Theses supervised by Prof. Dr. Süleyman Çaldak

15 theses · Adıyaman University, İnönü University

Master'sOpen AccessTR

El-Akvâlü'l-Müselleme Fi-Gazâvâti'l-Mesleme(Metin-Dizin)

Muhammed Nergisî (öl.1635), Bosna'da doğmuş, ilk öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul'a gelmiş ve eğitimini burada devam ettirip kadılığa kadar yükselmiştir. Eserlerini oluştururken kullandığı dil ve uslup Nergisî'nin önemli özelliklerindendir. Süslü ve sanatlı bir dil kullanmakta oldukça ileri bir düzeye çıkmış, Türk Edebiyatında süslü nesir diye bilinen edebî türü, Veysî ile birlikte zirveye çıkarmıştır. Onun diğer bir önemli özelliği de hikâyeciliğidir. Kaleme aldığı eserlerde günümüz hikâyeciliğinin izleri görülür. Bu yönüyle de Nergisî dikkatleri üzerine çekmiştir. Hikayelerinde günlük hayatı işleyen temalar kullanması ve gerçekçi tasvirlerde bulunması onun çarpıcı özelliklerindendir. Türk Edebiyatı'nda ilk defa nesirlerden oluşmuş bir "Hamse" sahibi olması hasebiyle de Nergisî önemli bir nesir üstadıdır. Bu çalışma, Nergisî'nin Hamse adlı eserinin içerisinde yer alan El-Akvâlü'l-Müselleme Fi-Gazâvâti'l-Mesleme üzerine yapılmıştır. İstanbul'un fethini anlatan yapıt, Muhyiddin-i Arabî'nin Muhadaratü'l-Ebrâr ve Müsâmerâtü'l-Ahyâr adlı eserinin tercümesidir. Hamd, sebeb-i te?lif ve hatime dışında dokuz bölümden oluşmaktadır. Bu tez çalışması, Nergisî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ile birlikte eserin beş farklı nüshadan tenkitli transkripsiyonunu ve genel dizini içermektedir. Anahtar Sözcükler: Nergisî 1, Süslü Nesir 2, Hamse 3, Gazâvât 4

Nergisi
İbrahim Direkli
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Nevres-i Kadîm'in Münşeâtı (İnceleme-metin)

Süslü/sanatlı nesir olarak da adlandırılan inşâ üslubuyla yazılmış metinlerden oluşan ve daha çok resmî veya özel yazışmaları içeren münşeâtlar, klasik Türk edebiyatında 15. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmış ve bir tür olarak 20. yüzyıla kadar devam etmiştir. Bu tezin konusunu Nevres-i Kadîm'in, inşâ üslubuyla yazılmış, çoğunluğu mektup olmak üzere çeşitli türdeki metinlerini ihtiva eden Münşeâtı oluşturmaktadır. 18. yüzyılda yaşamış, aslen Kerküklü olan Nevres, çeşitli yerlerde kadılık görevi yapmış, mesleğinde yükselmeye başladığı sıralarda devlet büyüklerini hicvettiği iddiasıyla önce Resmo'ya daha sonra ise iki kez Bursa'ya sürgüne gönderilmiştir. Münşeâtındaki mektuplarının büyük çoğunluğunu sürgünde kaldığı bu şehirlerde yazmıştır. Sürgünden kurtulmak için af dileme, nakdî yardım talebi, dostlarla dertleşme gibi amaçlarla önemli mevkilerdeki kişilere ve dostlarına yazdığı bu mektuplarda daha çok; sürgün, gurbet, gurbette yaşanılan sıkıntılar, ayrılık, hasret, yalnızlık, hastalık, geçim sıkıntısı gibi konular işlenmiştir. Tezde, Münşeâtın tenkitli metnini oluşturarak transkribe etmek ve Münşeâtı muhteva, dil ve üslup açısından incelemek amaçlanmıştır. Tez, "inceleme" ve "metin" olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Bu ana bölümlerden önce, yazarın hayatı ve eserleri, klasik Türk edebiyatında nesir ve mektup geleneği hakkında bazı tanıtıcı bilgilerin sunulduğu "giriş" kısmı yer almaktadır. "İnceleme" bölümünde Münşeât muhteva, dil ve üslup ana başlıkları altında çeşitli bakımlardan incelenmiştir. "Metin" bölümünde ise Münşeâtın nüshaları tanıtılmış ve dokuz nüshasının değerlendirilmesiyle oluşturulan tenkitli metnin çeviri yazısı sunulmuştur. Çalışmanın sonunda ise ek olarak Münşeâtta geçen özel isimlerin dizini ve Münşeâtın tıpkıbasımı yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Nevres-i Kadîm, Nesir, Münşeât, Mektup, Sürgün

18. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+6
Fatih Elçi
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hüsn ü Aşk ile Romeo ve Juliet'in anlatı tekniği açısından karşılaştırılması

Sanat yapıtlarının konuları, farklı coğrafyalarda benzer olsa da bu konuların işleniş tarzı, ele alınışı farklılık göstermektedir. XVIII. yüzyıl Doğu dünyasının en büyük sanatçılarından olan Şeyh Galib ile XVI. yüzyıl Batı dünyasının en büyük sanatçılarından olan William Shakespeare'in iki kahramanlı olan aşk hikâyelerini karşılaştırarak Doğu ve Batı'da aşkın nasıl işlendiği hakkında bir fikir sahibi olmak mümkündür. Hüsn ü Aşk ile Romeo ve Juliet'in Anlatı Tekniği Bakımından Karşılaştırılması başlıklı bu tez çalışması ile iki eser arasındaki olay örgüsü ve şahıs kadrosu, zaman, mekân, anlatıcı ve bakış açısı bakımından benzer ve farklı yönlerini incelemeyi amaçladık. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, her iki eserde anlatılan hikâyelerin olay örgüsünün incelendiği bölümlerden oluşmaktadır. Bu hikâyeler her iki eserde de olayların gelişimine göre üç kesit şeklinde verildi. Bu kesitlerinin başladığı ve bittiği yerler her kesit başlığının altında açıklandı. Hüsn ü Aşk'ın birinci kesitinde ek olarak Kabilenin Aşk'tan Önce ve Aşk'tan Sonraki Değişimi başlığına yer verildi. İkinci bölüm, iki eserin şahıs kadrosu, zaman, mekân, anlatıcı ve bakış açısı başlıklarından oluşmaktadır.

AşkHüsn ü AşkKarşılaştırmalı edebiyat+3
Semih Atlı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeyhülislam Yahya Divanı'ndaki inşa (Emir, istifham, temenni, nida) ifadelerinin belagat ilmine göre incelenmesi

Klasik Türk şiiri yaklaşık altı asır hüküm süren Osmanlı Devleti döneminde hem nicelik hem nitelik bakımından büyük öneme sahip eserler vermiştir. Buna Karahanlı ve Selçuklu dönemlerindeki edebiyat eserlerini ve hatta köken itibariyle Arapça ve Farsça edebî ürünleri de eklersek klasik edebiyatın ömrünün uzunluğu daha iyi anlaşılacaktır. Mensur türlerin ve eserlerin de azımsanmayacak kadar çok olmasına karşın klasik edebiyat denildiğinde akla ilk olarak manzum eserler gelmektedir. Hem sayı hem nitelik açısından klasik edebiyat şiir ile özdeşleşmiştir. Bu durum da dikkate alınarak çalışmada şiir türü tercih edilmiştir. Şiirde de Sebk-i Hindî gibi lafız ve anlam düzleminde daha farklı tasarrufların yapıldığı ve belirli bir zaman hükmünü icra eden farklı üslup temsilcilerinden birinin divanı yerine inşa ifadelerini daha açık gösterebilmek için klasik üslubun önemli temsilcilerinden Şeyhülislam Yahya'nın (öl. 1644) divanı tercih edilmiştir. Bunda şairin fasih İstanbul Türkçesi ile yazması ve divanının meani ilmi uygulamalarını göstermek açısından daha elverişli olması da etkili olmuştur. Çalışma; inşa ifadelerinin anlam tespiti/takdiri ve kullanım/üslup/işlev çerçevesinde yorumlanması şeklinde iki temel noktaya odaklanmaktadır. Bu çerçevede divandaki inşa ifadeleri yani emir ve nehiy, istifham, temenni-istek, nida ifadeleri tek tek tespit edilip hangi anlamlarda kullanıldığı, şiirselliğe ve üsluba katkısı klasik şiirin mahiyeti ve kavramlarıyla mutabık bir şekilde ele alınmıştır. Şiirde bu ifadeler çoğu kez ilk/hakiki anlamlarıyla değil, ikincil/mecazi anlamlarıyla kullanılmıştır. Bu anlamların tespitinin öznel ve kişinin edebiyat zevkine dayanan bir yönü olduğu muhakkaktır. Şiir dili, klasik şiir geleneği (tipler, mazmun sistemi ve hayal dünyası), üzerinde çalışılan divan, örneklerin geçtiği şiirler ve en nihayetinde örnek olarak alınan beyitler/bentler bir bağlam olarak kabul edilerek çalışmadaki tüm tespit ve yorumlar bu temeller üzerinde yapılmaya çalışılmış ve konunun mümkün mertebe nesnelleştirilmesine gayret edilmiştir.

Anlam arayışıBelagatEski Türk edebiyatı+7
Ömer Uyan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Manzum tarihler ve Murâdî'nin Fetih-nâme'si

Tarih yazıcılığından daha dar bir alanı kapsayan ve literatüre yeni yeni girmeye başlayan "Manzum Tarih" yazıcılığı çalışmamızın odak noktasını oluşturmaktadır. Nazmın olanaklarından yararlanarak; bir padişahın, bir vezirin veya ünlü bir paşanın/kumandanın yaptığı gazaları konu edinen tarihler (gazavât-nâme), bir kalenin veya bir şehrin fethini konu edinen tarihler (fetih-nâme), bir muharebede kazanılan zaferi konu edinen tarihler (zafer-nâme), bir hükümdarın saltanat dönemini baştan sona konu edinen tarihler(Selîm-nâme veya Süleymân-nâme), Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan başlayarak belli bir döneme kadarki olayları konu edinen genel tarihler ve Osmanlı padişahlarının tahta çıkış tarihlerini, saltanat sürelerini, saltanatları süresince yaptıkları işleri, kazandıkları zaferleri, aldıkları ülkeleri, vefat veya tahttan ayrılma tarihlerini, kendilerinden sonra hangi padişahın tahta çıktığını ve buna benzer niteliklerini birkaç beyit içerisinde anlatan manzum tarihler (Fihrist-i Şâhân) şeklinde tasnif edilebilir. Manzum Tarihler, genellikle uzun konuları anlatmak için kullanılan mesnevi nazım biçimiyle kaleme alınmıştır. Ancak -nadiren de olsa- kaside nazım şekliyle kaleme alınan manzum tarihler de olmuştur. Türk edebiyatında kaleme alınan manzum tarihlerin incelendiği bu çalışmada, giriş ve sonuç bölümleri hariç 3 bölüm bulunmaktadır. Birinci bölümde manzum tarihçilik hakkında bilgi verilmiş ve tespit edilen manzum tarihler tasnif edilmiştir. İkinci bölümde; tespit edilen 127 eserden günümüze ulaşan 118 manzum tarih, kronolojik sıra gözetilerek tanıtılmış, "Manzum", "Manzum-Mensur Karışık" ve "Farsça Yazılanlar" şeklinde gruplandırılmış, muhteva, dil ve üslup bakımlarından ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Fetih-nâme adlı manzum tarih ise transkribe edilerek incelenmiştir. Sonuç olarak Türk edebiyatında Ahmedî'nin 15. yüzyılın başlarında kaleme aldığı İskender-name adlı eserinde Osmanlı Tarihi'ni anlattığı Dâsitân-ı Tevârih-i Mülûk-ı Âl-i Osman başlıklı bölümle başladığı kabul edilen ve 20. yüzyılın başlarında Mehmed Cemil'in kaleme aldığı Muhtasar ve Manzum Târîh-i Osmânî adlı eserle son bulan manzum tarih yazıcılığı geleneği çerçevesinde ortaya konan 118 eser tanıtılmış ve Murâdî'nin Fetih-nâme adlı eserinin transkripsiyonlu metni eklenmiştir.

DüsturnameGazavatnameManzum tarih+5
Hasan Akgül
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fehîm-i Kadîm Dîvânı'nda sebk-i Hindî

Bu çalışmada Fehîm-i Kadîm Dîvânı'nın sebk-i Hindî özellikleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde klasik, mahallî-folklorik, hikemî üslûplar ve sebk-i Hindî'nin Fars ve Türk edebiyatlarındaki gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Fehîm-i Kadîm'in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri tanıtılmıştır. Dil özelliklerine ayrılan birinci bölümde tamlamalar, birleşik yapılar, şiir dilinde sapmalar, eş sesli ve çok anlamlı ögeler, sıfatların sıralanması, halk diline ait ögeler, tekrarlar, kelime kadrosundaki değişim incelenmiştir. Anlam özelliklerine dair ikinci bölümde teşbîh, istiâre, mecaz-ı mürsel, yenilenen mazmunlar, çağrışım zenginliği sağlayan unsurlar, kanıtlamalar, abartılar, karşıtlıklar gibi konular ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise ızdırap, günlük hayat, tasavvuf gibi konular ve sıkça kullanılan kavramlar üzerinde durulmuş ve orijinalliği temin etmede önemli bir fonksiyon üstlenen yapılar irdelenmiştir. Sonuç olarak, Fehîm Dîvânı'nda Hint üslûbunun şu özellikleri tespit edilmiştir: Uzun tamlama ve birleşik yapıları sık kullanma, eksiltme ve delil getirme yoluyla az sözle çok şey ifade etme, klasik üslûptan sapmalara yer verme, yer yer halk diline ait ögeler kullanma, kelime kadrosunda değişikliğe gitme ve bazı bireysel kullanımlar tercih etme gibi özellikler tespit edilmiştir. Anlam boyutunda örtük teşbîhler açık teşbîhlere göre fazla kullanılmış ve özgünlük büyük ölçüde kapalı istiârelerle sağlanmıştır. Ayrıca mübalağa yoluyla hayallerde derinlik yakalanmıştır. Divanda hâkim temanın ızdırap olduğu ve günlük hayatın yeni mazmunlara kaynaklık ettiği saptanmıştır. Tasavvufî konular ise hem açık hem kapalı bir şekilde şiirde yer almıştır. Ayrıca ateş, hayret, Mûsa, Tûr, tecelli vb. kavramlar sıkça tercih edilmiştir. Neticede Fehîm-i Kadîm Dîvânı'nın sebk-i Hindî özelliklerini büyük oranda yansıttığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sebk-i Hindî, Fehîm-i Kadîm, divan şiiri, üslûp.

AnlamDil özellikleriDivan şiiri+6
Mehmet Akın
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Hamdi Bey'in Medhal-i İnşâ adlı eseri (İnceleme-metin)

Bu çalışmanın konusu, Ahmed Hamdi Şirvânî'nin Medhal-i İnşâ isimli eserinin inceleme ve çeviri yazısından ibarettir. Çalışmada inşâ sanatının tanıtılması ve Medhal-i İnşâ adlı bu eserin tam bir çeviri yazısının yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri hariç iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde inşâ hakkında bilgiler verilerek onun Arap, Fars ve Türk edebiyatındaki seyri ortaya konulmuş, Ahmed Hamdi Şirvânî'nin hayatından bahsedilmiş ve eserleri kısaca tanıtılmıştır. Birinci bölümde Medhal-i İnşâ isimli eser şekil ve muhteva açısından incelenmiş, eserin içeriği günümüz Türkçesiyle özet olarak verilmiştir. Ahmed Hamdi Bey'in inşâ sanatıyla ilgili verdiği bilgiler ile mektup türlerinden bahsettiği paragraflar özellikle açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde transkripsiyon alfabesi ve eserin çeviri yazılı metni yer almaktadır. Sonuç bölümünde çalışmada elde edilen bilgi ve bulgular ortaya konmuştur. Kaynakça'da çalışmada yararlanılan ve atıfta bulunulan eserler tam künyeleri ile verilmiştir. Ek'te ise Hamdi Bey'in hayatı hakkında malumat edindiğimiz sicil kaydı ile Medhal-i İnşâ'nın tıpkıbasımı verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ahmed Hamdi Şirvânî, Medhal-i İnşâ, inşâ, resmi ve özel yazışma.

Ahmed Hamdi ŞirvaniArap edebiyatıBiyografi+6
Umut Canberk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bereketzâde İsmail Hakkı'nın Esrâr-ı Belâgat adlı eserinin cüz'-i evvel kısmı (İnceleme-metin)

Bu tez, Bereketzâde İsmail Hakkı'nın hayatı, eserleri ve Esrâr-ı Belâgat adlı eserinin Cüz'-i Evvel Kısmı'nın inceleme ve çeviriyazı çalışmasıdır. Tezimiz, giriş ve iki bölüm ve sonuç kısmından meydana gelmiştir. Giriş bölümünde, öncelikle "belâgat" terimi ve belâgatin tarihî gelişimi üzerinde durulmuştur. Ardından eserin yazarı olan Bereketzâde İsmail Hakkı'nın hayatı, eserleri konu edilmiştir. Birinci bölümde, Esrâr-ı Belâgat'in Cüz'-i Evvel bölümünün dil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuş, bunun yanında eser incelemesi de yapılmıştır. İkinci bölümde, eserin fihristi ve çeviriyazıda izlenen yöntem dile getirildikten sonra eserin çeviriyazılı metni verilmiştir. Ardından sonuç ve kaynakça başlıklarına yer verilmiştir. Tezin sonuna da eserin tıpkıbasımı konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Esrâr-ı Belâgat, Cüz'-i Evvel, belâgat, Bereketzâde İsmail Hakkı, çeviriyazı

BelagatBereketzade İsmail HakkıDilbilgisi+5
Fatih Göksoy
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
DoctorateOpen AccessTR

Fasîh Ahmed Dede Dîvânı bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğü

Bu tezde klasik Türk edebiyatı 17. yüzyıl şairlerinden Fasîh Ahmed Dede'nin Dîvânı, bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük olarak hazırlanmıştır. TEBDİZ (Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü) klasik Türk şiirine ait eserlerin anlam dünyasını ortaya koymak üzere, sözlük formatında hazırlanmış bir elektronik veri sistemidir. Divandaki manzumelerin sistemli ve düzenli olarak bağlamlı dizinlerinin hazırlanmasında bu sistem kullanılmıştır. Söz konusu sistem sayesinde elde edilen veriler ile Fasîh Divanı'nın değerlendirmesi yapılmıştır. Divanda yer alan manzumeler şekil ve türlerine göre, her manzumeye numara verilerek TEBDİZ sistemine yüklenmiştir. Kelime ve kelime gurupları ek ve kök ayrımına gidilerek dönemin kültürel, siyasi ve sosyal yaşantısına uygun olarak TEBDİZ veri girişi yöntemiyle anlamlandırılmıştır. Anlamlandırılan kelime ve kelime gurupları TEBDİZ sisteminde alfabetik olarak bağlamsal dizin haline getirilmiştir. Kelimenin temel anlamının yanı sıra bağlamsal anlamı da verilerek hazırlanan bu sözlük, metin tahlili çalışmalarından farklı olarak edebî metinlerin zenginliğini gözler önüne sermesi bakımından önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğün yanı sıra Fasîh Ahmed Dede'nin klasik Türk edebiyatındaki önemi, hayatı ve eserleri ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Bu çalışma ile şairin dil ve üslubunun yanı sıra, mana zenginliğindeki özgünlüğünün ortaya konması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fasîh Ahmed Dede, 17. yüzyıl, Fasîh Dîvânı, Bağlamsal Dizin, İşlevsel Sözlük

17. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+3
Gamze Ünsal Topçu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Şehr-Engîzler "Şehirler ve Güzeller"

Türk Edebiyatında Şehr-engîzler "Şehirler ve Güzeller" adlı bu doktora tezi, Klasik Türk şiirinde XVI. yüzyıldan XVIII. yüzyılın sonuna kadar yazılmış mevcut şehrengizlerden yola çıkarak şehrengiz türünün içerik ve anlam dünyasını kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada hem konu edilen şehirlerin sahip olduğu güzelliklerin nasıl tasvir edildiği hem de daha çok çarşı esnafından olan meslek sahibi kişilerin şehrengizlerde nasıl anlatıldığı, güzeller bağlamında mesleklerin nasıl icra edildiği, şehrengizlerde isim ile lakap kullanımı ve sosyal hayata ilişkin unsurlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Metin merkezli bir muhteva incelemesi olan çalışmamızda kavramının anlamı, türün özellikleri, Türk edebiyatındaki ilk şehrengiz örneğine dair tespitler ve diğer mevcut şehrengiz örnekleri, adına şehrengiz yazılan şehrin güzellikleri ve o şehrin güzellerinin tasviri olmak üzere şehrengizlerdeki muhtevaya bağlı unsurlar tüm yönleriyle incelenmiştir. Bu çalışmayla zamanın muayyen bir kesitinde yaşamış ve belli nitelikleriyle ön plana çıkmış şahsiyetlerin (güzellerin) dolayısıyla dönemin sosyo-kültürel hayatının klasik Türk şiirinin şehrengiz türüne nasıl yansıdığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

GüzelKentlerTürk edebiyatı+3
Derya Karaca
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rusçuklu M. Hayrî'nin belâgat'i inceleme- metin- terimler dizini

Belâgat, Kur'ân-ı Kerîm'i daha iyi anlamak, onun üstün özelliklerini ortaya koymak için Araplar tarafından geliştirilen bir ilimdir. Türkler, belâgatle ilgili eserleri önceleri Arapça kitaplardan okumuşlardır. Bu sahayla ilgili Türkçe ilk eserler 16. yüzyılda yazılmıştır. Bunlar daha çok medrese çizgisini takip eden eserlerdir ve sayıları fazla değildir. Tanzimat Dönemi'yle Osmanlı, Batı'nın etkisine girmiştir. Batı uygarlığının etkisi değişik alanlarda görüldüğü gibi dil alanında da kendisini göstermiştir. Dil alanında Batı uygarlığının etkisi ana hatlarıyla iki biçimde görülür: Batıdaki milliyetçilik akımının ve halka yönelmenin etkisiyle ana dile karşı duyarlılık artmıştır. Bundan dolayı bu dönemde Türkçe yazılan belâgat kitaplarının sayısında artış görülür. Bu kitaplardan biri de 1890'da Rusçuklu Mehmet Hayrî'nin yazdığı Belâgat isimli eserdir. M. Hayrî'nin Belâgat'ı lise düzeyindeki okullarda okutulmak üzere yazılmış ilk eserlerden olması bakımından önemlidir. Bu çalışmanın "Giriş" bölümünde belâgatin gelişim süreci ve retorikle ilişkisi üzerinde duruldu. 1. Bölümde Mehmet Hayrî Bey'in hayatı, ilmi ve edebi şahsiyeti, eserleri hakkında bilgi verildi. 2. Bölümde eser şekil ve içerik bakımından değerlendirildi. 3. Bölümde kitabın çevriyazısı verildi. Çalışmanın sonuna da Terimler Sözlüğü /Dizini, Mehmet Hayrî Bey'in sicil kaydı ve eserin Arap alfabeli metni eklendi Anahtar kelimler: Belâgat, Rusçuklu Mehmet Hayrî Bey, Belâgat Terimleri Sözlüğü.

BelagatRusçuklu Mehmet Hayri BeySözlük
Mehmet Akın
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanzâde Ahmed Tâib'in Münşeâtı (inceleme-metin)

Osmanzâde Ahmed Tâib'in hayatı, edebî kişiliği, eserleri ve özellikle Münşeât-ı Tâib adlı eseri bu çalışmanın konusu oldu. Yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eseri ana hatlarıyla anlatıldı. Münşeâtın tenkitli metni, içeriği, yapısı, dil ve üslûbu, daha kapsamlı bir şekilde ele alındı.

Osman Oğuz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Adanavî Hüseyin Âlî Efendi'nin Gurretü'l-asr fî-Tefsîri Sûreti'n-nasr adlı eseri (İnceleme-tenkitli metin)

Bu çalışma ile Adanavî Hüseyin Âlî Efendi'ye ait Gurretü'l-Asr fî-Tefsîri Sûreti'n-nasr adlı Nasr Sure'sinin tefsirinin tenkitli metninin oluşturulması ve incelenmesi amaçlanmıştır. Kaynaklarda Veysî'ye ait gösterilen eserin aslında Adanavî Hüseyin Âlî Efendi'ye ait olduğunun kesinlik kazanması ve eserin tenkitli metni oluşturularak incelenmesi önem arz etmektedir. Eserin yazımında dil bilgisi, lügat ve tefsir kitaplarından yararlanılmış, Kazerûnî, Zemahşeri, Beyzavî gibi ünlü şahsiyetlerin eserlerine sıkça başvurulmuştur. Bu, eserin bilimsel ve dini temellerinin sağlam olduğunu gösterir. Dilin başlangıçta ağır, ilerleyen bölümlerde ise daha sade olduğu görülür; bu da yazarın bilgi aktarmayı ön planda tuttuğunu gösterir. Girişte Türkçe etkisi azken, ilerleyen bölümlerde belirginleşir. Müellif, Arapça ve Farsça kelimeleri yaygın anlamlarında kullanarak eserin anlaşılabilirliğini artırmıştır. Giriş bölümünde uzun tamlamalar kullanılmış, daha sonra Türkçe bağlaçlar ve eklerle zenginleştirilmiştir. Bu dilsel çeşitlilik eserin derinliğini artırmıştır. Çalışma; giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, genel tanıtıcı bilgilerin yanı sıra müellifin hayatı ve eserleri, eserlerinin çalışılıp çalışılmadığına dair bilgiler detaylı bir şekilde ele alınmış ve Adanavî Hüseyin Âlî Efendi'in edebi kişiliği, eski Türk edebiyatında nesir ve eski Türk nesrinde tefsir konuları işlenmiştir. Birinci bölümde, eserin şekil özellikleri, içeriği, dil kullanımı ve üslubu gibi unsurlara daha yakından bakılmış, bu sayede dil ve üslûp özelliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. İkinci bölümde; nüshaların tavsifi, çevriyazıda izlenen yol, çevriyazı alfabesi ve metnin çevriyazısı başlıklarına yer verilmiştir. Sonuçta ise, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılarak Adanavî Hüseyin Âlî Efendi'in Gurretü'l-Asr isimli eserinin dil ve edebiyat açısından önemi gözler önüne serilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gurretü'l-Asr, Adanavî Hüseyin Âlî, İnceleme, Tefsir.

Yunus Korkusuz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında musammatlar (Bentlerden oluşan nazım biçimleri)

Musammat, her bendi en az üç mısradan müteşekkil nazım birimlerinin ortak adıdır. Bu çalışmada klasik Türk edebiyatında yazılan musammatlar incelendi. Bir nazım şeklinin tesmiyesi için gerekli olan en az üç bent kaidesiyle hareket edildi. Fakat tasmitlerin (zemin zamime ilişkisi olan nazım şekilleri terbi, tahmis, tesdis, tesbi, tesmin, tetsi, ta'şir… için) üçten az bentli olanları da değerlendirmeye dâhil edildi. Zira bu nazım şekillerinde şiirin kaç mısraya tamamlandığı esası, kabul edildi. Taştir, Terkib-bend ve Terci-bendi "Mısra Sayısı Değişen Musammatlar" başlığı altında ele alındı. Her ana başlık beş alt başlık altında değerlendirildi. Daha önce çalışılmış olan murabba, muhammes ve müseddes çalışmada detaya girilmeden bu nazım şekillerinin kısa değerlendirmeleri yapılıp genel dökümleri verilmekle yetinildi. Bu çalışmada, ulaşılabilen bütün divanlarda yer alan musammatlar tespit edilerek nazım şekilleri, şairleri, sayıları bakımından yüzyıllara göre tasnif edildi, şekil ve muhteva özellikleri açısından incelendi. Türk Edebiyatında Musammatlar adlı çalışma ile elde edilen musammat nazım şekilleri 10 ana başlıkta (Üç Mısralık Musammatlar, Dört Mısralık Musammatlar, Beş Mısralık Musammatlar, Altı Mısralık Musammatlar, Yedi Mısralık Musammatlar, Sekiz Mısralık Musammatlar, Dokuz Mısralık Musammatlar, On Mısralık Musammatlar, Bentleri On Mısradan Uzun Gazel Tipi Musammatlar, Mısra Sayısı Değişen Musammatlar) ve bu başlıklara bağlı 30 alt başlıkta (Müselles, Teslis, Murabba, Terbi, Muhammes, Tahmis, Tardiye, Müseddes, Tesdis, Müsebba, Tesbi, Müsemmen, Tesmin, Mütessa, Tetsi, Muaşşer, Ta'şir, Onbirli, Onbirleme, Onikili, Onikileme, Onüçlü, Ondörtlü, Onbeşli, Onaltılı, Yirmili, Yirmiikili, Taştir, Terkib-Bend, Terci-bend) ele alındı. Bu başlıkların her biri de beş alt başlıkta değerlendirildi: Birinci başlık altında kafiye çeşitleri incelenerek örnekler verildi. Farklı kafiye düzeninde yazılmış dikkate şayan musammatlar nazarlara sunuldu. İkinci başlıkta musammatlarda kullanılan bütün vezinler tasnif edilip en çok kullanılan vezinler tespit edildi. Musammatlarda en çok tercih edilen vezinlerin şiir örneklerine çalışmada yer verildi. Üçüncü başlıkta musammatların bent sayısı tespit edildi. Bu başlık altında en az üç bendi olan manzumeler değerlendirmeye alındı. Fakat asgari bent sayısı olan üç bent mevzusu tasmitlerde dikkate alınmayıp bu musammatlarda tamamlandığı mısra sayısı esas alındı. Bent sayısına göre musammatlar tasnif edildi. En çok musammatın kaç mısralık bentler halinde yazıldığı tespit edildi. Dördüncü başlık altında konu tespit edildi. Musammatlarda konu tespit edilirken hâkim konu esası dikkate alındı. Zira klasik Türk edebiyatında bir şiirde birden fazla konu ele alınabiliyor. Özellikle kaside, terci-bende ve terkib-bend gibi uzun şiirlerde tevhid ile Münacaat, içtimaî mevzularda yazılan manzumelerde eleştiri ile nasihat iç içe girmiştir. Bundan dolayı konu tespit edilirken hâkim konu esası nazara alındı. Konular tasnif edildikten sonra örnekler ile desteklendi. Bunun yanında mersiye ve methiyelerin kime yazıldıkları da belirtildi. Beşinci başlık altında musammatlarda mahlasın kullanılıp kullunılmadığı tespit edildi. Mahlaslı olan ve mahlaslı olmayan musammatlar tespit edildi. Mahlas kulanmama sebepleri irdelendi. Bu beş ana başlık dışında; farklı özellikleri ile dikkat çeken musammatlar, her nazım şekli için en çok musammat yazan şair ve yazdığı musammat sayısı, zamimeli şiirlerde zemin olarak en çok tercih edilen şair, en çok tercih edilen şiir vb. hususlar tespit edilerek dikkatlere sunuldu. Her yüzyılda yazılan musammatların genel dökümü, bent sayıları ile beraber verildi. Musammatı bulunan divan şairlerinin isim, doğum ve ölüm tarihleri ile doğdukları yerler tablo halinde verildi. Bunun yanı sıra musammat sayısı, yüzyıllara göre grafikler şeklinde de gösterildi.

Akif Yakışır
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nâbî divânı'nda 50-100. gazellerin beyân ilmi açısından incelenmesi (Teşbih-istiâre-kinâye-mecâz-ı mürsel)

Belâgat, bir duygu veya düşüncenin yerine ve zamanına göre açık ve anlaşılır şekilde ifade edilmesidir. Kur'an-ı Kerim'in daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla sarf edilen çabalar sonucunda sistemleşen bir ilim dalıdır. Belâgat, sonraki yüzyıllarda meânî, beyân ve bedî ilimlerini içine alan bir disiplin hâline gelmiştir. Bu çalışmada, duygu ve düşüncelerin farklı biçimlerde ifade edilmesini konu alan beyân ilmi üzerinde durulmuştur. Beyân ilmi ise, kendi içerisinde teşbih, istiâre, kinâye ve mecâz-ı mürsel olmak üzere dört temel unsur çerçevesinde ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Bu çalışmada, 17. yüzyıl hikemî şiirinin önemli temsilcilerinden Nâbî'nin divânında yer alan 50 ile 100. gazeller arasındaki 51 gazel, beyân ilmi çerçevesinde incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Nâbî'nin söz konusu gazellerinde beyân ilmi kapsamında yer alan teşbih, istiâre, kinâye ve mecâz-ı mürsel gibi sanatları nasıl kullandığını; bu sanatları işlerken hangi hususlara öncelik verdiğini; en çok hangi sanata yer verdiğini ve bu sanatları hangi temalar etrafında işlediğini ortaya koymaktır. Nâbî'nin divânında toplam 888 gazel bulunmasına rağmen, bu çalışmada derinlemesine bir analiz yapılabilmesi amacıyla yalnızca 51 gazel incelenmiştir. Edebî sanatların oldukça geniş bir alanı kapsaması nedeniyle, inceleme beyân ilmi çerçevesiyle sınırlandırılmış; yalnızca bu ilme dâhil olan sanatlar esas alınarak kapsam daraltılmıştır. Bu tercih, çalışmanın bütünlük ve derinlik açısından daha nitelikli olmasına olanak sağlamıştır. Çalışmanın temelini oluşturan analizlere geçilmeden önce belâgat ve özellikle beyân ilmi hakkında kuramsal bir çerçeve sunulmuştur. Ardından, Nâbî'nin divânında yer alan 51 gazel taranmış ve teşbih, istiâre, kinâye, mecâz-ı mürsel sanatlarını barındıran beyitler tespit edilerek tasnif edilmiş ve her bir edebî sanat türü ayrı bir bölüm başlığı altında detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde teşbih, ikinci bölümünde istiâre, üçüncü bölümünde kinâye ve dördüncü bölümünde ise mecâz-ı mürsel sanatı yer almaktadır. Çalışmanın her bir bölümünde ele alınan edebî sanatlar hakkında bilgi verilmiş ve bu sanatlar alt başlıklara ayrılarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Daha sonra bu başlıklar altına örnek beyitler verilerek diliçi çevirisi yapılmış; her bir beyit, içerdiği edebî sanatlar bağlamında yorumlanmıştır. Her edebî sanata ayrılan bölümün sonunda o sanata dair örnek beyitler hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada incelenen beyitler içerisinde en çok mücmel-i müekked (beliğ), kinâye, temsilî teşbih ve kapalı istiâre sanatları tespit edilmiştir. Edebî sanatlar içerisinde, teşbih kapsamında değerlendirilen sanatların diğer sanatlara oranla daha fazla kullanıldığı gözlemlenmiştir. Şair, beyitlerinde didaktik bir yaklaşım sergileyerek hikmetli anlatımlara geniş biçimde yer vermiş; aynı zamanda 17. yüzyıl Osmanlı toplumunda gözlemlenen sosyal problemleri zarif bir üslupla eleştirerek, bu olumsuzluklardan kurtuluş yollarına dair yönlendirici tavsiyelerde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Nâbî divânı, beyân, teşbih, istiâre, kinâye, mecâz-ı mürsel.

Fatma Örs
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors