Theses supervised by Prof. Dr. Yurdagül Yağmur
14 theses · İnönü University
Menopoz dönemindeki kadınların sezgisel yeme ve depresyon düzeyi arasındaki ilişki
Amaç: Araştırma, menopoz dönemindeki kadınların sezgisel yeme ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Metaryal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki araştırma Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini menopoz dönemindeki 382 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Sezgisel Yeme ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Veriler sayı, yüzdelik dağılım, ortalama, minimum ve maksimum değerler, standart sapma, t testi, Tukey Post Hoc, Tamhane's T2 Testi, Levene Testi ile birlikte ANOVA Varyans, Pearson Korelasyon, Lineer ve Lojistik Regresyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların yaş, eğitim ve gelir durumu, menopoza girme süresi, menopozu algılama biçimi ve olumlu algılama nedeni, atlanılan öğün, vücut tipini algılama ve kilosunu değerlendirme durumuna göre BDÖ toplam puanlarının anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir (p<0.05). Araştırmada yaş, gelir durumu, menopoza girme süresi, öğün sayısı, üzüntülü/yorgun olma durumunda yeme alışkanlığı, yeme şekli, vücut tipini algılama ve kilosunu değerlendirme durumuna göre SYÖ-2 toplam puanlarının anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05) tespit edilmiştir. Menopoz dönemi kadınların BDÖ toplam puan ortalaması ile SYÖ-2 toplam puan ortalaması arasındaki korelasyon değeri negatif yönde anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Araştırmada menopoz dönemindeki kadınların depresyon düzeyinin artmasının, sezgisel yeme davranışlarını azalttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Menopoz, Kadın, Sezgisel Yeme, Depresyon Düzeyi
Menopozal kadınlarda terapötik dokunma ve müzik dinletisinin uyku kalitesi, menopozal semptomlar ve yaşam kalitesine etkisi
Amaç: Menopozal kadınlarda terapötik dokunma ve müzik dinletisinin uyku kalitesi, menopozal semptomlar ve yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma ön test son test kontrol gruplu deneysel modelde gerçekleştirilmiştir. Çalışma terapötik dokunma (TD), müzik dinletisi ve kontrol gruplarındaki toplam 108 menopozal kadın ile tamamlanmıştır. Veriler, Katılımcı Tanıtım Formu, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği (MSDÖ) ve Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) kullanılarak toplanmıştır. Terapötik dokunma grubuna dört hafta boyunca hafta bir kez TD uygulanmış, müzik dinletisi grubuna ise dört hafta boyunca her gün uyuma saati öncesi 30 dakika müzik dinlemeleri istenmiştir. Son test verileri girişimler tamamlandıktan bir ay sonra toplanmıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare, Fisher Exact Test, tek Yönlü ANOVA, ilişkili örneklemler için t-testi, Cohen d ve Eta Kare kullanılmıştır. Bulgular: Gruplar arası karşılaştırmada; PUKİ, MSDÖ ve MÖYKÖ son test puanlarında kontrol grubundan kaynaklı anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Araştırmada TD ve müzik dinletisi grubundaki kadınların ön test son test karşılaştırmasında; PUKİ, MSDÖ ve MÖYKÖ puan ortalamalarında anlamlı düşüş olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Terapötik dokunma ve müzik dinletisinin uyku ve yaşam kalitesini artırdığı, menopozal semptomları azalttığı ancak TD'nin olumlu etkisinin müzik dinletisine göre daha fazla olduğu belirlenmiştir.
Gebelerin cinselliğe karşı tutumlarının incelenmesi
Amaç: Bu araştırma gebelerin cinselliğe karşı tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma Mardin ili Kızıltepe ilçesine bağlı 20 Aile Sağlığı Merkezi içinden kura yöntemiyle seçilen 4 Aile Sağlığı Merkezi'nde, 601 gebe ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu ve Gebelikte Cinselliğe Karşı Tutum Ölçeği (GCKTÖ) kullanılmıştır. Veriler sayı, yüzdelik dağılımı, ortalama, minimum ve maksimum değerler, standart sapma, bağımsız student t-testi, Oneway ANOVA testi, Tukey Post Hoc, Pearson korelasyon ve Çoklu Lojistik Regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Gebelerin GCKTÖ puan ortalaması 117.2±20.8 (min-max:47-163) bulunmuştur. Gebelerin %60.73'ünün gebelikte cinselliğe karşı tutumunun olumlu olduğu saptanmıştır. Araştırmada gebelerin eğitim düzeyi, çalışma durumu, yaşadığı yer, ekonomik durum, evlenme şekli, gebelik şekli, gebelikte cinsellikten kaçınma, evlilik süresi ve gebelik sayısı ile GCKTÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.001). Sonuç: Araştırmanın sonucunda, gebelerin çoğunluğunun cinselliğe karşı tutumlarının olumlu olduğu, olumsuz cinsellik tutumuna sahip gebelerin daha fazla cinsellikten kaçınma davranışı gösterdikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Cinsel Tutum, Gebelik, Kadın.
Algılanan sosyal desteğin doğum sonu konfora etkisi
Amaç: Araştırma, algılanan sosyal desteğin doğum sonu konfora etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki araştırma Sivas Numune Hastanesi Kadın Doğum Servisleri'nde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini doğum sonu dönemdeki 320 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Doğum Sonu Konfor Ölçeği kullanılmıştır. Veriler sayı, yüzdelik dağılım, ortalama, minimum ve maksimum değerler, standart sapma, t testi, One Way ANOVA, Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Tukey Post Hoc, Spearman Korelasyon, analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların ÇBASD düzeyi orta bulunmuştur. Kadınların evlenme yaşı, aile tipi, kendisinin ve eşin öğrenim düzeyi, çalışma ve gelir durumu, gebelik sayısı, gebelik takibi, son doğum haftası, doğum sonu destek alma durumu, yakınları ve arkadaşlarını ziyaret ederek ya da telefonla ulaşma durumu ile ÇBASDÖ toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Kadınların DSK düzeyi orta bulunmuştur. Kadınların evlenme yaşı, aile tipi, kendisinin ve eşin öğrenim düzeyi, kendisinin ve eşin çalışma ve gelir durumu, gebeliğin planlı olma durumu, gebelik takibi, son doğum haftası, doğum şekli, son doğumu kimin yaptırdığı, kadının doğumu değerlendirme durumu, doğum sonu destek alma durumu, yakınları ve arkadaşlarını ziyaret ederek ya da telefonla ulaşma durumu ile DSKÖ toplam puanları arasında anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Doğum sonu dönemdeki kadınların algıladıkları sosyal destekle doğum sonu konforları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Araştırmada doğum sonu dönemdeki kadınların algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça, doğum sonu konfor düzeyleri de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Doğum Sonu Dönem, Doğum Sonu Konfor
Gebelerde evlilik uyumunun prenatal emzirme öz yeterliğine etkisi
Gebelerde Evlilik Uyumunun Prenatal Emzirme Öz Yeterliğine Etkisi Amaç: Gebelerde evlilik uyumunun prenatal emzirme öz yeterliğine etkisini belirlemektir. Materyal Metot: Araştırma tamamlayıcı türde yapılmıştır. 28. Gebelik haftası ve üzerinde ki 319 gebe örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, EUÖ ve PEÖYÖ kullanılmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistik, bağımsız gruplarda t testi, One Way ANOVA, Kruskal Wallis, Mann Whitney U kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya alınan gebelerin yaş ortalaması 28.34±6.42 bulunmuştur.Gebelerin %70.8'inin evliliklerinde uyumlu olduğu, gebenin yaşı, eşi ve kendisinin öğrenim durumu, gelir durumu, evlilik süresi, gebelik, doğum ve yaşayan çocuk sayısı, gebeliğin planlı olma durumu, gebeliğin eş ilişkisini etkileme durumunun evlilik uyumunu etkilediği bulunmuştur (p<0.05). PEÖYÖ puan ortalaması 76.32±14.61'dir. Araştırmada gebelerin 25-31 yaş arasında, üniversite mezunu, çalışan, 1-5 yıl arası evli olan, eşi lise mezunu olan ve çalışan, daha önce doğum yapmayan, planlı gebelik yaşayan ve eşi ile olumlu ilişki içinde olan gebelerin PEÖY'nin yüksek olduğu saptanmıştır. Gebelerde evlilik uyumunun PEÖY'ni pozitif yönde etkilediği bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Evliliklerinde uyumlu olan gebelerin PEÖY yüksek bulunurken, uyumsuz olan gebelerin PEÖY'nin düşük olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Emzirme, Emzirme Öz Yeterliliği, Evlilik Uyumu, Gebelik.
Hemşirelerin infertiliteye yönelik tutumlarını ve yardımcı üreme tekniklerine yönelik görüşlerini etkileyen faktörler
Amaç: Araştırmanın amacı hemşirelerin infertiliteye yönelik tutumları ve yardımcı üreme tekniklerine yönelik görüşlerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Metaryal ve Metot: Araştırma kesitsel tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Turgut Özal Tıp Merkezinde çalışan toplam 485 hemşire oluşturdu. Verilerin toplanmasında anket formu ve İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği (İYTÖ) kullanıldı. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki kare testi, bağımsız gruplarda t testi ve one way anova testi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin %92.2'sinin tüp bebek tedavisini tercih edeceği, %74.4'ünün sperm dondurulmasını uygun bulduğu, %70.3'ünün oositlerin dondurulmasını uygun bulduğu, %5.4'ünün taşıyıcı anneliği kabul edebileceği bulundu. Cinsiyet ile tüp bebek tedavisine yönelik görüşler arasında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Medeni durum ve çocuk sahibi olma durumu ile taşıyıcı anneliğe yönelik görüş arasında anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum ve çocuk sahibi olma durumu ile İYTÖ puanları arasında anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Hemşirelerin çalışma yılı infertiliteye yönelik tutumlarını etkilememektedir (p>0.05). Sonuç: Kadınların tüp bebek tedavisini tercih etme oranı erkeklerden yüksekti. Bekar olanların ve çocuğu olmayanların sperm ve oositlerin dondurulmasını uygun bulma oranları daha yüksekti. Bekar olanların ve çocuğu olmayanların oosit bağışıyla ve taşıyıcı annelikle çocuk sahibi olmayı isteme oranları daha yüksekti. 35 yaş altındakilerin, kadınların, üniversite ve üzeri mezunların, bekar olanların, çocuğu olmayanların infertiliteye yönelik tutumları daha olumluydu. Anahtar Kelimeler: Hemşireler, infertilite, yardımcı üreme teknikleri.
Dismenore sıklığı ve dismenorenin yaşam kalitesine etkisi
Amaç: Araştırma dismenore sıklığını ve dismenorenin yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve metod: Bu araştırma Adıyaman il merkezindeki 4, 6 ve 7 nolu Aile Sağlığı Merkezinde kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adıyaman il merkezinde yaşayan, 20-34 yaş arası tüm kadınlar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise küme örnekleme yöntemiyle seçilen 4, 6 ve 7 nolu Aile Sağlığı Merkezlerinde yaşayan 614 kadın oluşturmuştur. Araştırma verileri Anket Formu, Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Form (SF-36) ve Vizuel Analog Skalası (VAS) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, ANOVA ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. İstatistik anlamlılık düzeyi olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınlarda dismenore prevelensı %76.5 olarak belirlenmiştir. Kadınların %79.3'ünün düzenli adet gördüğü, %73.8'inin adetinin1-6 gün arasında devam ettiği, %45.6'sının adet sırasında ara sıra ağrı yaşadığı ve %36.2'sinin orta şiddette ağrı yaşadığı saptanmıştır. Dismenoresi olan kadınlarda fiziksel alan toplam puan ortalamasının 52.14±13.73 olduğu, zihinsel alan toplam puan ortalamasının ise 58.37±17.03 olduğu belirlenmiştir. Dismenoresi olmayan kadınlarda fiziksel alan toplam puan ortalamasının 61.07±15.21 olduğu, zihinsel alan toplam puan ortalamasının ise 71.41±18.21 olduğu belirlenmiştir. Kadınların adet süresi, dismenore sıklığı, ağrı şiddeti ve ağrının süresi ile fiziksel ve zihinsel yaşam kaliteleri arasında anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Sonuç: Dismenoresi olan kadınların yaşam kalitesi, dismenoresi olmayan kadınlara göre daha düşük bulunmuştur. Daha uzun süre adet görenlerde, daha sık dismenore yaşayan ve daha şiddetli ağrı deneyimleyen kadınlarda yaşam kalitesi azalmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda dismenore, kadınlarda yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yaygın bir sağlık problemidir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Dismenore, SF-36, Yaşam kalitesi
Menopozal kadınlara uygulanan motivasyonel görüşmenin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına ve yaşam kalitesine etkisi
Amaç: Bu araştırma, menopozal kadınlara uygulanan motivasyonel görüşmenin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metod: Araştırma randomize kontrollü deneysel araştırma modelinde yürütüldü. Araştırma öncesinde yapılan güç analizi sonucunda araştırma 68 deney, 68 kontrol olmak üzere toplamda 136 kadın ile yürütüldü. Araştırma verileri Ocak-Haziran 2019 tarihleri arasında toplandı ve verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Bilgi Formu, SYBDÖ II ve MÖYKÖ kullanıldı. Deney grubundaki kadınlara araştırmacı tarafından ASM'lerde 6 oturumluk MG uygulaması ve 2 defa izlem görüşmesi yapıldı. Kontrol grubundaki kadınlara herhangi bir girişim uygulanmadı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki-kare, Bonferroni testi, bağımsız gruplarda t testi, ve tekrarlı ölçümlerde ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Deney grubu kadınlarda SYBDÖ-II; sağlık sorumluluğu, beslenme, manevi gelişim, kişiler arası ilişkiler, stres yönetimi alt boyutları ve ölçek toplam puanlarında ön test, ara test ve son test grupları arasında istatistiksel olarak önemli fark olduğu ve puan ortalamalarının olumlu yönde artış gösterdiği saptandı (p<0.001). Deney grubu kadınların MÖYKÖ; vazomotor, psikososyal, fiziksel ve cinsel alan alt boyutları ön test, ara test ve son test grupları arasında istatistiksel olarak önemli fark olduğu saptandı (p<0.05). Ayrıca deney ve kontrol grubundaki kadınların son test SYBDÖ-II puan ortalamalarının tüm alt boyutlar ve ölçek toplam puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0.05). Deney ve kontrol grubundaki kadınların son test MÖYKÖ vazomotor, psikososyal, fiziksel ve cinsel alan puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Menopozal dönemdeki kadınlara uygulanan MG'nin, kadınların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını ve menopoza özgü yaşam kalitelerini arttırmada etkili olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Menopoz, hemşirelik, motivasyonel görüşme, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği, menopoza özgü yaşam kalitesi ölçeği.
Sıcak su ayak banyosunun sezaryen sonrası gaz çıkışı ve ağrıya etkisi
Amaç: Bu araştırma; sıcak su ayak banyosunun sezaryen sonrası kadınlarda gaz çıkışı ve ağrıya etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metod: Deneysel tipteki araştırma özel bir hastanede sezaryen ameliyatı olan kadınlarla Kasım 2018 – Mart 2020 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın evrenini; sezaryen doğum yapan kadınlar oluşturdu. Örnekleme 35 deney grubu, 35 kontrol grubu olmak üzere toplam 70 kadın alındı. Deney grubuna ameliyattan 3 saat sonra 30 dakika sıcak su ayak banyosu uygulandı. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Sayısal Ağrı Ölçeği, Sezaryen Ameliyatı Sonrası Deney ve Kontrol Grubu Hasta Takip Formu ile toplandı. Veriler sayı, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, tekrarlı ANOVA, bağımsız gruplar t testi ve Kikare testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Deney ve kontrol grubundaki kadınların girişim öncesi ve girişim sonrası 1., 2. ve 3. ölçümlerde ağrı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). Deney grubundaki kadınların ağrı düzeyleri daha düşük bulundu. Deney ve kontrol grubu kadınların gaz çıkarma süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05), ancak deney grubundaki kadınların gaz çıkarma sürelerinin daha kısa olduğu saptandı. Sonuç: Sezaryen ameliyatı geçiren kadınlarda sıcak su ayak banyosu uygulamasının ağrı düzeyini önemli derecede azalttığı ancak gaz çıkış süresini etkilemediği bulundu. Anahtar Kelimeler: Sezaryen, Ağrı, Gaz Çıkışı, Hemşirelik, Sıcak Su Ayak Banyosu.
Prolapsus evrelerinin yaşam kalitesine etkisinin belirlenmesi
Amaç: Araştırma prolapsus evrelerinin yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Metaryal ve Metot: Kesitsel tipteki araştırma Turgut Özal Tıp Merkezi Ürojinekoloji Polikliniğinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ürogenital prolapsus tanısı alan 120 kadın oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında anket formu, Pelvik Organ Prolapsus Semptom Skoru ve Prolapsus Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Veriler sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t testi, one way anova ve tamhane's post hoc testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalamasının 53.69±1.22 olduğu, saptanmıştır. Araştırmada Prolapsus Yaşam Kalitesinin en çok etkilenen alanının genel sağlığa etki alanı olduğu bulunmuştur. Vajenden aşağı inen bir şey olduğu hissi en çok rahatsız eden semptom olarak saptanmıştır. Kadınların yaş, eğitim düzeyi, çalışma durumu ile Pelvik Organ Prolapsusu Semptom Skoru ve Prolapsus Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Araştırmada prolapsus evresi arttıkça Pelvik Organ Prolapsusu Semptom Skoru ve Prolapsus Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamalarının skorunun da istatiksel olarak arttığı saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Araştırmada prolapsus evresinin artmasının prolapsus semptomlarını artırdığı ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Prolapsus, kadın, evre, yaşam kalitesi
Abdominal histerektomi ameliyatı geçiren kadınlarda reiki ve sırt masajının ağrı üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma; açık abdominal histerektomi ameliyatı geçiren kadınlarda reiki ve sırt masajının ağrı, yaşam bulguları ve analjezik kullanımı üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla ön test- son test kontrol gruplu desende yapıldı. Materyal ve Metod: Araştırma Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Kliniklerinde Haziran 2017- Eylül 2018 tarihlerinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Diyarbakır il merkezinde bulunan 2 hastane oluşturdu. Örnekleme 34 reiki, 34 sırt masajı ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 102 abdominal histerektomi ameliyatı geçiren kadın alındı. Deney grubuna 20'şer dakika reiki veya sırt masajı uygulandı. Kontrol grubuna sadece standart ameliyat sonrası bakım verilerek veri toplama formları uygulandı. Veriler anket formu, sayısal ağrı değerlendirme ölçeği ve yaşamsal bulgular formu ile toplandı. Veriler sayı, yüzde, aritmetik ortalama (ort), standart sapma (SS), ki kare testi, bağımlı ve bağımsız gruplarda t-testi, ve Anova testi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Reiki grubundaki kadınların, sırt masajı ve kontrol gruplarına göre ağrı şiddeti ve analjezik kullanımı açısından istatiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). İşlem öncesi ve sonrası nabız ve solunum hızı, sistolik ve diyastolik kan basıncı değerlerinde reiki grubunda azalma yönünde anlamlı fark bulunurken (p<0.05) sırt masajı ve kontrol gruplarında ise artış yönünde anlamlı fark bulundu (p<0.05) . Sonuç: Abdominal histerektomi ameliyatı geçiren kadınlarda reiki uygulaması sonrası ağrı düzeyi azaldı. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Hemşirelik, Histerektomi, Reiki, Sırt masajı.
Meme kanserli kadınlarda cinsel işlevin tüm yönleriyle değerlendirilmesi: "Entegre Cinsel İşlev Ölçeği"nin geçerlilik ve güvenirlilik çalışması
Amaç: Meme kanserli kadınlarda cinsel işlevi değerlendirmek için geliştirilen ECİÖ'nün Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini belirlemektir. Materyal ve Metot: Bu araştırmaya, meme kanseri tedavisi sonrasında kontrol veya ayaktan tedavi amacıyla Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Onkoloji Hastanesi Tıbbi Onkoloji Poliklinikleri'ne başvuran, kadınlar dahil edilmiştir. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Geçmiş Tıbbi Öykü Formu" ve ECİÖ alt bölümleri olan MRÖKL, ÖSMRÖ ve MKK-KCİÖ uygulanmıştır. İstatistiksel analizlerde Kolmogorov-Smirnov, AFA, DFA, güvenirlik ve test-tekrar test analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada, ölçme araçlarının kapsam geçerlik düzeylerini belirlemek amacıyla dil ve alan uzman görüşlerinden yararlanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda KGİ'leri; MRÖKL için 0.983, ÖSMRÖ için 0.900 ve MKK- KCİÖ için 0.993 olarak belirlenmiştir. Alt ölçeklere ait KMO ve Bartlett küresellik testleri anlamlı bulunmuştur. Cronbach α değerleri yüksek güvenirlikte elde edilmiştir. Test- tekrar test güvenirliği mükemmel sınırlarda bulunmuştur. DFA sonucunda her bir ölçek için uyum indeksleri kabul edilebilir ve iyi düzeydedir. Türkçe uyarlama sonucunda MRÖKL ve ÖSMRÖ ölçeklerinde tek faktör altında 6 madde, MKK- KCİÖ'de ise "cinsel istek" ve "cinsel yanıt" olmak üzere iki faktör altında 12 madde elde edilmiştir. Sonuç: ECİÖ, Türk toplumundaki meme kanserli kadınlarda cinsel işlevin değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Anahtar Kelimeler: Cinsel İşlev, Geçerlik ve Güvenirlik, Meme Kanseri, Ölçek
Gebelere uygulanan haptonomi ve bilinçli farkındalığın prenatal emzirme özyeterliği ve bebek beslenmesi tutumuna etkisi
Amaç: Bu araştırma, haptonomi ve bilinçli farkındalığın, gebe kadınların prenatal emzirme öz yeterliliği ve bebek beslenmesi tutumu üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve metot: Araştırma, randomize kontrollü bir deneysel çalışma olarak gerçekleştirildi. Örneklem, bilinçli farkındalık, haptonomi ve kontrol grubu olmak üzere toplam 120 gebe kadından oluştu. Bilinçli farkındalık ve haptonomi gruplarına, 20–32. gebelik haftaları arasında dört hafta boyunca sekiz görüşme uygulandı. Çalışma, her üç grupta da öntest, sontest ve izlem test aşamalarından oluştu; ölçümler gebe bilgi formu, prenatal emzirme özyeterlilik ölçeği (PEYÖ) ve bebek beslenmesi tutum ölçeği (BBTÖ) kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Grup içi karşılaştırmada, deney gruplarındaki kadınların PEYÖ ve BBTÖ puanlarında, kontrol grubuna kıyasla öntestten sonteste ve izlem testine kadar uzanan süreçte artış gösterdiği saptandı(p<0.001). Kadınların PEYÖ puanları sırasıyla ön test, son test, izlem testte, haptonomi grubunda 76.62±10.73, 86.75±6.09 ve 87.47±6.12; bilinçli farkındalık grubunda 69.10±11.65, 85.35±3.27 ve 87.62±4.30 olarak saptandı. Kadınların BBTÖ puanları sırasıyla ön test, son test, izlem testte haptonomi grubunda 69.10±11.65, 85.35±3.27 ve 87.62±4.30; bilinçli farkındalık grubunda 57.52±3.80, 77.02±2.04 ve 77.10±2.41 olarak belirlendi. Gruplar arası karşılaştırmada deney grubunun kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek puanlara sahip olduğu belirlenmiş olup (p<0.001), BBTÖ açısından bilinçli farkındalık grubunun yüksek etki büyüklüğüne (η2=0.286) sahip olduğu belirlendi. Sonuç: Gebelik döneminde haptonomi ve bilinçli farkındalık uygulamaları kadınların PEYÖ ve BBTÖ puanlarını artırmada etkili bulundu. Bu bulgular, haptonomi ve bilinçli farkındalığın gebe eğitim programlarına entegre edilmesinin, emzirme özyeterliliğini ve bebek beslenmesi tutumlarını destekleyebileceğini ortaya koymaktadır.
Annelik kararsızlığı ölçeği'nin türkçe'ye uyarlaması ve bazı demografik-obstetrik değişkenler ile depresyonun annelik kararsızlığı üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma annelik kararsızlığı ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlaması ve bazı demografik-obstetrik değişkenler ile depresyonun annelik kararsızlığı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Metodolojik ve kesitsel tipte olan araştırmanın verileri Nisan 2023- Ağustos 2023 tarihleri arasında Osmaniye merkezinde yer alan dört Aile Sağlığı Merkezinden toplandı. Araştırmanın örneklemi, alınma kriterlerine uyan 300 gebe kadın ve 300 doğum sonu dönemde olan kadın olmak üzere toplamda 600 anneden oluştu. Verilerin toplama sürecinde Tanıtıcı bilgi formu, Annelik Kararsızlığı Ölçeği ve Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği kullanıldı. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 22 paket programları kullanıldı. Toplanan veriler tanımlayıcı istatistikler, geçerlilik ve güvenirliğe ilişkin analizler, fark analizleri, korelasyon ve multiple lineer regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Annelik kararsızlığı ölçeğinin 14 madde ve 3 alt boyuttan oluşan gebe ve doğum sonu dönemdeki anneler için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlendi. Annelik kararsızlığına kardeş sayısı, gebeliğin planlı olma durumu, en son kullanılan aile planlaması yöntemi, sosyal destek algısı ve depresyon ölçeği değişkenlerinin anlamlı düzeyde etkisi olduğu belirlendi (p<0.05; R2: 0.141). Sonuç: Annelik kararsızlığı ölçeği, Türk toplumundaki gebe ve doğum sonu dönemde olan anneler için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Annelik kararsızlığında birçok faktörün ve depresyonun etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Annelik kararsızlığı, gebe, doğum sonu, depresyon