en yüksek verim ve salkım ağırlığının (sırasıyla, 11146 g/omca ve 348.3 g) %50 sulama + 1 mM salisilik asit, tane kopma direncinin (337.5 g) %50 sulama + %0.1 potasyum silikat kombinasyonunda olduğu saptanmıştır. Sonuçta, %50 su ve biyostimulant uygulamalarının kuraklığa dayanımda etkili olduğu belirlenmiştir. Sonraki çalışmalarda daha farklı biyostimulantların ve farklı dozlarının da denenmesinin yararlı olacağı kanısına varılmıştır.
Trakya İlkeren ve Black Magic üzüm çeşitlerinin kuraklığa dayanımlarının in vitro' da PEG ile belirlenmesi
Kuraklık, dünya genelinde tarımsal üretimi ve bitkilerin morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal özelliklerini etkileyen önemli çevresel etkenlerden birisidir. Bu çalışmada, Trakya İlkeren ve Black Magic üzüm çeşitlerinde, PEG 6000'in farklı konsantrasyonlarıyla oluşturulan yapay kuraklık stresinin bitkiler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın başlangıcında, üzüm çeşitlerinin tek gözlü mikro çelikleri, 1 mg L⁻¹ BAP içeren MS ortamında 4-5 hafta süreyle kültüre alınmıştır. Elde edilen sürgünler, 1 mg L⁻¹ IBA içeren MS ortamında 4 hafta süreyle kültüre alınmış ve köklendirilmiştir. Daha sonra, köklü bitkilerin yaklaşık 2 cm uzunluğundaki sürgün uçları kuraklık stresi uygulamaları için kullanılmıştır. Bu sürgün uçları, 1 mg L⁻¹ IBA ilaveli MS ortamında PEG 6000'in %0, %0.25, %0.50, %1.0, %2.0, %3.0 ve %4.0 konsantrasyonlarını içeren besi ortamlarına dikilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, uygulanan tüm PEG konsantrasyonlarında; bitki boyu, boğum sayısı, bitki yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı, kök sayısı, kök uzunluğu, yaprak oransal su içeriği, membran geçirgenliği, SPAD indeksi, bitki zararlanma oranı, sürgün ve kök tolerans oranı ile sürgün ve kök tolerans indeksi gibi parametrelerde kontrol ile PEG konsantrasyonları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bulgular, Trakya İlkeren ve Black Magic üzüm çeşitlerinin kuraklık stresine karşı oldukça duyarlı olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçta, bu çeşitlerin kuraklığa dayanıklılıklarının daha ayrıntılı bir şekilde belirlenebilmesi için, gelecekte yapılacak çalışmalarda daha farklı PEG konsantrasyonlarının ve besi ortamlarının denenmesi önerilmiştir.
Prolin uygulamalarının In Vitro'da tuz stresi koşullarında yetişen SO4 asma anacının sürgün ve kök gelişimine etkileri
Tuzluluk, tarım alanlarının daralmasına ve toprakların kullanılamaz hale gelmesine yol açan önemli bir sorundur. Bu çalışma, in vitro da farklı sodyum klorür (NaCl) dozları ile oluşturulan tuz stresi koşullarında yetiştirilen SO4 asma anacı bitkiciklerinin sürgün ve kök gelişmesi üzerine farklı prolin dozlarının etkini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmada, SO4 asma anacından alınan mikro çelikler, in vitro koşullarda 1 mg L⁻¹ BAP içeren MS ortamında dört hafta süreyle kültüre alınarak sürgün oluşumu sağlanmıştır. Oluşan bu sürgünler, 1 mg L⁻¹ IBA içeren MS ortamında yeniden kültüre alınarak köklendirilmiştir. Köklenmiş bitkilerden elde edilen, 2 cm uzunluğunda ve üç yaprak taşıyan eksplantlar, 1 mg L⁻¹ IBA içeren MS besi ortamında, 0, 1.0, 1.2 ve 1.4 g L⁻¹ NaCl ile birlikte 0, 1, 2 ve 4 mM prolin içeren kombinasyonlarda kültüre alınmıştır. Sonuçta, 1.2 g L⁻¹ NaCl × 1 mM prolin uygulamasının diğer uygulamalara göre daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Tuz uygulamalarında dozlar arasındaki farklar çok belirgin olmamakla birlikte, artan tuz dozlarının bitkilerde toksik etki yaparak gelişmede gerilemelere neden olduğu saptanmıştır. Farklı prolin dozlarının, düşük tuz dozlarında iyileştirici etkiler gösterdiği, ancak yüksek dozların toksik etkiler yaratabileceği anlaşılmıştır. Prolinin 1 mM dozunun, tuz stresinin olumsuz etkilerini azalttığı ve besin elementi alımında artış sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, in vitro koşullarda besi ortamına belirli miktarda dışsal prolin ilavesinin, tuz stresine karşı bitkilerde koruyucu ve toleransı artırıcı bir etki oluşturduğunu ortaya koymuştur. Prolinin tuz stresine karşı iyileştirici etkilerinin genellenebilmesi için SO4 asma anacı dışındaki farklı asma anaçları ve üzüm çeşitleri üzerinde uzun vadeli benzer araştırmaların hem in vitro hem de in vivo koşullarda yürütülmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Asma, doku kültürü, mikro çelik, mineral elementler, sürgün ve kök toleransı
Topraksız Kültür Üzüm Yetiştiriciliğinde Taç ve Kök Yönetimi
Topraksız tarım, toprak kaynaklı patojenlerden ve toprağın neden olduğu abiyotik streslerden kaçınmak için, beslenmenin ve su durumunun izlendiği, ürüne özgü talepleri karşılayacak şekilde ayarlandığı bir yetiştirme modelidir. Bu çalışmada, Black Magic üzüm çeşidinde farklı yetiştirme ortamları (Kokopit (K), Pomza (P), Torf (T), P:K (2:1, v/v), P:T (2:1, v/v), dal sayısı (tek dal ve çift dal) ve kök kesme (kök kesme var ve kök kesme yok) uygulamalarının fenoloji, verim, kalite ve bitki besleme ile üzüm tanesinin biyokimyasal ve mineral element bileşimine etkisi 2019-2022 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü, Araştırma ve Uygulama Bağında örtüaltı koşullarında incelenmiştir. Ayrıca, uygulamaların bitki büyümesi ile, ekofizyolojik özelliklere etkisi de saptanmıştır. Araştırmada asmaya uyarlanmış Hoagland besin çözeltisi kullanılmıştır. Besin çözeltisi su ile birlikte otomasyonla ve damla sulama yoluyla verilmiştir. Sulama ve gübreleme solar radyasyona ve fenolojik gelişme dönemlerine göre sıklığı ve süresi ayarlanarak yapılmıştır. Beş yetiştirme ortamına da aynı sulama ve gübreleme uygulanmıştır. Uygulamaların beslenme üzerine etkisini belirlemek amacıyla tam çiçeklenme ve ben düşme döneminde alınan yaprak ayası ve sap örneklerinde makro ve mikro element analizleri yapılmıştır. Çalışmanın ilk yılında bitki büyümesi üzerine kokopit yetiştirme ortamının nispeten daha etkili olduğu belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü yıl çalışmalarında en yüksek verim ve salkım ağırlığı, kokopit ve pomza ortamlarından, yüz tane ağırlığı ve hacmi ise pomza ortamından alınmıştır. Dördüncü yıl en yüksek verim, kokopit, yüz tane ağırlığı ve hacmi pomza ve P:T ortamlarında saptanmıştır. En yüksek Suda Çözünebilir Kuru Madde (SÇKM), asitlik ve olgunluk indisi ikinci ve dördüncü yılda P:T, en yüksek SÇKM ve olgunluk indisi değerleri ise üçüncü yılda P:K ortamından alınmıştır. Tam çiçeklenme ve ben düşme döneminde alınan yaprak ayası ve saplarındaki besin element konsantrasyonu yetiştirme ortamlarına, dal sayısı ile kök kesme uygulamalarına ve yıllara göre farklılık göstermiştir. Üçüncü ve dördüncü yıl olgun üzümlerde yapılan besin elementi analizlerinde tek dal uygulaması çift daldan daha yüksek değerler vermiş, dördüncü yıl yapılan kök kesme var uygulamasında kök kesme yapılmayanlardan daha fazla besin elementi konsantrasyonu tespit edilmiştir. Olgun üzüm tanelerinde yapılan biyokimyasal analizlerde en yüksek toplam fenol, toplam antosiyanin ve antioksidan kapasite, üçüncü ve dördüncü yıllarda torf ortamından alınan örneklerde saptanmıştır. Sonuç olarak topraksız kültür üzüm yetiştiriciliği için en uygun yetiştirme ortamının kokopit ve pomza, dal uygulamasının çift dal olduğu, kök kesme uygulamaları arasında farklılığın belirgin çıkmadığı belirlenmiştir. Sonraki çalışmalarda yerli ve diğerlerinden daha ucuz olan pomza ortamının saf veya karışım olarak kullanımının öncelikli olarak teşvik edilmesinde yarar görülmektedir. Anahtar kelimeler: Asma, topraksız yetiştiricilik, yetiştirme ortamı, bitki besleme, kök budaması